<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>News Findy Türkiyenin Haber Sitesi</title>
                      <link>https://www.newsfindy.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.newsfindy.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Türkiyenin en iyi haber sitesidir</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Sat, 05 Sep 2026 08:01:30 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>News Findy Türkiyenin Haber Sitesi - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - News Findy Türkiyenin Haber Sitesi</copyright><item><title><![CDATA[Dervişoğlu: Terörsüz Türkiye Sürecinin İyi Bir Senaryosu Yoktur!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-dervisoglu-terorsuz-turkiye-surecinin-iyi-bir-senaryosu-yoktur-36512.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-dervisoglu-terorsuz-turkiye-surecinin-iyi-bir-senaryosu-yoktur-36512.html</link>
                    <description><![CDATA[İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili olumlu bir senaryo gerçekleşmeyeceğine işaret ederek “Cumhuriyeti, 100 yıllık bir zulüm nizamı olarak tanımlıyorlar. Yerel özerklik üzerinden federasyon ve konfederasyon taleplerinde bulunuyorlar. Dört parçalı Kürdistan'dan bahsediyorlar. Dolayısıyla bu melun örgütün mihmandarlığında sürdürülen sürecin iyi bir senaryosu yoktur” dedi. “Kalkışma” dediği süreç için “Aklından bahseden devleti, akla davet ediyorum” çağrısında bulunan Dervişoğlu, terör örgütünün kaçakçılık yaparak elde ettiği gelirin servet barışı adı altında Türkiye’ye girmesinden endişe duyduğunu dile getirdi. “Tek adamlığı tahkim edecek bir düzenlemenin içinde yer almayız” diyerek bu yöndeki Anayasa tartışmalarına kapıyı kapatan Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanı adayı olur musunuz” sorusuna da yanıt verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, KOZA TV ekranlarında Buket Güler, Remziye Demirkol ve SorelDağıstanlı'nın gündeme dair sorularınıyanıtladı.



Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldığı hatırlatılan Dervişoğlu, “Bunlar üzüntü verici şeyler. Siyasette, özellikle seçim ve kampanya dönemlerinde maksadı aşan ifadelerin kullanılabilmesi mümkün oluyor. Ben azami ölçüde dilime özen gösteriyorum ama bazı çevreler aynı hassasiyeti sergilemiyor. Siyasette sarf ettiğiniz kelamların yarın karşınıza çıkabileceğini düşünmeniz gerekir. O gün kimsenin işine yaramayan beyanlarınız sonraki zamanlarda bazı stratejilerin parçasına dönüştürülebiliyor” dedi.



“Gözden çıkardıkları isimler üzerinden kendilerini aklıyorlar”



AK Parti’nin, gözden çıkardığı isimler üzerinden kendini aklamaya çalıştığını savunan Dervişoğlu, “Türkiye’de çok fazla şey oluyor ama ‘iktidara kimse dokumuyor’ türünden eleştiriler var. Bundan dolayı gözden çıkardığı bazı şahsiyetlerle alakalı olarak bugün bazı soruşturmaları yapmak suretiyle kendilerini bir şekilde aklıyorlar. Bu, iktidarın en büyük meziyetlerinden biri.Kendi temizliğini anlatamadığı için başkalarının en az kendisi kadar kirli olduğunu ifade ederek vatandaşın siyasi tercihini şekillendirmek istiyor. AK Parti kendini aklayıp paklayamadığına göre başkaları üzerinden bu işlemi yapmaya yönelik adımlar atabiliyor” ifadesini kullandı.



Gökçek hakkında soruşturma



“’Kendimize de yapıyoruz’ türünden mesajlar verebilmek için bu kabil yollara tevessül ettiklerini söyleyebilirim” diyerek Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında başlatılan soruşturmaya işaret eden Dervişoğlu, “Muhalefetin mal bulmuş mağribi gibi işin stratejisini düşünmeden olayın üzerine atlamasını çok yerinde görmüyorum” değerlendirmesini yaptı.



“Muhalefetne olup bittiğini görmeden sahiplenmemeli”



Gökçek’in davetle savcılığa çağrılmasına rağmen birçok belediye başkanının operasyonla evinden alındığına işaret eden Dervişoğlu, “Ayrıca Gökçek aleyhindeki iddialar gelini ve oğluyla alakalı. Gelini ve oğluyla alakalı olan bir konuda Melih Gökçek'in soruşturmanın merkezine koyulmasının arkasındaki stratejik hesabın çok doğru okunması gerekir. Türkiye'de bu zamana kadar şunlar konuşulmadı mı? ‘Türkiye'de belediyeler üzerinden bir yolsuzluk soruşturması yapılacaksa, Melih Gökçek yargılanmadan olabilecek bir şey değildir’ deniyordu. Gelini ve oğlunun Almanya'da mülk edinmesiyle alakalı olarak bir soruşturmanın yapılması Gökçek’i böyle bir durumdan kurtarır mı? Kurtarmaz. Çünkü, Melik Gökçe hakkında hazırlanmış kalın kalın dosyalar var. Melik Gökçek bunların hiçbirinden yargılanmıyor. Gelini ve oğlunu, belki de haksız bir mal edinimi münasebetiyle soruşturmaya tabi tutmak suretiyle muhalefet cenahına ‘bak onu bile yargıladık’ hissiyatı veriliyor. Söylenenlerden yargılamıyorsunuz ki mal ediniminden yargılıyorsunuz. Ayrıca o mal da kendisini ait değil, gelini ve oğluna ait. Muhalefet böyle bir durumu, arkasında ne olup bittiğini görmeden hemen sahiplenmemeli” şeklinde konuştu.



“Türkiye’de olup bitenlerin tamamı Erdoğan’ı yeniden seçmek için”



Davutoğlu hakkındaki soruşturmanın kapsamını bilmediğini ekleyen Dervişoğlu, “Salt cumhurbaşkanına hakaret dosyasıyla açılabilir amafarklı farklı dosyalarda devreye girebilir. Önemli olan, bu ülkeyi yöneten insanların böyle bir baskı altında yaşadığını gösterme halidir. Bu hal Türkiye’ye yakışmıyor. Türkiye bir kişiyi temizlemeye uğraşıyor. Dolayısıyla her adım atılıyor. Türkiye'de olup bitenlerin tamamı, anayasaya göre yeniden seçilme hakkı olmayan Recep Tayyip Erdoğan'ı bir kere daha seçmek için yapılıyor. Anayasa değişikliği dahi onu esas almak suretiyle yaşama geçirilmek isteniyor” dedi.



Anayasa tartışmaları: “Tek adamlığı tahkim edecek bir düzenlemenin içinde yer almayız”



Anayasa tartışmalarına değinen Dervişoğlu, “İYİ Parti olarak tek adamlığı tahkim edecek herhangi bir düzenlemenin hiçbir yerinde yer almayız. Ancak gerçekten bir anayasal düzenlemeye ihtiyaç vardır. Bu düzenleme de Türkiye'de parlamenter demokratik sisteme geçişe yönelik bir düzenleme olma özelliği taşırsa, bunu konuşmaya ve tartışılmaya değer buluruz.



Sistem değişikliğinin gerekliliği hususundaki görüşlerimizi ifade ederiz” açıklamasını yaptı.



“Sistem işlemiyor ama birilerini besliyor”



Sistem eleştirisinde bulunan Dervişoğlu, “Bu sistemin işlemediğini görüyorlar. Artık kurumlar, kurullar hiçbir şey yok.Bir daire başkanının ataması bile Cumhurbaşkanı’nın imzasına bırakılmış durumda. Dolayısıyla bu sistemi çalıştırabilmek mümkün değil.Biz bunun üzerinde çalışıyorsak, binlerce kişiyi sarayında çalıştıran Cumhurbaşkanı’nın da böyle bir şeyi düşünmemesi mümkün değil.Bu sistem işlemiyor.O’na göre de bize göre de işlemiyorama bu sistem birilerini besliyor. Dolayısıyla bu sistemden beslenenlerin sistemi sahiplenmesi, Erdoğan'ın sahiplenmesinin de çok üzerinde bir sahiplenme” şeklinde konuştu.



Terörsüz Türkiye: “Her şeyin devlet aklına ihale edilmesi akılsızlık”



MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye süreciyle gündeme getirdiği devlet aklı çıkışı hatırlatılan Dervişoğlu, “Eğer buna bir akıl diyorsanız, Sevr de Mondros Mütarekesi de bir devlet aklıydı.Onun da o dönemlerde devlet aklı olduğunu zannediyorlardı. Hatta Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal Atatürk, kurtuluş mücadelesi verirken; yine o akılla manda ve himayeyi savunanlar vardı. Dolayısıylasiyasi kadroların, akıbeti ne olacağı belli olmayan süreçlerin öncesinde, her şeyi devletin aklına ihale etmiş olması halini bir akılsızlık olarak telakki ediyorum” dedi.



“Örgütün kendini feshettiğini söylemesi dışında bir gelişme yok”



Süreç için “kalkışma” değerlendirmesinde bulunan Dervişoğlu, “Bu zamana kadar ne söylediysem haklı çıktım.Haklı çıktığım için dememnun değilim.Keşke haksız çıksaydım da bunlar yaşanmasaydı.Bir süreç başlatıldı. Sürecin bir şartı var. Örgütün kendini feshetmesi vesilah bırakması.Şu anda örgütün kendini feshettiğini söylemesi halinin dışında feshettiğine dair bir gelişmeyi net olarak ifade edebilmemiz mümkün değil. Bu işe aklını koyduğunu söyleyen devlet yöneticileri de kefalet koyamıyorlar. Bunların takibi için izleme komiteleri ve komisyonlarının kurulması gerektiği ifade ediliyor” açıklamasını yaptı.



“Ben size bir kâbus senaryosu çizebilirim”



“Bir örgütün kendini feshetmesi ile o örgütün kendini tasfiye etmesi aynı şey değil” diyen Dervişoğlu, “Sıradan bir örgütle karşı karşıya değiliz.Örgütün kendini tasfiye ve feshettiğini söylemesine inanıyorsak; o zaman niyetlerini de değiştirmiş olduklarını kabullenmemiz gerekir.Niyetlerinin değiştiğine dair herhangi bir şey konuşulmuyor. Terör örgütünün siyasi uzantısı partinin eş başkanı, Türkiye'de dört parçalı bir Kürdistan'dan bahsedebiliyor. Suriye'de bir entegrasyondan bahsediliyor. Sanki beklentimize karşılık veren bir adımmış gibi alkışlanıyor. Oysa Türkiye'nin konuyla ilgili temel tezi; Suriye'deki silahlı unsurların bireysel olarak entegrasyonuydu. Şimdi bunlar grup halinde bir entegrasyona vesile oldular. Bu Türkiye'nin tezlerini aykırı bir durumdur. En başından beri uyarıyorum: Bu yanlış politikayı sürdürürseniz terör örgütünü Suriye'de devletleştirirsiniz. İşte söylediğim olmuştur.Gelişme, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hilafınadır.Tugaylar halinde bir entegrasyon söz konusu” şeklinde konuştu.



Dervişoğlu şöyle devam etti:



“Ben size bir kâbus senaryosu çizebilirim.Bu tugaylar Türkiye sınırında konuşlandırılırsa ve yeniden bölücülük merkezli topraklarımızı tehdit eden bir hareketin parçasına dönüşürlerse, Türk Silahlı Kuvvetleri de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kendisine vermiş olduğu yetkiyle sınır ötesi operasyon yapmaya yeltenirse; muhatapları kim olacak? Terör örgütü olmaktan çıkarıyorsunuz. Suriye ordusu olacak.Bu yanlış adım başka bir krizinoluşmasına vesile olacak.



Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kırmızı bültenini aradığı ve başına ödül koyduğuadam, Suriye hükümetinde cumhurbaşkanının danışmanı haline geliyor”



“Sürecin kendisi provokatif bir sürece dönüştürüldü”



İyi bir senaryonun oluşma ihtimali sorulan Dervişoğlu, “Türkiye'nin onurlu ve eşit vatandaşı Kürtleri, Abdullah Öcalan denen canin vesayetinde tarif etmeye çalışır ve her Kürt’e



PKK'lı muamelesi yaparsanız; başka başka olumsuzluklar da kendi kendine gündeme gelir.



‘İyi senaryo için provokasyonlara dikkat etmek gerekiyor’ deniyor ya, asıl provokasyon‘Abdullah Öcalan gelsin, bu kürsüden konuşsun’ demekle başladı.Sürecin kendisi provokatif bir sürece dönüştürüldü. Bunun sorumlusu biz değiliz. Bunun sorumlusu devlet aklı dayatmasıyla devletin felaketine sebep olacak, milletin hürriyetine, istiklaline, Cumhuriyetine kastedecek adımların atılmasıdır” yanıtını verdi.



“Bu sürecin iyi bir senaryosu yok”



“İyi senaryo, iyi niyetle inşa edilir” diyen Dervişoğlu, “Terör örgütünün uzantısı olansiyasi partininsözcüleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde çıksınlar ve üniter devlet yapısıyla bir sorunları olmadığını anlatsınlar. Buna kimse bir şey demez. Cumhuriyet’le bir problemlerinin olmadığını söylesinler.Buna da hiç kimse bir şey demez.Ama bu beyanlar söylenmiyor. Cumhuriyeti, 100 yıllık bir zulüm nizamı olarak tanımlıyorlar. Üniter devlet yapısıyla alakalı yerel özerklik üzerinden federasyon ve konfederasyon taleplerinde bulunuyorlar. Dört parçalı, dört kantonlu Kürdistan'dan bahsediliyor. Dolayısıyla bu melun örgütün mihmandarlığında sürdürülen sürecin iyi senaryosu yoktur. İyi senaryo vatandaşın kalbinde ve vicdanında şekillenir.Zaten bu ülkenin onurlu ve eşit yurttaşları olan Kürtlerin kalbi tertemizdir.Biz, PKK eşittir Kürtler denklemini; bu millete yutturmalarına izin vermeyeceğiz” dedi.



“Terör hükümlüsünün yol göstericiliğinde süreç yönetilmez”



Dünyanın hiçbir yerinde bir terör örgütünün liderliğinde çözüm süreci yürütülmediğini ekleyen Dervişoğlu, “Tarih böyle bir şey kaydetmemiştir.Diğer ülkelerde benzer olaylar yaşandığında takip edilen yol ile Türkiye'de takip edilen yol aynı değildir. Örneğin Fransa’da bir terör hükümlüsü var. Çakal Carlos diye anılıyor. Hatırladığım kadarıyla 92-93'ten bu yana tutuklu.



Şimdi onun örgütünün tavsiyesi için Çakal Carlos’un mihmandarlığında bir yol haritası tanzim edilebilir mi? Abdullah Öcalan'ın ne olduğunu, kim olduğunu, hangi emellere hizmet ettiğini en başından doğru anlamak gerekiyor. Ben, ‘Kürt eşittir Abdullah Öcalan ya da PKK’ algısının yerleşmemesi gerektiğini, bunun başka fay hatlarını harekete geçirebileceği endişesini dile getiriyorum. Komisyonu kurulmasını isteyen Abdullah Öcalan, meclis kürsüsüne davet edilen Abdullah Öcalan, kendisine statü arananAbdullah Öcalan.Dünyanın neresinde bir terör hükümlüsünün yol göstericiliğinde o ülkenin en büyük sorununun çözümü temin edilmiş ki Türkiye'de temin edilsin” ifadesini kullandı.



“Kirli paranın Türkiye’ye girmesiyle ilgili kaygılarım var”



PKK’nın kendisini tasfiye etmesi gerektiğini de vurgulayan Dervişoğlu, “Bu örgütün; insan kaçakçılığından, organ kaçakçılığından, uyuşturucu kaçakçılığından, petrol kaçakçılığından her türlü kaçakçılıktan milyar dolarlık bir geliri var. Bu örgüt kendini feshedip, tasfiyesine rıza göstermiş olsa; finansal yapısının da nasıl tasfiye edileceğinin konuşulması durumu söz konusu olur. Türkiye açısından bazı kaygılarım var.Örgütün parasının servet barışı adı altında Türkiye'ye gelmesi…Kurbağa örneği vardır ya; yavaş yavaş ısıtırsanız haşlandığının farkına varmaz. Bizi yavaş yavaş ısıtıyorlar. 9 bin teröristi topluma entegre edeceklermiş. İnfaz diyorlar ama özel af niteliği taşıyor. Bunların hepsi terör uzmanı, patlayıcı uzmanı.Çatışma görmüş insanlar ama işledikleri suçlar devlet tarafından teyit edilebilecek nitelikte değil. Çünkü o tarz veriye sahip olup olmadığımız tartışma konusu. Varlık barışı çıkararak bunların kirli paralarının Türkiye’ye sokulmasının önünü açacağız endişesi yaşıyoruz” şeklinde konuştu.



“Örgüt, Türkiye’ye karşı suç işlediğini kabul etmiyor”



“Çatı örgütün tamamının silah bıraktığını, emellerinden ve niyetlerinden vazgeçtiğini açıklaması gerekir” diyen Dervişoğlu, “Bir kere bu örgüt Türkiye’ye karşı suç işlediğini kabul etmiyor. Bu örgüt af istemiyor. ‘Ben suç işlemedim. Ben özgürlük savaşı verdim’ diyor. Dolayısıyla bir kimlik tanınmasının peşinde koşuyor. Bir ortaklık inşasının peşinde olduğunu söylüyor. Bu, cumhuriyetin temel değerlerine ve dinamiklerine aykırı bir durumdur” dedi.



“Kürt’ün cumhurbaşkanı seçilmesine engel mi var?”



MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “Kürt ve Alevi cumhurbaşkanı yardımcıları olsun” önerisini hatırlatan Dervişoğlu, “Ben o zaman bu duruma‘Lübnanlaşma projesi’ dedim. Kürt’ün cumhurbaşkanı olarak seçilmesine mâni bir hal var mı? Kürt cumhurbaşkanımız olmadı mı? Kürt başbakanımız olmadı mı?Bunların hepsiCumhuriyet’in bize vermiş olduğu faziletlerin aşınmasına vesile olabilecek adımlar. Bunlar son derece şuurlu kurulmuş yanlış cümleler. Hiç kimse gelip, herhangi bir etnik kökenden olanın bu ülkede devlet memuru olmasını engelliyor mu? Ya da farklı bir dine, mezhebe mensup olanı ‘Sen bunu olamazsın’ dedi mi? Şimdi birileri sanki esirgenmişçesinebaşkalarına makam bahşediyor.Bu son derece tehlikeli bir durum.” ifadesini kullandı.



“Aklından bahseden devleti akla davet ediyorum”



Cumhuriyet’in hedef tahtasına konulduğunu dile getiren Dervişoğlu, “Dolayısıyla bütün bunların Cumhuriyet’e karşı bir kalkışma olduğunu, kısmi bir rahatlık getireceğini ve siyaseten bundan istifade edilebileceğini ama uzun vadede derin yaralar açacağını söylüyorum.Ben aklından bahseden devleti akla davet ediyorum” diye ekledi.



Çözüm yasası: “Kimin hangi sorunu çözüldü?”



Süreç kapsamında çıkarılan yasaya değinen Dervişoğlu, “Bu yasa hangi Kürt’ün hangi çözümünü getirdi? İş bulamayan Kürt, iş mi buluyor? Toprağa düşürdüğüterin karşılığını alamayan Kürt ya da Türkmen ya da işte farklı etki kökenden gelmiş şerefli Türk vatandaşı, toprağı düşürdüğü terin karşılığını mı alabiliyor? Onlara adalet mi geldi? Kimin hangi sorunu çözüldü?” diye sordu.



“Demirtaş, ‘Seni başkan yaptıracağız’ deseydi başına bunlar gelir miydi?”



