,, ,

Dervişoğlu, Bu Tam Bir Çürümüşlük Halidir Ve İçinde Bulunduğumuz Yüzyılda Türkiye’nin Hak Ettiği Bir Durum Değildir.

Siyaset 26.05.2026 - 12:38, Güncelleme: 26.05.2026 - 12:38 96 kez okundu.
 

Dervişoğlu, Bu Tam Bir Çürümüşlük Halidir Ve İçinde Bulunduğumuz Yüzyılda Türkiye’nin Hak Ettiği Bir Durum Değildir.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Merkezi'ne yönelik müdahaleyi ve üniversite kapatma kararlarını sert dille eleştirerek, Türkiye'nin bir "kayyımlar cumhuriyeti" haline getirilmek istendiğini ve yaşananların tam bir çürümüşlük hali olduğunu vurguladı
Dervişoğlu, Bizim yaşadıklarımız bu çağ içerisinde ancak bir utanç dönemi olarak tarif edilebilir. Cumhurbaşkanı Hükumet Sistemiyle, sistematik hale gelen bir utanç dönemidir bahsettiğim. Şayet aksi olsaydı, 30 yıllık Bilgi Üniversitesi iki satırlık bir cumhurbaşkanı kararnamesi ile kapatılıp, birkaç gün sonra yeniden açılmazdı. Aksi olsaydı, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi kapılarının kırılarak, içeriye zorla girilmesine, mahkeme kararıyla bir partiye genel başkan tayin edilmesine biraz olsun şaşırırdık. Ancak şaşırmadık, Çünkü bu aşamayı çoktan geride bırakmış durumdayız. Aslında, neye şaşıracağımızı da şaşırmış durumdayız. Haksızlıklara şaşırmıyoruz. Adaletsizliklere şaşırmıyoruz. Yolsuzluklara şaşırmıyoruz. Ahlaksızlıklara şaşırmıyoruz. Yargının vesayetine şaşırmıyoruz. Milletin beklentilerinin hilafına alınan gece yarısı kararlarına şaşırmıyoruz. Hukuki mi yoksa siyasi mi olduğu tartışılan sabah operasyonlarına şaşırmıyoruz. Velhasıl bize olağanüstülüğü olağan diye kanıksatmaya başladılar. Daha ne olacak da şaşıracağız acaba? Bu tam bir çürümüşlük halidir ve içinde bulunduğumuz yüzyılda Türkiye’nin hak ettiği bir durum değildir. Bizler, milletimizin iradesinin üzerinde başka bir irade tanımayan, adaletin ertelenemez bir hak olduğuna inanan İYİ Partililer olarak, son günlerde yaşananları büyük bir endişe ile takip ediyoruz. Üniformalı darbe dönemlerini aratmayan, hatta belki de maalesef aratan olaylara şahit oluyor, Cumhuriyetimizin geleceği açısından büyük endişe taşıyoruz. Çünkü bugün orta yerde, üzülerek ifade ediyorum ki: “sözgelimi” bir Cumhuriyet vardır. Cumhuriyetimizi maalesef, bir kayyımlar cumhuriyetine dönüştürmek istiyorlar. Birinin milliyetçilere, bir başkasının Atatürkçülere, bir terör hükümlüsünün de Kürtlere kayyum atandığı bir düzendir bu. Bu sayede, Sayın Erdoğan da kendisini, ebediyen Türk devletine kayyum olarak tayin etme hevesindedir. Bu çerçeveden bakıldığında; CHP’ye yapılan operasyon, Türkiye’yi yönetenlerin hem çaresizliğini hem de bir sonraki adımını göstermektedir. Bu bir “siyasetsizlik” durağıdır. Türk Milletinin, değiştirilemez, devredilemez ve tartışılamaz hakkı olan tercih yapma hakkının dahi elinden alınabileceği bir yola itilmek istenmekteyiz Bizler, bugün başımızı kuma gömmüyorsak, selden kütük kapmanın derdine düşmüyorsak, sebebi, İYİ Parti’nin kuruluş süreci, ilkeleri ve değerleridir. Bu süreçten doğan sorumluluğumuzdur. Dahası, bugüne kadar dile getirdiğimiz endişelerin ve yaptığımız uyarıların her birinin adım adım gerçekleşmiş olmasıdır. Bizler sadece kendi tarlasını değil, memleketin her karış toprağını dert edenleriz. Dün böyleydik, bugün böyleyiz, yarın da böyle olacağız. Derdimiz kendimiz değil, milletimiz olmaya devam edecek. Aziz Milletim; Vesayet ile mücadele ettiğini iddia ederek milletimizin teveccühüne mazhar olan Ak Parti iktidarının, yargı vesayetiyle ayakta kalmaya çalıştığının farkındayız. Ancak, Türk