,, ,

Sizi Yalnız Bırakmayacağız, Sesinizin Duyulmasına Engel Olmalarına Asla İzin Vermeyeceğiz

Siyaset 17.01.2026 - 16:30, Güncelleme: 17.01.2026 - 16:30 196 kez okundu.
 

Sizi Yalnız Bırakmayacağız, Sesinizin Duyulmasına Engel Olmalarına Asla İzin Vermeyeceğiz

Hatay’daki mitingde, CHP lideri ve örgüt temsilcileri emeklilere seslendi, taleplerini şu başlıklar altında topladı: En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılması Emeklilerin sosyal politikalarla desteklenmesi Yoksulluğun siyasal bir sorun olarak kabul edilmesi Tüm muhalefet partilerinin ortak talepler etrafında birleşmesi CHP’nin emekli politikası daha önce de netleştirilmişti: Özel ve parti çevresi, emekli maaşlarının minimum ücret düzeyine çıkarılması gerektiğini uzun süredir dile getiriyor ve bu yönde hazırladıkları çözüm planlarını hem Meclis’te hem de etkinliklerde paylaşıyorlar. Bu kapsamda CHP’nin önerileri arasında asgarî ücret düzeyinde emekli maaşı, ardından 1,5 asgari ücret seviyesine dönüş gibi maddeler yer alıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay’da gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’ne katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Kalbimde yarasın, gözümde nursun. Bu tarih seni nasıl unutsun? Kimselere vermem içimde umutsun, güzeller güzeli canım Hatayım. Adını Ata’dan alan Hatayım. Güzel Hatay’a, can Hatay’a, yıkılsa da teslim olmayan, boyun eğmeyen Hatay’a, Hatay’ın bütün güzel insanlarına selam olsun, hoş geldiniz. Antakya’ya, Defne’ye, Samandağ’a selam olsun. Kırıkhan’a, Reyhanlı‘ya, Hassa’ya selam olsun. İskenderun’a, Yayladağı’na, Kumlu’ya selam olsun. Altınözü’ne, Belen’e, Dörtyol’a selam olsun. Erzinimize, Arsuzumuza, canım Payasıma selam olsun. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 82’nci eylemine, her türlü haksızlığa, adaletsizliğe itiraz ettiğimiz, hep birlikte adaleti savunduğumuz, hak aradığımız, sorunlarımıza meydanlarda birlikte haykırdığımız bu eylemimizde yağmurun altında, bereket altında burayı dolduran canım Hatay’a selam olsun. Bugün buraya Hatay’ı duymaya, duyurmaya, Hatay’ın vicdanına sığınmaya, Hatay’ın o güzel ahlakına, kardeşliğine, komşuluğuna selam durmaya, saygı duymaya, Hatay’ın önünde saygıyla eğilmeye geldik” dedi. Özel şöyle devam etti: “HATAY’A SARILMAYA GELİYORUZ” “Bu şehri önceki dönemlerde büyükşehir olduğundan beri üç dönemin ikisinde kazandık. Son seçimlerde Hatay’da talihsizlikler yaşadık. Hatalar yaptık ve 31 Mart zafer gecesinde elimizde olan tüm belediyeleri kazanırken, üstüne büyük şehirler kazanırken, 21 il kazanırken Türkiye’nin yüzde 65’ini kazanırken, maalesef Hatay’ı kaybettik. Hatay’ın bize en çok ihtiyacı olan zamanda evet çok küçük bir farkla, evet hile ile desiseyle, itirazlar dinlenmeden, adeta oylar, irade çalındı ama oraya kadar bırakmamak lazımdı. Açık farkla, bütün Türkiye’de olduğu gibi kazanmak lazımdı. Hatay’ı duyduk, kusurumuzu bildik. Bundan sonrası için ilk seçimde Hatay’ı bir daha bırakmamak üzere Hatay’a sarılmaya geliyoruz. Kimse unutmasın, bu şehirde bizim bir hikâyemiz var. Hatay partinin ilk Genel Başkanının, ülkenin ilk Cumhurbaşkanı’nın şahsi meselesiydi. Bu bize Atamızdan vasiyet, emanettir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanlarının şahsi meselesidir, Cumhuriyet Halk Partililerin ortak meselesi, ortak aşkıdır Hatay. Bugün burada değerli milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız sizleri selamladı. Oy verdikleriniz, görev verdikleriniz, sizlere hizmet etmeye, tüm engellemelere rağmen çaba sarf etmeye, en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Hatay’daki milletvekillerimiz Hatay’ın sorunlarını her gün hem Meclis kürsüsünde, hem her fırsatta Hatay’ın her köşesinde dile getirmek için çalışıyorlar, koşturuyorlar. Önceki dönem milletvekillerimiz, önceki dönem örgüt yönetimlerimiz hepsi bir arada, il - ilçe başkanlarımızla birlikte koşuyorlar, çırpınıyorlar. Görevlerine de saygımız çok, görevi bizden alıp başkasına verene de. Sandığa sahip çıkmak, sandığa saygı duymanın gereği budur.” “BUNU HATAY’DA YAPMAK EN BÜYÜK DEMOKRASİ AYIBIDIR” “Ama bugün Hatay’da seçildiği halde görevine getirilmeyen birisi var. Hatay Milletvekili Can Atalay, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Silivri zindanında tutuluyor. Şu kadarını söylemek isterim; Kimi tutuyorlar? Hataylı’nın seçimde sandıkta oy verip, ‘Beni o temsil etsin’ dediği kişi tutuyorlar. Bunu nerede yapsanız ayıptır. Ama Hatay’da yapmak, dünyanın gözü önünde Hatay’da yapmak en büyük demokrasi ayıbıdır. Bu Hatay hangi Hatay? Bu Hatay Misak-ı Milli sınırlarında olan ama Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye’de olmayan Hatay, Atatürk’ün şahsi meselesi Hatay, ölüm yatağında kulağında Hatay’ı dinlediği Hatay. 1938’in Eylülünde nihayet ordunun girmesiyle Hatay Cumhuriyeti’nin ilan edilmesiyle 10 ay bağımsız devlet olmuş Hatay. Ama bu Hatay nasıl Türkiye’ye dahil olmuş? Sandığı kurmuş, oyunu vermiş, kararını vermiş ve kendi devletini lav edip Türkiye Cumhuriyeti devletine sandık yoluyla katılmış Hatay’ın, sandıktan çıkan vekilini hapiste tutanlara yazıklar olsun. Buradan Can Atalay’ı selamlıyorum. Buradan ona oy veren tüm Hataylıları selamlıyorum. Buradan hangi parti olursa olsun sandığa gidip oy veren bütün Hataylıları selamlıyor, sandığa direnenlere ‘Yazıklar olsun’ diyorum.” “ERDOĞAN, EMEKLERİ HİÇE SAYDI” “Değerli Hataylılar, 6 Şubat 2023’te tarihimizin en acı günlerinden birini yaşadık. 53 bin 537 canımız, resmi rakamlara göre, 24 bin 147’si Hatay’da olmak üzere, hayatlarını kaybettiler. Bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına değil sadece, tüm Hatay’a ve tüm Türkiye’ye bir kez daha başsağlığı diliyoruz. O günden bugüne Cumhuriyet Halk Partisi olarak yerel yönetimlerimizle, ki Hatay’a İstanbul Büyükşehir Belediyesi eşleştirilmişti. Sevgili Ekrem İmamoğlu ilk andan itibaren buraya geldi, operasyonun başına geçti. İBB imkânlarıyla yapılması gereken ne varsa, gücü neye yetiyorsa, neye imkan varsa Hatay’a onları seferber etti. Sadece İstanbul değil, bütün büyük şehirlerimiz, bütün ilçe belediyelerimiz deprem bölgesinde çaba sarf ettiler. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak ilk günden sonuna kadar buralarda sizlerle birlikte olduk. Başka partilerin emeklerini gördük, gördüğüm yerden parti ayırmadan arayıp da AK Partili belediye de olsa, MHP’li belediye de olsa çorbasını, hizmetini, yardımını, emeğini kimi gördüysek telefonda takdir ettik. Maalesef geçtiğimiz günlerde, buraya birazdan değineceğim, bir tören vesilesiyle gelen Sayın Erdoğan, o dönemde verilen emekleri hiçe sayan, Cumhuriyet Halk Partisi’ne ‘deprem turistleri’ diye ‘Geldiler, turistik gezi yaptılar’ diyen, hadi bizi bırakın 10 binlerce belediye çalışanımızın emeğini Hatay biliyor mu? Hatay biliyor mu? Bu emeği görmeyen ve çok kötü bir dille ‘Yapılanları ben yaptım, yapılmayanları onlar yapmadı’ diyen, devletin yaptığını partisine yazan, milletin katkısını görmeyen, parti ayırmayan anlayışımızı o süreçteki, maalesef örnek almak yerine tam aksini yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. Ben buradan şunu söylemek istiyorum. 21 yıl tek başına iktidar olacaksın, vatandaştan 3 trilyon dolar vergi toplayacaksın. 40 milyar dolar deprem vergisi olacak. Ve o gece geldiğinde memleket hazırlıksız olacak, yerle bir olacak ve bundan senin dışında herkes sorumlu olacak. Herkes sorumluluğunu bilecek, ağzından çıkan lafa dikkat edecek. Ben buraya deprem haftasında gelmeyi, bu mitingi önümüzdeki baharda yapmayı düşünürken, bu mitingi Erdoğan’ın o haksızlıklarından dolayı, brandaladığı Hatay’da her şeyi dört dörtlük gösteren, sizin bu isyanınızı duymayan, acımasız dilinden dolayı, siz istediniz milletvekillerimiz söyledi, bu mitingi yapmaya ondan geldim. Ancak deprem haftası tüm hafta deprem bölgesindeyim, Hatay’dayım. Onun gibi bugün geldim, ‘6 Şubat’ta arazideyim’ demiyorum. Buradayım, burada.” “MİLLET YAĞMURDAYKEN GENEL BAŞKANDA ŞEMSİYE OLMAZ” “Bu arada milletvekillerimiz nerede? Servet Mullaoğlu burada. Nermin Yıldırım Kara burada. Ben onlardan razıyım. Siz razı mısınız? Mehmet Güzelmansur burada. İl başkanı nerede? Bu da bizim il başkanı. Ben yağmuru görünce ‘Anonsları kesin, beni çıkarın’ dedim. Bakıyorum bakıyorum, birileri eksik. Herhalde belediye başkanları anons edildi. Milletvekillerimiz, il başkanımız… Vallahi sahne kuruyorlar, diyorum ki ‘Millet yağmurda, Genel Başkan kutuda olmaz.’ Karşılama yapıyorlar. Millet yağmurda, Genel Başkanda şemsiye olmaz. Millet beklerken abuk subuk seremoni olmaz kardeşim. 14.00 dedik mi, 14.00’te buraya çıkacağız. Ona anons buna anons, ona selam buna selam Hataylı’nın canı burnunda zaten. Duyması lazım, derdini söylememiz lazım. Buradan Hatay’ın tümüne bir koca selam. Hadi bakalım bir elleri kaldırın, kaldırın elleri.” “İKTİDAR MİLLETİN SESİNİ DUYMADI” “Değerli Hataylılar, öyle bir para topladılar ki 3 trilyon dolar. İnanılmaz bir vergi. 40 milyar dolar sadece deprem vergisi. Peki depreme hazırlık için ne yaptılar? Sekiz tane imar affı. İmar affını çıkaran onlar, haksız yere düzenlemeler yaptıklarında ona itiraz eden mahalleleri, ‘Efendim onlar yüzünden kentsel dönüşüm.’ Rantsal dönüşüm yapıp mahallenin itirazını duymayanlar, çıkardığı imar affına değil; filanca zamanda şu mahalledeki itirazları dile getirip ölen insanları suçladılar. Ve bu afeti yaşadığımızda vatandaş günlerce enkaz altında bağırdı. O sesler hepimizin kulağında. ‘Sesimi duyan var mı?’ diye, ama sesini duyan olmadı. Kahraman ordumuz üç gün kışlada görev bekledi, üç gün meydana çıkamadı. Diğer taraftan afetle mücadelenin güçlenmesi için yapılan işler ve alınan sorumluluklarda; Hatay’a gelen, 11 ile gelen, dünyanın dört bir yanından, Türkiye’nin tüm kurumlarından, tüm belediyelerinden burada mücadele edenlere, ölümü göze alıp o yıkıntıların, enkazların altında bir canı kurtarmak için günlerce kendini helak edenlere, hangi siyasi görüşten olursa olsun taş üstüne taş koyanlara helal olsun, haklarını helal etsinler. Hepsine müteşekkiriz. Millet yardım beklerken IBAN gönderen bunlardı. Millet sokaktayken parayla çadır satan bunlardı. Burası Hatay. Ben bunları kendim söylüyor olsam, Hatay’da bu bilinmiyor olsa, böyle bir tansiyon olmasa bu yağmurda bu Hatay burada bu tepkiyi verir mi? Bunlar orduyu üç gün bekletti mi? Parayla çadır sattı mı? Depremzedeye IBAN attı mı? 40 gün sonra bile çadır sıraları, kuyrukları var mıydı? İşte Erdoğan öyle brandayla, panoyla, devlet gücüyle, devlet memurunu meydana dizme ile olmaz. Parayla olmaz. Pano ile olmaz. Brandayla olmaz. Yürekle olur bu işler, yürekle olur.” “ÜÇ YILIN SONUNDA SÖZÜNÜN YÜZDE 70’İNİ TUTABİLDİ” “Deprem sonrası illerin yeniden ayağa kaldırılması lazımdı. Bu konuda o dönem Genel Başkanımız, yönetimimiz ‘Bize ne düşüyorsa, buradayız’ dedik. Tüm yapıcı öneriler söylendi. Ama depremi siyasete alet etmek, yaklaşan seçim için oradan bir fırsat çıkarmayı tercih ettiler. Dediler ki, ‘Biz yaparız. Bunlar yapamaz. İktidarda olan biziz. Eğer iktidar değiştirirseniz evlerinize bir yıl içinde geçemezsiniz.’ Erdoğan çıktı ve dedi ki ‘Devlet sözü veriyorum, milletime devlet sözü veriyorum. Bir yıl içinde 650 bin konutu biz teslim ederiz.’ Millet öyle takdir etti, kendisine görev verildi. Bir yılın sonunda sözünün yüzde 2,7’sini, iki yılın sonunda sözünün yüzde 30’unu, üç yılın sonunda sözünün yüzde 70’ini tutabildi. Şimdi gelmiş, ‘Ben bu evleri veririm deyince ‘Veremezsin’ diyorlardı’ diyor. ‘Veremezsin’ diyen olmadı. ‘Bir yıl içinde veremezsin’ diyen oldu. ‘Parayla satman doğru değil. Afet evlerini devlet yapsın’ diyen oldu. O gün ‘Ben bu evleri bir yılda yapacağım’ deyip, bir yılsonunda yüzde 97’yi, iki yılın sonunda yüzde 70’i, şu anda bile yüzde 30’u evine sokamamış olanlar; 650 bin söz verip, 455 bini üç sene sonra övünç vesilesi yapmaya çalışanlar ve şu anda 11 ilde diğer illerle birlikte 271 bin kişi konteynerde yaşarken, Hatay’da 155 bin kişi konteynerde yaşarken; brandayla, taşımayla ve devlet gücüyle buraya gelip de atana, tutana cevabımız; hadi oradan, hadi oradan, hadi oradan.”  “YALANIN VE ALGININ KARŞISINDA, HATAY’IN ARKASINDAYIZ” “Bugün Hatay’da 155 bini, deprem geçiren 11 ilde 271 bin kişi konteynerdedir. Bugün yaptıkları konuşmalarda konutların bedava değil, parayla verildiğini gizlemektedirler. İnsanlara boş senetler imzalattırdıklarını, 170 metrekare evi yıkılana 70 metrekarelik ev verdiklerini… Doğru mu bu? Jimmy jib çek bak. Doğru mu bu söylediklerim? Öyle eskisi gibi kolay siyaset yok Erdoğan. Öyle salonlardan atmak tutmak, brandayla evin yüzünü kapatmak, buraya gelip tek taraflı söylemek, emekleri görmemek, bir de gerçek dışı bir algıyla buradaki mesele yolundaymış gibi bunu Türkiye’ye göstermek… O konforlu siyaset geride kaldı. Buradayız; yalanın ve algının karşısında, Hatay’ın dimdik arkasındayız. ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.’ Hatay’da ‘kurtuluş yok tek başına’ kısmında en muhteşem görüntüyü yapacağız. Drone kalksın, gelsin. Şu dronun da çalışkan bir operatörü var, ona bir alkış. Güvenliğimizi sağlayan polislerimize, jandarmaya, cezaevlerinde arkadaşlarımıza zorunlu ev sahipliği yapan infaz koruma memurlarına, öğretmeninden vergi memuruna tüm devlet memurlarına, kahraman Mehmetçiğe, bu memleketin bütün evlatlarına bir yürekten alkış. Yaz olsa bayılan oluyor. Şimdi sağlık görevlileri biraz daha az çalışıyor. Ama koronada çok çalıştılar. Tayyip Bey bunları dedi ki ‘Hakkınız ödenmez.’ Dürüst adam, haklarını ödemedi hakikaten. Dediğini yaptı. Bütün bir sağlık görevlilerine; ambulansın şoföründen sedyeyi taşıyana, acil tıp teknisyeninden doktoruna, hastaneleri temizleyen arkadaşlarımıza kadar bütün sağlıkçılara bir yürekten alkış.”  “DEPREM KONUTUNDA SENETTE FAİZ KISMI BOŞ, ‘BELKİ ALIRIZ’ DİYORLAR” “Bir yandan dükkanını açmayan esnaftan vergi isteme dönemine geldik. Sağlık ocaklarını, okulları konteynerlerde sürdürmeye çalışan kahraman öğretmenlerimiz, doktorlarımız var. Milletin karşısına çıkmışlar. Bunlardan samimi olarak kusurlarını söyleyip, milletten anlayış bekleyeceklerine gerçek dışı laflarla bir de muhalefete saldırıyorlar. ‘Siz biliyorsunuz, Türkiye bilmiyor’ diye milletvekillerimiz, ‘Hatay bunun mitingini istiyor’ dedi. Onun için geldik. Türkiye, herkes bilsin ki o konutlar bedava değildir. Depremzedelere parayla satılıyor. Boş senetlere, hatta ben sorayım da siz söyleyin; yapılan konutlar depremzedelere parayla satılıyor, doğru mu? Bunlar için boş senetler imzalatılıyor, doğru mu? Senetlerin üzerinde faiz maddesi var; dördüncü madde. Afet Kanunu ‘Alamazsın’ diyor ama senete faiz kısmını koymuş, boşluk bırakmış. Oraya çarpı, eksi koyarsan, sıfır yazarsan senedi kabul etmiyor. ‘Faizin üstü boş kalacak. Belki ileride alırız’ diyor, doğru mu? Dükkandan, rezerve alandan, TOKİ’nin yaptığı yerden vergi almayı kafaya koymuşlar, doğru mu? Bakanlar ‘Faizsiz vereceğiz’ dediği halde bu itirazların üstüne yatan Erdoğan’a söylüyorum. İlk fırsatta çık ve de ki ‘Deprem konutlarından, dükkanından, rezerv alanından faiz almayacağız.’ ‘Bunu ilan ediyorum’ de biz de Meclis’e kanun teklifini getirelim ve bundan sonrası için de bir risk kalmasın. Eğer öyle yapmaz, boş senetleri elde tutarlarsa, Hatay’daki, deprem bölgesindeki tedirginlik son derece haklıdır. Bunun için Erdoğan’ı bu faiz konusunda açıklama yapmaya davet ediyorum.”  “ERDOĞAN, HATAY’I DUYUYORSAN SORUNLARI BU HAFTA ÇÖZELİM” “Elbette bu kadar konut yapılmışken evine geçenlere hayırlı olsun. Ancak yüksek tadilat, tamirat işleri olduğunu duyuyoruz. Diğer taraftan aidat sorununu biliyoruz. Dükkanı olmadığı için, işi olmadığı için elektrik, su, aidat, tamirat işlerinden dolayı ev gösterilse de konteynerden ayrılamayanları biliyoruz. Hatay’dan samimi çağımdır; partiler, Hatay milletvekillerini bir dinlesinler. Bölge milletvekillerini, deprem bölgesi milletvekillerini dinlesinler. Mini bir komisyon kuralım; bu eve geçmek için karşılıksız belli bir tutarı verelim, aidatlar için hiç olmazsa iki seneliğine bir çözüm bulalım. Esnafın mücbir sebebini kaldırıyorsunuz. Van’da altı yıl sürmüştü. Bu kadar büyük depremde üç yılda mücbir sebep bitti. Şimdi esnaftan vergi almaya, SGK almaya kalkıyorsunuz. Kredi isteyen esnafa ‘Borcu yoktur’ kağıdı istiyorsunuz. Bu sorunların hepsinin teker teker yazılıp, Meclis’te hızlı şekilde çözülmesi lazım. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum; sudan siyaseti bırak. Ankara’nın suyunu diline dolayarak iktidara tutunamazsın. Gerçek siyaset sokağı duyarak yapılır. Hatay’ı duyuyorum. Sen de duyuyorsan ‘Bu hafta bu sorunları çözelim’ diyorum. Hadi bakalım buyurun. Bir yandan Hatay’daki bidonları da görüyor millet. Her gün kesilen elektriklerden de yılmış millet. Ama sürekli algı oyunlarıyla olguyu göstermemeye başlayınca Hatay’ı da çıldırttın en sonunda.” “HALA KAYIPLARINI ARAYAN VAR, BULAN DA ADALET PEŞİNDE” “Allah o acı günlerden sonra ayağa kalkan Hatay’a, hakkını arayan Hatay’a, dimdik ayakta durmaya çalışan Hatay’a kolaylık versin. Hepinizi çok seviyoruz. İyi ki varsın Hatay, canım Hatay… Bir yandan diğer mitinglerden farklı olarak çokça Hatay’ı konuşuyoruz. Zira milletvekillerimiz ‘Bu işin Genel Başkan’ın ağzından Türkiye’ye duyurulması lazım’ diyor. Bir yandan halen daha kayıpları olanlar var. Biri de İl Yöneticimiz Sayın Ayhan Kit. Örneğin o kızını, torununu, damadını hala daha arıyor. Ayhan Bey gibi dünya kadar Hataylı’nın derdi bu. Onlar ‘Hiç olmazsa bir mezarımız olsun’ diyor. Kayıplarını bulanlar adalet peşinde. Deprem davaları üç yıldır adalet arıyor. Bina çürük, kolon kesik, kamu görevlisi göz yummuş. Ama adalet süreci, yargı süreci sağlıklı ilerlemiyor. Sorumlu görevliler yargıdan kaçırılıyor. İdarenin kusuru yüzde 25’le sınırlanıp hak arama mücadelesine ket vuruluyor. Daha geçtiğimiz hafta eğer sizin isyanınız, milletvekillerinin tepkisi olmasaydı Af Kanunu’nun içine deprem aflarını da sokacaklardı. Bunun için bütün dikkatimizle Hatay’ı, deprem illerini takip etmeye devam ediyoruz.”  “ÇİFTÇİ SON ÇARE KREDİ İSTİYOR, AK PARTİ ONU DA VERMİYOR” “Türkiye krizde ama deprem bölgesi daha büyük krizde. Sanayici Türkiye’de sorunlu ama Hatay’da perişan. Hatay’da işyerleri yıkıldı, yapılmadı. Antakya Sanayi Sitesi’nde 530 işyeri hasarlı, 35 ayda tek bir işyeri teslim edilmedi. Hatay Ayakkabıcılar Sitesi enkaza döndü, yeni site de ortada yok. Sektörde yüzde 60’a varan kayıplar, iş ve istihdam eksikliği var. Şehrin ayağa kalkması için sadece oturulacak binanın olması değil; işyerlerinin olması, teşviklerin olması, desteklerin olması, önce ekonominin harekete geçmesi lazım. Hatay aynı zamanda bir tarım kenti. Amik Ovası, perişan durumda. Beyaz altın pamuk… Eskiden bir kilo pamuk satıyordun, 2,5 litre mazot alıyordun. Bunu pamukla uğraşan herkes bilir. O yüzden beyaz altındı. Şimdi 2,5 kilo pamuk satıyorsun, bir litre mazot alamıyorsun. Yani geçmişle karşılaştırdığınızda 12,5 - 13 kat bir fark ortaya çıkıyor pamuğun değeri konusunda. Yine çiftçinin büyük derdi; eskiden bir kilo buğday bir kilo mazot alırken, şimdi 6 kilo buğday bir kilo mazot alabiliyor. O yüzden çiftçi belini doğrultamıyor. Ovadan bereket fışkırtıp kente bereket artması gerekirken maalesef orada da yoksulluk ve sefalet hüküm sürüyor. Benim için bir sakıncası yok. İstifa etmesine de gerek yok. Dün emeklilerle de konuştuk. Hatay’ın talebi, sandığın gelmesi. Tayyip Bey getir sandığı, kararı Hatay verecek. Görüyor musun bak sandık istiyorlar. AK Parti bu yılın bütçesini yaptı. Çiftçilere 772 milyar lira destekleme vermeleri gerekirken bütçeye sadece 168 milyar lira koydular. Yani kanunen çiftçinin hakkı beşken, sadece birini veriyorlar. Bu yüzden çiftçiler çok büyük sıkıntı içinde. Borçlu çiftçi ne yapsın? Son çare bankaya gidiyor kredi kullanmaya. AK Parti ona da gözünü dikmiş; vergi ve Bağkur borcu olana kredi vermiyor. Yahu Hataylı çiftçinin Bağ-Kur’unu tam ödeyecek gücü olsa, vergi borcu olmasa ne işi var faizle para almanın peşinde? Sen ilk önce bu adama kredi ver. Tohumu alsın. Eksin, diksin, sulasın, çapalasın. Hepsi mazotla, parayla. Ürününü satsın, kendine gelsin. Sonra gelsin, borcu varsa onu sana da versin. Buradan açıkça söylüyorum. Zaten tüm çiftçiler için Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında hedefidir. Ancak deprem bölgesindeki çiftçiler için hemen ve derhal Bağkur, SSK, vergi borçları silinmeli, kredi kartı faizleri affedilmeli, tarım kredisi faizleri kaldırılıp anaparalar üç yılı ödemesiz beş yıla bölünerek bir kereye mahsus çiftçinin bu ihtiyaçları mutlaka karşılanmalıdır.” “HAZİRANDA ULU CAMİ’DE CUMA NAMAZINI KILACAĞIZ” “Ayrıca Türkiye’de sağlığın sorunları var. Ama Hatay’da çok büyük bir sağlık krizi var. Bir yandan Hatay’da 14 hastane yıkıldı, iki tane geçici hastane kuruldu. 