,, ,

Destici’den Emekli İkramiyeleri İçin Net Hesap

Siyaset 15.05.2026 - 12:01, Güncelleme: 15.05.2026 - 12:01 114 kez okundu.
 

Destici’den Emekli İkramiyeleri İçin Net Hesap

Büyük Birlik Partisi yetkilisi, Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahminini yükseltmesinin ekonomik sıkıntıların sürdüğünü gösterdiğini belirterek, düşük gelirli kesimlerin ağır mağduriyet yaşadığını söyledi. Emekliler, asgari ücretliler, çiftçiler ve küçük esnafın yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında zor durumda olduğunu ifade eden açıklamada, emekli maaşları ile bayram ikramiyelerinin artırılması çağrısı yapıldı. Kurban Bayramı öncesinde emekli ikramiyesinin 10 bin liraya çıkarılması önerilerek bunun milyonlarca vatandaşa destek sağlayacağı vurgulandı.
Mustafa Destici, İstanbul il binamızda düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Sayın Genel Başkanımızın açıklamaları şu şekilde: "Bu pazar Ümraniye Haldun Alagaş Spor Salonu'nda 15. Olağan İstanbul İl Kongresi'ni gerçekleştireceğiz. Ben öncelikle İstanbul Kongremizin hem İstanbul'umuza hem Büyük Birlik Partisi camiamıza, ülkemize hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Başta kendi dava arkadaşlarım, kardeşlerim, camiamızın insanları olmak üzere bütün vatandaşlarımızı da, kalbinde, yüreğinde vatan, millet, din, devlet, ezan, bayrak sevgisi, birlik sevgisi taşıyan tüm kardeşlerimizi de bu kongremizde bizimle birlikte olmaya, kongre coşkumuzu birlikte yaşamaya davet ediyorum. İnşallah güzel bir kongre gerçekleştireceğiz. Ve en son ayın yirmisinde, çarşamba günü, 20 Mayıs'ta Sivas İl Kongremizle birlikte il kongreleri sürecini tamamlamış olacağız. Bu cuma günü, yani yarın, genel merkez binamızda gerçekleştireceğimiz Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantımızda büyük kurultay tarihimizi de, olağan kurultay tarihimizi de açıklayacağız ve inşallah büyük kurultayımızı da en kısa zamanda gerçekleştireceğiz. Ondan sonra da bütün enerjimizi vatandaşımızın önceliğine, milletimizin önceliğine, ülkemizin önceliğine vereceğiz ve bütün kadrolarımızla, yenilenen, güçlendirilen bütün kadrolarımızla birlikte, genel merkez, il, ilçe, belde teşkilatlarımızla birlikte sahada olacağız. Ve inşallah zaten milletimiz Büyük Birliği biliyor. Milletimiz Şehit Muhsin Yazıcıoğlu'nu tanıyor. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanını tanıyor. Ama biz projelerimizi, ne yapacağımızı, millete neyi vadettiğimizi, milletin beklentilerini nasıl karşılayacağımızı, temel problemlerini nasıl çözeceğimizi milletimize anlatacağız. Ve yapılacak ilk genel seçimlerde de hem oyumuzu çok yukarılara taşıyacak hem de inşallah hatırı sayılır, güçlü bir grupta da Mecliste yer almanın mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Şimdiden hem bugüne kadar yapılan il kongrelerimizin hem bu hafta sonu başta İstanbul, Sakarya olmak üzere gerçekleştirilecek il kongrelerimizin ve akabinde gerçekleştireceğimiz büyük kurultayımızın da camiamız, ülkemiz ve Türk-İslam dünyası için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Niye Türk-İslam dünyası diyorum? Çünkü Türk-İslam dünyasında da güçlü bir şekilde var olan, güçlü bir şekilde hatırı sayılan, güçlü bir şekilde özlenen ve beklenenidir Büyük Birlik Partisi ve Alperenler. Bunu Balkanlara gittiğimizde de görüyoruz. Kuzey Kıbrıs'a gittiğimizde de görüyoruz. Azerbaycan'a gittiğimizde de görüyoruz. İşte en son Özbekistan'daydık. Orada da görüyoruz. Ve buralarda bizim kadar yer alan başka bir siyasi parti de yok. Devlet görevlerini ayırıyorum ama kurumsal olarak parti kimliğiyle bizim kadar yer alan ya da ziyaret eden de yok. İşte Büyük Birlik Partisi'nin farkı bu. Büyük Birlik Partisi'nin kıymeti, değeri ve önemi bu.     ÇİFTÇİLER GÜNÜ VE ECZACILAR GÜNÜ Kıymetli kardeşlerim, bu vesileyle gündemdeki birkaç konuyla ilgili düşüncelerimizi de sizinle paylaşmak istiyorum. Dün genel merkezimizde geniş bir basın toplantısı gerçekleştirdik. Orada bazı konuları ifade ettim. Ama Türkiye'de gündem, biliyorsunuz, çok sıcak. Her gün yeni bir şey oluyor ya da yeni bir şey söyleniyor. Biz de bunları değerlendirmek mecburiyetindeyiz. Dün söyledim ama bir kere daha bugün hatırlatıyorum. Ya da bir kere daha dile getiriyorum. Bugün Dünya Çiftçiler Günü. Ben öncelikle tüm çiftçi kardeşlerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nü en kalbî duygularımla kutluyorum. Kendim de kısmen çiftçilik yapan birisi olarak çiftçilerimizin taleplerini, çiftçilerimizin beklentilerini çok iyi biliyorum. Her zaman çiftçimizin, üreticimizin yanında olduk. Bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz. Türkiye gittikçe tarım ürünlerinde, gıda ürünlerinde kendi kendine yetemeyecek pozisyona doğru gidiyor. Bu gidişatı durdurmalı, tam tersine çevirmeli ve kendi kendine yetmenin ötesinde, başta komşu ülkeleri olmak üzere dünyaya tarım ürünleri ihracatında en başta ülkelerden birisi olmasını biz temenni ediyoruz. Türkiye'nin bu potansiyeli var. Dolayısıyla da bu potansiyelin, evet bugün destekler var, hakkını vermek lazım ama bu