Milleti’nin olanları sessizce takip ettiğinin, yeri ve zamanı geldiğinde, devletine ve Cumhuriyetine bunları yaşatanları şaşmaz iradesiyle cezalandıracağının da bilincindeyiz. Unutulmasın ki, darbeler ve hukuksuzluklar yaşamış bu ülkede son sözü daima Büyük Türk Milleti söylemiştir. Bunca derdin, bunca sıkıntının ortasında, ocağını tüttürmeye çalışan milletimiz, siyasi çalkantıların ve hukuksuzluğun sebep olduğu bedellere mahkûm ve mecbur değildir. Demokrasimizin ve hukukun yaşadığı her sarsıntı, milletimizin sofrasını küçültmekte, ülkemizin geleceğine yeni ipotekler koydurmaktadır. İktidar partisi dışında, hemen tüm siyasi partilerin ortaklaştığı bir husus var ki, o da Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türk siyasetinin önemli bir kurumu ve parçası olduğu gerçeğidir. Siyaseten kimi zaman ayrışsak da böyle bir kurumsal yapının ağır hasar görmesine razı olamayız. Bu yaklaşımımız, demokratik ahlâkımızın bir gereğidir. Biz, siyasi rakiplerini çeşitli yol ve yöntemlerle imha etmek yerine, onlarla yarışmayı tercih eden bir siyasi iklimin inşa edilmesinden yanayız. Demokrasi dışı her girişimi reddedip kınamamızın da sebebi budur. Bu kapsam içinde; dün, milletimizi üzen gelişmelerin yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde ortaya çıkan tüm sorunların, kurumsal bir bütünlük içinde aşılacağına olan inancımızı ifade etmek isterim. 150 yıllık demokratik birikimimiz ve tecrübelerimizle, bu olumsuz dönemin asgari hasarla atlatılacağına yürekten inanıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti, Türk Milleti de kendinden olmayana karşı bile adalet aşığı bir millettir. Yaratılan kaosu aşmadaki en önemli gücümüz de budur. Bu yüzden, gidişattan endişeliyiz ama gelecekten asla umutsuz değiliz! Kurulduğu günden bu yana türlü ayak oyunlarına ve tuzaklara maruz kalmış İYİ Parti’nin Genel Başkanı olarak inançla ifade etmek isterim ki, Türkiye’nin, her sorunu aşacak ve her kırılmayı onaracak evlatları da tecrübesi de vardır. Hem iktidara hem kurumlarımıza hem de meselenin taraflarına çağrımız odur ki, milletimiz rahatsızdır ve bir an önce çözüm beklemektedir. Bu konuda herkesin üzerine düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getirmesi ertelenemez bir mecburiyettir. Yargıyı bağımsız, demokrasimizi güçlü kılmanın yolu, milletimizin geçmişte yaşanan kötülüklere karşı aldığı tavrı hatırlamaktan geçmektedir. Unutmayın ki, bu milletin sabrının da bir sınırı vardır. Ve milletin sandıkta attığı demokrasi tokadı başka hiçbir şeye benzemez. Artık, ekmek büyümüyorsa, kardeşimizin lokmasına göz dikerek doyamayacağımızı; kapımız kirliyse, komşu kapısını kirleterek temizlenemeyeceğimizi görmek zorundayız. Komşusu açken, tok yatmamakla övünen bir milletin mensubuysak, komşumuz ağlarken, gülemeyeceğimizi idrak etmek zorundayız. Ben Müsavat Dervişoğlu olarak, yurttaşı olmaktan gurur duyduğum bu Cumhuriyeti, mensubu olmaktan şeref duyduğum Türk Milletini, her geçen gün tartışmalı hale getirilen demokrasimizi, bütünleşik bir muhalefet anlayışıyla hak ettiği yere taşıyabileceğimizi biliyorum. Bizi bir araya getirecek akli ve ahlaki değerlerle birlikte, milli ve manevi hasletlerimiz de bellidir. Bayramlar da işte bu hasletlerin bir yüzüdür. Kardeşliğin, merhametin, helalleşmenin, huzurun ve ortak geleceğe inanmanın adıdır. Biz bu yüzden, milletimizin bayramını bile gölgeleyen bu karanlık siyaseti reddediyoruz. Bir bayram daha endişe, bir bayram daha gerilim, bir bayram daha sefalet yaşamak kaderimiz değildir. Dileğimiz ve mücadelemiz, her yurttaşımızın huzurla, güvenle ve adalet duygusuyla bayram yaşayacağı bir Türkiye içindir. Bu günler geçtiğinde akıllarda haklı ile haksızın, adalet ile adaletsizliğin, demokrasi ile tek adamlığın, monarşik heveslerle Cumhuriyetin kavgası kalacak… Ve bu kavgayı mutlaka, her şeyin en güzelini hak eden Türk Milleti kazanacaktır! Bu inanç ve düşünceyle aziz milletimizin mübarek Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyor, iyiliklere ve güzelliklere vesile olmasını diliyorum.  MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın mutlak butlan kararına dair açıklamaları hatırlatılan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Öncelikle günaydın diyorum. Bir siyasi partinin genel başkanına cevap vermem, makamlarımız mütenasip olmaması nedeniyle pek mümkün değil ama Fethi Bey’i geçmişten tanırım. Bu sürecin davul zurna çalınarak geldiğini herhalde yeni anlamış. Ayrıca bu mesajın kamuoyuna değil de iktidar ortağı olarak bizzat Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a götürülmesi gereken bir süreç olduğunu anlamakta zorlanmış, öyle görüyorum. Güzel şeyler de temenni etmiş olsalar, o güzelliklerin sağlanabilmesine vesile olamadıkları dönemler yaşanıyor. Orta yerde yasa var. Anayasa var. Bu ülkeyi yönetenlerin yani iktidar sahiplerinin öncelikle yasalara ve mevcut anayasaya uymalarını temin edecek adımları atmaları gerekir diye düşünüyorum. Ama Milliyetçi Hareket Partisi tarafından gelen çağrı ve temenniler, genellikle bakıldığında çok fazla karşılık bulmuyor. Şimdi bunun örneklerini verirsem bazı şeyler gölgede kalır. O sebeple burada sınırlı tutayım. Olacak ve olmayacak şeyleri sıklıkla talep ederseniz, olacak şeylerin ya da olması gereken şeylerin engellenmesine sebep olursunuz. Örneğin öcalan canisini Meclise çağırırsanız, getiremezsiniz.  ‘Ahmetler makamlarına Selahattin yuvasına dönsün’ der de yapamazsanız, olmaz. abdullah öcalan’a statü arar da bulamazsanız, bu kadar yanlışlığın içinden ya da yaratılmış bataklığın içinden güzel şeyler çıkmaz. Onun için siyaseten sorumluluk makamında ve söz söyleme makamında bulunanların ifadelerine özen göstermeleri gerekir. Güvenilirliklerini yitirenlerin memleket yararına temennileri de ciddiye alınamaz hale gelmiştir. İşte o sebeple İYİ Partili olarak ve şahsen ben, her zaman siyaseti ve devlet yönetmeye talip olanları ciddiyete davet etmişimdir. Çizginiz doğru olacak ki söylediğiniz makbul olsun. Söylenenin makbul olmamasını temin eden şey çizginin doğru olmamasıdır. Doğru çizgi arıyorlarsa gelsinler bize baksınlar” dedi. Mutlak Butlan kararının Türk siyasetinin geleceğini nasıl etkileyeceği sorulan Genel Başkanımız, “Pek tabiidir ki çok olumsuz etkiler. Ben demokrasinin, hukukun, adaletin, yasaların ve özellikle anayasadan doğan hakların korunmasından yanayım. Bir kişinin siyaset yapma hürriyetini ve ehliyetini elinden alamazsınız ama Türkiye’de bunlar yaşanıyor maalesef. Peki bu durum, Cumhuriyet Halk Partisi’nde nelere sebep olur? Rivayetler muhtelif. Çok şeylere sebep olabilir. Burada aslında bakılması gereken şey niyetlerdir. Eğer niyet kötüyse çok şey olabilir. Dolayısıyla siyasette niyetin doğru bir yerde tutulmasından yana olduğunu ifade etmeye çalışıyorum. Yoksa bu yaşananlar Türkiye’ye yakışmayan olaylardır.” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Merkezi'ne yönelik müdahaleyi ve üniversite kapatma kararlarını sert dille eleştirerek, Türkiye'nin bir "kayyımlar cumhuriyeti" haline getirilmek istendiğini ve yaşananların tam bir çürümüşlük hali olduğunu vurguladı

