,, ,

Rakamlar Değil Hayatlar Azalıyor: İYİ Parti Çocuk Nüfusundaki Gerilemeyi Gündeme Taşıdı

Siyaset 29.09.2026 - 15:30, Güncelleme: 29.09.2026 - 15:30 99 kez okundu.
 

Rakamlar Değil Hayatlar Azalıyor: İYİ Parti Çocuk Nüfusundaki Gerilemeyi Gündeme Taşıdı

Bugün Türkiye'nin çocuk nüfusunu konuşacağız. Ama sadece kaç çocuğumuzun doğduğunu değil, neden daha az doğduğunu konuşacağız. Sadece rakamları değil, o rakamların arkasındaki hayatı konuşacağız. Çünkü nüfus meselesi aslında bir güven meselesidir. AKP’nin yıllardır güvenlikçi politikalarla oy devşirme aracı olarak kullandığı beka meselesinin tam da vücut bulmuş halidir.
Bugün aile kurmayı planlayan gençler, yalnızca çocuk sahibi olmayı düşünmüyor. O çocuğu nasıl bir ülkede büyüteceğini, nasıl bir evde yaşayacağını, nasıl bir eğitim alacağını, güven içinde büyüyüp büyüyemeyeceğini ve geleceği düşünüyor. İşte bu nedenle biz, "Neden daha fazla çocuk doğmuyor?" sorusundan önce çok daha temel bir soruyu sormak zorundayız. İnsanlar neden aile kurmayı ve çocuk sahibi olmayı her geçen gün daha fazla erteliyor? Çünkü mesele çocuk istememek değil. Mesele, insanların aile kurabilecekleri, çocuklarını güven içinde büyütebilecekleri ve gelecekten umut duyabilecekleri şartların artık Türkiye’de kendilerine sunulmamasıdır. Bugün Türkiye'nin demografik yapısı hepimize güçlü bir uyarı veriyor. Bunu biz söylemiyoruz; resmî veriler söylüyor. Rakamları dikkatinize sunmadan önce hatırlatmak isterim ki Nüfusun Yenilenme Düzeyi (Eşik):2,1’dir. AKP hükümeti iktidara geldiğindetoplam nüfus 65 milyon, doğurganlık hızı 2,38 idi. Canlı doğan bebek sayısı 1 milyon 229 bin.Evlenen çift sayısı 544 bin, boşanan çift sayısı 90 bindi.Yaşlı nüfus oranı (65+) %6 iken çocuk nüfus oranı (0-14 yaş) %29’du. Bugüne geldiğimizde ise toplam nüfus 86 milyon, doğurganlık hızı 1,42, dünyaya gelen bebek sayısı 895 bin 374. Evlenen çift sayısı 552 bin,nüfus 20 milyon artmış evlilik sayısı ancak 8 bin artmıştır. Boşanan çift sayısı ise %100 den fazla artış göstererek AKP’nin iktidara geldiğinde 90 bin olan oran 193 bin olmuş. Bu boşanmalardan 190 bin çocuk velayete verilmiştir.Bugün yaşlı nüfus oranı (65+) %11.1 iken çocuk nüfus oranı (0-14 yaş) %20.4. İşte veriler ortada, yaparsa AK Parti yapar (!) Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) güncel demografik eğilimleri baz alarak hazırladığı en son Nüfus Projeksiyonları (2023-2100) Ana Senaryo verilerine göre Türkiye, nüfusunun zirve noktasına ulaştıktan sonra hızlı bir yaşlanma ve ardından küçülme dönemine girecektir. Çalışma çağındaki nüfusun en üretken, bağımlı nüfusun (çocuk ve yaşlılar) ise en az olduğu dönemi ifade eden "demografik fırsat penceresi", 2030'un ilk yarısında tamamen kapanacaktır. Yaşlı nüfus oranının %15'i aşmasıyla Türkiye, ekonomik üretim avantajını kaybedecektir.2030 yılında beklenen doğurganlık hızı sadece 1,35’dir. Ve mevcut eğilimler devam ederse, yüzyılın sonunda Türkiye nüfusunun yaklaşık 76,7 milyon seviyesine gerilemesi beklenmektedir. Bu rakamlar sadece birer istatistik değildir. Bunlar Türkiye'nin geleceğine dair çok önemli bir uyarıdır. Ancak bu tabloyu yalnızca doğan çocuk sayısıyla açıklayamayız. Nüfus politikası sadece demografi değildir. Aynı zamanda ekonomi, sosyal