,, ,

Mustafa Destici, Tüm Kesimlerin Hakları Adalet Çerçevesinde İade Edilmeli

Siyaset 18.05.2026 - 12:50, Güncelleme: 18.05.2026 - 12:50 90 kez okundu.
 

Mustafa Destici, Tüm Kesimlerin Hakları Adalet Çerçevesinde İade Edilmeli

Destici, İstanbul Olağan İl Kongresinde yaptığı konuşmada, Kırım Sürgünü'nden Doğu Türkistan'daki Çin zulmüne, Balkanlar'dan Türkmeneli'ne kadar, Türk coğrafyasında yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Terörle mücadeleden aile kurumunun korunmasına kadar çok sayıda gündeme dair konuşan Genel Başkan, kademeli emeklilikten staj ve çırak mağdurlarına kadar tüm kesimlere adalet çerçevesinde haklarının verilmesi gerektiğini vurguladı.
erim, aziz İstanbullular, sevgili vatandaşlarım; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyor, İstanbul 15. Olağan İl Kongremize hoş geldiniz, şeref verdiniz, diyorum. Sözlerimin başında kurucu liderimiz Muhsin Başkanımızı ve onunla şehadete yürüyen yol arkadaşlarını, din-i mübin için, devlet için, ezan için, bayrak için şehit olan tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun inşallah, diyorum. Yine partimizin kuruluşundan bugüne kadar İstanbul'da emek veren tüm dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Bu süre zarfında kaybettiğimiz ağabeylerimiz oldu, büyüklerimiz oldu, kardeşlerimiz oldu. Başta kurucu İstanbul İl Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Hamdi Turgut ağabey olmak üzere, yine önceki dönem il başkanlarımızdan Kazım Ayaydın ağabeyi ve parti kurucularımızdan Bekir Doğan amcayı rahmetle ve şükranla yâd ediyorum. Mekânları cennet, makamları âli olsun inşallah, diyorum. KIRIM SÜRGÜNÜ, BALKANLAR VE TÜRKMENELİ Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım; Türk tarihi zaferlerle dolu olduğu kadar kıyımlarla, katliamlarla ve soykırımlarla da yaşamıştır. Bunlardan bir tanesi de 18-20 Mayıs arası Kırım'da gerçekleştirilen, o dönemin proletarya diktatörü Stalin tarafından gerçekleştirilen, Sovyet Rusya'sında Bolşevikler tarafından gerçekleştirilen Kırım sürgününün yarın yıl dönümü. Öncelikle bu soykırıma giden sonucu, bu sürgünü lanetliyorum ve orada hayatını kaybeden Kırım Türk'ü kardeşlerimi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Kırım davası için, Türk'ün davası için, Müslüman'ın davası için canını veren şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ağabey olmak üzere bu sürgün ve sonrasında büyük bir mücadele veren, yıllarca esir hayatı yaşayan dava büyüklerimizi de, ağabeylerimizi de, liderlerimizi de buradan İstanbul'dan, Büyük Birlik Partisi'nin kongresinden saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. Cenab-ı Hak yar ve yardımcıları olsun, diyorum. Bu kıyımı yaşayan, bu soykırıma maruz kalan yüz binlerce kardeşimizi, soydaşımızı kaybettiğimiz topraklardan birisi de Balkanlardır. Balkan Türkmenleri de, Türkleri de büyük kıyım yaşadılar. Kosova'da, Makedonya'da, Bulgaristan'da, Yunanistan'da, Batı Trakya'da, Selanik'te, Mora'da. Ama ne Türklüklerinden ne de Müslümanlıklarından vazgeçmediler. Bu mücadelenin timsali olan liderlerden birisi de Batı Trakya'da şehit Doktor Sadık Ahmet'ti. Onu da rahmetle ve şükranla yâd ediyoruz. Eşi hanımefendi, ablamız bugün bizimle birlikte. Kendisine de hoş geldiniz, şeref verdiniz, diyor. Irak Türkmenleri, Kerkük'te yaşayanlar, Musul'da yaşayanlar, Tazehurmatı'da yaşayanlar, Telafer'de yaşayanlar da büyük kıyımlara uğradılar. Ama onlar da mücadelelerinden vazgeçmediler. Ve en sonunda bugün Türkmeneli bölgesinde, Kerkük'te bir Türk vali var. ITC Başkanı Muhammed Saman. Öncelikle Muhammed kardeşimizi bu görevinden dolayı tebrik ediyor, bütün Türkmenler ve Kerkük için, Kerkük'te yaşayan hangi etnik kökene mensup olursa olsun, hangi mezhebi anlayışa mensup olursa olsun, bütün kardeşlerimiz için bu kararın, bu görevin hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum ve buradan selam olsun Kerkük'e, selam olsun Türkmeneli'ne, selam olsun kardeşlerimize, diyorum. DOĞU TÜRKİSTAN VE SURİYE TÜRKMENLERİ Kıymetli kardeşlerim, bu zulümlerin yaşandığı bir başka nokta Doğu Türkistan. 