,, ,

Türkiye'nin %80'i D Vitamini Eksikliğiyle Boğuşuyor, Ancak Rastgele Takviyeler Ölümcül Risk Taşıyor!

Sağlık 02.10.2025 - 10:35, Güncelleme: 02.10.2025 - 10:35 4210+ kez okundu.
 

Türkiye'nin %80'i D Vitamini Eksikliğiyle Boğuşuyor, Ancak Rastgele Takviyeler Ölümcül Risk Taşıyor!

Artık pek çok vitamin ve mineral takviyesi elimizin altında… İnternetten ya da hemen köşe başındaki eczaneden ihtiyacımız olsun olmasın A’dan Z’ye vitaminlere ulaşıyoruz. Daha sağlıklı yaşamak için ya da tavsiye üzerine kullandığımız bu takviyeler bizim için ne kadar gerekli? Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yaser Süleymanoğlu gereksiz yere kullanılan vitaminlerin sağlıklı yaşamak bir yana pek çok sağlık sorununa neden olduğu uyarısında bulunuyor.
Modern şehir hayatının getirdiği zorlu koşullar, bireyleri giderek artan bir şekilde vitamin ve mineral takviyelerine yönlendiriyor. Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yaser Süleymanoğlu, kozmopolit yaşamın stres, hava kirliliği, sanayi atıkları ve bozulan iklim şartları nedeniyle hücre sağlığını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Uzman, bu olumsuzlukların kalp-damar hastalıklarından kansere kadar pek çok sağlık sorununu beraberinde getirdiğini vurguluyor. Dr. Süleymanoğlu, Japonya ve Himalaya dağları gibi uzun ömürlü yaşam bölgelerindeki insanların sırrının; temiz çevre, toksinlerden uzak yaşam tarzı, sağlıklı beslenme ve kaliteli uyku olduğunu ifade ediyor. Dr. Süleymanoğlu'nun verilerine göre, Türkiye'de vitamin ve mineral eksiklikleri oldukça yaygın. Ülke nüfusunun yüzde 80'inden fazlasında D vitamini, yüzde 70'inde ise Biotin (H vitamini) eksikliği görülüyor. Ayrıca, halkın yüzde 65-70'inde B12 ve Folik Asit eksikliği mevcutken, kadınların yarıdan fazlasında demir eksikliği saptanmış durumda. Ancak Uzman Doktor, bu yaygın eksikliklere rağmen, rastgele takviye kullanımının büyük riskler taşıdığı konusunda ciddi bir uyarıda bulunuyor. Demir eksikliği olmayan bir kadının fazladan demir almasının organlarda birikmeye, karaciğer hasarına, kalpte ritim bozukluklarına ve hatta diyabet gelişimine zemin hazırlayabileceğini belirtiyor. Fazla vitamin alımının potansiyel riskleri şunlardır: C vitamini: Böbrek ve mesane taşı oluşumu, prostat kanseri üzerinde olumsuz etki. B12: Gereksiz yüksek dozda karaciğer ve kemik iliği üzerinde yük, organ fonksiyonlarında uzun vadede bozulma. Selenyum: Böbrek yetmezliği riski, saç dökülmesi, tırnak kırılması, sinir sistemi sorunları. A vitamini: Beyin hasarı, baş ağrısı, görme bozuklukları, karaciğer hasarı; gebelerde ise bebekte doğumsal anomali riski. E vitamini: Kadınlarda meme kanseri riskini tetikleme, kan sulandırıcılarla alındığında kanama riskini artırma. Omega-3 yağ asitleri: Erkeklerde prostat büyümesi, yüksek dozda bağışıklık sistemi üzerinde baskılayıcı etki. D vitamini: Kanda aşırı kalsiyum artışı ile spontan kemik kırıkları ve beyin toksisitesi (sinir sistemi hasarı). Dr. Süleymanoğlu, özellikle "mega" ve "süper" etiketli vitamin takviyelerinden kaçınılması gerektiğini vurguluyor; zira vücudun hiç ihtiyaç duymadığı bu tür takviyelerin zehirlenmeye yol açabileceği konusunda uyarıyor. Uzman, uzun ömrün sırrının takviyelerde değil, sağlıklı beslenme, kaliteli uyku ve fiziksel aktivitede yattığını yineliyor. Doğal antioksidan kaynakları olarak avokado, brokoli, brüksel lahanası, sarımsak, kivi, ejder meyvesi gibi besinlerin yanı sıra, semiz otu, roka, ıspanak, maydanoz, fesleğen ve nane gibi yeşillikleri öneriyor. Ayrıca, kudret narı, çörek otu, tarçın ve zencefil gibi ülkemizde bol bulunan gıdaların önemli sağlık depoları olduğunu ekliyor.
Artık pek çok vitamin ve mineral takviyesi elimizin altında… İnternetten ya da hemen köşe başındaki eczaneden ihtiyacımız olsun olmasın A’dan Z’ye vitaminlere ulaşıyoruz. Daha sağlıklı yaşamak için ya da tavsiye üzerine kullandığımız bu takviyeler bizim için ne kadar gerekli? Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yaser Süleymanoğlu gereksiz yere kullanılan vitaminlerin sağlıklı yaşamak bir yana pek çok sağlık sorununa neden olduğu uyarısında bulunuyor.

