Son zamanlarda İslam'a Kur'an'a ve namaza yönelik sözlü ya da fiili harekettin arttığına şahit oluyoruz. Bu saldırılar bazen açık bir düşmanlıkla, bazen de "özgürlük" ya da "eleştiri" kisvesi altında yapılıyor. Oysa inanç, bir topluluğun değil; insanlığın en derin vicdan alanıdır inançla alay etmek aslında insanın en mahrem yerine dokunmaktır.
Kur'anı Kerim bir kitap olması ötesinde, milyonlarca insanın kalbinde yaşayan bir ahlak, bir yön ,bir istikamet rehberidir. Namaz ise sadece bir ritüel değil, insanın Rabbiy'le kurduğu en mahrem , en sahici bağdır. Secdeye varan bir insanın kalbi ile alay etmek, aslında insan onuruna dokunmaktır.
Kur'an bu konuda son derece açıktır:
"Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar kendilerinden daha hayırlıdır"
(Hucurat 49/11)
Bu ayet alayın sadece bir söz değil kalbi yaralayan bir zulüm olduğunu hatırlatır.
Yine Kur'an'da inançla alay edenler için şu uyarı yer alır.
"De ki: Allah ile onun ayetleriyle ve Rasulü ile mi alay ediyorsunuz? Özür dilemeyin! Siz iman ettikten sonra inkar ettiniz."
Bu ayet ,inançla alay etmenin basit bir söz değil ,insanın iç dünyasında büyük bir kırılma olduğunu bildirir.
Peygamber efendimiz (s.a.v) ise bu konuda şöyle buyurur: Müslümana sövmek fasıklıktır ,onunla savaşmak küfürdür."
(Buhari,iman 36; Müslim iman 64)
Yani bir mümine dil uzatmak sadece bir söz değil ahlaki bir düşüştür.
Bugün hakaretin bu kadar kolay, saygının ise bu kadar zor olduğu bir çağda yaşıyoruz. Oysa Kur'an "Bize sizin dininiz size, benim dinim bana" (kafirun suresi) diyerek bir edep öğretir. İnancını yaşayan da yaşamayan da aynı insanlık ailesinin parçasıdır. Fakat özgürlük bir başkasının kutsalına dil uzatma hakkı değildir.
İnançla alay edenlerin çoğu aslında inancın ne olduğunu hiç tatmamış olanlardır. Çünkü iman ,kibirle değil ,teslimiyetle anlaşılır. Namazla dalga geçen, secdenin insanı nasıl arındırğını bilmez. Kur'an'a dil uzatan onun insanı nasıl dirilttiğini görmemiştir.
Bugün bize düşen, öfke ile karşılık vermek değil, vakarımızı korumaktır. Çünkü Kur'an bize edebi öğretir. Peygamberimiz kendisine en ağır hakaretler edildiğinde bile ahlakını kaybetmedi. Bizim duruşumuz da onun duruşu gibi olmalı.
İnancımızı savunurken nefret dili ile değil, hikmetle konuşmalıyız. Sessiz kalmak değil ama seviyeyi düşürmeden durmak.... Çünkü iman, bağırarak değil, yaşayarak anlatılır.
Ve bilinsin ki Kur'an'a uzanan her dil aslında kendi karanlığını ifşa eder, namaza edilen her hakaret secdede olanı değil,hakaret edeni küçültür.
Bizim yolumuz bellidir: İmanla yürümek, edebi kuşanmak ,sabırla dimdik durmak...