devlet, istihdam ve en önemlisi aile politikasıdır. Çünkü insanlar önce çocuk sahibi olmaya değil, önce bir hayat kurmayı hedefliyorlar. Bugün aile kurma çağındaki gençlerimizin karşısında yüksek konut maliyetleri, hayat pahalılığı, düşük ve düzensiz gelir, çocuk bakım giderleri, erişilebilir kreş ihtiyacı ve bütün bunların üzerinde de yarına ilişkin ciddi bir güvensizlik var. Artık aileler AKP’nin yanlış politikaları yüzünden yalnızca bugünkü gelirlerini hesaplamıyor. Çocuklarının kreşe başlayacağı günü, okulunu, üniversitesini, meslek sahibi olup olamayacağını, hatta yıllar sonra ev sahibi olup olamayacağını da düşünüyor. Çünkü çocuklarımız bizden daha kötü bir Türkiye’de yaşıyorlar. Herkes; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin gibi şanslı değil. Çocuklarını özel okullarda okutamıyorlar. Hatta Fransız okullarında da okutamıyorlar. Milli Eğitim Bakanı’nın sabun koymadığı ilkokullarda okutmaya çalışıyorlar. Her yeri uyuşturucu bağımlılarının sardığı bir ortamda çocuk büyütmek zorunda kalıyorlar. Asıl meseleler bunlar. İşte bu yüzden günümüzde bazı aileler ikinci çocuğu istemedikleri için değil, sahip oldukları bütün imkanları ilk ve maalesef son çocuğun geleceğine ayırabilmek için çocuk sayısını arttıramıyor. Bu gerçeği doğru okumak zorundayız.Türkiye'nin nüfus sorunu, insanların çocuk istememesi değildir. Türkiye'nin nüfus sorunu, aile kurmayı ve çocuk sahibi olmayı, güven içinde planlayamamasıdır. Bunu da AKP’nin sağlayamamasıdır. Ailelerin yaşadığı gelecek kaygısını yalnızca ekonomik sebeplerle açıklamak da eksik olur. Elbette ekonomik güvence çok önemlidir. Ancak bugün anne ve babalar sadece geçimi değil, çocuklarının güvenliğini de düşünüyor. İyi bir eğitim alabilecek mi? Güvenli bir çevrede büyüyecek mi? Şiddetten, bağımlılık risklerinden ve dijital dünyanın tehditlerinden korunabilecek mi? Bütün bu soruların ortak bir cevabı var:Her yönüyle geleceğe olan güvensizlik. İnsanlar çocuk sahibi olmaktan değil, çocuklarını belirsizlik içinde büyütmekten endişe ediyor. Bu nedenle nüfus politikasını yalnızca doğumu teşvik eden bir politika olarak göremeyiz. Gerçek nüfus politikası; aile kurmayı kolaylaştıran, çocuk büyütmeyi güvenli hâle getiren ve geleceğe güven veren güçlü bir devlet politikasıdır. Tam da bu noktada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yürüttüğü çalışmaları bu anlayışla değerlendiriyoruz. 2025 yılı "Aile Yılı" ilan edildi. Ancak boşanmalar iktidarlarından bu yana neredeyse iki katına çıktı. Ardından 2026-2035 dönemini kapsayan "Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonu açıklandı. Aileyi güçlendirmeye yönelik her samimi çabayı elbette önemsiyoruz. Ancak samimi olmadıklarını da biliyoruz. Bugün artık sloganları değil, sonuçları konuşma zamanıdır. Çünkü milletimiz artık açıklanan programları değil, kendi hayatındaki değişimi görmek istiyor. Bugün cevap bekleyen soru şudur: Aile kurmak kolaylaştı mı?