Modern şehir hayatının getirdiği zorlu koşullar, bireyleri giderek artan bir şekilde vitamin ve mineral takviyelerine yönlendiriyor. Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yaser Süleymanoğlu, kozmopolit yaşamın stres, hava kirliliği, sanayi atıkları ve bozulan iklim şartları nedeniyle hücre sağlığını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Uzman, bu olumsuzlukların kalp-damar hastalıklarından kansere kadar pek çok sağlık sorununu beraberinde getirdiğini vurguluyor. Dr. Süleymanoğlu, Japonya ve Himalaya dağları gibi uzun ömürlü yaşam bölgelerindeki insanların sırrının; temiz çevre, toksinlerden uzak yaşam tarzı, sağlıklı beslenme ve kaliteli uyku olduğunu ifade ediyor.

Dr. Süleymanoğlu'nun verilerine göre, Türkiye'de vitamin ve mineral eksiklikleri oldukça yaygın. Ülke nüfusunun yüzde 80'inden fazlasında D vitamini, yüzde 70'inde ise Biotin (H vitamini) eksikliği görülüyor. Ayrıca, halkın yüzde 65-70'inde B12 ve Folik Asit eksikliği mevcutken, kadınların yarıdan fazlasında demir eksikliği saptanmış durumda.

Ancak Uzman Doktor, bu yaygın eksikliklere rağmen, rastgele takviye kullanımının büyük riskler taşıdığı konusunda ciddi bir uyarıda bulunuyor. Demir eksikliği olmayan bir kadının fazladan demir almasının organlarda birikmeye, karaciğer hasarına, kalpte ritim bozukluklarına ve hatta diyabet gelişimine zemin hazırlayabileceğini belirtiyor.

Fazla vitamin alımının potansiyel riskleri şunlardır:

  • C vitamini: Böbrek ve mesane taşı oluşumu, prostat kanseri üzerinde olumsuz etki.

  • B12: Gereksiz yüksek dozda karaciğer ve kemik iliği üzerinde yük, organ fonksiyonlarında uzun vadede bozulma.

  • Selenyum: Böbrek yetmezliği riski, saç dökülmesi, tırnak kırılması, sinir sistemi sorunları.

  • A vitamini: Beyin hasarı, baş ağrısı, görme bozuklukları, karaciğer hasarı; gebelerde ise bebekte doğumsal anomali riski.

  • E vitamini: Kadınlarda meme kanseri riskini tetikleme, kan sulandırıcılarla alındığında kanama riskini artırma.

  • Omega-3 yağ asitleri: Erkeklerde prostat büyümesi, yüksek dozda bağışıklık sistemi üzerinde baskılayıcı etki.

  • D vitamini: Kanda aşırı kalsiyum artışı ile spontan kemik kırıkları ve beyin toksisitesi (sinir sistemi hasarı).

Dr. Süleymanoğlu, özellikle "mega" ve "süper" etiketli vitamin takviyelerinden kaçınılması gerektiğini vurguluyor; zira vücudun hiç ihtiyaç duymadığı bu tür takviyelerin zehirlenmeye yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Uzman, uzun ömrün sırrının takviyelerde değil, sağlıklı beslenme, kaliteli uyku ve fiziksel aktivitede yattığını yineliyor. Doğal antioksidan kaynakları olarak avokado, brokoli, brüksel lahanası, sarımsak, kivi, ejder meyvesi gibi besinlerin yanı sıra, semiz otu, roka, ıspanak, maydanoz, fesleğen ve nane gibi yeşillikleri öneriyor. Ayrıca, kudret narı, çörek otu, tarçın ve zencefil gibi ülkemizde bol bulunan gıdaların önemli sağlık depoları olduğunu ekliyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.