,, ,

Hepatit Türlerine Dikkat: Kirli Su ve Gıdalardan Bulaşan Virüsler Siroza Yol Açabiliyor!

Sağlık 31.10.2026 - 10:00, Güncelleme: 31.10.2026 - 10:00 228 kez okundu.
 

Hepatit Türlerine Dikkat: Kirli Su ve Gıdalardan Bulaşan Virüsler Siroza Yol Açabiliyor!

A ve E tipi hepatitler çoğunlukla kirli su ve gıdalarla bulaşırken, B ve C tipi hepatitler kan ve cinsel temas yoluyla yayılabildiğini ifade eden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “B ve C virüsü taşıyıcılarının mutlaka hasta olmaları gerekmez. Bu taşıyıcıların büyük çoğunluğu belirti vermez, fakat virüsü çevrelerine yayabilirler. Bazılarında, virüs karaciğeri sessizce hasara uğratır ve siroza giden yolu açar
Dr. Mamçu, sarılığın nedeninin belirlenmesinin ve Hepatit B ile C taşıyıcılığının tespiti için kan testi yaptırılmasının önemine dikkat çekti.  Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, sarılığın nedenleri ile hepatit virüslerinin bulaşma yolları ve özellikle belirti vermeden ilerleyebilen Hepatit B ve C’nin yol açabileceği tehlikeler hakkında açıklamalarda bulundu.  Sarılık, bilirubin dönüşümünün farklı aşamalarındaki sorunlardan kaynaklanabilir! Karaciğer tarafından vücuttan atılan ‘bilirubin’ maddesinin vücutta birikmesi sonucunda deri ve göz aklarının sarı bir renk almasının ‘sarılık’ olarak adlandırıldığını ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Tüm sarılıkların nedeni aynı değildir.” dedi. Bilirubin maddesinin vücuttan atılması esnasında karaciğer tarafından suda eriyebilen bir şekle dönüştürülmesi gerektiğini kaydeden Dr. Mamçu, “Bu dönüşümden önce, dönüşüm sırasında veya bilirubinin bağırsağa akması sırasında sarılık ortaya çıkabilir.” şeklinde konuştu. Her sarılık bulaşıcı değildir ancak nedeni belirlenene kadar bulaşıcı kabul edilmelidir! Sarılıkların, sadece bazı mikroorganizmalarla oluşanlarının bulaşıcı olduğuna işaret eden Dr. Mamçu, “Diğer sarılıklarda bulaştırıcılık yoktur.” dedi. Ancak, sarılığın nedeninin doktor tarafından tam olarak tespit edilmesine dek bulaşıcı kabul edilmesi gerektiğini aktaran Dr. Mamçu, “Bulaşıcı sarılık veya tıp dilinde viral hepatit, ışık mikroskopu ile görülemeyecek kadar küçük, virüs denen mikroorganizmaların oluşturduğu, karaciğerin yaygın iltihabi hastalığına verilen isimdir. Bu hastalığın, A, B, C, D, E ve G harfleri ile isimlendirilen en az 6 farklı virüsle oluştuğunu biliyoruz.” ifadelerini kullandı. Sarılık belirtileri ortaya çıkmadan da hepatit geçirilip virüs taşınabilir! Hepatit virüslerinin bulaşmayı takiben belirli bir kuluçka dönemi sonrasında hastalık yaptıkları bilgisini veren Dr. Mamçu, “Hastaların yarısından fazlasında hastalık sırasında sarılığın ortaya çıkmaması veya silik kalması mümkündür.” dedi. Bu nedenle pek çok kişinin sarılık hastalığı geçirdiğini fark edemediğine değinen Dr. Mamçu, şunları söyledi: “Ancak o sırada tesadüfen bir kan tetkiki yapılırsa anlaşılabilir. Çocuklarda belirtiler daha hafif ve kısa süreli olduğundan, özellikle küçük yaş gurubundaki çocuklarda hastalık teşhis edilmeden geçip gidebilir. Hastaların bir kısmında ise; kuluçka süresini takiben, halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması ile başlar. Kısa süren ateş olabilir. Bulaşıcı sarılık genellikle 4-6 haftalık bir hastalıktır, A ve E virüsü ile olanlar sonunda şifa ile biterler ve kronikleşme göstermezler. B, C ve D virüsleri ile oluşan bulaşıcı sarılıklar kronikleşebilir. Bu oran, B virüsü için yüzde 5 -10, C virüsü için yüzde 80 kadardır. D virüsü hepatitinde de kronikleşme oranı yüksektir. Bunun sonucu olarak, Türkiye'de nüfusun yüzde 5-7 kadarı (4 milyona yakın insan) B virüsünü, farkında olmaksızın taşır.” Hepatit virüsleri kirli su ve gıdaların yanı sıra kan ve cinsel yolla da bulaşabiliyor! A ve E virüslerinin dışkı ile atıldıklarını hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “A virüsü ile oluşan