AİHM’nin Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararları sorulan Dervişoğlu, “İkisi için de söylediklerim ortada. Selahattin Demirtaş, ‘Seni başkan yaptırmayacağız. Apo'nun heykelini dikeceğiz’ dediği için orada. ‘Seni başkan yaptıracağız. Apo'nun heykelini de beraber dikeceğiz’ deseydi bütün bunlar başına gelir miydi? Türkiye elbette ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden kaynaklı sorumluluklarının icaplarını yerine getirmelidir ama o kararlara uymayan ben değilim ki.Bu yeniden gündeme geldiğinde, Cumhurbaşkanı’nın danışmanlarından biri; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği her kararın uygulamak mecburiyetinde olunmadığını ifade etti. Dolayısıyla sorun muhatabı bu ülkeyi yönetenlerdir” yanıtını verdi.



Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ’ın Amedspor çıkışı



Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Amedspor çıkışı sorulan Dervişoğlu, “Diyarbakırspor, Amedspor olunca Öcalan canisini Meclis kürsüsüne davet eden kişi de benzer bir eleştiri yapmıştı.‘Amed diye bir yer yoktur’demişti. Ben de aynı çizgideyim.Bizim için önemli olan Diyarbakırspor. Ancak bu kabil işleri önceden planlayıp biristismar bataklığı yaratmak isteyenler bir strateji ortaya koyabilirler, özellikle söz söyleme makamında bulunan siyasetçilere düşen şey isebu süreci doğru okumak veolumsuz şeylerin olmasını mümkün kılabilecek sözleri sarf etmekten uzak durmaktır.Ben yerinde bulmuyorum.Size bir örnek vereyim. Terör olaylarının şiddetli yaşandığı bir dönemde İzmir’de eski partimde il başkanıydım. Bir Diyarbakırspor maçında ‘PKK dışarı diye’ bağırdılar. O maçı izleyenler arasındaydım.Gazeteciler bana mikrofon tuttuğunda, “Diyarbakırspor, Türkiye Futbol Federasyonunun talimatnamesive nizamnamesine göre Türkiye liglerinde futbol oynuyor. Dolayısıyla Diyarbakırspor'a İzmir'de ‘PKK dışarı denmesi’ asıl bölücülüğün yapılması halidir’ dedim.



Dolayısıyla taraftar gruplarının ya da genç nesillerin bu kabil meseleler üzerinden istismar edilmeye kalkışılması halini son derece tehlikeli bulurum. Diler ve umarım ki bu cümleler o amaçla sarf edilmiş cümleler olmasın. Ümit Bey, devlette önemli kurumlarda ders vermiş bir şahsiyettir. Hangi lafınneye sebep olacağını herkes kadar iyi bilir. İYİ Parti Genel Başkanı olarak ben şunu söylüyorum:Siyasette gündem oluşturmak, mevkii ve mevzi güçlendirmek, ivme kazanmak için bir tek memleket evladının tırnağının kanamasına rıza gösteremem” şeklinde konuştu.



İttifak tartışmaları



İttifak tartışmaları sorulan Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanlığı seçimi için muhalefetin sinerjisine zarar vermemek gerekiyor.Dolayısıyla muhalefet partileriyle cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi noktasındabir müştereklik elbette ki aranır. Buna hiç kimse itiraz edemez.Çünkü sistem 50 +1'i alın diyor. Siyasi partilerin bunu alabilmesi için de bütün muhalefet unsurlarıyla hem fikir olmayı temin edebilecek bir bütünleşik muhalefet anlayışına ihtiyacımız var. Ama diğer taraftan da bütün siyasi partiler Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde güçlü bir milletvekili sayısıyla temsil edilmek arzusu taşır. Şimdi burada şunu söylüyorum: Yarın seçim yok. Belirlenmiş bir cumhurbaşkanı adayı yok. Ekrem İmamoğlu şu anda tutuklu. Diplomasının iptali münasebetiyle cumhurbaşkanı seçilme yeterliliği elinden alınmış durumda. Dolayısıyla köprü altından akacak çok suvar. Muhalefetin bu konudaki sinerjisine zarar verilmemesi gerekliliğine her fırsatta işaret ettim. ‘Muhalefet partililerinin de birbirlerinin hassasiyetlerine itibar etmesi gerekir’ diye de söyledim. Şimdi hassasiyetlerimize itibar edilmemesinden kaynaklı birtakım endişeler yaşanıyor. Bu endişelerin tarafı biz değiliz” dedi.



Dervişoğlu, “Seçim takvimi açıklanırsa o zaman cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili yapılması gerekenler de siyasetin gündemine gelir;doğru temsil açısından bir yerde birlikte hareket etmek durumu söz konusu ise o konuda tartışılır. Ancak her zaman söylüyorum; milletin dertleriyle hem dert olmuş onun haliyle hemhal olmaya talip bir siyasi hareket olarak ittifakımız büyük Türk milletiyledir” diye ekledi.



Cumhurbaşkanı adayı olacak mı?



“İYİ Parti’nin cumhurbaşkanı adayı olur musunuz?” sorusuna Dervişoğlu, “Muhalefetin sinerjisine zarar vermemek için cümleyi doğru seçmek lazım ama bu ülkenin sorunlarının çözülebilirliğine inanmış ve bunun için çalışmaları projeleri olan bir siyasi partiyi temsilenTürk milleti omuzumu hangi tarihi sorumluluğu yüklerse onun icaplarını yerine getiririm. Bunda geri durmam ama şunu yapmam: Seçimi kazanmaya elverişli zemini başkasiyasi partilerle inşa ediyorsak, o seçimin kaybedilmesine vesile olabilecek adımı sahibi olmam.Yani siyaseten bozgunculuk yapmam” karşılığını verdi.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Dervişoğlu: Terörsüz Türkiye Sürecinin İyi Bir Senaryosu Yoktur! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 08:33:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/dervisoglu-terorsuz-turkiye-surecinin-iyi-bir-senaryosu-yoktur-113342-20260904.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/dervisoglu-terorsuz-turkiye-surecinin-iyi-bir-senaryosu-yoktur-113342-20260904.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/dervisoglu-terorsuz-turkiye-surecinin-iyi-bir-senaryosu-yoktur-113342-20260904.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Niğde Bor’da Çiftçi Buluşması: Artan Maliyetler Yüksek Rekoltenin Sevincini Gölgeledi!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-nigde-borda-ciftci-bulusmasi-artan-maliyetler-yuksek-rekoltenin-sevincini-golgeledi-36486.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-nigde-borda-ciftci-bulusmasi-artan-maliyetler-yuksek-rekoltenin-sevincini-golgeledi-36486.html</link>
                    <description><![CDATA[Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde çiftçilerle bir araya gelerek tarım sektöründe yaşanan sorunları dinledi. Bu yıl farklı ürünlerde rekoltenin yüksek olmasının beklendiğini belirten Gürer, yüksek rekoltenin çiftçinin gelirinin de yüksek olacağı anlamına gelmediğine dikkat çekti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Bor ilçesinde üretim yapan çiftçiler&nbsp; ise buğday ve mısır ektiğini belirterek yüksek maliyetlerden ve ürünlerin para etmemesinden yakındılar.



Çiftçiler, “Bu sene buğday, mısır ektik. Durum kötü. Para etmiyor” dedi.



Gübre ve mazot fiyatlarının üreticiyi zorladığını belirteler Çiftçiler , “Gübreyi en son 39 liradan kilosunu almıştım. Gübre, mazot 80 lira. Mazot aldı başını gidiyor. Elektrik de aynı şekilde. Şu anda çiftçinin durumu yatsın kalksın ağlasın” ifadelerini kullandı.



Çiftçi olarak destek istemediklerini söyleyen çiftçiler , asıl beklentilerinin girdi maliyetlerinin düşürülmesi olduğunu belirterek, “Bize destek vermesinler. Destek istemiyoruz biz. Desteği de büyükler alıyor. Bizim elektriğimizi, gübremizi, ilacımızın fiyatını düşürsünler. Destek onların olsun. 1 lira destek veriyorsa bizden 100 lira gidiyor. Nasıl çıkacağız bunun içinden?” diye konuştu.



GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ



Çiftçinin taleplerinin destekten ziyade üretim maliyetlerinin düşürülmesi noktasında yoğunlaştığını belirten Gürer, çiftçilere , “Siz diyorsunuz ki girdi maliyetleri düşürse, maliyetimiz uygun bir yere gelirse, çiftçi refahı içinde girdi maliyetine artı bir makul kâr bize yeter diyorsunuz. Bir şey istemiyorsunuz değil mi?” diye sordu.



Ömer Fethi Gürer, üreticinin bir yıl boyunca emek vererek yetiştirdiği ürünün tarladan çıktıktan sonra çok daha yüksek fiyatlarla tüketiciye ulaştığını belirterek, “Şimdi biz çiftçilerimize konuşurken diyorlar ki biz aynı zamanda ürettiğimizin dışında satın alanız. Eğer bizim girdi maliyetlerimiz düşük olursa, ürün uygun fiyatta da üretildiği zaman piyasada uygun oluşur. Ama bizden ürün çıktı mı 4-5 kat fiyatta başkaları bu işten para kazanıyor. Biz bir yıl emek veriyoruz. Bir yıl emek veren para kazanamıyor ama bunu alıp götürüp satan para kazanıyor.” dedi.



ENFLASYONU ÇİFTÇİNİN SIRTINDAN DÜŞÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR



Çiftçiler ise ürünün tüketiciye ulaşmasındaki maliyetlerin de yüksek olduğunu belirterek, aracı ve nakliye maliyetlerine dikkat çekti.



Bir çiftçi, “Şimdi satana da bir şey demiyoruz. Mazot pahalı, yol pahalı, nakliye pahalı. O adam da üstüne koyacak. Her şey girdi maliyetlerinden geliyor yani sonuçta. Mazot, nakliye. Adam otobana çıktı mı dünyanın yol parasını veriyor” dedi.



Yaşanan tablonun enflasyonla da doğrudan bağlantılı olduğunu savunan çiftçi, “Enflasyonu çiftçinin sırtından düşürmeye çalışıyorlar. Başka bir şey değil. Ürün para etmesin, enflasyonumuz düşük görünsün. Başka bir şey değil” ifadelerini kullandı.



“SİLAJLIK MISIRDA ALAN YOK, TALEP YOK”



Çiftçiler, silajlık mısır üretiminde de geçen yıla göre fiyatların düştüğünü ve ürünlerini satmakta zorlandıklarını anlattı.



Bir üretici, “Bu sene silajlık mısır diktik. Silajlıkta fiyatlar geçen yıla göre düşük. Alan yok şu anda. Talep yok” dedi.



Mısır üreticisi Necip Gök de geçen yıl ile bu yıl arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek, “Geçen sene 2 buçuğa verdiğimiz mısırı şu anda bin 800 liraya veriyoruz. Geçen yılın altında fiyatta satamıyoruz.” diye konuştu.



EMEKLİ ÇİFTÇİ: “SALÇAYLA SOĞAN YİYORUM”



Çiftçi Ahmet Eren&nbsp; ise hem emekli maaşı hem de tarımsal üretim maliyetleri nedeniyle geçinemediğini söyledi.



“Emekliyim. Aldığım emekli parasını, su parasına yetiştiremiyorum. 25 lira, 23 lira maaş alıyorum. Yemiyorum, içmiyorum. Salçayla soğan yiyorum. Su parasını anca karşılıyor” diyen Eren , sulama maliyetlerinin de üreticinin yükünü artırdığını ifade etti.



Eren , “Sulama parası da yüksek. Saati 500 lira” dedi.



Mazot fiyatlarındaki artışın traktör kullanım maliyetlerini de katladığını belirten Eren , “Geçen yıl mazotun litresi 44 liraydı. Bu sene 80 liraya çıktı. Şu an daha da artıyor. Geçen sene benim traktörümün deposu 12 bin lira doluyordu. Şimdi 20 bin lira dolmuyor.”



Girdi maliyetlerinin neredeyse tamamında büyük artış yaşandığını belirten çiftçi , “Tabii traktörün kontağını çevirdiğinizde geçen yıla göre katlamış oldu. Gübre katladı. Ama mahsulün fiyatı bir türlü katlamıyor” diye konuştu.



“TARIM, MİLLİ GÜVENLİK KADAR ÖNEMLİ”



CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise farklı bölgelerde çiftçilerle yaptığı görüşmelerde benzer sorunlarla karşılaştığını belirterek, üreticilerin tarımı bırakmak istemese de başka seçeneklerinin olmadığını söyledi.



Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Genelde nereye gitsek çiftçi arkadaşların söylediği şu: ‘Yapacak başka işimiz yok. Traktör var, arazi var. Gidip de bir sanayi kuruluşunda çalışma şansımız da yok. Eve ekmek anca buradan geliyor. Onun için de bunu sürdürüyoruz diyorlar.” şeklinde konuştu.



Tarımın stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Gürer, üreticinin üretimden kopmasının ülke açısından ciddi sonuçlar doğuracağını ifade ederek, “Tarım, milli güvenlik kadar önemli. Stratejik bir alan. Birden çok ürünümüz tarlada çiftçimiz ürettiği halde değer bulmayınca doğal olarak onların üretimden uzaklaşması, çocuklarının tarımdan kopması ülke geleceği açısından da sorun” dedi.



Türkiye’nin geçmişte kendi kendine yeten bir ülke olduğunu ancak bugün birçok üründe dışa bağımlı hale geldiğini savunan Ömer Fethi Gürer, “Yani biz kendi kendine yeten bir ülkeyken bugün için farklı ürünlerde artık dışa bağımlıyız. 21 üründe arz açığımız var” ifadelerini kullandı.



“BUĞDAYI, ARPADA, FASULYEDE, NOHUTTA, MERCİMEKTE DIŞARIDAN ÜRÜN GETİRİYORUZ”



Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin tarımsal üretimde sahip olduğu potansiyele rağmen bazı temel ürünlerde ithalata yönelmesini eleştirerek, “Buğdayda, arpada, fasulyede, nohutta, mercimekte yurt dışından ürün getiriyoruz. Oysa bizim çiftçimiz bunları yetiştirebilir. Niğde patatesle ünlü ama eskiden Niğde soğanla da ünlüydü. Şimdi Niğde’de soğan dikimi kalmadı” dedi.



Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üretim deseninin de değiştiğini belirten Gürer, “Adana’da dünyanın en güzel pamuğu yetişiyordu. Şimdi pamuk yetişen yerde tarlada havuçtu, soğandı, patates yetişiyor” diye konuştu.



Gürer, çözümün doğru bir üretim planlamasından geçtiğini belirterek, “Üretim planlaması sağlanmalı. Ürün deseni doğru oluşturulmalı. Üretenler ürettiğinden para kazanıp bu işi severek yapmalı” ifadelerini kullandı.



“GELECEK DÖNEMLERDE ÇİFTÇİ DE BULAMAYACAĞIZ”



Çiftçinin üretimden kopmasının yalnızca bugünün değil, geleceğin de sorunu olduğunu vurgulayan TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi ,CHP Niğde Milletvekili&nbsp; Ömer Fethi Gürer, “Eğer bu işi severek yapmazlarsa gelecek dönemlerde çiftçi de bulamayacağız, ekilecek arazi de bulamayacağız” dedi.



Tarım arazilerinin imara açılması konusunda da uyarıda bulunan Gürer, “Çünkü zaten imara giren bölgede tarlasını nasıl bir müteahhide veririm diye millet uğraşıyor. Onun için üreticimizin sorunları görülmeli” diye konuştu.



“ÇİFTÇİNİN BANKALARA BORCU 1 TRİLYON 459 MİLYAR LİRAYI BULMUŞ DURUMDA”



Çiftçinin borç yüküne de dikkat çeken Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun 21. maddesi kapsamında verilmesi gereken destek ile fiilen verilen destek arasında büyük fark olduğunu belirterek, “Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre 722 milyar lira 2026 yılında destek verilmesi gerekirken 168 milyar lira verildi. Çiftçinin borç yükü ise giderek büyüdüğü. Şu an çiftçilerin bankalara borcu 1 trilyon 459 milyar lirayı bulmuş durumda. Çiftçi geliri giderini karşılamayınca haciz geliyor. Bu arada bölgede haciz gelenler de var” ifadelerini kullandı.



ÇİFTÇİ: “TÜM HER ŞEYİMİZ İCRALIK”



Gürer’in sözleri üzerine bir çiftçi de kendisinin doğrudan icra sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirtti.



Çiftçi, “Bizzat kendimde var. Şu anda banka kredimizi ödeyemedik. Tüm her şeyimiz icralık” dedi.



Çiftçinin borç ve icra sorununa ilişkin değerlendirmede bulunan Ömer Fethi Gürer, “Bir an önce bu icralar da durdurulmalı, çiftçiye ek destek sağlanmalı ve çiftçinin üretimin içinde durması sağlanmalıdır


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Niğde Bor’da Çiftçi Buluşması: Artan Maliyetler Yüksek Rekoltenin Sevincini Gölgeledi! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 06:11:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/nigde-borda-ciftci-bulusmasi-artan-maliyetler-yuksek-rekoltenin-sevincini-golgeledi-092819-20260831.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/nigde-borda-ciftci-bulusmasi-artan-maliyetler-yuksek-rekoltenin-sevincini-golgeledi-092819-20260831.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/nigde-borda-ciftci-bulusmasi-artan-maliyetler-yuksek-rekoltenin-sevincini-golgeledi-092819-20260831.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gürer: Nohut Üretenin De Tüketenin De Canını Acıtıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-gurer-nohut-uretenin-de-tuketenin-de-canini-acitiyor-36475.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-gurer-nohut-uretenin-de-tuketenin-de-canini-acitiyor-36475.html</link>
                    <description><![CDATA[ Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin önemli bakliyat ürünlerinden nohutta üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına, artan ithalata ve yükselen girdi maliyetlerine dikkat çekti. Gürer, “Üretenin kazanmadığı, tüketenin pahalı ürün aldığı ve en yoğun tükettiğimiz baklagillerde dahi sorunun oluştuğu bir süreçteyiz]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

&nbsp;Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bakliyatta ülkemizde en çok üretilen ve tüketilen ürünlerden biri nohut. Nohut kendi kendine yeterli olduğu halde son yıllarda nohut ithalatımız da arttı.2002 yılında 590 bin ton Nohut üretimi vardır. Nüfusumuz ve farklı ülkelerden göç ile 30 milyona yakın arttı. TÜİK 2026 yılı için Bitkisel Üretim mayıs ayı Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 510 bin ton olması öngördü. Nohut tüketimi daralması talebi düşürmesi ile kendi kendine yettiği belirtilse de kişi başı tüketime göre de açık var. İthalatla süreç devam ediyor” dedi.



Ömer Fethi Gürer, ithalattaki artışın Türkiye’nin nohutta yeniden açığa sürüklendiğini gösterdiğini söyledi. Gürer, “Nohut ithalatının son 5 yılda yaklaşık 4 kat artması, nohutta ülkemizde açığın varlığını da gösteriyor. İthal de ediyoruz, ihraç da ediyoruz” ifadelerini kullandı.



Türkiye’nin en çok tükettiği baklagillerden birinin nohut olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nohudun şu anda üreticideyken fiyatı düşük. Aracıdan rafa uzandığında fiyat 3-4 kat artıyor” diye konuştu.



2025’TE 330 BİN TON NOHUT İTHAL ETTİK



Nohut ithalatı için yurt dışına ödenen dövize dikkat çeken Gürer, “2025 yılında 330 bin 737 ton ithal nohuta 262 milyon 123 bin dolar ödemişiz. 2026 yılının ilk yarısında 132 bin 334 ton nohut ithal etmişiz. 94 milyon 860 bin dolar yurt dışına dövizimiz gitmiş” dedi.



Nohudun yoğun olarak ekildiği bölgelerin Ankara, Yozgat ve Konya olduğunu belirten Gürer, Türkiye’nin farklı ülkelerden nohut ithal ettiğini söyledi.



TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Rusya’dan, Meksika’dan, Kanada’dan, Kazakistan’dan ithal nohut getiriyoruz. Irak’a, Suriye’ye, Pakistan’a da nohutu ihraç ediyoruz” ifadelerini kullandı.



ÜRETİCİ 28-42 LİRAYA SATIYOR, RAFTA 120-170 LİRA



Nohut fiyatlarının bölge ve kaliteye göre değiştiğini belirten&nbsp; Ömer Fethi Gürer, üreticinin elinden çıkan ürün ile tüketicinin markette karşılaştığı fiyat arasındaki farkın büyüklüğüne dikkat çekti. Üreten kazanamıyor. Tüketici nohut almakta zorlanıyor .Fiyat dengesizliği emekli, asgari ücretli için alımı güçleşen ürünler arasında” dedi.