56 Aile Sağlığı Merkezi yıkıldı, sadece beş tane ASM yapıldı. 135 eczacı, 280 doktor konteynerlerde sağlık hizmeti vermeye çalışıyor. Bu sorunların da bir an önce çözülmesi lazım. Bir de Ulu Camimiz var. Hatay’da tarihi Ulu Cami depremde yıkıldı. O dönemde dediler ki ‘Ulu Cami’yi yapmak Bursa’ya, Bursa’da Ulu Cami var ya, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yakışır.’ O günkü Bursa Büyükşehir Belediyesi, belediye meclisinde bu kararı çıkarttı. Sonra seçimler oldu. Bursa’yı AK Parti kaybetti. Dediler ki ‘Bu Ulu Cami’yi artık CHP yapmaz.’ Belediye başkanımız dedi ki ‘Ne münasebet? En iyisini biz yaparız.’ Ben dedim ki ‘Hatay Ulu Cami’yi Cumhuriyet Halk Partili Bursa Büyükşehir Belediyesi yapacak.’ Ikındılar, sıkıldılar, tıksırdılar, bunu hazmedemediler. Buradan bütün Hatay’a şikayet ediyorum. Ödeneği hazır, kararları hazır. 20 ay boyunca ‘At imzayı’, ‘Atmam. Ankara’ya soracağım.’ ‘Ver izni.’ ‘Yapmam.’ Ulu Cami’nin minaresinin iznini bile yahu… Cami yapıyoruz, minaresinin iznini ekim ayının sonuna kadar vermediler. Sonra Erdoğan buraya gelmeden önce yazmışlar; ‘Hızlı ilerleyemediniz, sizden aldık bu işi.’ Kardeşim binanın o kadar geç imzalara rağmen yüzde 30’u bitmiş. Yüzde 60’lık işinin ilerlemesi iki aylık iş. Anlaşma, taahhüt, hazirana kadar bitmesi, Bursa Büyükşehir diyor ki ‘Haziranda Ulu Cami’de cuma namazını kılacağız.’ ‘CHP, Ulu Cami’yi yaptı’ demesinler diye protokolü iptal etmiş, ‘İşi durdurun, oralardan çekilin’ diyorlar. Buradan Erdoğan’a söylüyorum. O Ulu Cami’yi yapacağız, hasetlik yapıyorsunuz. Ulu Cami hazirana kadar bitecek. Çamur, çirkef yapıyorsunuz. Biz Bursa Ulu Cami’de de cuma namazını kılıyoruz, gelip Hatay Ulu Cami’de de cuma namazını kılacağız. Hasetlik yapmayın, haksızlık yapmayın, engel çıkartmayın. Buradan cami üstünden siyaset yapan AK Parti’yi ve Erdoğan’ı Hataylılara şikayet ediyorum.”  “EMEKLİYE OY VERMEYENE HATAY’DA SELAM VERMEYİN” “Peki Hataylıların, bu meydandakilerin ne kadarı emekli? Bir göreyim. Şimdi dün emeklilerle birlikte bir toplantıda, bir eylemdeydik. Milletvekillerimiz, Grup Başkanvekillerimiz burada. Murat Emir, Ali Mahir Başarır, Hatay milletvekillerimiz, bölge milletvekillerimiz bu hafta buradaydı. Ama parti 10 gündür emekliler için Meclis’i terk etmiyor ve Meclis’te emekliler için eylem yapıyor. 18 bin 975 getirmişler, ‘Olmaz’ dedik, eyleme geçtik. Bin 62 lira daha verdiler komisyonda. ‘20 bin lira yaptık, bu parayla geçinirler’ diyorlar. Buradan bütün partilere bir kez daha samimi çağrımı yapıyorum. Bugün emekliye verilen bu 20 bin lira Cumhuriyet Halk Partisi ‘sefalet ücreti’ diyor. DEM Parti ‘sefalet ücreti’ diyor. Yeni Yol grubu, DEVA, Gelecek, Saadet ‘sefalet ücreti’ diyor. En nihayetinde Sayın Bahçeli de ‘sefalet ücreti’ dedi. Şimdi önümüzdeki hafta Meclis’te görüşülürken ve iyileştirme önergesi vereceğiz. Eğer herkes sözünü tutarsa, Genel Başkan’ların sözüne parti grupları uyarsa bizim partimiz eksiksiz olarak salonda yer alacak. Böyle en önemli mazeretler hariç, böyle Allah’tan bir engel çıkmadıktan sonra hep birlikte oradayız. AK Parti, MHP bu iki partinin milletvekilleri 300’den fazla. Her şeyi engelliyorlar. Ama bu kez CHP, DEM, Yeni Yol ve MHP toplandığında 300’den fazla. Yani 20 bin lirayı, örneğin bir asgari ücrete, 28 bin liraya çıkartmak muhalefetin ellerinde. MHP ile birlikte. Buradan emeklilere sesleniyorum. Meclis’e iyi bakın, oturumu iyi izleyin. Kim size oy veriyor, kim arkanızda, yanınızda duruyor. Kim vermiyor görün. Emekliye oy vermeyene, artık Hatay’da selam vermeyin.” “HATAY DA ‘İTİRAZIMIZ VAR’ DİYOR” “Şimdi ben gelirken yolda durdurdular. Pirinç attılar, tütsü yaktılar. Çok teşekkür ediyorum. Kokusu buraya kadar geliyor. Bana değil, bu Hatay’a bir daha Allah nazar değdirmesin. Sizi çok seviyoruz. Sağ olun. Şöyle yapalım, duyulmayabilir. Cumhurbaşkanı İmamoğlu. Şurada çok dikkatli bir grup var. Diyorlar ki ‘Genel Başkan Hatay’ı selamladı, sonra Hatay’ın sorunlarını sıraladı. Emeklileri anlattı. Şimdi sıra 19 Mart darbesine geldi’ diyorlar. Doğru yerde doğru sloganı başlattılar. 19 Mart Türkiye’nin bir sonraki Cumhurbaşkanı’na, 19 Mart Türkiye’nin bir sonraki iktidarına yapılmış bir darbe girişimidir. 19 Mart seçmen iradesine yapılmış bir darbe girişimidir. O gün Saraçhane’ye doğru giderken bir çağrı yaptık ve dedik ki ‘Ne olacaksa bugün olacak. Saraçhane bugün ya dolacak ya da bu darbeye teslim olacak.’ O gün tarihi yarımadaya varılmasın diye otobüsleri durdurdular, metroları durdurdular, kapattılar. Vapurları bağladılar, köprüleri kaldırdılar. Ama Cumhuriyet Halk Partisi ile dayanışma yapmaya gelen İstanbul’un demokratlarına; başta İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi, İTÜ, Yıldız Teknik, tüm üniversite öğrencilerine ve seçtiğine sahip çıkan, sandığa sahip çıkan İstanbullulara engel olamadılar. O gün biz o darbeye direndik ama yargıya da güven yüzde 20’ye düştü. Tayyip Erdoğan karşısına çıkan adayla mertçe yarışmak yerine onun adaylığına engel olmayı seçince, 160 milyar doları bulan bir zararla karşılaştık. Merkez Bankası 60 milyar dolar sattı. Borsa çöktü. Faizler arttı. Enflasyon arttı. Yüzde 15 diye beklenen enflasyon yüzde 31’e - 32’ye çıktığı için, 15’lere gerilemesi gerekirken gelemediği için, hayat olması gerektiğinden iki kat daha da pahalılaştı. Bu şartlar altında herkese para bulanlar, emekliye, emekçiye, çiftçiye ve Hatay’ın esnafına, mağduruna para bulamamaya başladılar. Bunun için emeklilerle birlikte meydanlardayız. Emekçilerle birlikte meydanlardayız. Sizlerle birlikte meydanlardayız. Dün bir emekli abimiz şöyle söyledi, dedi ki ‘AK Parti’nin kara düzeni diyorsunuz, biz bu kara düzene itiraz ediyoruz, itirazımız var’ dedi. Buradan söylüyorum. Hatay ne diyor? ‘Yoksulluğa itirazım var’ diyor. ‘Devletin bu kadar acının üstüne halen daha gelip de burada, Hatay’da, rezerv alanla Hatay’ı üzmesine, mücbir sebebi kaldırıp vergi istemesine, senet imzalatmasına, parayla deprem konutlarına itirazım var’ diyor.” “NE SİZDEN NE MÜCADELEDEN VAZGEÇERİZ” “Cumhuriyet Halk Partisi olarak size şunu söylemek isteriz: Şartlar ne olursa olsun, ne sizden ne mücadeleden vazgeçeriz. Algı operasyonlarına sizi teslim etmeyiz. TRT’de her şey güllük gülistanlık. Drone’dan bakınca evler bitmiş, inince ön tarafına büyük branda germiş. Drone’dan bakınca köprü olmuş aşağı inince ön tarafa brandadan olmuş. Bunlara isyanınızı anlıyorum. Konteyner kentlerdeki isyanı duyuyorum. Şubat ayının ilk haftası boyunca tüm deprem illerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri, Gölge Bakanları, Bakan Yardımcıları, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcıları, Grup Başkanvekilleri ve Genel Başkanı sizinle birlikte olacağız. Ne Hatay’ı ne 6 Şubat’ı asla unutturmayacağız. Sizler burada, bu yolda bizimle birlikte yürümeye var mısınız? Ekrem Başkan sizleri Silivri’deki 12 metrekarelik odasından selamlıyor. Ekrem Başkan’ı görüyor muyuz? Onu seviyor muyuz? Ona sahip çıkmaya devam edecek miyiz? Onu salmıyorlar, o içeride oldukça onun Cumhurbaşkanlığı için çalışmaya var mısınız? Onun yerine çalışmaya, koşturmaya var mısınız? İktidara yürüyecek miyiz? Birlikte yürüyecek miyiz? O zaman haydi bakalım, yürüyelim arkadaşlar. Sizleri çok seviyoruz, selametle evlerinize uğurluyoruz. Hoşça kal Hatay. Seni çok seviyorum. Sizi yalnız bırakmayacağız. Sesinizin duyulmasına engel olmalarına asla izin vermeyeceğiz. Yürekten selamlıyorum Hatay’ı. Sağ olun, var olun.”
Hatay’daki mitingde, CHP lideri ve örgüt temsilcileri emeklilere seslendi, taleplerini şu başlıklar altında topladı: En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılması Emeklilerin sosyal politikalarla desteklenmesi Yoksulluğun siyasal bir sorun olarak kabul edilmesi Tüm muhalefet partilerinin ortak talepler etrafında birleşmesi CHP’nin emekli politikası daha önce de netleştirilmişti: Özel ve parti çevresi, emekli maaşlarının minimum ücret düzeyine çıkarılması gerektiğini uzun süredir dile getiriyor ve bu yönde hazırladıkları çözüm planlarını hem Meclis’te hem de etkinliklerde paylaşıyorlar. Bu kapsamda CHP’nin önerileri arasında asgarî ücret düzeyinde emekli maaşı, ardından 1,5 asgari ücret seviyesine dönüş gibi maddeler yer alıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay’da gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’ne katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Kalbimde yarasın, gözümde nursun. Bu tarih seni nasıl unutsun? Kimselere vermem içimde umutsun, güzeller güzeli canım Hatayım. Adını Ata’dan alan Hatayım. Güzel Hatay’a, can Hatay’a, yıkılsa da teslim olmayan, boyun eğmeyen Hatay’a, Hatay’ın bütün güzel insanlarına selam olsun, hoş geldiniz. Antakya’ya, Defne’ye, Samandağ’a selam olsun. Kırıkhan’a, Reyhanlı‘ya, Hassa’ya selam olsun. İskenderun’a, Yayladağı’na, Kumlu’ya selam olsun. Altınözü’ne, Belen’e, Dörtyol’a selam olsun. Erzinimize, Arsuzumuza, canım Payasıma selam olsun. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 82’nci eylemine, her türlü haksızlığa, adaletsizliğe itiraz ettiğimiz, hep birlikte adaleti savunduğumuz, hak aradığımız, sorunlarımıza meydanlarda birlikte haykırdığımız bu eylemimizde yağmurun altında, bereket altında burayı dolduran canım Hatay’a selam olsun. Bugün buraya Hatay’ı duymaya, duyurmaya, Hatay’ın vicdanına sığınmaya, Hatay’ın o güzel ahlakına, kardeşliğine, komşuluğuna selam durmaya, saygı duymaya, Hatay’ın önünde saygıyla eğilmeye geldik” dedi. Özel şöyle devam etti:

