Dervişoğlu Tunalı’da Esnafı Dinledi: Erdoğan'ın Simit Hesabı Bile Artık Tutmuyor!
Dervişoğlu Tunalı’da Esnafı Dinledi: Erdoğan'ın Simit Hesabı Bile Artık Tutmuyor!
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara - Tunalı Hilmi Caddesinde esnaf ziyaretinde bulundu. Dört kişilik bir ailenin sadece simit yemesi durumunda ayrılması gereken bütçeye işaret eden Dervişoğlu, Biliyorsunuz Erdoğan bir simit hesabı yapmıştı. Artık o da tutmuyor; dedi. Bir top dondurmanın ise 75 TL olduğunu öğrenen Dervişoğlu, İnsanların çocuklarına mahcup düştüğü bir ülkede yaşıyoruz" şeklinde konuştu. Enflasyondan dert yanan bir vatandaş ise, Mutfaktan her gün bir şey çalınıyor
Meydanı'nda düzenleyecekleri mitinge davet eden Dervişoğlu, bir kafede ise
gençlerle bir araya geldi.
“Erdoğan’ın simit hesabı da artık tutmuyor”
Kuğulu Park’taki taksi durağını ziyaret eden Dervişoğlu, "Esnaf halinden memnun
mu?" diye sordu. Durakta görevli vatandaş ise "Nasıl memnun olsun? Fiyatlar sürekli
değiştiği için zor oluyor” karşılığını verdi. Dervişoğlu, taksi durağı ardından parktaki
simit tezgahını ziyaret etti. İYİ Parti Sağlık Politikaları Başkanı ve Ankara Milletvekili
Ahmet Eşref Fakıbaba ile dört kişilik bir ailenin sadece simit yemesi durumunda
ayırması gereken bütçeye işaret eden Dervişoğlu, en düşük emekli maaşının da 20
bin lira olduğuna dikkat çekerek "4 kişiye 18 bin lira gidiyor. Geri kalan 2 bin lira ile
kira, elektrik, doğalgaz gibi ihtiyaçlar da karşılanacak. Erdoğan bir simit hesabı
yapmıştı. Artık onun yaptığı simit hesabı da tutmuyor" diye konuştu.

“Ülkeyi yönetenler bu gerçekleri görsünler”
Dervişoğlu’nun bir başka durağı ise cadde üzerindeki dondurmacı oldu. Bir top
dondurmanın 75 lira olduğu hatırlatılan Dervişoğlu, “2 çocuğunuz varsa ikişer top
dondurma yeseler 300 lira vereceksiniz -ki buradaki fiyat makul. Başka yerlerde çok
daha pahalı. İnsanların çocuklarını ve torunlarını özellikle dedelerin, büyükannelerin
torunlarını mutlu edemediği ve torunlarına mahcup düştüğü bir ülkede yaşıyoruz. Bu
ülkeyi yönetenler bu gerçekleri görsünler istiyorum" şeklinde konuştu.
Bir optik dükkanında ise emeklilerin çerçeve ve cam masraflarına işaret eden
Dervişoğlu, “Devlet 10-15 bin liralık bir gözlüğün 200 lirasını mı karşılıyor? Vatandaş
emin olun o 200 lirayı almaz” diye ekledi.
Enflasyondan dert yanan bir vatandaşın "Mutfaktan her gün bir şey çalınıyor" ifadesi
de dikkat çekti.
“Kendi dönemimizin sıkıntılarını sizlere miras bırakmayacağız”
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, esnaf ziyareti ardından bir kafede gençlerle bir
araya geldi.

Gençlerin geleceğe dair umutlarını yitirmemesi gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, “Bu
ülkenin imkanları, kaynakları, insan potansiyeli karşı karşıya bulunduğu bütün
sorunları aşmaya elverişli. Ama yanlış politikalar ve yanlış yönetim anlayışı yüzünden
sanki gençlerimiz kendilerini bir girdabın içindeymiş gibi hissediyorlar ve dolayısıyla
ona da içinden çıkılmaz bir girdap gözüyle bakıyorlar. Türkiye bu sıkıntıları geçmişte
de yaşamıştır. Bizim de gençliğimizde umutlarımızın kırıldığı dönemler olmuştur. Ama
çaresiz kalındığında, çarenin kendimiz olduğunu her zaman hissetmişizdir.
Gençlerimiz kendilerini çaresiz hissettiklerinde çarenin kendileri olduğunu unutmasın.
Ve kendileri için çaba sarf eden insanların varlığından da emin olsun. Sizin ve sizden
sonraki nesiller için yapmamız gereken bazı şeyler var. Bütün çabamız, gayretimiz de
oradan kaynaklı. Kendi dönemimizin sıkıntılarını sizlere miras bırakmak gibi bir
niyetimiz yok. Bütün olumsuzlukların sorumluluğunu üstlenerek sizlere bir aydınlık
gelecek sunmak çabasıyla hareket ediyoruz” dedi.

