,,
Sağlık Haber Girişi: 22.06.2022 - 21:04, Güncelleme: 22.06.2022 - 21:04

Kalp Sağlığına Dair Bilmemiz Gerekenler

 

Kalp Sağlığına Dair Bilmemiz Gerekenler

News Findy Haber Ajansının ulaştığı Kardiyo Hekimi Doç.Dr. V.Özlem Bozkaya Kalp hastalığı öyküsü olsun olmasın 30 yaş üstü herkesin yıllık kontroller yaptırması gerektiği paylaştı
Kalp nasıl bir organ?   Herkesin kalbi ,yaklaşık olarak  kendi yumruğu boyutundadır. Dört odacıktan oluşan kalbimizde,odacıklar arası kan geçişinin gerçekleştiği küçük kapakçıklar var. Kalbimiz dakikada 60 ile 100 arası atıyor. Egzersiz, enfeksiyon, stres gibi nedenlerle dakikada 100'ün üzerinde atmasına taşikardi diyoruz.  Yani tetikleyici bir neden varlığında kalp atımının 100'ün üzerine çıkması anormal değil, normal olandır. Elbette yaşadığımız duygulara da tepki veren, hassas bir organ kalbimiz. Ancak tetikleyici hiç bir neden yokken kalp hızında ani yükselmeler olması mutlaka Kardiyolojik olarak inceleme gerektiren bir durumdur.   Kalbimizi kontrol ettirmeli miyiz?   Kalp damar hastalıkları bundan 20 yıl öncesine kadar ileri yaş hastalığı olarak görülmekteydi. Son 20 yılda yaşam tarzımız,stres, beslenme yanlışlarımız nedeniyle artık genç yaşlarda da kalp damar hatalıklarını sık olarak görmekteyiz.  Bugün dünyada tüm ölümlerin en sık nedeni kalp damar hastalıklarıdır. Bu nedenle 30 yaş üzeri tüm bireylerde, ailesinde 65 yaş altında kalp damar hastalığı öyküsü olan bireylerde ve ek hastalığı olan kişilerde (hipertansiyon, diyabet, tiroid hastalığı, steroid veya oral kontraseptif kullanımı, erken menopoz) mutlaka düzenli kalp kontrolü yapılmalı.   Kalp damar hastalığında erken tanı mümkün mü?   Kalp damar hastalığına bağlı ölümler büyük oranda önlenebilir ölümlerdir. Bunun anlamı erken tanı ve önlem ile bu ölümlerin önüne geçebilmemiz mümkün. Maalesef kalp damar hastalıklarının büyük çoğunluğu önceden bulgu ve belirti vermiyor. Basit bir önrnek vereyim; genel check up muayenesi için gelen hastalarda aort damarında genişleme saptayıp, hastayı bilgilendirdiğimizde çok şaşırıyorlar ve genel tepkileri “benim hiç bir şikayetim yoktu” oluyor. Zaten şikayet ortaya çıkartacak kadar ilerlediğinde maalesef kötü sonuçlarla karşılaşmış oluyoruz. Oysa çok basit ekokardiyografik görüntüleme tetkiki ile erken teşhisle aorta damarında olan genişlemenin artması önlenebilir veya cerrahi için değerlendirilerek ölümle sonuçlanabilecek aort yırtılmasından korunulabilir.   Kalbimizi nasıl koruyalım?   Kalp ve stres :   Kalp atım hızımızın sürekli yüksek olması kalbi yorar. Gün içerisinde bir çok stres faktörüne maruz kalıyoruz. Stresten uzak durun diyemem ancak stresle baş etme yöntemleri geliştirmek zorundayız. Bunun yanında elbette her stres kötü değildir. Vücudu aralıklı ve küçük streslere maruz bırakarak iç dengeyi uyarmak vücudu güçlendirir. Mesela; egzersiz. Özellikle kalp hızını dengede tutan ve kalp damar sağlığını koruyan aktivitelerin başında düzenli egzersiz geliyor. Haftada en az 3-4 kez ve her seferinde en az 30 dakika süren tempolu yürüyüş gibi egzersizler kalbi güçlendiren bir stres yaratır. Aynı şekilde aralık oruç, soğuk duş, sauna gibi streslerle vücudu güçlendiririz. Denge çok önemli. Stres; kronik ve şiddetli hal aldığında zarar vermeye başlar.   Etkili stresle baş etme yöntemi: Derin diyafram nefes egzersizi   Düzenli olarak, her gün yapılan derin diyafram nefes egzersizi kalp atım hızını yavaşlatır, tansiyonu düşürür, uyku kalitesini yükseltir. Herkesin derin diyafram nefes egzersizi ve doğru nefesi hayatına katması için en az bir nedeni mutlaka vardır. Hayat telaşımıza uyum sağlayan bedenimiz, nefes alış verişini de yüzeysel ve acele ile yapmakta. Pek çok kişinin nefes alırken sadece omuzları hareket ediyor, diyaframın etkin kullanıldığı karın solunumu es geçiliyor. Bu yanlış nefes alışkanlığı kronik yorgunluk, odaklanmada zayıflama, anksiyeteye yatkınlık ,kronik ağrılar gibi pek çok şikayetlerimize zemin hazırlıyor. Dünya nüfusunun sadece %3'ü doğru nefes alabiliyor. Yanlış nefes pek çok hastalığımızın tetikleyicileri arasındadır.   