,, ,

Buğra Kavuncu: Bu Bir Finansal Kriz Değil, Suç Örgütü Meselesidir

Siyaset 12.10.2026 - 16:40, Güncelleme: 12.10.2026 - 17:27 286 kez okundu.
 

Buğra Kavuncu: Bu Bir Finansal Kriz Değil, Suç Örgütü Meselesidir

İYİ Partili Buğra Kavuncu düzenlediği basın toplantısında fon soruşturması, Öcalan'a statü tartışmaları, Mekke Antlaşması ve yargıda kayırmacılık iddialarına sert eleştiriler getirerek Parti'nin Ankara'da düzenlediği Emek Çalıştayı sonuçlarını duyurdu.
Kavuncu, düzenlediği basın toplantısında fon soruşturmasından terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a statü tartışmalarına, Mekke Antlaşması'ndan yargıdaki kayırmacılık iddialarına ve Emek Çalıştayı'nın sonuçlarına kadar gündemi değerlendirdi. Fon soruşturmasında iktidarın Meclis araştırmasını engellediğini savunan Kavuncu, “Bu bir ekonomik ya da finansal kriz değildir. Bu bir yolsuzluk ve suç örgütü meselesidir” dedi. Soruşturmanın SPK'nın denetimine bırakılmasını eleştiren Kavuncu, hazırlanan kanun teklifinin yetersiz olduğunu belirtti. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in yüksek kazançların vicdani değerlendirmeyle iade edilmesine yönelik açıklamasına ise “Devletin görevini vicdanlara bırakamazsınız” sözleriyle tepki gösterdi. Terör örgütü elebaşı Öcalan'a statü verilmesine yönelik tartışmaları da değerlendiren Kavuncu, “Bebek katilinden Mandela yaratacakları bir karanlığa hepimizi sürüklüyorlar” ifadelerini kullandı. Mekke Antlaşması kapsamında Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren kararların TBMM'de tartışılması gerektiğini vurgulayan Kavuncu, “Milletimizin, Amerikan dolarının yeşili için kaybedecek tek evladı yoktur” dedi. Ankara 2 No'lu Baro Başkanı'nın hâkim ve savcı alımlarına ilişkin açıklamalarını da eleştiren Kavuncu, kayırmacılık iddiaları hakkında soruşturma açılması çağrısında bulundu. Basın toplantısının sonunda ise İYİ Parti'nin Ankara'da gerçekleştirdiği Emek Çalıştayı'nın sonuçlarını paylaşarak çalışma hayatına ilişkin çözüm önerilerini aktardı. FON SORUŞTURMASI: “AK PARTİ İKTİDARI KORKAK BİR İKTİDAR” Fon soruşturmasına ilişkin gelişmeleri değerlendiren Kavuncu, AK Parti ve MHP'nin TBMM'de verilen araştırma önergelerini reddettiğini hatırlatarak iktidarın sürecin şeffaf biçimde incelenmesini engellediğini savundu. “Her fırsatta millî iradeyi öne süren, millet iradesinden, Meclis'ten bahseden iktidar, fon vurgununu Meclis'te konuşturmadı” diyen Kavuncu, iktidarın araştırma komisyonu kurulmasına karşı çıktığını belirtti. “Meclis'i kendi vermiş oldukları yoklama teklifi ile kapattılar. Bir sonraki gün verilmiş araştırma önergelerini reddettiler. ‘Gelin, her şeyi milletin temsil makamında, milletin huzurunda konuşalım’ dedik ve bunu önerdik, hayır dediler” ifadelerini kullanan Kavuncu, iktidarın kamuoyuna hesap vermekten kaçındığını ileri sürdü. Soruşturmanın bağımsız kurumlar ve uzmanlar tarafından yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Kavuncu, yalnızca kazanç miktarının değil, yatırılan ana para ile elde edilen kazanç arasındaki oranın da incelenmesi gerektiğini söyledi. İktidara yönelik eleştirilerini sürdürürken, “AK Parti iktidarı korkak bir iktidar. Sizin karşınıza çıkacak yüzleri ve size hesap verecek cesaretleri yok. ‘Biz