,, ,

Ümit Özlale’den TBMM’de Cevdet Yılmaz’a Fon Vurgunu Soruları: Kabineden Kriz Öncesi Çıkan Var mı?

Siyaset 08.10.2026 - 12:57, Güncelleme: 08.10.2026 - 13:18 240 kez okundu.
 

Ümit Özlale’den TBMM’de Cevdet Yılmaz’a Fon Vurgunu Soruları: Kabineden Kriz Öncesi Çıkan Var mı?

YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, TBMM Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a fon vurgunuyla ilgili mevcut kabinedeki bakanlar ve özel kalemine yönelik üç kritik soru yönelterek sürecin siyasi boyutunun aydınlatılmasını istedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın serbest fon yatırımcılarının aldıkları risk nedeniyle zararlarının tazmin edilmeyeceği yönündeki sözlerine de yanıt veren Özlale, yaşananların sıradan bir piyasa riski olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Özlale, “Telefonlarına baktılar, Cumhurbaşkanı danışmanlarının isimlerini gördüler. Başka yerlere baktılar, Cumhurbaşkanlığında üst düzey görev yapmış bürokratların isimlerini gördüler. Ve güvendiler. Buna ‘piyasa riski’ diyemeyiz. Buna tamamıyla ‘AK Parti riski’ deriz” ifadelerini kullandı. Fon vurgununun göz göre göre geldiğini belirten Özlale, geçen yıl Plan ve Bütçe Komisyonu’nda piyasa manipülasyonu iddialarını ve ilgili şirketlerin isimlerini gündeme getirdiklerini, ancak gerekli adımların atılmadığını söyledi. Özlale, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının sermaye piyasalarında ve Borsa İstanbul’da piyasa manipülasyonu tespit edildiği ancak resen soruşturma izni verilmediği yönündeki açıklamasını da hatırlatarak şu soruyu yöneltti: “Bu ülkede İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının, şimdiki Adalet Bakanının ve Sayın Mehmet Şimşek’in iradesinin üzerinde kim vardır da bu soruşturmanın yapılmasına bugüne kadar izin verilmemiş ve yüz binlerce kişinin mağduriyetine yol açılmıştır?” “PARANIN İADESİ BİR AKLANMA BELGESİ OLMASIN” Fon vurgununda yürütülecek tasfiye ve ödeme sürecinin sorumlular açısından bir affa dönüşmemesi gerektiğini vurgulayan Özlale, mağdurların zararlarının giderilmesiyle haksız kazanç sağlayanlardan hesap sorulmasının birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti. “Bu fon vurgununda yapılacak hiçbir ödeme, sorumlular açısından bir affa dönüşmesin” diyen Özlale, “Haksız kazanç sahiplerine bir ‘tövbe kapısı’ açmayalım. Haksız kazançları cezalandıralım. Paranın iadesini de bir aklanma belgesi olarak kabul etmeyelim” ifadelerini kullandı. Özlale’nin konuşmasının tamamı şöyle: “Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum. “FİNANSIN SUSURLUK’U” Büyük Türk romancısı Kemal Tahir'in Rahmet Yolları Kesti romanında şöyle bir cümle geçer: "Hükûmeti sıtma tuttu, eşkıya baş gösterdi." Bugün eşkıyanın illa dağ başında insanların yolunu kesmesi gerekmiyor. Pekâlâ, finansın Susurluk'u dediğimiz yerde de bir eşkıyalık baş gösterebilir. Peki, bu eşkıyalık Hükûmeti sıtma tuttuğu için mi baş göstermiştir? Yüzde 100 evet. Bugün Hükûmet, kamu otoritesi olarak denetim yapabilmiş midir? Hayır, yapamamıştır. Bu eşkıyalarla beraber iş birliği yapmış mıdır? Hem de nasıl yapmıştır. Bize düşen nedir? Bu milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisinde, 21'inci yüzyılın en büyük soygunlarından bir tanesi olan bu fon vurgununun sorumlularını açıklamaktır. “BUNA PİYASA RİSKİ DİYEMEYİZ, BUNA AK PARTİ RİSKİ DERİZ” Sayın Cevdet Yılmaz'ın konuşmasında dikkat çektiği bir yer var. Dedi ki: "Serbest fon sahipleri risklerini aldı, o yüzden de onların zararlarını tazmin etmeyeceğiz." Normal şartlarda gerçekten de bir piyasa riski varsa ve siz bu riski almışsanız doğrudur; yatırımcı bir risk almıştır, onun zararı tazmin edilmez. Fakat buradaki risk nedir Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım? AK PARTİ'ye oy veren vatandaşlar başta olmak üzere buraya para kaptıranlar şunu gördüler: Telefona baktılar, orada Cumhurbaşkanı Danışmanı Kerem Alkin'in ismini gördüler; telefona baktılar, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekin'in ismini gördüler; diğer yerlere baktılar, Cumhurbaşkanlığında bizzat görev yapmış, üst düzey görev yapmış bürokratların ismini gördüler ve güvendiler. Buna piyasa riski diyemeyiz. Buna tamamıyla "AK PARTİ riski" deriz. Sadece AK PARTİ'li bürokratlara, sizin ağzınızdan çıkan laflara, sizin siyasetçilerinizin bizzat temsil ettiği değerlere güvendikleri için bu serbest fonda paralarını tutanlar çok önemli bir ölçüde zarara uğradılar. O yüzden onların zararlarına sadece piyasa riski diyemezsiniz. “BU OLAY GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ” Bu olay göz göre göre gelmiştir arkadaşlar. Geçen sene kasım ayı, tutanaklara bakın, Plan ve Bütçe Komisyonunda ismini verdik. Piyasada borsa