Hayat bazen bizi hiç beklemediğimiz sınavlarla karşı karşıya bırakır. Özellikle ciddi bir hastalıkla mücadele etmek, yalnızca bedeni değil, duyguları ve günlük yaşamı da etkileyen zorlu bir süreçtir. Böyle dönemlerde insanın gülmek aklına bile gelmeyebilir. Peki, tam da böyle zamanlarda kahkaha bize küçük de olsa bir nefes alma alanı açabilir mi?
Bir Kahkaha Yogası öğretmeni olarak bu sorunun peşinden gitmeyi, kahkahanın yalnızca eğlenceli anlara ait olmadığını anlatmayı çok önemsiyorum.
Ekim ayı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı. Bu vesileyle, kemoterapi tedavisi gören kadınlarda Kahkaha Yogasının algılanan stres ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini inceleyen bilimsel bir araştırmayı sizlerle paylaşmak istedim.
Türkiye'de gerçekleştirilen bu çalışma, Hacer Karakaş, Pınar Zorba Bahçeli ve Murat Akyol tarafından yürütülmüş ve 26 Eylül 2024 tarihinde çevrim içi olarak yayımlanmış.
Araştırmaya toplam 42 kadın katılmış. Katılımcılar iki gruba ayrılmış. Bir grup rutin tedavisine devam ederken diğer grup, tedavilerine ek olarak sekiz hafta boyunca haftada iki kez, 40'ar dakikalık Kahkaha Yogası seanslarına katılmış.
Peki, sonuç ne olmuş?
Araştırmanın sonunda Kahkaha Yogası’na katılan kadınların algıladıkları stres düzeylerinde, diğer gruba kıyasla anlamlı bir azalma görülmüş. Ayrıca yaşam kalitesinin hem fiziksel hem de ruhsal boyutlarında olumlu sonuçlar elde edilmiş.
Elbette bu, sınırlı sayıda katılımcıyla gerçekleştirilmiş bir ön çalışma. Dolayısıyla sonuçları bütün hastalara genellemek doğru olmaz. Ancak araştırma, kahkahanın destekleyici uygulamalar arasında değerlendirilebileceğine dair umut verici bulgular sunuyor.
Gülmek İçin Her Zaman Bir Nedene İhtiyacımız Var mı?
Kahkaha Yogası seanslarında katılımcılara sık sık şunu hatırlatıyorum: Gülmek için mutlaka komik bir olay yaşamamız gerekmiyor.
Kahkaha Yogası, istemli kahkahayı nefes egzersizleri, hareket ve çocuksu oyunlarla birleştiren bir uygulama. Başlangıçta biraz çekinerek, hatta yapay bir şekilde başlayan kahkahalar, grup içindeki etkileşimle zaman zaman içten gelen kahkahalara dönüşebiliyor.
Seanslarda amacımız kimseyi zorla güldürmek ya da yaşadığı sıkıntıları unutturmak değil. İnsanlara kısa bir süreliğine de olsa gündelik kaygılarından uzaklaşabilecekleri, kendilerine alan açabilecekleri bir deneyim sunmak.
Çünkü hayatın her anında güçlü olmak, gülümsemek veya iyi hissetmek zorunda değiliz.
Özellikle kanser tedavisi gibi fiziksel ve duygusal açıdan yorucu süreçlerde, kişinin kendisini nasıl hissettiğine saygı duymak çok önemli. Kahkaha Yogası da uygun koşullarda, kişinin isteği ve sağlık ekibinin değerlendirmesi doğrultusunda destekleyici bir etkinlik olabilir.
Kahkaha Bir Tedavi Değil, Yol Arkadaşı Olabilir
Burada önemli bir ayrım yapmak istiyorum. Kahkaha Yogası, kanseri tedavi eden veya tıbbi tedavinin yerine geçen bir yöntem değildir. Ancak kişinin stresle baş etmesine ve kendisini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilecek tamamlayıcı bir uygulama olarak değerlendirilebilir.
Bence bu araştırmanın en kıymetli tarafı da tam olarak burada.
Hastalıkla mücadele eden bir insanın yalnızca tıbbi ihtiyaçlarını değil, duygusal ihtiyaçlarını da görmemiz gerektiğini hatırlatıyor.
Birlikte gülmek, bazen yalnız olmadığımızı hissettirir. Bazen birkaç dakikalığına zihnimizi meşgul eden düşüncelerden uzaklaşmamıza yardımcı olur. Bazen de yalnızca o anın içinde kalabilmemizi sağlar.
Bir Kahkaha Yogası öğretmeni olarak en büyük dileklerimden biri, hastanelerde ve destek merkezlerinde, sağlık profesyonelleriyle iş birliği içinde daha fazla kahkaha çalışmasının gerçekleştirilmesi.
Çünkü iyilik hâlini desteklemek, yalnızca hastalıklarla mücadele etmekten ibaret değil. İnsanların hayatın içinde yeniden neşeye, umuda ve birbirleriyle bağ kurmaya yer açabilmelerine de yardımcı olmak.
Ve belki de en önemlisi, zor zamanlardan geçen insanlara şunu hatırlatabilmek:
Gülmek, yaşadığımız acıları yok saymak değildir. Bazen bütün zorluklara rağmen kendimize ayırdığımız küçücük bir nefes aralığıdır.
Naime Sarıoğlu
Kahkaha Yogası Eğitmeni | Mutlu Yogiler
