Aynadaki kişi bile yabancı gelebiliyor!
Aynadaki kişi bile yabancı gelebiliyor!
Prosopagnozinin, görme sorunu olmamasına rağmen kişilerin yüzleri tanıyamamasına yol açan nörolojik bir durum olduğunu belirten uzmanlar, hastalığın hafif ya da ağır seyredebildiğini söylüyor.
kalarda kişinin yakınlarını, hatta kendi yüzünü bile tanıyamayabildiğini aktaran Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Prosopagnozide fusiform yüz alanındaki nöral ağlar veya bu bölgenin hafıza merkezleriyle olan bağlantıları hasar görmüş ya da doğuştan işlevsizdir.” dedi. Özellikle doğuştan olan prosopagnozinin hastalar tarafından uzun yıllar fark edilmeyebileceğine dikkat çeken Dr. Şalçini, prosopagnozinin kesin bir tıbbi veya cerrahi tedavisinin bulunmadığını, ses, saç, duruş ve aksesuar gibi ipuçlarından yararlanılarak günlük yaşamın kolaylaştırılabileceğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, prosopagnozi (yüz körlüğünün) nedenleri, belirtileri, kişinin sosyal yaşamına etkileri ve kesin tedavisi bulunmamasına rağmen kullanılan telafi edici yöntemler hakkında açıklamalarda bulundu.
Beyin yüzü görse de kim olduğunu tanıyamıyor!
Nörolojik literatürün en sarsıcı algı bozukluklarından birinin prosopagnozi (yüz körlüğü) olduğunu ifade eden Dr. Celal Şalçini, “ Prosopagnozi kişinin görme yetisinde hiçbir fiziksel kusur olmamasına rağmen yüzleri tanıyamaması durumudur.” dedi.
Ünlü nörolog Oliver Sacks’ın eserlerini örnek gösteren Dr. Şalçini, “Hastalar göz, burun veya ağız gibi tekil yüz bileşenlerini net bir şekilde algılayabilir; ancak beyin bu parçaları bütüncül bir kimlikte birleştiremez. Kişi karşısındaki insanın yüz hatlarını en ince ayrıntısına kadar görse de beynin görsel veriyi zihindeki kimlik kütüphanesiyle eşleştirememesi nedeniyle o yüzün kime ait olduğunu çözemez.” şeklinde konuştu.
Şiddetli vakalarda kişi kendi yüzünü bile tanıyamayabilir!
Prosopagnozinin derinliğinin hastadan hastaya geniş bir yelpazede çeşitlilik gösterdiğini kaydeden Dr. Şalçini, şunları söyledi:
“Hafif seyreden durumlarda yalnızca yeni tanışılan kişiler unutulurken, ağır vakalarda birey en yakınlarını bile teşhis edemez hâle gelebilir. Dr. Oliver Sacks’ın eserine adını veren Dr. P.’nin, eşinin başını bir şapka sanıp tutmaya çalışacak kadar ileri düzey bir görsel agnozi ve prosopagnozi yaşaması bu durumun dramatik bir örneğidir. Şiddetli vakalarda kişi eşini, çocuğunu, annesini ve hatta aynaya baktığında kendi yüzünü dahi tanıyamaz; yakınlarını ayırt edebilmek için ses tonu, belirgin bir takı veya yürüme tarzı gibi ikincil ipuçlarına bağımlı kalır.”
Yüz tanımadan sorumlu beyin ağları hasar görmüş ya da doğuştan işlevsiz olabilir!
Sağlıklı bir beyinde yüz tanıma işleminin, temporal lobun alt kısmında yer alan ‘fusiform yüz alanı’ (FFA) adlı özelleşmiş bölge sayesinde saliseler içinde ve bütüncül bir şablon üzerinden gerçekleştiğini aktaran Dr. Şalçini, “Prosopagnozide ise fusiform yüz alanındaki nöral ağlar veya bu bölgenin hafıza merkezleriyle olan bağlantıları hasar görmüş ya da doğuştan işlevsizdir. Beyin bütünsel algılama yetisini kaybettiği için bilişsel süreç adeta bir dedektif gibi çalışmaya başlar; yüzü bir bütün olarak hissetmek yerine kaş yapısı, çene çizgisi gibi detayları tek tek analiz etmeye çalışır ancak bu analitik yaklaşım anlık tanımayı sağlamada yetersiz kalır.” dedi.