manipülasyonu yapılan şirketlerin ismini, bunu yapan şirketlerin adını verdik. Karşımızda da Sayın Mehmet Şimşek vardı, hiçbir şey yapmadı. Kamuoyunda bunu dile getiren bir sürü insan oldu, hiçbir şey yapmadı. Daha sonrasında burada bütçe görüşmelerinde Tera'nın adını verdik, hangi hisselerde manipülasyon olduğunun haberini verdik, sizler bir şey yapmadınız. Bu haberleri bir bilgi sayan insanlar geldiler, o fonlara paralarını yatırdılar. Dolayısıyla her şey herkesin gözü önünde oldu. Şimdiki Adalet Bakanı, o zamanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı dedi ki: "Biz de bu yolsuzlukları gördük. Sermaye piyasasında, Borsa İstanbul'da piyasa manipülasyonu olduğunu tespit ettik ama bize resen soruşturma izni verilmedi." Bizzat o dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'in kendi ifadesidir. Mehmet Şimşek geçen sene kasım ayında "Piyasada manipülasyon var." dedi, yeniden bu olay araştırılmadı. Bu ülkede İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, şimdinin Adalet Bakanı ve Sayın Mehmet Şimşek'in iradesinin üzerinde kim vardır da bu soruşturmanın yapılmasına şu ana kadar izin vermeyip 455 bin kişinin mağdur edilmesine yol açmıştır? Kimdir bu kişi? Bu iradenin altında, gölgede bütün manipülasyonu yapıp parayı götürenlerden hiç mi hesap sormayacağız? “BU ASRIN VURGUNU ÖNLENEBİLİRDİ” Bu yolsuzluk önlenebilirdi. Daha önce de önlenebilirdi. Biz dört seneden beri, Dördüncü Yasama Yılımızda, bunu soruyoruz sizlere: Neden yirmi yıldan beri sizin iktidarınızda vergi cennetleri açıklanmıyor? Niye vergi cennetlerini açıklamıyorsunuz? Bu vergi cennetlerine hangi bürokratlar, hangi parayı götürdü? Bunu isteseniz anında tespit edersiniz. Niye tespit etmiyorsunuz? Tespit etmediğimiz için de bu ülkede bürokratlar, iş insanları burada haksız, hukuksuz yere kazandıkları paraları bu vergi cennetlerine gönderiyorlar. Bu yolsuzluk, bu asrın vurgunu yeniden önlenebilirdi. Eğer siz siyasi etik kanununu bu Meclis koridorlarında kaybetmeseydiniz, onu sürüncemede bırakmasaydınız bu yolsuzluk yine önlenebilirdi. KOMBASSAN'da, YİMPAŞ'ta, Çiftlik Bank'ta, bunun arkasında AK PARTİ'nin siyasetçilerinin, bürokratlarının olduğu bilindiği hâlde, bu siyasetçiler o dolandırıcılarla beraber poz verirken başlarına bir şey gelmediği için bugün bu vurgun oldu. Zehra Taşkesenlioğlu'na zamanında hesap sorabilseydik, Zehra Taşkesenlioğlu'nunçantacılığını yaptığı büyük siyasetçiye hesap sorabilseydik bugün bu vurgun olmazdı. 455 bin kişi de bugün bu vurgundan dolayı mağdur olmazdı. Bizler Zehra Taşkesenlioğlu ve o gibilere hesap soramadığımız için bugün vurgunun boyutu bu ölçüdedir. “KENDİİMZASININ OLDUĞU KARARLARI KENDİSİ DENETLEYECEK” İşin bir bürokrasi ayağı var. Benden önceki kıymetli vekiller de söyledi, Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirmişsiniz. O kadar trajikomik bir olay var ki Devlet Denetleme Kurulunun Başkanı, o problemli dönemin, şaibeli dönemin Sermaye Piyasası Kurulu Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Kendisinden mi randevu alacak bu kişi "Ben yolsuzlukları araştırıyorum." diye? Yani denetlemekle görevlendirdiğiniz kişi, kendi altında imzası olan kararları denetleyecek. Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyesine bakıyorsunuz. Piyasa manipülasyonlarının gırla gittiği, dezenformasyonun gırla gittiği yerde Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyelerinden biri kim? Dezenformasyonla Mücadeleden Sorumlu Burhanettin Duran. Kendi Yönetim Kurulu üyesi olduğu Borsa İstanbul'da bu kadar fazla manipülasyon olurken Burhanettin Duran'ın hiç mi haberi olmadı? Bir başka isim daha: Borsa İstanbul'un Yönetim Kurulu Başkanı kim? Erişah Arıcan. Erişah Arıcan, Aydın Ayaydın'ın yeğeni. Aydın Ayaydın kim? Sayın Cumhurbaşkanını Marmara Üniversitesinde gören tek öğretim üyesi. Kendisinin yeğeni Erişah Arıcan, kendisinin kızı da AK PARTİ milletvekili. Bu Erişah Arıcan o kadar kıymetli birisi ki hem Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı hem de Türkiye'nin en büyük anonim şirketi Varlık Fonunun, Cumhurbaşkanının vekili, Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Ve bu kadar kıymetli bir kişi bu Borsa İstanbul'da bütün bu piyasa manipülasyonlarını görmüyor, tamamıyla bunlardan arî ve hâlâ piyasa manipülasyonu da var. Sadece fonlardan bahsediyoruz. Bugün arkadaşlar, bir sürü hisse senedinde manipülasyon var. Bunların önlemini almadığınız sürece biz daha çok fazla mağdurla karşılaşacağız. Bundan başka Merkezi Kayıt Kuruluşu. Merkezi Kayıt Kuruluşuna yönetim kurulu üyesi olarak Emre Tezmen'i atamışsınız. Emre TezmenTera'nın Yönetim Kurulu Başkanı ve buradaki baş dolandırıcı. Yani sizler buradaki en kritik kurumun yönetim kurulu üyeliğine Emre Tezmen'i