,, ,

İYİ Partili Erhan Usta’dan Gündemi Sarsacak İddia: 28 Ağustos SPK Düzenlemesi Belirli Fonları mı Koruyor

Siyaset 15.10.2026 - 16:18, Güncelleme: 15.10.2026 - 16:18 216 kez okundu.
 

İYİ Partili Erhan Usta’dan Gündemi Sarsacak İddia: 28 Ağustos SPK Düzenlemesi Belirli Fonları mı Koruyor

İYİ Parti Kalkınma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, Türkiye gündemindeki fon vurgunu iddialarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 28 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı düzenlemedeki kamu şirketlerine yönelik istisnaya dikkat çeken Usta, düzenlemenin belirli fonları ve yatırımcıları korumak amacıyla hazırlanmış olabileceğini öne sürdü. Usta, “Bir yandan fon yoğunlaşmaları engellenirken diğer yandan kamu şirketleri üzerinden aynı düzenin devam etmesine açık kapı mı bırakılıyor
SPK’nın düzenlemesi Ziraat GYO’daki fonları korumak için mi yapıldı?” Türkiye’de yaklaşık bir aydır tartışılan fon vurgunu iddialarına ilişkin basın toplantısı düzenleyen İYİ Parti Kalkınma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, SPK’nın serbest fonlara yönelik yeni düzenlemesinde dikkat çekici bir istisna bulunduğunu söyledi. SPK’nın 28 Ağustos 2026 tarihinde serbest fonların belirli hisse senetlerinde yoğunlaşmasını önlemeye yönelik düzenleme yaptığını hatırlatan Usta, kamu kurumları, kamu iştirakleri ve bunların yönetim kontrolündeki şirketlerin ihraç ettiği sermaye piyasası araçlarının sınırlamalardan muaf tutulduğunu belirtti. Uluslararası uygulamalarda kamu kurumlarının borçlanma araçlarına yönelik istisnalar bulunduğunu ancak hisse senetlerinin de muafiyet kapsamına alınmasının ciddi soru işaretleri yarattığını savunan Usta, kamu şirketlerinin hisselerinde de manipülasyon yapılabileceğini ifade etti. Usta, geçmişte kamu bankalarının, Emlak Konut GYO ve Türk Hava Yolları hisselerinin de piyasa manipülasyonu iddialarına konu olduğunu hatırlatarak kamu şirketlerinin bu tür risklerden bağımsız olmadığını vurguladı. “Ziraat GYO hisselerinin %16,90’ı üç fonun elinde” SPK düzenlemesinden hangi şirketlerin yararlanabileceğini araştırdıklarını belirten Usta, kamu bağlantılı şirketler arasında özellikle Ziraat Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’nın (Ziraat GYO) dikkat çektiğini söyledi. Usta’nın paylaştığı verilere göre, Ziraat GYO hisselerinin yaklaşık %81’i Ziraat Bankası’na, %16,90’ı ise Ziraat Portföy tarafından yönetilen üç ayrı fona ait. Geriye kalan yaklaşık %2’lik bölümün diğer yatırımcıların elinde bulunduğunu belirten Usta, şirket hisselerindeki yoğunlaşmanın dikkatle incelenmesi gerektiğini ifade etti. Ziraat GYO hisselerinin 2 Eylül 2024 ile 12 Mayıs 2025 tarihleri arasında 6,26 liradan 29,50 liraya yükseldiğini belirten Usta, yaklaşık sekiz aylık dönemdeki değer artışının da incelenmesi gerektiğini dile getirdi. Ziraat Portföy bünyesindeki fonlardan birinin varlıklarının yaklaşık yüzde 80’inin Ziraat GYO hisselerinden oluştuğunu öne süren Usta, söz konusu fonlardaki yatırımcı sayısının oldukça sınırlı olduğunu savundu. Bazı fonlarda yatırımcı sayısının 164 ve 222 seviyelerinde bulunduğunu belirten Usta, muafiyetin az sayıda yatırımcıya avantaj sağlayabileceğini iddia etti. “Bu fonların yatırımcıları kimler, kim korunuyor?” Düzenlemenin hazırlanma sürecine ilişkin SPK’ya sorular yönelten Usta, kamu şirketlerinin hisse senetlerinin neden muafiyet kapsamına alındığının açıklanmasını istedi.Usta, “Bu istisnayı kim önerdi? Hazırlık sürecinde Ziraat Bankası veya Ziraat Portföy’den görüş ya da talep alındı mı? İstisna neden yalnızca kamu kurumlarının borçlanma araçlarıyla sınırlandırılmadı? Ziraat GYO’daki fon pozisyonları düzenlemenin etki analizinde dikkate alındı mı?” sorularını yöneltti. Muafiyet bulunmaması halinde Ziraat Portföy’ün elindeki hisselerin ne kadarını satmak zorunda kalacağının açıklanmasını isteyen Usta, istisnadan