Ekran Başında Sabahlayanlara Kötü Haber: Vücudunuzun saati bozulursa ne olur?
Ekran Başında Sabahlayanlara Kötü Haber: Vücudunuzun saati bozulursa ne olur?
Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Baş, kilo kontrolü ve hastalıklardan korunmada sadece yiyeceklerin içeriğine değil, tüketim saatlerine de dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Vücudun uyku, tansiyon ve bağışıklık sistemini yöneten hassas bir biyolojik saate sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Baş, gece geç saatlerde yapılan atıştırmaların ve düzensiz uykunun metabolizmada "jet lag" etkisi yaratarak sağlığı tehdit ettiğini ifade etti ve bu iç saati doğru kurmanın 3 önemli vaktine dikkat çekti.
Vücudumuz, milyarlarca yıllık evrimle şekillenmiş hassas bir biyolojik saate sahip. Bu saat yalnızca uyku ve uyanıklığı değil; açlık, tokluk, kan şekeri, tansiyon, bağışıklık sistemi ve hatta ruh halimizi bile belirli saatlere göre düzenliyor. Beyindeki "süprakiyazmatik çekirdek" adı verilen küçük bir bölgenin bu saatin merkezi olarak görev yaptığını belirten Prof. Dr. Murat Baş, “Ancak karaciğer, bağırsak, pankreas ve yağ dokusu gibi organların her birinin de kendi iç ritmi vardır. Tüm bu saatler birbiriyle ve dış dünyayla uyum içinde çalıştığında beden sağlıklı işler. Peki ya bu uyum bozulursa? Uçakla uzun mesafe kat etmenin yarattığı şaşkınlık hepimize tanıdıktır; beden sabah olduğunu söylerken çevre gece ya da tam tersini anlatır. Araştırmacılar benzer bir bozukluğun, uçağa binmeden de sürekli yaşanabildiğini gösteriyor. Gece vardiyasında çalışmak, geç saatlere kadar ekrana bakmak, öğün atlayıp gece yemek yemek veya her gün farklı saatlerde uyumak gibi etkenler biyolojik saatimizi aynı şekilde alt üst ediyor. Bu duruma bilim insanları "metabolik jet lag" adını veriyor” diyor.
Sadece Yorgunluk Değil: Uzun Vadeli Sağlık Riskleri
Araştırmalar, “metabolik jet lag”ın basit bir yorgunluktan çok daha derin izler bıraktığını ortaya koyuyor. Vücudun ritmi bozulduğunda kan şekerini düzenleyen mekanizmaların da sekteye uğradığını ifade eden Prof. Dr. Murat Baş, “İnsülin hassasiyeti azalıyor, pankreas gereğinden fazla çalışmak zorunda kalıyor ve zamanla tip 2 diyabet riski belirgin biçimde yükseliyor. Gece vardiyasında çalışan bireylerde bu risk özellikle yüksek saptanmış” ifadelerini kullanıyor.
Kalp Krizi, Felç, Ritim Bozukluğu…
Kalp sağlığı açısından da tablonun endişe verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, “Sağlıklı bir bireyde tansiyon geceleri düşer, sabah ise kontrollü biçimde yükselir. Biyolojik saat bozukluğu bu koruyucu ritmi ortadan kaldırıyor; kalp krizi, felç ve ritim bozukluğu risklerini artırıyor. Araştırmalar ayrıca kronik ritim bozukluğunun karaciğerde yağ birikimine, kötü kolesterol (LDL) düzeyinin yükselmesine ve bağışıklık sisteminin kronik düşük dereceli bir iltihap içinde kalmasına yol açtığını gösteriyor. Uzun dönemde bu tablo metabolik sendrom olarak bilinen obezite, yüksek tansiyon, yüksek şeker ve bozuk kolesterol birlikteliğine dönüşebilir” diyor.
Mikrobiyotanın Da Bir Saati Var!
Kronik ritim bozukluğunun dikkat, hafıza ve zihinsel esnekliği olumsuz etkilemesinin yanı sıra depresyon ve kaygı bozukluğu riskini de artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş ayrıca bağırsak mikrobiyotasının da günlük bir ritme sahip olduğunu ve bu ritmin bozulmasının sindirim sorunlarına, bağırsak geçirgenliğinin artmasına ve sistemik iltihaplanmaya kapı araladığına dikkat çekiyor.
Bu 3’ünün Zamanlamasına Dikkat!
Biyolojik saatin yeniden düzenlenebileceğini belirten Prof. Dr. Murat Baş, “Üstelik bunun için ilaç gerekmiyor; esas mesele, günlük alışkanlıkları biyolojik ritimle uyumlu hale getirmek” diyerek 3 basit ama önemli maddeyi sıralıyor;
- Doğal ışığı kaçırmayın: Biyolojik saatin en güçlü "kurgulayıcısı" sabah alınan doğal ışık. Uyandıktan sonra birkaç dakikanızı gün ışığında geçirin ve saatinizi öncelikle sıfırlayın. Buna karşılık gece mavi ışık kaynaklarına (yani telefon, tablet ve bilgisayar ekranları) maruz kalmak saati geri itiyor ve uykuya dalmayı güçleştiriyor. Çalışmalar, yatmadan en az bir saat önce ekranlardan uzaklaşmayı öneriyor.
- Öğün zamanlaması: Yemekleri düzenli saatlerde ve mümkünse gündüz yemek, bağırsak ve karaciğer gibi organların kendi iç saatlerini korumalarına yardımcı oluyor. Prof. Dr. Murat Baş, tüm yemeklerin 10-12 saatlik bir pencereye sıkıştırıldığı "zaman kısıtlı beslenme" yaklaşımının kan şekeri, vücut ağırlığı ve iltihaplanma belirteçleri üzerinde belirgin iyileşmeler sağladığı ifade ediyor.
- Hareket ve Uyku saati: Yapılan çalışmalar öğleden sonra yapılan fiziksel aktivitenin metabolik açıdan sabah sporuna kıyasla daha avantajlı olabileceğine işaret ettiğini belirten Acıbadem Life Danışmanı, Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Baş, “Düzenli uyku saatleri ise tüm bu faktörlerin üzerinde, biyolojik saati ayakta tutan temel taş olmaya devam ediyor. Ama egzersiz konusunda yaşam tarzınıza uyan saati seçmeniz en doğrusu olabilir” diyor.

Bilimin artık sadece ne yediğimizin değil, ne zaman yediğimizin, uyuduğumuzun ve hareket ettiğimizin de bir o kadar önemli olduğunu söylediğini ifade eden Prof. Dr. Murat Baş, “Araştırmacılar, vücut saatiyle uyumlu yaşamanın metabolik hastalıkları önlemede en güçlü ve en erişilebilir araçlardan biri olduğu sonucuna varıyor” ifadelerini kullanıyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