Gün içerisinde nefesine odaklanarak, nefes egzersizi yapan insanların algı ve odaklanması artar, stres düzeyi düşer. Bilimsel olarak faydaları gösterilmiş bu egzersizleri hayatınıza mutlaka katın. Ancak bunu ara ara değil, her gün düzenli olarak yapmaya çalışın. Bu konuda okullar, iş yerleri gibi tüm kurumlara eğitim verilmesi gerektiğini düşünüyorum.   Beslenmenizi temizleyin   Rafine,işlenmiş gıdalardan; katkı maddeli hazır paket gıdalardan uzak durun. Rafine şeker tüketimini en aza indirin.  Zeytinyağı, sert kabuklu-çiğ kuruyemişler ve  taze sebzeyi her gün mutlaka tüketin. Pro/prebiyotik gıdalar (yoğurt,lor peyniri,turşu) tüketin. Besinleri doğada bulunan, en doğal haliyle tüketmeye çalışın. Günlük beslenmenizde protein,karbonhidrat ve yağlara dengeli bir şekilde yer vermelisiniz. Bugün dünyada obezite salgını söz konusuyken beslenmeyi es geçemeyiz. Sadece doymak için yemek yediğimizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Beslenme stratejidir ; sağlıklı olmak isteyen herkes doğru beslenmenin ne demek olduğunu öğrenmeli ve uygulamalıdır.   Antioksidanca zengin gıdalara yer verin:   Antioksidan konusunda tacı yeşil çaya veririm. Yeşil çay içerdiği fitobesinlerle en güçlü antioksidanlardan. Günde 1-2 fincan yeşil çay tüketimini öneririm. Kafein içerdiği için akşam saatleri yerine gündüz tüketmek tercih edilmeli. Yeşil çay ile çarpıntı şikayetiniz oluyorsa demleme süresini 3 dakika kadar kısa tutarak kafein geçişini azaltabilirsiniz. Zerdeçal, biberiye,karabiber, kekik, pul biber gibi antioksidan zengini baharatları yemeklerinizde kullanın.   Pozitif telkinin gücünden faydalanın:   Hayata bakış açısı pozitif olan-iyimser insanların; kötümser insanlara göre daha mutlu ve uzun yaşadığı çalışmalarla da gösterilmiş. Bu başlangıçta zor ya da önemsiz gibi gelebilir ancak hayatınıza kattığınızda ve etkilerini gördüğünüzde çok hak vereceğinize eminim.  Pozitif telkini uygulamanın, ruhsal rahatlamanın bedene olan etkisini çok iyi biliyoruz. Bir kalp doktoru olarak, kalp ultrasonuna aldığım ve heyecandan çarpıntısı olan hastama, ekokardiyografi esnasında kalbinin sağlıklı olduğunu, endişe etmemesini, her şeyin yolunda olduğunu söylediğimde, kalp atım hızındaki azalmayı direkt gözlerimle görebiliyorum. Pozitif telkinin, kalp hızına olan bu net etkisini, hayatınızın her alanına yaymaya çalışın. Kalbinizi sakinleştirin, onu ciddiye alın, onunla konuşun. Bütüncül sağlık esastır, ruh-zihin ve beden birlikte iyi olmalıdır.   Kalp için düzenli takviye kullanalım mı?   Doğru beslenme, doğru nefes ve egzersizin birer tablet olmasını çok isterdim. Çünkü maalesef içinde bulunduğumuz çağda her şey, hızlıca ve en kolay yoldan olsun istiyoruz. Ancak şunu net olarak söylemek istiyorum; ne kadar para dökseniz, ne kadar takviye alsanız da yaşam tarzınızı düzeltmedikçe gerçekten sağlıklı olamazsınız. Kalp için özel bir takviye önerim yok. Eksik olan D vitamini, Magnezyum gibi vitamin ve minerallerin eksikliklerin giderilmesi  çok önemli elbette. Tansiyon hastalığı veya çarpıntı şikayeti olan bireylerde Magnezyum desteği kullanmak gerekebiliyor. Magnezyumun da farklı formları var ve kişinin ihtiyacına yönelik başlanır. Balık yiyen ve sağlıklı beslenen bireylerde Omega-3 tablet kullanmanın ek faydası yok. Ancak beslenmesi bozuk, balık tüketimi olmayan, rafine gıdayı çok tüketen bireylerde bozulan Omega3/6 oranını yeniden düzeltebilmek için dönem dönem Omega-3 desteği önerebiliyoruz.  Takviye de olsa mutlaka hekime danışılarak kullanılması gerektiğini ayrıca vurgulamak istiyorum. Çünkü herkesin vücut metabolizması ve ihtiyacı çok farklı.   Hangi şikayetlerde kalbimizden şüphelenelim? -Göğüs ağrısı: özellikle eforla başlayan, baskı tarzında, sol kola,sırta,çeneye vurabilen göğüs ağrısı varlığında -Çarpıntı: Istırahatte kendiliğinden başlayan , ani çarpıntı atakları; tekleme veya duraksama hissi -Nefes darlığı: Son zamanlarda fonksiyonel kapasitenizi kısıtlayan nefes darlığı veya ani gelişen nefes darlığı varlığında -Bayılma, bayılır gibi olma   gibi şikayetler varlığında ertelemeden Kardiyoloji muayenesi olmalısınız.    
News Findy Haber Ajansının ulaştığı Kardiyo Hekimi Doç.Dr. V.Özlem Bozkaya Kalp hastalığı öyküsü olsun olmasın 30 yaş üstü herkesin yıllık kontroller yaptırması gerektiği paylaştı

