,, ,

Yapay Zekâ Ve Tıp Eğitimi: Prof. Dr. Haydar Sur Geleceğin Hekimliğini Değerlendirdi!

Eğitim 06.08.2026 - 10:51, Güncelleme: 06.08.2026 - 10:51 85 kez okundu.
 

Yapay Zekâ Ve Tıp Eğitimi: Prof. Dr. Haydar Sur Geleceğin Hekimliğini Değerlendirdi!

Tıp eğitiminin kolay olmadığını, bu zorluğun insan hayatını emanet alacak hekimleri yetiştirmek için gerekli olduğunu belirten Prof. Dr. Haydar Sur, “İnsana saygıyı esas alan, hukuk ve etik ilkelerden ayrılmayan hekimler yetiştirmek, tıp eğitiminin en önemli sorumluluklarından biridir."
Yapay zekâ ve dijitalleşmenin tıbbı kökten değiştirdiğini dile getiren Prof. Dr. Sur, "Artık doktorluk biraz mühendisliğe, mühendislik de biraz doktorluğa yaklaştı. Sağlık teknolojileri, yapay zekâ, robotik sistemler sağlık sektörünün ayrılmaz parçası oldu." ifadelerini kullandı.  Prof. Dr. Sur, “Geleceğin hekimleri de yalnızca iyi bir doktor değil, aynı zamanda teknolojiyi okuyabilen, veriyle çalışabilen ve farklı disiplinlerle iş birliği yapabilen profesyoneller olmak zorundadır." dedi. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, tıp eğitiminin zorluğunu, iyi hekim olmanın gerekliliklerini, yapay zekânın tıp eğitimine etkisini değerlendirdi.  Doktor olmak kolay değil Prof. Dr. Haydar Sur, tıp eğitiminin kolay olmadığını ancak bu zorluğun insan hayatını emanet alacak hekimleri yetiştirmek için gerekli olduğunu belirterek, "10 yıl önce Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kurduk. Çok şükür iki dönem mezun verdik. Tıp eğitimi gerçekten zorlu bir süreç. İyi hekim yetiştirmek fedakârlık ve emek gerektirir. Biz de öğrencilik yıllarımızda aynı zorluklardan geçtik. Doktor olmak kolay değil.” dedi.  Öğrenciyle kurulan ilişki eğitim kalitesini doğrudan belirliyor Öğrenciyle kurulan ilişkinin eğitim kalitesini doğrudan belirlediğini ifade eden Prof. Dr. Sur, özellikle 21. yüzyılda bilim ve teknolojinin baş döndürücü bir dönüşüm yaşadığına işaret ederek, eğitim anlayışının da değiştiğine dikkat çekti. Sur, “Artık eğitim tek yönlü bir süreç değil. Öğrenmek ve öğretmek karşılıklı etkileşim gerektiriyor. Gençler daha taze beyinlere, farklı bakış açılarına ve güçlü bir enerjiye sahip. Biz onlara yılların tecrübesini aktarırken, onlar da bize yeni fikirlerini ve dinamizmlerini taşıyor. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi, kısa sayılabilecek 10 yıllık geçmişine rağmen öğrenci adayları ve aileler tarafından büyük ilgi görüyor. Tercih dönemlerinde fakültemize yerleşemediği için üzülen, hatta gözyaşı döken pek çok öğrenci adayıyla karşılaştım. Keşke onları da kabul edebilecek kontenjanımız olsaydı diye düşündüğüm çok oldu. Ancak kontenjanlar ve başarı sıralaması çerçevesinde öğrenci kabul edebiliyoruz." diye konuştu. Bugün bilgiye ulaşmak artık eskisi kadar zor değil Hekimlikte teknik bilginin tek başına yeterli olmadığını dile getiren Prof. Dr. Sur, “Bugün bilgiye ulaşmak artık eskisi kadar zor değil. İnternet, dijital kaynaklar ve yapay zekâ sayesinde bilgiye saniyeler içinde erişebiliyoruz. Ancak hekimlik sadece bilgi sahibi olmak değildir. Asıl önemli olan, o bilgiyi hastanın karşısında doğru şekilde kullanabilme becerisidir. İşte bu beceri internetten ya da yapay zekâdan öğrenilemez. Bu, ancak usta-çırak ilişkisi içinde kazanılabilir. Bir hastaya nasıl yaklaşılacağı, nasıl konuşulacağı, nasıl güven verileceği kitaplarda yazmaz. 'Bir ağrınız var mı?' sorusunun bile bir üslubu vardır. Eğer bunu doğru şekilde soramazsanız hasta gerçekten yaşadığı ağrıyı bile dile getirmeyebilir. Hekimlikte iletişim ve yaklaşım, en az tıbbi bilgi kadar önemlidir. Bu nedenle öğrenciler için iyi bir mentor ve rol model olmak büyük değer taşır.” ifadesinde bulundu. Hedef, insanı seven, hastasına şefkatle yaklaşan, etik değerlere bağlı hekimler yetiştirmek Günümüzün en değerli özelliğinin güçlü bir karaktere sahip olmak olduğuna da vurgu yapan Prof. Dr. Haydar Sur, “Biz öğrencilerimize yalnızca tıbbi bilgi aktarmıyoruz. Aynı zamanda insanı seven, hastasına şefkatle yaklaşan, etik değerlerden ödün vermeyen hekimler yetiştirmeye çalışıyoruz. Usta-çırak ilişkisi yalnızca mesleğin teknik yönünü öğretmez; iyi hekim olmanın ne anlama geldiğini de gösterir. Öğrenci bunu hocasında görür ve meslek hayatına taşıyarak kendi hastalarına yansıtır. İnsana saygıyı esas alan, hukuk ve etik ilkelerden ayrılmayan hekimler yetiştirmek, tıp eğitiminin en önemli sorumluluklarından biridir." şeklinde konuştu  Hekimliğin yalnızca hastalığı tedavi etmekten ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Sur, "İyi hekim hastalığı tedavi eder. Mükemmel hekim ise hastalığın yanında insanı da tedavi eder. Hastanın endişesini giderir, ona güven verir, umut olur. İnsanlar hastalık döneminde 'Emin ellerde miyim?' diye düşünür. İşte iyi hekim olmanın gerçek ölçüsü budur." dedi.  "Özel ve kamu hastanelerinde birlikte eğitim veriyoruz" "Bir tıp fakültesini diğerlerinden ayıran en önemli fark, dördüncü sınıftan itibaren başlayan uygulamalı eğitimdir. Asıl kritik nokta, hekim adayının teorik bilgilerini hangi hastanede, hangi akademik kadroyla ve hangi hasta grupları üzerinde pratiğe dönüştürdüğüdür.” diye konuşan Prof. Dr. Sur, Üsküdar Üniversitesi'nin uygulamalı eğitim modelinin önemli avantajlar sunduğunu, öğrencilerinin kamu hastanelerindeki farklı hasta profillerini ve sağlık hizmeti süreçlerini de deneyimlemelerini önemsediklerini kaydetti.  "Öğrencilerimizi gereksiz sınav stresiyle yormuyoruz" Üsküdar Üniversitesi'nin eğitim modelindeki farklılıklara da değinen Prof. Dr. Sur, "Birçok fakültede öğrenciler yıl sonunda binlerce sayfalık konudan tek final sınavına giriyor. Biz bunu ikiye böldük. Güz dönemi ve bahar dönemi ayrı ayrı değerlendiriliyor. Böylece öğrenciler hem daha sağlıklı hazırlanıyor hem de başarısız olduklarında tüm yılı kaybetmiyorlar." diye konuştu. "Geleceğin doktoru biraz da mühendis olmak zorunda" Yapay zekâ ve dijitalleşmenin tıbbı kökten değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Sur, şöyle devam etti: "21. yüzyılda hekimlik, önceki tüm dönemlerden farklı bir dönüşüm yaşıyor. Yapay zekâ ve dijital teknolojiler sağlık alanını köklü biçimde değiştirdi. Artık tıp giderek daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşuyor. Eskiden benzer hastalıklara benzer tedaviler uygulanırken, bugün yapay zekâ destekli analizlerle her hastanın genetik yapısına, biyolojik özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturulabiliyor. Bu gelişmeler tıpta adeta yeni bir çağın kapısını araladı.” Artık mühendisliğin doktorluğa, doktorluğun da mühendisliğe yaklaştığını ifade eden Sur, “Gerçekten de günümüz hekiminin yalnızca tıp bilgisiyle yetinmesi mümkün değil. Dijital sağlık teknolojilerini, yapay zekâyı ve veri odaklı sistemleri anlayabilecek donanıma sahip olması gerekiyor. Aynı şekilde sağlık alanında teknoloji geliştiren mühendislerin de temel düzeyde tıp bilgisine sahip olmaları büyük önem taşıyor. Çünkü geliştirilen en ileri teknolojilerin en yoğun kullanıldığı alanların başında sağlık sektörü geliyor. Uzay teknolojileri dışında dünyadaki en gelişmiş teknolojilerin büyük bölümü sağlıkta kullanılıyor. Görüntüleme sistemlerinden ilaç geliştirmeye, robotik cerrahiden bilimsel araştırmalara kadar sağlık alanı teknolojik dönüşümün merkezinde yer alıyor.” Şeklinde konuştu. “Öğrencilerimize bilgisayar mühendisliğinde yan dal yapma imkânı sunuyoruz” Müfredata Sağlık Teknolojileri dersini eklediklerini ve bu dersi tüm öğrencilere için zorunlu hale getirdiklerini de anlatan Prof. Dr. Sur, “İsteyen öğrencilerimize bilgisayar mühendisliğinde yan dal yapma imkânı da sunuyoruz. Böylece tıp eğitimi alırken aynı zamanda yazılım ve mühendislik alanında da kendilerini geliştirebiliyorlar. Tercih dönemlerinde çok başarılı öğrencilerimiz bize sık sık 'Doktor mu olayım, mühendis mi?' sorusuyla geliyor. Ben onlara, 'Doktor olun, ardından bilgisayar mühendisliğinde yan dal yapın. Sağlık teknolojileri alanında uzmanlaşın. Tıp bilgisini mühendislikle birleştirdiğinizde çok önemli bir avantaj elde edersiniz.' tavsiyesinde bulunuyorum. Artık çağın başarılı insanları tek bir alanda uzmanlaşan kişiler değil; farklı disiplinleri bir araya getirebilen, çok yönlü düşünebilen bireylerdir. Geleceğin hekimleri de yalnızca iyi bir doktor değil, aynı zamanda teknolojiyi okuyabilen, veriyle çalışabilen ve farklı disiplinlerle iş birliği yapabilen profesyoneller olmak zorundadır." şeklinde düşüncelerini dile getirdi. Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.91371
Tıp eğitiminin kolay olmadığını, bu zorluğun insan hayatını emanet alacak hekimleri yetiştirmek için gerekli olduğunu belirten Prof. Dr. Haydar Sur, “İnsana saygıyı esas alan, hukuk ve etik ilkelerden ayrılmayan hekimler yetiştirmek, tıp eğitiminin en önemli sorumluluklarından biridir."