atıyorsunuz. Nasıl bir bürokrasi bu? Devam ediyorum. Erkan Kilimci Tera'da, şimdi içeride, Mehmet Şimşek'in öve öve bitiremediği Merkez Bankası Başkan Yardımcısı. Öve öve bitiremediği bir başka Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Emrah Şener, o da BKM usulsüzlüğünden yargılandı, tutuklandı. Nasıl bir liyakatten bahsediyoruz biz? Osman Arıkan Nacar, Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı, 400 milyon dolarla kaçtı. Bir insan 400 milyon doları yurt dışına havale ederken hiç şüpheli işlem yapılmaz mı? Burada MASAK yok mu, BDDK yok mu? 400 milyon doları siz dışarıya transfer ediyorsunuz ve ne MASAK ne de BDDK böyle bir işlemden en ufak bir şüphe duymuyor. Ve biliyoruz ki bu Osman Arıkan Nacar da tek başına değil. Evlere şenlik bir SPK var. Cumartesi günü tedbir alıyor. Tedbir aldığı şirketlerden bir tanesi, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, Türkiye Sigorta. Türkiye Sigortanın sahibi kim? Varlık Fonu ile Borsa İstanbul. Yani SPK, sahibi Borsa İstanbul'da Varlık Fonu olan Türkiye Sigortaya tedbir kararı uyguluyor, üç saat sonra da kaldırıyor. Sadece kaldırdığı o değil ki. Hayati Yazıcı, AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı, oğluna tedbir kararı uyguluyorsun, üç saat sonra kaldırıyorsun. O üç saat içerisinde ne olmuş olabilir? Hangi gelişme olmuş olabilir ki üç saat önce verdiğin tedbir kararını üç saat sonra kaldırıyorsun? Bu işin bürokrasi ayağı baştan aşağı kokmuştur arkadaşlar. “FATMA BETÜL SAYAN KAYA YALNIZ MIDIR?” İşin bir de siyaset ayağı var. Fatma Betül Sayan Kaya bir açıklama yaptı, çok doğru bir açıklama yaptı. Dedi ki: "Ben bu işin suç olduğunu bilseydim hiç kendi adımı kullanır mıydım?" Buradan da ben şunu anlıyorum: Demek ki birileri kendi adını kullanmadan bu işlemleri yapmışlar, öyle değil mi? Fatma Betül Sayan Kaya'nın ben bu parayı nereden bulduğunu, artık oraları geçtim ama bunu net bir şekilde ortaya koymak lazım. Fatma Betül Sayan Kaya şu anda şundan dolayı mahcubiyet duyuyor: "Ya, ben kendi ismimi kullandığım için yakalandım." diye. Benim burada size bir sorum var: Fatma Betül Sayan Kaya yalnız mıdır? ÖZLALE’DEN CEVDET YILMAZ’A ÜÇ SORU Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, sizin Kabinenizde kendi adına değil ama babası adına fona para yatırıp 470 milyonu 830 milyon yapmış bir bakan var mıdır? Tekrardan soruyorum: Kendisinin babası bir fona 470 milyon yatırıp fon krizi patlak vermeden önce 830 milyona çıkmış mıdır, çıkmamış mıdır? Bir başka soru, ikinci soru: Mevcut Kabinedeki bakanlardan bir tanesi 170 milyonla bu fondan fon krizi patlak vermeden çıkmış mıdır, çıkmamış mıdır? Üçüncü soru: Sayın Cevdet Yılmaz, sizin özel kaleminiz Sayın Fatih Kılınç'ın Pusula kapalı fonunda parası var mıydı, yok muydu? Bu soruların cevabını almadan bu vurgunu biz kapatamayız arkadaşlar. “TÜRK SANAYİSİNE GÜVENİN DİYOR, 250 MİLYONUNU PARA PİYASASI FONUNDA DEĞERLENDİRİYOR” Bir başka mesele, Nihat Zeybekci, AK PARTİ'nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, geçmişte de Ekonomi Bakanlığı yaptı. Sayın Nihat Zeybekci'nin toplantılarını ben sosyal medyada izlediğimde "Türk ekonomisine güvenin, Türk sanayisine güvenin." diyor. Peki, kendisi ne yapmış? Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla 250 milyon lirasını para piyasası fonunda değerlendirmiş. AK PARTİ'nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı bizlere, sanayiciye, iş insanlarına, "Türk sanayisine güvenin." derken 250 milyon lirasını tamamıyla spekülatif kazanç üzerine kurulmuş para piyasası fonunda değerlendirmiş. Bizden de şimdi Nihat Zeybekci'nin ve AK PARTİ'nin ekonomi kadrosunun dediklerine inanmamızı mı bekliyorsunuz? Var mı böyle bir dünya? Kendisi bir sanayici, sanayinin önemini vurguluyor ama ondan sonra kendisi sanayiye yatırım yapmak yerine gidiyor, para piyasası fonunda kendi parasını değerlendiriyor. Sayın Hayati Yazıcı'nın kendi oğlu, biliyorsunuz, tam 1 milyar lira ücret vererek, 1 milyar lira para ödeyerek bir banka ruhsatı aldı. Dün çok elim bir olay yaşandı ve Hayati Yazıcı'nın oğlunun ortağı dün intihar etti. Başımız sağ olsun, sevenlerinin başı sağ olsun, Allah rahmet eylesin. Ama dün aynı şirket aynı zamanda 615 milyon lira borcunu ödeyemediği için temerrüde düştü. Eğer belki biz bunu zamanında, bu fon vurgununu zamanında bütün ayrıntılarıyla açıklayabilseydik, anlatabilseydik belki de Hayati Yazıcı'nın oğlunun ortağı intihar etmeyecekti, belki binlerce insan mağdur olmayacaktı. Bütün bunlara zamanında önlem almadığınız için bugün bütün oluşan bu intiharlardan, iflaslardan, temerrütlerden, halkın artık günü kurtaracak parası olmamasından kusura bakmayın ama sizler sorumlusunuz. AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİNE ÇAĞRI: “GELİN, ARAŞTIRMA ÖNERGEMİZİ KABUL EDİN” Konuşmanın sonlarına doğru ilk önce AK PARTİ milletvekillerine seslenmek istiyorum. Dördüncü yasama yılınız. Ben sizin vicdanınıza güveniyorum, vicdanlı olduğunuzu biliyorum, samimiyetle biliyorum. Gelin birazdan vereceğimiz bu fon vurgunuyla ilgili araştırma önergemizi kabul edin. Bütün bu piyasayı dolandıranlar, bütün bu AK PARTİ'nin adına kara çalanların hepsini bizler Türkiye'de, bu millî iradenin tecelli ettiği yerde araştıralım. Ben sizlerin bu vicdana sahip olduğunuza inanmak istiyorum. Burada somut size isimler verdim, bakanların isimlerini verdim, bürokratların isimlerini verdim. Gelin bunları hep beraber Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştıralım. “İADE, BİR AKLANMA BELGESİ OLMASIN” Bu fon vurgununu yapanların yaptığı hiçbir ödeme, sorumluluk affına lütfen dönüşmesin. Devletin adabına uygun davranalım ve haksız kazançları tövbe kapısı açmış gibi bir kuruma dönüştürmeyelim, haksız kazançları cezalandıralım. Aynı zamanda iadeyi bir aklanma belgesi olarak kabul etmeyelim, her şey şeffaf olsun. Bir kişinin dolandırdıktan sonra yakalandığı zaman o parayı iade etmesi, onun aklanmasının garantisi olmasın. Çünkü bugün hepimiz hem ülkemize karşı hem de devletimize karşı sorumluyuz. Burada sadece kaybolan şey 21-22 milyar dolar değildir. Burada sadece kaybolan şey borsadaki şirketlerin hisse senetlerinin fiyatları, değerleri değildir; burada kaybolan şey vatandaşın devlete itibarıdır, vatandaşın devlete duyduğu güvendir. Sizler devletin o güvenini hissettirerek bu vatandaşları bu fonlara yönlendirdiğiniz zaman ve bu fonlar battığı zaman bunun altında sizin vebaliniz büyüktür. O bakımdan, lütfen, buradaki adil tasfiyeyi sadece "Paralar ödendi ve bir tövbe kapısı açıldı, burada da haksız kazanç sahipleri kendi parasını iade etti." şeklinde yapmayalım. “BURADA KAYBOLAN ŞEY VATANDAŞIN DEVLETE DUYDUĞU GÜVENDİR” İkinci olarak benim seslenmek istediğim vatandaşlarımızdır. Burada yaklaşık 455 bin kişi, aileleriyle beraber 2-2,5 milyon kişi mağdur olmuştur. Burada mağdur olmayan kişiler lütfen "Ben mağdur değilim." demesinler. Çünkü denetimsiz bir düzen bir gün sizin birikiminizi, işinizin geleceğini, çocuğunuzun hayatını da vurabilir. İlla bu yönetim sisteminden vazgeçmeniz için yenidoğan skandalında bebeğinizi kaybetmeniz, kaçak yapılarda yakınlarınızı kaybetmeniz ya da bu fon vurgununda bütün birikimlerinizi yitirmeniz gerekmiyor. “BU İSİMLERİN HEPSİ SONUÇTUR; SEBEP BU YÖNETİM SİSTEMİDİR” Bakın, bütün bu isimler, saydığım bütün bu isimler, bunların hepsi sonuçtur. Fatma Betül Sayan Kaya sonuçtur, sizin özel kaleminiz sonuçtur. Burada kocaman bir liste yaptım AK PARTİ'yle ilintili bürokratlarla ilgili, daha sonra sizlerle paylaşayım. Bu isimlerin hepsi sonuçtur. Sebep, bu yönetim sistemidir. Sebep, tamamıyla keyfîlik üzerine kurulmuş, eğer AK PARTİ'liyseniz size her türlü usulsüzlüğü, yolsuzluğu yapıp oradan da elinizi, kolunuzu sallama lüksü veren yönetim sistemidir. Yani sonuç buradaki insanlardır, bu dolandırıcılardır; sebepse bu ucube yönetim sistemidir. SELÇUK BAYRAKTAR’A ÇAĞRI Son olarak, bir çağrı da Sayın Selçuk Bayraktar'a yapmak istiyorum. Kendisi çok başarılı bir girişimci, samimiyetle söylüyorum. Geçenlerde verdiği bir röportajda da çok güzel bir şey söyledi. Dedi ki: "Bugün Türkiye'nin geleceği, sabah sekizden akşam sekize kadar var gücüyle çalışacak olan insanların, gençlerin elindedir." Samimiyetle katılıyorum. Bizim de, Yeni Partinin de hayali bu; gençlerin sabah sekizden akşam sekize kadar çalıştığı, bu çalıştığının karşılığını aldığı bir dünyayı bu Meclisteki bütün partiler hayal ediyor. Ben de Selçuk Bayraktar'a bu görüşleri için teşekkür ediyorum ve kendisine yakışan şeyin Haziran 2026'da kurduğu para piyasası fonunu kapatıp yeniden en iyi yaptığı şey olan savunma sanayisine dönmek olduğunu söylüyorum.
YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, TBMM Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a fon vurgunuyla ilgili mevcut kabinedeki bakanlar ve özel kalemine yönelik üç kritik soru yönelterek sürecin siyasi boyutunun aydınlatılmasını istedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın serbest fon yatırımcılarının aldıkları risk nedeniyle zararlarının tazmin edilmeyeceği yönündeki sözlerine de yanıt veren Özlale, yaşananların sıradan bir piyasa riski olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Özlale, “Telefonlarına baktılar, Cumhurbaşkanı danışmanlarının isimlerini gördüler. Başka yerlere baktılar, Cumhurbaşkanlığında üst düzey görev yapmış bürokratların isimlerini gördüler. Ve güvendiler. Buna ‘piyasa riski’ diyemeyiz. Buna tamamıyla ‘AK Parti riski’ deriz” ifadelerini kullandı.