çalmadık, çalanlara lanet olsun, gelin konuşalım’ diyecek cesaretleri yok. Neden? Çünkü yolsuzluk kendi içlerinde” dedi. Fon soruşturmasının sıradan bir piyasa krizi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Kavuncu, “Bu bir yolsuzluk ve suç örgütü meselesidir” ifadelerini kullanarak soruşturmanın gündemden düşürülmemesi gerektiğini vurguladı. SPK VE KANUN TEKLİFİ: “VURGUNCULARLA ALAKALI TEK BİR MADDE YOK” Fon mağdurlarına yönelik ödeme planını ve TBMM'ye sunulan kanun teklifini değerlendiren Kavuncu, düzenlemenin yetersiz olduğunu belirterek sürecin SPK'ya bırakılmasını eleştirdi. Mevcut SPK Başkanı'nın fon soruşturmasına konu olan süreçte kurumda ikinci başkan olarak görev yaptığını hatırlatan Kavuncu, faaliyet raporlarına göre 2024'ten 2025'e esas faaliyet gelirleri yüzde 4.967, net kârı yüzde 6.930 artan bir fonun yeterince denetlenmediğini savundu. TERA'nın borsaya açılmasına şerh koyan iki SPK üyesinin görevden alınmasını da hatırlatan Kavuncu, “Zaten görevini yapsa bu yaşadıklarımızın olmayacağı SPK” dedi. 14, 15 ve 16 Eylül tarihlerinde satış talimatı vermelerine rağmen paralarını alamayan yatırımcıların bulunduğunu belirtirken, mağdurların ana paralarını geri alıp alamayacakları konusunda endişe yaşadığını ifade etti. Kanun teklifinin sorumlulara ilişkin herhangi bir düzenleme içermediğini savunan Kavuncu, “Getirdikleri kanun teklifi son derece zayıf ve yetersiz bir teklif. Mesela bakıyoruz, vurguncularla alakalı tek bir madde yok bu kanun teklifinde” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devletin ve milletin malına el uzatanlarla işlerinin olmayacağı yönündeki açıklamasına da değinen Kavuncu, siyasi yakınlığı bulunan kişilerin korunmaması gerektiğini vurgulayarak, “Bu şahıslar yargı karşısına çıkarılmak zorunda. Bu şahıslar yolsuzluğun hesabını vermek zorunda” dedi. “DEVLETİN GÖREVİNİ VİCDANLARA BIRAKAMAZSINIZ” AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in fon işlemlerinden yüksek kazanç elde eden kişilerin haksız buldukları tutarları vicdani değerlendirmeyle iade edebileceklerine ilişkin açıklamasına tepki gösteren Kavuncu, suç ve sorumluluğun kişilerin inisiyatifine bırakılamayacağını belirtti. “Siz iktidarsınız. Devlet yönetme gücü sizin elinizde. Suçu belirleyip, suçluyu ve suçsuzu ayıracak olan sizsiniz. Bunu vicdanlara bırakamazsınız” diyen Kavuncu, devletin düzenleyici ve denetleyici görevini hatırlattı.“Koskoca devleti, elinde sadaka kutusuyla ‘Gönlünden ne koparsa’ diyecek pozisyonda mı görüyorsunuz?” diye soran Kavuncu, hukuk kurallarının herkes için bağlayıcı olduğunu vurguladı. İktidarın masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkına ilişkin açıklamalarını da eleştiren Kavuncu, muhalefet mensupları ve gazetecilere yönelik adli işlemleri hatırlattı.