1949'da işgal etti Kızıl Çin, Doğu Türkistan'ı. Tam 77 yıldır Doğu Türkistan Çin işgali altında. Hem fiilî soykırım uygulandı hem kültür soykırımı uygulandı hem inanç soykırımı uygulandı. Onun için biz açığız, netiz. Büyük Birlik Partisi olarak, Alperenler olarak netiz. Doğu Türkistan'daki işgal bitmeden, Doğu Türkistan'daki katliamlar sona ermeden, ölüm kampları uygulamalarına son vermeden Çin bizim dostumuz olamaz. Suriye Türkleri, Suriye Türkmeni kardeşlerim; onlar da tıpkı Müslüman Araplar gibi uzun yıllar Baas rejiminde, hem babası döneminde hem daha sonraki dönemde büyük zulümler gördüler. Büyük katliamlarla karşı karşıya kaldılar. Suriye'nin dört bir tarafına dağıtıldılar ki bir kimlik iddiasında bulunamasınlar, bir varlık iddiasında bulunamasınlar. Ama Suriye özgürleşirken en büyük mücadeleyi verenlerden birisi de Suriye Türkmenleri oldu. Onun için Suriye Türkmenlerini de buradan sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Var olsun Suriye Türkmenleri, var olsun Türkmenler, diyorum. Bugün ülkemizde yüz binlerce Suriye Türkmeni kardeşimiz var. Yaklaşık 12 yıldır buradalar. Çocuklar burada okudu, çocuklar burada yetişti. Onun için biz diyoruz ki, bunu sadece Suriye Türkmenleri için de söylemiyoruz ama öncelik Suriye Türkmenleri için olduğu için söylüyorum, nüfusumuzun da aşağı doğru gittiği bu dönemde ister Batı Trakya'dan, ister Suriye'den, ister Irak'tan, ister Orta Asya'dan, ister Kafkaslar'dan, ister Kırım'dan Türk soylu olarak kim Türk vatandaşlığına müracaat ediyorsa onların vatandaşlığı kabul edilmeli ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı yapılmalıdır. TERÖRLE MÜCADELE VE “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” TARTIŞMASI Kıymetli kardeşlerim, kıymetli dava arkadaşlarım, değerli misafirlerimiz; ülkemiz 40 yıldır terörle mücadele ediyor. Bu 40 yıl içerisinde binlerce askerimiz, polisimiz, güvenlik korucumuz şehit oldu. Onları rahmetle ve şükranla yâd ediyorum. İki trilyon dolardan fazla para harcadık. Bakın şöyle bir hesap yapalım. Bugün Türkiye'nin iç, dış, kamu, özel borç toplamı 550 milyar dolar civarında. Biz bunun yaklaşık dört katını terörle mücadele için harcadık. Bize bunu harcattılar. Amerikası, İsrail'i, Batısı, emperyalistler PKK'yı maşa olarak kullandılar ve kullanmaya devam ediyor. Devlet dönem dönem adım attı. Ve maalesef bu adımların hiçbirisine iyi niyetli ve olumlu bir karşılık verilmedi. Geçtiğimiz yılda bir adım atıldı. Terörsüz Türkiye. Nasıl olacaktı? Şartsız, pazarlıksız ve müzakeresiz. PKK tüm, hem içerideki hem dışarıdaki, İran'daki, Irak'taki, Suriye'deki tamamı silah bırakacaktı. Yine PKK tüm unsurlarıyla birlikte kendini feshedecekti. Maalesef bugüne kadar bunlar olmadı. Bunlar olmalı ama sanki bunlar olmuş gibi hem PKK'nın Kandil'deki kara yılanları hem İmralı'daki bebek katili hem siyasi uzantısı DEM, “Devlet adım atsın, hükûmet adım atsın, yasa çıkarsın.” Ne yasası çıkarsın? Af çıkarsın. Ne yasası çıkarsın? Anayasa'dan Türk ibaresini kaldırsın. Ne yasası çıkarsın? Türkçenin yanına bir başka dil koysun. Bunun gibi sırala gitsin. Kayyum uygulamaları kaldırılsın. Bir sürü talepleri var. Peki, hani sen silah bırakacaktın? Kendini feshedeceksin. Bunların hiçbirisi olmadı. Ve bütün bunlara rağmen öyle bir pişkinler ki bugün Türkiye'nin her tarafında yürüyüş yapıyorlar. Ve bu yürüyüşte kullandıkları cümleye baktığınız zaman ne söylüyorlar? “Barış için adım at.” Biz de diyoruz ki sen önce bir silahı bırak. Sen önce bir kendini feshet. Sen önce bir devletine, vatandaşına bir sahip çık. Ülkene, milletine sahip çık. Şu rengini şehitlerimizin kanından alan ay yıldızlı al bayrağı eline bir al, ondan sonra biz adım atarız. Şimdi silah bırakmayacaksın, kendini feshetmeyeceksin. Nevruz kutlamaları yapacaksın, on binlerce kişinin elinde bir tane Türk bayrağı olmayacak. Maç kutlaması yapacaksın, yine on binlerce kişinin elinde bir tane Türk bayrağı olmayacak. Üstüne üstlük orayı da bir başka bölge ilan edeceksin. Ondan sonra da devletime, hükûmetime diyeceksin ki adım at. Öyle bir yağma yok. Silahlar bırakılmadan, PKK tüm unsurlarıyla kendini feshetmeden onların beklediği anlamda bir adım atılması asla mümkün değildir. Bu asil ve necip Müslüman Türk milleti asla buna geçit vermeyecektir. Ve yine hükûmetimizden gelen açıklamalar, Cumhurbaşkanımızın açıklamaları, Meclis Başkanımızın açıklamaları da bu meyandadır. Yani önce silahlar bırakılacak, PKK kendini feshedecek ve ondan sonra adım atılacaktır. DEVLETİN, MİLLETİN VE BAYRAĞIN ADI Kıymetli kardeşlerim, bir kere daha buradan ifade ediyorum. Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınırları bellidir. Elbette ki bunun ötesinde bizim Misakımillî sınırlarımız vardır. Onun ötesinde bizim Türkistan coğrafyası vardır. Ama şunu da buradan haykırarak söylüyoruz: Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti'dir. Milletimizin adı Türk milletidir. Bayrağımızın adı Türk bayrağıdır. Bunu da kimse değiştiremeyecektir. AİLE KURUMU, ÇOCUKLAR VE DİJİTAL TEHDİTLER Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım, değerli misafirler; hepimiz farkındayız. Ailemiz tehdit altında. Çocuklarımız tehdit altında. Gençlerimiz tehdit altında. Öncelikli olarak aile kurumumuza sahip çıkmalıyız. Aile olmazsa toplum olmaz. Aile, toplum olmazsa millet olmaz. Millet olmazsa devlet olmaz. Onun için bizim için öncelikli olan aile kurumumuzdur. Ve Türk düşmanı, İslam düşmanı, Türkiye düşmanı; içeride ya da dışarıda fark etmiyor, bunu bildikleri için en önce aile kurumumuza saldırıyorlar. Evlilik dışı hayatı teşvik ediyorlar. LGBT artıları savunuyorlar. Bakın, bunun da öncülüğünü DEM Parti yapıyor. Nasıl terör savunuculuğu yapıyorsa LGBT'yi de DEM'liler savunuyor. Onun da elebaşı onlar. Yani teröre destek verme görevinin yanında LGBT'yi destekleme görevi de onlara verilmiştir. Yine aynı şekilde biz diyoruz ki bu çocukları kullanan çeteler var. 18 yaş altı bu cinayetleri işleyen ve çocuk statüsünde sayılan, aslında çocuk olmayan kişilerin de 18 yaş üstü gibi yargılanmasını söylediğimizde buna da DEM Parti karşı çıkıyor. Neden? Çünkü onlar da terör örgütü olarak o çocukları kullanıyorlar. Dağa kaçırıp kullanıyorlar, şehirde kullanıyorlar, istedikleri gibi istismar ediyorlar. Onun için biz aile kurumumuza, çocuklarımıza sahip çıkacağız. 2024 yılında Büyük Birlik Partisi olarak düzenlediğimiz Alperen Ocakları Gençlik Kurultayı'nda genç evlilik yaşam projemizi açıklamıştık. Orada 25 yaşında evlenen gençlerimizi tebrik etmiş, hediyelerini takdim etmiştik. Bunu teşvik etmeliyiz. Bunu Türkiye'nin her tarafına, tüm bölgelerine yaymalıyız. Bundan yaklaşık yirmi sene önce üçün üstünde olan aile başı çocuk sayısı maalesef bugün bir buçuğun altına düşmüştür. Bu, Türkiye için bir millî beka meselesidir. Bu meseleye hep birlikte sahip çıkmamız gerekmektedir. Bir başka tehdit ve tehlike: Gençlerimiz dijital medyanın saldırısı altındadır. Yine bu dijital medya, sanal medya, internet, sosyal medya hesapları aracılığıyla çocuklarımız maalesef kumara alıştırılmaktadır. Sanal bahislere alıştırılmaktadır. Ve maalesef yine üzülerek söylüyorum, bunların bir kısmı da devlet eliyle ya da devlet izniyle yapılmaktadır. Bunu reddediyorum. İster yasal, ister gayri yasal, bütün kumar siteleri, bütün bahis siteleri kapatılmalı ve Türk gençliği ve Türk milleti bu bahis zararından, kumar çılgınlığından kurtarılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yasal bahis sitelerinden aktarılan gelire ihtiyacı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin o gelirlere zerre kadar ihtiyacı yoktur. Onun için açık ve net söylüyorum. Nasıl idamda açıksak, biz geldiğimizde bu terör, bizzat cinayete karışmış terör suçlarını, o küçücük kızlarımızı kaçırıp tecavüz ettikten sonra öldüren sapıkları nasıl idam edeceksek milletimiz bize yetkiyi verirse ister yasal ister gayri yasal bütün bahis şirketlerini kapatacak, gençlerimizi kaybetmeyeceğiz. Binlerce insanımız intihara sürüklenmektedir. Bu seyredilemez bir durumdur. Bu, göz yumulamaz bir durumdur. Onun için ivedilikle bu ister yasal ister gayri yasal bütün bahis sitelerinin, bütün kumar sitelerinin kapatılması gerekir. Yurt dışı mı? Yurt dışına da engel getirilmelidir. Biz Büyük Birlik Partisi olarak aile kurumunun muhafaza edilmesi, güçlendirilmesi, çocuk sayısının artırılması için somut tekliflerde de bulunduk. Ne dedik? Şu anda kamuda çalışan işçi ya da memur ya da bazı özel şirketlerde çocuk yardım paraları ödeniyor ama çok küçük. Böyle binlerle ifade edilecek rakamlar. Bir kere bu rakamların artırılması lazım. İki: üç çocuk ve üzeri kadınlarımıza eğer herhangi bir kurumda çalışmıyorlarsa düzenli maaş bağlanması gerekir. Bir başka husus: Çalışan kadınlarımız bir saat işe geç gitmeli ve bir saat erken çıkmalı ki aile hayatı daha düzenli bir şekilde devam etsin. Bununla inşallah biz geniş tekliflerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. Paylaşmaya ve doğru olduğu için de ısrarcı olmaya devam edeceğiz. EMEKLİLİKTE KADEMELİ EMEKLİLİK, STAJ VE TAŞERON SORUNLARI Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım; aramızda EMAD değerliler var. EMAD değerliler. EMAD der ne? Emeklilikte kademeli emeklilik istiyorlar. Bakın, EYT'nin çıkmasıyla birlikte şöyle bir sonuç ortaya çıktı: 8 Eylül 99'dan önce işe başlamış olanlar kadınsa 38 yaşında, erkekse 40 yaşında emeklilik hakkı elde etti. Ama 8 Eylül 99 değil de 9 Eylül, yani bir gün sonra işe başlayanlar erkekse 60, kadınsa 58. Yani arada 20 sene var. Bir