Yapay zekâ ve dijitalleşmenin tıbbı kökten değiştirdiğini dile getiren Prof. Dr. Sur, "Artık doktorluk biraz mühendisliğe, mühendislik de biraz doktorluğa yaklaştı. Sağlık teknolojileri, yapay zekâ, robotik sistemler sağlık sektörünün ayrılmaz parçası oldu." ifadelerini kullandı. 

Prof. Dr. Sur, “Geleceğin hekimleri de yalnızca iyi bir doktor değil, aynı zamanda teknolojiyi okuyabilen, veriyle çalışabilen ve farklı disiplinlerle iş birliği yapabilen profesyoneller olmak zorundadır." dedi.

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, tıp eğitiminin zorluğunu, iyi hekim olmanın gerekliliklerini, yapay zekânın tıp eğitimine etkisini değerlendirdi. 

Doktor olmak kolay değil

Prof. Dr. Haydar Sur, tıp eğitiminin kolay olmadığını ancak bu zorluğun insan hayatını emanet alacak hekimleri yetiştirmek için gerekli olduğunu belirterek, "10 yıl önce Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kurduk. Çok şükür iki dönem mezun verdik. Tıp eğitimi gerçekten zorlu bir süreç. İyi hekim yetiştirmek fedakârlık ve emek gerektirir. Biz de öğrencilik yıllarımızda aynı zorluklardan geçtik. Doktor olmak kolay değil.” dedi. 