“Gecenin köründe evi basılıp, geceliğiyle görüntülenen bir kadının lekelenmeme hakkı yok mu? Gözaltına alınma görüntülerini daha iyi servis etmek için tekrar tekrar mizansen yaptırılan insanların lekelenmeme hakkı yok mu?” ifadelerini kullanan Kavuncu, hukukun herkese eşit uygulanması gerektiğini belirtti. Ergenekon ve Balyoz davalarına da değinen Kavuncu, geçmişte yaşanan hak ihlallerini hatırlatarak iktidarın lekelenmeme hakkı konusunda çifte standart uyguladığını savundu. TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞINA STATÜ TARTIŞMASI: “BEBEK KATİLİNDEN MANDELA YARATACAKLAR” İktidarın fon soruşturması mağdurlarının sorunları yerine terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın geleceğine odaklandığını savunan İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, yürütülen sürece tepki gösterdi. “Birileri ısrarla önümüze İmralı'daki terör örgütü elebaşını çıkarıyor. Bakın tek dertleri var. Bir teröristin sözleri ve binlerce teröristin geleceği” diyen Kavuncu, Öcalan'a statü verilmesine ilişkin tartışmaların giderek belirginleştiğini ifade etti.Sürecin başlangıcında herhangi bir statü tanınmayacağının ve pazarlık yapılmayacağının söylendiğini hatırlatan Kavuncu, “Şimdi adım adım statü geliyor. Bebek katilinden Mandela yaratacakları bir karanlığa hepimizi sürüklüyorlar” dedi. DEM Partili bir milletvekilinin 1986-2026 yılları arasındaki olaylara ilişkin tazminat ve “Hakikat ve Adalet Tesisi Komisyonu” önerisini de değerlendiren Kavuncu, bu girişimlerin Türk devletini hedef alan bir sürecin parçası olduğunu ileri sürdü. Söz konusu teklifin farklı bir siyasi amaç taşıdığını savunan Kavuncu, “Buradaki amaç, devleti örgüt önünde mahkûm ettirmek” ifadelerini kullandı. Terör örgütü mensubu Bese Hozat'ın “demokratik entegrasyon” açıklamalarına da değinen Kavuncu, öz yönetim ve demokratik özerklik taleplerinin millî devlet yapısını hedef aldığını belirterek, “Nihai hedef tam olarak budur. Millî devleti çözmek, Türklüğü bir etnisiteye indirgeyerek çok halklı bir toplum yaratmak” dedi. MEKKE ANTLAŞMASI: “MİLLETİMİZİN DOLAR YEŞİLİ İÇİN KAYBEDECEK TEK EVLADI YOKTUR” Mekke Antlaşması kapsamında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Kavuncu, Türkiye'nin dış politikasını ve güvenliğini ilgilendiren kararların TBMM'nin bilgisi dışında alınmasına karşı çıktı. Antlaşmanın içeriğinin, gerekçelerinin ve Türkiye açısından taşıdığı risklerin açıklanması gerektiğini belirten Kavuncu, “Nasıl bir metin, nasıl bir antlaşma var ortada? Buradaki risk nedir? Neye dayanarak böyle bir antlaşmaya ihtiyaç duyulmuştur?” diye sordu. Mekke ve Medine'nin savunulmasına yönelik açıklamaları da eleştiren Kavuncu, kutsal değerler üzerinden siyasi söylem geliştirilmemesi gerektiğini vurguladı. Medine Müdafaası'nın komutanı Fahrettin Paşa'yı ve Yemen'de hayatını kaybeden Türk askerlerini anarak milletin tarihî ve manevi hassasiyetlerine dikkat çekti. İktidarın bölgesel güvenlik politikalarının arkasında ekonomik çıkarlar bulunduğunu savunan Kavuncu, “Sizin motivasyonunuzun rengi yeşil. En sevdiğiniz renk yeşil. Ama dolar yeşili. Siz Amerikan dolarının yeşilini seviyorsunuz” ifadelerini kullandı. Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren bir tehdit varsa konunun Meclis'te açıklanması gerektiğini söyleyen Kavuncu, “Milletimizin, Amerikan dolarının yeşili için kaybedecek tek evladı yoktur. Milletimizin, Amerikan Büyükelçisinin siyasi tahayyülleri için tehlikeye atacağı evlatları yoktur” dedi. Toplumun güvenlik endişelerinin istismar edildiğini ileri süren Kavuncu, Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlara TBMM'de açıklama yapma çağrısında bulundu. YARGIDA KAYIRMACILIK İDDİASI: “BİRİNDE PARALAR ÇALINDI, DİĞERİNDE MAKAM