,, ,

Özgür Özel: Emekliye Tarihin En Büyük Vefasızlığı Yapıldı

Siyaset 07.03.2026 - 16:48, Güncelleme: 07.03.2026 - 17:17 157 kez okundu.
 

Özgür Özel: Emekliye Tarihin En Büyük Vefasızlığı Yapıldı

Karaman’da halka seslenen CHP heyeti, kentin havalimanı projesine ayrılan yetersiz ödeneği "80 bin yıllık plan" olarak eleştirirken; emekli maaşlarının açlık sınırının altında kalmasına tepki gösterdi ve iktidar değişikliği için 799 günlük geri sayımın başladığını duyurdu.
Karaman’a geleceğimizi söyleyince, hele hele böyle kışın ortasında ayazda, rüzgârda, ‘Ya miting mi olur Karaman’da?’ dediler. ‘Meydanı dolduramazsınız’ dediler. ‘Hem de orası AK Parti’nin, iktidarın kalesidir’ dediler. Bugün şimdi Karaman’ı, bu koca meydanı, bu meydanlara sığmayanları, meydandan taşanları görünce iyi ki geldik Karaman’a, iyi ki birlikteyiz. Buradan haykırmak isteriz ki artık kale siyaseti bitmiştir. Hiçbir yer kimseye kale değildir. Karaman olsa olsa milletin karesidir. Karaman’da 1973’te, 1989’da ve 1994’te belediyeyi kazandık. 1989 - 1999 arasında 10 yıl boyunca Yaşar Evcen Başkanımız yaptığı hizmetlerle tarihi geçti, hakkında kitaplar yazıldı. Bugün Yaşar Başkan’ı Karaman il olmasına yaptığı katkılarla, il olması için verdiği mücadeleyle halen daha seviyor, bağrına basıyor. Biz de buradan Yaşar Başkan’ı, Karaman’ın il olmasına katkı sağlayan herkesi sevgiyle selamlıyoruz. Buradan Karaman’ın önünde önlerinde saygıyla eğiliyoruz. Bu soğukta köyünden kalkan gelen, ilçelerden, beldelerden koşan gelen, Karaman tarihinin en büyük mitingini bize yaşatan Türkiye’de herkese, dost olana güven veren ve olmayana kaygı veren Karaman’ın yiğit evlatlarına selam olsun bir daha. Son 30 yıldır maalesef Karaman’ı kazanamadık. Ama kusuru Karaman’da değil, kendimizde aradık. Bundan sonra da daha çok çalışacağız, daha başarılı sonuçlar alacağız. Karaman’da da Türkiye’de de mutlaka birinci parti olacağız. Biz kazanamadık ama Karaman birini seçti. Milliyetçi Hareket Partisi’nden Başkan Sayın Savaş Kalaycı’ya da tüm partilerden seçilen belediye meclis üyelerine de başarılar diliyoruz. Demokrasi kazandığında ne dediğine değil, kazanmadığında ne yaptığına bakılan rejimdir. Kazanırken ‘milli irade’ ve milli irade baştacı. Kaybedince millete as suratı, iptal et seçimleri, yenile seçimleri, olmadı yerine kayyım ata, ‘Kararı millet vermez, ben vereceğim’ de. Bu olacak iş değildir. Onun için gittiğimiz her yerde hangi partiden olursa olsun yerel yöneticilere, hem belediye meclis üyelerine, hem başkanlara başarılar diliyoruz. Demokrasiyi kararı milletin verdiği, millet ne derse onun olacağı, ona saygısızlığın, hazımsızlığın kabul edilemeyeceği, iyi yönetenin başta kalacağı, kötü yönetenin millet tarafından değiştirileceği bir rejim olarak benimsiyoruz. Bu fikrin sahibiyiz.” “BU MEYDANI BUGÜN DOLDURAN DA BUDUR” “Bu ülkenin hiç şüphe yok ki en sevileni, kurtarıcısı, tek Başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Ülkenin üzerindeki işgali kaldırıp, düşmanı denize döküp, vatanı kurtarıp, sonra tam başa geçecekken sordular ona, ‘Ne yapacaksın? Padişahlığa devam mı, İngiltere gibi krallık mı, Amerikan tipi başkanlık mı?’ O dedi ki ‘Biz bir meclis kurduk. Meclisi millet seçer, milletin seçtikleri meclis ne görev verirse o görevi yaparız.’ Başkanlıkları, krallıkları, padişahlıkları elinin tersiyle etti. Ne dese o olurdu. Ama o ‘Millet ne diyor?’ diye baktı. Sonrasında vefatından sonra görevi Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa devraldı. O aldığı bayrağı elinde taşırken, İkinci Dünya Savaşı’ndan Türkiye’yi kurtarırken, orduyu güçlü ve milleti bir arada tutarken; bir yandan da demokrasi fikrini sürdürüyor, yeni parti kurulmasına, rekabet olmasına, çok partili rejime yol veriyordu, önem veriyordu. İşte 14 Mayıs 1950 günü sandığa gidildi tüm Türkiye’de. Karaman’da, Zonguldak’a, Urfa’da, İzmir’de, Edirne’de... Millet karar verdi. Millet dedi ki ‘Bizi bundan sonra Demokrat Parti bir dönem yönetsin. Paşa biraz dinlensin.’ O gün Garp Cephesi Komutanı, selam veren askerin heyecandan bayıldığı İsmet Paşa… Konuştuğu teğmenin nutku tutulan, ülke kurtaran kahramanın karşısında ordunun dimdik durduğu İsmet Paşa’ya dediler ki ‘Herhalde iktidarı bunlara vermeyeceksin.’ Bir kaşını kaldırsa iktidar değişmezdi. Ama o tam tersine dedi ki ‘Derhal gidin, Demokrat Parti’ye haber verin. Paşa devir teslime hazırdır. Onları tebrik edeceğim. Muhalefet görevine çekileceğim.’ Bu konuşmadan yedi gün sonra oğlu Erdal’a yazdığı mektupta, ‘Oğlum Erdal, şüphesiz bu benim en büyük yenilgim. Ancak Türkiye demokrasisinin zaferidir. Kurmak istediğim sistem artık milletin ellerine emanettir’ demiştir. İşte ülkeyi kurtaran Gazi Mustafa Kemal’den ve silah arkadaşı İsmet Paşa’dan emanettir bize bu sandık. Biz seçildiğimizde seviniriz. Kaybedince üzülürüz. Ama kaybedince asla çamur, çirkef yapmayız. Seçim iptaline kalkmayız. Mazbatayı yakmayız. Birinciye değil, ikinciye mazbata verdirmeye kalkmayız. Asla ve asla seçilmişlere darbe yapmaya, onları hapse atmaya, onların yerine kazanamadığın ilçede katakulli ile başkan seçmeye kalkmayız. İşte demokrasi budur. İşte bu meydanı bugün dolduran da budur. Bu meydan bugün her türlü haksızlığa, her türlü adaletsizliğe ama bilhassa en tahammül edemeyeceği şeye, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten emanet Cumhuriyet’in en büyük kazanımı sandığa, seçme hakkına sahip çıkmaya gelmiştir.” “BAŞKAN BİR EZBERİ BOZDU, SOSYAL YARDIMLARI ARTIRDI” “Yaşar Evcen Başkan; genç yaşında 1989’da Karaman’ın ‘Gel’ dediğinde gelen, Karaman’a efsane hizmetler yapan, şimdi de demokrasiye sahip çıkan, bir de partinin herhalde en yakışıklısı Ahmet Recai’yi bize kazandıran Yaşar Başkan’a bir yürekten alkış. Bu da yakışıklı oğlu, benim gözbebeğim İl Başkanım, sizin evladınız Ahmet Recai Evcen. Tabii bu seçim Karaman’da sadece merkez ilçede yapılmadı, tüm ilçelerde önemli seçimler oldu. Ermenek’i 40 yıl sonra o gün 35 yaşında olan, bugün 37 yaşında olan Mustafa Bozcu kardeşimle kazandık. Ermenek’e teşekkür ediyorum. ‘Ermenek Belediye Başkanımız ne yaptı?’ acaba diye diye merak ettim. Sonra kendi kendime dedim ki ‘Ya ne yapsın, o kadar borç var. Ne yapacak? İnşallah maaşları ödedi. Çöpleri topladı. Yol bozulduysa biraz kapladı. İnşallah o kadar yapmıştır.’ Biliyorum borcunu. Sonra geldim, bir baktım ki bir kere bir kuruş borç kalmamış Ermenek Belediyesi’nde. Sıfır lira. Yedi yeni hizmet aracı almış, belediyeye kazandırmış, hizmete sokmuş. Ben ‘Eskileri yamar mı?’ dedim, eskileri yapmış, yepyeni yollar açmış. İçme suyu, kanalizasyon hatlarını baştan aşağı yenilemiş. İlçeye beş yeni park kazandırmış. Emekliler lokalini açmış. Düğün salonunu açmış. Kapalı pazaryeri açmış. Belediye konukevi açmış. Üç halı saha yapmış. Bir ezberi bozmuş. Ne diyorlardı, Karaman’da, Ermenek’te, komşunuz Konya’da? ‘CHP gelirse, aman ha fakir - fukarasınız, gelirse sosyal yardımları kesecekmiş. Kömür dağıtmayacakmış. Yiyecek dağıtmayacakmış. Zorda kalırsınız. Ne kadar zorda olursanız olun gelecek eldeki kötüden fenadır. Yapmayın, oyu yine buraya verin.’ Ermenek kırdı bunu, seçti başkanı. Başkan tam beş katına çıkardı sosyal yardımları. O yüzden ‘CHP gelirse maaşım kesilir mi, yardımım kesilir mi, acaba sosyal yardım biter mi?’ diyenlere; Türkiye’de en az artırdığımız yerde üç kat artırdık, ortalama beş kat artırdık. İktidar olacağız, artık sosyal yardımı filan bırakın; iş bulamadığımız her aileye bir temel vatandaşlık geliri maaş bağlayacağız.” “KARA DÜZEN, ‘BENİ SEÇMEDİ’ DİYE DOĞALGAZSIZ BIRAKIYOR” “Diğer taraftan Akçaşehir Belediye Başkanımız da Soner Yeşildaş. Onun için de Akçaşehir’e teşekkür ediyorum. Onunla dertleştim biraz. Kapalı pazaryerini yapmış, kent meydanını yapmış. Ama canı çok sıkkın. Diyor ki ‘Başkanım söz verdiler bize doğalgaz gelecek diye. Bizim hemşeriler beni seçti diye, ben de CHP’liyim diye ayrımcılık yapıyorlar bize. Hemen yanımızda su durağına kadar söz verdikleri doğalgazı getirdiler. Bize doğalgazı vermiyorlar. Böylelikle bizim şehri, bizim beldemizi bizi seçti diye cezalandırıyorlar.’ AK Parti’nin kara düzeni budur Karamanlılar. Oy vereni kayırıp, vermeyeni kayırmayan; yandaş olanı kayırıp, olmayanı görmeyen ve gözetmeyen; zenginin gözünün içine bakan, yoksuldan seçim sonrası sırtını dönen; bir belde, istediğini seçer ama ‘Beni seçmedin’ diye orayı doğalgazsız bırakan. Buradan Akçaşehir’e söz olsun. Bu kara düzen bitecek. Cumhuriyet Halk Partisi gelecek. Hem doğalgazı yapacak, hem de bu yapılanlardan sonra ne eksikse iki mislini yapacak. Size söz veriyorum. Bir bakın böyle otobüsün üstünde. Otobüsün üstünde bu tanımadığınızı bizim Türkiye’nin bütün gençleri tanıyor. Gençlik Kolları Genel Başkanımız Cem Aydın. Onun İstanbul’da her çarşamba akşamı o büyük mitinglerde Özgür Çelik Başkanımla birlikte büyük emeği var. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ya da olsun - olmasın Türkiye’nin bütün gençlerine Karaman’dan bir kuvvetli alkış yollayalım. Şimdi bakın burada kimler var? Burada Karaman’a yüzünü dönenler var, Karaman’ın gözünün içine bakanlar var. Burada biraz önce dedim; genç, çalışkan, yakışıklı İl Başkanımız her gün koşturuyor. İlçe başkanlarımız her gün koşturuyor. İsmail Atakan Ünver Meclis’te her fırsatta Karaman’ın sorunlarını konuşuyor. Hepsinin yüzü size dönük.” “KEPÇEYLE ALIP ÇAY KAŞIĞIYLA VERİYORLAR” “Bir de Karaman’dan gelen, oyu alan, sonra sırtını dönenler var. Yüzünü görmedikleriniz, görse de sözünü tutmayanlar var. Şimdi şu kadar basit bir iş; Karaman bu ülkeye ne vermiş, bu hükümet Karaman’a ne vermiş? Genel, büyük hesaba baktım ben gelirken. Karaman 5 milyar lira vergi ödemiş geçen sene. 1,1 milyar lira yatırım bütçesi var. Yani Karaman bilhassa bisküvi fabrikalarıyla, ki bugüne denk geldi haberini yolda okudum üzüldüm. Bir çikolata fabrikası modern herhalde adı, 45 yıllık Karaman’ın markası bugün kapandığını, faaliyetini durdurduğunu söylemiş. Geçmişte Türkiye’de bisküvinin üçte ikisini Karaman üretiyordu. Şimdi hala lider, ama üçte bire düşmüş. Bisküvi fabrikalarıyla, bilhassa makina imalat fabrikalarıyla para kazandıran, vergi veren Karaman 5 milyar lira vergi yollamış Ankara’ya. 1 milyar lira yatırım bütçesi ayrılmış Karaman’a. 5 milyar geçen senenin parasıyla 5 milyar. Bir önceki senenin karının hesabıyla 5 milyar. 1 milyar, bu senenin parasıyla 1 milyar. Eş bile olsa beş vermişsiniz, bir alıyorsunuz. Karaman’dan kepçeyle alıyorlar, çay kaşığıyla veriyorlar Karaman’a. Bir kere ‘Karaman niye küçülüyor, Karaman’da işler niye yolunda gitmiyor?’ diye düşünen, hiç başka bir şeye bakmasın. Kepçeyle alıp kaşıkla verenlere, çay kaşığıyla verenlere bunun hesabını sorsun.” “ÜRETİCİYİ PERİŞAN ETTİLER” “Karaman’da pancar üretimi çok önemli. Maalesef kota var. Kota olunca aşarsan fazlasını almıyorlar, altında kalırsan susuzluktan falan mazallah bu sefer ceza kesiyorlar. Yeni ilave kota vardı, onun da yüzde 60’ını kaldırdılar, pancar üreticisini perişan ettiler. Böyle olunca da Karaman’ın en önemli gelirlerinden birisi, yani şeker pancarı üretimi yeterli geliri şehre getiremiyor. Hem birer birer üreticiler zorlanıyor hem de şehrin ekonomisi gerisin geriye gidiyor. Karaman’da ciddi bir su sorunu var. Aslında hiç olmaması gereken bir yerde ciddi bir su sorunu var. İbrala Barajı’nı 2012’de açtılar. 2018’de geldiler, bu meydanlarda ‘Karaman’ın 50 yıllık su sorununu çözdük’ dediler. Sonra beceriksizlik sonucu bir baktık; 2019’da bu sözü verenler, övünenler 2024’te barajı kuruttular. İş bilmezlikten, beceriksizlikten, liyakatsizlikten yanlış inşaat yaptılar, barajı kuruttular. O firma yenisini yaptı, sorup duruyor bizim il başkanı. Şu binayı yanlış yapsa, yıksa bir daha yapsa tazminatı olur, geçen her gün için cezası olur. Yandaş olunca hiç karışmadılar. Şimdi baraj yeniden su tutmaya uğraşıyor kör topal. Konya Ovası kapsamında yürütülen Mavi Tünel projesi tamamlanmadı. Karaman’a havza dışından su getirmediler. Ayrancı, Gödek baraj göllerinde vadettikleri halde kapalı sisteme geçmediler, boşu boşuna su kayıpları var. Kuraklıkta canımız yanıyor. Göksu Nehri deyince insanın canı sıkılıyor. İsmail Atakan Ünver yıllardır söylüyor. Karaman’da doğuyor, Karaman’a fayda etmeden Akdeniz’e dökülüyor. Bu Göksu Nehri’nin Karaman Ovası’na su akışı sağlanmalıdır. Aksi takdirde kendi suyunuzu alıyorsunuz, suyunuz oraya gidiyor ve boşu boşuna yokluk, susuzluk çekiliyor. Bunu kabul etmiyoruz. İsmail Atakan Ünver’e de ‘Çalışmaya devam, o projenin açılışını sana yaptıracağız’ diye söz veriyoruz. Benim böyle şeylerim çoktur. Hiç unutmam. Bir şeyi ‘Senle yapacağız’ dedim mi, ‘Ben seni göreceğim’ dedim mi görürüm. Yedi yıl sonra hatırlarım, sekiz yıl sonra hatırlarım. Göreceksiniz ama üç yıla, ama dört yıla bir gün Karaman’da yine çıkacağız karşınıza. Alacağım Atakan Ünver’i yanıma, diyeceğim ki ‘Hadi bakalım kes kurdeleyi, gözün aydın, Göksu’yla suluyorsun artık Karaman’ın ovasını, bahçesini.’” “PIRIL PIRIL PARLAYACAK” “Hakikaten bu Karaman’a AKP’nin yapmadıkları olacak iş değil. Eski Kemal Sunal filmlerine dönmüş. Artık ‘Bu kadar da olmaz’ dedirtiyorlar. 