Fon vurgununun göz göre göre geldiğini belirten Özlale, geçen yıl Plan ve Bütçe Komisyonu’nda piyasa manipülasyonu iddialarını ve ilgili şirketlerin isimlerini gündeme getirdiklerini, ancak gerekli adımların atılmadığını söyledi.

Özlale, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının sermaye piyasalarında ve Borsa İstanbul’da piyasa manipülasyonu tespit edildiği ancak resen soruşturma izni verilmediği yönündeki açıklamasını da hatırlatarak şu soruyu yöneltti:

“Bu ülkede İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının, şimdiki Adalet Bakanının ve Sayın Mehmet Şimşek’in iradesinin üzerinde kim vardır da bu soruşturmanın yapılmasına bugüne kadar izin verilmemiş ve yüz binlerce kişinin mağduriyetine yol açılmıştır?”

“PARANIN İADESİ BİR AKLANMA BELGESİ OLMASIN”

Fon vurgununda yürütülecek tasfiye ve ödeme sürecinin sorumlular açısından bir affa dönüşmemesi gerektiğini vurgulayan Özlale, mağdurların zararlarının giderilmesiyle haksız kazanç sağlayanlardan hesap sorulmasının birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti.

“Bu fon vurgununda yapılacak hiçbir ödeme, sorumlular açısından bir affa dönüşmesin” diyen Özlale, “Haksız kazanç sahiplerine bir ‘tövbe kapısı’ açmayalım. Haksız kazançları cezalandıralım. Paranın iadesini de bir aklanma belgesi olarak kabul etmeyelim” ifadelerini kullandı.

Özlale’nin konuşmasının tamamı şöyle:

“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

“FİNANSIN SUSURLUK’U”

Büyük Türk romancısı Kemal Tahir'in Rahmet Yolları Kesti romanında şöyle bir cümle geçer: "Hükûmeti sıtma tuttu, eşkıya baş gösterdi."

Bugün eşkıyanın illa dağ başında insanların yolunu kesmesi gerekmiyor. Pekâlâ, finansın Susurluk'u dediğimiz yerde de bir eşkıyalık baş gösterebilir. Peki, bu eşkıyalık Hükûmeti sıtma tuttuğu için mi baş göstermiştir? Yüzde 100 evet.

Bugün Hükûmet, kamu otoritesi olarak denetim yapabilmiş midir? Hayır, yapamamıştır. Bu eşkıyalarla beraber iş birliği yapmış mıdır? Hem de nasıl yapmıştır.

Bize düşen nedir? Bu milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisinde, 21'inci yüzyılın en büyük soygunlarından bir tanesi olan bu fon vurgununun sorumlularını açıklamaktır.

“BUNA PİYASA RİSKİ DİYEMEYİZ, BUNA AK PARTİ RİSKİ DERİZ”

Sayın Cevdet Yılmaz'ın konuşmasında dikkat çektiği bir yer var. Dedi ki: "Serbest fon sahipleri risklerini aldı, o yüzden de onların zararlarını tazmin etmeyeceğiz."

Normal şartlarda gerçekten de bir piyasa riski varsa ve siz bu riski almışsanız doğrudur; yatırımcı bir risk almıştır, onun zararı tazmin edilmez. Fakat buradaki risk nedir Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım?

AK PARTİ'ye oy veren vatandaşlar başta olmak üzere buraya para kaptıranlar şunu gördüler: Telefona baktılar, orada Cumhurbaşkanı Danışmanı Kerem Alkin'in ismini gördüler; telefona baktılar, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekin'in ismini gördüler; diğer yerlere baktılar, Cumhurbaşkanlığında bizzat görev yapmış, üst düzey görev yapmış bürokratların ismini gördüler ve güvendiler.

Buna piyasa riski diyemeyiz. Buna tamamıyla "AK PARTİ riski" deriz. Sadece AK PARTİ'li bürokratlara, sizin ağzınızdan çıkan laflara, sizin siyasetçilerinizin bizzat temsil ettiği değerlere güvendikleri için bu serbest fonda paralarını tutanlar çok önemli bir ölçüde zarara uğradılar. O yüzden onların zararlarına sadece piyasa riski diyemezsiniz.

“BU OLAY GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ”

Bu olay göz göre göre gelmiştir arkadaşlar. Geçen sene kasım ayı, tutanaklara bakın, Plan ve Bütçe Komisyonunda ismini verdik. Piyasada borsa manipülasyonu yapılan şirketlerin ismini, bunu yapan şirketlerin adını verdik. Karşımızda da Sayın Mehmet Şimşek vardı, hiçbir şey yapmadı. Kamuoyunda bunu dile getiren bir sürü insan oldu, hiçbir şey yapmadı.