MEVKİ ÇALINDI” Ankara 2 No'lu Baro Başkanı'nın hâkim ve savcı alımlarına ilişkin açıklamalarını değerlendiren Kavuncu, yaklaşık 70 baro üyesi avukatın hâkim ve savcı olmasına referans olduklarını ve Adalet Bakanlığının kendilerine ayrıcalık tanıdığını söylemesinin ciddi bir itiraf olduğunu belirtti. Bu ifadelerin partizanlaşma ve kayırmacılığın göstergesi olduğunu savunan Kavuncu, “Partizanlaşma ve adam kayırmacılığın itirafıdır bu. Hem de bir hukukçu tarafından” dedi. Fon soruşturmasıyla yargıdaki kayırmacılık iddiaları arasında benzerlik bulunduğunu belirten Kavuncu, “Milletin hakkı çalındı her ikisinde de. Birinde paralar çalındı, diğerinde makam mevki çalındı. İkisi de haksız kazanç” ifadelerini kullandı. Açıklamaların soruşturulması gerektiğini vurgulayan Kavuncu, “Hâkim ve savcılık makamları yandaşlara peşkeş çekilecek kadar değersiz makamlar mı?” diye sordu.Soruşturmayı yürütmesi gereken kurumun iddiaların odağında bulunduğunu belirtirken, “Bu itirafı denetlemesi ve soruşturması gereken makam zaten itirafın odağındaki makam.” dedi. İktidarın yolsuzluk ve kayırmacılık iddialarıyla mücadele edemediğini savunan Kavuncu, “Yolsuzluklar, haksızlıklar, partizanlık artık sizin iktidarınızın paçalarından akıyor. Engel olamıyorsunuz. Gizleyemiyorsunuz. Saklayamıyorsunuz” ifadelerini kullandı. EMEK ÇALIŞTAYI: “EMEĞİN TÜM BİLEŞENLERİNİ AYNI MASADA BULUŞTURDUK” İYİ Parti Sözcüsü Kavuncu, basın toplantısının sonunda 10-11 Ekim tarihlerinde Ankara'da düzenlenen “İYİ Gelecek İçin Emek Çalıştayı”nın sonuçlarını değerlendirdi. Tüm Sendikalar ve Kamu Çalışanlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu'nun koordinasyonunda gerçekleştirilen çalıştayda farklı görüşlerden sendika konfederasyonlarının, federasyonların ve emek temsilcilerinin bir araya geldiğini belirten Kavuncu, Türkiye’de ilk defa emeği odağa koyarak gerçekleştirilen bu çalıştayda ortak bir sonuç bildirgesi imzalandığını ifade etti. Çalıştayın başlıca taleplerini aktaran Kavuncu; sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, grev hakkının güvence altına alınması, taşeron sistemine son verilmesi ve çalışanların millî gelirden aldığı payın artırılması gerektiğini belirtti. Asgari ücretin geçim güvencesi hâline getirilmesi, emekli aylıklarının açlık sınırının üzerine çıkarılması, kalıcı intibak düzenlemesi yapılması ve staj ile çıraklık sigortasının emeklilik başlangıcına dâhil edilmesi taleplerini de dile getirdi. Kamuda liyakatin esas alınması, mülakat yoluyla kayırmacılığın sona erdirilmesi, sözleşmeli ve ücretli öğretmenler arasındaki hak eşitsizliğinin giderilmesi gerektiğini vurgulayan Kavuncu, vergi sisteminin adil hâle getirilmesi ve iş güvenliği önlemlerinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. İYİ Parti Sözcüsü Kavuncu, açıklamasını “İYİ Parti olarak emeğin karşılığını aldığı, alın terinin değer gördüğü, sendikal hakların korunduğu ve sosyal adaletin sağlandığı bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz” sözleriyle tamamladı.
İYİ Partili Buğra Kavuncu düzenlediği basın toplantısında fon soruşturması, Öcalan'a statü tartışmaları, Mekke Antlaşması ve yargıda kayırmacılık iddialarına sert eleştiriler getirerek Parti'nin Ankara'da düzenlediği Emek Çalıştayı sonuçlarını duyurdu.

