,, ,

Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nden Suna Selen’e Anlamlı Ödül!

Kültür-Sanat 09.09.2026 - 10:30, Güncelleme: 09.09.2026 - 10:30 105 kez okundu.
 

Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nden Suna Selen’e Anlamlı Ödül!

Suna Selen, 26 Eylül’de 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali tarafından Orhan Kemal anısına verilen Emek Ödülü’nü almaya hazırlanıyor. Hayattaki tek hayali resimken oyuncu olan ve kendini hep “sanat emekçisi” olarak tanımlayan usta oyuncu, Milliyet Sanat’ın eylül sayısında Asu Maro’yla gerçekleştirdiği Ayın Söyleşisi’nde bütün filmlerinden daha “film gibi” hayat hikâyesini anlatıyor. Başlarda pek tutkun olmadığı bu iş için “Şu anda benim hayattaki amacım oynamak. Başka bir amacım yok,” diyen usta oyuncu “Benim bütün derdim, kavgam rolle. Neyi eksik yaptım, neyi yanlış yaptım. Sadece rollerle kavga ettim,” diye ekliyor. Röportajın tamamı, Eylül 2026 sayısında!
Bu yıl düzenlenen 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Macit Koper ve Aydın Sayman ile birlikte Orhan Kemal anısına verilen Emek Ödülü’nü alacak olan Suna Selen, hem çalkantılı hayatını hem de Metin Erksan’ın yönettiği ilk filmi, 1960 tarihli “Gecelerin Ötesi”nden başlayan sinema yolculuğunu tüm içtenliğiyle anlatıyor.  “Metin Erksan bize sinemayı öğretti” Suna Selen, Metin Erksan’dan film için teklif aldığı dönemi şu sözlerle anlatıyor: “Oda Tiyatrosu’nda bir kafemiz vardı, dışarıdan gelenler de olurdu. Metin Bey de gelmiş, bana teklifte bulundu. Ben de ilk eşimin annesine sordum çünkü sanatın her kolunu takip ediyordu. O zaman da biz tiyatrocu olarak sinemayı çok küçümsüyoruz, ‘Bana bir teklif geldi ama kabul etmeye pek niyetim yok. Ne yapacağım sinemada oynayıp da?’ dedim. ‘Kim kızım?’ dedi, ‘Metin Erksan diye biri,’ dedim. ‘Aman evladım ne diyorsun, Metin Erksan çok iyi bir sanat tarihçisi, bence kabul et,’” dedi. Erksan için “Muhteşem bir yönetmendi,” diyen Selen “Sinemayı öğretti bize,” diye de ekliyor. “Şimdi sütün kutusunu saklıyorum ödül niyetine” Usta oyuncu, kazandığı çok sayıda ödülün ilki olan İlhan İskender Ödülü’nü oğluna süt almak için sattığını “Eşim kanser tedavisi için Londra’ya gitmişti. Benim sıkıntıdan sütüm kesildi. Oğlum için süt almamız lazım. Fakat o sütler çok pahalı. Babamla aynı evdeyiz. Dedim ki, ‘Benim yanımda buna yetecek para yok’. ‘Kocanın ailesinden iste,’ dedi. Tam bana söylenecek laf. Sen varken, ben babamın evinde otururken kocamın ailesinden mi isteyeceğim? Duymuştum, Yıldırım Önal bir sebeple ödülünü satmış, dedim ben de satarım. Şimdi sütün kutusunu saklıyorum ödül niyetine,” sözleriyle anlatıyor. Bir tanesi bile bir hayatın travması ol­maya yetecek sayısız olay yaşamasına rağmen hiç ya­kınmadan hayatını tekrar tekrar baştan kuran Selen “Gençken bütün öfkemi kendimden çıkarıyordum. Çünkü tek suçlu benim zaten. Ne işim var bu belaların içinde? Aklın var mı? Var. Niye kullanmıyorsun?” diye anlatıyor. “Gelinlik nedir, hediye paketi gibi” Üç kere evlenmesine rağmen hiç gelinlik giymeyen Suna Selen, sebebini “Çocukken bir kitabım vardı. Orada bir resim gördüm, gelin resmi. Niye dedim böyle süsleniliyor Allah aşkına? Beyaza sarılıp kefen gibi. Ondan sonra da niye erkekler bizi adam yerine koymuyorlar? Hediye paketi gibi, nedir bu ya? Hiç mantıklı gelmedi bana o beyazları giymek,” şeklinde açıklıyor.
Suna Selen, 26 Eylül’de 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali tarafından Orhan Kemal anısına verilen Emek Ödülü’nü almaya hazırlanıyor. Hayattaki tek hayali resimken oyuncu olan ve kendini hep “sanat emekçisi” olarak tanımlayan usta oyuncu, Milliyet Sanat’ın eylül sayısında Asu Maro’yla gerçekleştirdiği Ayın Söyleşisi’nde bütün filmlerinden daha “film gibi” hayat hikâyesini anlatıyor. Başlarda pek tutkun olmadığı bu iş için “Şu anda benim hayattaki amacım oynamak. Başka bir amacım yok,” diyen usta oyuncu “Benim bütün derdim, kavgam rolle. Neyi eksik yaptım, neyi yanlış yaptım. Sadece rollerle kavga ettim,” diye ekliyor. Röportajın tamamı, Eylül 2026 sayısında!