“HATAY’A SARILMAYA GELİYORUZ”

“Bu şehri önceki dönemlerde büyükşehir olduğundan beri üç dönemin ikisinde kazandık. Son seçimlerde Hatay’da talihsizlikler yaşadık. Hatalar yaptık ve 31 Mart zafer gecesinde elimizde olan tüm belediyeleri kazanırken, üstüne büyük şehirler kazanırken, 21 il kazanırken Türkiye’nin yüzde 65’ini kazanırken, maalesef Hatay’ı kaybettik. Hatay’ın bize en çok ihtiyacı olan zamanda evet çok küçük bir farkla, evet hile ile desiseyle, itirazlar dinlenmeden, adeta oylar, irade çalındı ama oraya kadar bırakmamak lazımdı. Açık farkla, bütün Türkiye’de olduğu gibi kazanmak lazımdı. Hatay’ı duyduk, kusurumuzu bildik. Bundan sonrası için ilk seçimde Hatay’ı bir daha bırakmamak üzere Hatay’a sarılmaya geliyoruz. Kimse unutmasın, bu şehirde bizim bir hikâyemiz var. Hatay partinin ilk Genel Başkanının, ülkenin ilk Cumhurbaşkanı’nın şahsi meselesiydi. Bu bize Atamızdan vasiyet, emanettir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanlarının şahsi meselesidir, Cumhuriyet Halk Partililerin ortak meselesi, ortak aşkıdır Hatay. Bugün burada değerli milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız sizleri selamladı. Oy verdikleriniz, görev verdikleriniz, sizlere hizmet etmeye, tüm engellemelere rağmen çaba sarf etmeye, en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Hatay’daki milletvekillerimiz Hatay’ın sorunlarını her gün hem Meclis kürsüsünde, hem her fırsatta Hatay’ın her köşesinde dile getirmek için çalışıyorlar, koşturuyorlar. Önceki dönem milletvekillerimiz, önceki dönem örgüt yönetimlerimiz hepsi bir arada, il - ilçe başkanlarımızla birlikte koşuyorlar, çırpınıyorlar. Görevlerine de saygımız çok, görevi bizden alıp başkasına verene de. Sandığa sahip çıkmak, sandığa saygı duymanın gereği budur.”