desteklerin daha çok artırılması gerekiyor. Örneğin biz fındıkta dünyanın yüzde yetmiş beşini üretiyoruz. Ama fındık ekonomisinden bunun yüzde yirmi beşini dahi alamıyoruz. Yüzde yetmiş beşi üretiyoruz ama onun oluşturduğu total ekonomiden yüzde yirmi beşi dahi alamıyoruz. Onun için buralara ağırlık vermemiz gerekiyor. Çiftçilerimizin, özellikle bu savaşlarla birlikte artan maliyetler, akaryakıt maliyetleri, mazot maliyeti, gübrenin ham maddesi, kimyasal gübre fiyatları, ilaç fiyatları; bütün bunlarla ilgili çiftçilerimizin daha güçlü bir şekilde desteklenmesi gerektiğini ifade ediyorum. Çiftçilerimize minnettarız. Çünkü onlar olmasa ne sağlıklı süt içebiliriz ne sağlıklı gıda tüketebiliriz ne de köylerimiz böyle canlı kalabilir. Onun için tüm çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Günü'nü bir kez daha kutluyorum. Hepsine şahsım, camiam ve ülkemiz, milletimiz adına şükranlarımı sunuyorum. Bugün aynı zamanda Dünya Eczacılar Günü. Bu vesileyle tüm eczacılarımızın da Dünya Eczacılar Günü'nü bir kez daha tebrik ediyorum, kutluyorum. Onlar da önemli bir görev ifa ediyorlar. 24 saat nöbetçi uygulamasıyla vatandaşımıza hizmet veriyorlar. Onlara da şükranlarımızı ifade ediyorum. ENFLASYON, HAYAT PAHALILIĞI VE EKONOMİK KIRILGANLIK Kıymetli kardeşlerim, Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 15-21 bandından 26 bandına yükseltti. Bu ne demektir? Bu şu demektir: Enflasyon düşmüyor. Ya da çok milim milim düşüyor. O düşmeyince ne oluyor? Gıda fiyatı keşke enflasyon oranında kalsa. Onun çok daha üzerinde artıyor. İşte az önce bahsettik, akaryakıta gelen fiyatlar bir gün iniyor, bir gün çıkıyor. Mobil eşel sistemi. Bunlar bütün piyasayı olumsuz bir şekilde etkiliyor. Yani çünkü bizim ekonomimiz kırılgan. Bizim ekonomimizin kırılgan olmasının iki sebebi var. Birisi dış ticaretten oluşan cari açık, bir diğeri de bütçe açığı. Bir de bunun üzerine yüksek faiz eklenince tabii burada en çok mağduriyeti kim yaşıyor? Geliri düşük olan dezavantajlı kesimler yaşıyor. Bunlar kim? Bunlar tek maaşlı, düşük maaş alan, 20 bin lira maaş alan emeklilerimiz. Bunlar kim? Tek maaşlı, evde tek kişinin çalıştığı, evi kira olan asgari ücretlilerimiz. Kırsalda yaşayıp sadece 15-20 dönüm toprağı olan çiftçilerimiz. Şehirlerde yaşayıp kasabalarda, ilçelerde, kentlerde küçük küçük dükkânları olan esnaflarımız. Bunlar büyük sıkıntı yaşıyorlar. O zaman bizim gözetmemiz gereken de bunlar. Biz onun için Büyük Birlik Partisi olarak ısrarla, ısrarla konuşuyoruz. Diyoruz ki emeklilerimize 2023 Temmuz'unda yapılan haksızlık ortadan kaldırılsın. Üçte ikiydi çalışanla çalışmayanın dengesi. Bugün üçte bire düşmüş vaziyette. 11’e 7 bin 500 idi 2023 Ocağında, bugün 60’a 20. Bunu kabullenmek mümkün değil. Artı, bir de emekli ikramiyeleri. Buradan açıkça soruyoruz: Neden enflasyon oranında artırılmıyor? Enflasyon oranında artırılmış olsaydı bugün emekli ikramiyesinin 10 bin lira olması gerekiyordu. Hadi Ramazan ayında artırılmadı, 4 bin lira verildi. Şimdi önümüz Kurban. Yani en azından vatandaşımızın, emeklimizin kurban kesmesine yardımcı olacak. Yani kurban almasına. Bu parayla evet, kurban alınmaz, biz de biliyoruz. Ama en azından bir kısmını da üstüne kendisi koyarak kurbanını alıp evini şenlendirebilecek. Kaç lira yapıyor peki bu? 15 milyon emeklimize 6 bin lira artı verdiğimizde kaç lira yapıyor? 90 milyar yapıyor. 90 milyar ne? 2 milyar dolar. Yani 16 milyonu 3 ile çarpsanız bir aileyi. Hadi 2 ile çarpın. Evde bir kısmında da emekli var deyin. 32 milyon insanı sevindireceksiniz. Mutlu edeceksiniz. Ben onun için bunun bir kere daha düşünülmesini, bayram öncesi yapılacak son kabine toplantısında emekli ikramiyesinin 10 bin lira olarak açıklanmasını ve verilmesini teklif ettiğimizi, arzu ettiğimizi ifade ediyorum. Sebeplerini de buradan açıkladım. Hamaset yapmıyorum. Sebeplerini açıkladım. Enflasyona göre zaten olması gereken rakam buydu. Kurban Bayramı, kurban kesilecek. Dolayısıyla bunun verilmesini arzu ediyoruz. ASGARİ ÜCRETE ARA ZAM TALEBİ Bir diğer husus asgari ücretliyle ilgiliydi, biliyorsunuz. Yani temmuzda herkes zammını alacak ama asgari ücretli olduğu yerde sayacak. Yüzde 26 diyor, bak, Merkez Bankası enflasyon beklentisi. Değil mi? En azından bunun bir kısmı, yarısı ne yapılabilir? Altı aylık enflasyon farkı nasıl memurun maaşına zam olarak yansıyorsa, nasıl emeklinin maaşına zam olarak yansıyorsa, nasıl kamu işçisinin, belediye işçisinin maaşına zam olarak yansıyorsa asgari ücretlinin de maaşına zam olarak yansıtılmalıdır. AİLE YAPISI VE NÜFUS MESELESİ Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım; bizim ısrarla söylediğimiz ve üstünde durduğumuz bir konu neydi? Aile yapısı ve nüfus meselesi. 