Klinik araştırmalar ve Sacks’ın vakalarının, yüz körlüğünün hem gelişimsel (doğuştan) hem de kazanılmış (sonradan) formlarının bulunduğunu gösterdiğine işaret eden Dr. Şalçini, “Doğuştan olan türde beyin, genetik veya erken gelişimsel faktörler nedeniyle yüz tanıma ağlarını hiç oluşturamazken; sonradan gelişen vakalarda inme (felç), kafa travmaları, beyin tümörleri, ensefalit gibi enfeksiyonlar veya Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklar ana etkendir. Beynin sağ alt temporal bölgesinde meydana gelen bir doku hasarı, bireyin o güne kadar sorunsuz çalışan yüz hafızasını aniden veya kademeli olarak silip atabilir.” açıklamasını yaptı.
Hastalar yaşadıkları durumun klinik bir nörolojik bozukluk olduğunun farkında olmayabilir!
Oliver Sacks’ın gözlemlerine atıfta bulunan Dr. Celal Şalçini, “Pek çok hasta yaşadığı bu sıra dışı durumun klinik bir nörolojik bozukluk olduğunun farkına varmadan yıllarca yaşayabilir.” dedi.
Özellikle doğuştan prosopagnozik olan bireylerin, herkesin dünyayı kendi gördükleri gibi algıladığını varsaydıklarını dile getiren Dr. Şalçini, “Bu sebeple durumlarını ‘isim hafızam zayıf’, ‘dikkatim dağınık’ veya ‘insanları birbirine karıştırıyorum’ diyerek geçiştirirler. Beyin, kişinin farkında olmadığı telafi mekanizmaları geliştirerek ses ve giysi detaylarıyla durumu maskelediğinden, gerçek teşhis sıklıkla yetişkinlik döneminde tesadüfen ya da nörolojik değerlendirmeler sonucunda koyulur.” diye konuştu.
Kesin bir tıbbi veya cerrahi tedavisi yok!
Yüz körlüğü, yalnızca algısal bir engel olmakla kalmayıp bireyin sosyal ve psikolojik dengesini de derinden sarstığına dikkat çeken Dr. Celal Şalçini, “Sokakta çok yakın bir arkadaşının yanından selam vermeden geçmek ya da bir yabancıya yakınlık göstermek, kişide zamanla yoğun bir mahcubiyet ve sosyal kaygı oluşturur. Çevresi tarafından sık sık ‘kibirli’, ‘soğuk’ ya da ‘ilgisiz’ olarak etiketlenen hastalar, yanlış anlaşılma korkusuyla kendilerini toplumdan soyutlamaya başlarlar. Sacks’ın eserlerinde de altı çizildiği üzere bu sürekli tetikte olma hâli, kişiyi zamanla insan ilişkilerinden uzaklaştırarak derin bir içe kapanma ve yalnızlığa sürükleyebilir.” dedi.

Hâlihazırda prosopagnozinin beyindeki hasarlı yüz tanıma mekanizmasını tamamen iyileştiren kesin bir tıbbi veya cerrahi tedavisi bulunmadığını ifade eden Dr. Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:
“Nörolojik rehabilitasyon süreçlerinde beynin esneklik (nöroplastisite) yeteneğinden yararlanan bilişsel egzersizler denense de temel yaklaşım kişiye ‘telafi edici stratejiler’ öğretmektir. Tıpkı Oliver Sacks’ın vakası Dr. P.’nin insanları ve nesneleri zihninde müzikal ritimler ve belirli karakteristik ipuçlarıyla eşleştirerek hayatını sürdürmeyi başarması gibi; hastalara da kişileri ses tonu, konuşma ritmi, saç kesimi, duruş veya belirgin aksesuarlar üzerinden ayırt etme teknikleri kazandırılarak günlük yaşamlarını sürdürmeleri sağlanır.” Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.91872
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

