İYİ Parti’den İktidara Erken Seçim ve Hukuk Göndermesi: Bu Düzen Böyle Gitmez!
İYİ Parti’den İktidara Erken Seçim ve Hukuk Göndermesi: Bu Düzen Böyle Gitmez!
İYİ Parti Sözcüsü ve Parlamento ile İlişkiler Başkanı Buğra Kavuncu, 15 Haziran 2026 tarihinde düzenlediği basın toplantısıyla ülke gündemindeki sıcak gelişmeleri değerlendirdi. Meclis çalışmalarından hukuki krizlere, ekonomik darboğazdan toplumsal muhalefetin taleplerine kadar pek çok kritik başlıkta partisini kurumsal görüşlerini aktaran Kavuncu, iktidarın yönetim politikalarına sert eleştiriler yöneltti.
İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu,
Başkanlık Divanı Toplantısı ardından partisinin genel merkez binasında gündeme dair basın
toplantısı düzenledi.
Türkiye’nin tam bağımsızlığının her alanda muhafazasının önemine dikkat çekmek amacıyla 27
Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı’nda miting düzenleyeceklerini hatırlatan Kavuncu,
“Bu buluşma Türk milletinin karşı karşıya bırakıldığı çıkmaza bir tepkidir. Cumhuriyete ve milli
kimliğimize dair bütün değerlerimizin hedefe alındığı bir süreçten geçiyoruz. Sadece çözüm ve
bölünme süreciyle değil, her alanda ülkemizi ülke, milletimizi millet, devletimizi devlet yapan
değerler maalesef yok ediliyor. Türkiye Cumhuriyeti yerine müşfik monarşi, devlet yerine derin
devlet, eşit vatandaşlık yerine teba konuşuluyor. İYİ Parti varlığımıza yönelik bu tehditlere
karşıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere her alanda sürdürecektir. 27
Haziran’da yapılacak olan miting de bu açıdan çok ama çok önemlidir. Milletimizi, İYİ Parti'nin
Türk bayrağıyla en başta yer alacağı bu mücadeleye davet ediyoruz. ‘Hangi partiden olursanız
olun, ellerinizde yalnızca Türk bayraklarıyla Tandoğan’da buluşalım’ diyoruz ve bu çareyi bütün
milletimize yapıyoruz” dedi.
“İktidar seçmeni de adalete güvenmiyor”
İYİ Parti’nin haftasonunda gerçekleştirdiği hukuk çalıştayına değinen Kavuncu, “Bu çalıştay
kararı masa başında alınmadı. Bu çalıştay anket sonuçlarının gösterdiği gerçeklere karşı İYİ
Parti'nin somut bir cevabıdır. Ankette gördüğümüz altını çizmemiz gereken bir konu var. Söz
konusu hukuk ve adalet olunca iktidar ve muhalefet seçmeninin aynı kaygıları paylaştığını
gördük. İktidar partisine oy atmış seçmen bile adalete güveninin olmadığını çok net olarak
söylüyor” ifadelerini kullandı.
Anketin detaylarını paylaştı
Anketin sonuçlarını paylaşan Kavuncu, “Ankete katılan vatandaşlarımızın yüzde 74'ü cezasızlık
algısının şiddeti arttırdığından; yüzde 73’ü çete ve mafyanın sokaklara hâkim olduğundan, yüzde
66’sı ise zenginin korunduğunu ve yoksulun daha ağır ceza aldığından bahsediyor. Ankete
katılanların yüzde 64'ü, ‘Kara para aklamaları etkin olarak soruşturulmuyor’ diyor.
Mahkemelerin siyasi baskıdan bağımsız karar veremediğini düşünenlerin oranı yüzde 60,
uyuşturucu baronlarının korunduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 59. Ankete katılanların yüzde
77’si de mahkemelerde herkesin eşit muamele görmediğinden yakınıyor. Bu oran İYİ Parti
seçmeninde yüzde 87, AK Parti'ye oy vermiş seçmende ise yüzde 67. Yani mahkemelerde
herkesin eşit muamele görmediğine dair AK Parti’ye oy vermiş seçmenin yüzde 67’si veryansın
ediyor. Dolayısıyla bu kaygının, bir partinin değil aslında toplumun sesi olduğunu çok net olarak
görüyoruz” dedi.