2025 yılında Türkiye'nin toplam nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi olarak açıklandı. Türkiye'deki genç nüfusun ve çocuk sayısının giderek aşağı düştüğünü biliyoruz. Bu konuda ısrarla üzerinde durduğumuz ve vurguladığımız bir konu. Onun için ailenin yıpratılmasına müsaade etmeyeceğiz. LGBT+ gibi sapkınlıklara asla taviz vermeyeceğiz. Evlilik dışı hayatı normalmiş gibi gösteren yayınlara, dizilere, programlara dur diyeceğiz. Evliliği ve çocuk sahibi olmayı hem özendireceğiz hem bunun bizim Türk kültürünün ve İslam inancının bir gereği olduğunu ifade edeceğiz. Aynı zamanda da bütün bunları yaparken aile kuranlara daha ciddi destekler vereceğiz. Çocuk parasını böyle komik rakamlardan çıkarıp ciddi rakamlara getireceğiz. Yani şimdi diyelim ki çalışan bir memur 60 bin lira maaş alıyor. Diyelim 3 bin lira da çocuk parası alıyor. Bu çok komik. Yani bu çocuk parasının, değil mi, en azından çocuk başına böyle bir 10 bin lira gibi rakam olması lazım ki dişe dokunur bir şey olsun. Bir faydası olsun. Yani buralarda düzenlemeler yapmak gerekiyor. Daha önce de söyledim. Aynısını zaten biliyorsunuz. Üç çocuk sahibi olan hanım kardeşlerimize düzenli maaş, annelere düzenli maaş ödenmesi, çalışan kadınlarımızın iş hayatının kolaylaştırılması... Bütün bunlarla biz çok açık yüreklilikle, kimsenin kınamasına aldırmadan düşüncelerimizi söyledik. Bundan sonra da söyleyeceğiz. Çünkü aile yoksa toplum olmaz, toplum yoksa millet olmaz, millet yoksa devlet olmaz, devlet yoksa da hiçbirimiz olmayız. Yani devletini kaybeden ülkelerin, insanların nasıl perişanlık çektiğini hepimiz biliyoruz. SAHİPSİZ SOKAK KÖPEKLERİ SORUNU Değerli kardeşlerim, kıymetli vatandaşlarım; en çok üzerinde durduğum konulardan birisi bu sahipsiz saldırgan sokak köpekleri. En son biliyorsunuz, Van'da bir çocuğumuzu parçalayarak öldürdüler. Küçücük, daha 5-6 yaşında bir çocuğumuzu. Şimdi önüme gelen notta, Hatay'da 7 yaşındaki çocuğa köpekler saldırdı. Hatay'da sokakta yürüdüğü esnada köpeklerin saldırısına maruz kalan 7 yaşındaki Yiğit Mert Kocagül ölümden döndü. Ya bizim çocuklarımız her gün bunu yaşamak zorunda mı? Kanun çıktı. Eğer bunu uygulamayan belediye varsa belediye başkanına kanunun gereği yapılsın. Kanunun gereği yapılsın. Ve bu köpekler artık toplansın. Yani her gittiğimiz yerde biz bunlarla karşılaşıyoruz. Sahipli olanlara zaten kimsenin bir şey söylediği yok. Biz sahipsiz olanlardan bahsediyoruz. Yani bir kere daha söylüyorum: Artık bir çocuğun daha köpek saldırısında hayatını kaybetmesine bizim tahammülümüz yok. İmkân varsa toplansın, barınağa götürürsün. Bakılsın, beslensin, mama verilsin. Onlara bir şey demiyoruz. Ama imkân yoksa, elbette ki başka çare yoksa uyutmamız gerekiyorsa da uyutacağız. Çünkü bizim için öncelikli olan çocuklarımızdır, insanımızdır, kadınlarımızdır, yaşlılarımızdır. TERÖR ÖRGÜTÜ UZANTILARINA TEPKİ Kıymetli kardeşlerim, bir başka husus... Yani ben gerçekten çok sinirliyim yani, içim dolu yani. Bunları biz kaldıramıyoruz. Neden bahsediyorum? Bu terör örgütünün uzantılarının ve siyasi bölücülerinin ağzından çıkan sözler, yaptıkları şımarıklıklar, hadsizlikler, pervasızlıklar, devlete meydan okumalar... Bunları sadece ben değil, bu asil ve necip Müslüman Türk milletinin, sadece bir Türk etnik kimlikten bahsetmiyorum, Kürdüyle, Türkmeniyle, Zazasıyla, Arabıyla, Boşnağıyla, Çerkeziyle, Alevi Sünnisiyle bu büyük Türk milletinin her bir ferdinden bahsediyorum. Bu hepimizin zoruna gidiyor. Yani bizim bunları kabullenmemiz mümkün değil. Yani birisi çıkacak, efendim, benim ülkemin bir bölgesini başka bir isimle tanımlayacak. Şimdi biz buna bir laf söylediğimizde efendim ben kabalık yapmışım. Ya benimki kabalık, öbürünkü bölücülük. Diyelim ki kabalık yaptım. Anadolu'da kullanılan bir tabiri söylemişim. Öbürü bölücülük yapıyor. Bölücülük yapana bir şey söylemiyorlar. Bazı böyle yazar, siyasetçi görünümlü, gizli terör seviciler var. Kardeşim, sen önce şu bölücüye bir cevap versene. Önce bölücüye bir cevap ver. Veren arkadaşlar da var. Onlara da teşekkür ediyorum. Yani bu sözlerin, Mardin'in eski Büyükşehir Belediye Başkanının sözlerinin direkt siyasi bölücülük olduğunu söyleyen, hem de daha önce bir dönem çözüm sürecinde belli noktalarda bulunmuş insanlar var. Kalemler var, yazarlar var, bunlar söylüyorlar. Sonra tepki gelince tabiri caizse geri vites takıyorlar. Tabiri caizse. Yok efendim, oranın, bölgenin tarihî ismiymiş de, işte yok Osmanlı'da böyleymiş de, yok Selçuklu'da şöyleymiş de, işi ta Etiler’e, Hititler’e, Asurlular’a oralara kadar götürüyorlar. Ya kardeşim, Romanya da benimdi. Bulgaristan da benimdi. Yunanistan benimdi. Cezayir benimdi. Tunus benimdi. Böyle tam 72 tane ülke var. Şimdi ben gitsem onların birisine, mesela gitsem Romanya'ya, "Burası benim eyaletimdi, boşaltın." desem, kim dinler? Ya da gitsem Yunanistan'a, "400 sene benim burada bayrağım dalgalandı, çık." desem... Böyle bir şey var mı ya? Bir de tarihte ya da Osmanlı'da o isimle anılan bölge Diyarbakır değil ki. Diyarbakır bir vilayet. Onun söylediği isimle anılan bölge başka bir yerde, daha ilerisinde. Şimdi ama şimdi gelmiş Diyarbakır'ı, Güneydoğu'yu, ta Sivas'a kadar hepsini buraya dahil edecek. Bu kadar arsız, bu kadar yalancı, bu kadar şımarık, bu kadar hainlik olmaz. Bunlara elbette biz de cevap vereceğiz. TÜRK BAYRAĞI, BİRLİK VE TAKIM KUTLAMALARI Yani dediği gibi birlikten, beraberlikten, kardeşlikten