Bu yıl düzenlenen 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Macit Koper ve Aydın Sayman ile birlikte Orhan Kemal anısına verilen Emek Ödülü’nü alacak olan Suna Selen, hem çalkantılı hayatını hem de Metin Erksan’ın yönettiği ilk filmi, 1960 tarihli “Gecelerin Ötesi”nden başlayan sinema yolculuğunu tüm içtenliğiyle anlatıyor. 

“Metin Erksan bize sinemayı öğretti”

Suna Selen, Metin Erksan’dan film için teklif aldığı dönemi şu sözlerle anlatıyor: “Oda Tiyatrosu’nda bir kafemiz vardı, dışarıdan gelenler de olurdu. Metin Bey de gelmiş, bana teklifte bulundu. Ben de ilk eşimin annesine sordum çünkü sanatın her kolunu takip ediyordu. O zaman da biz tiyatrocu olarak sinemayı çok küçümsüyoruz, ‘Bana bir teklif geldi ama kabul etmeye pek niyetim yok. Ne yapacağım sinemada oynayıp da?’ dedim. ‘Kim kızım?’ dedi, ‘Metin Erksan diye biri,’ dedim. ‘Aman evladım ne diyorsun, Metin Erksan çok iyi bir sanat tarihçisi, bence kabul et,’” dedi. Erksan için “Muhteşem bir yönetmendi,” diyen Selen “Sinemayı öğretti bize,” diye de ekliyor.

“Şimdi sütün kutusunu saklıyorum ödül niyetine”

Usta oyuncu, kazandığı çok sayıda ödülün ilki olan İlhan İskender Ödülü’nü oğluna süt almak için sattığını “Eşim kanser tedavisi için Londra’ya gitmişti. Benim sıkıntıdan sütüm kesildi. Oğlum için süt almamız lazım. Fakat o sütler çok pahalı. Babamla aynı evdeyiz. Dedim ki, ‘Benim yanımda buna yetecek para yok’. ‘Kocanın ailesinden iste,’ dedi. Tam bana söylenecek laf. Sen varken, ben babamın evinde otururken kocamın ailesinden mi isteyeceğim? Duymuştum, Yıldırım Önal bir sebeple ödülünü satmış, dedim ben de satarım. Şimdi sütün kutusunu saklıyorum ödül niyetine,” sözleriyle anlatıyor.

Bir tanesi bile bir hayatın travması ol­maya yetecek sayısız olay yaşamasına rağmen hiç ya­kınmadan hayatını tekrar tekrar baştan kuran Selen “Gençken bütün öfkemi kendimden çıkarıyordum. Çünkü tek suçlu benim zaten. Ne işim var bu belaların içinde? Aklın var mı? Var. Niye kullanmıyorsun?” diye anlatıyor.

“Gelinlik nedir, hediye paketi gibi”

Üç kere evlenmesine rağmen hiç gelinlik giymeyen Suna Selen, sebebini “Çocukken bir kitabım vardı. Orada bir resim gördüm, gelin resmi. Niye dedim böyle süsleniliyor Allah aşkına? Beyaza sarılıp kefen gibi. Ondan sonra da niye erkekler bizi adam yerine koymuyorlar? Hediye paketi gibi, nedir bu ya? Hiç mantıklı gelmedi bana o beyazları giymek,” şeklinde açıklıyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.