Ömer Fethi Gürer, “Fiyat kaliteye göre şu anda değişiyor. Ülkemizde farklı bölgelerde 28 lira ile 42 lira arasında kilo fiyatıyla nohut satışı gerçekleşiyor. Üreticiden çıktıktan sonra rafa gidiyor. 120 lira ile 170 lira arasında kilo fiyatı değişen nohut satışı var” diye konuştu.



GİRDİ MALİYETLERİ ÜÇE KATLADI



Nohut üretimindeki girdi maliyetlerinin yıllar içinde büyük ölçüde arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, 2024, 2025 ve 2026 yıllarındaki fiyat değişimlerine dikkat çekti.



“2024 yılında tohum 25 bin, ilaç 15 bin, nohut 30 bin liradan tonu satılıyor.2025 yılına ilişkin ise “Tohum 40 bin, ilaç 20 bin, nohudun tonu 32 bin liradan satılıyor.



2026 yılında maliyetlerin daha da yükseldi. Tohum 65 bin liraya çıkmış. İlaç 35 bin liraya çıkmış. Nohut 32 bin 100 liradan satılıyor.



Yerköy’de görüştüğüm nohut üreticisi Sancak Yılmaz diyor ki, ‘Vekilim, bizim girdi maliyetleri üçe katladı. Hâlâ nohutu 32 liradan satamıyoruz. Biz bu işi nasıl sürdüreceğiz diyor” diye konuştu.



TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ ÇİFTÇİNİN YANINDA DURMALI



Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin maliyetlerini karşılayabilmesi ve nohut üretiminin devamlılığının sağlanabilmesi için Toprak Mahsulleri Ofisi’nin devreye girmesinin destekleyici bir fiyat olması gerektiğini belirterek, “Bu durumda Toprak Mahsulleri Ofisinin çiftçinin yanında durup nohutu girdi maliyetleri makul bir şekilde alması lazım ki önümüzdeki yıllarda da nohutla açığımız artmasın. Üretici üretsin” dedi.



Üreticinin yeterli kazanç sağlayamadığında ürün desenini değiştirdiğini ifade eden Gürer, “Nohutta üretici para kazanamadığı için ürün desenini değiştiriyor. Aslında nohut ülkenin çok yerinde yetişebiliyor ama üretici para kazanmayınca nohut üretiminden uzaklaşıyor” diye konuştu.



NOHUTUMUZ İTHAL, FASULYEMİZ İTHAL, MERCİMEĞİMİZ İTHAL



Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin temel bakliyat ürünlerinde ithalata bağımlı hale gelmesini eleştirerek, “Nohutumuz ithal, fasulyemiz ithal, mercimeğimiz ithal. Baklagillerde dahi ithale mecbur kalmamızın nedeni yanlış tarım politikaları” ifadelerini kullandı.



Tarım politikalarının üretim planlaması ve maliyetlerin düşürülmesi temelinde yeniden ele alınması gerektiğini belirten Gürer, “Uygulamalarda ürün deseninin doğru belirlenip verime göre üretimin varlığı sağlansa, girdi maliyetleri düşürülse, ilacında, tohumunda, gübresinde, sulama suyunda, elektriğinde, mazotunda çiftçinin yanında duran bir anlayış olsa bizim kendi kendine yeten tarım ürünlerimizin varlığında artış yaşarız” dedi.



ŞU ANDA AÇIĞIMIZ VAR VE İTHALATA MECBUR KALIYORUZ



Türkiye’nin kendi kendine yeterli tarım ürünlerinin üretimini artırabilecek potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Gürer, mevcut politikalar nedeniyle ithalatın arttığını söyledi.



Ömer Fethi Gürer, “şu anda açığımız var ve ithalata da mecbur kalıyoruz” dedi.



Ömer Fethi Gürer, “Nohut hasadının başladığını ve üreticinin ürününü satarken yeterli kazancı elde edemediğini belirterek “hasat başladı. Nohut üreticisi satarken para kazanamıyor. 32 liradan Yozgat’ta nohut satılıyor. Niğde’de nohut ekim alanı daraldı. Fasulyede ekim arttı. Onda da üretici yıllara göre farklı sorunlar yaşıyor ” diye konuştu.



ÜRETEN KAZANMIYOR, TÜKETEN PAHALIYA ALIYOR



Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının tarımdaki yapısal sorunu ortaya koyduğunu belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Rafa gidiyorsunuz, 120 lira ile 170 lira arasında kaliteye, markaya göre değişen nohut tüketici almak zorunda kalıyor. Üretici maliyetine satamadığı ürünün raf fiyatında bu aşırı artışta bakanlıkların çözeceği bir süreçtir” ifadelerini kullandı.



Gürer, nohut üzerinden yaşanan sorunun yalnızca bir ürünün fiyatı olmadığını, üretimden tüketime kadar uzanan bir tarım politikası sorununa dönüştüğünü belirterek, “Üretenin kazanmadığı, tüketenin pahalı ürün aldığı ve en yoğun tükettiğimiz baklagillerde dahi sorunun oluştuğu bir süreçteyiz.” dedi.



TMO KİMDEN MERCİMEK ALACAK?



Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TMO’nun yeşil mercimek alım kararını olumlu ancak geç kalmış bir açıklama olarak değerlendirdi.



Gürer, “TMO, 2026 dönemi natürel yeşil mercimek alım fiyatını ton başına 32 bin lira olarak belirledi. Alımlara 31 Ağustos tarihinde başlanacağını duyurdu.



Yeşil mercimekte 2020-2026 döneminde 541 bin 63 ton ithalat yapılmış ve yaklaşık 470,5 milyon dolar ödeme gerçekleştirilmiştir. Yeşil mercimek ithalatı 2020’den 2025’e kadar önemli ölçüde artmıştır. 2020’de 52 bin 387 ton olan ithalat, 2025’te 118 bin 999 tona yükselmiştir. Bu artış yaklaşık yüzde 127 düzeyindedir.



Kırmızı ve yeşil mercimekte ithalatçı ülke konumuna gelince mercimek üreticisi akıllara nihayet geldi. Ancak geç geldi. TMO, iki gün sonra mercimek alacakmış. Çiftçi, 22 TL’ye ürününü tüccara sattı. Çiftçinin elinde mercimek neredeyse tükendi.



TMO bu alımı mercimek hasadı başlamadan önce duyurmalıydı. En azından temmuz ayında duyursaydı çiftçi ürününü tüccara 21-22 TL’den satmak zorunda kalmazdı.



Tüccar, çiftçinin kotasını kullanıp 32 TL’den TMO’ya ürün satacaktır. Aracıların bunu nasıl yapacağını hepimiz biliyoruz.



Çiftçiden 21-22 TL’ye aldığı ürünü 20 gün içinde 32 TL’ye satacaktır. Yine kazanan çiftçi olmayacaktır. Bu süreçler doğru planlama ve öngörü ile yönetilirse çiftçiye fayda sağlar.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Gürer: Nohut Üretenin De Tüketenin De Canını Acıtıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 07:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-nohut-uretenin-de-tuketenin-de-canini-acitiyor-101742-20260829.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-nohut-uretenin-de-tuketenin-de-canini-acitiyor-101742-20260829.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-nohut-uretenin-de-tuketenin-de-canini-acitiyor-101742-20260829.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gülcan Kış, ÖSYM’de Yanlış Yıl Skandalı Meclis’te]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-gulcan-kis-osymde-yanlis-yil-skandali-mecliste-36466.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-gulcan-kis-osymde-yanlis-yil-skandali-mecliste-36466.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin Milletvekili Gülcan Kış, 2026 Millî Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı puanlarının hesaplanmasında 2026 yılı yerine 2025 yılına ait soru ağırlıklarının kullanıldığının ortaya çıkmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Kış, “2026’nın sınavını 2025’in hesabıyla sonuçlandırıp sonra da ‘yeniden hesaplayacağız’ demek, basit bir teknik hatayla açıklanamaz. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Kış: ÖSYM kendi yaptığı sınavın hesabını doğru yapamıyorsa, aday kime güvenecek?



Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının 2026 Millî Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı sonuçlarında yaptığı hesaplama hatası Meclis gündemine taşındı.



ÖSYM, 26 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen sınavın puanlarının hesaplanmasında, 80 sorudan oluşan Akademi Giriş Sınavı Testi'ndeki 6 alt test için 2026 yılına ait soru ağırlıkları yerine 2025 yılına ait ağırlıkların kullanıldığını açıkladı.



Adayların doğru ve yanlış sayılarında hata bulunmadığını bildiren ÖSYM, puanların 2026 yılı için belirlenen ağırlıklar esas alınarak yeniden hesaplanacağını duyurdu.



CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış ise sonuçlar açıklandıktan sonra ortaya çıkan hatayı Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıyarak, olayın yalnızca teknik bir yanlışlık olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.



“2026’NIN SINAVINI 2025’İN HESABIYLA AÇIKLADILAR”



ÖSYM gibi milyonlarca insanın eğitim ve meslek hayatını doğrudan etkileyen bir kurumda böyle bir hatanın kabul edilemez olduğunu belirten Kış, şunları söyledi:



“Ortada son derece açık ve vahim bir tablo var. 2026 yılında sınav yapıyorsunuz, 2025 yılının ağırlıklarını kullanarak puan hesaplıyor, bu puanları adaylara resmî sonuç olarak açıklıyorsunuz. Sonra yanlış hesapladığınızı fark edip yeniden hesaplama yapacağınızı söylüyorsunuz.



Bunun adı yalnızca hesaplama hatası değildir. Burada sorgulanması gereken, ÖSYM’nin kontrol ve denetim mekanizmasıdır.



Sonuçlar açıklanmadan önce kullanılan ağırlıkları kim kontrol etti? Bu hesaplama hangi aşamalardan geçti? Bu kadar temel bir yanlış nasıl hiç kimsenin dikkatini çekmedi? 2026’nın sınavını 2025’in hesabıyla açıklayan bir sistemin güvenilirliğini sorgulamak zorundayız.”



“KAÇ ADAYIN PUANI VE SIRALAMASI DEĞİŞTİ?”



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına soru önergesi sunan Kış, ÖSYM’nin hatanın sonuçlarını tüm ayrıntılarıyla kamuoyuna açıklaması gerektiğini vurguladı.



Kış, yalnızca puanların yeniden hesaplanacağının duyurulmasının yeterli olmadığını belirterek şu sorulara yanıt istedi:



“Kaç adayın puanı değişti? Kaç adayın puanı yükseldi, kaç adayın puanı düştü? Adayların puanlarında ortaya çıkan en yüksek fark ne kadar? Başarı sıralamaları değişti mi? Değiştiyse kaç aday etkilendi ve en büyük sıralama değişikliği kaç basamak oldu?



Bunlar açıklanmadan ‘hata düzeltildi’ denilemez. Çünkü bir sınav sonucunda birkaç puanın, hatta sıralamadaki küçük bir değişikliğin bile bir insanın mesleki geleceği üzerinde doğrudan sonucu olabilir.”



“BU SONUÇ HANGİ KONTROLDEN GEÇEREK AÇIKLANDI?”



Kış, asıl açıklanması gereken noktalardan birinin de yanlış hesaplanan sonuçların ÖSYM’nin denetim süreçlerinden nasıl geçtiği olduğunu belirtti.



“Bir merkezi sınavın sonuçları açıklanmadan önce birden fazla kontrol mekanizmasından geçmesi gerekir” diyen Kış, şöyle devam etti:



“Yanlış yılın ağırlıklarının kullanılması gibi temel bir hata sonuçlar açıklandıktan sonra fark ediliyorsa burada çok daha ciddi bir soru vardır: Bu sonuç hangi kontrolden geçerek açıklandı?



Adaylardan sınav günü en küçük kurala dahi eksiksiz uymalarını isteyen ÖSYM’nin, kendi hesaplama sisteminde aynı titizliği göstermesi gerekmez mi?



Adayın bir dakika geç kalmasını affetmeyen bir sistem, kendi yaptığı bu hatayı ‘yeniden hesapladık’ diyerek kapatamaz.”



“SORUMLULUK VARSA, SORUMLUSU DA OLMALI”



Önergesinde hatanın hangi aşamada meydana geldiğini ve kim tarafından tespit edildiğini de soran Kış, olay hakkında idari inceleme veya soruşturma başlatılıp başlatılmadığının açıklanmasını istedi.



Kış, “Bu ölçekte bir yanlışlık kendiliğinden ortaya çıkmadı. Bir süreç işletildi, veriler sisteme girildi, hesaplama yapıldı, sonuçlar kontrol edildiği varsayıldı ve ardından kamuoyuna açıklandı. Ortada bir hata varsa bunun bir sorumluluğu, sorumluluk varsa da bir sorumlusu olmak zorundadır. Kimse ‘sistemsel hata’ denilerek bu tablonun üzerini örtemez” ifadelerini kullandı.



Kış, SON 5 YILIN SINAVLARINI DA SORDU



Gülcan Kış, soru önergesinde tartışmayı yalnızca 2026 Millî Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı ile sınırlı tutmadı.



ÖSYM tarafından son beş yılda gerçekleştirilen sınavlarda, sonuçların açıklanmasının ardından puanların yeniden hesaplanmasını veya sonuçların düzeltilmesini gerektiren kaç hata yaşandığının açıklanmasını isteyen Kış, mevcut olayın ardından diğer merkezi sınavların puanlama sistemlerinin de denetlenip denetlenmeyeceğini sordu.



“MESELE BİRKAÇ PUAN DEĞİL, ÖSYM’YE DUYULAN GÜVENDİR”



Yaşananların ÖSYM’ye duyulan güven açısından ciddi sonuçları olduğunu ifade eden Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:



“Türkiye’de gençler yıllarca sınavlara hazırlanıyor. Öğretmen adayları yıllarını üniversite eğitimine, ardından sınavlara veriyor. İnsanlardan bütün hayatlarını birkaç saatlik sınavın sonucuna bağlamalarını istiyorsanız, o sınavı yapan kurumun hata payı konusunda göstereceği hassasiyet de en üst düzeyde olmak zorundadır.



Bugün mesele yalnızca bazı adayların puanlarının yeniden hesaplanması değildir. Mesele, sonuç açıklandıktan sonra ‘yanlış hesaplamışız’ diyebilen bir kuruma adayların nasıl güveneceğidir.



ÖSYM kaç kişinin puanının ve sıralamasının değiştiğini açıklamalı, bu hatanın nasıl meydana geldiğini ortaya koymalı ve sorumlular hakkında ne işlem yapıldığını kamuoyuyla paylaşmalıdır.



Adaylardan sıfır hata bekleyen ÖSYM’nin kendi hatasının hesabını vermesi gerekiyor.”



TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA



Aşağıdaki sorularımın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz tarafından Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 96'ncı maddeleri gereğince yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim. 27.08.2026



&nbsp;Gülcan KIŞ Mersin Milletvekili&nbsp;



Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından 26 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen 2026 Millî Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı'nın (2026-MEB-AGS) sonuçlarının hesaplanmasında ciddi bir hata yapıldığı kamuoyuna açıklanmıştır.



Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, 26 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, 80 sorudan oluşan Akademi Giriş Sınavı Testi'nde yer alan 6 alt testin soru ağırlıklarının hesaplanmasında 2026 yılı yerine 2025 yılına ait ağırlıkların dikkate alındığını kabul etmiş; puanların yeniden hesaplanacağını duyurmuştur.



Yüz binlerce adayın mesleki geleceğini doğrudan etkileyen merkezi bir sınavda, bir önceki yıla ait ağırlıkların kullanılarak puan hesaplanması ve bu hatanın sonuçların açıklanması aşamasına kadar tespit edilememesi, sınav güvenliği ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının denetim mekanizmaları açısından ciddi soru işaretleri yaratmıştır.



Merkezi sınavlarda yalnızca soruların güvenliği değil, ölçme, değerlendirme ve puanlama süreçlerinin doğruluğu da kamu kurumlarının sorumluluğundadır. Bir adayın dahi puanının veya sıralamasının hatalı hesaplanması, yıllarca emek veren adaylar bakımından telafisi güç sonuçlara yol açabilecek niteliktedir.



Bu bağlamda;




	2026 Millî Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı puanlarının hesaplanmasında 2025 yılına ait soru ağırlıklarının kullanılmasına neden olan hata hangi aşamada ve nasıl meydana gelmiştir? Söz konusu hata ne zaman ve kim tarafından tespit edilmiştir?
	
	Hatalı hesaplama sonucunda puanı değişen aday sayısı kaçtır? Yeniden hesaplama sonucunda puanı artan ve azalan aday sayıları ayrı ayrı kaçtır? Adayların puanlarında meydana gelen en yüksek artış ve en yüksek düşüş kaç puandır?
	
	Yeniden hesaplama sonucunda adayların başarı sıralamalarında değişiklik meydana gelmiş midir? Meydana gelmişse sıralaması değişen aday sayısı kaçtır ve bir aday bakımından gerçekleşen en yüksek sıralama değişikliği kaç basamaktır?
	
	Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığında sınav sonuçları kamuoyuna açıklanmadan önce uygulanan kontrol, doğrulama ve denetim süreçleri nelerdir? 2025 yılına ait ağırlıkların kullanılması bu kontroller sırasında neden tespit edilememiştir?
	
	Söz konusu hataya ilişkin idari inceleme veya soruşturma başlatılmış mıdır? Hatanın oluşmasında veya sonuçlar açıklanmadan önce tespit edilememesinde sorumluluğu bulunan personel ve yöneticiler hakkında herhangi bir işlem yapılacak mıdır?
	
	Son beş yıl içerisinde Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen sınavlarda, sonuçların açıklanmasının ardından puanların yeniden hesaplanmasını veya sonuçların düzeltilmesini gerektiren kaç hata yaşanmıştır? Bunlar hangi sınavlarda ve hangi nedenlerle meydana gelmiştir?
	
	Bu olayın ardından Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen diğer merkezi sınavların puan hesaplama sistemleri geriye dönük veya bağımsız bir denetime tabi tutulacak mıdır? Benzer hataların tekrar yaşanmaması için hangi ilave kontrol ve denetim mekanizmaları hayata geçirilecektir?
	



 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Gülcan Kış, ÖSYM’de Yanlış Yıl Skandalı Meclis’te - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 07:58:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gulcan-kis-osymde-yanlis-yil-skandali-mecliste-110557-20260827.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gulcan-kis-osymde-yanlis-yil-skandali-mecliste-110557-20260827.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gulcan-kis-osymde-yanlis-yil-skandali-mecliste-110557-20260827.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Niğde’de Pancar Üreticisinin Zorlu Bekleyişi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-nigdede-pancar-ureticisinin-zorlu-bekleyisi-36464.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-nigdede-pancar-ureticisinin-zorlu-bekleyisi-36464.html</link>
                    <description><![CDATA[Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticileriyle bir araya gelerek pancar alım kampanya öncesinde çiftçinin beklentilerini dinledi. Üreticiler, artan gübre, tohum, ilaç, sulama suyu, kira, mazot ve elektrik maliyetlerine dikkat çekerek pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istedi. Bazı üreticiler ise çiftçi refahı düşünülüyorsa 4 bin 500 lira olmalı” dedi. Üreticiler gelecek yıl pancar ekimini artıracak seviyede fiyat beklentisi içinde olduklarını ifade ettiler. Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatif Başkanı ve Bor Ziraat Oda Başkanlarını da ziyaret etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada üreticilerle buluştu. Gürer “şeker pancarının yalnızca üreticiyi değil, üretimden işleme ve pazarlamaya kadar geniş bir kesimi ilgilendiren stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti.



Ömer Fethi Gürer, “Pancar stratejik bir ürün. Tohumunu, gübresini, ilacını satan, tarlada çapalayan, bakımını yapan, nakliyesini gerçekleştiren, fabrikada işleyen ve işlendikten sonra satışını yapan geniş bir kesimi ilgilendiriyor” dedi.