Kalp nasıl bir organ?

 

Herkesin kalbi ,yaklaşık olarak  kendi yumruğu boyutundadır. Dört odacıktan oluşan kalbimizde,odacıklar arası kan geçişinin gerçekleştiği küçük kapakçıklar var. Kalbimiz dakikada 60 ile 100 arası atıyor. Egzersiz, enfeksiyon, stres gibi nedenlerle dakikada 100'ün üzerinde atmasına taşikardi diyoruz.  Yani tetikleyici bir neden varlığında kalp atımının 100'ün üzerine çıkması anormal değil, normal olandır. Elbette yaşadığımız duygulara da tepki veren, hassas bir organ kalbimiz. Ancak tetikleyici hiç bir neden yokken kalp hızında ani yükselmeler olması mutlaka Kardiyolojik olarak inceleme gerektiren bir durumdur.

 

Kalbimizi kontrol ettirmeli miyiz?

 

Kalp damar hastalıkları bundan 20 yıl öncesine kadar ileri yaş hastalığı olarak görülmekteydi. Son 20 yılda yaşam tarzımız,stres, beslenme yanlışlarımız nedeniyle artık genç yaşlarda da kalp damar hatalıklarını sık olarak görmekteyiz.

 Bugün dünyada tüm ölümlerin en sık nedeni kalp damar hastalıklarıdır. Bu nedenle 30 yaş üzeri tüm bireylerde, ailesinde 65 yaş altında kalp damar hastalığı öyküsü olan bireylerde ve ek hastalığı olan kişilerde (hipertansiyon, diyabet, tiroid hastalığı, steroid veya oral kontraseptif kullanımı, erken menopoz) mutlaka düzenli kalp kontrolü yapılmalı.

 

Kalp damar hastalığında erken tanı mümkün mü?