yararlanan diğer kamu şirketleri ile fonların sahiplik yapılarının da kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi. Düzenlemenin belirli yatırımcıların olası kayıplarını önleme amacı taşıyabileceği şüphesini dile getiren Usta, “Yüz binlerce insan mağdurken, milyonlarca borsa yatırımcısı zarar görmüşken korumaya çalıştığınız bu sınırlı sayıdaki kişiler kimlerdir? Bu kişilerin siyasi bağlantıları var mıdır?” ifadelerini kullandı. Usta, sorularının Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından yanıtlanmasını istedi. “Fon mağduriyetinde üretici ve ihracatçı firmalar da unutulmamalı” TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda fon mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik kanun teklifinin görüşmelerini de değerlendiren Usta, düzenlemenin bazı mağdur gruplarını yeterince kapsamadığını savundu. Özellikle üretici ve ihracatçı şirketlerin kısa vadeli nakitlerini değerlendirmek amacıyla söz konusu fonlara yatırım yaptığını belirten Usta, bu şirketlerin yaşadığı zararların üretim ve istihdam üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.Yüksek enflasyon ortamında işletmelerin birkaç günlük nakitlerini dahi değerlendirmek zorunda kaldığını ifade eden Usta, bazı şirketlerin maaş, tedarikçi ve diğer ödemelerini gerçekleştirememe riskiyle karşı karşıya bulunduğunu kaydederken, mağdur şirketlere avans niteliğinde ödeme yapılması gibi çözümlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek aksi halde çok sayıda işletmenin likidite sıkıntısı ve iflas riski yaşayabileceği uyarısında bulundu. “Takas güvencesine duyulan güven sarsılıyor” Fon mağduriyetlerine yönelik düzenlemede en önemli sorunlardan birinin satış işlemi tamamlanmış yatırımcıların durumu olduğunu söyleyen Usta, 14-16 Eylül tarihlerinde satış emri vererek alacaklı konumuna geçen yatırımcıların haklarının korunması gerektiğini ifade etti. Satış emri gerçekleşmiş, fiyatı oluşmuş ve takas sürecine girmiş işlemlerin sonradan yok sayılmasının sermaye piyasalarına duyulan güveni zedeleyeceğini savunan Usta, içeriden bilgi kullanımı veya manipülasyon gibi suçlara karışan kişilerle iyi niyetli yatırımcıların birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı. Usta, “Takas sistemine girmiş, fiyatı oluşmuş ve alacak kesinleşmiş bir işlemde yatırımcının parasını alamaması, piyasa açısından son derece tehlikeli bir durumdur. Bu anlayış devam ederse Türkiye’de takas güvencesinden söz etmek mümkün olmayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu. Küçük yatırımcıların korunmasını desteklediğini ancak farklı tutarlarda yatırım yapan kişilere aynı miktarda ödeme yapılmasının da adalet tartışması yaratacağını belirten Usta, mağduriyetlerin giderilmesinde daha hakkaniyetli bir yöntem bulunması gerektiğini söyledi. “Tera’nın 268 milyar liralık fonunda kurumların sorumluluğu araştırılmalı” Basın toplantısında Tera bağlantılı fonlara ilişkin iddialarını da gündeme getiren Usta, Ağustos ayı sonunda büyüklüğü yaklaşık 268 milyar liraya ulaşan bir fonun, mevzuata aykırı olduğunu öne sürdüğü şekilde TEFAS sistemine dahil edildiğini iddia etti. Söz konusu fonun yatırımcı sayısının 161’den 111 bine yükseldiğini belirten Usta, Takasbank ve SPK’nın bu süreçteki sorumluluklarının araştırılması gerektiğini ifade etti. Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde ilgili kurumların temsilcilerine bu konuları sorduğunu anlatan Usta, yapılan açıklamaların kurumsal denetim açısından ciddi soru işaretleri doğurduğunu savundu. Usta, SPK’nın olaylara zamanında müdahale etmediğini öne sürerek denetim mekanizmalarının neden işletilmediğinin açıklanmasını istedi. “Borsa para piyasasından 115 milyar liralık borç iddiası” Usta, Tera bağlantılı şirketlerin Borsa İstanbul ve Takasbank bünyesindeki para piyasalarından sağladıkları finansmana ilişkin de dikkat çekici rakamlar paylaştı. Tera Yatırım