2016’da havalimanı sözü vermişler. Öngördükleri maliyet 1,6 milyar lira. Kaç para ayırmışlar? Bin lira. Bin lira. Sonra her yıl bin lira, 2 bin lira. Bu sene çok büyük zam yapmışlar. 20 bin lira koymuşlar ödenek kalemine Karaman Havalimanı diye. Arkadaşlar hesap yaptı, bu seneki kadar her sene para koyarlarsa 80 bin yıl sonra bitiyor Karaman Havalimanı, 80 bin yıl sonra. Adam havalimanı yapacak, 1,6 milyar maliyet var. Bir asgari ücret bir yılda para koyuyor oraya. Ve daha bir çakıl taşı bile yerinden oynatmış değiller. SertavulTünelleri’ni takip ediyoruz, Karaman ekonomisi için, bölge ekonomisi için. Mersin Limanı’na ulaşmanın hızlanması için çok önemli görüyoruz. Bir an önce bitirilmesini bekliyoruz. Bozkır - Hadim - Adiller yolu 24 yıldır yapılmamış. Bu yol içinde bütçeye sadece 10 bin lira, yarım asgari ücret koymuşlar. Yani Bozkırlılar, Hadimliler, Adilliler bilsin ki; bu senede niyetlerinde o yolu yapmak yok, ödenek ayırmamışlar. Biz Karaman’ın sorunlarını biliyoruz. Karamanımızın bütün sıkıntılarının çözümlerini biliyoruz. Bunun için çalışıyoruz ve buradan söz veriyoruz. Karaman’da hem Karamanlıların yüzü gülecek hem Karaman’ın çevresi değişecek hem de Karaman, Türkiye’nin dikkat çeken, görülmek istenen, memurların tayin olmak istediği eskisi gibi şirin mi şirin, güzel mi güzel, zengin mi zengin, harika bir yeri olarak tekrar Türkiye’de, bu İç Anadolu’da pırıl pırıl parlayacak, pırıl pırıl parlayacak.” “VATAN EVLATLARININ DEVRİ BAŞLIYOR” “Şimdi burada benim gibi hesap yapanlar var. Kamera çekiyor mu şurada? ‘Hak, hukuk, adalete, en fazla 799 gün kaldı’ diyor. Ben 19 Mart 2025 günü dedim ki İstanbul’da, otobüsün üstünde. ‘Gerekirse bin günlük kampanya yapacağım, bu bin günlük kampanyanın sonunda bu iktidarı değiştireceğiz, bu kara düzeni bitireceğiz’ dedim. Şimdi normal gününe ‘799 gün kaldı’ diyorlar. Ama onların da ağzında 2027’nin Ekiminde seçim yapmak var. Biz mümkünse 40 gün sonra istiyoruz. İki ay sonra istiyoruz. Ama istedikleri kadar kaçsınlar, işte resmi tarihte bile olsa 799 gün sonra bu iktidar gidecek, bu düzen değişecek ve yepyeni bir dönem başlayacak. Soruyorum Karaman’a, bir dönemi kapatmaya var mısınız? Yeni bir dönem açmaya var mısınız? İnanın ki bu değişim devam ediyor. Bir dönem kapanıyor, bir dönem açılıyor. Bakan evlatlarının devri bitiyor. Vatan evlatlarının devri geliyor. Vatan evlatlarının. Şimdi tabii Karaman, ben utanırım utanırım çok bana tezahürat yapmayın. Ama madem bir tezahürat yapacağız. İçeriden izliyor bizi Ekrem Başkan. Sonuçta Ekrem Başkan 19 Mart günü gözaltına alınan, 23 Mart’ta ön seçime gireceği gün tutuklanıp cezaevine konulan, iktidarın korktuğu, Erdoğan’ın yerine gelmesin diye darbeye kalkıştığı başkanımız, onun şahsında bütün 16 başkanımızı saygıyla selamlıyoruz. Bütün meclis üyelerimizi ve bürokratlarımızı saygıyla selamlıyoruz. Unutmamışsınız, buraya koymuşsunuz. Ferdi Başkanımızın resmi var. Gülşah Başkanımızın resmi var. Karamanlılara özellikle teşekkür ediyorum. Bir de bir selamı ileteyim. Bugün akşam da iftar yemeğinde birlikte olacağız. Dün evvelsi gece de birlikteydik, Haymana’da iftarda. Aslında buraya da beraber gelmeyi istiyorduk ama az laf çok iş yapıyor Ankara’da. Mansur Yavaş Başkanın da selamlarını iletiyorum.” “ERDOĞAN, ZENGİNLERİ SEVER” “Şimdi Karaman sonuçta çok farklı bir kent ama rakamlara bakınca emeklisi de çok bol bir kent. Bir emeklilerin elini göreyim. Normalden de fazla. Peki en düşük emekli maaşı 20 bin lira ya. 20. bin lira alanları göreyim? Dörtte üçü 20 bin alıyor diyorlar, aşağı yukarı öyle. Şimdi meydanlarda soruyorum, daha doğrusu bir kez konuşurken ben söyledim bir teyze oradan bağırıverdi öyle kaldı. Erdoğan sizi seviyor mu? Niye? ‘Fakiriz diye.’ Erdoğan fakir sevmez, Erdoğan zengin sever. Ben de fakiri sevmem ama, ben insanın fakir olmasını sevmem. İktidar olacağız, fakirliği bitireceğiz. Yoksulluğu yok edeceğiz inşallah. Erdoğan gibi hem sevmeyip hem bir meydanın dörtte üçünü en düşük emekli maaşı alan emeklilerle doldurmayacağız. O yüzden AK Parti faiz lobilerini seviyor. Bolca faiz ödemeyi seviyor. Ama bir yandan memlekette yoksulluk sınırı 105 bin lira. Bu meydanı dolduran 20 bin lira alan emeklilerden, beşi bir araya gelse yoksulluk sınırının üzerine çıkamıyor. Öyle bir hale getirildi ki; eskiden yoksulluk sınırı olur altında bir maaş alırsın, yoksul sayılırsın. Şimdi beş emeklinin, maaşı olan beş kişinin bir araya gelip yoksulluk sınırının üstüne çıkamadığı günlerdeyiz. Şimdi açlık sınırı var, 32 bin lira açlık sınırı. Asgari ücret veriyorsun, o para açlık sınırının altında. Oysa açlık sınırı; geliri olmayanların, işsiz kalanların, hiçbir yerden bir getirisi olmayanların boğuştuğu, devletin de onları oradan kurtardığı bir sınırdı. Şimdi emekli açlık sınırının altında, asgari ücretli açlık sınırının altında, sadece Bağ-Kur, SSK değil, devlet memuru emeklileri açlık sınırının altında. Emekli dediğin ömrü boyunca çalışan, alnının terini akıtan, gözünün nurunu döken, elleri nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük numaraları büyümüş, devletin ‘Sen artık dinleneceksin ben sana bakacağım bundan sonra’ dediği biz grupken, şimdi devletin sırtını döndüğü, sözünü unuttuğu tarihin en büyük vefasızlığının yapıldığı bir gruba dönüşmüştür. Recep Tayyip Erdoğan emekliyi sefil etmiştir. Recep Tayyip Erdoğan emekliyi fakir etmiştir. Recep Tayyip Erdoğan emekliyi halinden bezdirmiştir.” “HAKLARINI ÖDEMEDİ” “Geçen gün soruyor, ‘Özgür Özel sen nereden biliyorsun?’ Bak nereden biliyorum AK Troll. Onun yanında bir polis memuru var, onun kulağında bir telsiz var. Burada da Bülent Komiserin kulağında bir telsiz var. O doktordan duyuyor, ona söylüyor ‘Tansiyonu düşmüş, şimdi iyi’ diye. O bana söylüyor ben de öyle söylüyorum. Anladın mı AK Trollcüğüm? Diyor ki ‘100 metre mesafeden nereden duydun tansiyonunun düştüğünü?’ Türk polisinden duydum. Var mı bir diyeceğin? Ayağa kalktı amcam. Sağlık görevlilerine, sağlık çalışanlarına, bunlar Covid’de hepimiz evin içerisinde korkuyla beklerken kahramanca çalıştılar, çok da kayıp verdiler. O günlerde Tayyip Bey de dedi ki ‘Bu sağlık emekçilerinin hakkı ödenmez.’ Hakikaten dürüst, tutarlı adam, ödemedi haklarını. Bugün zor durumdalar. Ambulansın şoföründen acil tıp teknisyenine, hemşiresinden doktoruna, hasta bakıcısına, memuruna tüm sağlık çalışanlarına kocaman bir alkış. İktidar olalım ilk onlara verilip de tutulmayan sözü tutacağız. Devletin polisini, jandarmasını, astsubayını ayırmayacağız. Özellikle infaz koruma memurları, şehrin dışındaki cezaevlerinde azına lojman, çoğu servisle uzun yollar, pahalı kiralar büyükşehirlerde. Önce onlardan başlayarak ve polisten başlayarak lojman seferberliği başlatacağız. Bütün infaz koruma memurlarını emniyet sınıfına ayıracağız. Emniyet sınıfında çalışanların, devlette çalışanların aldığı maaşın, emekli maaşına yansımasını, emekli maaşıyla normal maaş arasında uçurum olmamasını sağlayacağız. Maaş bağlanma katsayılarını AKP öncesi döneme getirip, yapılan 5510 haksızlığına tekrar engel olacağız. Bu ülke emeklisine sahip çıkacak, emeklisinin yüzü iktidarımızda gülecek. Söz veriyoruz.” “TAYYİP BEYİ SİYASETTEN EMEKLİ EDECEKSİNİZ” “Peki emeklilere soruyorum, Tayyip Erdoğan sizi bu kadar üzdü, yoksullaştırdı, emekliyi sefil etti. Tayyip Bey’i de siyasetten siz emekli edecek misiniz? Anam sese bak. Tayyip Bey ben ürperdim vallahi sesten. Bakın bu haklılığın öfkesi. Yıllarca çalışmış adam, gelmiş iktidara geldiğinde bu emeklinin en düşük alanı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün 2 çeyrek alamıyor. Bu emekli 1,5 asgari ücret alıyordu, en düşüğü. 28 bin lira asgari ücret. Hesabı ortada. 42 bin lira alması gerekene 20 bin lira veriyor. Altın hesabına vurursan; 80 bin lira veriyordu Ecevit ona, 20 bin lira veriyor. Sonra ‘Bu emeklilerde bu öfke niye?’ Ben gözündeki öfkeyi ve kararlılığı görüyorum emeklinin. Duyun sesi, duyun. Tayyip Bey’i emekli edecek misiniz.? Ya, işte Özgür Özel’in karşısında durursun. Ekrem İmamoğlu’nun karşısında durursun. Bu milletin nasıl duracaksın karşısında? AK Parti’nin kara düzeni dediğin faiz düzeni. Güya faize karşıydılar, geldiler bu sene 2,7 trilyon lira faize ödeyecekler. Sadece ocak ayında 456 milyar lira faize para ödendi. Sıra emekliye gelince emekliye yok. İkramiye 4 bin lira. İlk olarak bayram ikramiyesi verildiğinde 2018’de, bin liraydı ve 24 kilo kuşbaşı alıyordu. Şimdi 4 bin lira 4 kilo kuşbaşını zor alıyor. İlk verildiği bayramda emekli ikramiyesi bir koç alıyordu. Böyle boynuzundan tutuyordun, çekiyordun koçu. Şimdi but alamıyor, but. Bu hale getirdiler emekliyi. Onun için dinle Karaman’daki emeklinin sesini. Tayyip Erdoğan’ı gönderecek misiniz? Ya öyle konuşmak kolay prompter’den. Öyle oturup sıcak salonlarda konuşmak kolay. Haydi bakalım Tayyip Bey, haftaya cumartesi - pazar eksi 4 derece Karaman, çek buraya otobüsü ve doldur bu meydanı da göreyim seni. Hodri meydan.” “BEŞ EMEKLİ BİRLEŞİYOR DA YOKSULLUKTAN ÇIKAMIYOR” “Konuşuyor öyle sıcak salonlarda gevşek gevşek. Konuşuyor oradan ‘Türkiye en büyük 20 ekonomi içindeymiş.’ Sen yokken 16’lardaydı zaten. Konuşuyor oradan, kişi başına milli gelir artıyormuş. Beş emekli birleşiyor da çıkamıyor yoksulluk sınırına. Bir emekli, bir asgari ücretli, bir dul ve yetim, hepsini toplasan hepsi birden kurtulamıyor yoksulluk sınırından. O yüzden artık böyle emekliyi küçük görerek, ev hanımını yok sayarak… Bu evlerde ev hanımları var. 28 bin lira maaşla kaynamıyor o çorba. Çocuklar işsiz, geleceğinden endişeli. Buradan ev hanımları bilsin ki iş isteyene iş, çocuğuna kreş, evde olana devlet eliyle sigorta. Söz veriyoruz bütün ev hanımlarına. Ya çalışacağız, hep birlikte kazanacağız ve üreteceğiz. Ya da çalıştıramadığımıza insanca bir yaşam vaat edeceğiz. Bu iş elin Almanyasında, Danimarkasında, Fransasında oluyor da niye olmuyor burada? Olga’ya oluyor da Hülya’ya niye olmuyor? Olga’ya olan şey ona helal de bize niye haram? Neden bu yoksulluk? Bu kadar zengin ülkede hep birlikte çalışacağız, kimseyi de arkada bırakmayacağız. Söz veriyoruz Karaman’dan.” “ÜCRETLİLERİN YARISINDAN FAZLASI ASGARİ ÜCRET ALIYOR” “Değerli Karamanlılar, AK Parti’nin kara düzenine bakınca ne görülüyor? Bakın 20 bin lira verilen emekli, bu AK Parti’nin kara düzenidir. 28 bin lira verilen asgari ücretli, kara düzendir. Ücretlilerin yüzde 50’den fazlası asgari ücret alıyor. Bu Avrupa’da yüzde 9’dur ve bir yıl içinde hızla uzaklaşırsın. Bu kara düzendir. AK Parti’nin kara düzeninde polis geçinemiyor, memur geçinemiyor, infaz koruma memuru geçinemiyor, jandarma geçinemiyor. Bu kara düzendir. Bu karadüzen dünyanın en adaletsiz vergisini toplamaktadır. 100 lira vergi toplanıyor Türkiye’de. 65 lirası dünyanın en adaletsiz vergisi yani dolaylı vergi. Nedir dolaylı vergi? Şuradaki fabrikanın sahibi de kapıdaki bekçi de aynı vergiyi veriyor. Neye?Telefona, suya, elektriğe, çocuğuna mont alıyor, monta, ayağındaki ayakkabıya. Dolaylı vergi var. Memlekette her şeyden dolaylı vergi alıyorlar; yüzde 65. Geriye yüzde 23 gelir vergisi. Maaşlarınızdan kesilen vergi ya da bankada kesilen stopaj vergisi; yüzde 23. Geri kalan yüzde 11 sadece kurumlar vergisi. Yani normalde üreten, kar eden, o karı kenarda duran ve bir kısmı vergi olarak ödenen; sadece yüzde 11. Bu, dünyanın en büyük adaletsizliği. Yüzde 65’i bu meydan veriyor, yüzde 11’i o lüks hayatlar yaşayanlar, yatlarda kotralarda gezenler, kışın ayrı yazın ayrı tatile gidenler yapıyor. Memleketine bayramda gidemeyenler, okuttuğu öğrencisi tatilde gelsin diye yol parası veremeyenler yüzde 65’i veriyor; en zenginler yüzde 11’ini. İşte bunun adı AK Parti’nin kara düzenidir. Hiçbir şeyin değil ama ant olsun ki bu kara düzeni yıkacağız. Bu vergi sistemini tam tersine çevireceğiz. Vergiyi tavana, zenginliği tabana yayacağız. Zenginliği paylaşmaya hazır mısınız? Siz de vergi vermeye hazır olun. Bundan sonra çok kazanandan çok, az kazanandan az alınacak; kazanmayandan vergi alınmayacak. Bunun için ülkeye halkçı bir iktidar gelecek. Milletten yana bir iktidar gelecek. Yani çiftçinin iktidarı gelirse olacak bu. Esnafın iktidarında olacak. Emeklinin ve emekçinin iktidarında olacak. Devlet memurlarının iktidarında olacak. Böyle zenginlerin, çetelerin, zenginlikten zengin olanların, paradan para kazananların değil; alnının teriyle çalışanların, namusuyla emeklilik yaşayanların dönemi gelecek.” “OTOBANDA GEÇİŞE VAR, ÜRETİCİYE ALIM GARANTİSİ YOK” “Tarımda planlı ve alım garantili üretim modeline geçeceğiz. AK Parti çiftçilere kanunda söylenenin beşte birini veriyor destekleme olarak. Tamı tamına kanunda yazdığı gibi Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde birini, bugün verilenin beş katını destekleme olarak vereceğiz. Çiftçilerin tüm borçlarının faizlerini bir seferlik sileceğiz. Borcu beş yıla böleceğiz. Bütün çiftçilere rahat bir nefes aldıracağız. 