“Yazıklar olsun”
İstismar davasında ceza alan Hiranur Vakfı’nın kurucusunun serbest bırakılması ile
yaşanan gelişmeler ardından gündeme gelen “teşekkür” mesajları hatırlatılan
Dervişoğlu, “Bu şahsın neden cezalandırılması gerektiğiyle ilgili işlediği suça bakarak
konuşmak lazım. İşlenen o suçu kamuoyunun gündemine taşımaktan öncelikle hicap
duyarım. O fiili ve o fiili işleyeni burada söylemekten ben utanırım. Dolayısıyla böyle
şeylerin toplumun gözüne sokulmadan çözüme bağlanması gerektiğine inanıyorum.
Her işe burnunu sokan bazı yargı mensupları, bazı bakanlar var. Bu konuyla ilgili
ifadeleriyle, beyanlarıyla toplumu ajite eden insanlar var. Aslında bu sorunun
muhatapları onlar. Siz gazeteci sorumluluğunuzla sorunuzu bile tarif etmekten hicap
duymuyorsunuz. Ben de ondan hicap duyarım. 6 yaşındaki bir çocuğun evliliğini
meşru hale getiren zihniyete bakarak diyorum ki; yazıklar olsun. Başka bir şey
demiyorum. Onun için hep söylüyorum; ya adalet ya kıyamet” ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu şöyle devam etti:

- yüzyılda böyle bir ülkede böyle bir suçun işlenmesi, bu suça meşru kılıflar
uydurulması, siyasi muhteva yüklenmesi, kimisinin bu kabil suçları makul ve mazur
göstermeye kalkışmaları; insan vicdanı açısından çok ağır bir yük. Benim böyle
şeyleri vicdanım kaldırmaz. İsteyen istediğine teşekkür edebilir. Türkiye'de cani
başını serbest bırakmak için özgürlük mitingleri düzenlemeye kalkışanlar da oluyor,
bu kabil ahlaksızlıkları meşrulaştırmaya çalışanlar da oluyor. Öncelikle bunlar kimin
himayesinde, ona bakılması gerekir.
“Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye aleyhine aldığı her kararın altına imza
atacak değilim ama…”
Adalet Bakanı Akın Gürlek için yaptırım çağrısının da yer aldığı Avrupa
Parlamentosu’nun Türkiye raporu sorulan Dervişoğlu, “Yakın bir takvim içerisinde
Avrupa Parlamentosu’na ziyarete gittim. Raporda geçen hemen bütün konular, iki
konu hariç, o temaslarımız esnasında bana da soruldu. Ancak o dönemde Akın
Gürlek’le ilgili bir konu başlığı yoktu. Kararlarıyla ve uygulamalarıyla Türkiye’de
tartışılan birinin elbette ki başka yerlerde de tartışılmasından daha doğal bir durum
yoktur. Bazı kararlar vardır, Türkiye'nin milli politikalarının hilafına talepler içerir.
Elbette ki ona Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir vatandaşı olarak tepki göstermek
ihtiyacı hissedilebilir ama ben şu pencereden bakıyorum; Avrupa Parlamentosu’nun
gözünde, onların hazırlamış olduğu endeksleri de milletin ve dünyanın gözünün içine
sokarak bunca hatanın yapılması, Türkiye'yi yönetenler açısından bir eksiklik,
yetersizlik ve hata anlamı içeriyor. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye aleyhine aldığı
her kararın altına imza atacak değilim. Ama bizi dünyaya rezil eden uygulamalardan
da uzak durulması hususunu her fırsatta dile getiririm.
Avrupa Konseyi’nde de
yapmış olduğum konuşmalarda bunları dile getirdim. Türkiye'de söz söyleme
makamında olanlar, icra yetkisini kullanarak birtakım sorumlulukları üstlenenler;
söyledikleri lafa, attıkları adıma, aldıkları karara hatta dahil oldukları birtakım
süreçlere özen göstermeliler. Türkiye'nin Avrupa Parlamentosu’nda bunlarla
anılmasını bir Türk vatandaşı olarak içime sindirmem çok kolay değil, hatta mümkün
değil diyebilirim. Dışarıdan bakıldığında bu ülkeyi yönetenlerin muktedir görünmesi
lazım ama muktedir olmak demek diktatör olmak demek değildir. Muktedir olmak için
önce demokrat olmak lazım, insan haklarına saygı göstermek lazım, evrensel
kurullara, kurumlara ve kararlara uyabilmek feraseti sergilemek lazım” yanıtını verdi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