günün bedeli 20 sene olamaz. Bir gün geç başlamış, 20 sene fazla çalışacak. Burada da bir haksızlık var. Bu haksızlığın da düzeltilmesi gerekiyor. Yine aramızda staj ve çırak mağdurları var. İster staj olarak çalışsın, ister çıraklık yapsın; neticede çalışmış. Neticede sigortası yapılmış. Bunun emekliliğe sayılmaması diye bir şey söz konusu olamaz. En azından üçte ikisini sayarsın. Hepsini yok saymak kabul edilemez. Orada da yeni bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Son olarak bu hükûmet döneminde, iktidar döneminde yine Cumhur İttifakımız döneminde milyonlarca taşeron kadroya geçti. Biz de destekledik. Ama orada bir 80-90 bin kişilik KİT'lerde çalışan taşeronlar kaldı ki onlar en niteliklileriydi. Şeker fabrikalarında çalışanlar, Devlet Su İşlerinde çalışanlar, Karayollarında çalışanlar en niteliklileriydi. Maalesef onlar kadroya geçemedi. İnşallah bu seçimden önce, biraz da ekonomi toplandıktan sonra onların da muhakkak kadroya geçirilmesi ve bu haksızlığın da ortadan kaldırılması gerekiyor. Ve son olarak emeklilerimiz. Bunu her salonda söyleyeceğim dediğim için söylüyorum. Bir hatırlatma yapıyorum. Ocak 2023'te kamu çalışanı bir memur ve kamu çalışanı bir işçi en düşük maaşı 11 bin liraydı. Emeklilikte de 7 bin 500 liraydı. Yani emekli, çalışanın üçte ikisini alıyordu. Bugün çalışan 60 bin, emekli 20 bin. Yani üçte bire düşmüş vaziyette. Bunun da düzeltilmesi gerekiyor. İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI VE TEŞEKKÜRLER Daha konuşacağımız çok şey var. Ama bir il kongremizdeyiz. Onun için sözlerime burada son vermek istiyorum. Nasıl Selim Şimşek kardeşimizden önce görev yapan tüm arkadaşlarımıza, yönetimimize teşekkür etmişsek Selim Şimşek kardeşimiz ki partimizin kuruluşundan beri bizimle birlikte olan, Nizam-ı Âlem Ocaklarımızda İstanbul İl Başkanlığı yapmış, Alperen Ocaklarında görev yapmış, partimizin her kademesinde görev yapmış ve şu anda İstanbul Ticaret Odası'nda da Meclis Başkan Vekili sıfatıyla partimizi ve hareketimizi temsil eden kıymetli, değerli bir dava arkadaşımız. Üç ay önce kendisine bu yetkiyi verdik. Ve böyle muhteşem, güzel bir kongreyi gerçekleştirdi. Kendisini tebrik ediyorum. Bugün bu kurultayla birlikte, kurultay delegelerinin de onayıyla İstanbul İl Başkanlığı'nı mühürlemiş olacak. Kongrenin onun için de, yönetimi için de, İstanbul'daki tüm ilçe teşkilatlarımız için de, üyelerimiz için de, kırk bin üyemiz için de hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Kendilerine üstün başarılar diliyorum. Hayırlı, mübarek olsun, diyorum. Ümraniye Belediye Başkanımız İsmet Yıldırım Bey kardeşimiz, arkadaşımız, Cumhur İttifakımızın belediye başkanı, başarılı, çalışkan, dürüst bir belediye başkanı. Kendisini de hem tebrik ediyorum hem teşekkür ediyorum, hayırlı hizmetlerinin de devamını diliyorum. Yine aramızda Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikalar Kurulu Üyesi Tunahan Kuzu Bey var. O da kendisi bizim 40 yıllık arkadaşımız; ta bizim ocak döneminden ve her daim partimizin, ocağımızın her kademesinde görev yapmış, Ocak Genel Başkanlığı yapmış ve partisi için, davası için her şeyini ortaya koymuş bir arkadaşımız. Kendisine de hoş geldiniz, şeref verdiniz, diyorum. Hüsamettin Elçi ağabey var, ona da hoş geldiniz, diyorum. Ali Akbek kardeşimiz var; Profesör Doktor, Yıldız Üniversitesi'nden, bilim dünyasındaki buluşlarıyla bilim dünyasına katkı sağlarken bir fikir ve düşünce adamı, bir Alperen olarak da Alperen Ocaklarımıza ve Büyük Birlik Hareketine katkı sağlamaktadır. Mustafa Kaya Tuzu kardeşimizi görüyorum. İstanbul eski Alperen Ocakları İl Başkanımız. Şimdi kendisi önemli bir sivil toplum kuruluşunun başında duruyor. Kendisini de tebrik ediyorum. Mustafa Ilıcalı ağabeyimiz, milletvekilimiz, Erzurum'un medarıiftiharı, şeref verdiler. Kendilerine teşekkür ediyorum. Siyasi partilerimizin temsilcilerine teşekkür ediyorum. İş adamlarımıza teşekkür ediyorum. Tabii ki en büyük teşekkürü de dava arkadaşlarıma ve Alperen kardeşlerime, hanım kardeşlerime sunuyorum. Sağ olun, var olun, diyorum.
Destici, İstanbul Olağan İl Kongresinde yaptığı konuşmada, Kırım Sürgünü'nden Doğu Türkistan'daki Çin zulmüne, Balkanlar'dan Türkmeneli'ne kadar, Türk coğrafyasında yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Terörle mücadeleden aile kurumunun korunmasına kadar çok sayıda gündeme dair konuşan Genel Başkan, kademeli emeklilikten staj ve çırak mağdurlarına kadar tüm kesimlere adalet çerçevesinde haklarının verilmesi gerektiğini vurguladı.