yana olsa, madem Diyarbakır Amedspor Kulübünün kutlamalarına, ikincilik kutlamasına katıldığında eğer gerçekten birlikten, beraberlikten yanaysa, bu devletin bir vatandaşı olmaktan onur duyuyorsa eline Türk bayrağı alıp gitseydi de ben de gidip onu tebrik etseydim. Ülkede belediye başkanı yapacaksın, milletvekili yapacaksın, efendim en zenginlerinden olacaksın, devletin bütün imkânlarını kullanarak, kaçak elektrik dâhil binlerce dönüm arazini ekeceksin, milyarlarca para kazanacaksın, ağa olacaksın, bey gibi yaşayacaksın, büyükşehir belediye başkanı olacaksın ama eline Türk bayrağı almayacaksın. Eline Türk bayrağı almayan, bunu reddeden benim hasmımdır kardeşim. Açık söylüyorum, açık söylüyorum. Ne Nevruz kutlamalarında ne o malum takımın kutlamalarında biz alanda bir tane Türk bayrağı gördük mü? İşte kongre yapıyor, dün de gösterdim. Bak, burada gündem var: saygı duruşu ama İstiklal Marşı yok. Kime saygı duruşu peki? Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya mı? Kurtuluş Savaşı kahramanlarına mı? Terör şehitlerimize mi? Hayır. Kime bu saygı duruşu? Kime? Bu saygı duruşu kime? Göreceğiz. Bu kongre olduğunda kime yaptıklarını göreceğiz bu saygı duruşunu. Teröristlere yapacaklar. Şimdi ha şöyle yaparlarsa: Amedspor, "Biz artık Türkiye'nin takımıyız. Bizim terör örgütüyle bir ilgimiz yok. Terörü lanetliyoruz. Ondan sonra biz diğer takımlar gibi Türk bayrağıyla çıkacağız sahaya. Efendim onunla sevineceğiz. Onunla birlikte Türkiye'yi temsil edeceğiz. Diyarbakır'ı temsil edeceğiz. Birlikten, kardeşlikten yanayız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığı, Türk milletinin birliği bizim de önceliğimizdir." derse, ellerine Türk bayraklarını alırlarsa, kongrelerini yaparlarsa amenna. Biz de deriz ki hayırlı olsun, tebrik eder, başarılar dileriz. Ya bizim tavsiyemiz de odur kendilerine, onu söylüyorum. Bizim tavsiyemiz de kendilerine odur. KAYYUM UYGULAMALARI VE TERÖRLE İLTİSAK TARTIŞMASI Kıymetli arkadaşlar, bakın her gün birisi bir şey yapıyor, pervasızlık yapıyor. Yine eş başkanlardan kadın olan açıklıyor, kayyum uygulamalarına tepki gösteriyor. Peki o kayyumlar niye atandı oraya, boşuna mı atandı? Terörle iltisaklı olduğu için, terör örgütüne yardım ettikleri için atandı. Kullandıkları dil tamamen Kürt kardeşlerimizi ve Kürt kimliğini istismar ediyor. Ve sanki hiç terör meselesi yok. Sadece bir etnik mesele var, bir Kürt meselesi var. Bunun üzerinden yürüyorlar. Sanki 40 bin kişi ölmedi. Sanki binlerce asker, polis şehit edilmedi. Öğretmen babasıyla birlikte öldürülmedi. Yani bombalar patlatılmadı. Sanki bunlar olmadı. Yani mesele sanki hiç terör yok, Kürt meselesi, tırnak içinde. Kürtler, her zaman söylüyoruz, burada da var. Bu salonda da onlarca Kürt var. Bizim kardeşimiz. Zaten devletimize de bizim tavsiyemiz, bir demokratikleşme, yeni bir şey, bir anayasa değişikliği, bir yasa değişikliği bunlar yapılacaksa PKK terör örgütüyle ya da onların talepleri üzerine yapılmış olmamalıdır. Devlet, vatandaşın talebini karşılamak için bunları yerine getirebilir. Öbür türlüsü terörü, teröristi meşrulaştırır ve onları o bölgede özellikle yaşayan halk nezdinde de daha güçlü kılar. Onun için buna da dikkat etmemiz gerektiğini ifade ediyorum. Devam ediyor kadın eş başkanı: "Tüm tutuklu seçilmişler derhâl serbest bırakılmalı." Şimdi kim bu tutuklular, niye tutuklanmışlar? O zaman bütün hapishaneleri boşaltalım. Tüm tutuklular serbest bırakılsın. Bu ülkede en ağır suç terör suçu değil mi? Herkese infaz var, terör suçlarına yok. Ama bu diyor ki terör suçluları bırakılsın, diyor. Yani adi suçlular hapiste kalsın, terör suçluları bırakılsın, diyor. Kabul edilemez bunlar. Yani bunların talepleri ve sözleri kabul edilemezdir. KONGRE DAVETİ Kıymetli arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım; bu duygu ve düşüncelerle sizleri bir kere daha sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Bu hafta sonu gerçekleştireceğimiz, başta İstanbul İl Kongremiz olmak üzere diğer illerde yapacağımız kongrelerin de, Sakarya'da, diğer yerlerde, Kayseri'de, Batman'da, diğer yerlerde yapacağımız kongrelerin de camiamıza, partimize hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Bir kere daha İstanbullu kardeşlerimizi 17 Mayıs 2026 saat 13.00'te gerçekleştireceğimiz, Ümraniye Haldun Alagaş Spor Salonu'nda gerçekleştireceğimiz 15. İstanbul Olağan İl Kongremize davet ediyor, kongremizin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun.
Büyük Birlik Partisi yetkilisi, Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahminini yükseltmesinin ekonomik sıkıntıların sürdüğünü gösterdiğini belirterek, düşük gelirli kesimlerin ağır mağduriyet yaşadığını söyledi. Emekliler, asgari ücretliler, çiftçiler ve küçük esnafın yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında zor durumda olduğunu ifade eden açıklamada, emekli maaşları ile bayram ikramiyelerinin artırılması çağrısı yapıldı. Kurban Bayramı öncesinde emekli ikramiyesinin 10 bin liraya çıkarılması önerilerek bunun milyonlarca vatandaşa destek sağlayacağı vurgulandı.