Çocuk yetiştirmenin yükü hafifledi mi?Ailelerin hayatında gerçekten ne değişti? Peki, bu tablo karşısında iktidarın görevi nedir? İktidarın görevi insanlara sadece "Daha fazla çocuk sahibi olun." demek değildir. İktidarın görevi, aile kurmayı kolaylaştırmak; çocuk sahibi olmayı güvenli, sürdürülebilir ve umut veren bir hayat tercihine dönüştürmektir. Bu nedenle bugün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na şu soruyu sormak zorundayız: Aile Yılı ilan edildi. Ardından Aile ve Nüfus On Yılı başlatıldı. Peki hangi önemli teşvik ve destekleri açıkladılar? Evlenecek çiftlere faizsiz, 2 yıl sonra geri ödemeli 200 ile 250 bin lira arası evlilik kredisi veriliyor. Şarta bağladıkları ve her çifte de vermedikleri bu para, temel beyaz eşya masraflarına bile yetmiyor. Peki yeni doğan çocuğa kaç lira yardım yapılıyor? İlk doğumda tek seferlik 5 bin lira, ikinci doğumda her ay 1500 lira, üçüncü çocuktan sonra ise çocuk okula başlayana kadar her ay 6500 lira ödeniyor. Bir çocuğun aylık bez ve mama parasına dahi yetmez bu miktar. Devleti ve kurumları yönetemeyen liyakatsiz ve ciddiyetsiz kadrolar milletle adeta alay ediyorlar. Evlenecek çiftlere 200 ila 250 bin lira geri ödemeli yardımı uygun görenler, eski hükümlülere iş kursun diye 550 bin lira hibe yardımı yapacaklarmış; merak ediyoruz aralarında affedecekleri PKK'lılar da var mı? AKP iktidarında herkese ve her şeye para var; bulamazlarsa da adeta manipüle edilmesine göz yumdukları fonlar var. Milyonlarca vatandaşın etkilendiği fon vurgununda adı geçen eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan’ın 4 ayda kazandığı söylenen parayla, evlenecek 4 bin çifte 500'er bin lira yardım yapılabilirdi. 25 yıldır ülkeyi yönetemeyen AKP iktidarında aile kurmak kolaylaştı mı?Çocuk yetiştirmenin mali yükü hafifledi mi?Kreş hizmetlerine erişim arttı mı?Kadınların hem çalışma hayatında kalmasını hem de anneliği birlikte sürdürebilmesini sağlayacak yeni imkânlar oluşturuldu mu? HAYIR Biz yalnızca eksikleri göstermek için değil, çözüm üretmek için siyaset yapıyoruz. AKP iktidarı da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı da istiyorsa bu çözüm önerilerimizden yararlanabilir. İşte bu nedenle İYİ Parti olarak, Türkiye'nin nüfus geleceğini güvence altına alacak önerilerimizi milletimizin takdirine sunuyoruz. Çünkü nüfus politikası sadece doğumu artırmayı değil; aile kurmayı kolaylaştırmayı, çocuk büyütmeyi güvenli hâle getirmeyi ve geleceğe güven duyan bir toplum inşa etmeyi hedeflemelidir. Öncelikle, aile kurmanın önündeki en büyük engellerden biri olan ekonomik belirsizliği azaltacağız. Genç aileler için erişilebilir konut modellerini yaygınlaştıracak, aile odaklı sosyal destekleri güçlendirecek ve çocuk sahibi olmayı ekonomik açıdan cezalandıran değil, destekleyen bir sistemi hayata geçireceğiz. Bakım hizmetlerini sosyal devletin asli görevi olarak görüyoruz. Kreş hizmetlerini ülke genelinde yaygınlaştıracak, çocuk bakımına erişimi kolaylaştıracak ve yaşlı ile engelli bakım hizmetlerini güçlendirerek bakım yükünün yalnızca kadınların omuzlarında kalmasına izin vermeyeceğiz. Kadını, yaşlısı ve genciyle herkesin güvenle yaşayacağı bir toplum yaratacağız.
Bugün Türkiye'nin çocuk nüfusunu konuşacağız. Ama sadece kaç çocuğumuzun doğduğunu değil, neden daha az doğduğunu konuşacağız. Sadece rakamları değil, o rakamların arkasındaki hayatı konuşacağız. Çünkü nüfus meselesi aslında bir güven meselesidir. AKP’nin yıllardır güvenlikçi politikalarla oy devşirme aracı olarak kullandığı beka meselesinin tam da vücut bulmuş halidir.