bulaşıcı sarılıkta hastanın dışkısı, sarılığın ortaya çıkışından 2 hafta öncesi ile 1 hafta sonrası çok bulaşıcıdır.” dedi. Bu virüsler ile oluşan hepatitlerin esas itibariyle, virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besin maddelerinin (sebze ve meyveler) ağızdan alınması ile bulaştıklarını dile getiren Dr. Mamçu, “Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas etmiş ellerin ağıza değdirilmesi de kişisel bulaşmada ve virüsün yayılmasında çok önemlidir. B ve C virüsleri ise, kan ve kan ürünlerinin alınması, mikroplu enjektör ve iğnelerin kullanılması, ortak jilet veya diş fırçası kullanımı, akupunktur, diş tedavisi gibi yollarla ve cinsel ilişki suretiyle bulaşırlar. Hastalığın, bu virüsleri taşıyan anneden bebeğe geçişi de mümkündür. Ancak, B virüsü hepatitine yakalanmış hastaların üçte birinde geçiş yolu belirlenemez.” açıklamasını yaptı. Hepatit B, sinsi ilerleyerek siroz ve karaciğer kanserine yol açabilir! A ve B virüsleri ile oluşan bulaşıcı sarılıkların ülkemizde çok yaygın olduğuna dikkat çeken Dr. Mamçu, “Türkiye 'de, üniversite çağına gelmiş gençlerin yüzde 90'ı, A virüsü hepatitini farkında olmasalar bile, çocukluk çağında geçirmiş olurlar.” dedi. A virüsü hepatitinin çoğunlukla çocukluk çağında geçirilmesine karşılık, B virüsü hepatitine yakalanma şansının genç yetişkin ve orta yaş gurubunda en yüksek seviyede olduğunu aktaran Dr. Mamçu, “Türkiye'de her yıl 200 bin kişinin bulaşıcı sarılığa yakalandığı hesaplanmıştır. Bu olguların yarısına yakın bölümü B virüsü ile oluşur. Çünkü B virüsünün yaptığı hepatit hem çok sık ve yaygındır, hem de hastaların yüzde 5-10 kadarında, hastalığın alevli (akut) dönemi geçtikten sonra tam şifa olmaksızın hastalık sinsi ve kronik biçimde devam eder. ‘Hepatit B taşıyıcısı’ olarak tanımladığımız bu kişilerin bir kısmında hayat boyu, virüs karaciğerde herhangi  bir hasar yapmadan kalırken, tüm Hepatit B geçirenlerin yüzde 1-2’sinde zaman içerisinde denge kişi aleyhine bozularak kronik aktif karaciğer hastalığı, bu hastaların da bir kısmında zamanla siroz ve karaciğer kanseri gelişebilir.” diye konuştu. Hepatit C, kronikleşerek siroz ve karaciğer kanseri riskini artırabiliyor! C virüsü ile oluşan hepatitlerin büyük çoğunluğunun ise kronikleşerek siroz ve karaciğer kanseri riskine neden olmakla birlikte, toplumumuzdaki yaygınlığının çok düşük olduğunu ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “C virüsü hepatiti bireysel açıdan tehlikeli bir hastalık olmakla beraber toplumsal açıdan fazla tehlike yaratmaz. Türkiye’de nüfusun ortalama yüzde 0.5’i Hepatit C virüsünü taşır.  C virüsü hepatiti özellikle hemodiyaliz hastaları ve sık sık kan nakli yapılan hastalar için ciddi bir tehlike oluşturabilir.” dedi. Hepatit B ve C taşıyıcılığı belirti vermeden karaciğere zarar verebilir! Bulaşıcı sarılığın eğer E virüsü ile oluşmuşsa gebelerde tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı: “Diğer virüslerle oluşan bulaşıcı sarılıkların gebelerde, gebe olmayanlara göre daha ciddi seyrettiği gösterilmemiştir.  B ve C virüsü taşıyıcılarının mutlaka hasta olmaları gerekmez. Bu taşıyıcıların büyük çoğunluğu belirti vermez, fakat virüsü çevrelerine yayabilirler. Bazılarında, virüs karaciğeri sessizce hasara uğratır ve siroza giden yolu açar. Kişinin B ve C virüsünü taşıyıp taşımadığını bilmesinin tek yolu kan testi yaptırmaktır.” Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.94445
A ve E tipi hepatitler çoğunlukla kirli su ve gıdalarla bulaşırken, B ve C tipi hepatitler kan ve cinsel temas yoluyla yayılabildiğini ifade eden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “B ve C virüsü taşıyıcılarının mutlaka hasta olmaları gerekmez. Bu taşıyıcıların büyük çoğunluğu belirti vermez, fakat virüsü çevrelerine yayabilirler. Bazılarında, virüs karaciğeri sessizce hasara uğratır ve siroza giden yolu açar