Dervişoğlu, Bizim yaşadıklarımız bu çağ içerisinde ancak bir utanç dönemi olarak tarif edilebilir.

Cumhurbaşkanı Hükumet Sistemiyle, sistematik hale gelen bir utanç dönemidir bahsettiğim.

Şayet aksi olsaydı, 30 yıllık Bilgi Üniversitesi iki satırlık bir cumhurbaşkanı kararnamesi ile kapatılıp, birkaç gün sonra yeniden açılmazdı.

Aksi olsaydı, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi kapılarının kırılarak, içeriye zorla girilmesine, mahkeme kararıyla bir partiye genel başkan tayin edilmesine biraz olsun şaşırırdık.

Ancak şaşırmadık,

Çünkü bu aşamayı çoktan geride bırakmış durumdayız.

Aslında, neye şaşıracağımızı da şaşırmış durumdayız.

Haksızlıklara şaşırmıyoruz.

Adaletsizliklere şaşırmıyoruz.

Yolsuzluklara şaşırmıyoruz.

Ahlaksızlıklara şaşırmıyoruz.

Yargının vesayetine şaşırmıyoruz.

Milletin beklentilerinin hilafına alınan gece yarısı kararlarına şaşırmıyoruz.

Hukuki mi yoksa siyasi mi olduğu tartışılan sabah operasyonlarına şaşırmıyoruz.

Velhasıl bize olağanüstülüğü olağan diye kanıksatmaya başladılar.

Daha ne olacak da şaşıracağız acaba?

Bu tam bir çürümüşlük halidir ve içinde bulunduğumuz yüzyılda Türkiye’nin hak ettiği bir durum değildir.

Bizler, milletimizin iradesinin üzerinde başka bir irade tanımayan, adaletin ertelenemez bir hak olduğuna inanan İYİ Partililer olarak, son günlerde yaşananları büyük bir endişe ile takip ediyoruz.

Üniformalı darbe dönemlerini aratmayan, hatta belki de maalesef aratan olaylara şahit oluyor, Cumhuriyetimizin geleceği açısından büyük endişe taşıyoruz.

Çünkü bugün orta yerde, üzülerek ifade ediyorum ki: “sözgelimi” bir Cumhuriyet vardır.

Cumhuriyetimizi maalesef, bir kayyımlar cumhuriyetine dönüştürmek istiyorlar.

Birinin milliyetçilere, bir başkasının Atatürkçülere, bir terör hükümlüsünün de Kürtlere kayyum atandığı bir düzendir bu.

Bu sayede, Sayın Erdoğan da kendisini, ebediyen Türk devletine kayyum olarak tayin etme hevesindedir.

Bu çerçeveden bakıldığında; CHP’ye yapılan operasyon, Türkiye’yi yönetenlerin hem çaresizliğini hem de bir sonraki adımını göstermektedir.

Bu bir “siyasetsizlik” durağıdır.

Türk Milletinin, değiştirilemez, devredilemez ve tartışılamaz hakkı olan tercih yapma hakkının dahi elinden alınabileceği bir yola itilmek istenmekteyiz

Bizler, bugün başımızı kuma gömmüyorsak, selden kütük kapmanın derdine düşmüyorsak,

sebebi, İYİ Parti’nin kuruluş süreci, ilkeleri ve değerleridir. Bu süreçten doğan sorumluluğumuzdur.

Dahası, bugüne kadar dile getirdiğimiz endişelerin ve yaptığımız uyarıların her birinin adım adım gerçekleşmiş olmasıdır.

Bizler sadece kendi tarlasını değil, memleketin her karış toprağını dert edenleriz. Dün böyleydik, bugün böyleyiz, yarın da böyle olacağız. Derdimiz kendimiz değil, milletimiz olmaya devam edecek.