erim, aziz İstanbullular, sevgili vatandaşlarım; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyor, İstanbul 15. Olağan İl Kongremize hoş geldiniz, şeref verdiniz, diyorum.

Sözlerimin başında kurucu liderimiz Muhsin Başkanımızı ve onunla şehadete yürüyen yol arkadaşlarını, din-i mübin için, devlet için, ezan için, bayrak için şehit olan tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun inşallah, diyorum. Yine partimizin kuruluşundan bugüne kadar İstanbul'da emek veren tüm dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Bu süre zarfında kaybettiğimiz ağabeylerimiz oldu, büyüklerimiz oldu, kardeşlerimiz oldu. Başta kurucu İstanbul İl Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Hamdi Turgut ağabey olmak üzere, yine önceki dönem il başkanlarımızdan Kazım Ayaydın ağabeyi ve parti kurucularımızdan Bekir Doğan amcayı rahmetle ve şükranla yâd ediyorum. Mekânları cennet, makamları âli olsun inşallah, diyorum.

KIRIM SÜRGÜNÜ, BALKANLAR VE TÜRKMENELİ

Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım; Türk tarihi zaferlerle dolu olduğu kadar kıyımlarla, katliamlarla ve soykırımlarla da yaşamıştır. Bunlardan bir tanesi de 18-20 Mayıs arası Kırım'da gerçekleştirilen, o dönemin proletarya diktatörü Stalin tarafından gerçekleştirilen, Sovyet Rusya'sında Bolşevikler tarafından gerçekleştirilen Kırım sürgününün yarın yıl dönümü. Öncelikle bu soykırıma giden sonucu, bu sürgünü lanetliyorum ve orada hayatını kaybeden Kırım Türk'ü kardeşlerimi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Kırım davası için, Türk'ün davası için, Müslüman'ın davası için canını veren şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ağabey olmak üzere bu sürgün ve sonrasında büyük bir mücadele veren, yıllarca esir hayatı yaşayan dava büyüklerimizi de, ağabeylerimizi de, liderlerimizi de buradan İstanbul'dan, Büyük Birlik Partisi'nin kongresinden saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. Cenab-ı Hak yar ve yardımcıları olsun, diyorum.

Bu kıyımı yaşayan, bu soykırıma maruz kalan yüz binlerce kardeşimizi, soydaşımızı kaybettiğimiz topraklardan birisi de Balkanlardır. Balkan Türkmenleri de, Türkleri de büyük kıyım yaşadılar. Kosova'da, Makedonya'da, Bulgaristan'da, Yunanistan'da, Batı Trakya'da, Selanik'te, Mora'da. Ama ne Türklüklerinden ne de Müslümanlıklarından vazgeçmediler. Bu mücadelenin timsali olan liderlerden birisi de Batı Trakya'da şehit Doktor Sadık Ahmet'ti. Onu da rahmetle ve şükranla yâd ediyoruz. Eşi hanımefendi, ablamız bugün bizimle birlikte. Kendisine de hoş geldiniz, şeref verdiniz, diyor.

Irak Türkmenleri, Kerkük'te yaşayanlar, Musul'da yaşayanlar, Tazehurmatı'da yaşayanlar, Telafer'de yaşayanlar da büyük kıyımlara uğradılar. Ama onlar da mücadelelerinden vazgeçmediler. Ve en sonunda bugün Türkmeneli bölgesinde, Kerkük'te bir Türk vali var. ITC Başkanı Muhammed Saman. Öncelikle Muhammed kardeşimizi bu görevinden dolayı tebrik ediyor, bütün Türkmenler ve Kerkük için, Kerkük'te yaşayan hangi etnik kökene mensup olursa olsun, hangi mezhebi anlayışa mensup olursa olsun, bütün kardeşlerimiz için bu kararın, bu görevin hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum ve buradan selam olsun Kerkük'e, selam olsun Türkmeneli'ne, selam olsun kardeşlerimize, diyorum.

DOĞU TÜRKİSTAN VE SURİYE TÜRKMENLERİ

Kıymetli kardeşlerim, bu zulümlerin yaşandığı bir başka nokta Doğu Türkistan. 1949'da işgal etti Kızıl Çin, Doğu Türkistan'ı. Tam 77 yıldır Doğu Türkistan Çin işgali altında. Hem fiilî soykırım uygulandı hem kültür soykırımı uygulandı hem inanç soykırımı uygulandı. Onun için biz açığız, netiz. Büyük Birlik Partisi olarak, Alperenler olarak netiz. Doğu Türkistan'daki işgal bitmeden, Doğu Türkistan'daki katliamlar sona ermeden, ölüm kampları uygulamalarına son vermeden Çin bizim dostumuz olamaz.