1 kilo buğdayın 1 litre mazot aldığı günleri Karaman yaşadı. Şimdi 6 kilo buğdayın 1 litre mazot alamadığı günlere geldik. Burada 1 kilo süt satıp da 1,6 kilo yem almadıktan sonra süt üreticiliği yapılamayacağının farkında olmayanlar var. Bugün sütün yem maliyeti 18 lirayken, 23 lira ilan edilen süt var. Allah bilir 23 liranın da altında alım var. Maalesef bu iktidar havaalanına uçuş garantisi veriyor. Otoban yaptırıyor yabancı zenginlere, geçiş garantisi veriyor. Köprüden geçiş garantisi veriyor. Hastaneye hasta garantisi veriyor. Süt üreticisine alım garantisi vermiyor, garanti fiyat vermiyor. Şeker pancarı üreticisine alım garantisi vermiyor. Tüm ürünlerde doğru ürünlere yönlendiren destekleme mekanizmaları kuracağız. Süt üreticisinin, buğday üreticisinin ne ürettiğini, kaça ürettiğini, kaça satacağını baştan bileceği bir sistem kullanacağız.” “TEMEL VATANDAŞLIK GELİRİNİ İLK 100 GÜNDE BAŞLATACAĞIZ” “İlk 100 günde biraz önce vaat ettiğimiz, söz verdiğimiz, herkesin hakkı olan temel vatandaşlık geliri uygulamasını başlatacağız. Öğrencilere öğlen okulda bir öğün ücretsiz okul yemeği ve bedava okul suyu vereceğiz. Bakın bunu Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yapıyor. İlk olarak Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney başlattı. Hemen arkasından Tuzla yaptı, şimdi bütün İstanbul ve CHP’li belediyeler yapıyor. Okullarda müdür korkmaz da belediyemizi içeri sokarsa gidiyoruz bir su arıtma sistemi, bu su sebili koyuyoruz. Ne oluyor biliyor musunuz? Zili çalıp kapı açılınca zenginin çocuğu kantine gidip kana kana iyi su içip, fakirin çocuğunun tuvalet musluğuna ağız dayamasına vicdanımız el vermiyor. Bunu bütün Türkiye’ye yayacağız. İktidarımızda ilk ay içinde bir kanunla nerede, hangi belediye varsa; Karaman’da MHP’li belediye var, eyvallah. Konya’da ya da Konya’nın ilçelerinde AK Parti var. Bizim memlekette, Manisa’da CHP var. Diyarbakır’da DEM var. Herkes kendi belediyesindeki okula su sebili ve öğlen öğrencilere eşit, ayrımsız, güzel bir okul yemeği. Çocukların okula aç gittiği, aç döndüğü, yoksulun çocuğunun gözünün zenginin çocuğunun beslenme çantasında olduğu bu kara düzeni hep birlikte bitireceğiz. Kamuda mülakatı kaldıracağız. Cumhuriyet yurtlarıyla öğrencilerin barınma sorununu çözeceğiz. Her mahalleye bir devlet kreşe açarak o mahalledeki kadınların sosyal hayata katılmasını, iş hayatına katılmasını, hayattaki yükün hafiflemesini sağlayacağız. Çünkü bu ülkede büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız. Bizim çok gerimizde olan ülkelerin hepsi Avrupa Birliği’ne girdiler, zenginleştiler. Keyifleri yerinde. Eskinin Varşova Paktı ülkeleri ki her birisi değerli ama Bulgaristan’ı Avrupa Birliği’ne girdi. Biz yıllardır Avrupa’nın, batının parçasıydık. AK Parti beceriksizliği ile kenarda kaldık. Herkes Avrupa Birliği’ne girdi, refaha erdi. Şu ülkenin, şu insanların bu yoksulluğuna biz dayanamıyoruz. Onun için gençlere yasaksız Türkiye, vizesiz bir Avrupa vaat ediyoruz. Tüm vatandaşlarımızın yüzünün güleceği, karnının doyacağı, keyiflerin yerinde olacağı yepyeni Türkiye’nin önünün açık olduğu, yüzünün Atatürk’ün gösterdiği tarafta olduğu, kalkınmanın esas olduğu, daha çok kazanıp hakça bölüşeceğimiz yeni bir düzeni kuracağız. Onun için hiç kimse üzülmesin, enseyi karartmasın, moralini bozmasın. Her şeyin var bir çaresi, onun da adı Cumhuriyet Halk Partisi.” “TÜRKİYE’NİN TÜM TEHDİTLERE KARŞI GÜÇLÜ DURMASI LAZIM” “Hem dünya, hem bölgemiz kritik bir süreçten geçiyor. Türkiye’nin tüm tehditlere karşı güçlü durması lazım. Adalet ve Kalkınma Partisi milleti bölmeye, kutuplaştırmaya uğraşıyor. Bu darbeci anlayış, maalesef milletin huzurunu bozuyor, toplumsal barışı zedeliyor. Hem ekonomik krizi derinleştiriyor hem de Türkiye’ye ağır bedeller ödetiyor. Darbenin üstünden 353 gün geçti. Bir kişinin hırsı için hep beraber çok ağır bedeller ödedik, ödemeye de devam ediyoruz. Bunun için bir kez daha buradan geçtiğimiz hafta Devlet Bey dedi, ‘İç cephe güçlensin.’ Ben de dedim ki ‘Ben mi zayıflatıyorum?’ Rakiplerini hapse atan, CHP iktidar olmasın diye her türlü kötülüğü yapan ortada. Milleti yoksulluğa, sefalete sürükleyen ortada. Her fırsatta gerginlik yaratanlar ortada. İç cephenin takim edilmesinin, Türkiye’nin bir ve beraber olmasının önündeki tek engel AK Parti’nin kara düzenidir. Yalanların, iftiraların, kumpasların sonu gelmiştir. Ekrem Başkan’a önce ‘PKK’lı’ dediler, sonra ‘Evrakta sahtecilik yaptı, diploması sahte’ dediler. ‘Ajanlık, casusluk yaptı’ dediler. ‘Seçimlere hile karıştırdı’ dediler. ‘Yolsuzluk yaptı’ dediler. Vicdanlı Karamanlılara sesleniyorum. Bir insan aynı anda hem seçimde hile yapmış, hem sahte diploma almış, hem hırsız, hem terörist, hem ajan olabilir mi? Bunların hepsini bir kişiye, masum bir kişiye söylüyorsanız görünen bir şey var ki; siz o kişiden çok korkuyorsunuz. Bunun için biz o kişiye de partimize de partimizin bütün evlatlarına da çok güveniyoruz. Eğer Tayyip Bey savcılarına, savcılarının attığı yalanlara güveniyorsa, hodri meydan. 9 Mart Pazartesi duruşma başlıyor. Yoklama ile geçer. 10 Mart Salı günü Meclis açılıyor. Kanun teklifimiz var, oylattıracağız. Ben arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanı adayıma güveniyorum. Savcısına güvenen karşıma çıksın, canlı yayın yapılsın. Hodri meydan.” “İSTEDİKLERİ ÜLKEYE SALDIRMAK İSTİYORLAR” “Amerika ve İsrail yeni bir dünya düzeni kurmak istiyor. İstiyorlar ki istedikleri ülkeye saldırsınlar, istedikleri ülkede yönetimi değiştirsinler, istedikleri ülkenin başına kimin geleceğini belirlesinler. Suriye’de yaptılar, şimdi İran’da yapmaya çalışıyorlar. Ama buna karşı Irak Savaşı’nda 1,5 milyon Müslüman ölmeden önce, Amerika Mersin Limanı’ndan gelmek ve Anadolu’da altı üs kurmak, altı üsten Irak’a saldırmak istedi. Buna Tayyip Erdoğan söz verdi, onay verdi, o istedi. Biz rahmetli Baykal karşı çıktı, ‘Hayır’ dedik. Olanlar orada, Irak’ın Müslümanlarının kanı Tony Blair ile baba Bush’un elinde. Şimdi İran için, Trump ile Netanyahu kol kola girmiş aynı şeyi yapmak istiyorlar. Erdoğan yine susuyor. Yine Amerika’ya söz veriyor. Yeraltı zenginliklerimizi verdi yetmedi. Çok daha değerli mineralleri istiyorlar, onların sözünü verdi. Nadir toprak elementleri. Pahalı mazot aldı, pahalı fueloil aldı, sıvılaştırılmış doğal gaz aldı. Yetmedi. 250 Boeing sözünü verdi, uçak almanın. Yetmedi. Şimdi İran savaşına tepki vermiyor. İsrail’in Gazze’de yaptıklarına karşı biz ona, Netanyahu'ya ‘savaş suçlusu’ derken, ‘savaş kahramanı’ diyen Trump’la konuşuyor, buluşuyor. Trump’tan kendi adamlarının deyimiyle meşruiyet dileniyor. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. ‘Gazze güzelmiş, orada müslümanların, Filistinlilerin işi yok. Etraftaki ülkelere süpüreceğim. Oralara oteller, casinolar, kumarhaneler dikeceğim. Önünde hidrokarbon var, onu da istiyorum’ diyen Trump, masa kurdu. Masada Filistin yok ama İsrail var. Erdoğan da o masaya oturdu. Avrupa’nın aklı başında güçlü liderleri, dünyanın vicdan sahibi liderleri, ‘Filistin Filistin’indir, o masada İsrail’in yeri yok. Biz o masaya gelmeyiz’ derken Erdoğan İsrail’le masaya oturmuştur. Buradan Erdoğan’a söylüyorum. 71 bin kişinin katili İsrail’in olduğu adı Barış Masası olan Gazze’yi işgal masasından kalk. İran’a atılan füzelerden, İran’a yapılan zulümden hepimiz utanç duyuyoruz. Bu konuda doğru bir tutum takın. Avrupa’nın liderleri, İspanya lideri kardeşim Pedro Sánchez dik bir duruş gösterirken, Türkiye’nin içinde bulunduğu durum içler acısıdır. Çünkü sebep ‘Trump günü geldiğinde Türkiye’de beni istesin, Trump CHP yerine beni tercih etsin’ diye mezalime susmaktadır, üstüne düşeni yapmamaktadır. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Koca bir meydandan, Karaman’dan. Ey Erdoğan, Trump’tan değil, Allah’tan kork Allah’tan.” “‘DİPLOMASIZ ERDOĞAN’ DENİLİNCE AĞRINA GİDİYOR” “(‘Diplomasız Erdoğan’ sloganları) Bunu gençler söylüyorlardı, senkron olamıyorlardı. Yardımcı olayım dedim, dava açmış. Benim genç, çalışkan bir avukatım var. O davaya gitmiş. Karşısına da Erdoğan’ın avukatı oturmuş. Hakim de böyle yükseğe oturmuş. ‘Söyle’ demiş. ‘Efendim müvekkilime diplomasız Erdoğan demek suretiyle hakaret ve iftira suçu vardır, ceza istiyorum.’ Bizim avukat dönmüş demiş ki ‘Diplomanız var mı?’ Bu demiş ‘Sana ne?’ Demiş ki ‘Varsa söyle ona göre biz de suçumuzu bilelim.’ Hakim dönmüş ‘Diplomayı dosyaya sunun’ demiş. Diplomayı dosyaya sunmak yerine, mahkeme diploma bekliyor ya, dilekçe verdiler. ‘Hakim taraflı davranıyor reddi hakim olsun’ diye. Sonra ‘Diplomasız Erdoğan’ deyince ağrına gidiyor. Varsa göster. Varsa çıkar görelim. Olanın diplomasını hazmedemiyor, olmayan diplomasıyla yiğitlik taslıyor.” “ÇOCUKLAR KAMPANYAYA GEREK DUYMADAN TEDAVİ OLACAK” “Şimdi sözün sonuna gelmeden şunu, aşağıda bir anne var ben göreceğim. ‘DMD hastası çocukları söyle’ diyor. Bir başkası, başka bir çocuğu söylüyor. Bu işin doğrusu şu. Nadir ve çok nadir görülen hastalıklar var. 10 bin çocukta, 100 bin çocukta ya da büyükte. Bu hastalığın gelmesi böyle Kocaova’da bir ağaca yıldırım düşmesi gibi. O ağaç ve altındakiler yanıyor. Bunu dünyadaki ülkeler şöyle yapmış. Düşünsenize, ağrı kesici hepimizin başı ağrıyor. Hepimiz için ağrı kesici üretiyorlar, maliyet ekmek kadar ucuz oluyor. 2 liraya, 5 liraya, 10 liraya ağrı kesici alabiliyorsun. Ama bu hastalık dünyada 100 tane çocukta olunca veya Türkiye’de 10 tane çocukta olunca, milyonlarca lira para tutuyor tedavi ve o tedaviye para bulamıyorlar. Avrupa’daki aileler ve ülkeler, bunların giderini hepsi birden karşılıyor, ‘Hepimizin evladıdır’ diyor. Türkiye’de ‘Senin evladının başına geldi, çareyi sen bul’ diyor. Ben kardeşimi dinleyeceğim, kampanyasını duyuracağız. Ama bizim iktidarımızda hiçbir çocuk için kampanya yapılmayacak. Çünkü nadir hastalıkların tedavisi devlet tarafından üstlenilecek. Nokta.” “HEP BİRLİKTE İKTİDARA YÜRÜYORUZ” “Atatürkçü Düşünce Derneği göster bayrakları göster. Genel Başkanınız da canımız bizim. ADD’deki bütün gençler gelebilir ön tarafa fotoğraf çekilebiliriz. Atatürk’ün Ata Yurdu Taşkale’ye şöyle bir Atatürk selamı verelim. Burada ‘Soma 301’i unutmadık’ diyor bu kardeşim. Eşini Soma’da kaybetti. Soyadınız Kaya’ydı değil mi sizin? Mustafa Kaya’nın ailesi. Senin adın neydi? Fadime Kaya. Soma duruşmalarını beraber izliyorduk. Şuradan söyleyeyim, CHP iktidarında toplumda travma yaratan her türlü adaletsizlik davası, başta Soma, yeniden görülecek sorumlular hesap verecek. Ayrıca ‘Efendim sen parayı Bank Asya’ya yatırdın’, ‘Ev sahibi istedi, öyle yatırdım.’ ‘Memuriyetten atıldın.’ ‘Sen çocuğu şu dershaneye yolladın’, ‘Çocuk istedi yolladım.’ ‘Memuriyetten atıldın.’ Bunların mahkemeye başvurup ‘Yargılanmaya gerek bile yoktur’ denilenler, yargılanıp da affedilenler, mahkeme kararı olanlar var KHK mağdurları. Onların hepsinin de mağduriyeti giderilecek, geçmiş dönemde ‘Adil yargılanmadım’ diye başvuranlar komisyonca incelenecek, yeniden yargılanma hakkı verilecek. Gideceğim artık. Akşam iftara gideceğim iftara. Bırakmıyorlar. Akşam Ankara Gölbaşı’nda iftar var. Onun için gideceğim. Köye uğrayamadım. Yoldan dönemem. Ama fotoğraf çektirmeye gel. Karaman FK’yı tutanlar bir alkış yapsın göreyim. Nasıl takımın durumu? İkinci lig iyi. Karamanspor’a başarılar diliyoruz. Karaman’ın bütün güzel insanlarını kucaklıyoruz. Bu anlattığım iktidara inanıyor musunuz? Benimle birlikte yürüyecek misiniz? Ekrem Başkan’la birlikte yürüyecek misiniz? İktidara gelecek miyiz? Yoksulluğu bitirecek miyiz? Vallahi sizde bu kararlılık oldukça inanıyorum ki yaklaşıyor iktidar, geliyoruz iktidara, yürüyoruz iktidara. Yürüyelim arkadaşlar.”
Karaman’da halka seslenen CHP heyeti, kentin havalimanı projesine ayrılan yetersiz ödeneği "80 bin yıllık plan" olarak eleştirirken; emekli maaşlarının açlık sınırının altında kalmasına tepki gösterdi ve iktidar değişikliği için 799 günlük geri sayımın başladığını duyurdu.