Eylül ayında pancar kampanyasının başlayacağını belirten Gürer, pancar üreticisinin şu anda açıklanacak fiyatı beklediğini söyledi. Türkiye’de bu yıl yaklaşık 22 milyon ton pancar yetişmesinin beklendiğini ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yıllık şeker üretiminin de 2,8-3 milyon ton aralığında olduğunu belirtti.



Gürer, Türkiye’nin şeker pancarında kendi kendine yeterli olabilecek ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Türkiye bu bağlamda kendi kendine yetebilecek noktada olduğu ürünlerden biri pancar. Ancak son yıllarda pancar ekimlerinde alanın, üretimin ve rekoltenin varlığına rağmen çiftçi bu işten de çok mutlu değil. Çünkü girdi maliyetleri artıyor, aynı oranda gelir sağlayamıyor” diye konuştu.



“GİRDİLER YÜZDE 100 ARTTI”



Pancar üreticisi Kemal Çörekçi ise artan maliyetler nedeniyle üreticinin zor durumda olduğunu belirterek pancar için beklentisinin&nbsp; ton fiyatının 4 bin lira ile 4 bin 500 lira&nbsp; arasında olduğunu söyledi.



Çörekçi, “Ben pancar alım fiyatının 4,5 lira olsun isterim. Çünkü girdiler çok pahalı” dedi.



Geçen yıl desteklerle birlikte yaklaşık 3 bin 200 liralık fiyat açıklandığını hatırlatan Çörekçi, “Bu sene de 4 lira olmasını temenni ederiz çünkü girdilerimiz yüksek. Yani en az 4 bin olsun. 4 bin olsun ki çiftçiyi mutlu edecek rakam olsun, yüzü gülecek ki biz de seneye bir daha bu işi yapacağız” ifadelerini kullandı.



Üretici, özellikle tohum fiyatındaki artışa dikkat çekerek, “Şimdi girdi maliyetleri önemli ölçüde arttı. Yüzde 100 arttı. 22 liraya aldığımız tohumu 38 liraya aldık. Akıllı tohum dediklerini, yani yüzde 100 zam geldi ona” diye konuştu.



Çörekçi, “dekar maliyetimiz 25-27 bin lira. Dekarda verim 6'dan başlar, 8-9'a kadar çıkar. Yani bakımına göre, gübresine göre, sulamasına göre, şartlarına göre değişiyor” dedi.



“SULAMA SUYU YÜZDE 100 ARTTI”



Pancar üreticisinin maliyetlerinin yalnızca gübre ve tohumla sınırlı olmadığını belirten&nbsp; Ömer Fethi Gürer, sulama fiyatlarında da artış olup olmadığını sordu.



Çörekçi, “Yüzde 100 artış var. 450 lira saat şu anda bizim burada suyun kooperatif...” diyerek sulama maliyetlerindeki artışı dile getirdi.



Gürer ise üreticinin yaşadığı maliyet baskısını belirterek, “Yani sulama suyunuz arttı, gübre arttı, mazot arttı, elektrik gideri arttı.” dedi.



Üretici de “Yüzde 100 arttı girdiler. Çok pahalı şu anda” diyerek artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti.



Çörekçi, pancarın en az 4 bin liralık alım fiyatına ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, 4 bin 500 liranın ise gelecek yıl üretici sayısını artırabileceğini ifade ederek, “Yani en düşük 4.000 liralık fiyat ama diyor ki 4.500 lira olursa gelecek yıl ekim yapanın sayısında artış olur. Yani böyle fiyat vermedikçe millet pancardan dikmekten vazgeçmeye başladı. Çünkü adam masraf ediyor, ediyor, ediyor. 6-7 aldığımız zaman zarar ediyor. Yani 6-7 aldık mı zarar şu anda” diyen üretici, mevcut maliyetlerle üretimin sürdürülebilir olmadığını ifade etti.



“ÖZELLEŞTİRME PANCARIN PAZARINDA DA SORUN YARATTI”



Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin pancar üreticisi açısından ortaya çıkardığı sorunlara da dikkat çekerek, “Şimdi özelleştirme yapılması da şeker pancarının pazarında sorun yarattı. Niye? Özel sektör kâr etmeden bir işi yapmıyor” diyen Gürer, özellikle pancarın yan ürünü olan küspe konusunda yaşanan değişime dikkat çekti.



Gürer, “Küspeyi daha önce fabrikaya pancarı veren çiftçiye ücretsiz verilirdi. Şimdi küspeyi fabrika parayla satıyor” dedi.



Küspe fiyatının da 2,5 lirayı bulduğu söyleniyor şu anda paketi” ifadesini kullandı.



Üretici de, “Pancar&nbsp; alım fiyatı ile&nbsp; nerede ise hemen hemen aynı yani. Bunun melası var, şekeri var. Bunları geç artık. Posasını yani o şekilde satıyorlar ama bize geldi mi fiyat niye korkuyorlar?” diye konuştu.



GÜRER: “ŞEKER PANCARI MUTLAKA KORUNMALI”



Ömer Fethi Gürer, üreticinin yaşadığı sorunun yalnızca pancarın tarladaki maliyetiyle sınırlı olmadığını, pancarın hayvancılık açısından da önemli bir ürün olduğunu belirtti.



Gürer, “ Çiftçi&nbsp; diyor ki ben bir yıl&nbsp; emekle bunu üretiyorum, çabalıyorum. Ondan sonra götürüp teslim ediyorum fabrikaya. Küspeden alırken neredeyse pancarı&nbsp; sattığım&nbsp; fiyatla küspeyi alıyorum. Hayvancılarımız alıyor yani” sözleriyle küspe maliyetinin hayvancılık yapan üreticiler üzerindeki etkisine dikkat çekti.



Şeker pancarının stratejik niteliği nedeniyle üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Bu anlamda şeker pancarı üreticisinin desteklenmesi de gerekiyor. Çünkü şeker pancarı stratejik bir ürün olduğu için mutlak surette korunması gereken bir alan” dedi.



Gürer ayrıca pancar şekerinin, nişasta bazlı şuruba karşı doğal ve önemli bir alternatif olduğunu belirterek, üretim maliyetlerindeki artışın pancarın pazardaki konumunu da etkilediğini belirterek, “Nişasta bazlı şurubun karşısında da doğal olarak şeker pancarının giderlerinin artması ona pazar yaratıyor. Bunun da önüne geçmek çiftçiye verilecek destekle ilgili.üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapabilmesi için desteklerin artırılması gerekir” dedi.



“ÇİFTÇİNİN TALEBİ NET: EN AZ 4 BİN LİRA”



Pancar üreticisinin beklentisinin açık olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin mevcut maliyetler karşısında pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istediğini söyledi.



Gürer, “Çiftçi alım fiyatı olarak en düşük 4.000 lira olsun istiyor” diyerek pancar üreticisinin beklentisini kamuoyuna taşıdı.



Üreticiler ise yalnızca bu yılın fiyatının değil, gelecek yıl pancar ekiminin devam edip etmeyeceğinin de açıklanacak alım fiyatına bağlı olduğunu belirterek, maliyetleri karşılayacak ve üreticiyi yeniden tarlaya teşvik edecek bir fiyat açıklanması çağrısında bulundu.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Niğde’de Pancar Üreticisinin Zorlu Bekleyişi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 06:49:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/nigdede-pancar-ureticisinin-zorlu-bekleyisi-095654-20260827.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/nigdede-pancar-ureticisinin-zorlu-bekleyisi-095654-20260827.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/nigdede-pancar-ureticisinin-zorlu-bekleyisi-095654-20260827.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gülcan Kış: Hazine Her 100 Liralık İç Borç İçin 103 Lira Faiz Ödeyecek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-gulcan-kis-hazine-her-100-liralik-ic-borc-icin-103-lira-faiz-odeyecek-36455.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-gulcan-kis-hazine-her-100-liralik-ic-borc-icin-103-lira-faiz-odeyecek-36455.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Hazine’nin iç ve dış borç stokunun yılın ilk yedi ayında 1 trilyon 801 milyar lira artarak 15 trilyon 463 milyar liraya ulaştığını açıkladı. İç borç stokunun 9 trilyon 244 milyar lira, bu borcun vadesine kadar oluşturacağı faiz yükünün ise 9 trilyon 499 milyar lira olduğunu belirten Kış, “AKP’nin borç düzeninde faiz, anaparayı geçti. Hazine her 100 liralık iç borç için 103 lira faiz ödeyecek. Bunun adı mali disiplin değil, Türkiye’nin geleceğini faize ipotek etmektir]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Hazine’nin hızla büyüyen borç stoku ve faiz yüküne ilişkin açıklamada bulundu. Hazine’nin iç ve dış borç stokunun 2026 yılının ilk yedi ayında 1 trilyon 801 milyar lira artarak 15 trilyon 463 milyar liraya yükseldiğini belirten Kış, borçların vadesine kadar ödenmesi gereken toplam faiz yükünün de 11 trilyon 830 milyar liraya ulaştığını kaydetti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “mali disiplin” ve “kamuda tasarruf” açıklamalarına tepki gösteren Kış, “Vatandaşa kemer sıktıran ekonomi yönetimi, Hazine’yi borç ve faiz sarmalına teslim etti. Kamuda tasarruf emekliye, çalışana ve kamu hizmetlerine uğruyor; faize uğramıyor” ifadelerini kullandı.

“FAİZ YÜKÜ ANAPARAYI GEÇTİ”

Hazine’nin iç borç stokunun ilk yedi ayda 1 trilyon 91 milyar lira artarak 9 trilyon 244 milyar liraya yükseldiğini açıklayan Kış, iç borçların vadesine kadar ödenecek faiz tutarının ise 9 trilyon 499 milyar liraya ulaştığına dikkat çekti.

Kış, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye, borçtan daha fazla faiz ödemek zorunda bırakıldığı bir noktaya getirildi. Hazine’nin 9 trilyon 244 milyar liralık iç borcuna karşılık 9 trilyon 499 milyar liralık faiz yükü bulunuyor. Başka bir ifadeyle Hazine, aldığı her 100 liralık iç borç için 103 lira faiz ödeyecek. Faiz yükü anaparayı geçmiş durumda.

İktidar buna ‘mali disiplin’ diyemez. Bunun adı, bütçeyi faiz çevrelerine teslim etmek ve gelecek yılların kamu gelirlerini bugünden ipotek etmektir. Türkiye’nin vergileri daha tahsil edilmeden faize bağlanmıştır.”

YEDİ AYDA 3,7 TRİLYON LİRALIK YENİ BORÇ

Hazine’nin yılın ilk yedi ayında baş döndürücü bir hızla borçlandığını belirten Kış, ocak-temmuz döneminde 3 trilyon 151 milyar lirası iç, 555 milyar lirası dış olmak üzere toplam 3 trilyon 706 milyar liralık yeni borç alındığını açıkladı.

Aynı dönemde toplam 2 trilyon 563 milyar liralık anapara ödemesi yapıldığını kaydeden Kış, faizlerle birlikte toplam ödemenin 4 trilyon 354 milyar liraya ulaştığını söyledi.

Kış, şöyle devam etti:

“Hazine yedi ayda 3 trilyon 706 milyar lira yeni borç almış, anapara ve faiz için 4 trilyon 354 milyar lira ödemiştir. Borç alarak eski borcu ve faizini ödeyen, ardından ortaya çıkan açığı kapatmak için yeniden borçlanan bir yapı oluşmuştur. Hazine artık kamu yatırımlarını ve toplumsal ihtiyaçları finanse eden bir kurumdan çok, borç ve faiz çarkını döndüren bir yapıya dönüştürülmüştür.

Bu sistemde borç kapanmıyor, yalnızca daha yüksek faizle geleceğe devrediliyor. Kaybeden ise vergileriyle bu ağır faturayı ödeyen vatandaş oluyor.”

BORÇLARIN YÜZDE 51’İ DÖVİZ CİNSİNDEN

Hazine’nin dış borçlarının 710 milyar lira artarak 6 trilyon 219 milyar liraya yükseldiğini belirten Kış, dış borcun dolar karşılığının ise 131,2 milyar dolara ulaştığını kaydetti.

Hazine’nin borç stokunun yüzde 51’inin döviz cinsinden ödenecek borçlardan oluştuğuna dikkat çeken Kış, toplam borç stokunun yüzde 72,7’sinin kur veya faiz riski taşıdığını ifade etti.

Kış, “Hazine’nin dış borçlarının tamamı, iç borçlarının da yüzde 18,1’i döviz cinsinden. Toplamda 7 trilyon 892 milyar liralık borç dövizle ödenecek. Türk lirasındaki her değer kaybı, Hazine’nin ve dolayısıyla milletin sırtındaki yükü artırıyor. İktidar yalnızca bugünün bütçesini değil, ülkenin geleceğini de kur ve faiz riskine teslim etmiş durumda” dedi.

“GEÇEN YIL FAZLADAN ALINAN BORCUN FAİZİNİ ÖDÜYORUZ”

Hazine’nin geçen yıl ihtiyacından yaklaşık 500 milyar lira fazla borçlandığını hatırlatan Kış, bu paranın yıllık yüzde 50’ye yaklaşan maliyetle taşındığını belirtti.

Kış, şu ifadeleri kullandı:

“Hazine geçen yıl ihtiyaç duymadığı hâlde yaklaşık 500 milyar lira fazla borçlandı. Şimdi bu paranın faizini millet ödüyor. Yıllık maliyeti yüzde 50’ye yaklaşan böyle bir borçlanmanın ekonomik akılla, kamu yararıyla veya mali disiplinle açıklanması mümkün değildir.

Emekliye kaynak yok, asgari ücretliye ara zam yok, çiftçiye yeterli destek yok, kamu yatırımlarına ödenek yok; ancak yüksek faizle borçlanmaya gelince sınırsız kaynak var. Kamuda tasarruf Hazine’ye uğramıyor. Tasarruf, yalnızca vatandaşın sofrasından ve kamu hizmetlerinden yapılıyor.”

“VERGİLER FAİZE DEĞİL, HALKA HİZMETE HARCANMALI”

Borç ve faiz yükünün bütçede eğitim, sağlık, tarım, sosyal destekler ve yatırımlar için kullanılabilecek kaynakları tükettiğini belirten Gülcan Kış, ekonomi yönetimine şu çağrıda bulundu:

“Vatandaşın ödediği vergiler faiz çevrelerinin kazancına değil; okula, hastaneye, üretime, istihdama ve sosyal desteğe ayrılmalıdır. Borç yönetimi şeffaflaştırılmalı, döviz ve değişken faizli borçların payı azaltılmalı, yüksek faizle sürekli borçlanma politikasından vazgeçilmelidir.

İktidarın ‘mali disiplin’ adı altında uyguladığı program, kamu maliyesini düzeltmemiş; borç stokunu ve faiz yükünü büyütmüştür. Bir ülkede iç borcun faiz yükü anaparayı geçmişse orada başarıdan söz edilemez.

AKP, Türkiye’yi borçla dönen ve faize çalışan bir Hazine düzenine mahkûm etti. Biz, bütçenin faiz çevreleri için değil halk için kullanıldığı; borcun değil üretimin, yatırımın ve refahın büyüdüğü bir ekonomik düzeni kuracağız.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Gülcan Kış: Hazine Her 100 Liralık İç Borç İçin 103 Lira Faiz Ödeyecek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 08:16:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gulcan-kis-hazine-her-100-liralik-ic-borc-icin-103-lira-faiz-odeyecek-112043-20260826.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gulcan-kis-hazine-her-100-liralik-ic-borc-icin-103-lira-faiz-odeyecek-112043-20260826.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gulcan-kis-hazine-her-100-liralik-ic-borc-icin-103-lira-faiz-odeyecek-112043-20260826.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gürer: Tarımda dış ticaret dengesi değişti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-gurer-tarimda-dis-ticaret-dengesi-degisti-36447.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-gurer-tarimda-dis-ticaret-dengesi-degisti-36447.html</link>
                    <description><![CDATA[Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım, gıda ve içecek sektörünün dış ticaret verilerini değerlendirerek, 2026 yılında sektörün dış ticaret dengesinin olumsuz biçimde bozulduğu görülüyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörünün 2024, 2025 ve 2026 yıllarının ilk 6 ayına ilişkin dış ticaret verilerini değerlendirdi.2024’te ilk 6 ayda dış ticaret fazlası verildi, 2025’in ilk 6 ayında da ihracatı ithalatını aşan tarım ve gıda sektörü, 2026’da ithalat öne çıkması dikkat çekici”dedi.



Gürer, “2024’te ilk 6 ayda 3,2 milyar dolar dış ticaret fazlası veren sektör, 2025’te de ihracatını ithalatının üzerinde gerçekleştirdi. Ancak 2026’nın ilk 6 ayında tablo tersine döndü”dedi.



DENGELER DEĞİŞTİ



Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2024 yılının Ocak-Haziran döneminde Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektöründe 12,9 milyar dolar ihracat, 9,7 milyar dolar ithalat gerçekleşti. Sektörün 3,2 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi.2025 yılının ilk 6 ayında ise tarım, gıda ve içecek sektörünün 13,42 milyar dolar ihracat, 12 milyar dolar ithalat yapıldı. Yaklaşık 1,42 milyar dolarlık dış ticaret fazlası oluştu.2025’in ilk 6 ayında da sektör dış ticaret fazlası vardı. Ancak 2026’ya geldiğimizde işler tersine döndü” ifadelerini kullandı.



2026’DA İTHALAT İHRACATI GEÇTİ



2026 yılının ilk 6 ayına ilişkin verilerin ise dikkat çekici olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, sektörün aylar itibarıyla ihracat ve ithalat rakamlarını şöyle sıraladı:



•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ocak: 2,40 milyar dolar ihracat – 2,18 milyar dolar ithalat



•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ocak-Şubat: 4,68 milyar dolar ihracat – 4,10 milyar dolar ithalat



•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ocak-Mart: 6,98 milyar dolar ihracat – 6,43 milyar dolar ithalat



•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ocak-Nisan: 9,52 milyar dolar ihracat – 9,25 milyar dolar ithalat



•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ocak-Mayıs: 11,64 milyar dolar ihracat – 11,34 milyar dolar ithalat



•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ocak-Haziran: 14,00 milyar dolar ihracat – 14,19 milyar dolar ithalat



Buna göre 2026’nın ilk 6 ayında sektörün dış ticaretinde yaklaşık 190 milyon dolarlık açık oluştu.” Dedi.



CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2024’ün ilk 6 ayında 3,2 milyar dolar fazla veren sektörün, 2025’in ilk 6 ayında yaklaşık 1,42 milyar dolar fazla vermesinin ardından 2026’nın ilk 6 ayında 190 milyon dolar açık vermesi, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir durumdur” dedi.



TARIMDA İBRE DAHA FAZLA İTHALATA DÖNÜYOR



Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım ve gıda ürünlerinde ithalatın artmasının yalnızca dış ticaret rakamlarından ibaret olmadığını belirterek, bunun doğrudan çiftçiyi ve tüketiciyi etkilediğini söyledi.



Gürer, “Bakan, tarımda rekorlardan söz ediyor. Rekorlara rağmen ithalat neden artıyor?Çiftçimizin ürettiği ürün tarlada para etmiyor, girdi maliyetleri sürekli yükseliyor, buna karşılık ithalat kapısı giderek daha çok açılıyor.”dedi.