Öğrenciyle kurulan ilişki eğitim kalitesini doğrudan belirliyor

Öğrenciyle kurulan ilişkinin eğitim kalitesini doğrudan belirlediğini ifade eden Prof. Dr. Sur, özellikle 21. yüzyılda bilim ve teknolojinin baş döndürücü bir dönüşüm yaşadığına işaret ederek, eğitim anlayışının da değiştiğine dikkat çekti. Sur, “Artık eğitim tek yönlü bir süreç değil. Öğrenmek ve öğretmek karşılıklı etkileşim gerektiriyor. Gençler daha taze beyinlere, farklı bakış açılarına ve güçlü bir enerjiye sahip. Biz onlara yılların tecrübesini aktarırken, onlar da bize yeni fikirlerini ve dinamizmlerini taşıyor. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi, kısa sayılabilecek 10 yıllık geçmişine rağmen öğrenci adayları ve aileler tarafından büyük ilgi görüyor. Tercih dönemlerinde fakültemize yerleşemediği için üzülen, hatta gözyaşı döken pek çok öğrenci adayıyla karşılaştım. Keşke onları da kabul edebilecek kontenjanımız olsaydı diye düşündüğüm çok oldu. Ancak kontenjanlar ve başarı sıralaması çerçevesinde öğrenci kabul edebiliyoruz." diye konuştu.

Bugün bilgiye ulaşmak artık eskisi kadar zor değil

Hekimlikte teknik bilginin tek başına yeterli olmadığını dile getiren Prof. Dr. Sur, “Bugün bilgiye ulaşmak artık eskisi kadar zor değil. İnternet, dijital kaynaklar ve yapay zekâ sayesinde bilgiye saniyeler içinde erişebiliyoruz. Ancak hekimlik sadece bilgi sahibi olmak değildir. Asıl önemli olan, o bilgiyi hastanın karşısında doğru şekilde kullanabilme becerisidir. İşte bu beceri internetten ya da yapay zekâdan öğrenilemez. Bu, ancak usta-çırak ilişkisi içinde kazanılabilir. Bir hastaya nasıl yaklaşılacağı, nasıl konuşulacağı, nasıl güven verileceği kitaplarda yazmaz. 'Bir ağrınız var mı?' sorusunun bile bir üslubu vardır. Eğer bunu doğru şekilde soramazsanız hasta gerçekten yaşadığı ağrıyı bile dile getirmeyebilir. Hekimlikte iletişim ve yaklaşım, en az tıbbi bilgi kadar önemlidir. Bu nedenle öğrenciler için iyi bir mentor ve rol model olmak büyük değer taşır.” ifadesinde bulundu.

Hedef, insanı seven, hastasına şefkatle yaklaşan, etik değerlere bağlı hekimler yetiştirmek

Günümüzün en değerli özelliğinin güçlü bir karaktere sahip olmak olduğuna da vurgu yapan Prof. Dr. Haydar Sur, “Biz öğrencilerimize yalnızca tıbbi bilgi aktarmıyoruz. Aynı zamanda insanı seven, hastasına şefkatle yaklaşan, etik değerlerden ödün vermeyen hekimler yetiştirmeye çalışıyoruz. Usta-çırak ilişkisi yalnızca mesleğin teknik yönünü öğretmez; iyi hekim olmanın ne anlama geldiğini de gösterir. Öğrenci bunu hocasında görür ve meslek hayatına taşıyarak kendi hastalarına yansıtır. İnsana saygıyı esas alan, hukuk ve etik ilkelerden ayrılmayan hekimler yetiştirmek, tıp eğitiminin en önemli sorumluluklarından biridir." şeklinde konuştu 

Hekimliğin yalnızca hastalığı tedavi etmekten ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Sur, "İyi hekim hastalığı tedavi eder. Mükemmel hekim ise hastalığın yanında insanı da tedavi eder. Hastanın endişesini giderir, ona güven verir, umut olur. İnsanlar hastalık döneminde 'Emin ellerde miyim?' diye düşünür. İşte iyi hekim olmanın gerçek ölçüsü budur." dedi. 