Karaman’a geleceğimizi söyleyince, hele hele böyle kışın ortasında ayazda, rüzgârda, ‘Ya miting mi olur Karaman’da?’ dediler. ‘Meydanı dolduramazsınız’ dediler. ‘Hem de orası AK Parti’nin, iktidarın kalesidir’ dediler. Bugün şimdi Karaman’ı, bu koca meydanı, bu meydanlara sığmayanları, meydandan taşanları görünce iyi ki geldik Karaman’a, iyi ki birlikteyiz. Buradan haykırmak isteriz ki artık kale siyaseti bitmiştir. Hiçbir yer kimseye kale değildir. Karaman olsa olsa milletin karesidir. Karaman’da 1973’te, 1989’da ve 1994’te belediyeyi kazandık. 1989 - 1999 arasında 10 yıl boyunca Yaşar Evcen Başkanımız yaptığı hizmetlerle tarihi geçti, hakkında kitaplar yazıldı. Bugün Yaşar Başkan’ı Karaman il olmasına yaptığı katkılarla, il olması için verdiği mücadeleyle halen daha seviyor, bağrına basıyor. Biz de buradan Yaşar Başkan’ı, Karaman’ın il olmasına katkı sağlayan herkesi sevgiyle selamlıyoruz. Buradan Karaman’ın önünde önlerinde saygıyla eğiliyoruz. Bu soğukta köyünden kalkan gelen, ilçelerden, beldelerden koşan gelen, Karaman tarihinin en büyük mitingini bize yaşatan Türkiye’de herkese, dost olana güven veren ve olmayana kaygı veren Karaman’ın yiğit evlatlarına selam olsun bir daha. Son 30 yıldır maalesef Karaman’ı kazanamadık. Ama kusuru Karaman’da değil, kendimizde aradık. Bundan sonra da daha çok çalışacağız, daha başarılı sonuçlar alacağız. Karaman’da da Türkiye’de de mutlaka birinci parti olacağız. Biz kazanamadık ama Karaman birini seçti. Milliyetçi Hareket Partisi’nden Başkan Sayın Savaş Kalaycı’ya da tüm partilerden seçilen belediye meclis üyelerine de başarılar diliyoruz. Demokrasi kazandığında ne dediğine değil, kazanmadığında ne yaptığına bakılan rejimdir. Kazanırken ‘milli irade’ ve milli irade baştacı. Kaybedince millete as suratı, iptal et seçimleri, yenile seçimleri, olmadı yerine kayyım ata, ‘Kararı millet vermez, ben vereceğim’ de. Bu olacak iş değildir. Onun için gittiğimiz her yerde hangi partiden olursa olsun yerel yöneticilere, hem belediye meclis üyelerine, hem başkanlara başarılar diliyoruz. Demokrasiyi kararı milletin verdiği, millet ne derse onun olacağı, ona saygısızlığın, hazımsızlığın kabul edilemeyeceği, iyi yönetenin başta kalacağı, kötü yönetenin millet tarafından değiştirileceği bir rejim olarak benimsiyoruz. Bu fikrin sahibiyiz.”