Mustafa Destici, İstanbul il binamızda düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Sayın Genel Başkanımızın açıklamaları şu şekilde:

"Bu pazar Ümraniye Haldun Alagaş Spor Salonu'nda 15. Olağan İstanbul İl Kongresi'ni gerçekleştireceğiz. Ben öncelikle İstanbul Kongremizin hem İstanbul'umuza hem Büyük Birlik Partisi camiamıza, ülkemize hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Başta kendi dava arkadaşlarım, kardeşlerim, camiamızın insanları olmak üzere bütün vatandaşlarımızı da, kalbinde, yüreğinde vatan, millet, din, devlet, ezan, bayrak sevgisi, birlik sevgisi taşıyan tüm kardeşlerimizi de bu kongremizde bizimle birlikte olmaya, kongre coşkumuzu birlikte yaşamaya davet ediyorum. İnşallah güzel bir kongre gerçekleştireceğiz.

Ve en son ayın yirmisinde, çarşamba günü, 20 Mayıs'ta Sivas İl Kongremizle birlikte il kongreleri sürecini tamamlamış olacağız. Bu cuma günü, yani yarın, genel merkez binamızda gerçekleştireceğimiz Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantımızda büyük kurultay tarihimizi de, olağan kurultay tarihimizi de açıklayacağız ve inşallah büyük kurultayımızı da en kısa zamanda gerçekleştireceğiz. Ondan sonra da bütün enerjimizi vatandaşımızın önceliğine, milletimizin önceliğine, ülkemizin önceliğine vereceğiz ve bütün kadrolarımızla, yenilenen, güçlendirilen bütün kadrolarımızla birlikte, genel merkez, il, ilçe, belde teşkilatlarımızla birlikte sahada olacağız.

Ve inşallah zaten milletimiz Büyük Birliği biliyor. Milletimiz Şehit Muhsin Yazıcıoğlu'nu tanıyor. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanını tanıyor. Ama biz projelerimizi, ne yapacağımızı, millete neyi vadettiğimizi, milletin beklentilerini nasıl karşılayacağımızı, temel problemlerini nasıl çözeceğimizi milletimize anlatacağız. Ve yapılacak ilk genel seçimlerde de hem oyumuzu çok yukarılara taşıyacak hem de inşallah hatırı sayılır, güçlü bir grupta da Mecliste yer almanın mücadelesini hep birlikte vereceğiz.

Şimdiden hem bugüne kadar yapılan il kongrelerimizin hem bu hafta sonu başta İstanbul, Sakarya olmak üzere gerçekleştirilecek il kongrelerimizin ve akabinde gerçekleştireceğimiz büyük kurultayımızın da camiamız, ülkemiz ve Türk-İslam dünyası için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Niye Türk-İslam dünyası diyorum? Çünkü Türk-İslam dünyasında da güçlü bir şekilde var olan, güçlü bir şekilde hatırı sayılan, güçlü bir şekilde özlenen ve beklenenidir Büyük Birlik Partisi ve Alperenler. Bunu Balkanlara gittiğimizde de görüyoruz. Kuzey Kıbrıs'a gittiğimizde de görüyoruz. Azerbaycan'a gittiğimizde de görüyoruz. İşte en son Özbekistan'daydık. Orada da görüyoruz. Ve buralarda bizim kadar yer alan başka bir siyasi parti de yok. Devlet görevlerini ayırıyorum ama kurumsal olarak parti kimliğiyle bizim kadar yer alan ya da ziyaret eden de yok. İşte Büyük Birlik Partisi'nin farkı bu. Büyük Birlik Partisi'nin kıymeti, değeri ve önemi bu.

 

Sayın Destici’den Özbekistan’da ''Dilde, Fikirde, İşte Birlik'' vurgusu

 

ÇİFTÇİLER GÜNÜ VE ECZACILAR GÜNÜ

Kıymetli kardeşlerim, bu vesileyle gündemdeki birkaç konuyla ilgili düşüncelerimizi de sizinle paylaşmak istiyorum. Dün genel merkezimizde geniş bir basın toplantısı gerçekleştirdik. Orada bazı konuları ifade ettim. Ama Türkiye'de gündem, biliyorsunuz, çok sıcak. Her gün yeni bir şey oluyor ya da yeni bir şey söyleniyor. Biz de bunları değerlendirmek mecburiyetindeyiz. Dün söyledim ama bir kere daha bugün hatırlatıyorum. Ya da bir kere daha dile getiriyorum.

Bugün Dünya Çiftçiler Günü. Ben öncelikle tüm çiftçi kardeşlerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nü en kalbî duygularımla kutluyorum. Kendim de kısmen çiftçilik yapan birisi olarak çiftçilerimizin taleplerini, çiftçilerimizin beklentilerini çok iyi biliyorum. Her zaman çiftçimizin, üreticimizin yanında olduk. Bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz. Türkiye gittikçe tarım ürünlerinde, gıda ürünlerinde kendi kendine yetemeyecek pozisyona doğru gidiyor. Bu gidişatı durdurmalı, tam tersine çevirmeli ve kendi kendine yetmenin ötesinde, başta komşu ülkeleri olmak üzere dünyaya tarım ürünleri ihracatında en başta ülkelerden birisi olmasını biz temenni ediyoruz. Türkiye'nin bu potansiyeli var. Dolayısıyla da bu potansiyelin, evet bugün destekler var, hakkını vermek lazım ama bu desteklerin daha çok artırılması gerekiyor.