ÜRETİCİYİ KORUMAZSANIZ İTHALATÇI OLURSUNUZ



Tarımda üretim maliyetlerinin düşürülmesi, çiftçinin yeterli desteklenmesi ve ürün bazında planlı üretime geçilmesi gerektiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Çiftçiye gübre pahalı, mazot pahalı, ilaç pahalı, yem pahalı, elektrik pahalı. Sulama suyu pahalı Üretici yüksek maliyetle üretmeye çalışırken ithalatla fiyat baskılanmaya çalışılıyor. Ancak rafa fiyatlar ithalatla da düşmüyor.” diye konuştu.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Gürer: Tarımda dış ticaret dengesi değişti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 06:43:26 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-tarimda-dis-ticaret-dengesi-degisti-094746-20260825.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-tarimda-dis-ticaret-dengesi-degisti-094746-20260825.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-tarimda-dis-ticaret-dengesi-degisti-094746-20260825.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kurtuluş Parkı’ndaki Olayların Ardından Zirve Nöbeti: Dervişoğlu Er Şehit Yakınları Ve Gazilerin Yanında!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-kurtulus-parkindaki-olaylarin-ardindan-zirve-nobeti-dervisoglu-er-sehit-yakinlari-ve-gazilerin-yaninda-36445.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-kurtulus-parkindaki-olaylarin-ardindan-zirve-nobeti-dervisoglu-er-sehit-yakinlari-ve-gazilerin-yaninda-36445.html</link>
                    <description><![CDATA[İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, er şehit yakınları ve er gazilerine destek için Kurutuluş Parkı'nda bulunduğu sırada polis müdahalesi sonucu yaralanarak Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi'ne kaldırılan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu'nu tedavi gördüğü hastanede ziyaret etti. Dervişoğlu'nun ikinci adresi Kurtuluş Parkı oldu. Eylemlerini sürdüren er şehit yakınlarını ve er gazilerini ziyaret eden Dervişoğlu, şehit yakınlarının ve gazilerin hak arayışına sahip çıktılarını söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara Kurtuluş Parkı’nda hak arayışlarını sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerine destek ziyareti sırasında polisin müdahalesi sonucu yaralanan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu’nu hastanede ziyaret etti.


Olayın ardından doğrudan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi’ne geçen Dervişoğlu, Türkoğlu’nun sağlık durumu hakkında doktorlardan bilgi aldı. Dervişoğlu’nun hastaneden sonraki ikinci adresi ise polisin müdahale ettiği eylem alanı olan Kurtuluş Parkı oldu.





"Milletin Vekiline ve Gazisine Yapılan Müdahale Kabul Edilemez"


Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi çıkışında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Müsavat Dervişoğlu, emniyet güçlerinin orantısız müdahalesine ve İYİ Parti Milletvekili Selçuk Türkoğlu'nun yaralanmasına sert tepki gösterdi:



	Selçuk Türkoğlu’nun Sağlık Durumu: "Genel Başkan Yardımcımız ve Bursa Milletvekilimiz Selçuk Türkoğlu, gazilerimizin ve şehit ailelerimizin anayasal hak arayışına destek verirken polisin sert müdahalesiyle karşılaşmış ve yaralanmıştır. Tedavisi acil serviste devam ediyor. Kendisinin ve hak arayan vatandaşlarımızın sonuna kadar yanındayız."
	
	Sert Tepki: "Vatan için canını ve bedenini siper etmiş er gazilerimizi, şehitlerimizin emanetlerini park köşelerinde biber gazına, coplu müdahaleye mahkûm eden anlayış devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz."
	



Dervişoğlu Kurtuluş Parkı’nda Gazilerle Kucaklaştı


Hastane ziyaretinin ardından doğrudan Kurtuluş Parkı’na geçen Dervişoğlu, eylemlerini kararlılıkla sürdüren er şehit yakınları ve er gazileriyle bir araya geldi. Parkta toplanan kalabalığa seslenen İYİ Parti Lideri, gazilerin özlük hakları ve rütbe farklılıklarından doğan mağduriyetlerinin takipçisi olacaklarını vurguladı:



"Burada yükselen ses, bu ülkenin milli onurunun sesidir. Er şehit yakınlarımızın ve er gazilerimizin yıllardır süregelen hak kayıplarının giderilmesi, sosyal haklarının ve tedavi imkânlarının eşitlenmesi bir lütuf değil, devletin en asli borcudur. Biz bu mücadeleyi Meclis kürsüsünde de sokakta da sonuna kadar sürdüreceğiz. Sizi asla yalnız bırakmayacağız!"


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Kurtuluş Parkı’ndaki Olayların Ardından Zirve Nöbeti: Dervişoğlu Er Şehit Yakınları Ve Gazilerin Yanında! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 06:09:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/kurtulus-parkindaki-olaylarin-ardindan-zirve-nobeti-dervisoglu-er-sehit-yakinlari-ve-gazilerin-yaninda-092215-20260825.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/kurtulus-parkindaki-olaylarin-ardindan-zirve-nobeti-dervisoglu-er-sehit-yakinlari-ve-gazilerin-yaninda-092215-20260825.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/kurtulus-parkindaki-olaylarin-ardindan-zirve-nobeti-dervisoglu-er-sehit-yakinlari-ve-gazilerin-yaninda-092215-20260825.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gülcan Kış’tan Korkutan Gerçek: Derdest İcra Dosyası Sayısı 26 Milyona Ulaştı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-gulcan-kistan-korkutan-gercek-derdest-icra-dosyasi-sayisi-26-milyona-ulasti-36432.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-gulcan-kistan-korkutan-gercek-derdest-icra-dosyasi-sayisi-26-milyona-ulasti-36432.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin Milletvekili Gülcan Kış, yılın ilk 233 gününde icra dairelerine 6 milyon 555 bin yeni dosya geldiğini, derdest icra dosyalarının ise 26 milyona ulaştığını açıkladı. Kış, “Türkiye’de her gün yaklaşık 28 bin yeni icra dosyası açılıyor. Bu rakamlar, AKP’nin vatandaşın gelirini eriten ve milyonları borçlandıran ekonomi politikasının ağır bilançosudur]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Mersin Milletvekili Gülcan Kış, ücret ve aylıklardaki erimeyle icra dosyalarındaki artışa dikkat çekerek iktidarın ekonomi politikalarına sert tepki gösterdi.



2026 yılının ilk yedi ayında enflasyonun yüzde 19,86’ya ulaştığını belirten Kış, asgari ücretlinin, emeklinin ve kamu çalışanının gelirindeki artışın daha cebe girmeden fiyat artışları karşısında eridiğini söyledi.



Vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kredi kartına ve ihtiyaç kredilerine yönelmek zorunda bırakıldığını ifade eden Kış, borcunu ödeyemeyen milyonlarca kişinin ise bankaların, finans kuruluşlarının ve varlık yönetim şirketlerinin takibine düştüğünü vurguladı.







“HER GÜN 28 BİN YENİ İCRA DOSYASI AÇILIYOR”



Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi verilerine göre 1 Ocak-21 Ağustos 2026 tarihleri arasında icra dairelerine 6 milyon 555 bin yeni dosya geldiğini açıklayan Gülcan Kış, şunları söyledi:



“Türkiye’de yılın ilk 233 gününde 6 milyon 555 bin yeni icra dosyası açıldı. Bu, her gün yaklaşık 28 bin, her saat 1.170, neredeyse her dakika 20 yeni icra dosyası demektir. Geçen yılın aynı döneminde 6 milyon 458 bin olan yeni dosya sayısı, bu yıl 97 bin daha arttı.



Aynı dönemde 4 milyon 550 bin dosya sonuçlandırılmasına veya işlemden kaldırılmasına rağmen icra dairelerinde açık durumda bulunan toplam dosya sayısı 26 milyona ulaştı. Derdest dosya sayısı yalnızca son bir yılda 1 milyon 562 bin arttı. İktidar hangi büyümeden, hangi refahtan söz ediyor? Vatandaşın yaşadığı büyüme, yalnızca borcun, faizin ve icra dosyalarının büyümesidir.”



ALTI AYDA 1 MİLYON 117 BİN KİŞİ İCRALIK OLDU



Borç krizinin artık yalnızca ekonomik değil, ağır bir toplumsal sorun hâline geldiğini belirten Kış, yılın ilk altı ayında 638 bin kişinin bireysel kredi, 836 bin kişinin ise kredi kartı borcunu ödeyemediği için takibe alındığına dikkat çekti.



Hem bireysel kredi hem de kredi kartı borcu nedeniyle takip edilenler tek kişi olarak sayıldığında, yalnızca altı ayda 1 milyon 117 bin kişinin icra takibine düştüğünü belirten Kış, açıklamasını şöyle sürdürdü:



“Önceki yıllarda takibe alındığı hâlde borcunu hâlâ ödeyemeyen vatandaşlarımızın sayısı 4 milyon 400 bine yükseldi. Haziran sonu itibarıyla bankalar ve finans kuruluşlarının takibinde 2 milyon 769 bin, varlık yönetim şirketlerinin takibinde ise 2 milyon 314 bin kişi bulunuyor.



Bu insanlar keyiflerinden borçlanmadılar. Kirasını, faturasını, mutfak masrafını, çocuğunun eğitim giderini ve sağlık harcamasını karşılayabilmek için borçlandılar. İktidar vatandaşa geçinebileceği bir gelir sağlamadı; kredi kartı limitini geçim kapısına dönüştürdü. Borçla ayakta kalmaya çalışan milyonlarca vatandaş şimdi faiz, gecikme bedeli ve icra masrafları altında eziliyor.”



“EMEKLİYE VERİLEN ZAM İLK AYDAN ERİDİ”



Yılın ilk yedi ayında gerçekleşen yüzde 19,86’lık enflasyonun, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 19,08’lik enflasyonun üzerine çıktığını hatırlatan Kış, “İktidar enflasyon düşüyor diyor ancak vatandaşın yaşadığı enflasyon geçen yıldan daha ağır seyrediyor” dedi.



En düşük emekli aylığının temmuz ayında 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltildiğini ancak yapılan artışın yaklaşık 420 lirasının daha ilk ayda eridiğini belirten Kış, şunları kaydetti:



“En düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira, açlık sınırı ise 37 bin liraya dayanmış durumda. Emeklinin aylığı açlık sınırının yaklaşık 13 bin 500 lira altında kalıyor. Bu tabloya zam değil, olsa olsa sefalet aylığının güncellenmesi denilebilir.



Yılın ilk yarısında enflasyon karşısında 3 bin 552 lira kaybeden emekliye temmuz ayında aynı tutarda artış yapıldı. Emeklinin kaybı yalnızca kâğıt üzerinde yerine konuldu, ardından yapılan artış daha ilk aydan yeniden erimeye başladı. İktidar emekliye refah payı vermediği gibi kaybettiği alım gücünü dahi geri vermedi.”



ASGARİ ÜCRETLİNİN 5 BİN 576 LİRASI ERİDİ



Ocak ayında 28 bin 75 lira olarak belirlenen asgari ücrete yılın ikinci yarısında ara zam yapılmamasını da eleştiren Kış, ilk yedi aylık fiyat artışlarının asgari ücret üzerindeki karşılığının 5 bin 576 liraya ulaştığını söyledi.



Kış, “Asgari ücretlinin cebinden yedi ayda 5 bin 576 lira enflasyonla alındı. Ücret aynı kaldı ancak ekmekten kiraya, ulaşımdan elektriğe kadar her şey zamlandı. Asgari ücret artık bir geçim ücreti değil, vatandaşın hangi faturasını ödeyemeyeceğine karar vermek zorunda kaldığı bir sefalet ücretidir” ifadelerini kullandı.



“KAMU ÇALIŞANININ ZAMMININ DÖRTTE BİRİ BİR AYDA GİTTİ”



Kamu çalışanları ve emeklilerine temmuz ayında enflasyon farkının dışında yüzde 7 oranında zam yapıldığını hatırlatan Kış, bu artışın dörtte birinin daha temmuz ayında eridiğini belirtti.



Eş ve çocuk yardımlarıyla birlikte 70 bin 218 liraya yükselen düşük memur aylığının yaklaşık 1.250 lirasının bir ayda kaybedildiğini vurgulayan Kış, şöyle konuştu:



“İktidar maaşlara zam yaptığını açıklıyor, ardından vergi ve fiyat artışlarıyla verdiğini fazlasıyla geri alıyor. Çalışanın, emeklinin ve asgari ücretlinin geliri her ay biraz daha küçülürken borcu ve ödediği faiz büyüyor. Bu nedenle ücretlerdeki erimeyle icra dosyalarındaki artış birbirinden bağımsız değildir. İcra dairelerindeki 26 milyon dosya, iktidarın uyguladığı ekonomi politikasının doğrudan sonucudur.”



“SARAYIN İTİBARINDAN TASARRUF YOK, VATANDAŞIN SOFRASINDAN VAR”



İktidarın kamuda tasarruf söylemlerine rağmen vatandaşın üzerindeki yükü artırmaya devam ettiğini belirten Kış, şunları söyledi:



“Sarayın harcamasından, kamudaki israftan ve faize aktarılan milyarlardan tasarruf etmeyen iktidar; emeklinin aylığından, çalışanın ücretinden, çiftçinin desteğinden ve vatandaşın sofrasından tasarruf ediyor. Sarayın itibarı için para bulunuyor ama borcunu ödeyemeyen 4 milyon 400 bin vatandaş için çözüm bulunmuyor.



AKP’nin ekonomi düzeninde kazanan bankalar, faiz lobileri ve varlık yönetim şirketleri; kaybeden ise emeğiyle geçinmeye çalışan milyonlardır. Vatandaş daha fazla çalışıyor, daha az kazanıyor, daha çok borçlanıyor ve sonunda icralık oluyor. Türkiye’yi içine sürükledikleri düzenin özeti budur.”



BORÇLAR İÇİN YAPILANDIRMA ÇAĞRISI



Vatandaşların bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının yüksek faiz yükünden arındırılarak uzun vadeli ve ödenebilir koşullarda yapılandırılması gerektiğini belirten Gülcan Kış, şu çağrıda bulundu:



“Daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduğumuz kanun teklifinde de açıkça ifade ettik: Vatandaşın borç ve faiz yükü hafifletilmeli, kredi kartı ve bireysel kredi borçları gerçek anlamda ödenebilir koşullarda yapılandırılmalıdır. Temerrüt faizleri, gecikme bedelleri ve icra masrafları altında büyüyen borç sarmalına son verilmelidir.



Ancak yalnızca borcu yapılandırmak da yeterli değildir. Asgari ücret derhâl artırılmalı, en düşük emekli aylığı en az açlık sınırı seviyesine yükseltilmeli, kamu çalışanlarının enflasyon kayıpları giderilmelidir. Vatandaşı borçlandırarak değil, gelirini ve alım gücünü artırarak yaşatacak bir ekonomi politikası uygulanmalıdır.



İcra dosyalarını değil, milletin refahını büyütmek zorundayız. Bunun yolu da emeğin karşılığını aldığı, gelirin adil bölüşüldüğü ve vatandaşın bankalara mahkûm edilmediği bir ekonomik düzenden geçmektedir.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Gülcan Kış’tan Korkutan Gerçek: Derdest İcra Dosyası Sayısı 26 Milyona Ulaştı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 07:08:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gulcan-kistan-korkutan-gercek-derdest-icra-dosyasi-sayisi-26-milyona-ulasti-101440-20260824.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gulcan-kistan-korkutan-gercek-derdest-icra-dosyasi-sayisi-26-milyona-ulasti-101440-20260824.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gulcan-kistan-korkutan-gercek-derdest-icra-dosyasi-sayisi-26-milyona-ulasti-101440-20260824.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kırmızı ve Yeşil Mercimek İçin Yedi Yılda Toplam: 4.463.769 Ton İthalat Yapıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-kirmizi-ve-yesil-mercimek-icin-yedi-yilda-toplam-4463769-ton-ithalat-yapildi-36429.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-kirmizi-ve-yesil-mercimek-icin-yedi-yilda-toplam-4463769-ton-ithalat-yapildi-36429.html</link>
                    <description><![CDATA[Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Anavatanı Anadolu olan kırmızı ve yeşil mercimekte Türkiye’nin ithalata bağımlı hale gelmesini tarım politikalarındaki sorunların somut göstergesi olarak değerlendirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bu yıl kırmızı mercimekte bir önceki yıla göre üretim artışı beklense de ithalatın yerli üretimden daha yüksek olduğuna dikkat çeken Gürer, Kanada, Kazakistan ve Rusya’dan kırmızı mercimek ithal edildiğini belirtti.

Gürer, “Mercimek çorbası ithal ürün ile sofraya gelmektedir. Masada iki mercimek çorbasından biri ithal mercimekle yapılıyor. Markette menşeine bakılınca yerli ürün ara ki bulasın. Yeşil mercimek İç Anadolu, kırmızı mercimek Güneydoğu Anadolu’da üreticimiz için önemli üretim ve gelir kapısı idi. İthal, yerli üretimi geçti. Böyle giderse yerli üretim ithale teslim olacak. Bazı yıllar üretimde kuraklığın etkisi ile üretim önemli ölçüde düşmesinin etkisi olsa da üretici, girdi maliyeti ile mercimekten yeterli gelire erişemedikleri için üretimden uzaklaştıklarını ifade ediyorlar. Üreticiden ürün girdi maliyetine yakın bir fiyatla çıkmasına rağmen rafta fiyatı katlıyor. İthal ürün de yerli ürün fiyatına rafa giriyor. Aracılar kazanıyor, market kazanıyor. Yerli üretici, artan girdi maliyeti ile kazanamayınca her yıl farklı ürüne yönelerek üretim desenini değiştirerek ayakta kalmaya çalışıyor.” diye konuştu.

&nbsp;Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde 2 milyon 400 bin dekarda kırmızı mercimek üretimi sağlanırken, yeşil mercimek girdi maliyetleri üretiminde de soruna neden oluyor . 2026 yılı üretiminin bir önceki yıla göre daha iyi olması beklense de ithalata bağımlılık devam ediyor. 2020–2026 döneminde 4.463.769,600 ton mercimek ithal etmiş, ithalat karşılığında toplam 2 milyar 897 milyon 698 bin 686 ABD doları ödeme yapmıştır. Bu ithalatın 3.922.706 tonu kırmızı mercimek, 541.063 tonu yeşil mercimektir.

Toplamda mercimek ithalatının yaklaşık %87,9’u kırmızı mercimek, %12,1’i ise yeşil mercimektir. Yerli üretimde yıllara göre değişkenlik göstermektedir.Açık ise farklı yıllarda yerli üretimi üzerinde gerçekleşiyor.Yerli üründe ihracatta olsa kaliteli ürün yurt dışına giderken ithal ürünle çorba yapılıyor .”

MERCİMEK ÜRETİMİNDE YILLARA GÖRE DEĞİŞİM

Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2020 ile 2026 yılları üretim rakamlarını paylaştı. Geçen yıl kuraklıkla dip yapan üründe bu yıl üretim artışı olsa da ithalatın da üretim kadar olması nedeniyle arz açığının devam ettiğini belirtti.

&nbsp;


	
		
			
			Yıl
			
			
			Kırmızı Mercimek (ton)
			
			
			Yeşil Mercimek (ton)
			
			
			Toplam Üretim (ton)
			
		
		
			
			2020
			
			
			328.418
			
			
			42.397
			
			
			370.815
			
		
		
			
			2021
			
			
			228.000
			
			
			35.000
			
			
			263.000
			
		
		
			
			2022
			
			
			400.000
			
			
			45.000
			
			
			445.000
			
		
		
			
			2023
			
			
			424.000
			
			
			50.000
			
			
			474.000
			
		
		
			
			2024
			
			
			405.000
			
			
			71.000
			
			
			476.000
			
		
		
			
			2025
			
			
			249.905
			
			
			29.715
			
			
			279.620
			
		
		
			
			2026*
			
			
			385.000
			
			
			48.320
			
			
			433.320
			
		
	


&nbsp;

&nbsp;

Gürer, “2026 tahmini ise toplam üretimin 433.320 tona yükselmesi yönündedir. Ancak 2026 üretimi, 2023 yılındaki 424 bin tonluk seviyenin yaklaşık 39 bin ton altındadır. 2002 yılında 500 bin ton kırmızı mercimek ülkemizde üretiliyordu. Nüfus üzerinden bakınca mercimekte ciddi bir gerileme görülüyor. Yeşil mercimekte 2024 yılında yeşil mercimek üretimi 71 bin ton iken, 2026 tahmini 48.320 tondur.” dedi.