“BU MEYDANI BUGÜN DOLDURAN DA BUDUR”

“Bu ülkenin hiç şüphe yok ki en sevileni, kurtarıcısı, tek Başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Ülkenin üzerindeki işgali kaldırıp, düşmanı denize döküp, vatanı kurtarıp, sonra tam başa geçecekken sordular ona, ‘Ne yapacaksın? Padişahlığa devam mı, İngiltere gibi krallık mı, Amerikan tipi başkanlık mı?’ O dedi ki ‘Biz bir meclis kurduk. Meclisi millet seçer, milletin seçtikleri meclis ne görev verirse o görevi yaparız.’ Başkanlıkları, krallıkları, padişahlıkları elinin tersiyle etti. Ne dese o olurdu. Ama o ‘Millet ne diyor?’ diye baktı. Sonrasında vefatından sonra görevi Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa devraldı. O aldığı bayrağı elinde taşırken, İkinci Dünya Savaşı’ndan Türkiye’yi kurtarırken, orduyu güçlü ve milleti bir arada tutarken; bir yandan da demokrasi fikrini sürdürüyor, yeni parti kurulmasına, rekabet olmasına, çok partili rejime yol veriyordu, önem veriyordu. İşte 14 Mayıs 1950 günü sandığa gidildi tüm Türkiye’de. Karaman’da, Zonguldak’a, Urfa’da, İzmir’de, Edirne’de... Millet karar verdi. Millet dedi ki ‘Bizi bundan sonra Demokrat Parti bir dönem yönetsin. Paşa biraz dinlensin.’ O gün Garp Cephesi Komutanı, selam veren askerin heyecandan bayıldığı İsmet Paşa… Konuştuğu teğmenin nutku tutulan, ülke kurtaran kahramanın karşısında ordunun dimdik durduğu İsmet Paşa’ya dediler ki ‘Herhalde iktidarı bunlara vermeyeceksin.’ Bir kaşını kaldırsa iktidar değişmezdi. Ama o tam tersine dedi ki ‘Derhal gidin, Demokrat Parti’ye haber verin. Paşa devir teslime hazırdır. Onları tebrik edeceğim. Muhalefet görevine çekileceğim.’ Bu konuşmadan yedi gün sonra oğlu Erdal’a yazdığı mektupta, ‘Oğlum Erdal, şüphesiz bu benim en büyük yenilgim. Ancak Türkiye demokrasisinin zaferidir. Kurmak istediğim sistem artık milletin ellerine emanettir’ demiştir. İşte ülkeyi kurtaran Gazi Mustafa Kemal’den ve silah arkadaşı İsmet Paşa’dan emanettir bize bu sandık. Biz seçildiğimizde seviniriz. Kaybedince üzülürüz. Ama kaybedince asla çamur, çirkef yapmayız. Seçim iptaline kalkmayız. Mazbatayı yakmayız. Birinciye değil, ikinciye mazbata verdirmeye kalkmayız. Asla ve asla seçilmişlere darbe yapmaya, onları hapse atmaya, onların yerine kazanamadığın ilçede katakulli ile başkan seçmeye kalkmayız. İşte demokrasi budur. İşte bu meydanı bugün dolduran da budur. Bu meydan bugün her türlü haksızlığa, her türlü adaletsizliğe ama bilhassa en tahammül edemeyeceği şeye, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten emanet Cumhuriyet’in en büyük kazanımı sandığa, seçme hakkına sahip çıkmaya gelmiştir.”

“BAŞKAN BİR EZBERİ BOZDU, SOSYAL YARDIMLARI ARTIRDI”

“Yaşar Evcen Başkan; genç yaşında 1989’da Karaman’ın ‘Gel’ dediğinde gelen, Karaman’a efsane hizmetler yapan, şimdi de demokrasiye sahip çıkan, bir de partinin herhalde en yakışıklısı Ahmet Recai’yi bize kazandıran Yaşar Başkan’a bir yürekten alkış. Bu da yakışıklı oğlu, benim gözbebeğim İl Başkanım, sizin evladınız Ahmet Recai Evcen. Tabii bu seçim Karaman’da sadece merkez ilçede yapılmadı, tüm ilçelerde önemli seçimler oldu. Ermenek’i 40 yıl sonra o gün 35 yaşında olan, bugün 37 yaşında olan Mustafa Bozcu kardeşimle kazandık. Ermenek’e teşekkür ediyorum. ‘Ermenek Belediye Başkanımız ne yaptı?’ acaba diye diye merak ettim. Sonra kendi kendime dedim ki ‘Ya ne yapsın, o kadar borç var. Ne yapacak? İnşallah maaşları ödedi. Çöpleri topladı. Yol bozulduysa biraz kapladı. İnşallah o kadar yapmıştır.’ Biliyorum borcunu. Sonra geldim, bir baktım ki bir kere bir kuruş borç kalmamış Ermenek Belediyesi’nde. Sıfır lira. Yedi yeni hizmet aracı almış, belediyeye kazandırmış, hizmete sokmuş. Ben ‘Eskileri yamar mı?’ dedim, eskileri yapmış, yepyeni yollar açmış. İçme suyu, kanalizasyon hatlarını baştan aşağı yenilemiş. İlçeye beş yeni park kazandırmış. Emekliler lokalini açmış. Düğün salonunu açmış. Kapalı pazaryeri açmış. Belediye konukevi açmış. Üç halı saha yapmış. Bir ezberi bozmuş. Ne diyorlardı, Karaman’da, Ermenek’te, komşunuz Konya’da? ‘CHP gelirse, aman ha fakir - fukarasınız, gelirse sosyal yardımları kesecekmiş. Kömür dağıtmayacakmış. Yiyecek dağıtmayacakmış. Zorda kalırsınız. Ne kadar zorda olursanız olun gelecek eldeki kötüden fenadır. Yapmayın, oyu yine buraya verin.’ Ermenek kırdı bunu, seçti başkanı. Başkan tam beş katına çıkardı sosyal yardımları. O yüzden ‘CHP gelirse maaşım kesilir mi, yardımım kesilir mi, acaba sosyal yardım biter mi?’ diyenlere; Türkiye’de en az artırdığımız yerde üç kat artırdık, ortalama beş kat artırdık. İktidar olacağız, artık sosyal yardımı filan bırakın; iş bulamadığımız her aileye bir temel vatandaşlık geliri maaş bağlayacağız.”

“KARA DÜZEN, ‘BENİ SEÇMEDİ’ DİYE DOĞALGAZSIZ BIRAKIYOR”

“Diğer taraftan Akçaşehir Belediye Başkanımız da Soner Yeşildaş. Onun için de Akçaşehir’e teşekkür ediyorum. Onunla dertleştim biraz. Kapalı pazaryerini yapmış, kent meydanını yapmış. Ama canı çok sıkkın. Diyor ki ‘Başkanım söz verdiler bize doğalgaz gelecek diye. Bizim hemşeriler beni seçti diye, ben de CHP’liyim diye ayrımcılık yapıyorlar bize. Hemen yanımızda su durağına kadar söz verdikleri doğalgazı getirdiler. Bize doğalgazı vermiyorlar. Böylelikle bizim şehri, bizim beldemizi bizi seçti diye cezalandırıyorlar.’ AK Parti’nin kara düzeni budur Karamanlılar. Oy vereni kayırıp, vermeyeni kayırmayan; yandaş olanı kayırıp, olmayanı görmeyen ve gözetmeyen; zenginin gözünün içine bakan, yoksuldan seçim sonrası sırtını dönen; bir belde, istediğini seçer ama ‘Beni seçmedin’ diye orayı doğalgazsız bırakan. Buradan Akçaşehir’e söz olsun. Bu kara düzen bitecek. Cumhuriyet Halk Partisi gelecek. Hem doğalgazı yapacak, hem de bu yapılanlardan sonra ne eksikse iki mislini yapacak. Size söz veriyorum. Bir bakın böyle otobüsün üstünde. Otobüsün üstünde bu tanımadığınızı bizim Türkiye’nin bütün gençleri tanıyor. Gençlik Kolları Genel Başkanımız Cem Aydın. Onun İstanbul’da her çarşamba akşamı o büyük mitinglerde Özgür Çelik Başkanımla birlikte büyük emeği var. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ya da olsun - olmasın Türkiye’nin bütün gençlerine Karaman’dan bir kuvvetli alkış yollayalım. Şimdi bakın burada kimler var? Burada Karaman’a yüzünü dönenler var, Karaman’ın gözünün içine bakanlar var. Burada biraz önce dedim; genç, çalışkan, yakışıklı İl Başkanımız her gün koşturuyor. İlçe başkanlarımız her gün koşturuyor. İsmail Atakan Ünver Meclis’te her fırsatta Karaman’ın sorunlarını konuşuyor. Hepsinin yüzü size dönük.”