Örneğin biz fındıkta dünyanın yüzde yetmiş beşini üretiyoruz. Ama fındık ekonomisinden bunun yüzde yirmi beşini dahi alamıyoruz. Yüzde yetmiş beşi üretiyoruz ama onun oluşturduğu total ekonomiden yüzde yirmi beşi dahi alamıyoruz. Onun için buralara ağırlık vermemiz gerekiyor. Çiftçilerimizin, özellikle bu savaşlarla birlikte artan maliyetler, akaryakıt maliyetleri, mazot maliyeti, gübrenin ham maddesi, kimyasal gübre fiyatları, ilaç fiyatları; bütün bunlarla ilgili çiftçilerimizin daha güçlü bir şekilde desteklenmesi gerektiğini ifade ediyorum. Çiftçilerimize minnettarız. Çünkü onlar olmasa ne sağlıklı süt içebiliriz ne sağlıklı gıda tüketebiliriz ne de köylerimiz böyle canlı kalabilir. Onun için tüm çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Günü'nü bir kez daha kutluyorum. Hepsine şahsım, camiam ve ülkemiz, milletimiz adına şükranlarımı sunuyorum.

Bugün aynı zamanda Dünya Eczacılar Günü. Bu vesileyle tüm eczacılarımızın da Dünya Eczacılar Günü'nü bir kez daha tebrik ediyorum, kutluyorum. Onlar da önemli bir görev ifa ediyorlar. 24 saat nöbetçi uygulamasıyla vatandaşımıza hizmet veriyorlar. Onlara da şükranlarımızı ifade ediyorum.

ENFLASYON, HAYAT PAHALILIĞI VE EKONOMİK KIRILGANLIK

Kıymetli kardeşlerim, Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 15-21 bandından 26 bandına yükseltti. Bu ne demektir? Bu şu demektir: Enflasyon düşmüyor. Ya da çok milim milim düşüyor. O düşmeyince ne oluyor? Gıda fiyatı keşke enflasyon oranında kalsa. Onun çok daha üzerinde artıyor. İşte az önce bahsettik, akaryakıta gelen fiyatlar bir gün iniyor, bir gün çıkıyor. Mobil eşel sistemi. Bunlar bütün piyasayı olumsuz bir şekilde etkiliyor. Yani çünkü bizim ekonomimiz kırılgan. Bizim ekonomimizin kırılgan olmasının iki sebebi var. Birisi dış ticaretten oluşan cari açık, bir diğeri de bütçe açığı. Bir de bunun üzerine yüksek faiz eklenince tabii burada en çok mağduriyeti kim yaşıyor? Geliri düşük olan dezavantajlı kesimler yaşıyor.

Bunlar kim? Bunlar tek maaşlı, düşük maaş alan, 20 bin lira maaş alan emeklilerimiz. Bunlar kim? Tek maaşlı, evde tek kişinin çalıştığı, evi kira olan asgari ücretlilerimiz. Kırsalda yaşayıp sadece 15-20 dönüm toprağı olan çiftçilerimiz. Şehirlerde yaşayıp kasabalarda, ilçelerde, kentlerde küçük küçük dükkânları olan esnaflarımız. Bunlar büyük sıkıntı yaşıyorlar. O zaman bizim gözetmemiz gereken de bunlar.

Biz onun için Büyük Birlik Partisi olarak ısrarla, ısrarla konuşuyoruz. Diyoruz ki emeklilerimize 2023 Temmuz'unda yapılan haksızlık ortadan kaldırılsın. Üçte ikiydi çalışanla çalışmayanın dengesi. Bugün üçte bire düşmüş vaziyette. 11’e 7 bin 500 idi 2023 Ocağında, bugün 60’a 20. Bunu kabullenmek mümkün değil. Artı, bir de emekli ikramiyeleri. Buradan açıkça soruyoruz: Neden enflasyon oranında artırılmıyor? Enflasyon oranında artırılmış olsaydı bugün emekli ikramiyesinin 10 bin lira olması gerekiyordu.

Hadi Ramazan ayında artırılmadı, 4 bin lira verildi. Şimdi önümüz Kurban. Yani en azından vatandaşımızın, emeklimizin kurban kesmesine yardımcı olacak. Yani kurban almasına. Bu parayla evet, kurban alınmaz, biz de biliyoruz. Ama en azından bir kısmını da üstüne kendisi koyarak kurbanını alıp evini şenlendirebilecek. Kaç lira yapıyor peki bu? 15 milyon emeklimize 6 bin lira artı verdiğimizde kaç lira yapıyor? 90 milyar yapıyor. 90 milyar ne? 2 milyar dolar. Yani 16 milyonu 3 ile çarpsanız bir aileyi. Hadi 2 ile çarpın. Evde bir kısmında da emekli var deyin. 32 milyon insanı sevindireceksiniz. Mutlu edeceksiniz.

Ben onun için bunun bir kere daha düşünülmesini, bayram öncesi yapılacak son kabine toplantısında emekli ikramiyesinin 10 bin lira olarak açıklanmasını ve verilmesini teklif ettiğimizi, arzu ettiğimizi ifade ediyorum. Sebeplerini de buradan açıkladım. Hamaset yapmıyorum. Sebeplerini açıkladım. Enflasyona göre zaten olması gereken rakam buydu. Kurban Bayramı, kurban kesilecek. Dolayısıyla bunun verilmesini arzu ediyoruz.

ASGARİ ÜCRETE ARA ZAM TALEBİ

Bir diğer husus asgari ücretliyle ilgiliydi, biliyorsunuz. Yani temmuzda herkes zammını alacak ama asgari ücretli olduğu yerde sayacak. Yüzde 26 diyor, bak, Merkez Bankası enflasyon beklentisi. Değil mi? En azından bunun bir kısmı, yarısı ne yapılabilir? Altı aylık enflasyon farkı nasıl memurun maaşına zam olarak yansıyorsa, nasıl emeklinin maaşına zam olarak yansıyorsa, nasıl kamu işçisinin, belediye işçisinin maaşına zam olarak yansıyorsa asgari ücretlinin de maaşına zam olarak yansıtılmalıdır.

AİLE YAPISI VE NÜFUS MESELESİ

Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım; bizim ısrarla söylediğimiz ve üstünde durduğumuz bir konu neydi? Aile yapısı ve nüfus meselesi. 2025 yılında Türkiye'nin toplam nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi olarak açıklandı. Türkiye'deki genç nüfusun ve çocuk sayısının giderek aşağı düştüğünü biliyoruz. Bu konuda ısrarla üzerinde durduğumuz ve vurguladığımız bir konu. Onun için ailenin yıpratılmasına müsaade etmeyeceğiz. LGBT+ gibi sapkınlıklara asla taviz vermeyeceğiz. Evlilik dışı hayatı normalmiş gibi gösteren yayınlara, dizilere, programlara dur diyeceğiz. Evliliği ve çocuk sahibi olmayı hem özendireceğiz hem bunun bizim Türk kültürünün ve İslam inancının bir gereği olduğunu ifade edeceğiz.