Daha sonrasında burada bütçe görüşmelerinde Tera'nın adını verdik, hangi hisselerde manipülasyon olduğunun haberini verdik, sizler bir şey yapmadınız. Bu haberleri bir bilgi sayan insanlar geldiler, o fonlara paralarını yatırdılar.

Dolayısıyla her şey herkesin gözü önünde oldu. Şimdiki Adalet Bakanı, o zamanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı dedi ki: "Biz de bu yolsuzlukları gördük. Sermaye piyasasında, Borsa İstanbul'da piyasa manipülasyonu olduğunu tespit ettik ama bize resen soruşturma izni verilmedi." Bizzat o dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'in kendi ifadesidir.

Mehmet Şimşek geçen sene kasım ayında "Piyasada manipülasyon var." dedi, yeniden bu olay araştırılmadı.

Bu ülkede İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, şimdinin Adalet Bakanı ve Sayın Mehmet Şimşek'in iradesinin üzerinde kim vardır da bu soruşturmanın yapılmasına şu ana kadar izin vermeyip 455 bin kişinin mağdur edilmesine yol açmıştır? Kimdir bu kişi? Bu iradenin altında, gölgede bütün manipülasyonu yapıp parayı götürenlerden hiç mi hesap sormayacağız?

“BU ASRIN VURGUNU ÖNLENEBİLİRDİ”

Bu yolsuzluk önlenebilirdi. Daha önce de önlenebilirdi. Biz dört seneden beri, Dördüncü Yasama Yılımızda, bunu soruyoruz sizlere: Neden yirmi yıldan beri sizin iktidarınızda vergi cennetleri açıklanmıyor? Niye vergi cennetlerini açıklamıyorsunuz? Bu vergi cennetlerine hangi bürokratlar, hangi parayı götürdü? Bunu isteseniz anında tespit edersiniz. Niye tespit etmiyorsunuz?

Tespit etmediğimiz için de bu ülkede bürokratlar, iş insanları burada haksız, hukuksuz yere kazandıkları paraları bu vergi cennetlerine gönderiyorlar.

Bu yolsuzluk, bu asrın vurgunu yeniden önlenebilirdi. Eğer siz siyasi etik kanununu bu Meclis koridorlarında kaybetmeseydiniz, onu sürüncemede bırakmasaydınız bu yolsuzluk yine önlenebilirdi.

KOMBASSAN'da, YİMPAŞ'ta, Çiftlik Bank'ta, bunun arkasında AK PARTİ'nin siyasetçilerinin, bürokratlarının olduğu bilindiği hâlde, bu siyasetçiler o dolandırıcılarla beraber poz verirken başlarına bir şey gelmediği için bugün bu vurgun oldu.

Zehra Taşkesenlioğlu'na zamanında hesap sorabilseydik, Zehra Taşkesenlioğlu'nunçantacılığını yaptığı büyük siyasetçiye hesap sorabilseydik bugün bu vurgun olmazdı. 455 bin kişi de bugün bu vurgundan dolayı mağdur olmazdı. Bizler Zehra Taşkesenlioğlu ve o gibilere hesap soramadığımız için bugün vurgunun boyutu bu ölçüdedir.

“KENDİİMZASININ OLDUĞU KARARLARI KENDİSİ DENETLEYECEK”

İşin bir bürokrasi ayağı var. Benden önceki kıymetli vekiller de söyledi, Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirmişsiniz.

O kadar trajikomik bir olay var ki Devlet Denetleme Kurulunun Başkanı, o problemli dönemin, şaibeli dönemin Sermaye Piyasası Kurulu Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Kendisinden mi randevu alacak bu kişi "Ben yolsuzlukları araştırıyorum." diye? Yani denetlemekle görevlendirdiğiniz kişi, kendi altında imzası olan kararları denetleyecek.

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyesine bakıyorsunuz. Piyasa manipülasyonlarının gırla gittiği, dezenformasyonun gırla gittiği yerde Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyelerinden biri kim? Dezenformasyonla Mücadeleden Sorumlu Burhanettin Duran. Kendi Yönetim Kurulu üyesi olduğu Borsa İstanbul'da bu kadar fazla manipülasyon olurken Burhanettin Duran'ın hiç mi haberi olmadı?

Bir başka isim daha: Borsa İstanbul'un Yönetim Kurulu Başkanı kim? Erişah Arıcan. Erişah Arıcan, Aydın Ayaydın'ın yeğeni. Aydın Ayaydın kim? Sayın Cumhurbaşkanını Marmara Üniversitesinde gören tek öğretim üyesi. Kendisinin yeğeni Erişah Arıcan, kendisinin kızı da AK PARTİ milletvekili.

Bu Erişah Arıcan o kadar kıymetli birisi ki hem Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı hem de Türkiye'nin en büyük anonim şirketi Varlık Fonunun, Cumhurbaşkanının vekili, Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Ve bu kadar kıymetli bir kişi bu Borsa İstanbul'da bütün bu piyasa manipülasyonlarını görmüyor, tamamıyla bunlardan arî ve hâlâ piyasa manipülasyonu da var.

Sadece fonlardan bahsediyoruz. Bugün arkadaşlar, bir sürü hisse senedinde manipülasyon var. Bunların önlemini almadığınız sürece biz daha çok fazla mağdurla karşılaşacağız.

Bundan başka Merkezi Kayıt Kuruluşu. Merkezi Kayıt Kuruluşuna yönetim kurulu üyesi olarak Emre Tezmen'i atamışsınız. Emre TezmenTera'nın Yönetim Kurulu Başkanı ve buradaki baş dolandırıcı. Yani sizler buradaki en kritik kurumun yönetim kurulu üyeliğine Emre Tezmen'i atıyorsunuz. Nasıl bir bürokrasi bu?