Kavuncu, düzenlediği basın toplantısında fon soruşturmasından terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a statü tartışmalarına, Mekke Antlaşması'ndan yargıdaki kayırmacılık iddialarına ve Emek Çalıştayı'nın sonuçlarına kadar gündemi değerlendirdi. Fon soruşturmasında iktidarın Meclis araştırmasını engellediğini savunan Kavuncu, “Bu bir ekonomik ya da finansal kriz değildir. Bu bir yolsuzluk ve suç örgütü meselesidir” dedi. Soruşturmanın SPK'nın denetimine bırakılmasını eleştiren Kavuncu, hazırlanan kanun teklifinin yetersiz olduğunu belirtti. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in yüksek kazançların vicdani değerlendirmeyle iade edilmesine yönelik açıklamasına ise “Devletin görevini vicdanlara bırakamazsınız” sözleriyle tepki gösterdi.

Terör örgütü elebaşı Öcalan'a statü verilmesine yönelik tartışmaları da değerlendiren Kavuncu, “Bebek katilinden Mandela yaratacakları bir karanlığa hepimizi sürüklüyorlar” ifadelerini kullandı. Mekke Antlaşması kapsamında Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren kararların TBMM'de tartışılması gerektiğini vurgulayan Kavuncu, “Milletimizin, Amerikan dolarının yeşili için kaybedecek tek evladı yoktur” dedi. Ankara 2 No'lu Baro Başkanı'nın hâkim ve savcı alımlarına ilişkin açıklamalarını da eleştiren Kavuncu, kayırmacılık iddiaları hakkında soruşturma açılması çağrısında bulundu. Basın toplantısının sonunda ise İYİ Parti'nin Ankara'da gerçekleştirdiği Emek Çalıştayı'nın sonuçlarını paylaşarak çalışma hayatına ilişkin çözüm önerilerini aktardı.

FON SORUŞTURMASI: “AK PARTİ İKTİDARI KORKAK BİR İKTİDAR”

Fon soruşturmasına ilişkin gelişmeleri değerlendiren Kavuncu, AK Parti ve MHP'nin TBMM'de verilen araştırma önergelerini reddettiğini hatırlatarak iktidarın sürecin şeffaf biçimde incelenmesini engellediğini savundu.

“Her fırsatta millî iradeyi öne süren, millet iradesinden, Meclis'ten bahseden iktidar, fon vurgununu Meclis'te konuşturmadı” diyen Kavuncu, iktidarın araştırma komisyonu kurulmasına karşı çıktığını belirtti.

“Meclis'i kendi vermiş oldukları yoklama teklifi ile kapattılar. Bir sonraki gün verilmiş araştırma önergelerini reddettiler. ‘Gelin, her şeyi milletin temsil makamında, milletin huzurunda konuşalım’ dedik ve bunu önerdik, hayır dediler” ifadelerini kullanan Kavuncu, iktidarın kamuoyuna hesap vermekten kaçındığını ileri sürdü.

Soruşturmanın bağımsız kurumlar ve uzmanlar tarafından yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Kavuncu, yalnızca kazanç miktarının değil, yatırılan ana para ile elde edilen kazanç arasındaki oranın da incelenmesi gerektiğini söyledi.

İktidara yönelik eleştirilerini sürdürürken, “AK Parti iktidarı korkak bir iktidar. Sizin karşınıza çıkacak yüzleri ve size hesap verecek cesaretleri yok. ‘Biz çalmadık, çalanlara lanet olsun, gelin konuşalım’ diyecek cesaretleri yok. Neden? Çünkü yolsuzluk kendi içlerinde” dedi.