Aynı zamanda da bütün bunları yaparken aile kuranlara daha ciddi destekler vereceğiz. Çocuk parasını böyle komik rakamlardan çıkarıp ciddi rakamlara getireceğiz. Yani şimdi diyelim ki çalışan bir memur 60 bin lira maaş alıyor. Diyelim 3 bin lira da çocuk parası alıyor. Bu çok komik. Yani bu çocuk parasının, değil mi, en azından çocuk başına böyle bir 10 bin lira gibi rakam olması lazım ki dişe dokunur bir şey olsun. Bir faydası olsun. Yani buralarda düzenlemeler yapmak gerekiyor.

Daha önce de söyledim. Aynısını zaten biliyorsunuz. Üç çocuk sahibi olan hanım kardeşlerimize düzenli maaş, annelere düzenli maaş ödenmesi, çalışan kadınlarımızın iş hayatının kolaylaştırılması... Bütün bunlarla biz çok açık yüreklilikle, kimsenin kınamasına aldırmadan düşüncelerimizi söyledik. Bundan sonra da söyleyeceğiz. Çünkü aile yoksa toplum olmaz, toplum yoksa millet olmaz, millet yoksa devlet olmaz, devlet yoksa da hiçbirimiz olmayız. Yani devletini kaybeden ülkelerin, insanların nasıl perişanlık çektiğini hepimiz biliyoruz.

SAHİPSİZ SOKAK KÖPEKLERİ SORUNU

Değerli kardeşlerim, kıymetli vatandaşlarım; en çok üzerinde durduğum konulardan birisi bu sahipsiz saldırgan sokak köpekleri. En son biliyorsunuz, Van'da bir çocuğumuzu parçalayarak öldürdüler. Küçücük, daha 5-6 yaşında bir çocuğumuzu. Şimdi önüme gelen notta, Hatay'da 7 yaşındaki çocuğa köpekler saldırdı. Hatay'da sokakta yürüdüğü esnada köpeklerin saldırısına maruz kalan 7 yaşındaki Yiğit Mert Kocagül ölümden döndü. Ya bizim çocuklarımız her gün bunu yaşamak zorunda mı?

Kanun çıktı. Eğer bunu uygulamayan belediye varsa belediye başkanına kanunun gereği yapılsın. Kanunun gereği yapılsın. Ve bu köpekler artık toplansın. Yani her gittiğimiz yerde biz bunlarla karşılaşıyoruz. Sahipli olanlara zaten kimsenin bir şey söylediği yok. Biz sahipsiz olanlardan bahsediyoruz. Yani bir kere daha söylüyorum: Artık bir çocuğun daha köpek saldırısında hayatını kaybetmesine bizim tahammülümüz yok. İmkân varsa toplansın, barınağa götürürsün. Bakılsın, beslensin, mama verilsin. Onlara bir şey demiyoruz. Ama imkân yoksa, elbette ki başka çare yoksa uyutmamız gerekiyorsa da uyutacağız. Çünkü bizim için öncelikli olan çocuklarımızdır, insanımızdır, kadınlarımızdır, yaşlılarımızdır.

TERÖR ÖRGÜTÜ UZANTILARINA TEPKİ

Kıymetli kardeşlerim, bir başka husus... Yani ben gerçekten çok sinirliyim yani, içim dolu yani. Bunları biz kaldıramıyoruz. Neden bahsediyorum? Bu terör örgütünün uzantılarının ve siyasi bölücülerinin ağzından çıkan sözler, yaptıkları şımarıklıklar, hadsizlikler, pervasızlıklar, devlete meydan okumalar... Bunları sadece ben değil, bu asil ve necip Müslüman Türk milletinin, sadece bir Türk etnik kimlikten bahsetmiyorum, Kürdüyle, Türkmeniyle, Zazasıyla, Arabıyla, Boşnağıyla, Çerkeziyle, Alevi Sünnisiyle bu büyük Türk milletinin her bir ferdinden bahsediyorum. Bu hepimizin zoruna gidiyor. Yani bizim bunları kabullenmemiz mümkün değil.

Yani birisi çıkacak, efendim, benim ülkemin bir bölgesini başka bir isimle tanımlayacak. Şimdi biz buna bir laf söylediğimizde efendim ben kabalık yapmışım. Ya benimki kabalık, öbürünkü bölücülük. Diyelim ki kabalık yaptım. Anadolu'da kullanılan bir tabiri söylemişim. Öbürü bölücülük yapıyor. Bölücülük yapana bir şey söylemiyorlar. Bazı böyle yazar, siyasetçi görünümlü, gizli terör seviciler var. Kardeşim, sen önce şu bölücüye bir cevap versene. Önce bölücüye bir cevap ver. Veren arkadaşlar da var. Onlara da teşekkür ediyorum. Yani bu sözlerin, Mardin'in eski Büyükşehir Belediye Başkanının sözlerinin direkt siyasi bölücülük olduğunu söyleyen, hem de daha önce bir dönem çözüm sürecinde belli noktalarda bulunmuş insanlar var. Kalemler var, yazarlar var, bunlar söylüyorlar.

Sonra tepki gelince tabiri caizse geri vites takıyorlar. Tabiri caizse. Yok efendim, oranın, bölgenin tarihî ismiymiş de, işte yok Osmanlı'da böyleymiş de, yok Selçuklu'da şöyleymiş de, işi ta Etiler’e, Hititler’e, Asurlular’a oralara kadar götürüyorlar. Ya kardeşim, Romanya da benimdi. Bulgaristan da benimdi. Yunanistan benimdi. Cezayir benimdi. Tunus benimdi. Böyle tam 72 tane ülke var. Şimdi ben gitsem onların birisine, mesela gitsem Romanya'ya, "Burası benim eyaletimdi, boşaltın." desem, kim dinler? Ya da gitsem Yunanistan'a, "400 sene benim burada bayrağım dalgalandı, çık." desem... Böyle bir şey var mı ya?