Aziz Milletim;

Vesayet ile mücadele ettiğini iddia ederek milletimizin teveccühüne mazhar olan Ak Parti iktidarının, yargı vesayetiyle ayakta kalmaya çalıştığının farkındayız.

Ancak, Türk Milleti’nin olanları sessizce takip ettiğinin, yeri ve zamanı geldiğinde, devletine ve Cumhuriyetine bunları yaşatanları şaşmaz iradesiyle cezalandıracağının da bilincindeyiz.

Unutulmasın ki, darbeler ve hukuksuzluklar yaşamış bu ülkede son sözü daima Büyük Türk Milleti söylemiştir.

Bunca derdin, bunca sıkıntının ortasında, ocağını tüttürmeye çalışan milletimiz, siyasi çalkantıların ve hukuksuzluğun sebep olduğu bedellere mahkûm ve mecbur değildir.

Demokrasimizin ve hukukun yaşadığı her sarsıntı, milletimizin sofrasını küçültmekte, ülkemizin geleceğine yeni ipotekler koydurmaktadır.

İktidar partisi dışında, hemen tüm siyasi partilerin ortaklaştığı bir husus var ki, o da Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türk siyasetinin önemli bir kurumu ve parçası olduğu gerçeğidir.

Siyaseten kimi zaman ayrışsak da böyle bir kurumsal yapının ağır hasar görmesine razı olamayız.

Bu yaklaşımımız, demokratik ahlâkımızın bir gereğidir.

Biz, siyasi rakiplerini çeşitli yol ve yöntemlerle imha etmek yerine, onlarla yarışmayı tercih eden bir siyasi iklimin inşa edilmesinden yanayız.

Demokrasi dışı her girişimi reddedip kınamamızın da sebebi budur.

Bu kapsam içinde; dün, milletimizi üzen gelişmelerin yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde ortaya çıkan tüm sorunların, kurumsal bir bütünlük içinde aşılacağına olan inancımızı ifade etmek isterim.

150 yıllık demokratik birikimimiz ve tecrübelerimizle, bu olumsuz dönemin asgari hasarla atlatılacağına yürekten inanıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti, Türk Milleti de kendinden olmayana karşı bile adalet aşığı bir millettir.

Yaratılan kaosu aşmadaki en önemli gücümüz de budur.

Bu yüzden, gidişattan endişeliyiz ama gelecekten asla umutsuz değiliz!

Kurulduğu günden bu yana türlü ayak oyunlarına ve tuzaklara maruz kalmış İYİ Parti’nin Genel Başkanı olarak inançla ifade etmek isterim ki, Türkiye’nin, her sorunu aşacak ve her kırılmayı onaracak evlatları da tecrübesi de vardır.

Hem iktidara hem kurumlarımıza hem de meselenin taraflarına çağrımız odur ki, milletimiz rahatsızdır ve bir an önce çözüm beklemektedir.

Bu konuda herkesin üzerine düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getirmesi ertelenemez bir mecburiyettir.

Yargıyı bağımsız, demokrasimizi güçlü kılmanın yolu, milletimizin geçmişte yaşanan kötülüklere karşı aldığı tavrı hatırlamaktan geçmektedir.

Unutmayın ki, bu milletin sabrının da bir sınırı vardır.

Ve milletin sandıkta attığı demokrasi tokadı başka hiçbir şeye benzemez.

Artık, ekmek büyümüyorsa, kardeşimizin lokmasına göz dikerek doyamayacağımızı;

kapımız kirliyse, komşu kapısını kirleterek temizlenemeyeceğimizi görmek zorundayız.

Komşusu açken, tok yatmamakla övünen bir milletin mensubuysak, komşumuz ağlarken, gülemeyeceğimizi idrak etmek zorundayız.

Ben Müsavat Dervişoğlu olarak, yurttaşı olmaktan gurur duyduğum bu Cumhuriyeti,

mensubu olmaktan şeref duyduğum Türk Milletini, her geçen gün tartışmalı hale getirilen demokrasimizi, bütünleşik bir muhalefet anlayışıyla hak ettiği yere taşıyabileceğimizi biliyorum.

Bizi bir araya getirecek akli ve ahlaki değerlerle birlikte, milli ve manevi hasletlerimiz de bellidir.

Bayramlar da işte bu hasletlerin bir yüzüdür.

Kardeşliğin, merhametin, helalleşmenin, huzurun ve ortak geleceğe inanmanın adıdır. Biz bu yüzden, milletimizin bayramını bile gölgeleyen bu karanlık siyaseti reddediyoruz.