“Bir devletin derin olmaz, bir devletin hukuku olur”
Çalıştayın tek bir partinin etkinliği olmaktan çıkarak, Türkiye'nin hukuk vicdanının ortak
buluşması haline geldiğini savunan Kavuncu, “Tüm tartışmaların sonunda da çıkan bulgular
vizyon belgesi ön raporu olarak kamuoyuyla paylaşıldı. Paylaşılan vizyon belgesi 10 temel ilke
ve 38 somut madde olarak detaylandırdı. 10 temel ilkemiz; hukukun üstünlüğü, kuvvetler
ayrılığı, denge ve denetim mekanizmaları, yargı bağımsızlığı, temel hakların dokunulmazlığı,
demokratik meşruiyet ve sandık egemenliği, hesap verilebilirlik ve şeffaflık, eşitlik ve ayrımcılık
yasağı, savunma hakkı ve adil yargılanma, kapsayıcı ve onarım odaklı adalet, dijital haklar ve
yapay zekanın hukuki çerçevesi olarak sıralandı. Bir devletin derin olmaz, bir devletin hukuku
olur. Bu rapor da bu temel ilke doğrultusunda hazırlandı” ifadelerini kullandı.
“İYİ Parti belgenin ana başlıklarını Meclis gündemine taşıyacak”
Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun talimatı doğrultusunda ortaya çıkan belgenin üç somut
izleme katmanı şeklinde takip edileceğine işaret eden Kavuncu, “Bunlardan ilki izleme
komisyonu -ki bu izleme komisyonu çalıştaya katılan katılımcılardan gönüllü olarak teşekkül
edecek ve bu komisyon zaman içerisinde elde edilen bulguları paylaşacak. İkinci katman ise İYİ
Parti Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu. Her maddeye yasa teklifi, bütçe önergesi, yazılı soru
önergesiyle vizyon belgesinin ana başlıkları grubumuz tarafından Türkiye Büyük Millet
Meclisi’ne taşınacak. Üçüncü katman olarak da Venedik Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi kararları izleme sürecine dış referans noktaları olarak dahil edilecek” şeklinde
konuştu.
Planlanan adımları örnek vererek açıklayan Kavuncu, “İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönüşün
ideolojik değil, anayasal zorunluluk çerçevesinde ele alınacağı çok net olarak tarif edildi ve
beyan edildi. Zira konu ideolojik bir konu değil. Konu açıkça Anayasa’nın ihlalidir. İstanbul
Sözleşmesi’nden çıkılmış olunması net olarak bir Anayasa ihlalidir. Biz de bu konuyu bu
kapsamda ele alıyoruz. Vizyon belgemizde dezenformasyon yasasının kaldırılması da
öngörülüyor. Bunun yerine önerilen model ise cezai yaptırım değil, Avrupa Birliği Dijital
Hizmetler Yasası çerçevesinde bağımsız doğrulama platformunun güçlendirilmesi. Bu adın
üstünde vizyon ön raporu. Bunun devamında da Türk Hukuk Vizyon Belgesi detaylı bir şekilde
yayınlanacak” dedi.
Uçum’un, “Türkiye’nin Erdoğan’a ihtiyacı var” açıklaması
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un, “Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmeye
ihtiyacı yok ama Türkiye’nin ona ihtiyacı var” şeklinde bir açıklama yaptığına işaret eden
Kavuncu, “Bunu duyduğumuzda dudaklarımızdan şu kelimeler döküldü: Majesteleri lütfetmiş,
Türkiye’yi yönetecekmiş. Tek bir adamın kaderi, ülkenin kaderinin üstünde görülmeye
başlanmış. Böyle bir anlayışla karşı karşıyayız. Böyle bir kibir, ülke tarihinde bugüne kadar
görülmemiştir. Birileri adeta Türkiye’yi lütfederek yönetme isteğine dile getiriyor” ifadelerini
kullandı.