Menkul Değerler'in 30 Haziran 2026 tarihli finansal verilerine işaret eden Usta, şirketin borsa para piyasasına yönelik kısa vadeli borcunun yaklaşık 114 milyar 959 milyon lira olduğunu söyledi. Bu kaynakların piyasa manipülasyonu iddialarıyla bağlantılı işlemlerde kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiğini belirten Usta, ilgili kurumların fonlama faaliyetlerini neden durdurmadığı sorusunu yöneltti. Usta, “Manipülasyon yapılabilmesi için kaynak gerekir. Bu kaynakların sistemin kendi para piyasalarından sağlandığına yönelik ciddi iddialar bulunuyor. Borsa İstanbul ve Takasbank’ın bu süreçteki sorumluluğu açıklığa kavuşturulmalıdır.” dedi. “Borsa İstanbul yönetimine ilişkin iddialar yanıtlanmalı” Borsa İstanbul ve Türkiye Varlık Fonu yönetimine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Usta, Türkiye Varlık Fonu Başkan Vekili ve Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan'ın TBMM'deki komisyon görüşmelerine katılmamasını eleştirdi. Arıcan’ın ailesiyle bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü bir elektrikli araç şarj şirketine Halkbank şubelerinde ve İstanbul Finans Merkezi’nde yer tahsis edildiği iddialarını gündeme getiren Usta, bu konuda kamuoyuna açıklama yapılmasını istedi. Söz konusu tahsislerin ticari anlaşma kapsamında gerçekleştirilmiş olabileceğini de belirten Usta, kamu bankası ile yönetim düzeyinde bağlantılı kişilerin yakınlarına ait şirketler arasında yapılan işlemlerin etik açıdan incelenmesi gerektiğini savundu. “401 milyar liralık işlemler nasıl tespit edilemedi?” Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) fon vurgunu iddiaları kapsamındaki para hareketlerini tespit etme kapasitesini de eleştiren Usta, 14-16 Eylül döneminde yaklaşık 440 kişi tarafından toplam 401 milyar liralık satış yapıldığına yönelik iddiaların araştırılmasını istedi. Bu tutarın bir bölümünün yurt dışına çıkarıldığına ilişkin iddialar bulunduğunu belirten Usta, böylesine yüksek hacimli para hareketlerinin neden zamanında tespit edilmediğini sordu. Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelerde MASAK yetkililerinin açıklamalarını yetersiz bulduğunu söyleyen Usta, kurumların gerekli analizleri yaparak TBMM'ye bilgi vermesi gerektiğini ifade ederken kamu kurumlarından talep ettikleri rakamların paylaşılmadığını, bunun da Meclisin denetim görevini yerine getirmesini güçleştirdiğini savundu. “Fon krizinin siyasi ve bürokratik sorumluluğu ortaya çıkarılmalı” Fon krizinin yalnızca finansal piyasalardaki işlemlerle açıklanamayacağını belirten Usta, yüksek enflasyonun yatırımcıları yüksek getiri arayışına yönelterek riskli bir ortam oluşturduğunu söyledi. Yaşanan süreçte siyasi, bürokratik ve özel sektör bağlantılarının kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini vurgularken, kurumsal denetim mekanizmalarının etkin çalışmadığını öne sürdü. Yüz binlerce yatırımcının mağduriyetinin giderilmesi için şeffaf ve adil bir çözüm gerektiğini belirten Usta, fon düzenlemelerinde belirli kişi veya gruplara ayrıcalık tanınmaması gerektiğini ifade etti.SPK’nın kamu şirketlerine yönelik muafiyetinin gerekçeleri başta olmak üzere fonların sahiplik yapısı, yatırımcı profilleri, finansman kaynakları ve kamu kurumlarının denetim süreçlerine ilişkin sorularına yanıt beklediklerini belirterek açıklamalarını tamamladı.
İYİ Parti Kalkınma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, Türkiye gündemindeki fon vurgunu iddialarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 28 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı düzenlemedeki kamu şirketlerine yönelik istisnaya dikkat çeken Usta, düzenlemenin belirli fonları ve yatırımcıları korumak amacıyla hazırlanmış olabileceğini öne sürdü. Usta, “Bir yandan fon yoğunlaşmaları engellenirken diğer yandan kamu şirketleri üzerinden aynı düzenin devam etmesine açık kapı mı bırakılıyor