&nbsp;

KIRMIZI MERCİMEK İTHALATI ÜRETİMDEN ÇOK

&nbsp;Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, soframıza gelen iki tas çorbanın birinin ithal ürün olduğunu belirterek, “Mercimekte planlı bir üretim ile dışa bağımlılığımızı bitirebiliriz. Yeterli destek ve girdi maliyeti dikkate alınan bir alım fiyatı ile ithalata değil, ihracata öne çıkabiliriz. Ülkemizde yetişen mercimek, ithale göre çok daha kaliteli ve yerli ürün ile yapılan çorbanın tadı daha güzel. İhraç edilen yerli ürün tadı ile beğeniliyor. Yerli ürünün bir bölümü ihraç edilip açık, ithalle gideriliyor. Hem üretimde sorun var hem ithalatta. Milyarlarca lira döviz yurt dışına gidiyor. O döviz yurt içi çiftçimize gitmeli.” dedi. Gürer, ithalat ve ödeme tutarlarını da açıkladı.


	
		
			
			Yıl
			
			
			İthalat (ton)
			
			
			Ödeme (ABD doları)
			
		
		
			
			2020
			
			
			574.738
			
			
			283.180.467
			
		
		
			
			2021
			
			
			478.461
			
			
			331.788.307
			
		
		
			
			2022
			
			
			468.484
			
			
			372.111.399
			
		
		
			
			2023
			
			
			744.725
			
			
			501.723.776
			
		
		
			
			2024
			
			
			545.780
			
			
			349.790.409
			
		
		
			
			2025
			
			
			674.752
			
			
			367.534.691
			
		
		
			
			2026
			
			
			435.766
			
			
			221.022.480
			
		
		
			
			TOPLAM
			
			
			3.922.706
			
			
			2.427.151.529
			
		
	


&nbsp;

Gürer, “Kırmızı mercimekte 2020–2026 döneminde 3,92 milyon tonun üzerinde ithalat yapılmıştır. Bunun karşılığında yaklaşık 2,43 milyar dolar ödeme gerçekleştirilmiştir. 2023 yılı kırmızı mercimek ithalatı 744.725 tonla, dönem içerisindeki en yüksek seviyeye ulaşmıştır.” dedi.

YEŞİL MERCİMEK İTHALATI

Ömer Fethi Gürer, “Yeşil mercimekte 2020–2026 döneminde 541.063 ton ithalat yapılmış ve yaklaşık 470,5 milyon dolar ödeme gerçekleştirilmiştir. Yeşil mercimek ithalatı 2020’den 2025’e kadar önemli ölçüde artmıştır. 2020’de 52.387 ton olan ithalat, 2025’te 118.999 tona yükselmiştir. Bu artış yaklaşık %127 düzeyindedir” diye konuştu.


	
		
			
			Yıl
			
			
			İthalat (ton)
			
			
			Ödeme (ABD doları)
			
		
		
			
			2020
			
			
			52.387
			
			
			27.312.488
			
		
		
			
			2021
			
			
			56.114
			
			
			46.590.084
			
		
		
			
			2022
			
			
			39.900
			
			
			42.267.627
			
		
		
			
			2023
			
			
			115.097
			
			
			111.141.262
			
		
		
			
			2024
			
			
			98.760
			
			
			108.250.877
			
		
		
			
			2025
			
			
			118.999
			
			
			99.235.160
			
		
		
			
			2026
			
			
			59.806
			
			
			35.749.659
			
		
		
			
			TOPLAM
			
			
			541.063
			
			
			470.547.157
			
		
	


&nbsp;

&nbsp;

ÜRETİM VE İTHALAT ARASINDAKİ FARK

Gürer, Türkiye’nin mercimekte bazı yıllarda üretiminden daha yüksek miktarlarda ithalat yaptığını belirtti.


	
		
			
			Yıl
			
			
			Toplam Üretim
			
			
			Toplam İthalat
			
			
			İthalat / Üretim
			
		
		
			
			2020
			
			
			370.815 ton
			
			
			627.126 ton
			
			
			%169
			
		
		
			
			2021
			
			
			263.000 ton
			
			
			534.575 ton
			
			
			%203
			
		
		
			
			2022
			
			
			445.000 ton
			
			
			508.384 ton
			
			
			%114
			
		
		
			
			2023
			
			
			474.000 ton
			
			
			859.822 ton
			
			
			%181
			
		
		
			
			2024
			
			
			476.000 ton
			
			
			644.540 ton
			
			
			%135
			
		
		
			
			2025
			
			
			279.620 ton
			
			
			793.752 ton
			
			
			%284
			
		
		
			
			2026*
			
			
			433.320 ton
			
			
			495.572 ton
			
			
			%114
			
		
	


&nbsp;

&nbsp;

Yedi yıllık dönemde kırmızı ve yeşil mercimek için toplam: 4.463.769 ton ithalat gerçekleştirilmiş ve bunun karşılığında 2.897.698.686 ABD doları ödenmiştir. Bu tutarın 2.427.151.529 doları kırmızı mercimeğe, 470.547.157 doları yeşil mercimeğe gitmiştir.” diye konuştu.

Ömer Fethi Gürer, “Özellikle dar gelirliler için mercimek çorbası erişilebilen ve sık tüketilen en uygun yemektir. Anadolu’nun anavatanı olan mercimekte dahi dışa bağımlılığımızın varlığı, tarım politikasının gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Her üründe kendi kendine yeten bir ülke olmamız, iktidarın tarım üretim politikaları ile doğrudan ilgilidir. Sürekli tükettiğimiz mercimekte yerli üretim için yapılması gerekenler vakit kaybetmeden sağlanmalıdır.” dedi.

&nbsp;


	
		
			
			Ürün
			
			
			İthalat (ton)
			
			
			Ödeme (ABD doları)
			
			
			Toplam İçindeki Pay
			
		
		
			
			Kırmızı mercimek
			
			
			3.922.706
			
			
			2.427.151.529
			
			
			%87,9
			
		
		
			
			Yeşil mercimek
			
			
			541.063
			
			
			470.547.157
			
			
			%12,1
			
		
		
			
			TOPLAM
			
			
			4.463.769
			
			
			2.897.698.686
			
			
			%100
			
		
	


&nbsp;

&nbsp;


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Kırmızı ve Yeşil Mercimek İçin Yedi Yılda Toplam: 4.463.769 Ton İthalat Yapıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 08:52:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/kirmizi-ve-yesil-mercimek-icin-yedi-yilda-toplam-4463769-ton-ithalat-yapildi-120034-20260823.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/kirmizi-ve-yesil-mercimek-icin-yedi-yilda-toplam-4463769-ton-ithalat-yapildi-120034-20260823.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/kirmizi-ve-yesil-mercimek-icin-yedi-yilda-toplam-4463769-ton-ithalat-yapildi-120034-20260823.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BTP’den Siyaset Gündemini Sarsacak Milli İttifak Vurgusu: "Henüz Anlaşılmış Bir Durum Yok!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-btpden-siyaset-gundemini-sarsacak-milli-ittifak-vurgusu-henuz-anlasilmis-bir-durum-yok-36415.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-btpden-siyaset-gundemini-sarsacak-milli-ittifak-vurgusu-henuz-anlasilmis-bir-durum-yok-36415.html</link>
                    <description><![CDATA[Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı.
Davete 5 siyasi parti genel başkanının katılacağını ifade eden Önder, bu toplantının 'ittifak anlaşması' olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, "Türkiye'nin bir milli ittifaka ihtiyacı vardır ama henüz konuşulmamış, anlaşılmamış mevzuların kamuoyunda konuşulmuş, anlaşılmış gibi gösterilmesini doğru bulmuyoruz"]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Önümüzdeki cumartesi günü Ankara'da beş siyasi parti genel başkanı bir yemekte bir araya gelecek. Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ'ın daveti ve organizasyonuyla yapılan bu yemeğe Sayın Genel Başkanımız Hüseyin Baş Bey de katılacak. Bu toplantının yapılacak olmasının kamuoyuna yansıması üzerine kamuoyunda bu 5 partinin ittifak konusunda anlaştığı, yemeğe katılmayan partilerin ittifaka katılmak istemediği gibi bir algı oluşturulduğunu ve bu yönde tartışmalar yürüdüğünü görmekteyiz.

"Bu, ilk aşamada yapılan bir istişare toplantısıdır"

Öncelikle şunu ifade edelim: Bu, ilk aşamada yapılan bir istişare toplantısıdır. Elbette ki Türkiye'nin bir milli ittifaka ihtiyacı vardır. Bu ittifakın belli ilkeler üzerinde oluşturulması gereklidir. Tabii ki de Cumhuriyet'in kurucu değerleri, üniter yapımızın muhafaza edilmesi, millî birlik ve beraberliğimizin korunması, bu ilkeler üzerinden bir ittifakın şekillenmesi Türkiye için yakıcı bir ihtiyaçtır. Henüz konuşulmamış, anlaşılmamış mevzuların kamuoyunda konuşulmuş, anlaşılmış ve burada olmayanların da sanki buna tepki gösteriyor, buna uzak durmaya çalışıyor, ittifak yapmak istemiyor gibi bir algı oluşturulmasını biz doğru bulmuyoruz. Türkiye'nin ittifaka ihtiyacı var. Hem de çok daha geniş çaplı bir ittifaka, bütün millî duruş sahibi olan siyasi partilerin katılacağı bir ittifaka ihtiyacı var."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[BTP’den Siyaset Gündemini Sarsacak Milli İttifak Vurgusu: "Henüz Anlaşılmış Bir Durum Yok! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 06:02:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/btpden-siyaset-gundemini-sarsacak-milli-ittifak-vurgusu-henuz-anlasilmis-bir-durum-yok-090854-20260821.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/btpden-siyaset-gundemini-sarsacak-milli-ittifak-vurgusu-henuz-anlasilmis-bir-durum-yok-090854-20260821.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/btpden-siyaset-gundemini-sarsacak-milli-ittifak-vurgusu-henuz-anlasilmis-bir-durum-yok-090854-20260821.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Manisa’da üzüm hasadı başladı: Bereket var, fiyat yok! Üretici, TMO’dan en az 150 TL bekliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-manisada-uzum-hasadi-basladi-bereket-var-fiyat-yok-uretici-tmodan-en-az-150-tl-bekliyor-36411.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-manisada-uzum-hasadi-basladi-bereket-var-fiyat-yok-uretici-tmodan-en-az-150-tl-bekliyor-36411.html</link>
                    <description><![CDATA[Manisa’da üzüm hasadı ve bağ bozumu başladı. Rekoltenin yüksek, üretimin bereketli olduğu
sezonda üreticinin yüzünü güldürmesi gereken hasat dönemi, fiyat belirsizliği nedeniyle kaygıya
dönüştü. Üretici, bütün yıl emek verdiği ürününü kaç liraya satacağını bilmiyor. Toprak Mahsulleri
Ofisi’nin (TMO) henüz kuru üzüm alım fiyatını açıklamaması, üreticide ciddi bir karamsarlık yaratıyor.
Üreticinin talebi ise açık: 9 numara kuru üzümde en az 150 TL fiyat.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi, Yeni Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, üzüm sergilerinde üreticilerle bir araya gelerek hasat çalışmalarını yerinde inceledi. Bağlarda üzüm kesiminin başladığını belirten Bakırlıoğlu, “Rekoltenin yüksek olduğu bir yıldayız. Bereketli bir yıldayız. Normal şartlar altında hasatta böylesine bereket olduğu zamanlarda çiftçinin, üreticinin yüzü gülmesi gerekir. Ancak burada çiftçilerimizle, üreticilerimizle görüştüğümüz zaman çok ciddi bir karamsarlık var” dedi.

Üreticilerin bütün yıl boyunca bağlarına baktığını, bağdan çıkmadığını ve artık hasat zamanına gelindiğini ifade eden Bakırlıoğlu, “Bu insanlar bütün sene boyunca bağlarına baktılar. Bağlarından çıkmadılar. Artık hasat zamanı, bağ bozumu. Ancak şu anda üzümü kesiyorlar. Ancak üzümün ne kadar olduğunu bilmiyorlar. Henüz daha Toprak Mahsulleri Ofisi herhangi bir fiyat açıklamamış durumda” diye konuştu.

“Ürün alacak mı, almayacak mı, o da belli değil”

Bakırlıoğlu, TMO’nun alım yapıp yapmayacağının dahi net olmadığını belirterek, üreticinin yaşadığı belirsizliğe dikkat çekti:

“Ürün alacak mı, almayacak mı? Kuru üzüm alacak mı, almayacak mı? O da belli değil. Bu durum, bu belirsizlik ister istemez buradaki üreticilerimizi kara kara düşündürmekte.”

Geçen yıl 120 TL fiyat açıklandığını hatırlatan Bakırlıoğlu, üreticilerin ürünlerini genel olarak 100 ila 120 TL arasında sattığını söyledi. Bu yıl ise mazot, gübre, ilaç, posata ve işçilik dahil bütün maliyetlerin katlandığına dikkat çekerek, henüz ortada bir fiyat bulunmadığını vurguladı.

“Geçen sene 120 lira fiyat açıklanmıştı. Genelde üreticilerimiz 100 lirayla 120 lira arasında ürünleri sattılar. Ve geçen seneden bu sene yevmiyeler, masraflar, mazot masrafı, gübre masrafı, posata masrafı katlanmış olmasına rağmen henüz ortada bir fiyat yok. Üreticilerimizin talebi en azından 9 numara üzümün 150 lira olması.”

“150 lira olursa emeğinin karşılığını alabilecek”

Üreticinin en az 150 TL fiyat talebinin maliyetler karşısında bir zorunluluk olduğunu belirten Bakırlıoğlu, “150 lira olursa, hiç değilse yapmış oldukları mücadelenin, vermiş oldukları emeğin karşılığını alabilecekler” dedi.

Bakırlıoğlu, TMO ve Tarım Bakanlığı’na da çağrıda bulundu:

“Biz buradan Toprak Mahsulleri Ofisi’ne sesleniyoruz. Tarım Bakanlığı’na sesleniyoruz. Burada Manisa’da hasat başladı. Bağ kesimleri başladı. Sergiler renklenmeye başladı. Ancak ortada henüz fiyat yok. Derhal ve derhal Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıklama yapması lazım. Fiyatı açıklaması lazım. Ve bu fiyatın da en az, en az 150 lira olması gerekli. Eğer bu açıklama yapılmazsa bu insanların koca bir sene boyunca vermiş oldukları çaba, mücadele heba olacak.”

&nbsp;

“Kesiyoruz ama kaça satacağımızı bilmiyoruz”

Üreticiler de fiyat belirsizliğinden yakındı. Rekoltenin iyi olduğunu ancak fiyatın belli olmadığını belirten üreticiler, geçen yıl 120 TL olarak açıklanan fiyatın bu yıl en az 150 TL olması gerektiğini söyledi.

Bir üretici geçen yıl üzümünü 118 TL’ye sattığını belirtirken, bir başka üretici ise ürününü 100 TL’ye sattığını ifade etti. Yağmur nedeniyle ürününün değer kaybettiğini söyleyen üretici, “Yağmur yedi sonra da 100 lira oldu” dedi.

Yeni mahsulün fiyatına ilişkin endişesini dile getiren üretici, “Şu anda 80-85 gibi diyorlar. Geçen senenin mahsulleri öyle diyorlar. Yeni mahsulde korkuyoruz şimdi bu fiyatlarla nasıl olacak. TMO’dan çıt yok şu anda. TMO hiçbir şey açıklamadı” diye konuştu.

TMO’nun üzüm alacağına ilişkin çeşitli açıklamalar yapıldığını ancak ne kadar ürün alınacağının ve hangi fiyattan alım yapılacağının belli olmadığını belirten üretici, “Çıkıyorlar diyorlar ki işte TMO üzüm alacak. İşte şu ton üzüm alacak. Bu ton üzüm alacak ama ne alacağı ton belli ne de fiyat belli. E ne oluyor? Bu sefer de özel sektörün ekmeğine yağ sürülüyor yani” ifadelerini kullandı.

Üreticiler, “Kaç para olması lazım abi?” sorusuna ise tek bir yanıt verdi: “En az 150.”

Mazot bir ayda 70 liradan 90 liraya çıktı

Üreticiler, artan maliyetleri mazot üzerinden örnekledi. Bir üretici, “Şimdi bir gösterelim ben mazotu aldım. 70 liraya aldığım mazot bugün 90 lira. Bir ay önce 70 liraya aldım. Yarın ne olacağı da belli. Kartı geçtim aldım. Yok nakit yok çünkü. Kartı geçtim aldım. 70 lira. Şimdi bir ton mazotla 20 bin lira fark var. Nasıl olacak bu işte?” dedi.

Üretici, posatanın da 1.200 TL’den 2.900 TL’ye çıktığını belirterek, “Posataya zam geldi. 1200 liraydı posada 2900 lira. Geçen sene 1200 liraydı bu sene 2900 liraya çıktı. 2900 lira. E yağlar ona nazaran. İşçilik maliyeti bu insanlar bakın bu sıcakta çalışıyor haklı. Evine ekmek veriyor” ifadelerini kullandı.

“Bağ bozumu yapıyoruz ama fiyatı bilmiyoruz”

Üreticiler, hasat başlamasına rağmen ürünün hangi fiyattan satılacağının bilinmemesini “zar atmak” olarak nitelendirdi.

“Şu anda bağ bozumu yapıyorsunuz. Şu an başladınız ama kaç paraya satacağınızı bilmiyorsunuz.”

“Biz bilmiyoruz.”

“Fiyatımızı bilmiyoruz.”

“Zar attık ya düşecek gelecek ya hep gelecek ama büyük ihtimalle hep yek gelecek.”

“Hep yek gelecek gibi gözüküyor. Böyle giderse öyle gözüküyor.”

Üreticiler, üzüm üretiminin diğer tarımsal ürünlerden farklı olarak yıl boyunca sürekli emek istediğine de dikkat çekti:

“Üreticinin durumu çok zor. Evet. Bir de üzüm öyle bir şey ki yani her gün neredeyse o bağa gitmek zorundasın. Her gün o bağa gideceksin. Yağmur olmadıktan sonra her gün o bağın başına mutlaka gideceksin.”

Sıcak altında yapılan çalışmanın zorluğuna dikkat çeken üreticiler, “Öğlen sıcağını ben babanın içine çalayım” diyerek yaşadıkları zorluğu dile getirirken, “E ne yapacaksın? Ne yapacaksın? Mecbursun. Mecbur ol. Halletmem lazım” ifadelerini kullandı.

“Üzümü kestik, kaldırdık; sonra fiyat açıklandı”

Üreticiler, TMO’nun geçmiş yıllarda da fiyat açıklamasını hasadın sonuna bıraktığını belirterek, aynı durumun bu yıl da yaşanmasından endişe ediyor.

“Şu an kesiyorsunuz ama fiyat yok. Ne olacağını bilmiyorsunuz.”

“Biz bilmiyoruz.”

“Geçen senelerde TMO ne zaman açıklamıştı bu fiyatları?”

“Son zaman.”

“Geçen sene son zaman mı?”

“Son zaman.”

“Yine üzümü kesti. Yine millet üzümü kesti, kaldırdı. Kaldırdıktan sonra aynen. Kaldırdıktan sonra fiyat açıkladı. Evveli senede aynı oldu. Evveli senede biz üzümü bitirdik. TMO açıklama yaptı.”

Bir üretici, “Ben TİPÇERE verdim üzümü. Paramı da aldım. Bir an önce fiyat açıklanması lazım” derken, diğer üreticiler de “Bir an önce fiyat açıklanması lazım” çağrısını yineledi.

“Dönümde 55-60 bin lira masraf var”

Üreticiler, maliyetlerin geldiği noktayı dönüm hesabıyla da ortaya koydu.

“Şu anda dönümde en az 55-60 bin lira şey var. Masrafın var.”

“20 bin lira sigorta. 10 bin lira icar.”

Üzüm bağlarının kiralık olması halinde maliyetin daha da arttığını belirten bir üretici, “Ha bir de icarda olduğu zaman çok ciddi bir şey var. Ben icarcıyım ben. Şu anda dönümde 60 bin lira maliyeti var” dedi.

Üretici, “Dedim bir ton üzüm alsam. Bir zirveye satsam mesela, 80-90 lira para yapar. Ki bir ton üzüm almak da kolay değil yani. O da kolay değil” sözleriyle mevcut fiyat beklentisinin altında satış yapılması halinde yaşanacak sıkıntıya dikkat çekti.