Suriye Türkleri, Suriye Türkmeni kardeşlerim; onlar da tıpkı Müslüman Araplar gibi uzun yıllar Baas rejiminde, hem babası döneminde hem daha sonraki dönemde büyük zulümler gördüler. Büyük katliamlarla karşı karşıya kaldılar. Suriye'nin dört bir tarafına dağıtıldılar ki bir kimlik iddiasında bulunamasınlar, bir varlık iddiasında bulunamasınlar. Ama Suriye özgürleşirken en büyük mücadeleyi verenlerden birisi de Suriye Türkmenleri oldu. Onun için Suriye Türkmenlerini de buradan sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Var olsun Suriye Türkmenleri, var olsun Türkmenler, diyorum.

Bugün ülkemizde yüz binlerce Suriye Türkmeni kardeşimiz var. Yaklaşık 12 yıldır buradalar. Çocuklar burada okudu, çocuklar burada yetişti. Onun için biz diyoruz ki, bunu sadece Suriye Türkmenleri için de söylemiyoruz ama öncelik Suriye Türkmenleri için olduğu için söylüyorum, nüfusumuzun da aşağı doğru gittiği bu dönemde ister Batı Trakya'dan, ister Suriye'den, ister Irak'tan, ister Orta Asya'dan, ister Kafkaslar'dan, ister Kırım'dan Türk soylu olarak kim Türk vatandaşlığına müracaat ediyorsa onların vatandaşlığı kabul edilmeli ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı yapılmalıdır.

TERÖRLE MÜCADELE VE “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” TARTIŞMASI

Kıymetli kardeşlerim, kıymetli dava arkadaşlarım, değerli misafirlerimiz; ülkemiz 40 yıldır terörle mücadele ediyor. Bu 40 yıl içerisinde binlerce askerimiz, polisimiz, güvenlik korucumuz şehit oldu. Onları rahmetle ve şükranla yâd ediyorum. İki trilyon dolardan fazla para harcadık. Bakın şöyle bir hesap yapalım. Bugün Türkiye'nin iç, dış, kamu, özel borç toplamı 550 milyar dolar civarında. Biz bunun yaklaşık dört katını terörle mücadele için harcadık. Bize bunu harcattılar. Amerikası, İsrail'i, Batısı, emperyalistler PKK'yı maşa olarak kullandılar ve kullanmaya devam ediyor.

Devlet dönem dönem adım attı. Ve maalesef bu adımların hiçbirisine iyi niyetli ve olumlu bir karşılık verilmedi. Geçtiğimiz yılda bir adım atıldı. Terörsüz Türkiye. Nasıl olacaktı? Şartsız, pazarlıksız ve müzakeresiz. PKK tüm, hem içerideki hem dışarıdaki, İran'daki, Irak'taki, Suriye'deki tamamı silah bırakacaktı. Yine PKK tüm unsurlarıyla birlikte kendini feshedecekti. Maalesef bugüne kadar bunlar olmadı. Bunlar olmalı ama sanki bunlar olmuş gibi hem PKK'nın Kandil'deki kara yılanları hem İmralı'daki bebek katili hem siyasi uzantısı DEM, “Devlet adım atsın, hükûmet adım atsın, yasa çıkarsın.” Ne yasası çıkarsın? Af çıkarsın. Ne yasası çıkarsın? Anayasa'dan Türk ibaresini kaldırsın. Ne yasası çıkarsın? Türkçenin yanına bir başka dil koysun. Bunun gibi sırala gitsin. Kayyum uygulamaları kaldırılsın. Bir sürü talepleri var.

Peki, hani sen silah bırakacaktın? Kendini feshedeceksin. Bunların hiçbirisi olmadı. Ve bütün bunlara rağmen öyle bir pişkinler ki bugün Türkiye'nin her tarafında yürüyüş yapıyorlar. Ve bu yürüyüşte kullandıkları cümleye baktığınız zaman ne söylüyorlar? “Barış için adım at.” Biz de diyoruz ki sen önce bir silahı bırak. Sen önce bir kendini feshet. Sen önce bir devletine, vatandaşına bir sahip çık. Ülkene, milletine sahip çık. Şu rengini şehitlerimizin kanından alan ay yıldızlı al bayrağı eline bir al, ondan sonra biz adım atarız. Şimdi silah bırakmayacaksın, kendini feshetmeyeceksin. Nevruz kutlamaları yapacaksın, on binlerce kişinin elinde bir tane Türk bayrağı olmayacak. Maç kutlaması yapacaksın, yine on binlerce kişinin elinde bir tane Türk bayrağı olmayacak. Üstüne üstlük orayı da bir başka bölge ilan edeceksin. Ondan sonra da devletime, hükûmetime diyeceksin ki adım at. Öyle bir yağma yok.

Silahlar bırakılmadan, PKK tüm unsurlarıyla kendini feshetmeden onların beklediği anlamda bir adım atılması asla mümkün değildir. Bu asil ve necip Müslüman Türk milleti asla buna geçit vermeyecektir. Ve yine hükûmetimizden gelen açıklamalar, Cumhurbaşkanımızın açıklamaları, Meclis Başkanımızın açıklamaları da bu meyandadır. Yani önce silahlar bırakılacak, PKK kendini feshedecek ve ondan sonra adım atılacaktır.

DEVLETİN, MİLLETİN VE BAYRAĞIN ADI

Kıymetli kardeşlerim, bir kere daha buradan ifade ediyorum. Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınırları bellidir. Elbette ki bunun ötesinde bizim Misakımillî sınırlarımız vardır. Onun ötesinde bizim Türkistan coğrafyası vardır. Ama şunu da buradan haykırarak söylüyoruz: Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti'dir. Milletimizin adı Türk milletidir. Bayrağımızın adı Türk bayrağıdır. Bunu da kimse değiştiremeyecektir.