Fon soruşturmasının sıradan bir piyasa krizi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Kavuncu, “Bu bir yolsuzluk ve suç örgütü meselesidir” ifadelerini kullanarak soruşturmanın gündemden düşürülmemesi gerektiğini vurguladı.

SPK VE KANUN TEKLİFİ: “VURGUNCULARLA ALAKALI TEK BİR MADDE YOK”

Fon mağdurlarına yönelik ödeme planını ve TBMM'ye sunulan kanun teklifini değerlendiren Kavuncu, düzenlemenin yetersiz olduğunu belirterek sürecin SPK'ya bırakılmasını eleştirdi.

Mevcut SPK Başkanı'nın fon soruşturmasına konu olan süreçte kurumda ikinci başkan olarak görev yaptığını hatırlatan Kavuncu, faaliyet raporlarına göre 2024'ten 2025'e esas faaliyet gelirleri yüzde 4.967, net kârı yüzde 6.930 artan bir fonun yeterince denetlenmediğini savundu. TERA'nın borsaya açılmasına şerh koyan iki SPK üyesinin görevden alınmasını da hatırlatan Kavuncu, “Zaten görevini yapsa bu yaşadıklarımızın olmayacağı SPK” dedi.

14, 15 ve 16 Eylül tarihlerinde satış talimatı vermelerine rağmen paralarını alamayan yatırımcıların bulunduğunu belirtirken, mağdurların ana paralarını geri alıp alamayacakları konusunda endişe yaşadığını ifade etti.

Kanun teklifinin sorumlulara ilişkin herhangi bir düzenleme içermediğini savunan Kavuncu, “Getirdikleri kanun teklifi son derece zayıf ve yetersiz bir teklif. Mesela bakıyoruz, vurguncularla alakalı tek bir madde yok bu kanun teklifinde” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devletin ve milletin malına el uzatanlarla işlerinin olmayacağı yönündeki açıklamasına da değinen Kavuncu, siyasi yakınlığı bulunan kişilerin korunmaması gerektiğini vurgulayarak, “Bu şahıslar yargı karşısına çıkarılmak zorunda. Bu şahıslar yolsuzluğun hesabını vermek zorunda” dedi.

“DEVLETİN GÖREVİNİ VİCDANLARA BIRAKAMAZSINIZ”

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in fon işlemlerinden yüksek kazanç elde eden kişilerin haksız buldukları tutarları vicdani değerlendirmeyle iade edebileceklerine ilişkin açıklamasına tepki gösteren Kavuncu, suç ve sorumluluğun kişilerin inisiyatifine bırakılamayacağını belirtti.

“Siz iktidarsınız. Devlet yönetme gücü sizin elinizde. Suçu belirleyip, suçluyu ve suçsuzu ayıracak olan sizsiniz. Bunu vicdanlara bırakamazsınız” diyen Kavuncu, devletin düzenleyici ve denetleyici görevini hatırlattı.“Koskoca devleti, elinde sadaka kutusuyla ‘Gönlünden ne koparsa’ diyecek pozisyonda mı görüyorsunuz?” diye soran Kavuncu, hukuk kurallarının herkes için bağlayıcı olduğunu vurguladı.

İktidarın masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkına ilişkin açıklamalarını da eleştiren Kavuncu, muhalefet mensupları ve gazetecilere yönelik adli işlemleri hatırlattı.“Gecenin köründe evi basılıp, geceliğiyle görüntülenen bir kadının lekelenmeme hakkı yok mu? Gözaltına alınma görüntülerini daha iyi servis etmek için tekrar tekrar mizansen yaptırılan insanların lekelenmeme hakkı yok mu?” ifadelerini kullanan Kavuncu, hukukun herkese eşit uygulanması gerektiğini belirtti.