Bugün aile kurmayı planlayan gençler, yalnızca çocuk sahibi olmayı düşünmüyor. O çocuğu nasıl bir ülkede büyüteceğini, nasıl bir evde yaşayacağını, nasıl bir eğitim alacağını, güven içinde büyüyüp büyüyemeyeceğini ve geleceği düşünüyor.

İşte bu nedenle biz, "Neden daha fazla çocuk doğmuyor?" sorusundan önce çok daha temel bir soruyu sormak zorundayız.

İnsanlar neden aile kurmayı ve çocuk sahibi olmayı her geçen gün daha fazla erteliyor?

Çünkü mesele çocuk istememek değil. Mesele, insanların aile kurabilecekleri, çocuklarını güven içinde büyütebilecekleri ve gelecekten umut duyabilecekleri şartların artık Türkiye’de kendilerine sunulmamasıdır.

Bugün Türkiye'nin demografik yapısı hepimize güçlü bir uyarı veriyor. Bunu biz söylemiyoruz; resmî veriler söylüyor. Rakamları dikkatinize sunmadan önce hatırlatmak isterim ki Nüfusun Yenilenme Düzeyi (Eşik):2,1’dir.

AKP hükümeti iktidara geldiğindetoplam nüfus 65 milyon, doğurganlık hızı 2,38 idi. Canlı doğan bebek sayısı 1 milyon 229 bin.Evlenen çift sayısı 544 bin, boşanan çift sayısı 90 bindi.Yaşlı nüfus oranı (65+) %6 iken çocuk nüfus oranı (0-14 yaş) %29’du.

Bugüne geldiğimizde ise toplam nüfus 86 milyon, doğurganlık hızı 1,42, dünyaya gelen bebek sayısı 895 bin 374. Evlenen çift sayısı 552 bin,nüfus 20 milyon artmış evlilik sayısı ancak 8 bin artmıştır. Boşanan çift sayısı ise %100 den fazla artış göstererek AKP’nin iktidara geldiğinde 90 bin olan oran 193 bin olmuş. Bu boşanmalardan 190 bin çocuk velayete verilmiştir.Bugün yaşlı nüfus oranı (65+) %11.1 iken çocuk nüfus oranı (0-14 yaş) %20.4.

İşte veriler ortada, yaparsa AK Parti yapar (!)

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) güncel demografik eğilimleri baz alarak hazırladığı en son Nüfus Projeksiyonları (2023-2100) Ana Senaryo verilerine göre Türkiye, nüfusunun zirve noktasına ulaştıktan sonra hızlı bir yaşlanma ve ardından küçülme dönemine girecektir. Çalışma çağındaki nüfusun en üretken, bağımlı nüfusun (çocuk ve yaşlılar) ise en az olduğu dönemi ifade eden "demografik fırsat penceresi", 2030'un ilk yarısında tamamen kapanacaktır. Yaşlı nüfus oranının %15'i aşmasıyla Türkiye, ekonomik üretim avantajını kaybedecektir.2030 yılında beklenen doğurganlık hızı sadece 1,35’dir.

Ve mevcut eğilimler devam ederse, yüzyılın sonunda Türkiye nüfusunun yaklaşık 76,7 milyon seviyesine gerilemesi beklenmektedir.

Bu rakamlar sadece birer istatistik değildir. Bunlar Türkiye'nin geleceğine dair çok önemli bir uyarıdır.