Bir bayram daha endişe, bir bayram daha gerilim, bir bayram daha sefalet yaşamak kaderimiz değildir.

Dileğimiz ve mücadelemiz, her yurttaşımızın huzurla, güvenle ve adalet duygusuyla bayram yaşayacağı bir Türkiye içindir.

Bu günler geçtiğinde akıllarda haklı ile haksızın, adalet ile adaletsizliğin, demokrasi ile tek adamlığın, monarşik heveslerle Cumhuriyetin kavgası kalacak…

Ve bu kavgayı mutlaka, her şeyin en güzelini hak eden Türk Milleti kazanacaktır!

Bu inanç ve düşünceyle aziz milletimizin mübarek Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyor, iyiliklere ve güzelliklere vesile olmasını diliyorum.

 MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın mutlak butlan kararına dair açıklamaları hatırlatılan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Öncelikle günaydın diyorum. Bir siyasi partinin genel başkanına cevap vermem, makamlarımız mütenasip olmaması nedeniyle pek mümkün değil ama Fethi Bey’i geçmişten tanırım. Bu sürecin davul zurna çalınarak geldiğini herhalde yeni anlamış. Ayrıca bu mesajın kamuoyuna değil de iktidar ortağı olarak bizzat Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a götürülmesi gereken bir süreç olduğunu anlamakta zorlanmış, öyle görüyorum. Güzel şeyler de temenni etmiş olsalar, o güzelliklerin sağlanabilmesine vesile olamadıkları dönemler yaşanıyor. Orta yerde yasa var. Anayasa var. Bu ülkeyi yönetenlerin yani iktidar sahiplerinin öncelikle yasalara ve mevcut anayasaya uymalarını temin edecek adımları atmaları gerekir diye düşünüyorum. Ama Milliyetçi Hareket Partisi tarafından gelen çağrı ve temenniler, genellikle bakıldığında çok fazla karşılık bulmuyor. Şimdi bunun örneklerini verirsem bazı şeyler gölgede kalır. O sebeple burada sınırlı tutayım. Olacak ve olmayacak şeyleri sıklıkla talep ederseniz, olacak şeylerin ya da olması gereken şeylerin engellenmesine sebep olursunuz. Örneğin öcalan canisini Meclise çağırırsanız, getiremezsiniz.  ‘Ahmetler makamlarına Selahattin yuvasına dönsün’ der de yapamazsanız, olmaz. abdullah öcalan’a statü arar da bulamazsanız, bu kadar yanlışlığın içinden ya da yaratılmış bataklığın içinden güzel şeyler çıkmaz. Onun için siyaseten sorumluluk makamında ve söz söyleme makamında bulunanların ifadelerine özen göstermeleri gerekir. Güvenilirliklerini yitirenlerin memleket yararına temennileri de ciddiye alınamaz hale gelmiştir. İşte o sebeple İYİ Partili olarak ve şahsen ben, her zaman siyaseti ve devlet yönetmeye talip olanları ciddiyete davet etmişimdir. Çizginiz doğru olacak ki söylediğiniz makbul olsun. Söylenenin makbul olmamasını temin eden şey çizginin doğru olmamasıdır. Doğru çizgi arıyorlarsa gelsinler bize baksınlar” dedi.

Mutlak Butlan kararının Türk siyasetinin geleceğini nasıl etkileyeceği sorulan Genel Başkanımız, “Pek tabiidir ki çok olumsuz etkiler. Ben demokrasinin, hukukun, adaletin, yasaların ve özellikle anayasadan doğan hakların korunmasından yanayım. Bir kişinin siyaset yapma hürriyetini ve ehliyetini elinden alamazsınız ama Türkiye’de bunlar yaşanıyor maalesef. Peki bu durum, Cumhuriyet Halk Partisi’nde nelere sebep olur? Rivayetler muhtelif. Çok şeylere sebep olabilir. Burada aslında bakılması gereken şey niyetlerdir. Eğer niyet kötüyse çok şey olabilir. Dolayısıyla siyasette niyetin doğru bir yerde tutulmasından yana olduğunu ifade etmeye çalışıyorum. Yoksa bu yaşananlar Türkiye’ye yakışmayan olaylardır.” ifadelerini kullandı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.