“BUNU HATAY’DA YAPMAK EN BÜYÜK DEMOKRASİ AYIBIDIR”

“Ama bugün Hatay’da seçildiği halde görevine getirilmeyen birisi var. Hatay Milletvekili Can Atalay, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Silivri zindanında tutuluyor. Şu kadarını söylemek isterim; Kimi tutuyorlar? Hataylı’nın seçimde sandıkta oy verip, ‘Beni o temsil etsin’ dediği kişi tutuyorlar. Bunu nerede yapsanız ayıptır. Ama Hatay’da yapmak, dünyanın gözü önünde Hatay’da yapmak en büyük demokrasi ayıbıdır. Bu Hatay hangi Hatay? Bu Hatay Misak-ı Milli sınırlarında olan ama Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye’de olmayan Hatay, Atatürk’ün şahsi meselesi Hatay, ölüm yatağında kulağında Hatay’ı dinlediği Hatay. 1938’in Eylülünde nihayet ordunun girmesiyle Hatay Cumhuriyeti’nin ilan edilmesiyle 10 ay bağımsız devlet olmuş Hatay. Ama bu Hatay nasıl Türkiye’ye dahil olmuş? Sandığı kurmuş, oyunu vermiş, kararını vermiş ve kendi devletini lav edip Türkiye Cumhuriyeti devletine sandık yoluyla katılmış Hatay’ın, sandıktan çıkan vekilini hapiste tutanlara yazıklar olsun. Buradan Can Atalay’ı selamlıyorum. Buradan ona oy veren tüm Hataylıları selamlıyorum. Buradan hangi parti olursa olsun sandığa gidip oy veren bütün Hataylıları selamlıyor, sandığa direnenlere ‘Yazıklar olsun’ diyorum.”

“ERDOĞAN, EMEKLERİ HİÇE SAYDI”

“Değerli Hataylılar, 6 Şubat 2023’te tarihimizin en acı günlerinden birini yaşadık. 53 bin 537 canımız, resmi rakamlara göre, 24 bin 147’si Hatay’da olmak üzere, hayatlarını kaybettiler. Bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına değil sadece, tüm Hatay’a ve tüm Türkiye’ye bir kez daha başsağlığı diliyoruz. O günden bugüne Cumhuriyet Halk Partisi olarak yerel yönetimlerimizle, ki Hatay’a İstanbul Büyükşehir Belediyesi eşleştirilmişti. Sevgili Ekrem İmamoğlu ilk andan itibaren buraya geldi, operasyonun başına geçti. İBB imkânlarıyla yapılması gereken ne varsa, gücü neye yetiyorsa, neye imkan varsa Hatay’a onları seferber etti. Sadece İstanbul değil, bütün büyük şehirlerimiz, bütün ilçe belediyelerimiz deprem bölgesinde çaba sarf ettiler. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak ilk günden sonuna kadar buralarda sizlerle birlikte olduk. Başka partilerin emeklerini gördük, gördüğüm yerden parti ayırmadan arayıp da AK Partili belediye de olsa, MHP’li belediye de olsa çorbasını, hizmetini, yardımını, emeğini kimi gördüysek telefonda takdir ettik. Maalesef geçtiğimiz günlerde, buraya birazdan değineceğim, bir tören vesilesiyle gelen Sayın Erdoğan, o dönemde verilen emekleri hiçe sayan, Cumhuriyet Halk Partisi’ne ‘deprem turistleri’ diye ‘Geldiler, turistik gezi yaptılar’ diyen, hadi bizi bırakın 10 binlerce belediye çalışanımızın emeğini Hatay biliyor mu? Hatay biliyor mu? Bu emeği görmeyen ve çok kötü bir dille ‘Yapılanları ben yaptım, yapılmayanları onlar yapmadı’ diyen, devletin yaptığını partisine yazan, milletin katkısını görmeyen, parti ayırmayan anlayışımızı o süreçteki, maalesef örnek almak yerine tam aksini yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. Ben buradan şunu söylemek istiyorum. 21 yıl tek başına iktidar olacaksın, vatandaştan 3 trilyon dolar vergi toplayacaksın. 40 milyar dolar deprem vergisi olacak. Ve o gece geldiğinde memleket hazırlıksız olacak, yerle bir olacak ve bundan senin dışında herkes sorumlu olacak. Herkes sorumluluğunu bilecek, ağzından çıkan lafa dikkat edecek. Ben buraya deprem haftasında gelmeyi, bu mitingi önümüzdeki baharda yapmayı düşünürken, bu mitingi Erdoğan’ın o haksızlıklarından dolayı, brandaladığı Hatay’da her şeyi dört dörtlük gösteren, sizin bu isyanınızı duymayan, acımasız dilinden dolayı, siz istediniz milletvekillerimiz söyledi, bu mitingi yapmaya ondan geldim. Ancak deprem haftası tüm hafta deprem bölgesindeyim, Hatay’dayım. Onun gibi bugün geldim, ‘6 Şubat’ta arazideyim’ demiyorum. Buradayım, burada.”