“KEPÇEYLE ALIP ÇAY KAŞIĞIYLA VERİYORLAR”

“Bir de Karaman’dan gelen, oyu alan, sonra sırtını dönenler var. Yüzünü görmedikleriniz, görse de sözünü tutmayanlar var. Şimdi şu kadar basit bir iş; Karaman bu ülkeye ne vermiş, bu hükümet Karaman’a ne vermiş? Genel, büyük hesaba baktım ben gelirken. Karaman 5 milyar lira vergi ödemiş geçen sene. 1,1 milyar lira yatırım bütçesi var. Yani Karaman bilhassa bisküvi fabrikalarıyla, ki bugüne denk geldi haberini yolda okudum üzüldüm. Bir çikolata fabrikası modern herhalde adı, 45 yıllık Karaman’ın markası bugün kapandığını, faaliyetini durdurduğunu söylemiş. Geçmişte Türkiye’de bisküvinin üçte ikisini Karaman üretiyordu. Şimdi hala lider, ama üçte bire düşmüş. Bisküvi fabrikalarıyla, bilhassa makina imalat fabrikalarıyla para kazandıran, vergi veren Karaman 5 milyar lira vergi yollamış Ankara’ya. 1 milyar lira yatırım bütçesi ayrılmış Karaman’a. 5 milyar geçen senenin parasıyla 5 milyar. Bir önceki senenin karının hesabıyla 5 milyar. 1 milyar, bu senenin parasıyla 1 milyar. Eş bile olsa beş vermişsiniz, bir alıyorsunuz. Karaman’dan kepçeyle alıyorlar, çay kaşığıyla veriyorlar Karaman’a. Bir kere ‘ Karaman niye küçülüyor, Karaman’da işler niye yolunda gitmiyor?’ diye düşünen, hiç başka bir şeye bakmasın. Kepçeyle alıp kaşıkla verenlere, çay kaşığıyla verenlere bunun hesabını sorsun.”

“ÜRETİCİYİ PERİŞAN ETTİLER”

“Karaman’da pancar üretimi çok önemli. Maalesef kota var. Kota olunca aşarsan fazlasını almıyorlar, altında kalırsan susuzluktan falan mazallah bu sefer ceza kesiyorlar. Yeni ilave kota vardı, onun da yüzde 60’ını kaldırdılar, pancar üreticisini perişan ettiler. Böyle olunca da Karaman’ın en önemli gelirlerinden birisi, yani şeker pancarı üretimi yeterli geliri şehre getiremiyor. Hem birer birer üreticiler zorlanıyor hem de şehrin ekonomisi gerisin geriye gidiyor. Karaman’da ciddi bir su sorunu var. Aslında hiç olmaması gereken bir yerde ciddi bir su sorunu var. İbrala Barajı’nı 2012’de açtılar. 2018’de geldiler, bu meydanlarda ‘Karaman’ın 50 yıllık su sorununu çözdük’ dediler. Sonra beceriksizlik sonucu bir baktık; 2019’da bu sözü verenler, övünenler 2024’te barajı kuruttular. İş bilmezlikten, beceriksizlikten, liyakatsizlikten yanlış inşaat yaptılar, barajı kuruttular. O firma yenisini yaptı, sorup duruyor bizim il başkanı. Şu binayı yanlış yapsa, yıksa bir daha yapsa tazminatı olur, geçen her gün için cezası olur. Yandaş olunca hiç karışmadılar. Şimdi baraj yeniden su tutmaya uğraşıyor kör topal. Konya Ovası kapsamında yürütülen Mavi Tünel projesi tamamlanmadı. Karaman’a havza dışından su getirmediler. Ayrancı, Gödek baraj göllerinde vadettikleri halde kapalı sisteme geçmediler, boşu boşuna su kayıpları var. Kuraklıkta canımız yanıyor. Göksu Nehri deyince insanın canı sıkılıyor. İsmail Atakan Ünver yıllardır söylüyor. Karaman’da doğuyor, Karaman’a fayda etmeden Akdeniz’e dökülüyor. Bu Göksu Nehri’nin Karaman Ovası’na su akışı sağlanmalıdır. Aksi takdirde kendi suyunuzu alıyorsunuz, suyunuz oraya gidiyor ve boşu boşuna yokluk, susuzluk çekiliyor. Bunu kabul etmiyoruz. İsmail Atakan Ünver’e de ‘Çalışmaya devam, o projenin açılışını sana yaptıracağız’ diye söz veriyoruz. Benim böyle şeylerim çoktur. Hiç unutmam. Bir şeyi ‘Senle yapacağız’ dedim mi, ‘Ben seni göreceğim’ dedim mi görürüm. Yedi yıl sonra hatırlarım, sekiz yıl sonra hatırlarım. Göreceksiniz ama üç yıla, ama dört yıla bir gün Karaman’da yine çıkacağız karşınıza. Alacağım Atakan Ünver’i yanıma, diyeceğim ki ‘Hadi bakalım kes kurdeleyi, gözün aydın, Göksu’yla suluyorsun artık Karaman’ın ovasını, bahçesini.’”

“PIRIL PIRIL PARLAYACAK”

“Hakikaten bu Karaman’a AKP’nin yapmadıkları olacak iş değil. Eski Kemal Sunal filmlerine dönmüş. Artık ‘Bu kadar da olmaz’ dedirtiyorlar. 2016’da havalimanı sözü vermişler. Öngördükleri maliyet 1,6 milyar lira. Kaç para ayırmışlar? Bin lira. Bin lira. Sonra her yıl bin lira, 2 bin lira. Bu sene çok büyük zam yapmışlar. 20 bin lira koymuşlar ödenek kalemine Karaman Havalimanı diye. Arkadaşlar hesap yaptı, bu seneki kadar her sene para koyarlarsa 80 bin yıl sonra bitiyor Karaman Havalimanı, 80 bin yıl sonra. Adam havalimanı yapacak, 1,6 milyar maliyet var. Bir asgari ücret bir yılda para koyuyor oraya. Ve daha bir çakıl taşı bile yerinden oynatmış değiller. SertavulTünelleri’ni takip ediyoruz, Karaman ekonomisi için, bölge ekonomisi için. Mersin Limanı’na ulaşmanın hızlanması için çok önemli görüyoruz. Bir an önce bitirilmesini bekliyoruz. Bozkır - Hadim - Adiller yolu 24 yıldır yapılmamış. Bu yol içinde bütçeye sadece 10 bin lira, yarım asgari ücret koymuşlar. Yani Bozkırlılar, Hadimliler, Adilliler bilsin ki; bu senede niyetlerinde o yolu yapmak yok, ödenek ayırmamışlar. Biz Karaman’ın sorunlarını biliyoruz. Karamanımızın bütün sıkıntılarının çözümlerini biliyoruz. Bunun için çalışıyoruz ve buradan söz veriyoruz. Karaman’da hem Karamanlıların yüzü gülecek hem Karaman’ın çevresi değişecek hem de Karaman, Türkiye’nin dikkat çeken, görülmek istenen, memurların tayin olmak istediği eskisi gibi şirin mi şirin, güzel mi güzel, zengin mi zengin, harika bir yeri olarak tekrar Türkiye’de, bu İç Anadolu’da pırıl pırıl parlayacak, pırıl pırıl parlayacak.”

“VATAN EVLATLARININ DEVRİ BAŞLIYOR”

“Şimdi burada benim gibi hesap yapanlar var. Kamera çekiyor mu şurada? ‘Hak, hukuk, adalete, en fazla 799 gün kaldı’ diyor. Ben 19 Mart 2025 günü dedim ki İstanbul’da, otobüsün üstünde. ‘Gerekirse bin günlük kampanya yapacağım, bu bin günlük kampanyanın sonunda bu iktidarı değiştireceğiz, bu kara düzeni bitireceğiz’ dedim. Şimdi normal gününe ‘799 gün kaldı’ diyorlar. Ama onların da ağzında 2027’nin Ekiminde seçim yapmak var. Biz mümkünse 40 gün sonra istiyoruz. İki ay sonra istiyoruz. Ama istedikleri kadar kaçsınlar, işte resmi tarihte bile olsa 799 gün sonra bu iktidar gidecek, bu düzen değişecek ve yepyeni bir dönem başlayacak. Soruyorum Karaman’a, bir dönemi kapatmaya var mısınız? Yeni bir dönem açmaya var mısınız? İnanın ki bu değişim devam ediyor. Bir dönem kapanıyor, bir dönem açılıyor. Bakan evlatlarının devri bitiyor. Vatan evlatlarının devri geliyor. Vatan evlatlarının. Şimdi tabii Karaman, ben utanırım utanırım çok bana tezahürat yapmayın. Ama madem bir tezahürat yapacağız. İçeriden izliyor bizi Ekrem Başkan. Sonuçta Ekrem Başkan 19 Mart günü gözaltına alınan, 23 Mart’ta ön seçime gireceği gün tutuklanıp cezaevine konulan, iktidarın korktuğu, Erdoğan’ın yerine gelmesin diye darbeye kalkıştığı başkanımız, onun şahsında bütün 16 başkanımızı saygıyla selamlıyoruz. Bütün meclis üyelerimizi ve bürokratlarımızı saygıyla selamlıyoruz. Unutmamışsınız, buraya koymuşsunuz. Ferdi Başkanımızın resmi var. Gülşah Başkanımızın resmi var. Karamanlılara özellikle teşekkür ediyorum. Bir de bir selamı ileteyim. Bugün akşam da iftar yemeğinde birlikte olacağız. Dün evvelsi gece de birlikteydik, Haymana’da iftarda. Aslında buraya da beraber gelmeyi istiyorduk ama az laf çok iş yapıyor Ankara’da. Mansur Yavaş Başkanın da selamlarını iletiyorum.”

“ERDOĞAN, ZENGİNLERİ SEVER”

“Şimdi Karaman sonuçta çok farklı bir kent ama rakamlara bakınca emeklisi de çok bol bir kent. Bir emeklilerin elini göreyim. Normalden de fazla. Peki en düşük emekli maaşı 20 bin lira ya. 20. bin lira alanları göreyim? Dörtte üçü 20 bin alıyor diyorlar, aşağı yukarı öyle. Şimdi meydanlarda soruyorum, daha doğrusu bir kez konuşurken ben söyledim bir teyze oradan bağırıverdi öyle kaldı. Erdoğan sizi seviyor mu? Niye? ‘Fakiriz diye.’ Erdoğan fakir sevmez, Erdoğan zengin sever. Ben de fakiri sevmem ama, ben insanın fakir olmasını sevmem. İktidar olacağız, fakirliği bitireceğiz. Yoksulluğu yok edeceğiz inşallah. Erdoğan gibi hem sevmeyip hem bir meydanın dörtte üçünü en düşük emekli maaşı alan emeklilerle doldurmayacağız. O yüzden AK Parti faiz lobilerini seviyor. Bolca faiz ödemeyi seviyor. Ama bir yandan memlekette yoksulluk sınırı 105 bin lira. Bu meydanı dolduran 20 bin lira alan emeklilerden, beşi bir araya gelse yoksulluk sınırının üzerine çıkamıyor. Öyle bir hale getirildi ki; eskiden yoksulluk sınırı olur altında bir maaş alırsın, yoksul sayılırsın. Şimdi beş emeklinin, maaşı olan beş kişinin bir araya gelip yoksulluk sınırının üstüne çıkamadığı günlerdeyiz. Şimdi açlık sınırı var, 32 bin lira açlık sınırı. Asgari ücret veriyorsun, o para açlık sınırının altında. Oysa açlık sınırı; geliri olmayanların, işsiz kalanların, hiçbir yerden bir getirisi olmayanların boğuştuğu, devletin de onları oradan kurtardığı bir sınırdı. Şimdi emekli açlık sınırının altında, asgari ücretli açlık sınırının altında, sadece Bağ-Kur, SSK değil, devlet memuru emeklileri açlık sınırının altında. Emekli dediğin ömrü boyunca çalışan, alnının terini akıtan, gözünün nurunu döken, elleri nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük numaraları büyümüş, devletin ‘Sen artık dinleneceksin ben sana bakacağım bundan sonra’ dediği biz grupken, şimdi devletin sırtını döndüğü, sözünü unuttuğu tarihin en büyük vefasızlığının yapıldığı bir gruba dönüşmüştür. Recep Tayyip Erdoğan emekliyi sefil etmiştir. Recep Tayyip Erdoğan emekliyi fakir etmiştir. Recep Tayyip Erdoğan emekliyi halinden bezdirmiştir.”