AİLE KURUMU, ÇOCUKLAR VE DİJİTAL TEHDİTLER

Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım, değerli misafirler; hepimiz farkındayız. Ailemiz tehdit altında. Çocuklarımız tehdit altında. Gençlerimiz tehdit altında. Öncelikli olarak aile kurumumuza sahip çıkmalıyız. Aile olmazsa toplum olmaz. Aile, toplum olmazsa millet olmaz. Millet olmazsa devlet olmaz. Onun için bizim için öncelikli olan aile kurumumuzdur. Ve Türk düşmanı, İslam düşmanı, Türkiye düşmanı; içeride ya da dışarıda fark etmiyor, bunu bildikleri için en önce aile kurumumuza saldırıyorlar. Evlilik dışı hayatı teşvik ediyorlar. LGBT artıları savunuyorlar. Bakın, bunun da öncülüğünü DEM Parti yapıyor. Nasıl terör savunuculuğu yapıyorsa LGBT'yi de DEM'liler savunuyor. Onun da elebaşı onlar. Yani teröre destek verme görevinin yanında LGBT'yi destekleme görevi de onlara verilmiştir.

Yine aynı şekilde biz diyoruz ki bu çocukları kullanan çeteler var. 18 yaş altı bu cinayetleri işleyen ve çocuk statüsünde sayılan, aslında çocuk olmayan kişilerin de 18 yaş üstü gibi yargılanmasını söylediğimizde buna da DEM Parti karşı çıkıyor. Neden? Çünkü onlar da terör örgütü olarak o çocukları kullanıyorlar. Dağa kaçırıp kullanıyorlar, şehirde kullanıyorlar, istedikleri gibi istismar ediyorlar. Onun için biz aile kurumumuza, çocuklarımıza sahip çıkacağız.

2024 yılında Büyük Birlik Partisi olarak düzenlediğimiz Alperen Ocakları Gençlik Kurultayı'nda genç evlilik yaşam projemizi açıklamıştık. Orada 25 yaşında evlenen gençlerimizi tebrik etmiş, hediyelerini takdim etmiştik. Bunu teşvik etmeliyiz. Bunu Türkiye'nin her tarafına, tüm bölgelerine yaymalıyız. Bundan yaklaşık yirmi sene önce üçün üstünde olan aile başı çocuk sayısı maalesef bugün bir buçuğun altına düşmüştür. Bu, Türkiye için bir millî beka meselesidir. Bu meseleye hep birlikte sahip çıkmamız gerekmektedir.

Bir başka tehdit ve tehlike: Gençlerimiz dijital medyanın saldırısı altındadır. Yine bu dijital medya, sanal medya, internet, sosyal medya hesapları aracılığıyla çocuklarımız maalesef kumara alıştırılmaktadır. Sanal bahislere alıştırılmaktadır. Ve maalesef yine üzülerek söylüyorum, bunların bir kısmı da devlet eliyle ya da devlet izniyle yapılmaktadır. Bunu reddediyorum. İster yasal, ister gayri yasal, bütün kumar siteleri, bütün bahis siteleri kapatılmalı ve Türk gençliği ve Türk milleti bu bahis zararından, kumar çılgınlığından kurtarılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yasal bahis sitelerinden aktarılan gelire ihtiyacı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin o gelirlere zerre kadar ihtiyacı yoktur.

Onun için açık ve net söylüyorum. Nasıl idamda açıksak, biz geldiğimizde bu terör, bizzat cinayete karışmış terör suçlarını, o küçücük kızlarımızı kaçırıp tecavüz ettikten sonra öldüren sapıkları nasıl idam edeceksek milletimiz bize yetkiyi verirse ister yasal ister gayri yasal bütün bahis şirketlerini kapatacak, gençlerimizi kaybetmeyeceğiz. Binlerce insanımız intihara sürüklenmektedir. Bu seyredilemez bir durumdur. Bu, göz yumulamaz bir durumdur. Onun için ivedilikle bu ister yasal ister gayri yasal bütün bahis sitelerinin, bütün kumar sitelerinin kapatılması gerekir. Yurt dışı mı? Yurt dışına da engel getirilmelidir.

Biz Büyük Birlik Partisi olarak aile kurumunun muhafaza edilmesi, güçlendirilmesi, çocuk sayısının artırılması için somut tekliflerde de bulunduk. Ne dedik? Şu anda kamuda çalışan işçi ya da memur ya da bazı özel şirketlerde çocuk yardım paraları ödeniyor ama çok küçük. Böyle binlerle ifade edilecek rakamlar. Bir kere bu rakamların artırılması lazım. İki: üç çocuk ve üzeri kadınlarımıza eğer herhangi bir kurumda çalışmıyorlarsa düzenli maaş bağlanması gerekir. Bir başka husus: Çalışan kadınlarımız bir saat işe geç gitmeli ve bir saat erken çıkmalı ki aile hayatı daha düzenli bir şekilde devam etsin. Bununla inşallah biz geniş tekliflerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. Paylaşmaya ve doğru olduğu için de ısrarcı olmaya devam edeceğiz.