“MİLLET YAĞMURDAYKEN GENEL BAŞKANDA ŞEMSİYE OLMAZ”

“Bu arada milletvekillerimiz nerede? Servet Mullaoğlu burada. Nermin Yıldırım Kara burada. Ben onlardan razıyım. Siz razı mısınız? Mehmet Güzelmansur burada. İl başkanı nerede? Bu da bizim il başkanı. Ben yağmuru görünce ‘Anonsları kesin, beni çıkarın’ dedim. Bakıyorum bakıyorum, birileri eksik. Herhalde belediye başkanları anons edildi. Milletvekillerimiz, il başkanımız… Vallahi sahne kuruyorlar, diyorum ki ‘Millet yağmurda, Genel Başkan kutuda olmaz.’ Karşılama yapıyorlar. Millet yağmurda, Genel Başkanda şemsiye olmaz. Millet beklerken abuk subuk seremoni olmaz kardeşim. 14.00 dedik mi, 14.00’te buraya çıkacağız. Ona anons buna anons, ona selam buna selam Hataylı’nın canı burnunda zaten. Duyması lazım, derdini söylememiz lazım. Buradan Hatay’ın tümüne bir koca selam. Hadi bakalım bir elleri kaldırın, kaldırın elleri.”

“İKTİDAR MİLLETİN SESİNİ DUYMADI”

“Değerli Hataylılar, öyle bir para topladılar ki 3 trilyon dolar. İnanılmaz bir vergi. 40 milyar dolar sadece deprem vergisi. Peki depreme hazırlık için ne yaptılar? Sekiz tane imar affı. İmar affını çıkaran onlar, haksız yere düzenlemeler yaptıklarında ona itiraz eden mahalleleri, ‘Efendim onlar yüzünden kentsel dönüşüm.’ Rantsal dönüşüm yapıp mahallenin itirazını duymayanlar, çıkardığı imar affına değil; filanca zamanda şu mahalledeki itirazları dile getirip ölen insanları suçladılar. Ve bu afeti yaşadığımızda vatandaş günlerce enkaz altında bağırdı. O sesler hepimizin kulağında. ‘Sesimi duyan var mı?’ diye, ama sesini duyan olmadı. Kahraman ordumuz üç gün kışlada görev bekledi, üç gün meydana çıkamadı. Diğer taraftan afetle mücadelenin güçlenmesi için yapılan işler ve alınan sorumluluklarda; Hatay’a gelen, 11 ile gelen, dünyanın dört bir yanından, Türkiye’nin tüm kurumlarından, tüm belediyelerinden burada mücadele edenlere, ölümü göze alıp o yıkıntıların, enkazların altında bir canı kurtarmak için günlerce kendini helak edenlere, hangi siyasi görüşten olursa olsun taş üstüne taş koyanlara helal olsun, haklarını helal etsinler. Hepsine müteşekkiriz. Millet yardım beklerken IBAN gönderen bunlardı. Millet sokaktayken parayla çadır satan bunlardı. Burası Hatay. Ben bunları kendim söylüyor olsam, Hatay’da bu bilinmiyor olsa, böyle bir tansiyon olmasa bu yağmurda bu Hatay burada bu tepkiyi verir mi? Bunlar orduyu üç gün bekletti mi? Parayla çadır sattı mı? Depremzedeye IBAN attı mı? 40 gün sonra bile çadır sıraları, kuyrukları var mıydı? İşte Erdoğan öyle brandayla, panoyla, devlet gücüyle, devlet memurunu meydana dizme ile olmaz. Parayla olmaz. Pano ile olmaz. Brandayla olmaz. Yürekle olur bu işler, yürekle olur.”

“ÜÇ YILIN SONUNDA SÖZÜNÜN YÜZDE 70’İNİ TUTABİLDİ”

“Deprem sonrası illerin yeniden ayağa kaldırılması lazımdı. Bu konuda o dönem Genel Başkanımız, yönetimimiz ‘Bize ne düşüyorsa, buradayız’ dedik. Tüm yapıcı öneriler söylendi. Ama depremi siyasete alet etmek, yaklaşan seçim için oradan bir fırsat çıkarmayı tercih ettiler. Dediler ki, ‘Biz yaparız. Bunlar yapamaz. İktidarda olan biziz. Eğer iktidar değiştirirseniz evlerinize bir yıl içinde geçemezsiniz.’ Erdoğan çıktı ve dedi ki ‘Devlet sözü veriyorum, milletime devlet sözü veriyorum. Bir yıl içinde 650 bin konutu biz teslim ederiz.’ Millet öyle takdir etti, kendisine görev verildi. Bir yılın sonunda sözünün yüzde 2,7’sini, iki yılın sonunda sözünün yüzde 30’unu, üç yılın sonunda sözünün yüzde 70’ini tutabildi. Şimdi gelmiş, ‘Ben bu evleri veririm deyince ‘Veremezsin’ diyorlardı’ diyor. ‘Veremezsin’ diyen olmadı. ‘Bir yıl içinde veremezsin’ diyen oldu. ‘Parayla satman doğru değil. Afet evlerini devlet yapsın’ diyen oldu. O gün ‘Ben bu evleri bir yılda yapacağım’ deyip, bir yılsonunda yüzde 97’yi, iki yılın sonunda yüzde 70’i, şu anda bile yüzde 30’u evine sokamamış olanlar; 650 bin söz verip, 455 bini üç sene sonra övünç vesilesi yapmaya çalışanlar ve şu anda 11 ilde diğer illerle birlikte 271 bin kişi konteynerde yaşarken, Hatay’da 155 bin kişi konteynerde yaşarken; brandayla, taşımayla ve devlet gücüyle buraya gelip de atana, tutana cevabımız; hadi oradan, hadi oradan, hadi oradan.” 

“YALANIN VE ALGININ KARŞISINDA, HATAY’IN ARKASINDAYIZ”

“Bugün Hatay’da 155 bini, deprem geçiren 11 ilde 271 bin kişi konteynerdedir. Bugün yaptıkları konuşmalarda konutların bedava değil, parayla verildiğini gizlemektedirler. İnsanlara boş senetler imzalattırdıklarını, 170 metrekare evi yıkılana 70 metrekarelik ev verdiklerini… Doğru mu bu? Jimmy jib çek bak. Doğru mu bu söylediklerim? Öyle eskisi gibi kolay siyaset yok Erdoğan. Öyle salonlardan atmak tutmak, brandayla evin yüzünü kapatmak, buraya gelip tek taraflı söylemek, emekleri görmemek, bir de gerçek dışı bir algıyla buradaki mesele yolundaymış gibi bunu Türkiye’ye göstermek… O konforlu siyaset geride kaldı. Buradayız; yalanın ve algının karşısında, Hatay’ın dimdik arkasındayız. ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.’ Hatay’da ‘kurtuluş yok tek başına’ kısmında en muhteşem görüntüyü yapacağız. Drone kalksın, gelsin. Şu dronun da çalışkan bir operatörü var, ona bir alkış. Güvenliğimizi sağlayan polislerimize, jandarmaya, cezaevlerinde arkadaşlarımıza zorunlu ev sahipliği yapan infaz koruma memurlarına, öğretmeninden vergi memuruna tüm devlet memurlarına, kahraman Mehmetçiğe, bu memleketin bütün evlatlarına bir yürekten alkış. Yaz olsa bayılan oluyor. Şimdi sağlık görevlileri biraz daha az çalışıyor. Ama koronada çok çalıştılar. Tayyip Bey bunları dedi ki ‘Hakkınız ödenmez.’ Dürüst adam, haklarını ödemedi hakikaten. Dediğini yaptı. Bütün bir sağlık görevlilerine; ambulansın şoföründen sedyeyi taşıyana, acil tıp teknisyeninden doktoruna, hastaneleri temizleyen arkadaşlarımıza kadar bütün sağlıkçılara bir yürekten alkış.” 

“DEPREM KONUTUNDA SENETTE FAİZ KISMI BOŞ, ‘BELKİ ALIRIZ’ DİYORLAR”

“Bir yandan dükkanını açmayan esnaftan vergi isteme dönemine geldik. Sağlık ocaklarını, okulları konteynerlerde sürdürmeye çalışan kahraman öğretmenlerimiz, doktorlarımız var. Milletin karşısına çıkmışlar. Bunlardan samimi olarak kusurlarını söyleyip, milletten anlayış bekleyeceklerine gerçek dışı laflarla bir de muhalefete saldırıyorlar. ‘Siz biliyorsunuz, Türkiye bilmiyor’ diye milletvekillerimiz, ‘ Hatay bunun mitingini istiyor’ dedi. Onun için geldik. Türkiye, herkes bilsin ki o konutlar bedava değildir. Depremzedelere parayla satılıyor. Boş senetlere, hatta ben sorayım da siz söyleyin; yapılan konutlar depremzedelere parayla satılıyor, doğru mu? Bunlar için boş senetler imzalatılıyor, doğru mu? Senetlerin üzerinde faiz maddesi var; dördüncü madde. Afet Kanunu ‘Alamazsın’ diyor ama senete faiz kısmını koymuş, boşluk bırakmış. Oraya çarpı, eksi koyarsan, sıfır yazarsan senedi kabul etmiyor. ‘Faizin üstü boş kalacak. Belki ileride alırız’ diyor, doğru mu? Dükkandan, rezerve alandan, TOKİ’nin yaptığı yerden vergi almayı kafaya koymuşlar, doğru mu? Bakanlar ‘Faizsiz vereceğiz’ dediği halde bu itirazların üstüne yatan Erdoğan’a söylüyorum. İlk fırsatta çık ve de ki ‘Deprem konutlarından, dükkanından, rezerv alanından faiz almayacağız.’ ‘Bunu ilan ediyorum’ de biz de Meclis’e kanun teklifini getirelim ve bundan sonrası için de bir risk kalmasın. Eğer öyle yapmaz, boş senetleri elde tutarlarsa, Hatay’daki, deprem bölgesindeki tedirginlik son derece haklıdır. Bunun için Erdoğan’ı bu faiz konusunda açıklama yapmaya davet ediyorum.” 