“HAKLARINI ÖDEMEDİ”

“Geçen gün soruyor, ‘Özgür Özel sen nereden biliyorsun?’ Bak nereden biliyorum AK Troll. Onun yanında bir polis memuru var, onun kulağında bir telsiz var. Burada da Bülent Komiserin kulağında bir telsiz var. O doktordan duyuyor, ona söylüyor ‘Tansiyonu düşmüş, şimdi iyi’ diye. O bana söylüyor ben de öyle söylüyorum. Anladın mı AK Trollcüğüm? Diyor ki ‘100 metre mesafeden nereden duydun tansiyonunun düştüğünü?’ Türk polisinden duydum. Var mı bir diyeceğin? Ayağa kalktı amcam. Sağlık görevlilerine, sağlık çalışanlarına, bunlar Covid’de hepimiz evin içerisinde korkuyla beklerken kahramanca çalıştılar, çok da kayıp verdiler. O günlerde Tayyip Bey de dedi ki ‘Bu sağlık emekçilerinin hakkı ödenmez.’ Hakikaten dürüst, tutarlı adam, ödemedi haklarını. Bugün zor durumdalar. Ambulansın şoföründen acil tıp teknisyenine, hemşiresinden doktoruna, hasta bakıcısına, memuruna tüm sağlık çalışanlarına kocaman bir alkış. İktidar olalım ilk onlara verilip de tutulmayan sözü tutacağız. Devletin polisini, jandarmasını, astsubayını ayırmayacağız. Özellikle infaz koruma memurları, şehrin dışındaki cezaevlerinde azına lojman, çoğu servisle uzun yollar, pahalı kiralar büyükşehirlerde. Önce onlardan başlayarak ve polisten başlayarak lojman seferberliği başlatacağız. Bütün infaz koruma memurlarını emniyet sınıfına ayıracağız. Emniyet sınıfında çalışanların, devlette çalışanların aldığı maaşın, emekli maaşına yansımasını, emekli maaşıyla normal maaş arasında uçurum olmamasını sağlayacağız. Maaş bağlanma katsayılarını AKP öncesi döneme getirip, yapılan 5510 haksızlığına tekrar engel olacağız. Bu ülke emeklisine sahip çıkacak, emeklisinin yüzü iktidarımızda gülecek. Söz veriyoruz.”

“TAYYİP BEYİ SİYASETTEN EMEKLİ EDECEKSİNİZ”

“Peki emeklilere soruyorum, Tayyip Erdoğan sizi bu kadar üzdü, yoksullaştırdı, emekliyi sefil etti. Tayyip Bey’i de siyasetten siz emekli edecek misiniz? Anam sese bak. Tayyip Bey ben ürperdim vallahi sesten. Bakın bu haklılığın öfkesi. Yıllarca çalışmış adam, gelmiş iktidara geldiğinde bu emeklinin en düşük alanı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün 2 çeyrek alamıyor. Bu emekli 1,5 asgari ücret alıyordu, en düşüğü. 28 bin lira asgari ücret. Hesabı ortada. 42 bin lira alması gerekene 20 bin lira veriyor. Altın hesabına vurursan; 80 bin lira veriyordu Ecevit ona, 20 bin lira veriyor. Sonra ‘Bu emeklilerde bu öfke niye?’ Ben gözündeki öfkeyi ve kararlılığı görüyorum emeklinin. Duyun sesi, duyun. Tayyip Bey’i emekli edecek misiniz.? Ya, işte Özgür Özel’in karşısında durursun. Ekrem İmamoğlu’nun karşısında durursun. Bu milletin nasıl duracaksın karşısında? AK Parti’nin kara düzeni dediğin faiz düzeni. Güya faize karşıydılar, geldiler bu sene 2,7 trilyon lira faize ödeyecekler. Sadece ocak ayında 456 milyar lira faize para ödendi. Sıra emekliye gelince emekliye yok. İkramiye 4 bin lira. İlk olarak bayram ikramiyesi verildiğinde 2018’de, bin liraydı ve 24 kilo kuşbaşı alıyordu. Şimdi 4 bin lira 4 kilo kuşbaşını zor alıyor. İlk verildiği bayramda emekli ikramiyesi bir koç alıyordu. Böyle boynuzundan tutuyordun, çekiyordun koçu. Şimdi but alamıyor, but. Bu hale getirdiler emekliyi. Onun için dinle Karaman’daki emeklinin sesini. Tayyip Erdoğan’ı gönderecek misiniz? Ya öyle konuşmak kolay prompter’den. Öyle oturup sıcak salonlarda konuşmak kolay. Haydi bakalım Tayyip Bey, haftaya cumartesi - pazar eksi 4 derece Karaman, çek buraya otobüsü ve doldur bu meydanı da göreyim seni. Hodri meydan.”

“BEŞ EMEKLİ BİRLEŞİYOR DA YOKSULLUKTAN ÇIKAMIYOR”

“Konuşuyor öyle sıcak salonlarda gevşek gevşek. Konuşuyor oradan ‘Türkiye en büyük 20 ekonomi içindeymiş.’ Sen yokken 16’lardaydı zaten. Konuşuyor oradan, kişi başına milli gelir artıyormuş. Beş emekli birleşiyor da çıkamıyor yoksulluk sınırına. Bir emekli, bir asgari ücretli, bir dul ve yetim, hepsini toplasan hepsi birden kurtulamıyor yoksulluk sınırından. O yüzden artık böyle emekliyi küçük görerek, ev hanımını yok sayarak… Bu evlerde ev hanımları var. 28 bin lira maaşla kaynamıyor o çorba. Çocuklar işsiz, geleceğinden endişeli. Buradan ev hanımları bilsin ki iş isteyene iş, çocuğuna kreş, evde olana devlet eliyle sigorta. Söz veriyoruz bütün ev hanımlarına. Ya çalışacağız, hep birlikte kazanacağız ve üreteceğiz. Ya da çalıştıramadığımıza insanca bir yaşam vaat edeceğiz. Bu iş elin Almanyasında, Danimarkasında, Fransasında oluyor da niye olmuyor burada? Olga’ya oluyor da Hülya’ya niye olmuyor? Olga’ya olan şey ona helal de bize niye haram? Neden bu yoksulluk? Bu kadar zengin ülkede hep birlikte çalışacağız, kimseyi de arkada bırakmayacağız. Söz veriyoruz Karaman’dan.”

“ÜCRETLİLERİN YARISINDAN FAZLASI ASGARİ ÜCRET ALIYOR”

“Değerli Karamanlılar, AK Parti’nin kara düzenine bakınca ne görülüyor? Bakın 20 bin lira verilen emekli, bu AK Parti’nin kara düzenidir. 28 bin lira verilen asgari ücretli, kara düzendir. Ücretlilerin yüzde 50’den fazlası asgari ücret alıyor. Bu Avrupa’da yüzde 9’dur ve bir yıl içinde hızla uzaklaşırsın. Bu kara düzendir. AK Parti’nin kara düzeninde polis geçinemiyor, memur geçinemiyor, infaz koruma memuru geçinemiyor, jandarma geçinemiyor. Bu kara düzendir. Bu karadüzen dünyanın en adaletsiz vergisini toplamaktadır. 100 lira vergi toplanıyor Türkiye’de. 65 lirası dünyanın en adaletsiz vergisi yani dolaylı vergi. Nedir dolaylı vergi? Şuradaki fabrikanın sahibi de kapıdaki bekçi de aynı vergiyi veriyor. Neye?Telefona, suya, elektriğe, çocuğuna mont alıyor, monta, ayağındaki ayakkabıya. Dolaylı vergi var. Memlekette her şeyden dolaylı vergi alıyorlar; yüzde 65. Geriye yüzde 23 gelir vergisi. Maaşlarınızdan kesilen vergi ya da bankada kesilen stopaj vergisi; yüzde 23. Geri kalan yüzde 11 sadece kurumlar vergisi. Yani normalde üreten, kar eden, o karı kenarda duran ve bir kısmı vergi olarak ödenen; sadece yüzde 11. Bu, dünyanın en büyük adaletsizliği. Yüzde 65’i bu meydan veriyor, yüzde 11’i o lüks hayatlar yaşayanlar, yatlarda kotralarda gezenler, kışın ayrı yazın ayrı tatile gidenler yapıyor. Memleketine bayramda gidemeyenler, okuttuğu öğrencisi tatilde gelsin diye yol parası veremeyenler yüzde 65’i veriyor; en zenginler yüzde 11’ini. İşte bunun adı AK Parti’nin kara düzenidir. Hiçbir şeyin değil ama ant olsun ki bu kara düzeni yıkacağız. Bu vergi sistemini tam tersine çevireceğiz. Vergiyi tavana, zenginliği tabana yayacağız. Zenginliği paylaşmaya hazır mısınız? Siz de vergi vermeye hazır olun. Bundan sonra çok kazanandan çok, az kazanandan az alınacak; kazanmayandan vergi alınmayacak. Bunun için ülkeye halkçı bir iktidar gelecek. Milletten yana bir iktidar gelecek. Yani çiftçinin iktidarı gelirse olacak bu. Esnafın iktidarında olacak. Emeklinin ve emekçinin iktidarında olacak. Devlet memurlarının iktidarında olacak. Böyle zenginlerin, çetelerin, zenginlikten zengin olanların, paradan para kazananların değil; alnının teriyle çalışanların, namusuyla emeklilik yaşayanların dönemi gelecek.”

“OTOBANDA GEÇİŞE VAR, ÜRETİCİYE ALIM GARANTİSİ YOK”

“Tarımda planlı ve alım garantili üretim modeline geçeceğiz. AK Parti çiftçilere kanunda söylenenin beşte birini veriyor destekleme olarak. Tamı tamına kanunda yazdığı gibi Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde birini, bugün verilenin beş katını destekleme olarak vereceğiz. Çiftçilerin tüm borçlarının faizlerini bir seferlik sileceğiz. Borcu beş yıla böleceğiz. Bütün çiftçilere rahat bir nefes aldıracağız. 1 kilo buğdayın 1 litre mazot aldığı günleri Karaman yaşadı. Şimdi 6 kilo buğdayın 1 litre mazot alamadığı günlere geldik. Burada 1 kilo süt satıp da 1,6 kilo yem almadıktan sonra süt üreticiliği yapılamayacağının farkında olmayanlar var. Bugün sütün yem maliyeti 18 lirayken, 23 lira ilan edilen süt var. Allah bilir 23 liranın da altında alım var. Maalesef bu iktidar havaalanına uçuş garantisi veriyor. Otoban yaptırıyor yabancı zenginlere, geçiş garantisi veriyor. Köprüden geçiş garantisi veriyor. Hastaneye hasta garantisi veriyor. Süt üreticisine alım garantisi vermiyor, garanti fiyat vermiyor. Şeker pancarı üreticisine alım garantisi vermiyor. Tüm ürünlerde doğru ürünlere yönlendiren destekleme mekanizmaları kuracağız. Süt üreticisinin, buğday üreticisinin ne ürettiğini, kaça ürettiğini, kaça satacağını baştan bileceği bir sistem kullanacağız.”

“TEMEL VATANDAŞLIK GELİRİNİ İLK 100 GÜNDE BAŞLATACAĞIZ”

“İlk 100 günde biraz önce vaat ettiğimiz, söz verdiğimiz, herkesin hakkı olan temel vatandaşlık geliri uygulamasını başlatacağız. Öğrencilere öğlen okulda bir öğün ücretsiz okul yemeği ve bedava okul suyu vereceğiz. Bakın bunu Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yapıyor. İlk olarak Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney başlattı. Hemen arkasından Tuzla yaptı, şimdi bütün İstanbul ve CHP’li belediyeler yapıyor. Okullarda müdür korkmaz da belediyemizi içeri sokarsa gidiyoruz bir su arıtma sistemi, bu su sebili koyuyoruz. Ne oluyor biliyor musunuz? Zili çalıp kapı açılınca zenginin çocuğu kantine gidip kana kana iyi su içip, fakirin çocuğunun tuvalet musluğuna ağız dayamasına vicdanımız el vermiyor. Bunu bütün Türkiye’ye yayacağız. İktidarımızda ilk ay içinde bir kanunla nerede, hangi belediye varsa; Karaman’da MHP’li belediye var, eyvallah. Konya’da ya da Konya’nın ilçelerinde AK Parti var. Bizim memlekette, Manisa’da CHP var. Diyarbakır’da DEM var. Herkes kendi belediyesindeki okula su sebili ve öğlen öğrencilere eşit, ayrımsız, güzel bir okul yemeği. Çocukların okula aç gittiği, aç döndüğü, yoksulun çocuğunun gözünün zenginin çocuğunun beslenme çantasında olduğu bu kara düzeni hep birlikte bitireceğiz. Kamuda mülakatı kaldıracağız. Cumhuriyet yurtlarıyla öğrencilerin barınma sorununu çözeceğiz. Her mahalleye bir devlet kreşe açarak o mahalledeki kadınların sosyal hayata katılmasını, iş hayatına katılmasını, hayattaki yükün hafiflemesini sağlayacağız. Çünkü bu ülkede büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız. Bizim çok gerimizde olan ülkelerin hepsi Avrupa Birliği’ne girdiler, zenginleştiler. Keyifleri yerinde. Eskinin Varşova Paktı ülkeleri ki her birisi değerli ama Bulgaristan’ı Avrupa Birliği’ne girdi. Biz yıllardır Avrupa’nın, batının parçasıydık. AK Parti beceriksizliği ile kenarda kaldık. Herkes Avrupa Birliği’ne girdi, refaha erdi. Şu ülkenin, şu insanların bu yoksulluğuna biz dayanamıyoruz. Onun için gençlere yasaksız Türkiye, vizesiz bir Avrupa vaat ediyoruz. Tüm vatandaşlarımızın yüzünün güleceği, karnının doyacağı, keyiflerin yerinde olacağı yepyeni Türkiye’nin önünün açık olduğu, yüzünün Atatürk’ün gösterdiği tarafta olduğu, kalkınmanın esas olduğu, daha çok kazanıp hakça bölüşeceğimiz yeni bir düzeni kuracağız. Onun için hiç kimse üzülmesin, enseyi karartmasın, moralini bozmasın. Her şeyin var bir çaresi, onun da adı Cumhuriyet Halk Partisi.”