Devam ediyorum. Erkan Kilimci Tera'da, şimdi içeride, Mehmet Şimşek'in öve öve bitiremediği Merkez Bankası Başkan Yardımcısı. Öve öve bitiremediği bir başka Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Emrah Şener, o da BKM usulsüzlüğünden yargılandı, tutuklandı. Nasıl bir liyakatten bahsediyoruz biz?

Osman Arıkan Nacar, Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı, 400 milyon dolarla kaçtı. Bir insan 400 milyon doları yurt dışına havale ederken hiç şüpheli işlem yapılmaz mı? Burada MASAK yok mu, BDDK yok mu? 400 milyon doları siz dışarıya transfer ediyorsunuz ve ne MASAK ne de BDDK böyle bir işlemden en ufak bir şüphe duymuyor. Ve biliyoruz ki bu Osman Arıkan Nacar da tek başına değil.

Evlere şenlik bir SPK var. Cumartesi günü tedbir alıyor. Tedbir aldığı şirketlerden bir tanesi, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, Türkiye Sigorta. Türkiye Sigortanın sahibi kim? Varlık Fonu ile Borsa İstanbul. Yani SPK, sahibi Borsa İstanbul'da Varlık Fonu olan Türkiye Sigortaya tedbir kararı uyguluyor, üç saat sonra da kaldırıyor.

Sadece kaldırdığı o değil ki. Hayati Yazıcı, AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı, oğluna tedbir kararı uyguluyorsun, üç saat sonra kaldırıyorsun. O üç saat içerisinde ne olmuş olabilir? Hangi gelişme olmuş olabilir ki üç saat önce verdiğin tedbir kararını üç saat sonra kaldırıyorsun?

Bu işin bürokrasi ayağı baştan aşağı kokmuştur arkadaşlar.

“FATMA BETÜL SAYAN KAYA YALNIZ MIDIR?”

İşin bir de siyaset ayağı var.

Fatma Betül Sayan Kaya bir açıklama yaptı, çok doğru bir açıklama yaptı. Dedi ki: "Ben bu işin suç olduğunu bilseydim hiç kendi adımı kullanır mıydım?"

Buradan da ben şunu anlıyorum: Demek ki birileri kendi adını kullanmadan bu işlemleri yapmışlar, öyle değil mi?

Fatma Betül Sayan Kaya'nın ben bu parayı nereden bulduğunu, artık oraları geçtim ama bunu net bir şekilde ortaya koymak lazım. Fatma Betül Sayan Kaya şu anda şundan dolayı mahcubiyet duyuyor: "Ya, ben kendi ismimi kullandığım için yakalandım." diye.

Benim burada size bir sorum var: Fatma Betül Sayan Kaya yalnız mıdır?

ÖZLALE’DEN CEVDET YILMAZ’A ÜÇ SORU

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, sizin Kabinenizde kendi adına değil ama babası adına fona para yatırıp 470 milyonu 830 milyon yapmış bir bakan var mıdır?

Tekrardan soruyorum: Kendisinin babası bir fona 470 milyon yatırıp fon krizi patlak vermeden önce 830 milyona çıkmış mıdır, çıkmamış mıdır?

Bir başka soru, ikinci soru: Mevcut Kabinedeki bakanlardan bir tanesi 170 milyonla bu fondan fon krizi patlak vermeden çıkmış mıdır, çıkmamış mıdır?

Üçüncü soru: Sayın Cevdet Yılmaz, sizin özel kaleminiz Sayın Fatih Kılınç'ın Pusula kapalı fonunda parası var mıydı, yok muydu?

Bu soruların cevabını almadan bu vurgunu biz kapatamayız arkadaşlar.

“TÜRK SANAYİSİNE GÜVENİN DİYOR, 250 MİLYONUNU PARA PİYASASI FONUNDA DEĞERLENDİRİYOR”

Bir başka mesele, Nihat Zeybekci, AK PARTİ'nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, geçmişte de Ekonomi Bakanlığı yaptı.

Sayın Nihat Zeybekci'nin toplantılarını ben sosyal medyada izlediğimde "Türk ekonomisine güvenin, Türk sanayisine güvenin." diyor. Peki, kendisi ne yapmış? Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla 250 milyon lirasını para piyasası fonunda değerlendirmiş.

AK PARTİ'nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı bizlere, sanayiciye, iş insanlarına, "Türk sanayisine güvenin." derken 250 milyon lirasını tamamıyla spekülatif kazanç üzerine kurulmuş para piyasası fonunda değerlendirmiş. Bizden de şimdi Nihat Zeybekci'nin ve AK PARTİ'nin ekonomi kadrosunun dediklerine inanmamızı mı bekliyorsunuz? Var mı böyle bir dünya?

Kendisi bir sanayici, sanayinin önemini vurguluyor ama ondan sonra kendisi sanayiye yatırım yapmak yerine gidiyor, para piyasası fonunda kendi parasını değerlendiriyor.

Sayın Hayati Yazıcı'nın kendi oğlu, biliyorsunuz, tam 1 milyar lira ücret vererek, 1 milyar lira para ödeyerek bir banka ruhsatı aldı.

Dün çok elim bir olay yaşandı ve Hayati Yazıcı'nın oğlunun ortağı dün intihar etti. Başımız sağ olsun, sevenlerinin başı sağ olsun, Allah rahmet eylesin. Ama dün aynı şirket aynı zamanda 615 milyon lira borcunu ödeyemediği için temerrüde düştü.

Eğer belki biz bunu zamanında, bu fon vurgununu zamanında bütün ayrıntılarıyla açıklayabilseydik, anlatabilseydik belki de Hayati Yazıcı'nın oğlunun ortağı intihar etmeyecekti, belki binlerce insan mağdur olmayacaktı.