“ERDOĞAN, HATAY’I DUYUYORSAN SORUNLARI BU HAFTA ÇÖZELİM”

“Elbette bu kadar konut yapılmışken evine geçenlere hayırlı olsun. Ancak yüksek tadilat, tamirat işleri olduğunu duyuyoruz. Diğer taraftan aidat sorununu biliyoruz. Dükkanı olmadığı için, işi olmadığı için elektrik, su, aidat, tamirat işlerinden dolayı ev gösterilse de konteynerden ayrılamayanları biliyoruz. Hatay’dan samimi çağımdır; partiler, Hatay milletvekillerini bir dinlesinler. Bölge milletvekillerini, deprem bölgesi milletvekillerini dinlesinler. Mini bir komisyon kuralım; bu eve geçmek için karşılıksız belli bir tutarı verelim, aidatlar için hiç olmazsa iki seneliğine bir çözüm bulalım. Esnafın mücbir sebebini kaldırıyorsunuz. Van’da altı yıl sürmüştü. Bu kadar büyük depremde üç yılda mücbir sebep bitti. Şimdi esnaftan vergi almaya, SGK almaya kalkıyorsunuz. Kredi isteyen esnafa ‘Borcu yoktur’ kağıdı istiyorsunuz. Bu sorunların hepsinin teker teker yazılıp, Meclis’te hızlı şekilde çözülmesi lazım. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum; sudan siyaseti bırak. Ankara’nın suyunu diline dolayarak iktidara tutunamazsın. Gerçek siyaset sokağı duyarak yapılır. Hatay’ı duyuyorum. Sen de duyuyorsan ‘Bu hafta bu sorunları çözelim’ diyorum. Hadi bakalım buyurun. Bir yandan Hatay’daki bidonları da görüyor millet. Her gün kesilen elektriklerden de yılmış millet. Ama sürekli algı oyunlarıyla olguyu göstermemeye başlayınca Hatay’ı da çıldırttın en sonunda.”

“HALA KAYIPLARINI ARAYAN VAR, BULAN DA ADALET PEŞİNDE”

“Allah o acı günlerden sonra ayağa kalkan Hatay’a, hakkını arayan Hatay’a, dimdik ayakta durmaya çalışan Hatay’a kolaylık versin. Hepinizi çok seviyoruz. İyi ki varsın Hatay, canım Hatay… Bir yandan diğer mitinglerden farklı olarak çokça Hatay’ı konuşuyoruz. Zira milletvekillerimiz ‘Bu işin Genel Başkan’ın ağzından Türkiye’ye duyurulması lazım’ diyor. Bir yandan halen daha kayıpları olanlar var. Biri de İl Yöneticimiz Sayın Ayhan Kit. Örneğin o kızını, torununu, damadını hala daha arıyor. Ayhan Bey gibi dünya kadar Hataylı’nın derdi bu. Onlar ‘Hiç olmazsa bir mezarımız olsun’ diyor. Kayıplarını bulanlar adalet peşinde. Deprem davaları üç yıldır adalet arıyor. Bina çürük, kolon kesik, kamu görevlisi göz yummuş. Ama adalet süreci, yargı süreci sağlıklı ilerlemiyor. Sorumlu görevliler yargıdan kaçırılıyor. İdarenin kusuru yüzde 25’le sınırlanıp hak arama mücadelesine ket vuruluyor. Daha geçtiğimiz hafta eğer sizin isyanınız, milletvekillerinin tepkisi olmasaydı Af Kanunu’nun içine deprem aflarını da sokacaklardı. Bunun için bütün dikkatimizle Hatay’ı, deprem illerini takip etmeye devam ediyoruz.” 

“ÇİFTÇİ SON ÇARE KREDİ İSTİYOR, AK PARTİ ONU DA VERMİYOR”

“Türkiye krizde ama deprem bölgesi daha büyük krizde. Sanayici Türkiye’de sorunlu ama Hatay’da perişan. Hatay’da işyerleri yıkıldı, yapılmadı. Antakya Sanayi Sitesi’nde 530 işyeri hasarlı, 35 ayda tek bir işyeri teslim edilmedi. Hatay Ayakkabıcılar Sitesi enkaza döndü, yeni site de ortada yok. Sektörde yüzde 60’a varan kayıplar, iş ve istihdam eksikliği var. Şehrin ayağa kalkması için sadece oturulacak binanın olması değil; işyerlerinin olması, teşviklerin olması, desteklerin olması, önce ekonominin harekete geçmesi lazım. Hatay aynı zamanda bir tarım kenti. Amik Ovası, perişan durumda. Beyaz altın pamuk… Eskiden bir kilo pamuk satıyordun, 2,5 litre mazot alıyordun. Bunu pamukla uğraşan herkes bilir. O yüzden beyaz altındı. Şimdi 2,5 kilo pamuk satıyorsun, bir litre mazot alamıyorsun. Yani geçmişle karşılaştırdığınızda 12,5 - 13 kat bir fark ortaya çıkıyor pamuğun değeri konusunda. Yine çiftçinin büyük derdi; eskiden bir kilo buğday bir kilo mazot alırken, şimdi 6 kilo buğday bir kilo mazot alabiliyor. O yüzden çiftçi belini doğrultamıyor. Ovadan bereket fışkırtıp kente bereket artması gerekirken maalesef orada da yoksulluk ve sefalet hüküm sürüyor. Benim için bir sakıncası yok. İstifa etmesine de gerek yok. Dün emeklilerle de konuştuk. Hatay’ın talebi, sandığın gelmesi. Tayyip Bey getir sandığı, kararı Hatay verecek. Görüyor musun bak sandık istiyorlar. AK Parti bu yılın bütçesini yaptı. Çiftçilere 772 milyar lira destekleme vermeleri gerekirken bütçeye sadece 168 milyar lira koydular. Yani kanunen çiftçinin hakkı beşken, sadece birini veriyorlar. Bu yüzden çiftçiler çok büyük sıkıntı içinde. Borçlu çiftçi ne yapsın? Son çare bankaya gidiyor kredi kullanmaya. AK Parti ona da gözünü dikmiş; vergi ve Bağkur borcu olana kredi vermiyor. Yahu Hataylı çiftçinin Bağ-Kur’unu tam ödeyecek gücü olsa, vergi borcu olmasa ne işi var faizle para almanın peşinde? Sen ilk önce bu adama kredi ver. Tohumu alsın. Eksin, diksin, sulasın, çapalasın. Hepsi mazotla, parayla. Ürününü satsın, kendine gelsin. Sonra gelsin, borcu varsa onu sana da versin. Buradan açıkça söylüyorum. Zaten tüm çiftçiler için Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında hedefidir. Ancak deprem bölgesindeki çiftçiler için hemen ve derhal Bağkur, SSK, vergi borçları silinmeli, kredi kartı faizleri affedilmeli, tarım kredisi faizleri kaldırılıp anaparalar üç yılı ödemesiz beş yıla bölünerek bir kereye mahsus çiftçinin bu ihtiyaçları mutlaka karşılanmalıdır.”