"Özel ve kamu hastanelerinde birlikte eğitim veriyoruz"

"Bir tıp fakültesini diğerlerinden ayıran en önemli fark, dördüncü sınıftan itibaren başlayan uygulamalı eğitimdir. Asıl kritik nokta, hekim adayının teorik bilgilerini hangi hastanede, hangi akademik kadroyla ve hangi hasta grupları üzerinde pratiğe dönüştürdüğüdür.” diye konuşan Prof. Dr. Sur, Üsküdar Üniversitesi'nin uygulamalı eğitim modelinin önemli avantajlar sunduğunu, öğrencilerinin kamu hastanelerindeki farklı hasta profillerini ve sağlık hizmeti süreçlerini de deneyimlemelerini önemsediklerini kaydetti.

 "Öğrencilerimizi gereksiz sınav stresiyle yormuyoruz"

Üsküdar Üniversitesi'nin eğitim modelindeki farklılıklara da değinen Prof. Dr. Sur, "Birçok fakültede öğrenciler yıl sonunda binlerce sayfalık konudan tek final sınavına giriyor. Biz bunu ikiye böldük. Güz dönemi ve bahar dönemi ayrı ayrı değerlendiriliyor. Böylece öğrenciler hem daha sağlıklı hazırlanıyor hem de başarısız olduklarında tüm yılı kaybetmiyorlar." diye konuştu.

"Geleceğin doktoru biraz da mühendis olmak zorunda"

Yapay zekâ ve dijitalleşmenin tıbbı kökten değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Sur, şöyle devam etti:

"21. yüzyılda hekimlik, önceki tüm dönemlerden farklı bir dönüşüm yaşıyor. Yapay zekâ ve dijital teknolojiler sağlık alanını köklü biçimde değiştirdi. Artık tıp giderek daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşuyor. Eskiden benzer hastalıklara benzer tedaviler uygulanırken, bugün yapay zekâ destekli analizlerle her hastanın genetik yapısına, biyolojik özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturulabiliyor. Bu gelişmeler tıpta adeta yeni bir çağın kapısını araladı.”

Artık mühendisliğin doktorluğa, doktorluğun da mühendisliğe yaklaştığını ifade eden Sur, “Gerçekten de günümüz hekiminin yalnızca tıp bilgisiyle yetinmesi mümkün değil. Dijital sağlık teknolojilerini, yapay zekâyı ve veri odaklı sistemleri anlayabilecek donanıma sahip olması gerekiyor. Aynı şekilde sağlık alanında teknoloji geliştiren mühendislerin de temel düzeyde tıp bilgisine sahip olmaları büyük önem taşıyor. Çünkü geliştirilen en ileri teknolojilerin en yoğun kullanıldığı alanların başında sağlık sektörü geliyor. Uzay teknolojileri dışında dünyadaki en gelişmiş teknolojilerin büyük bölümü sağlıkta kullanılıyor. Görüntüleme sistemlerinden ilaç geliştirmeye, robotik cerrahiden bilimsel araştırmalara kadar sağlık alanı teknolojik dönüşümün merkezinde yer alıyor.” Şeklinde konuştu.

“Öğrencilerimize bilgisayar mühendisliğinde yan dal yapma imkânı sunuyoruz”

Müfredata Sağlık Teknolojileri dersini eklediklerini ve bu dersi tüm öğrencilere için zorunlu hale getirdiklerini de anlatan Prof. Dr. Sur, “İsteyen öğrencilerimize bilgisayar mühendisliğinde yan dal yapma imkânı da sunuyoruz. Böylece tıp eğitimi alırken aynı zamanda yazılım ve mühendislik alanında da kendilerini geliştirebiliyorlar. Tercih dönemlerinde çok başarılı öğrencilerimiz bize sık sık ' Doktor mu olayım, mühendis mi?' sorusuyla geliyor. Ben onlara, ' Doktor olun, ardından bilgisayar mühendisliğinde yan dal yapın. Sağlık teknolojileri alanında uzmanlaşın. Tıp bilgisini mühendislikle birleştirdiğinizde çok önemli bir avantaj elde edersiniz.' tavsiyesinde bulunuyorum. Artık çağın başarılı insanları tek bir alanda uzmanlaşan kişiler değil; farklı disiplinleri bir araya getirebilen, çok yönlü düşünebilen bireylerdir. Geleceğin hekimleri de yalnızca iyi bir doktor değil, aynı zamanda teknolojiyi okuyabilen, veriyle çalışabilen ve farklı disiplinlerle iş birliği yapabilen profesyoneller olmak zorundadır." şeklinde düşüncelerini dile getirdi. Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.91371

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.