Ergenekon ve Balyoz davalarına da değinen Kavuncu, geçmişte yaşanan hak ihlallerini hatırlatarak iktidarın lekelenmeme hakkı konusunda çifte standart uyguladığını savundu.

TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞINA STATÜ TARTIŞMASI: “BEBEK KATİLİNDEN MANDELA YARATACAKLAR”

İktidarın fon soruşturması mağdurlarının sorunları yerine terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın geleceğine odaklandığını savunan İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, yürütülen sürece tepki gösterdi.

“Birileri ısrarla önümüze İmralı'daki terör örgütü elebaşını çıkarıyor. Bakın tek dertleri var. Bir teröristin sözleri ve binlerce teröristin geleceği” diyen Kavuncu, Öcalan'a statü verilmesine ilişkin tartışmaların giderek belirginleştiğini ifade etti.Sürecin başlangıcında herhangi bir statü tanınmayacağının ve pazarlık yapılmayacağının söylendiğini hatırlatan Kavuncu, “Şimdi adım adım statü geliyor. Bebek katilinden Mandela yaratacakları bir karanlığa hepimizi sürüklüyorlar” dedi.

DEM Partili bir milletvekilinin 1986-2026 yılları arasındaki olaylara ilişkin tazminat ve “Hakikat ve Adalet Tesisi Komisyonu” önerisini de değerlendiren Kavuncu, bu girişimlerin Türk devletini hedef alan bir sürecin parçası olduğunu ileri sürdü. Söz konusu teklifin farklı bir siyasi amaç taşıdığını savunan Kavuncu, “Buradaki amaç, devleti örgüt önünde mahkûm ettirmek” ifadelerini kullandı.

Terör örgütü mensubu Bese Hozat'ın “demokratik entegrasyon” açıklamalarına da değinen Kavuncu, öz yönetim ve demokratik özerklik taleplerinin millî devlet yapısını hedef aldığını belirterek, “Nihai hedef tam olarak budur. Millî devleti çözmek, Türklüğü bir etnisiteye indirgeyerek çok halklı bir toplum yaratmak” dedi.

MEKKE ANTLAŞMASI: “MİLLETİMİZİN DOLAR YEŞİLİ İÇİN KAYBEDECEK TEK EVLADI YOKTUR”

Mekke Antlaşması kapsamında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Kavuncu, Türkiye'nin dış politikasını ve güvenliğini ilgilendiren kararların TBMM'nin bilgisi dışında alınmasına karşı çıktı.

Antlaşmanın içeriğinin, gerekçelerinin ve Türkiye açısından taşıdığı risklerin açıklanması gerektiğini belirten Kavuncu, “Nasıl bir metin, nasıl bir antlaşma var ortada? Buradaki risk nedir? Neye dayanarak böyle bir antlaşmaya ihtiyaç duyulmuştur?” diye sordu.

Mekke ve Medine'nin savunulmasına yönelik açıklamaları da eleştiren Kavuncu, kutsal değerler üzerinden siyasi söylem geliştirilmemesi gerektiğini vurguladı. Medine Müdafaası'nın komutanı Fahrettin Paşa'yı ve Yemen'de hayatını kaybeden Türk askerlerini anarak milletin tarihî ve manevi hassasiyetlerine dikkat çekti.

İktidarın bölgesel güvenlik politikalarının arkasında ekonomik çıkarlar bulunduğunu savunan Kavuncu, “Sizin motivasyonunuzun rengi yeşil. En sevdiğiniz renk yeşil. Ama dolar yeşili. Siz Amerikan dolarının yeşilini seviyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren bir tehdit varsa konunun Meclis'te açıklanması gerektiğini söyleyen Kavuncu, “Milletimizin, Amerikan dolarının yeşili için kaybedecek tek evladı yoktur. Milletimizin, Amerikan Büyükelçisinin siyasi tahayyülleri için tehlikeye atacağı evlatları yoktur” dedi.

Toplumun güvenlik endişelerinin istismar edildiğini ileri süren Kavuncu, Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlara TBMM'de açıklama yapma çağrısında bulundu.