Dr. Mamçu, sarılığın nedeninin belirlenmesinin ve Hepatit B ile C taşıyıcılığının tespiti için kan testi yaptırılmasının önemine dikkat çekti. 

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, sarılığın nedenleri ile hepatit virüslerinin bulaşma yolları ve özellikle belirti vermeden ilerleyebilen Hepatit B ve C’nin yol açabileceği tehlikeler hakkında açıklamalarda bulundu. 

Sarılık, bilirubin dönüşümünün farklı aşamalarındaki sorunlardan kaynaklanabilir!

Karaciğer tarafından vücuttan atılan ‘bilirubin’ maddesinin vücutta birikmesi sonucunda deri ve göz aklarının sarı bir renk almasının ‘sarılık’ olarak adlandırıldığını ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Tüm sarılıkların nedeni aynı değildir.” dedi.

Bilirubin maddesinin vücuttan atılması esnasında karaciğer tarafından suda eriyebilen bir şekle dönüştürülmesi gerektiğini kaydeden Dr. Mamçu, “Bu dönüşümden önce, dönüşüm sırasında veya bilirubinin bağırsağa akması sırasında sarılık ortaya çıkabilir.” şeklinde konuştu.

Her sarılık bulaşıcı değildir ancak nedeni belirlenene kadar bulaşıcı kabul edilmelidir!

Sarılıkların, sadece bazı mikroorganizmalarla oluşanlarının bulaşıcı olduğuna işaret eden Dr. Mamçu, “Diğer sarılıklarda bulaştırıcılık yoktur.” dedi.

Ancak, sarılığın nedeninin doktor tarafından tam olarak tespit edilmesine dek bulaşıcı kabul edilmesi gerektiğini aktaran Dr. Mamçu, “Bulaşıcı sarılık veya tıp dilinde viral hepatit, ışık mikroskopu ile görülemeyecek kadar küçük, virüs denen mikroorganizmaların oluşturduğu, karaciğerin yaygın iltihabi hastalığına verilen isimdir. Bu hastalığın, A, B, C, D, E ve G harfleri ile isimlendirilen en az 6 farklı virüsle oluştuğunu biliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Sarılık belirtileri ortaya çıkmadan da hepatit geçirilip virüs taşınabilir!

Hepatit virüslerinin bulaşmayı takiben belirli bir kuluçka dönemi sonrasında hastalık yaptıkları bilgisini veren Dr. Mamçu, “Hastaların yarısından fazlasında hastalık sırasında sarılığın ortaya çıkmaması veya silik kalması mümkündür.” dedi.

Bu nedenle pek çok kişinin sarılık hastalığı geçirdiğini fark edemediğine değinen Dr. Mamçu, şunları söyledi:

“Ancak o sırada tesadüfen bir kan tetkiki yapılırsa anlaşılabilir. Çocuklarda belirtiler daha hafif ve kısa süreli olduğundan, özellikle küçük yaş gurubundaki çocuklarda hastalık teşhis edilmeden geçip gidebilir.

Hastaların bir kısmında ise; kuluçka süresini takiben, halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması ile başlar. Kısa süren ateş olabilir. Bulaşıcı sarılık genellikle 4-6 haftalık bir hastalıktır, A ve E virüsü ile olanlar sonunda şifa ile biterler ve kronikleşme göstermezler.

B, C ve D virüsleri ile oluşan bulaşıcı sarılıklar kronikleşebilir. Bu oran, B virüsü için yüzde 5 -10, C virüsü için yüzde 80 kadardır. D virüsü hepatitinde de kronikleşme oranı yüksektir. Bunun sonucu olarak, Türkiye'de nüfusun yüzde 5-7 kadarı (4 milyona yakın insan) B virüsünü, farkında olmaksızın taşır.”