SPK’nın düzenlemesi Ziraat GYO’daki fonları korumak için mi yapıldı?”

Türkiye’de yaklaşık bir aydır tartışılan fon vurgunu iddialarına ilişkin basın toplantısı düzenleyen İYİ Parti Kalkınma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, SPK’nın serbest fonlara yönelik yeni düzenlemesinde dikkat çekici bir istisna bulunduğunu söyledi.

SPK’nın 28 Ağustos 2026 tarihinde serbest fonların belirli hisse senetlerinde yoğunlaşmasını önlemeye yönelik düzenleme yaptığını hatırlatan Usta, kamu kurumları, kamu iştirakleri ve bunların yönetim kontrolündeki şirketlerin ihraç ettiği sermaye piyasası araçlarının sınırlamalardan muaf tutulduğunu belirtti.

Uluslararası uygulamalarda kamu kurumlarının borçlanma araçlarına yönelik istisnalar bulunduğunu ancak hisse senetlerinin de muafiyet kapsamına alınmasının ciddi soru işaretleri yarattığını savunan Usta, kamu şirketlerinin hisselerinde de manipülasyon yapılabileceğini ifade etti.

Usta, geçmişte kamu bankalarının, Emlak Konut GYO ve Türk Hava Yolları hisselerinin de piyasa manipülasyonu iddialarına konu olduğunu hatırlatarak kamu şirketlerinin bu tür risklerden bağımsız olmadığını vurguladı.

“Ziraat GYO hisselerinin %16,90’ı üç fonun elinde”

SPK düzenlemesinden hangi şirketlerin yararlanabileceğini araştırdıklarını belirten Usta, kamu bağlantılı şirketler arasında özellikle Ziraat Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’nın (Ziraat GYO) dikkat çektiğini söyledi.

Usta’nın paylaştığı verilere göre, Ziraat GYO hisselerinin yaklaşık %81’i Ziraat Bankası’na, %16,90’ı ise Ziraat Portföy tarafından yönetilen üç ayrı fona ait. Geriye kalan yaklaşık %2’lik bölümün diğer yatırımcıların elinde bulunduğunu belirten Usta, şirket hisselerindeki yoğunlaşmanın dikkatle incelenmesi gerektiğini ifade etti.

Ziraat GYO hisselerinin 2 Eylül 2024 ile 12 Mayıs 2025 tarihleri arasında 6,26 liradan 29,50 liraya yükseldiğini belirten Usta, yaklaşık sekiz aylık dönemdeki değer artışının da incelenmesi gerektiğini dile getirdi.

Ziraat Portföy bünyesindeki fonlardan birinin varlıklarının yaklaşık yüzde 80’inin Ziraat GYO hisselerinden oluştuğunu öne süren Usta, söz konusu fonlardaki yatırımcı sayısının oldukça sınırlı olduğunu savundu. Bazı fonlarda yatırımcı sayısının 164 ve 222 seviyelerinde bulunduğunu belirten Usta, muafiyetin az sayıda yatırımcıya avantaj sağlayabileceğini iddia etti.

“Bu fonların yatırımcıları kimler, kim korunuyor?”

Düzenlemenin hazırlanma sürecine ilişkin SPK’ya sorular yönelten Usta, kamu şirketlerinin hisse senetlerinin neden muafiyet kapsamına alındığının açıklanmasını istedi.Usta, “Bu istisnayı kim önerdi? Hazırlık sürecinde Ziraat Bankası veya Ziraat Portföy’den görüş ya da talep alındı mı? İstisna neden yalnızca kamu kurumlarının borçlanma araçlarıyla sınırlandırılmadı? Ziraat GYO’daki fon pozisyonları düzenlemenin etki analizinde dikkate alındı mı?” sorularını yöneltti.