 

Kalp damar hastalığına bağlı ölümler büyük oranda önlenebilir ölümlerdir. Bunun anlamı erken tanı ve önlem ile bu ölümlerin önüne geçebilmemiz mümkün. Maalesef kalp damar hastalıklarının büyük çoğunluğu önceden bulgu ve belirti vermiyor.

Basit bir önrnek vereyim; genel check up muayenesi için gelen hastalarda aort damarında genişleme saptayıp, hastayı bilgilendirdiğimizde çok şaşırıyorlar ve genel tepkileri “benim hiç bir şikayetim yoktu” oluyor. Zaten şikayet ortaya çıkartacak kadar ilerlediğinde maalesef kötü sonuçlarla karşılaşmış oluyoruz. Oysa çok basit ekokardiyografik görüntüleme tetkiki ile erken teşhisle aorta damarında olan genişlemenin artması önlenebilir veya cerrahi için değerlendirilerek ölümle sonuçlanabilecek aort yırtılmasından korunulabilir.

 

Kalbimizi nasıl koruyalım?

 

Kalp ve stres :

 

Kalp atım hızımızın sürekli yüksek olması kalbi yorar. Gün içerisinde bir çok stres faktörüne maruz kalıyoruz. Stresten uzak durun diyemem ancak stresle baş etme yöntemleri geliştirmek zorundayız. Bunun yanında elbette her stres kötü değildir. Vücudu aralıklı ve küçük streslere maruz bırakarak iç dengeyi uyarmak vücudu güçlendirir. Mesela; egzersiz. Özellikle kalp hızını dengede tutan ve kalp damar sağlığını koruyan aktivitelerin başında düzenli egzersiz geliyor. Haftada en az 3-4 kez ve her seferinde en az 30 dakika süren tempolu yürüyüş gibi egzersizler kalbi güçlendiren bir stres yaratır. Aynı şekilde aralık oruç, soğuk duş, sauna gibi streslerle vücudu güçlendiririz. Denge çok önemli. Stres; kronik ve şiddetli hal aldığında zarar vermeye başlar.

 

Etkili stresle baş etme yöntemi: Derin diyafram nefes egzersizi

 

Düzenli olarak, her gün yapılan derin diyafram nefes egzersizi kalp atım hızını yavaşlatır, tansiyonu düşürür, uyku kalitesini yükseltir. Herkesin derin diyafram nefes egzersizi ve doğru nefesi hayatına katması için en az bir nedeni mutlaka vardır. Hayat telaşımıza uyum sağlayan bedenimiz, nefes alış verişini de yüzeysel ve acele ile yapmakta. Pek çok kişinin nefes alırken sadece omuzları hareket ediyor, diyaframın etkin kullanıldığı karın solunumu es geçiliyor. Bu yanlış nefes alışkanlığı kronik yorgunluk, odaklanmada zayıflama, anksiyeteye yatkınlık ,kronik ağrılar gibi pek çok şikayetlerimize zemin hazırlıyor. Dünya nüfusunun sadece %3'ü doğru nefes alabiliyor. Yanlış nefes pek çok hastalığımızın tetikleyicileri arasındadır.

 

Gün içerisinde nefesine odaklanarak, nefes egzersizi yapan insanların algı ve odaklanması artar, stres düzeyi düşer. Bilimsel olarak faydaları gösterilmiş bu egzersizleri hayatınıza mutlaka katın. Ancak bunu ara ara değil, her gün düzenli olarak yapmaya çalışın.

Bu konuda okullar, iş yerleri gibi tüm kurumlara eğitim verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Beslenmenizi temizleyin

 

Rafine,işlenmiş gıdalardan; katkı maddeli hazır paket gıdalardan uzak durun. Rafine şeker tüketimini en aza indirin.  Zeytinyağı, sert kabuklu-çiğ kuruyemişler ve  taze sebzeyi her gün mutlaka tüketin. Pro/prebiyotik gıdalar (yoğurt,lor peyniri,turşu) tüketin. Besinleri doğada bulunan, en doğal haliyle tüketmeye çalışın.