Bütün bunlara zamanında önlem almadığınız için bugün bütün oluşan bu intiharlardan, iflaslardan, temerrütlerden, halkın artık günü kurtaracak parası olmamasından kusura bakmayın ama sizler sorumlusunuz.

AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİNE ÇAĞRI: “GELİN, ARAŞTIRMA ÖNERGEMİZİ KABUL EDİN”

Konuşmanın sonlarına doğru ilk önce AK PARTİ milletvekillerine seslenmek istiyorum. Dördüncü yasama yılınız. Ben sizin vicdanınıza güveniyorum, vicdanlı olduğunuzu biliyorum, samimiyetle biliyorum.

Gelin birazdan vereceğimiz bu fon vurgunuyla ilgili araştırma önergemizi kabul edin. Bütün bu piyasayı dolandıranlar, bütün bu AK PARTİ'nin adına kara çalanların hepsini bizler Türkiye'de, bu millî iradenin tecelli ettiği yerde araştıralım.

Ben sizlerin bu vicdana sahip olduğunuza inanmak istiyorum. Burada somut size isimler verdim, bakanların isimlerini verdim, bürokratların isimlerini verdim. Gelin bunları hep beraber Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştıralım.

“İADE, BİR AKLANMA BELGESİ OLMASIN”

Bu fon vurgununu yapanların yaptığı hiçbir ödeme, sorumluluk affına lütfen dönüşmesin. Devletin adabına uygun davranalım ve haksız kazançları tövbe kapısı açmış gibi bir kuruma dönüştürmeyelim, haksız kazançları cezalandıralım.

Aynı zamanda iadeyi bir aklanma belgesi olarak kabul etmeyelim, her şey şeffaf olsun. Bir kişinin dolandırdıktan sonra yakalandığı zaman o parayı iade etmesi, onun aklanmasının garantisi olmasın. Çünkü bugün hepimiz hem ülkemize karşı hem de devletimize karşı sorumluyuz.

Burada sadece kaybolan şey 21-22 milyar dolar değildir. Burada sadece kaybolan şey borsadaki şirketlerin hisse senetlerinin fiyatları, değerleri değildir; burada kaybolan şey vatandaşın devlete itibarıdır, vatandaşın devlete duyduğu güvendir.

Sizler devletin o güvenini hissettirerek bu vatandaşları bu fonlara yönlendirdiğiniz zaman ve bu fonlar battığı zaman bunun altında sizin vebaliniz büyüktür.

O bakımdan, lütfen, buradaki adil tasfiyeyi sadece "Paralar ödendi ve bir tövbe kapısı açıldı, burada da haksız kazanç sahipleri kendi parasını iade etti." şeklinde yapmayalım.

“BURADA KAYBOLAN ŞEY VATANDAŞIN DEVLETE DUYDUĞU GÜVENDİR”

İkinci olarak benim seslenmek istediğim vatandaşlarımızdır.

Burada yaklaşık 455 bin kişi, aileleriyle beraber 2-2,5 milyon kişi mağdur olmuştur. Burada mağdur olmayan kişiler lütfen "Ben mağdur değilim." demesinler. Çünkü denetimsiz bir düzen bir gün sizin birikiminizi, işinizin geleceğini, çocuğunuzun hayatını da vurabilir.

İlla bu yönetim sisteminden vazgeçmeniz için yenidoğan skandalında bebeğinizi kaybetmeniz, kaçak yapılarda yakınlarınızı kaybetmeniz ya da bu fon vurgununda bütün birikimlerinizi yitirmeniz gerekmiyor.

“BU İSİMLERİN HEPSİ SONUÇTUR; SEBEP BU YÖNETİM SİSTEMİDİR”

Bakın, bütün bu isimler, saydığım bütün bu isimler, bunların hepsi sonuçtur. Fatma Betül Sayan Kaya sonuçtur, sizin özel kaleminiz sonuçtur. Burada kocaman bir liste yaptım AK PARTİ'yle ilintili bürokratlarla ilgili, daha sonra sizlerle paylaşayım. Bu isimlerin hepsi sonuçtur.

Sebep, bu yönetim sistemidir. Sebep, tamamıyla keyfîlik üzerine kurulmuş, eğer AK PARTİ'liyseniz size her türlü usulsüzlüğü, yolsuzluğu yapıp oradan da elinizi, kolunuzu sallama lüksü veren yönetim sistemidir.

Yani sonuç buradaki insanlardır, bu dolandırıcılardır; sebepse bu ucube yönetim sistemidir.

SELÇUK BAYRAKTAR’A ÇAĞRI

Son olarak, bir çağrı da Sayın Selçuk Bayraktar'a yapmak istiyorum.

Kendisi çok başarılı bir girişimci, samimiyetle söylüyorum. Geçenlerde verdiği bir röportajda da çok güzel bir şey söyledi. Dedi ki: "Bugün Türkiye'nin geleceği, sabah sekizden akşam sekize kadar var gücüyle çalışacak olan insanların, gençlerin elindedir."

Samimiyetle katılıyorum. Bizim de, Yeni Partinin de hayali bu; gençlerin sabah sekizden akşam sekize kadar çalıştığı, bu çalıştığının karşılığını aldığı bir dünyayı bu Meclisteki bütün partiler hayal ediyor.

Ben de Selçuk Bayraktar'a bu görüşleri için teşekkür ediyorum ve kendisine yakışan şeyin Haziran 2026'da kurduğu para piyasası fonunu kapatıp yeniden en iyi yaptığı şey olan savunma sanayisine dönmek olduğunu söylüyorum.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.