“Mazot 45 liradan 82-90 liraya çıktı”

Bir başka üretici ise geçen yıla göre maliyetlerin iki katına çıktığını belirterek, “Mazotudur, ilacıdır, gübresidir, icarı. Geçen sene mazot 45'ti. Şimdi 82 lira. 90 lira. 82. Neyse. Ne olacağı da belli değil. Yarın ne olacağını da bilmiyoruz” dedi.

Üreticiler, bu yıl rekoltenin yüksek olmasının sevindirici olduğunu ancak fiyat açıklanmadığı için bereketin henüz yüzlerini güldürmediğini belirtti.

“Allah kolaylık versin. Üzüm kesmeye başladınız. Nasıl, bereketler aldı bu sene?”

“Bereketler güzel de fiyatlar ne olacak bakalım.”

“Fiyatlar ne olacak? Ne olması lazım fiyatın?”

“Yine geriden aşağı olmaması lazım. Olmaması lazım.”

“Hesap kitap ortada”

Üreticilerin ortak talebinin en az 150 TL olduğunu vurgulayan Bakırlıoğlu, maliyetlerin ortada olduğunu belirterek TMO’nun daha fazla beklemeden açıklama yapması gerektiğini söyledi.

“Fiyatın en az 150 lira olması lazım. Geçen sene 120 lira açıklanmıştı. Bu sene 150 olması lazım. En az 150.”

Üreticiler de “Hesap kitap ortada zaten. Ortada. Ortada masraflar. Maliyet aldı başını gidiyor” diyerek yaşadıkları ekonomik baskıyı dile getirdi.

Manisa’da bağ bozumu başladı, sergiler üzümle renklenmeye başladı. Ancak üretici, koca bir yıl emek verdiği ürününü kaç liraya satacağını hâlâ bilmiyor. Üreticinin gözü kulağı TMO’nun açıklayacağı fiyatta. Beklenti ise net: 9 numara kuru üzüm için en az 150 TL.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Manisa’da üzüm hasadı başladı: Bereket var, fiyat yok! Üretici, TMO’dan en az 150 TL bekliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 08:06:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/manisada-uzum-hasadi-basladi-bereket-var-fiyat-yok-uretici-tmodan-en-az-150-tl-bekliyor-110704-20260820.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/manisada-uzum-hasadi-basladi-bereket-var-fiyat-yok-uretici-tmodan-en-az-150-tl-bekliyor-110704-20260820.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/manisada-uzum-hasadi-basladi-bereket-var-fiyat-yok-uretici-tmodan-en-az-150-tl-bekliyor-110704-20260820.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İlk 7 Ayda 4,9 Trilyon Liralık Dev Harcama: Kemer Sıkma Politikası Vatandaşa Yansıdı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-ilk-7-ayda-49-trilyon-liralik-dev-harcama-kemer-sikma-politikasi-vatandasa-yansidi-36397.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-ilk-7-ayda-49-trilyon-liralik-dev-harcama-kemer-sikma-politikasi-vatandasa-yansidi-36397.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Hazine ve Maliye Bakanlığının 2026 yılının ilk 7 ayında 4 trilyon 917 milyar liralık harcama gerçekleştirmesine ve faiz giderlerinin 1 trilyon 791 milyar liraya ulaşmasına tepki gösterdi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “Güçlenen harcama disipliniyle mali alan sağladık.” açıklamasını eleştiren Kış, “Kamuda tasarruf tedbirleri Hazine’nin kapısından içeri giremedi. Genel bütçeden harcanan her 100 liranın yaklaşık 48’i Hazine’den geçti, vatandaştan toplanan her 100 liralık verginin yaklaşık 23 lirası faize gitti. Mehmet Şimşek’in kemer sıkma politikası Hazine’ye değil; emekliye, işçiye, çiftçiye ve dar gelirliye uygulandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mersin Milletvekili Gülcan Kış, 2026 yılının ocak-temmuz dönemine ilişkin bütçe gerçekleşmelerini değerlendirdi. Hazine ve Maliye Bakanlığının kurumsal harcamaları, merkezi yönetim bütçe açığı, faiz giderleri ve vergi gelirlerindeki artışa dikkat çeken Kış, iktidarın “mali disiplin” ve “kamuda tasarruf” söylemlerinin bütçe rakamlarıyla örtüşmediğini söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in temmuz ayı bütçe gerçekleşmelerine ilişkin yaptığı son açıklamada, “Jeopolitik gelişmelerin olumsuz etkilerine rağmen mali disiplini koruyoruz.” dediğini hatırlatan Kış, Şimşek’in “Gelir politikalarımızda artan etkinlik ve güçlenen harcama disipliniyle sağladığımız mali alanı öncelikli alanlara yönlendirmeye devam edeceğiz.” sözlerine rakamlarla yanıt verdi.

HER 100 LİRANIN 48’İ HAZİNE’DEN GEÇTİ

2026 Yılı Genel Bütçeli İdarelerin Bütçe Giderlerinin Kurumsal Sınıflandırılması Tablosu’na göre genel bütçeli idarelerin ocak-temmuz dönemindeki toplam harcaması 10 trilyon 289 milyar 317 milyon lira olarak gerçekleşti. Aynı dönemde Hazine ve Maliye Bakanlığının kurumsal harcaması 4 trilyon 917 milyar 551 milyon liraya ulaştı.

Buna göre, genel bütçeli idareler tarafından harcanan her 100 liranın yaklaşık 48 lirası Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinden çıktı.

Bakanlığın 2026 yılı başlangıç ödeneği 8 trilyon 890 milyar 323 milyon lira olurken, bu ödeneğin yüzde 55,3’ü ilk 7 ayda kullanıldı. Hazine ve Maliye Bakanlığının yalnızca temmuz ayındaki harcaması 866 milyar 377 milyon liraya ulaştı. Haziran ayında 577 milyar 506 milyon lira olan aylık harcama, temmuzda yaklaşık yüzde 50 arttı.

Kış, söz konusu tabloyu şöyle değerlendirdi:

“Mehmet Şimşek ‘Güçlenen harcama disiplini’ diyor ancak başında bulunduğu Bakanlığın harcaması hazirandan temmuza bir ayda yüzde 50 artıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı 7 ayda 4 trilyon 917 milyar lira harcıyor. Genel bütçeden çıkan her 100 liranın yaklaşık 48’i Hazine’den geçiyor. Buna rağmen emekliye, işçiye, çiftçiye ve asgari ücretliye ‘Kaynak yok, sabredin, kemer sıkın.’ deniliyor. Kamuda tasarruf tedbirleri Hazine’nin kapısından içeri girememiştir.”

“ŞİMŞEK’İN HARCAMA DİSİPLİNİ FAİZE İŞLEMEDİ”

Hazine ve Maliye Bakanlığının temmuz ayı bütçe gerçekleşme raporuna göre merkezi yönetim bütçesi, 2026 yılının ilk 7 ayında 1 trilyon 320 milyar 940 milyon lira açık verdi.

Ocak-temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 10 trilyon 520 milyar 682 milyon liraya, faiz giderleri ise 1 trilyon 791 milyar 13 milyon liraya ulaştı. Faiz giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 43,7 arttı. Yılın henüz 7’nci ayında, 2026 yılı için ayrılan toplam faiz ödeneğinin yüzde 65,3’ü tüketildi.

Faiz dışı bütçe giderleri 8 trilyon 729 milyar 669 milyon lira, bütçe gelirleri 9 trilyon 199 milyar 742 milyon lira olarak gerçekleşti. Böylece faiz dışı bütçe dengesi 470 milyar 73 milyon lira fazla verdi. Ancak 1 trilyon 791 milyar liraya ulaşan faiz giderleri nedeniyle bütçe dengesi 1 trilyon 321 milyar liraya yakın açık verdi.

Şimşek’in 470 milyar liralık faiz dışı fazlayı “mali disiplinin göstergesi” olarak sunduğunu belirten Kış, şöyle konuştu:

“Sayın Şimşek, 470 milyar liralık faiz dışı fazlayla övünüyor ancak 1 trilyon 791 milyar liralık faiz giderini ve 1 trilyon 321 milyar liralık bütçe açığını anlatmıyor. Vatandaştan, faiz dışındaki harcamalardan 470 milyar lira daha fazla kaynak topladılar. Sonra faiz ödemeleri geldi, bu fazlanın yaklaşık dört katını bir çırpıda yuttu ve bütçe yine 1,3 trilyon lira açık verdi. Millet kemer sıktı, faiz kazandı, bütçe yine açık verdi. Buna mali disiplin değil, yanlış ekonomi politikalarının faturasını millete kesmek denir.”

TOPLANAN HER 100 LİRALIK VERGİNİN 23 LİRASI FAİZE GİTTİ

2026 yılının ilk 7 ayında merkezi yönetim vergi gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37,3 artarak 7 trilyon 854 milyar 582 milyon liraya ulaştı. Aynı dönemdeki 1 trilyon 791 milyar liralık faiz gideri dikkate alındığında, vatandaştan toplanan her 100 liralık verginin yaklaşık 23 lirasına karşılık gelen bir kaynak faize harcandı.

Faiz ödemelerinin ilk 7 aylık günlük ortalaması yaklaşık 8,4 milyar liraya, saatlik ortalaması 352 milyon liraya, dakikalık ortalaması ise 5,9 milyon liraya ulaştı.

Kış, bu tabloya ilişkin şunları söyledi:

“Mehmet Şimşek vatandaşa tasarruf çağrısı yaparken bütçeden her gün ortalama 8,4 milyar lira, her dakika yaklaşık 5,9 milyon lira faize gitti. Toplanan her 100 liralık verginin yaklaşık 23 lirası faiz giderlerine karşılık geliyor. Buna rağmen iktidar çiftçinin desteğini, emeklinin aylığını, işçinin ücretini ve vatandaşın sosyal hakkını bütçeye yük olarak görüyor. Faize gelince kaynak var, vatandaşa gelince tasarruf var.”

“GELİR POLİTİKALARINDA ETKİNLİK DEDİKLERİ, VATANDAŞTAN DAHA FAZLA VERGİ TOPLAMAK”

Şimşek’in açıklamasında kullandığı “gelir politikalarımızda artan etkinlik” ifadesine de tepki gösteren Kış, vergi gelirlerindeki yüzde 37,3’lük artışa işaret etti.

Kış, “İktidarın ekonomi sözlüğünde vatandaştan daha fazla vergi toplamanın adı ‘gelir politikalarında etkinlik’, ücretleri ve emekli aylıklarını baskılamanın adı ‘dezenflasyon’, vatandaşın sofrasından kısmak ise ‘harcama disiplini’ oldu.” dedi.

Vatandaşın ödediği dolaylı vergilerin, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle her geçen gün ağırlaştığını belirten Kış, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatandaş markette, akaryakıtta, elektrikte, doğal gazda, faturada, aldığı her üründe vergi ödüyor. Ücretlinin vergisi daha maaşı eline geçmeden kesiliyor. Vergi gelirleri 7 ayda 7 trilyon 854 milyar liraya ulaşıyor ancak bütçe yine açık veriyor. Çünkü iktidarın kurduğu düzen, vatandaştan toplamaya; faize, borca ve yanlış ekonomi politikalarına aktarmaya dayanıyor.”

“KAMUDA TASARRUF EMEKÇİYE VAR, AYRICALIĞA YOK”

Kamuda Tasarruf Tedbirleri kapsamında kamu personelinin servisinden sosyal tesislere, temsil giderlerinden yatırımlara kadar birçok alanda kısıtlamaya gidildiğini hatırlatan Kış, tasarrufun adil ve şeffaf biçimde uygulanmadığını söyledi.

Kış, şöyle devam etti:

“Kamuda tasarruf denildi; kamu emekçisinin servisine, vatandaşın alacağı hizmete, tamamlanması gereken yatırıma, çiftçinin desteğine ve sosyal harcamalara kısıtlama getirildi. Ancak aynı tasarruf anlayışını faiz ödemelerinde, kamu-özel iş birliği projelerinin garanti yüklerinde, kamudaki ayrıcalıklarda ve israf düzeninde göremiyoruz. Tasarruf genelgesi vatandaşa ve kamu emekçisine işliyor, Hazine’ye ve ayrıcalıklı kesimlere işlemiyor.”

“4,9 TRİLYON LİRANIN NEREYE HARCANDIĞI AÇIKLANMALI”

Hazine ve Maliye Bakanlığının 4 trilyon 917 milyar liralık kurumsal harcamasının tamamının Bakanlığın personel veya idari giderlerinden oluşmadığını; faiz ödemeleri, cari transferler, sosyal güvenlik sistemine aktarılan kaynaklar, borç verme işlemleri ve diğer merkezi yükümlülüklerin de bu bütçede yer aldığını belirten Kış, harcamaların ayrıntılı şekilde açıklanması gerektiğini vurguladı.

Kış, şu soruları yöneltti:

“Yedi ayda Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinden harcanan 4 trilyon 917 milyar liranın ne kadarı faiz ödemelerine, ne kadarı cari transferlere, ne kadarı sosyal güvenlik sistemine, ne kadarı kamu şirketlerine, ne kadarı garanti ve borç yükümlülüklerine ayrılmıştır? Temmuz ayında Bakanlığın harcaması neden bir önceki aya göre yüzde 50 artmıştır? ‘Güçlenen harcama disiplini’ denilen dönemde faiz giderleri neden yüzde 43,7 yükselmiştir? Tasarruf tedbirleri hangi harcama kalemlerinde ne kadar tasarruf sağlamıştır? Oluşturulduğu söylenen ‘mali alan’ hangi öncelikli alanlara ve hangi tutarlarda aktarılmıştır?”

“SORUN KAYNAK YOKLUĞU DEĞİL, SİYASİ TERCİHTİR”

Türkiye’nin kaynağının bulunduğunu ancak bütçe tercihlerinin halktan yana yapılmadığını ifade eden Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Rakamlar açıkça gösteriyor: Türkiye’nin sorunu kaynak yokluğu değildir. Sorun, kaynağın kimden toplandığı ve kimler için harcandığıdır. İktidar, bütçeyi vatandaştan topluyor; faize, borca ve yanlış ekonomi politikalarının yarattığı maliyetlere harcıyor. Emekliye, işçiye, çiftçiye ve dar gelirliye ise sabır tavsiye ediyor.

Genel bütçeden harcanan her 100 liranın yaklaşık 48’i Hazine’den geçti. Vatandaştan toplanan her 100 liralık verginin yaklaşık 23 lirası faize gitti. Yedi ayda 1,8 trilyon liraya yakın faiz ödendi, bütçe 1,3 trilyon lira açık verdi. Buna rağmen Sayın Şimşek çıkıp ‘Mali disiplini koruyoruz.’ diyor.

Mehmet Şimşek’in kemer sıkma politikası Hazine’ye değil, milletin boğazına uygulanıyor. Tasarruf emeklinin sofrasından, işçinin ücretinden, çiftçinin tarlasından, gencin geleceğinden yapılıyor. Hazine’nin kasası milletin vergileriyle doluyor, AKP’nin yanlış ekonomi politikalarıyla boşalıyor. Şimşek’in ekonomi programı bütçeyi değil, vatandaşı küçültüyor.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[İlk 7 Ayda 4,9 Trilyon Liralık Dev Harcama: Kemer Sıkma Politikası Vatandaşa Yansıdı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 07:38:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/ilk-7-ayda-49-trilyon-liralik-dev-harcama-kemer-sikma-politikasi-vatandasa-yansidi-104132-20260819.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/ilk-7-ayda-49-trilyon-liralik-dev-harcama-kemer-sikma-politikasi-vatandasa-yansidi-104132-20260819.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/ilk-7-ayda-49-trilyon-liralik-dev-harcama-kemer-sikma-politikasi-vatandasa-yansidi-104132-20260819.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeni Parti Milletvekili Gamze Taşcıer, Sosyal Yardımlara Duyulan İhtiyacın Neden Büyüdüğünü Tartışmak Gerekiyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-yeni-parti-milletvekili-gamze-tascier-sosyal-yardimlara-duyulan-ihtiyacin-neden-buyudugunu-tartismak-gerekiyor-36391.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-yeni-parti-milletvekili-gamze-tascier-sosyal-yardimlara-duyulan-ihtiyacin-neden-buyudugunu-tartismak-gerekiyor-36391.html</link>
                    <description><![CDATA[Yeni Parti Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, 2026 yılı bütçe gerçekleşmelerine göre Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma Programı kapsamında yılın ilk yedi ayında 285 milyar liranın üzerinde harcama yapıldığını belirterek, “Ocak ayında 28,1 milyar lira olan aylık harcama, temmuz ayında 48,4 milyar liraya yükseldi. Aylık harcama altı ayda yüzde 72 arttı. Sosyal yardım bütçesindeki artış, emek gelirlerinin yetersizliğinin bütçeye yansıyan yüzüdür” dedi. Taşcıer, AKP iktidarının sosyal politika anlayışını eleştirerek, “Yoksulluğu azaltan devlet yurttaşı güçlendirir; yoksulluğu sürekli yardımlarla yöneten iktidar ise yurttaşın ekonomik bağımlılığını yeniden üretir]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yeni Parti Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinin ilk yedi aylık gerçekleşmelerini Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma Programı üzerinden değerlendirdi. Taşcıer’in paylaştığı verilere göre, program kapsamında ocak-temmuz döneminde toplam 285 milyar 33 milyon lira harcandı. 2026 yılı başlangıç ödeneği 553 milyar 584 milyon lira olan programda, yıllık ödeneğin yüzde 51,5’i temmuz sonu itibarıyla kullanıldı. Aylık harcamalardaki artışa dikkati çeken Taşcıer, ocak ayında 28,1 milyar lira olan yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma harcamasının temmuz ayında 48,4 milyar liraya ulaştığını bildirdi. Buna göre aylık harcama altı ayda yaklaşık yüzde 72 artarken, temmuz ayındaki tutar ocak ayının yaklaşık 1,7 katına çıktı.

&nbsp;

“SOSYAL YARDIMLARA DUYULAN İHTİYACIN NEDEN BÜYÜDÜĞÜNÜ TARTIŞMAK GEREKİYOR”

Sosyal yardım harcamalarındaki yükselişin sosyal yardımların gerekliliği üzerinden tartışılmasının yanlış olacağını belirten Taşcıer, şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’de sosyal yardımlara duyulan ihtiyacın neden bu kadar büyüdüğünü tartışmak gerekiyor. Ücretlerin geçim maliyetinin gerisinde kaldığı, emekli aylıklarının temel ihtiyaçları karşılamakta zorlandığı, güvencesiz ve düşük ücretli çalışmanın yaygınlaştığı bir ekonomik düzende sosyal yardım harcamalarının yükselmesi şaşırtıcı bir sonuç sayılmaz. Sosyal yardım bütçesindeki artış, aynı zamanda emek gelirlerinin yetersizliğinin bütçeye yansıyan yüzüdür.” Sosyal yardımların milyonlarca kişi açısından hayati bir gelir desteği haline geldiğini ifade eden Taşcıer, çalışan yoksulluğuna da işaret ederek, “Asıl sorun, çalışanların ve emeklilerin düzenli gelirlerinin insanca yaşamaya yetmemesi ve giderek daha geniş toplum kesimlerinin kamusal desteğe ihtiyaç duymasıdır. Çalışan yoksulluğunun yaygınlaştığı bir ülkede istihdam sahibi olmak da yoksulluktan kurtulmaya yetmiyor” dedi.