“TÜRKİYE’NİN TÜM TEHDİTLERE KARŞI GÜÇLÜ DURMASI LAZIM”

“Hem dünya, hem bölgemiz kritik bir süreçten geçiyor. Türkiye’nin tüm tehditlere karşı güçlü durması lazım. Adalet ve Kalkınma Partisi milleti bölmeye, kutuplaştırmaya uğraşıyor. Bu darbeci anlayış, maalesef milletin huzurunu bozuyor, toplumsal barışı zedeliyor. Hem ekonomik krizi derinleştiriyor hem de Türkiye’ye ağır bedeller ödetiyor. Darbenin üstünden 353 gün geçti. Bir kişinin hırsı için hep beraber çok ağır bedeller ödedik, ödemeye de devam ediyoruz. Bunun için bir kez daha buradan geçtiğimiz hafta Devlet Bey dedi, ‘İç cephe güçlensin.’ Ben de dedim ki ‘Ben mi zayıflatıyorum?’ Rakiplerini hapse atan, CHP iktidar olmasın diye her türlü kötülüğü yapan ortada. Milleti yoksulluğa, sefalete sürükleyen ortada. Her fırsatta gerginlik yaratanlar ortada. İç cephenin takim edilmesinin, Türkiye’nin bir ve beraber olmasının önündeki tek engel AK Parti’nin kara düzenidir. Yalanların, iftiraların, kumpasların sonu gelmiştir. Ekrem Başkan’a önce ‘PKK’lı’ dediler, sonra ‘Evrakta sahtecilik yaptı, diploması sahte’ dediler. ‘Ajanlık, casusluk yaptı’ dediler. ‘Seçimlere hile karıştırdı’ dediler. ‘Yolsuzluk yaptı’ dediler. Vicdanlı Karamanlılara sesleniyorum. Bir insan aynı anda hem seçimde hile yapmış, hem sahte diploma almış, hem hırsız, hem terörist, hem ajan olabilir mi? Bunların hepsini bir kişiye, masum bir kişiye söylüyorsanız görünen bir şey var ki; siz o kişiden çok korkuyorsunuz. Bunun için biz o kişiye de partimize de partimizin bütün evlatlarına da çok güveniyoruz. Eğer Tayyip Bey savcılarına, savcılarının attığı yalanlara güveniyorsa, hodri meydan. 9 Mart Pazartesi duruşma başlıyor. Yoklama ile geçer. 10 Mart Salı günü Meclis açılıyor. Kanun teklifimiz var, oylattıracağız. Ben arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanı adayıma güveniyorum. Savcısına güvenen karşıma çıksın, canlı yayın yapılsın. Hodri meydan.”

“İSTEDİKLERİ ÜLKEYE SALDIRMAK İSTİYORLAR”

“Amerika ve İsrail yeni bir dünya düzeni kurmak istiyor. İstiyorlar ki istedikleri ülkeye saldırsınlar, istedikleri ülkede yönetimi değiştirsinler, istedikleri ülkenin başına kimin geleceğini belirlesinler. Suriye’de yaptılar, şimdi İran’da yapmaya çalışıyorlar. Ama buna karşı Irak Savaşı’nda 1,5 milyon Müslüman ölmeden önce, Amerika Mersin Limanı’ndan gelmek ve Anadolu’da altı üs kurmak, altı üsten Irak’a saldırmak istedi. Buna Tayyip Erdoğan söz verdi, onay verdi, o istedi. Biz rahmetli Baykal karşı çıktı, ‘Hayır’ dedik. Olanlar orada, Irak’ın Müslümanlarının kanı Tony Blair ile baba Bush’un elinde. Şimdi İran için, Trump ile Netanyahu kol kola girmiş aynı şeyi yapmak istiyorlar. Erdoğan yine susuyor. Yine Amerika’ya söz veriyor. Yeraltı zenginliklerimizi verdi yetmedi. Çok daha değerli mineralleri istiyorlar, onların sözünü verdi. Nadir toprak elementleri. Pahalı mazot aldı, pahalı fueloil aldı, sıvılaştırılmış doğal gaz aldı. Yetmedi. 250 Boeing sözünü verdi, uçak almanın. Yetmedi. Şimdi İran savaşına tepki vermiyor. İsrail’in Gazze’de yaptıklarına karşı biz ona, Netanyahu'ya ‘savaş suçlusu’ derken, ‘savaş kahramanı’ diyen Trump’la konuşuyor, buluşuyor. Trump’tan kendi adamlarının deyimiyle meşruiyet dileniyor. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. ‘Gazze güzelmiş, orada müslümanların, Filistinlilerin işi yok. Etraftaki ülkelere süpüreceğim. Oralara oteller, casinolar, kumarhaneler dikeceğim. Önünde hidrokarbon var, onu da istiyorum’ diyen Trump, masa kurdu. Masada Filistin yok ama İsrail var. Erdoğan da o masaya oturdu. Avrupa’nın aklı başında güçlü liderleri, dünyanın vicdan sahibi liderleri, ‘Filistin Filistin’indir, o masada İsrail’in yeri yok. Biz o masaya gelmeyiz’ derken Erdoğan İsrail’le masaya oturmuştur. Buradan Erdoğan’a söylüyorum. 71 bin kişinin katili İsrail’in olduğu adı Barış Masası olan Gazze’yi işgal masasından kalk. İran’a atılan füzelerden, İran’a yapılan zulümden hepimiz utanç duyuyoruz. Bu konuda doğru bir tutum takın. Avrupa’nın liderleri, İspanya lideri kardeşim Pedro Sánchez dik bir duruş gösterirken, Türkiye’nin içinde bulunduğu durum içler acısıdır. Çünkü sebep ‘Trump günü geldiğinde Türkiye’de beni istesin, Trump CHP yerine beni tercih etsin’ diye mezalime susmaktadır, üstüne düşeni yapmamaktadır. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Koca bir meydandan, Karaman’dan. Ey Erdoğan, Trump’tan değil, Allah’tan kork Allah’tan.”

“‘DİPLOMASIZ ERDOĞAN’ DENİLİNCE AĞRINA GİDİYOR”

“(‘Diplomasız Erdoğan’ sloganları) Bunu gençler söylüyorlardı, senkron olamıyorlardı. Yardımcı olayım dedim, dava açmış. Benim genç, çalışkan bir avukatım var. O davaya gitmiş. Karşısına da Erdoğan’ın avukatı oturmuş. Hakim de böyle yükseğe oturmuş. ‘Söyle’ demiş. ‘Efendim müvekkilime diplomasız Erdoğan demek suretiyle hakaret ve iftira suçu vardır, ceza istiyorum.’ Bizim avukat dönmüş demiş ki ‘Diplomanız var mı?’ Bu demiş ‘Sana ne?’ Demiş ki ‘Varsa söyle ona göre biz de suçumuzu bilelim.’ Hakim dönmüş ‘Diplomayı dosyaya sunun’ demiş. Diplomayı dosyaya sunmak yerine, mahkeme diploma bekliyor ya, dilekçe verdiler. ‘Hakim taraflı davranıyor reddi hakim olsun’ diye. Sonra ‘Diplomasız Erdoğan’ deyince ağrına gidiyor. Varsa göster. Varsa çıkar görelim. Olanın diplomasını hazmedemiyor, olmayan diplomasıyla yiğitlik taslıyor.”

“ÇOCUKLAR KAMPANYAYA GEREK DUYMADAN TEDAVİ OLACAK”

“Şimdi sözün sonuna gelmeden şunu, aşağıda bir anne var ben göreceğim. ‘DMD hastası çocukları söyle’ diyor. Bir başkası, başka bir çocuğu söylüyor. Bu işin doğrusu şu. Nadir ve çok nadir görülen hastalıklar var. 10 bin çocukta, 100 bin çocukta ya da büyükte. Bu hastalığın gelmesi böyle Kocaova’da bir ağaca yıldırım düşmesi gibi. O ağaç ve altındakiler yanıyor. Bunu dünyadaki ülkeler şöyle yapmış. Düşünsenize, ağrı kesici hepimizin başı ağrıyor. Hepimiz için ağrı kesici üretiyorlar, maliyet ekmek kadar ucuz oluyor. 2 liraya, 5 liraya, 10 liraya ağrı kesici alabiliyorsun. Ama bu hastalık dünyada 100 tane çocukta olunca veya Türkiye’de 10 tane çocukta olunca, milyonlarca lira para tutuyor tedavi ve o tedaviye para bulamıyorlar. Avrupa’daki aileler ve ülkeler, bunların giderini hepsi birden karşılıyor, ‘Hepimizin evladıdır’ diyor. Türkiye’de ‘Senin evladının başına geldi, çareyi sen bul’ diyor. Ben kardeşimi dinleyeceğim, kampanyasını duyuracağız. Ama bizim iktidarımızda hiçbir çocuk için kampanya yapılmayacak. Çünkü nadir hastalıkların tedavisi devlet tarafından üstlenilecek. Nokta.”

“HEP BİRLİKTE İKTİDARA YÜRÜYORUZ”

“Atatürkçü Düşünce Derneği göster bayrakları göster. Genel Başkanınız da canımız bizim. ADD’deki bütün gençler gelebilir ön tarafa fotoğraf çekilebiliriz. Atatürk’ün Ata Yurdu Taşkale’ye şöyle bir Atatürk selamı verelim. Burada ‘Soma 301’i unutmadık’ diyor bu kardeşim. Eşini Soma’da kaybetti. Soyadınız Kaya’ydı değil mi sizin? Mustafa Kaya’nın ailesi. Senin adın neydi? Fadime Kaya. Soma duruşmalarını beraber izliyorduk. Şuradan söyleyeyim, CHP iktidarında toplumda travma yaratan her türlü adaletsizlik davası, başta Soma, yeniden görülecek sorumlular hesap verecek. Ayrıca ‘Efendim sen parayı Bank Asya’ya yatırdın’, ‘Ev sahibi istedi, öyle yatırdım.’ ‘Memuriyetten atıldın.’ ‘Sen çocuğu şu dershaneye yolladın’, ‘Çocuk istedi yolladım.’ ‘Memuriyetten atıldın.’ Bunların mahkemeye başvurup ‘Yargılanmaya gerek bile yoktur’ denilenler, yargılanıp da affedilenler, mahkeme kararı olanlar var KHK mağdurları. Onların hepsinin de mağduriyeti giderilecek, geçmiş dönemde ‘Adil yargılanmadım’ diye başvuranlar komisyonca incelenecek, yeniden yargılanma hakkı verilecek. Gideceğim artık. Akşam iftara gideceğim iftara. Bırakmıyorlar. Akşam Ankara Gölbaşı’nda iftar var. Onun için gideceğim. Köye uğrayamadım. Yoldan dönemem. Ama fotoğraf çektirmeye gel. Karaman FK’yı tutanlar bir alkış yapsın göreyim. Nasıl takımın durumu? İkinci lig iyi. Karamanspor’a başarılar diliyoruz. Karaman’ın bütün güzel insanlarını kucaklıyoruz. Bu anlattığım iktidara inanıyor musunuz? Benimle birlikte yürüyecek misiniz? Ekrem Başkan’la birlikte yürüyecek misiniz? İktidara gelecek miyiz? Yoksulluğu bitirecek miyiz? Vallahi sizde bu kararlılık oldukça inanıyorum ki yaklaşıyor iktidar, geliyoruz iktidara, yürüyoruz iktidara. Yürüyelim arkadaşlar.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.