Ancak bu tabloyu yalnızca doğan çocuk sayısıyla açıklayamayız.

Nüfus politikası sadece demografi değildir.

Aynı zamanda ekonomi, sosyal devlet, istihdam ve en önemlisi aile politikasıdır.

Çünkü insanlar önce çocuk sahibi olmaya değil, önce bir hayat kurmayı hedefliyorlar.

Bugün aile kurma çağındaki gençlerimizin karşısında yüksek konut maliyetleri, hayat pahalılığı, düşük ve düzensiz gelir, çocuk bakım giderleri, erişilebilir kreş ihtiyacı ve bütün bunların üzerinde de yarına ilişkin ciddi bir güvensizlik var.

Artık aileler AKP’nin yanlış politikaları yüzünden yalnızca bugünkü gelirlerini hesaplamıyor. Çocuklarının kreşe başlayacağı günü, okulunu, üniversitesini, meslek sahibi olup olamayacağını, hatta yıllar sonra ev sahibi olup olamayacağını da düşünüyor.

Çünkü çocuklarımız bizden daha kötü bir Türkiye’de yaşıyorlar. Herkes; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin gibi şanslı değil. Çocuklarını özel okullarda okutamıyorlar. Hatta Fransız okullarında da okutamıyorlar. Milli Eğitim Bakanı’nın sabun koymadığı ilkokullarda okutmaya çalışıyorlar. Her yeri uyuşturucu bağımlılarının sardığı bir ortamda çocuk büyütmek zorunda kalıyorlar. Asıl meseleler bunlar.

İşte bu yüzden günümüzde bazı aileler ikinci çocuğu istemedikleri için değil, sahip oldukları bütün imkanları ilk ve maalesef son çocuğun geleceğine ayırabilmek için çocuk sayısını arttıramıyor.

Bu gerçeği doğru okumak zorundayız.Türkiye'nin nüfus sorunu, insanların çocuk istememesi değildir. Türkiye'nin nüfus sorunu, aile kurmayı ve çocuk sahibi olmayı, güven içinde planlayamamasıdır. Bunu da AKP’nin sağlayamamasıdır.

Ailelerin yaşadığı gelecek kaygısını yalnızca ekonomik sebeplerle açıklamak da eksik olur. Elbette ekonomik güvence çok önemlidir. Ancak bugün anne ve babalar sadece geçimi değil, çocuklarının güvenliğini de düşünüyor.

İyi bir eğitim alabilecek mi? Güvenli bir çevrede büyüyecek mi? Şiddetten, bağımlılık risklerinden ve dijital dünyanın tehditlerinden korunabilecek mi?

Bütün bu soruların ortak bir cevabı var:Her yönüyle geleceğe olan güvensizlik.

İnsanlar çocuk sahibi olmaktan değil, çocuklarını belirsizlik içinde büyütmekten endişe ediyor.

Bu nedenle nüfus politikasını yalnızca doğumu teşvik eden bir politika olarak göremeyiz.

Gerçek nüfus politikası; aile kurmayı kolaylaştıran, çocuk büyütmeyi güvenli hâle getiren ve geleceğe güven veren güçlü bir devlet politikasıdır.

Tam da bu noktada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yürüttüğü çalışmaları bu anlayışla değerlendiriyoruz.

2025 yılı " Aile Yılı" ilan edildi. Ancak boşanmalar iktidarlarından bu yana neredeyse iki katına çıktı.

Ardından 2026-2035 dönemini kapsayan " Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonu açıklandı. Aileyi güçlendirmeye yönelik her samimi çabayı elbette önemsiyoruz. Ancak samimi olmadıklarını da biliyoruz. Bugün artık sloganları değil, sonuçları konuşma zamanıdır.

Çünkü milletimiz artık açıklanan programları değil, kendi hayatındaki değişimi görmek istiyor.

Bugün cevap bekleyen soru şudur:

Aile kurmak kolaylaştı mı?Çocuk yetiştirmenin yükü hafifledi mi?Ailelerin hayatında gerçekten ne değişti?