YARGIDA KAYIRMACILIK İDDİASI: “BİRİNDE PARALAR ÇALINDI, DİĞERİNDE MAKAM MEVKİ ÇALINDI”

Ankara 2 No'lu Baro Başkanı'nın hâkim ve savcı alımlarına ilişkin açıklamalarını değerlendiren Kavuncu, yaklaşık 70 baro üyesi avukatın hâkim ve savcı olmasına referans olduklarını ve Adalet Bakanlığının kendilerine ayrıcalık tanıdığını söylemesinin ciddi bir itiraf olduğunu belirtti.

Bu ifadelerin partizanlaşma ve kayırmacılığın göstergesi olduğunu savunan Kavuncu, “Partizanlaşma ve adam kayırmacılığın itirafıdır bu. Hem de bir hukukçu tarafından” dedi.

Fon soruşturmasıyla yargıdaki kayırmacılık iddiaları arasında benzerlik bulunduğunu belirten Kavuncu, “Milletin hakkı çalındı her ikisinde de. Birinde paralar çalındı, diğerinde makam mevki çalındı. İkisi de haksız kazanç” ifadelerini kullandı.

Açıklamaların soruşturulması gerektiğini vurgulayan Kavuncu, “Hâkim ve savcılık makamları yandaşlara peşkeş çekilecek kadar değersiz makamlar mı?” diye sordu.Soruşturmayı yürütmesi gereken kurumun iddiaların odağında bulunduğunu belirtirken, “Bu itirafı denetlemesi ve soruşturması gereken makam zaten itirafın odağındaki makam.” dedi.

İktidarın yolsuzluk ve kayırmacılık iddialarıyla mücadele edemediğini savunan Kavuncu, “Yolsuzluklar, haksızlıklar, partizanlık artık sizin iktidarınızın paçalarından akıyor. Engel olamıyorsunuz. Gizleyemiyorsunuz. Saklayamıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

EMEK ÇALIŞTAYI: “EMEĞİN TÜM BİLEŞENLERİNİ AYNI MASADA BULUŞTURDUK”

İYİ Parti Sözcüsü Kavuncu, basın toplantısının sonunda 10-11 Ekim tarihlerinde Ankara'da düzenlenen “İYİ Gelecek İçin Emek Çalıştayı”nın sonuçlarını değerlendirdi.

Tüm Sendikalar ve Kamu Çalışanlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu'nun koordinasyonunda gerçekleştirilen çalıştayda farklı görüşlerden sendika konfederasyonlarının, federasyonların ve emek temsilcilerinin bir araya geldiğini belirten Kavuncu, Türkiye’de ilk defa emeği odağa koyarak gerçekleştirilen bu çalıştayda ortak bir sonuç bildirgesi imzalandığını ifade etti.

Çalıştayın başlıca taleplerini aktaran Kavuncu; sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, grev hakkının güvence altına alınması, taşeron sistemine son verilmesi ve çalışanların millî gelirden aldığı payın artırılması gerektiğini belirtti.

Asgari ücretin geçim güvencesi hâline getirilmesi, emekli aylıklarının açlık sınırının üzerine çıkarılması, kalıcı intibak düzenlemesi yapılması ve staj ile çıraklık sigortasının emeklilik başlangıcına dâhil edilmesi taleplerini de dile getirdi.

Kamuda liyakatin esas alınması, mülakat yoluyla kayırmacılığın sona erdirilmesi, sözleşmeli ve ücretli öğretmenler arasındaki hak eşitsizliğinin giderilmesi gerektiğini vurgulayan Kavuncu, vergi sisteminin adil hâle getirilmesi ve iş güvenliği önlemlerinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

İYİ Parti Sözcüsü Kavuncu, açıklamasını “İYİ Parti olarak emeğin karşılığını aldığı, alın terinin değer gördüğü, sendikal hakların korunduğu ve sosyal adaletin sağlandığı bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz” sözleriyle tamamladı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.