Ramazan ayı, sadece bir ibadet zamanı değil; paylaşmanın, sabrın, merhametin ve ahlaki sorumluluğun somutlaştığı müstesna bir zaman dilimidir. Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’in, bu manevi atmosferi vesile kılarak okullarda gençlerin millî ve manevi değerlerle daha güçlü bağ kurmasını amaçlayan yaklaşımı, eğitim sistemimiz adına son derece stratejik ve anlamlı bir adımdır. Bu karar, gençlerimizin yalnızca sınavlara değil; hayata, topluma ve bizi biz yapan ortak değerlere hazırlanması gerektiği gerçeğini bir kez daha tescil etmektedir.
Eğitim, sadece teknik bilgi yüklemesi değildir. Gençliğin değer dünyasını güçlendirmeye yönelik her adım, ülkemizin birliğini ayakta tutan kolonları tahkim eder. Ne var ki, bu doğal ve toplumla barışık adımların bazı çevrelerce "laikliğe aykırılık" iddiasıyla eleştirilmesi, geçmişin o soğuk vesayetçi reflekslerini hatırlatmaktadır. 28 Şubat sürecinde olduğu gibi, milletin inanç dünyasına mesafeli duran ve her manevi adımı tehdit olarak algılayan bu bakış açısı, Anadolu’nun sosyolojik gerçekliğiyle taban tabana zıttır.
Bugün gençliğimiz, sadece ideolojik tartışmaların değil, aynı zamanda küresel birer "hastalık" haline gelen bağımlılıkların da hedefindedir. Uyuşturucu, sigara, kumar ve sanal bahis kıskacına alınan bir nesil, sadece kendi geleceğini değil, devletin ve milletin bekasını da tehlikeye atmaktadır. Bu bağımlılıklarla mücadele, sadece emniyet tedbirleriyle değil, ancak topyekûn bir "Eğitim Seferberliği" ile mümkündür.
Gençlerin ruhsal boşluklarını değerler eğitimi ve inanç bilinciyle doldurmayan ülkelerin, kalkınma ve gelişme iddiaları havada kalmaya mahkûmdur. Neslin selametini garanti altına alamayan bir yapının, yarınlara dair bir vizyonu olamaz.
Anadolu coğrafyası, bin yıllık tarihi boyunca inancından aldığı moral ve motivasyonla dünyada silinmez izler bırakmıştır. İslam medeniyetinin insani değerlerini dünyaya taşıyan bu ruh, tarihin bazı dönemlerinde olduğu gibi bugün de yeniden diriltilmelidir. Sayın Bakan’ın başlattığı manevi seferberlik eylemi, bu bakımdan sadece bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur.
Milletimizin büyük çoğunluğu, evlatlarının köklerinden kopmadan, değerleriyle güçlenerek yetişmesini arzu etmektedir. Kendi medeniyet değerleriyle barışık, ahlaklı ve sorumluluk sahibi bir neslin inşası için atılan bu adımları yürekten destekliyoruz.