“HAZİRANDA ULU CAMİ’DE CUMA NAMAZINI KILACAĞIZ”

“Ayrıca Türkiye’de sağlığın sorunları var. Ama Hatay’da çok büyük bir sağlık krizi var. Bir yandan Hatay’da 14 hastane yıkıldı, iki tane geçici hastane kuruldu. 56 Aile Sağlığı Merkezi yıkıldı, sadece beş tane ASM yapıldı. 135 eczacı, 280 doktor konteynerlerde sağlık hizmeti vermeye çalışıyor. Bu sorunların da bir an önce çözülmesi lazım. Bir de Ulu Camimiz var. Hatay’da tarihi Ulu Cami depremde yıkıldı. O dönemde dediler ki ‘Ulu Cami’yi yapmak Bursa’ya, Bursa’da Ulu Cami var ya, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yakışır.’ O günkü Bursa Büyükşehir Belediyesi, belediye meclisinde bu kararı çıkarttı. Sonra seçimler oldu. Bursa’yı AK Parti kaybetti. Dediler ki ‘Bu Ulu Cami’yi artık CHP yapmaz.’ Belediye başkanımız dedi ki ‘Ne münasebet? En iyisini biz yaparız.’ Ben dedim ki ‘ Hatay Ulu Cami’yi Cumhuriyet Halk Partili Bursa Büyükşehir Belediyesi yapacak.’ Ikındılar, sıkıldılar, tıksırdılar, bunu hazmedemediler. Buradan bütün Hatay’a şikayet ediyorum. Ödeneği hazır, kararları hazır. 20 ay boyunca ‘At imzayı’, ‘Atmam. Ankara’ya soracağım.’ ‘Ver izni.’ ‘Yapmam.’ Ulu Cami’nin minaresinin iznini bile yahu… Cami yapıyoruz, minaresinin iznini ekim ayının sonuna kadar vermediler. Sonra Erdoğan buraya gelmeden önce yazmışlar; ‘Hızlı ilerleyemediniz, sizden aldık bu işi.’ Kardeşim binanın o kadar geç imzalara rağmen yüzde 30’u bitmiş. Yüzde 60’lık işinin ilerlemesi iki aylık iş. Anlaşma, taahhüt, hazirana kadar bitmesi, Bursa Büyükşehir diyor ki ‘Haziranda Ulu Cami’de cuma namazını kılacağız.’ ‘CHP, Ulu Cami’yi yaptı’ demesinler diye protokolü iptal etmiş, ‘İşi durdurun, oralardan çekilin’ diyorlar. Buradan Erdoğan’a söylüyorum. O Ulu Cami’yi yapacağız, hasetlik yapıyorsunuz. Ulu Cami hazirana kadar bitecek. Çamur, çirkef yapıyorsunuz. Biz Bursa Ulu Cami’de de cuma namazını kılıyoruz, gelip Hatay Ulu Cami’de de cuma namazını kılacağız. Hasetlik yapmayın, haksızlık yapmayın, engel çıkartmayın. Buradan cami üstünden siyaset yapan AK Parti’yi ve Erdoğan’ı Hataylılara şikayet ediyorum.” 

“EMEKLİYE OY VERMEYENE HATAY’DA SELAM VERMEYİN”

“Peki Hataylıların, bu meydandakilerin ne kadarı emekli? Bir göreyim. Şimdi dün emeklilerle birlikte bir toplantıda, bir eylemdeydik. Milletvekillerimiz, Grup Başkanvekillerimiz burada. Murat Emir, Ali Mahir Başarır, Hatay milletvekillerimiz, bölge milletvekillerimiz bu hafta buradaydı. Ama parti 10 gündür emekliler için Meclis’i terk etmiyor ve Meclis’te emekliler için eylem yapıyor. 18 bin 975 getirmişler, ‘Olmaz’ dedik, eyleme geçtik. Bin 62 lira daha verdiler komisyonda. ‘20 bin lira yaptık, bu parayla geçinirler’ diyorlar. Buradan bütün partilere bir kez daha samimi çağrımı yapıyorum. Bugün emekliye verilen bu 20 bin lira Cumhuriyet Halk Partisi ‘sefalet ücreti’ diyor. DEM Parti ‘sefalet ücreti’ diyor. Yeni Yol grubu, DEVA, Gelecek, Saadet ‘sefalet ücreti’ diyor. En nihayetinde Sayın Bahçeli de ‘sefalet ücreti’ dedi. Şimdi önümüzdeki hafta Meclis’te görüşülürken ve iyileştirme önergesi vereceğiz. Eğer herkes sözünü tutarsa, Genel Başkan’ların sözüne parti grupları uyarsa bizim partimiz eksiksiz olarak salonda yer alacak. Böyle en önemli mazeretler hariç, böyle Allah’tan bir engel çıkmadıktan sonra hep birlikte oradayız. AK Parti, MHP bu iki partinin milletvekilleri 300’den fazla. Her şeyi engelliyorlar. Ama bu kez CHP, DEM, Yeni Yol ve MHP toplandığında 300’den fazla. Yani 20 bin lirayı, örneğin bir asgari ücrete, 28 bin liraya çıkartmak muhalefetin ellerinde. MHP ile birlikte. Buradan emeklilere sesleniyorum. Meclis’e iyi bakın, oturumu iyi izleyin. Kim size oy veriyor, kim arkanızda, yanınızda duruyor. Kim vermiyor görün. Emekliye oy vermeyene, artık Hatay’da selam vermeyin.”

HATAY DA ‘İTİRAZIMIZ VAR’ DİYOR”

“Şimdi ben gelirken yolda durdurdular. Pirinç attılar, tütsü yaktılar. Çok teşekkür ediyorum. Kokusu buraya kadar geliyor. Bana değil, bu Hatay’a bir daha Allah nazar değdirmesin. Sizi çok seviyoruz. Sağ olun. Şöyle yapalım, duyulmayabilir. Cumhurbaşkanı İmamoğlu. Şurada çok dikkatli bir grup var. Diyorlar ki ‘Genel Başkan Hatay’ı selamladı, sonra Hatay’ın sorunlarını sıraladı. Emeklileri anlattı. Şimdi sıra 19 Mart darbesine geldi’ diyorlar. Doğru yerde doğru sloganı başlattılar. 19 Mart Türkiye’nin bir sonraki Cumhurbaşkanı’na, 19 Mart Türkiye’nin bir sonraki iktidarına yapılmış bir darbe girişimidir. 19 Mart seçmen iradesine yapılmış bir darbe girişimidir. O gün Saraçhane’ye doğru giderken bir çağrı yaptık ve dedik ki ‘Ne olacaksa bugün olacak. Saraçhane bugün ya dolacak ya da bu darbeye teslim olacak.’ O gün tarihi yarımadaya varılmasın diye otobüsleri durdurdular, metroları durdurdular, kapattılar. Vapurları bağladılar, köprüleri kaldırdılar. Ama Cumhuriyet Halk Partisi ile dayanışma yapmaya gelen İstanbul’un demokratlarına; başta İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi, İTÜ, Yıldız Teknik, tüm üniversite öğrencilerine ve seçtiğine sahip çıkan, sandığa sahip çıkan İstanbullulara engel olamadılar. O gün biz o darbeye direndik ama yargıya da güven yüzde 20’ye düştü. Tayyip Erdoğan karşısına çıkan adayla mertçe yarışmak yerine onun adaylığına engel olmayı seçince, 160 milyar doları bulan bir zararla karşılaştık. Merkez Bankası 60 milyar dolar sattı. Borsa çöktü. Faizler arttı. Enflasyon arttı. Yüzde 15 diye beklenen enflasyon yüzde 31’e - 32’ye çıktığı için, 15’lere gerilemesi gerekirken gelemediği için, hayat olması gerektiğinden iki kat daha da pahalılaştı. Bu şartlar altında herkese para bulanlar, emekliye, emekçiye, çiftçiye ve Hatay’ın esnafına, mağduruna para bulamamaya başladılar. Bunun için emeklilerle birlikte meydanlardayız. Emekçilerle birlikte meydanlardayız. Sizlerle birlikte meydanlardayız. Dün bir emekli abimiz şöyle söyledi, dedi ki ‘AK Parti’nin kara düzeni diyorsunuz, biz bu kara düzene itiraz ediyoruz, itirazımız var’ dedi. Buradan söylüyorum. Hatay ne diyor? ‘Yoksulluğa itirazım var’ diyor. ‘Devletin bu kadar acının üstüne halen daha gelip de burada, Hatay’da, rezerv alanla Hatay’ı üzmesine, mücbir sebebi kaldırıp vergi istemesine, senet imzalatmasına, parayla deprem konutlarına itirazım var’ diyor.”

“NE SİZDEN NE MÜCADELEDEN VAZGEÇERİZ”

“Cumhuriyet Halk Partisi olarak size şunu söylemek isteriz: Şartlar ne olursa olsun, ne sizden ne mücadeleden vazgeçeriz. Algı operasyonlarına sizi teslim etmeyiz. TRT’de her şey güllük gülistanlık. Drone’dan bakınca evler bitmiş, inince ön tarafına büyük branda germiş. Drone’dan bakınca köprü olmuş aşağı inince ön tarafa brandadan olmuş. Bunlara isyanınızı anlıyorum. Konteyner kentlerdeki isyanı duyuyorum. Şubat ayının ilk haftası boyunca tüm deprem illerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri, Gölge Bakanları, Bakan Yardımcıları, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcıları, Grup Başkanvekilleri ve Genel Başkanı sizinle birlikte olacağız. Ne Hatay’ı ne 6 Şubat’ı asla unutturmayacağız. Sizler burada, bu yolda bizimle birlikte yürümeye var mısınız? Ekrem Başkan sizleri Silivri’deki 12 metrekarelik odasından selamlıyor. Ekrem Başkan’ı görüyor muyuz? Onu seviyor muyuz? Ona sahip çıkmaya devam edecek miyiz? Onu salmıyorlar, o içeride oldukça onun Cumhurbaşkanlığı için çalışmaya var mısınız? Onun yerine çalışmaya, koşturmaya var mısınız? İktidara yürüyecek miyiz? Birlikte yürüyecek miyiz? O zaman haydi bakalım, yürüyelim arkadaşlar. Sizleri çok seviyoruz, selametle evlerinize uğurluyoruz. Hoşça kal Hatay. Seni çok seviyorum. Sizi yalnız bırakmayacağız. Sesinizin duyulmasına engel olmalarına asla izin vermeyeceğiz. Yürekten selamlıyorum Hatay’ı. Sağ olun, var olun.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.