Günlük beslenmenizde protein,karbonhidrat ve yağlara dengeli bir şekilde yer vermelisiniz. Bugün dünyada obezite salgını söz konusuyken beslenmeyi es geçemeyiz. Sadece doymak için yemek yediğimizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Beslenme stratejidir ; sağlıklı olmak isteyen herkes doğru beslenmenin ne demek olduğunu öğrenmeli ve uygulamalıdır.

 

Antioksidanca zengin gıdalara yer verin:

 

Antioksidan konusunda tacı yeşil çaya veririm. Yeşil çay içerdiği fitobesinlerle en güçlü antioksidanlardan. Günde 1-2 fincan yeşil çay tüketimini öneririm. Kafein içerdiği için akşam saatleri yerine gündüz tüketmek tercih edilmeli. Yeşil çay ile çarpıntı şikayetiniz oluyorsa demleme süresini 3 dakika kadar kısa tutarak kafein geçişini azaltabilirsiniz. Zerdeçal, biberiye,karabiber, kekik, pul biber gibi antioksidan zengini baharatları yemeklerinizde kullanın.

 

Pozitif telkinin gücünden faydalanın:

 

Hayata bakış açısı pozitif olan-iyimser insanların; kötümser insanlara göre daha mutlu ve uzun yaşadığı çalışmalarla da gösterilmiş. Bu başlangıçta zor ya da önemsiz gibi gelebilir ancak hayatınıza kattığınızda ve etkilerini gördüğünüzde çok hak vereceğinize eminim.  Pozitif telkini uygulamanın, ruhsal rahatlamanın bedene olan etkisini çok iyi biliyoruz. Bir kalp doktoru olarak, kalp ultrasonuna aldığım ve heyecandan çarpıntısı olan hastama, ekokardiyografi esnasında kalbinin sağlıklı olduğunu, endişe etmemesini, her şeyin yolunda olduğunu söylediğimde, kalp atım hızındaki azalmayı direkt gözlerimle görebiliyorum. Pozitif telkinin, kalp hızına olan bu net etkisini, hayatınızın her alanına yaymaya çalışın. Kalbinizi sakinleştirin, onu ciddiye alın, onunla konuşun. Bütüncül sağlık esastır, ruh-zihin ve beden birlikte iyi olmalıdır.

 

Kalp için düzenli takviye kullanalım mı?

 

Doğru beslenme, doğru nefes ve egzersizin birer tablet olmasını çok isterdim. Çünkü maalesef içinde bulunduğumuz çağda her şey, hızlıca ve en kolay yoldan olsun istiyoruz. Ancak şunu net olarak söylemek istiyorum; ne kadar para dökseniz, ne kadar takviye alsanız da yaşam tarzınızı düzeltmedikçe gerçekten sağlıklı olamazsınız.

Kalp için özel bir takviye önerim yok. Eksik olan D vitamini, Magnezyum gibi vitamin ve minerallerin eksikliklerin giderilmesi  çok önemli elbette. Tansiyon hastalığı veya çarpıntı şikayeti olan bireylerde Magnezyum desteği kullanmak gerekebiliyor. Magnezyumun da farklı formları var ve kişinin ihtiyacına yönelik başlanır.

Balık yiyen ve sağlıklı beslenen bireylerde Omega-3 tablet kullanmanın ek faydası yok. Ancak beslenmesi bozuk, balık tüketimi olmayan, rafine gıdayı çok tüketen bireylerde bozulan Omega3/6 oranını yeniden düzeltebilmek için dönem dönem Omega-3 desteği önerebiliyoruz.

 Takviye de olsa mutlaka hekime danışılarak kullanılması gerektiğini ayrıca vurgulamak istiyorum. Çünkü herkesin vücut metabolizması ve ihtiyacı çok farklı.

 

Hangi şikayetlerde kalbimizden şüphelenelim?

-Göğüs ağrısı: özellikle eforla başlayan, baskı tarzında, sol kola,sırta,çeneye vurabilen göğüs ağrısı varlığında

-Çarpıntı: Istırahatte kendiliğinden başlayan , ani çarpıntı atakları; tekleme veya duraksama hissi

-Nefes darlığı: Son zamanlarda fonksiyonel kapasitenizi kısıtlayan nefes darlığı veya ani gelişen nefes darlığı varlığında

-Bayılma, bayılır gibi olma

 

gibi şikayetler varlığında ertelemeden Kardiyoloji muayenesi olmalısınız.

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.