“Adres, Cumhurbaşkanı Erdoğan”
Kavuncu, “Türkiye'nin neye ihtiyacı var Sayın Uçum, biz size buradan söyleyelim. Enflasyonun
4 buçuk yıldır yüzde 30'un altına düşmemesine mi ihtiyacı var? Faize ilk 5 ayda 1 trilyon 263
milyar lira ödenmesine mi? Adeta çöker gibi el konulan şirketlere mi? Muhalefete yönelik her
türlü siyasi ve hukuki baskıya mı? Protesto hakkının ayaklar altına alınmasına mı? Kötü
muameleye, şantajlara, polis jopuna mı? Türkiye’nin hırsızlığa, talana, adam kayırmaya mı
ihtiyacı var? Yoksa Türkiye’nin davulla zurnayla buyur edilen teröristlere mi; terör örgütü
elebaşının adeta bir kahraman ve kanaat önderi olarak kutsallaştırılmasına mı ihtiyacı var? Eğer
Türkiye’nin bunlara ihtiyacı varsa, o zaman dediğiniz doğru; adres Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan’dır. Bunların hepsi ve daha niceleri Sayın Cumhurbaşkanı'nın yönetimi altında
gerçekleşmiştir. Hepsinin sorumlusu bizzat kendisidir” diye ekledi.
“Bu durum milletin aklıyla alay etmektir”
“Türkiye bu kafayla yönetilemez. Bu kafa Türkiye’yi uçurumun eşiğine getirecek kafadır’ diyen
Kavuncu, “Bu yasanın arkasından dolanmak, kanunun ruhunu bilmemektir. Genel seçim
tarihinden bir ay önce seçim yapılmasını söylemek bu milletin aklıyla alay etmektir. Bu durum
sadece tek bir kişinin önünü açmak için kanunun ruhunun görmezden gelinmesidir” diye ekledi.
“Baş kayyum konumu oluşturuldu”
Beyaz et sektörüne yapılan operasyona değinen Kavuncu, “Türkiye'nin rejimi adeta bir kayyum
rejimine çevrildi. Cumhurbaşkanı değil de baş kayyum konumu oluşturuluyor. Hemen her alanda
böyle. Belediye başkanları görevden alındığında kayyum atayıp belediye meclisinden seçim
yaptırmadılar. Birçok operasyonda direkt kayyum mekanizması devreye girdi. Sonra da el
konulan mal varlıkları dağıtıldı. Beyaz et üreticilerine yapılan operasyonda da denetim kayyumu
uygulamasını görüyoruz. Ceza Muhakemeleri Kanunu 133 gereğince; denetim kayyumu koruma
tedbiri uygulanmış. Bunun uygulanması için soruşturma konusu suçun CMK 133'te katalog
olarak sayılan suçlardan olması gerekir. Başsavcılık ise ‘TCK 220-237 ve ilgili mevzuat
kapsamında satıştan kaçınma suçları yönünden bu soruşturma yürütülüyor’ diyor. Bu suçların
hiçbiri CMK 133'te yok. Bu sebeple net olarak soruyoruz, denetim kayyumunun anlamı ne?”
ifadelerini kullandı.
“Rekabet Kurulu ne işe yarıyor?”
Kavuncu, “Rekabet Kurulu şirketleri inceler. Birbirine rakip şirketlerin piyasadaki fiyatı
manipüle etmesi ya da belli bir seviyenin altına inmeyecek şekilde anlaşarak organize etmesi
elbette ki suçtur ama bu suçun karşılığı o şirketlere kesilecek parasal cezalardır. Serbest piyasa
ekonomisinde böyle bir uygulamaya elbette ki müsaade edilemez ama biz ilk defa denetim
kayyumu gibi bir tabiri ve uygulamayı görüyoruz. O zaman akla şu soru geliyor. Rekabet
Kurulu’nun bir fonksiyonu kalmamış, ne işe yarıyor? O zaman neden böyle bir kurum var ki?
Öyle anlaşılıyor ki Türkiye artık adeta kayyumla yönetilecek hale geldi” diye ekledi.
Operasyonun domino etkisi
Operasyonun sektördeki domino etkisine değinen Kavuncu, “Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa’ya iki
günlük ziyarette bulunduk. Bu kapsamda zahireciler odasını da ziyaret ettik. Biz oradayken
beyaz etle ilgili op erasyon haberleri geldi. O gün orada hem çiftçi hem tüccar kitlendi. Zira
beyaz et üreticilerine yem satan sanayici, bir anda alımını durdurdu. O alımını durdurunca,
tüccar alımını durdurdu. Tüccar alımını durdurunca, çiftçi de zahireciler odasına götürmüş
olduğu buğdayla işin akıbetinin nereye varacağını bekledi” şeklinde konuştu.
Kavuncu, basın toplantısını sonunda BYD’nin Türkiye’deki yatırımlarını askıya alması ile
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Davası’ndaki çıplak arama tartışmaları ve öğretmenlere yapılan
polis müdahalesine de değindi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