Muafiyet bulunmaması halinde Ziraat Portföy’ün elindeki hisselerin ne kadarını satmak zorunda kalacağının açıklanmasını isteyen Usta, istisnadan yararlanan diğer kamu şirketleri ile fonların sahiplik yapılarının da kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi.

Düzenlemenin belirli yatırımcıların olası kayıplarını önleme amacı taşıyabileceği şüphesini dile getiren Usta, “Yüz binlerce insan mağdurken, milyonlarca borsa yatırımcısı zarar görmüşken korumaya çalıştığınız bu sınırlı sayıdaki kişiler kimlerdir? Bu kişilerin siyasi bağlantıları var mıdır?” ifadelerini kullandı.

Usta, sorularının Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından yanıtlanmasını istedi.

“Fon mağduriyetinde üretici ve ihracatçı firmalar da unutulmamalı”

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda fon mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik kanun teklifinin görüşmelerini de değerlendiren Usta, düzenlemenin bazı mağdur gruplarını yeterince kapsamadığını savundu.

Özellikle üretici ve ihracatçı şirketlerin kısa vadeli nakitlerini değerlendirmek amacıyla söz konusu fonlara yatırım yaptığını belirten Usta, bu şirketlerin yaşadığı zararların üretim ve istihdam üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.Yüksek enflasyon ortamında işletmelerin birkaç günlük nakitlerini dahi değerlendirmek zorunda kaldığını ifade eden Usta, bazı şirketlerin maaş, tedarikçi ve diğer ödemelerini gerçekleştirememe riskiyle karşı karşıya bulunduğunu kaydederken, mağdur şirketlere avans niteliğinde ödeme yapılması gibi çözümlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek aksi halde çok sayıda işletmenin likidite sıkıntısı ve iflas riski yaşayabileceği uyarısında bulundu.

“Takas güvencesine duyulan güven sarsılıyor”

Fon mağduriyetlerine yönelik düzenlemede en önemli sorunlardan birinin satış işlemi tamamlanmış yatırımcıların durumu olduğunu söyleyen Usta, 14-16 Eylül tarihlerinde satış emri vererek alacaklı konumuna geçen yatırımcıların haklarının korunması gerektiğini ifade etti.

Satış emri gerçekleşmiş, fiyatı oluşmuş ve takas sürecine girmiş işlemlerin sonradan yok sayılmasının sermaye piyasalarına duyulan güveni zedeleyeceğini savunan Usta, içeriden bilgi kullanımı veya manipülasyon gibi suçlara karışan kişilerle iyi niyetli yatırımcıların birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.

Usta, “Takas sistemine girmiş, fiyatı oluşmuş ve alacak kesinleşmiş bir işlemde yatırımcının parasını alamaması, piyasa açısından son derece tehlikeli bir durumdur. Bu anlayış devam ederse Türkiye’de takas güvencesinden söz etmek mümkün olmayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Küçük yatırımcıların korunmasını desteklediğini ancak farklı tutarlarda yatırım yapan kişilere aynı miktarda ödeme yapılmasının da adalet tartışması yaratacağını belirten Usta, mağduriyetlerin giderilmesinde daha hakkaniyetli bir yöntem bulunması gerektiğini söyledi.

“Tera’nın 268 milyar liralık fonunda kurumların sorumluluğu araştırılmalı”

Basın toplantısında Tera bağlantılı fonlara ilişkin iddialarını da gündeme getiren Usta, Ağustos ayı sonunda büyüklüğü yaklaşık 268 milyar liraya ulaşan bir fonun, mevzuata aykırı olduğunu öne sürdüğü şekilde TEFAS sistemine dahil edildiğini iddia etti.

Söz konusu fonun yatırımcı sayısının 161’den 111 bine yükseldiğini belirten Usta, Takasbank ve SPK’nın bu süreçteki sorumluluklarının araştırılması gerektiğini ifade etti.

Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde ilgili kurumların temsilcilerine bu konuları sorduğunu anlatan Usta, yapılan açıklamaların kurumsal denetim açısından ciddi soru işaretleri doğurduğunu savundu.