Hepatit virüsleri kirli su ve gıdaların yanı sıra kan ve cinsel yolla da bulaşabiliyor!

A ve E virüslerinin dışkı ile atıldıklarını hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “A virüsü ile oluşan bulaşıcı sarılıkta hastanın dışkısı, sarılığın ortaya çıkışından 2 hafta öncesi ile 1 hafta sonrası çok bulaşıcıdır.” dedi.

Bu virüsler ile oluşan hepatitlerin esas itibariyle, virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besin maddelerinin (sebze ve meyveler) ağızdan alınması ile bulaştıklarını dile getiren Dr. Mamçu, “Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas etmiş ellerin ağıza değdirilmesi de kişisel bulaşmada ve virüsün yayılmasında çok önemlidir. B ve C virüsleri ise, kan ve kan ürünlerinin alınması, mikroplu enjektör ve iğnelerin kullanılması, ortak jilet veya diş fırçası kullanımı, akupunktur, diş tedavisi gibi yollarla ve cinsel ilişki suretiyle bulaşırlar. Hastalığın, bu virüsleri taşıyan anneden bebeğe geçişi de mümkündür. Ancak, B virüsü hepatitine yakalanmış hastaların üçte birinde geçiş yolu belirlenemez.” açıklamasını yaptı.

Hepatit B, sinsi ilerleyerek siroz ve karaciğer kanserine yol açabilir!

A ve B virüsleri ile oluşan bulaşıcı sarılıkların ülkemizde çok yaygın olduğuna dikkat çeken Dr. Mamçu, “Türkiye 'de, üniversite çağına gelmiş gençlerin yüzde 90'ı, A virüsü hepatitini farkında olmasalar bile, çocukluk çağında geçirmiş olurlar.” dedi.

A virüsü hepatitinin çoğunlukla çocukluk çağında geçirilmesine karşılık, B virüsü hepatitine yakalanma şansının genç yetişkin ve orta yaş gurubunda en yüksek seviyede olduğunu aktaran Dr. Mamçu, “Türkiye'de her yıl 200 bin kişinin bulaşıcı sarılığa yakalandığı hesaplanmıştır. Bu olguların yarısına yakın bölümü B virüsü ile oluşur. Çünkü B virüsünün yaptığı hepatit hem çok sık ve yaygındır, hem de hastaların yüzde 5-10 kadarında, hastalığın alevli (akut) dönemi geçtikten sonra tam şifa olmaksızın hastalık sinsi ve kronik biçimde devam eder. ‘ Hepatit B taşıyıcısı’ olarak tanımladığımız bu kişilerin bir kısmında hayat boyu, virüs karaciğerde herhangi  bir hasar yapmadan kalırken, tüm Hepatit B geçirenlerin yüzde 1-2’sinde zaman içerisinde denge kişi aleyhine bozularak kronik aktif karaciğer hastalığı, bu hastaların da bir kısmında zamanla siroz ve karaciğer kanseri gelişebilir.” diye konuştu.

Hepatit C, kronikleşerek siroz ve karaciğer kanseri riskini artırabiliyor!

C virüsü ile oluşan hepatitlerin büyük çoğunluğunun ise kronikleşerek siroz ve karaciğer kanseri riskine neden olmakla birlikte, toplumumuzdaki yaygınlığının çok düşük olduğunu ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “C virüsü hepatiti bireysel açıdan tehlikeli bir hastalık olmakla beraber toplumsal açıdan fazla tehlike yaratmaz. Türkiye’de nüfusun ortalama yüzde 0.5’i Hepatit C virüsünü taşır.  C virüsü hepatiti özellikle hemodiyaliz hastaları ve sık sık kan nakli yapılan hastalar için ciddi bir tehlike oluşturabilir.” dedi.

Hepatit B ve C taşıyıcılığı belirti vermeden karaciğere zarar verebilir!

Bulaşıcı sarılığın eğer E virüsü ile oluşmuşsa gebelerde tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Diğer virüslerle oluşan bulaşıcı sarılıkların gebelerde, gebe olmayanlara göre daha ciddi seyrettiği gösterilmemiştir. 

B ve C virüsü taşıyıcılarının mutlaka hasta olmaları gerekmez. Bu taşıyıcıların büyük çoğunluğu belirti vermez, fakat virüsü çevrelerine yayabilirler. Bazılarında, virüs karaciğeri sessizce hasara uğratır ve siroza giden yolu açar.

Kişinin B ve C virüsünü taşıyıp taşımadığını bilmesinin tek yolu kan testi yaptırmaktır.” Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.94445

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve newsfindy.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.