Dr. Müzeyyen Şevkin, Emekliyi Hurda Araçta Terk Edip Bizim Nöbetimize Şov Diyemezsiniz!
Dr. Müzeyyen Şevkin, Emekliyi Hurda Araçta Terk Edip Bizim Nöbetimize Şov Diyemezsiniz!
Plan ve Bütçe Komisyonu’nda iktidara sert tepki gösteren CHP’li Dr. Müzeyyen Şevkin, “Hurda araç içerisinde yanarak can veren 66 yaşındaki Cemal Ertürk'ün çığlığı hangimizin vicdanını kanatmıyor” dedi
CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, en düşük emekli maaşının 20 bin lira olarak belirlenmesinin tüm vicdanları kanattığını vurguladı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda konuyla ilgili kanun maddelerinin görüşülmesi esnasında söz alan CHP’li Dr. Şevkin, iktidara sert tepki gösterdi. Konuşmasında emekli, asgari ücretli ve taşeron işçilerin sorunlarına değinen Dr. Şevkin, “Yandaşa ballı ihaleler verenler, milyarlarca liralık vergi borcunu tek kalemde silenler; emekliyi açlık sınırının altına mahkûm edip hurda araç içerisinde ölüme terk ederken bizim onurlu nöbetimizi "şov" olarak değerlendiremezsiniz” dedi.
“MÜCADELEMİZİ DÜNYAYA İLAN ETTİK”
“Gelin, emekli maaşını açlık sınırının altı olan 30 bin liranın üzerine çekin, intibak yasasını düzenleyin, emeklilerin anasının ak sütü gibi hakkı olan seyyanen zammı verin, emekliyi ölüme terk etmeyin” diye konuşan Dr. Şevkin, “Aksi hâlde Mecliste dünyaya ilan ettiğimiz emekli mücadelemizi siyasi bir sansasyon, manipülatif bir hareket olarak tanımlamayın” ifadelerini kullandı.
Komisyonda sadece rakamların değil o rakamların arkasındaki hayatların, mutfaktaki yangının ve milyonların "Artık yeter!" diyen haklı talebini konuşmak için bir araya gelindiğini kaydeden Dr. Şevkin, konuşmasında şunları söyledi:
“Türkiye kalkınmasında en büyük pay sahibi olan kesimlerin yani emeklilerimizin, taşeron işçilerimizin ve asgari ücretlilerimizin karşı karşıya kaldığı adaletsizlikleri ve bu düğümü çözecek somut adımları haykırma vaktidir. İntibak ve seyyanen zam emeklilerimizin onur mücadelesidir, bu mücadeleye omuz vermek zorundayız.
“YANDAŞA BALLI İHALE, EMEKLİYE, İŞÇİYE PARA YOK!”
- Günlerdir Mecliste tuttuğumuz nöbeti "şov" olarak değerlendirenler milletin sesini duymayanlardır. Kirasını ödeyemediği için memleketin göbeğinde hurda araç içerisinde yanarak can veren 66 yaşındaki Cemal Ertürk'ün çığlığı hangimizin vicdanını kanatmıyor? Yandaşa ballı ihaleler verenler, milyarlarca liralık vergi borcunu tek kalemde silenler; emekliyi açlık sınırının altına mahkûm edip hurda araç içerisinde ölüme terk ederken bizim onurlu nöbetimizi "şov" olarak değerlendiremezsiniz. Gelin, bugün buradan siz bir şov yapın; emekli maaşını açlık sınırının altı olan 30 bin liranın üzerine çekin, intibak yasasını düzenleyin, emeklilerin anasının ak sütü gibi hakkı olan seyyanen zammı verin, emekliyi ölüme terk etmeyin. Gelin, bunu yapın. Aksi hâlde Mecliste dünyaya ilan ettiğimiz emekli mücadelemizi siyasi bir sansasyon, manipülatif bir hareket olarak tanımlamayın.
“EMEKLİLER, ADALETSİZLİĞİN KISKACINDA”
- Emeklilerimize önce "başımızın tacı" denildi ama bugün maalesef yoksulluğa mahkûm edildi. Bugün, emeklilerimiz 2 büyük adaletsizliğin kıskacındadır: İntibak sorunu ve seyyanen zamların kök maaşa yansıtılmaması. İntibak yasası bir lütuf değil haktır. 2000 öncesi ve sonrası emekli olanlar arasındaki uçurum kabul edilemez. Aynı prim gününe, aynı çalışma süresine sahip iki vatandaşımız sadece emekli oldukları yıl farklı diye maaş alamıyorlar. Çözüm nettir: Aylık bağlama oranları yeniden yüzde 70 seviyelerine çekilmeli ve tüm emeklileri kapsayan tek bir intibak düzenlemesiyle maaşlarda norm birliği sağlanmalıdır. Memur emeklisine verilmeyen diğer emeklilere ise kök maaşa eklenmeden yansıtılan o sözde artışlar enflasyon karşısında her ay erimektedir. Çözüm bugüne kadar yapılmış tüm seyyanen zamların kök maaş kabul edilerek üzerine enflasyon farkı eklenmesidir. Emeklinin cebindeki para kâğıt üzerinde değil çarşıda pazarda değer kazanmalıdır. Tabii, iktidara mensup milletvekilleri çarşıya pazara çok çıkamadıkları için bu yangının farkında bile değil!
“TAŞERON, ÜVEY EVLAT MUAMELESİ GÖRÜYOR”
- İşçi sınıfımızın kanayan yarası taşeron sistemine de yıllar önce kadro müjdesi verildi ancak bugün hâlâ çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan binlerce kardeşimiz üvey evlat muamelesi görmekte. KİT'lerdeki taşeron uygulaması tamamen bitirilmelidir. Kadroya geçen işçilerin özlük hakları, tayin hakları ve ikramiyeleri mutlaka asli kadrolu personelle eşitlenmeli, modern kölelik olan taşeron sistemi kaldırılmalı, 2026 Türkiye'sinde bir utanç vesikası olarak kalmamalıdır.
Sonuç olarak Türkiye sanıldığı gibi farklı bir ülke değildir. Sorunumuz kaynak yokluğu değil kaynağın adil dağıtılmamasıdır. Emekliyi pazarda meyve artığı toplamak zorunda bırakan, evinde yakacak odunu, doğal gazı olmadığı için hastanelerin acil servislerinde ısınmaya zorlayan, çift battaniyeye sarılmak zorunda bırakan, işçiyi kadro sözüyle oyalayan, asgari ücretliyi kira borcuna boğan bu düzeni değiştirmek boynumuzun borcudur.
İnsanca bir ücret, güvenceli bir iş ve onurlu bir emeklilik hayal değil bir siyasi irade meselesidir. Biz bu iradeyi koymaya, hakkı olanın hakkını teslim etmeye kararlıyız. Alın terinin kutsal sayıldığı, kimsenin yatağa aç girmediği bir Türkiye'yi birlikte kuracağız, bunu başaracağız.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