Usta, SPK’nın olaylara zamanında müdahale etmediğini öne sürerek denetim mekanizmalarının neden işletilmediğinin açıklanmasını istedi.

“Borsa para piyasasından 115 milyar liralık borç iddiası”

Usta, Tera bağlantılı şirketlerin Borsa İstanbul ve Takasbank bünyesindeki para piyasalarından sağladıkları finansmana ilişkin de dikkat çekici rakamlar paylaştı.

Tera Yatırım Menkul Değerler'in 30 Haziran 2026 tarihli finansal verilerine işaret eden Usta, şirketin borsa para piyasasına yönelik kısa vadeli borcunun yaklaşık 114 milyar 959 milyon lira olduğunu söyledi.

Bu kaynakların piyasa manipülasyonu iddialarıyla bağlantılı işlemlerde kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiğini belirten Usta, ilgili kurumların fonlama faaliyetlerini neden durdurmadığı sorusunu yöneltti.

Usta, “Manipülasyon yapılabilmesi için kaynak gerekir. Bu kaynakların sistemin kendi para piyasalarından sağlandığına yönelik ciddi iddialar bulunuyor. Borsa İstanbul ve Takasbank’ın bu süreçteki sorumluluğu açıklığa kavuşturulmalıdır.” dedi.

“Borsa İstanbul yönetimine ilişkin iddialar yanıtlanmalı”

Borsa İstanbul ve Türkiye Varlık Fonu yönetimine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Usta, Türkiye Varlık Fonu Başkan Vekili ve Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan'ın TBMM'deki komisyon görüşmelerine katılmamasını eleştirdi.

Arıcan’ın ailesiyle bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü bir elektrikli araç şarj şirketine Halkbank şubelerinde ve İstanbul Finans Merkezi’nde yer tahsis edildiği iddialarını gündeme getiren Usta, bu konuda kamuoyuna açıklama yapılmasını istedi.

Söz konusu tahsislerin ticari anlaşma kapsamında gerçekleştirilmiş olabileceğini de belirten Usta, kamu bankası ile yönetim düzeyinde bağlantılı kişilerin yakınlarına ait şirketler arasında yapılan işlemlerin etik açıdan incelenmesi gerektiğini savundu.

“401 milyar liralık işlemler nasıl tespit edilemedi?”

Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) fon vurgunu iddiaları kapsamındaki para hareketlerini tespit etme kapasitesini de eleştiren Usta, 14-16 Eylül döneminde yaklaşık 440 kişi tarafından toplam 401 milyar liralık satış yapıldığına yönelik iddiaların araştırılmasını istedi.

Bu tutarın bir bölümünün yurt dışına çıkarıldığına ilişkin iddialar bulunduğunu belirten Usta, böylesine yüksek hacimli para hareketlerinin neden zamanında tespit edilmediğini sordu.

Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelerde MASAK yetkililerinin açıklamalarını yetersiz bulduğunu söyleyen Usta, kurumların gerekli analizleri yaparak TBMM'ye bilgi vermesi gerektiğini ifade ederken kamu kurumlarından talep ettikleri rakamların paylaşılmadığını, bunun da Meclisin denetim görevini yerine getirmesini güçleştirdiğini savundu.

“Fon krizinin siyasi ve bürokratik sorumluluğu ortaya çıkarılmalı”

Fon krizinin yalnızca finansal piyasalardaki işlemlerle açıklanamayacağını belirten Usta, yüksek enflasyonun yatırımcıları yüksek getiri arayışına yönelterek riskli bir ortam oluşturduğunu söyledi.

Yaşanan süreçte siyasi, bürokratik ve özel sektör bağlantılarının kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini vurgularken, kurumsal denetim mekanizmalarının etkin çalışmadığını öne sürdü.

Yüz binlerce yatırımcının mağduriyetinin giderilmesi için şeffaf ve adil bir çözüm gerektiğini belirten Usta, fon düzenlemelerinde belirli kişi veya gruplara ayrıcalık tanınmaması gerektiğini ifade etti.SPK’nın kamu şirketlerine yönelik muafiyetinin gerekçeleri başta olmak üzere fonların sahiplik yapısı, yatırımcı profilleri, finansman kaynakları ve kamu kurumlarının denetim süreçlerine ilişkin sorularına yanıt beklediklerini belirterek açıklamalarını tamamladı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.