Peki, bu tablo karşısında iktidarın görevi nedir?

İktidarın görevi insanlara sadece "Daha fazla çocuk sahibi olun." demek değildir.

İktidarın görevi, aile kurmayı kolaylaştırmak; çocuk sahibi olmayı güvenli, sürdürülebilir ve umut veren bir hayat tercihine dönüştürmektir.

Bu nedenle bugün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na şu soruyu sormak zorundayız:

Aile Yılı ilan edildi. Ardından Aile ve Nüfus On Yılı başlatıldı.

Peki hangi önemli teşvik ve destekleri açıkladılar?

Evlenecek çiftlere faizsiz, 2 yıl sonra geri ödemeli 200 ile 250 bin lira arası evlilik kredisi veriliyor. Şarta bağladıkları ve her çifte de vermedikleri bu para, temel beyaz eşya masraflarına bile yetmiyor.

Peki yeni doğan çocuğa kaç lira yardım yapılıyor? İlk doğumda tek seferlik 5 bin lira, ikinci doğumda her ay 1500 lira, üçüncü çocuktan sonra ise çocuk okula başlayana kadar her ay 6500 lira ödeniyor. Bir çocuğun aylık bez ve mama parasına dahi yetmez bu miktar. Devleti ve kurumları yönetemeyen liyakatsiz ve ciddiyetsiz kadrolar milletle adeta alay ediyorlar.

Evlenecek çiftlere 200 ila 250 bin lira geri ödemeli yardımı uygun görenler, eski hükümlülere iş kursun diye 550 bin lira hibe yardımı yapacaklarmış; merak ediyoruz aralarında affedecekleri PKK'lılar da var mı?

AKP iktidarında herkese ve her şeye para var; bulamazlarsa da adeta manipüle edilmesine göz yumdukları fonlar var. Milyonlarca vatandaşın etkilendiği fon vurgununda adı geçen eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan’ın 4 ayda kazandığı söylenen parayla, evlenecek 4 bin çifte 500'er bin lira yardım yapılabilirdi.

25 yıldır ülkeyi yönetemeyen AKP iktidarında aile kurmak kolaylaştı mı?Çocuk yetiştirmenin mali yükü hafifledi mi?Kreş hizmetlerine erişim arttı mı?Kadınların hem çalışma hayatında kalmasını hem de anneliği birlikte sürdürebilmesini sağlayacak yeni imkânlar oluşturuldu mu?

HAYIR

Biz yalnızca eksikleri göstermek için değil, çözüm üretmek için siyaset yapıyoruz. AKP iktidarı da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı da istiyorsa bu çözüm önerilerimizden yararlanabilir.

İşte bu nedenle İYİ Parti olarak, Türkiye'nin nüfus geleceğini güvence altına alacak önerilerimizi milletimizin takdirine sunuyoruz.

Çünkü nüfus politikası sadece doğumu artırmayı değil; aile kurmayı kolaylaştırmayı, çocuk büyütmeyi güvenli hâle getirmeyi ve geleceğe güven duyan bir toplum inşa etmeyi hedeflemelidir.

Öncelikle, aile kurmanın önündeki en büyük engellerden biri olan ekonomik belirsizliği azaltacağız. Genç aileler için erişilebilir konut modellerini yaygınlaştıracak, aile odaklı sosyal destekleri güçlendirecek ve çocuk sahibi olmayı ekonomik açıdan cezalandıran değil, destekleyen bir sistemi hayata geçireceğiz.

Bakım hizmetlerini sosyal devletin asli görevi olarak görüyoruz. Kreş hizmetlerini ülke genelinde yaygınlaştıracak, çocuk bakımına erişimi kolaylaştıracak ve yaşlı ile engelli bakım hizmetlerini güçlendirerek bakım yükünün yalnızca kadınların omuzlarında kalmasına izin vermeyeceğiz.

Kadını, yaşlısı ve genciyle herkesin güvenle yaşayacağı bir toplum yaratacağız.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.