EMEKLİLİKTE KADEMELİ EMEKLİLİK, STAJ VE TAŞERON SORUNLARI

Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım; aramızda EMAD değerliler var. EMAD değerliler. EMAD der ne? Emeklilikte kademeli emeklilik istiyorlar. Bakın, EYT'nin çıkmasıyla birlikte şöyle bir sonuç ortaya çıktı: 8 Eylül 99'dan önce işe başlamış olanlar kadınsa 38 yaşında, erkekse 40 yaşında emeklilik hakkı elde etti. Ama 8 Eylül 99 değil de 9 Eylül, yani bir gün sonra işe başlayanlar erkekse 60, kadınsa 58. Yani arada 20 sene var. Bir günün bedeli 20 sene olamaz. Bir gün geç başlamış, 20 sene fazla çalışacak. Burada da bir haksızlık var. Bu haksızlığın da düzeltilmesi gerekiyor.

Yine aramızda staj ve çırak mağdurları var. İster staj olarak çalışsın, ister çıraklık yapsın; neticede çalışmış. Neticede sigortası yapılmış. Bunun emekliliğe sayılmaması diye bir şey söz konusu olamaz. En azından üçte ikisini sayarsın. Hepsini yok saymak kabul edilemez. Orada da yeni bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.

Son olarak bu hükûmet döneminde, iktidar döneminde yine Cumhur İttifakımız döneminde milyonlarca taşeron kadroya geçti. Biz de destekledik. Ama orada bir 80-90 bin kişilik KİT'lerde çalışan taşeronlar kaldı ki onlar en niteliklileriydi. Şeker fabrikalarında çalışanlar, Devlet Su İşlerinde çalışanlar, Karayollarında çalışanlar en niteliklileriydi. Maalesef onlar kadroya geçemedi. İnşallah bu seçimden önce, biraz da ekonomi toplandıktan sonra onların da muhakkak kadroya geçirilmesi ve bu haksızlığın da ortadan kaldırılması gerekiyor.

Ve son olarak emeklilerimiz. Bunu her salonda söyleyeceğim dediğim için söylüyorum. Bir hatırlatma yapıyorum. Ocak 2023'te kamu çalışanı bir memur ve kamu çalışanı bir işçi en düşük maaşı 11 bin liraydı. Emeklilikte de 7 bin 500 liraydı. Yani emekli, çalışanın üçte ikisini alıyordu. Bugün çalışan 60 bin, emekli 20 bin. Yani üçte bire düşmüş vaziyette. Bunun da düzeltilmesi gerekiyor.

İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI VE TEŞEKKÜRLER

Daha konuşacağımız çok şey var. Ama bir il kongremizdeyiz. Onun için sözlerime burada son vermek istiyorum. Nasıl Selim Şimşek kardeşimizden önce görev yapan tüm arkadaşlarımıza, yönetimimize teşekkür etmişsek Selim Şimşek kardeşimiz ki partimizin kuruluşundan beri bizimle birlikte olan, Nizam-ı Âlem Ocaklarımızda İstanbul İl Başkanlığı yapmış, Alperen Ocaklarında görev yapmış, partimizin her kademesinde görev yapmış ve şu anda İstanbul Ticaret Odası'nda da Meclis Başkan Vekili sıfatıyla partimizi ve hareketimizi temsil eden kıymetli, değerli bir dava arkadaşımız. Üç ay önce kendisine bu yetkiyi verdik. Ve böyle muhteşem, güzel bir kongreyi gerçekleştirdi. Kendisini tebrik ediyorum. Bugün bu kurultayla birlikte, kurultay delegelerinin de onayıyla İstanbul İl Başkanlığı'nı mühürlemiş olacak. Kongrenin onun için de, yönetimi için de, İstanbul'daki tüm ilçe teşkilatlarımız için de, üyelerimiz için de, kırk bin üyemiz için de hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Kendilerine üstün başarılar diliyorum. Hayırlı, mübarek olsun, diyorum.

Ümraniye Belediye Başkanımız İsmet Yıldırım Bey kardeşimiz, arkadaşımız, Cumhur İttifakımızın belediye başkanı, başarılı, çalışkan, dürüst bir belediye başkanı. Kendisini de hem tebrik ediyorum hem teşekkür ediyorum, hayırlı hizmetlerinin de devamını diliyorum. Yine aramızda Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikalar Kurulu Üyesi Tunahan Kuzu Bey var. O da kendisi bizim 40 yıllık arkadaşımız; ta bizim ocak döneminden ve her daim partimizin, ocağımızın her kademesinde görev yapmış, Ocak Genel Başkanlığı yapmış ve partisi için, davası için her şeyini ortaya koymuş bir arkadaşımız. Kendisine de hoş geldiniz, şeref verdiniz, diyorum. Hüsamettin Elçi ağabey var, ona da hoş geldiniz, diyorum. Ali Akbek kardeşimiz var; Profesör Doktor, Yıldız Üniversitesi'nden, bilim dünyasındaki buluşlarıyla bilim dünyasına katkı sağlarken bir fikir ve düşünce adamı, bir Alperen olarak da Alperen Ocaklarımıza ve Büyük Birlik Hareketine katkı sağlamaktadır. Mustafa Kaya Tuzu kardeşimizi görüyorum. İstanbul eski Alperen Ocakları İl Başkanımız. Şimdi kendisi önemli bir sivil toplum kuruluşunun başında duruyor. Kendisini de tebrik ediyorum. Mustafa Ilıcalı ağabeyimiz, milletvekilimiz, Erzurum'un medarıiftiharı, şeref verdiler. Kendilerine teşekkür ediyorum. Siyasi partilerimizin temsilcilerine teşekkür ediyorum. İş adamlarımıza teşekkür ediyorum. Tabii ki en büyük teşekkürü de dava arkadaşlarıma ve Alperen kardeşlerime, hanım kardeşlerime sunuyorum. Sağ olun, var olun, diyorum.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.