Bir de tarihte ya da Osmanlı'da o isimle anılan bölge Diyarbakır değil ki. Diyarbakır bir vilayet. Onun söylediği isimle anılan bölge başka bir yerde, daha ilerisinde. Şimdi ama şimdi gelmiş Diyarbakır'ı, Güneydoğu'yu, ta Sivas'a kadar hepsini buraya dahil edecek. Bu kadar arsız, bu kadar yalancı, bu kadar şımarık, bu kadar hainlik olmaz. Bunlara elbette biz de cevap vereceğiz.

TÜRK BAYRAĞI, BİRLİK VE TAKIM KUTLAMALARI

Yani dediği gibi birlikten, beraberlikten, kardeşlikten yana olsa, madem Diyarbakır Amedspor Kulübünün kutlamalarına, ikincilik kutlamasına katıldığında eğer gerçekten birlikten, beraberlikten yanaysa, bu devletin bir vatandaşı olmaktan onur duyuyorsa eline Türk bayrağı alıp gitseydi de ben de gidip onu tebrik etseydim. Ülkede belediye başkanı yapacaksın, milletvekili yapacaksın, efendim en zenginlerinden olacaksın, devletin bütün imkânlarını kullanarak, kaçak elektrik dâhil binlerce dönüm arazini ekeceksin, milyarlarca para kazanacaksın, ağa olacaksın, bey gibi yaşayacaksın, büyükşehir belediye başkanı olacaksın ama eline Türk bayrağı almayacaksın. Eline Türk bayrağı almayan, bunu reddeden benim hasmımdır kardeşim. Açık söylüyorum, açık söylüyorum.

Ne Nevruz kutlamalarında ne o malum takımın kutlamalarında biz alanda bir tane Türk bayrağı gördük mü? İşte kongre yapıyor, dün de gösterdim. Bak, burada gündem var: saygı duruşu ama İstiklal Marşı yok. Kime saygı duruşu peki? Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya mı? Kurtuluş Savaşı kahramanlarına mı? Terör şehitlerimize mi? Hayır. Kime bu saygı duruşu? Kime? Bu saygı duruşu kime? Göreceğiz. Bu kongre olduğunda kime yaptıklarını göreceğiz bu saygı duruşunu. Teröristlere yapacaklar.

Şimdi ha şöyle yaparlarsa: Amedspor, "Biz artık Türkiye'nin takımıyız. Bizim terör örgütüyle bir ilgimiz yok. Terörü lanetliyoruz. Ondan sonra biz diğer takımlar gibi Türk bayrağıyla çıkacağız sahaya. Efendim onunla sevineceğiz. Onunla birlikte Türkiye'yi temsil edeceğiz. Diyarbakır'ı temsil edeceğiz. Birlikten, kardeşlikten yanayız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığı, Türk milletinin birliği bizim de önceliğimizdir." derse, ellerine Türk bayraklarını alırlarsa, kongrelerini yaparlarsa amenna. Biz de deriz ki hayırlı olsun, tebrik eder, başarılar dileriz. Ya bizim tavsiyemiz de odur kendilerine, onu söylüyorum. Bizim tavsiyemiz de kendilerine odur.

KAYYUM UYGULAMALARI VE TERÖRLE İLTİSAK TARTIŞMASI

Kıymetli arkadaşlar, bakın her gün birisi bir şey yapıyor, pervasızlık yapıyor. Yine eş başkanlardan kadın olan açıklıyor, kayyum uygulamalarına tepki gösteriyor. Peki o kayyumlar niye atandı oraya, boşuna mı atandı? Terörle iltisaklı olduğu için, terör örgütüne yardım ettikleri için atandı. Kullandıkları dil tamamen Kürt kardeşlerimizi ve Kürt kimliğini istismar ediyor. Ve sanki hiç terör meselesi yok. Sadece bir etnik mesele var, bir Kürt meselesi var. Bunun üzerinden yürüyorlar. Sanki 40 bin kişi ölmedi. Sanki binlerce asker, polis şehit edilmedi. Öğretmen babasıyla birlikte öldürülmedi. Yani bombalar patlatılmadı. Sanki bunlar olmadı. Yani mesele sanki hiç terör yok, Kürt meselesi, tırnak içinde.

Kürtler, her zaman söylüyoruz, burada da var. Bu salonda da onlarca Kürt var. Bizim kardeşimiz. Zaten devletimize de bizim tavsiyemiz, bir demokratikleşme, yeni bir şey, bir anayasa değişikliği, bir yasa değişikliği bunlar yapılacaksa PKK terör örgütüyle ya da onların talepleri üzerine yapılmış olmamalıdır. Devlet, vatandaşın talebini karşılamak için bunları yerine getirebilir. Öbür türlüsü terörü, teröristi meşrulaştırır ve onları o bölgede özellikle yaşayan halk nezdinde de daha güçlü kılar. Onun için buna da dikkat etmemiz gerektiğini ifade ediyorum.

Devam ediyor kadın eş başkanı: "Tüm tutuklu seçilmişler derhâl serbest bırakılmalı." Şimdi kim bu tutuklular, niye tutuklanmışlar? O zaman bütün hapishaneleri boşaltalım. Tüm tutuklular serbest bırakılsın. Bu ülkede en ağır suç terör suçu değil mi? Herkese infaz var, terör suçlarına yok. Ama bu diyor ki terör suçluları bırakılsın, diyor. Yani adi suçlular hapiste kalsın, terör suçluları bırakılsın, diyor. Kabul edilemez bunlar. Yani bunların talepleri ve sözleri kabul edilemezdir.

KONGRE DAVETİ

Kıymetli arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım; bu duygu ve düşüncelerle sizleri bir kere daha sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Bu hafta sonu gerçekleştireceğimiz, başta İstanbul İl Kongremiz olmak üzere diğer illerde yapacağımız kongrelerin de, Sakarya'da, diğer yerlerde, Kayseri'de, Batman'da, diğer yerlerde yapacağımız kongrelerin de camiamıza, partimize hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum.

Bir kere daha İstanbullu kardeşlerimizi 17 Mayıs 2026 saat 13.00'te gerçekleştireceğimiz, Ümraniye Haldun Alagaş Spor Salonu'nda gerçekleştireceğimiz 15. İstanbul Olağan İl Kongremize davet ediyor, kongremizin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.