&nbsp;

“ÜCRET POLİTİKASIYLA SAĞLANAMAYAN GELİR, SOSYAL YARDIMLARLA TAMAMLANIYOR”

Türkiye’de sosyal politikanın giderek yardım ağırlıklı bir yapıya dönüştüğünü savunan Taşcıer, ücret politikasıyla sağlanamayan gelirin sosyal yardım mekanizmalarıyla tamamlanmaya çalışıldığını, emekli aylıklarıyla sağlanamayan geçim güvencesinin de çeşitli desteklerle karşılandığını belirtti. Taşcıer, “Hak temelli ve düzenli gelir politikalarının alanı daraldıkça, ihtiyaç tespitine dayalı sosyal transferlerin önemi büyüyor. Böyle bir yapı yoksulluğun ortadan kaldırılmasından çok, yoksulluğun kamu kaynaklarıyla idare edilmesi sonucunu doğuruyor” ifadelerini kullandı. Yoksullukla mücadelede sosyal korumanın güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Taşcıer; asgari ücretin insanca yaşam düzeyine yükseltilmesi, emekli aylıklarının gerçek geçim koşullarına göre belirlenmesi, sendikal hakların güçlendirilmesi, kayıt dışı ve güvencesiz çalışmanın azaltılması ve gelir dağılımının emek lehine değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

&nbsp;

“AKP YOKSULLUĞU ORTADAN KALDIRMAK YERİNE YÖNETİYOR”

AKP iktidarının sosyal politika modelini de eleştiren Taşcıer, mevcut tablonun yalnızca son yıllardaki yüksek enflasyon ve ekonomik krizle açıklanamayacağını belirtti. Taşcıer, AKP döneminde sosyal politikanın, yurttaşı düzenli ve hak temelli gelir mekanizmalarıyla güçlendirmek yerine düşük gelirleri sosyal yardım programlarıyla tamamlayan bir yapıya dönüştüğünü savunarak, şunları söyledi: “Yoksulluk, ortadan kaldırılması gereken toplumsal bir sorun olmaktan çıkarılarak sürekli yönetilmesi gereken bir alana dönüştürüldü. Bu modelin temelinde önemli bir tercih yatıyor: Ücreti baskıla, emekliyi düşük aylığa mahkûm et, sendikal örgütlenmeyi zayıflat, ardından ortaya çıkan gelir açığını sosyal yardımlarla kapat. Böylece yurttaş kendi emeğinden ve sosyal güvenlik hakkından elde etmesi gereken gelirin bir bölümünü, ihtiyaç tespitine bağlı kamu transferleri aracılığıyla almaya başlıyor.”

&nbsp;

“SOSYAL DEVLET YURTTAŞA LÜTUFTA BULUNMAZ, HAK SAĞLAR”

Sosyal devlet ile yardım ağırlıklı sosyal politika arasındaki ayrıma dikkati çeken Taşcıer, sosyal devletin güvenceli çalışma, yeterli ücret, sendikal örgütlenme, sosyal güvenlik, emeklilik, sağlık, eğitim ve barınma haklarını güvence altına alması gerektiğini belirtti. Taşcıer, “Sosyal devlet yurttaşa lütufta bulunmaz; hak sağlar. Yurttaşı siyasi iktidarın takdirine mümkün olduğunca az bağımlı kılar. Yardım ağırlıklı model ise gelir dağılımının yarattığı eşitsizliği kaynağında düzeltmek yerine sonuçlarını transferlerle hafifletmeye çalışır” dedi.

&nbsp;

“YOKSULLUĞUN SEBEBİ AKP”

Sosyal yardım alan yurttaşların hedef gösterilmemesi gerektiğini vurgulayan Taşcıer, “Sosyal yardım alan yurttaş bu düzenin sorumlusu değil, ağır ekonomik koşulların doğrudan mağdurudur. Yardımın kesilmesini veya azaltılmasını savunmak, yoksulluğun faturasını yeniden yoksula çıkarmak anlamına gelir. Eleştirinin adresi yardım alan milyonlar değil; insanları yardıma ihtiyaç duyar hale getiren ve ardından bu bağımlılığı kendi sosyal politika anlayışının merkezine yerleştiren iktidar tercihidir” diye konuştu.

&nbsp;

“KAMU KAYNAĞI İKTİDARIN CÖMERTLİĞİ GİBİ SUNULUYOR”

Sosyal yardımların siyasi kullanımına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Taşcıer, sosyal hakların kurumsal ve evrensel niteliği zayıfladıkça kamu kaynaklarının dağıtımı ile siyasi iktidar arasındaki mesafenin daraldığını savundu. Taşcıer, sosyal politikanın yurttaşın devletten talep edebildiği bir hak alanından uzaklaşıp iktidarın “verdiği” yardım biçiminde sunulmasının sakıncalarına işaret ederek, “Devletin kaynağı siyasi iktidarın cömertliği gibi gösteriliyor. Oysa dağıtılan para iktidar partisinin kasasından çıkmıyor; vergilerden ve kamu kaynaklarından oluşan bütçeden karşılanıyor” dedi. Kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen sosyal transferlerin siyasi iktidarın vatandaşa sağladığı bir imkân şeklinde sunulması halinde sosyal politika ile siyasi sadakat arasında bağ kurulabileceğini belirten Taşcıer, bunun yoksulluğu “yönetilebilir ve siyasal olarak kullanılabilir bir bağımlılık ilişkisine” dönüştürdüğünü ifade etti.

&nbsp;

“YOKSULLUĞU YARATAN EKONOMİK MODEL İLE YOKSULLUĞU YÖNETEN SOSYAL POLİTİKA AYNI SİSTEMİN İKİ PARÇASI”

Taşcıer, 2026 yılında Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma Programı için ayrılan 553,6 milyar liranın yalnızca sosyal harcamaların büyüklüğünü göstermediğini, ekonomik düzenin ürettiği yoksulluğun kamu bütçesine yüklediği maliyeti de ortaya koyduğunu belirtti. Taşcıer, şöyle devam etti: “İktidar bir taraftan uyguladığı ücret, vergi, istihdam ve gelir politikalarıyla geniş toplum kesimlerinin gelirlerini baskılarken diğer taraftan bu kesimlere sosyal yardım dağıtarak yoksulluğun sonuçlarını hafifletmeye çalışıyor. Böylece yoksulluğu yaratan ekonomik model ile yoksulluğu yöneten sosyal politika aynı sistemin iki parçası haline geliyor.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Yeni Parti Milletvekili Gamze Taşcıer, Sosyal Yardımlara Duyulan İhtiyacın Neden Büyüdüğünü Tartışmak Gerekiyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 09:27:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/yeni-parti-milletvekili-gamze-tascier-sosyal-yardimlara-duyulan-ihtiyacin-neden-buyudugunu-tartismak-gerekiyor-123300-20260818.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/yeni-parti-milletvekili-gamze-tascier-sosyal-yardimlara-duyulan-ihtiyacin-neden-buyudugunu-tartismak-gerekiyor-123300-20260818.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/yeni-parti-milletvekili-gamze-tascier-sosyal-yardimlara-duyulan-ihtiyacin-neden-buyudugunu-tartismak-gerekiyor-123300-20260818.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Vatandaş Geçim Derdinde İktidar Harcamada: Bulut Kamu Kaynaklarının Sınırsız Kullanımına İsyan Etti!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-vatandas-gecim-derdinde-iktidar-harcamada-bulut-kamu-kaynaklarinin-sinirsiz-kullanimina-isyan-etti-36385.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-vatandas-gecim-derdinde-iktidar-harcamada-bulut-kamu-kaynaklarinin-sinirsiz-kullanimina-isyan-etti-36385.html</link>
                    <description><![CDATA[YENİ Parti Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın 2026 yılının ilk 7 ayında yaptığı harcamayı gündeme taşıdı. Bulut, 3 milyar 495 milyon 114 bin liralık harcamanın her gün yaklaşık 16,5 milyon liraya denk geldiğini belirterek, “İktidar vatandaşın geçim derdini görmezden gelirken, kamu kaynaklarını adeta sınırsız bir harcama alanı gibi kullanıyor”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ YENİ Parti Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın 2026 yılının ilk 7 ayındaki harcamalarını mercek altına aldı. Buna göre İletişim Başkanlığı ocak ayında 550 milyon 21 bin TL, şubatta 401 milyon 857 bin TL, martta 402 milyon 156 bin TL, nisanda 510 milyon 546 bin TL, mayısta 528 milyon 185 bin TL, haziranda 544 milyon 724 bin TL ve temmuzda 557 milyon 625 bin TL harcadı. İletişim Başkanlığı’nın 7 aylık toplam harcaması da 3 milyar 495 milyon 114 bin TL oldu.İletişim Başkanlığıgünde yaklaşık 16 milyon 486 bin TL, saatte 686 bin 933 TL, dakikada ise yaklaşık 11 bin 449 TL harcadı. Bulut, İletişim Başkanlığı’nın günlük harcamasının, yaklaşık 587 asgari ücretlinin bir aylık, saatlik harcamasınında 24,5 asgari ücretlinin maaşına denk geldiğini kaydetti.

“VATANDAŞIN VERGİSİ KARA PROPAGANDA BÜTÇESİNE DÖNÜŞÜYOR”

YENİ Partili Bulut, “Türkiye’de milyonlarca vatandaş ay sonunu getirmeye, kirasını, faturasını ve mutfak masrafını karşılamaya çalışıyor. Asgari ücretlinin cebine giren para belli. Emeklinin, işçinin, memurun geliri belli. Buna karşılık iktidarın kamu kaynaklarını nasıl harcadığına baktığımızda karşımıza bambaşka bir tablo çıkıyor.İletişim Başkanlığı yalnızca yılın ilk 7 ayında 3 milyar 495 milyon lira harcamış. Bu, günde 16,5 milyon liranın üzerinde bir harcama demek. Dakikada yaklaşık 11 bin 500 lira harcanıyor. Her gün yaklaşık 587 asgari ücretlinin bir aylık maaşı kadar para harcanıyor. Vatandaşa ‘tasarruf edin’ diyen iktidar, konu kendi harcamalarına geldiğinde tasarrufu hatırlamıyor. Milletin vergileri iktidarın kara propagandasının bütçesi değildir. O para milletin parasıdır. Millet geçinemiyorsa, emekli pazardan eli boş dönüyorsa, gençler gelecek kaygısı yaşıyorsa kamu kaynaklarının her kuruşunun hesabı verilmek zorundadır.Bu milyarlarca lira nerelere harcandı? Hangi hizmetlere, hangi tanıtım faaliyetlerine, hangi kampanyalara kaynak aktarıldı? Bu sorulara yanıt verilmesi gerek! Vatandaşın kemerini sıkanların önce kendi harcamalarına baksın. Millet tasarruf ederken iktidar savurganlık yapamaz
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Vatandaş Geçim Derdinde İktidar Harcamada: Bulut Kamu Kaynaklarının Sınırsız Kullanımına İsyan Etti! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 07:31:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/vatandas-gecim-derdinde-iktidar-harcamada-bulut-kamu-kaynaklarinin-sinirsiz-kullanimina-isyan-etti-103445-20260818.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/vatandas-gecim-derdinde-iktidar-harcamada-bulut-kamu-kaynaklarinin-sinirsiz-kullanimina-isyan-etti-103445-20260818.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/vatandas-gecim-derdinde-iktidar-harcamada-bulut-kamu-kaynaklarinin-sinirsiz-kullanimina-isyan-etti-103445-20260818.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Pazarda Ürün Var Ama Emekli Sadece Bakıp Geçiyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-pazarda-urun-var-ama-emekli-sadece-bakip-geciyor-36375.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-pazarda-urun-var-ama-emekli-sadece-bakip-geciyor-36375.html</link>
                    <description><![CDATA[Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman, Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarımda kamucu, planlı üretim ve öngörülebilir bir yönetim olmayışının rafta ürünün fiyatının düşmemesine neden olduğunu söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Gürer, “Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2026 yılında bitkisel üretimde Cumhuriyet tarihi rekoru kırılabileceğini söyleyip tarımda işlerin iyi olduğunu belirtirken Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan: “Gıda üretimi görünümündeki genel iyileşmeye karşın, gıda enflasyonundaki olumsuz ayrışma belirginleşti.” diyerek üretim artışına karşın gıda enflasyonunun yıllık enflasyona etkisinden söz ediyor. Üretimin çok olmasına rağmen vatandaş neden ucuz ürün alamıyor? Bunun iktidar kanadından bir açıklaması yok mu? Ürün çoksa rafta fiyat düşmezken tarlada, bahçede ürün kalmasında iktidarın sorumluluğu yok mu?” dedi.



Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Esasen Bakan üretimde rekor artışı ifade etse de bu artış iktidarın başarısı ile ortaya çıkan bir sonuç değil. Mevsimsel yağmurun artışı ve kuraklık, don gibi önceki yıllarda tarım felaketlerinin bu yıl olmaması üretimde artışı getirdi.



Üretim artışı kişi başına düşen üretim üzerinden bakılırsa da sorun devam ettiği görülür. Aralık ayı bitkisel üretim verileri ile durum daha gerçekçi analiz edilebilir. Tarımda yapısal sorunların varlığı rekolte artışı ile yok sayılamaz. Sorunlar aşılmadan tarımda işler iyi gidiyor denmesi tarım sorunlarını ortadan kaldırmaz. Tarım, üretim aşamasından sofraya erinceye kadar süreç doğru yönetilmelidir. Tüccar ve ithalata dayalı süreç, gıdada sorunların varlığını yok etmiyor. Girdi maliyetlerinin artması üretimi sorunlu kılıyor. Mazot litresi 80 liraya dayandı. Gübrede çiftçi, üretici yoğun kullandığı gübre ton fiyatı 30.000 TL’yi erdi. Sulama suyu elektriğinden işçiliğe, ithalattan ihracata olumsuzluklar görmezden gelinemez. İlacı, tohumu, sulama suyu giderleri durmadan artıyor. Ürün üretimini kredi kullanıp sağlayan çiftçi, üretici, ürün hasat sonrası düşük alım fiyatı ile gelir gider dengesi bozulması icralık olmasına kapı aralıyor. Ürünü tüccara verdikten sonra ürün fiyatı artışı da başlıyor. Üretici sattığı ürünü rafta fiyatını görünce artış aralığı ile üreten biz, kazanan aracılar diyor. Sonuçta üretici, çiftçi kazanamadığı ürün deseninde kazanabileceği varsaydığı ürüne yönelip değişikliğe gitmek zorunda kalıyor. Bu durum ihtiyaca göre üretim dengesini bozuyor. Ürün rekoltesini takip eden tüccar da ithalatçı da bu süreçte istedikleri fiyatlarla pazarı oluşturuyor. Bu durum üreteni de tüketeni de mağdur etmeye devam ediyor.” dedi.



KAMU DÜŞÜK ALIM FİYATI ÜRETİCİYİ SIKINTIYA SOKUYOR



Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kamunun düşük alım fiyatı yanında geç fiyat açıklamasını piyasayı tüccarın şekillendirmesine yol açtığına da dikkat çekti.



Gürer, bölgelere göre maliyetlerle sürece bakıldığında buğday, çay, fındık gibi alım fiyatları düşük kalan üreticilerin masrafını karşılamakta zorlandığını belirtti. Farklı ürünlerde tarla ve bahçe ile raf fiyatı arasında katlamalı fiyat artışının serbest piyasa ekonomisi ile oluştuğunu söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Tarım gibi kamunun etkin olmadığı alanda sorunlar bitmez. Kamucu bir yaklaşım, önemli girdi kalemlerinde sübvansiyon, gerekli yeterli destekler ve kooperatiflerin güçlü bir yapı ile oluşturulması sorunları önemli ölçüde geriletecektir. Bu sürece planlı üretim, öngörülebilir yönetim ve üretim sonrası işlenmiş, dondurulmuş, katma değerli ürüne üretimin dönüştürülmesi ile bir yıl sonrası değil, birkaç yıllık sürecin sorunlardan arındırılması yaratılabilir. Dalda, tarlada ürün yok, GIDA enflasyonu yüksek denirken bu kere ürün var, rekolte yüksek diyerek rafta ürün fiyatını vatandaş alım gücüne endeksli duruma getiremiyorsanız nedenini doğru okumak gerekir.” dedi.



EMEKLİ MEYVEYE HASRET



Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman, Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, bu yıl mevsimsel ani hava değişiminden fazla etkilenmeyen meyve ürünlerinde de rafta fiyat düşmemesinin emekli ve dar gelirlinin dilediği kadar ve istediği meyveyi almasını sağlamadığını belirtti. Bahçede, tarlada ürünün son tüketiciye uygun fiyatla ermemesinin iktidarın uyguladığı tarım politikası etkisi olduğuna işaret etti. Tüccar ile ithalatçıya bırakılan sürecin rafta ürün fiyatının uygun olmasını sağlamadığı görülerek tarımda ve gıdada politikalar yeniden düzenlenmelidir. Bu sürecin enflasyon etkisinden söz ediliyorsa çözüm için de gerekli düzenlemeler sağlanmalıdır.



“Pazarda ürün var olsa da emekli alamadığı ürüne tezgahta bakıp geçiyor. Emekli ve dar gelirli düşük maaş ile gıdasını, meyvesini kısmak zorunda kalıyor. Raftaki ürünün alım gücüne göre yüksek fiyatlarda olması da meyveyi, sebzeyi dilediği kadar tüketme ya da alabilmesini de sınırlıyor.” diye konuştu.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Pazarda Ürün Var Ama Emekli Sadece Bakıp Geçiyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 12:24:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/pazarda-urun-var-ama-emekli-sadece-bakip-geciyor-153058-20260816.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/pazarda-urun-var-ama-emekli-sadece-bakip-geciyor-153058-20260816.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/pazarda-urun-var-ama-emekli-sadece-bakip-geciyor-153058-20260816.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Trump’tan Türk zeytinyağına vergi darbesi!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-ahmet-vehbi-bakirlioglu-trumptan-turk-zeytinyagina-vergi-darbesi-36372.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-ahmet-vehbi-bakirlioglu-trumptan-turk-zeytinyagina-vergi-darbesi-36372.html</link>
                    <description><![CDATA[TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi, Yeni Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Akhisar’da zeytin bahçesinde yaptığı açıklamada, yeni sezon öncesinde zeytin ve zeytinyağı üreticisinin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek ABD’nin Türk zeytinyağına getirdiği yüzde 12,5’lik ilave vergiye tepki gösterdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Zeytinin başkenti Manisa’da, Akhisar’dayız. Ağaçlarımızın maşallahı var. Ürün bol, bereketli bir sezon bizi bekliyor” diyen Bakırlıoğlu, bu yıl zeytinde tarihi bir rekolte beklendiğini belirtti.

450-500 bin ton seviyelerinde zeytin üretiminin konuşulduğunu ifade eden Bakırlıoğlu, “Normal şartlarda böylesine bereketli bir sezon öncesinde üreticimizin yüzünün gülmesi gerekir. Ama bugün zeytin üreticimiz kara kara düşünüyor. Çünkü zeytin fiyatları dipte, zeytinyağı fiyatları dipte, maliyetler her geçen gün artıyor” dedi.

“Üretici desteğini de kaybetti”

Üreticinin yalnızca fiyat baskısıyla değil, desteklerin kaldırılmasıyla da karşı karşıya olduğunu söyleyen Bakırlıoğlu, dane zeytin ve zeytinyağına yönelik önceki yıllarda verilen desteklerin artık bulunmadığını belirterek, “Üretici hem artan maliyetlerle mücadele ediyor hem de daha önce aldığı desteklerden mahrum bırakılıyor” ifadelerini kullandı.

“En önemli pazarlarımızdan biri tehdit altında”

ABD’nin Türk zeytinyağına getirdiği yüzde 12,5’lik ilave vergiye de tepki gösteren Bakırlıoğlu, ABD’nin Türkiye açısından en önemli zeytinyağı ihracat pazarlarından biri olduğuna dikkat çekti.

Bakırlıoğlu, “Tunus’a sıfır vergi uygulanırken Türkiye’den gelen zeytinyağına yüzde 12,5 ilave vergi getiriliyor. Bu durumda Türk zeytinyağının uluslararası pazarda rekabet gücü ciddi biçimde zedeleniyor” dedi.

“Bu nasıl dostluk, bu nasıl ortaklık?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişki üzerinden hükümete yüklenen Bakırlıoğlu, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde önemli tavizler verdiğini savundu.

Bakırlıoğlu, “Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump’a ‘dostum’ diyor. Trump da Erdoğan için ‘harika bir insan, çok önemli bir ortak’ diyor. Peki sonuç ne? Türkiye taviz üzerine taviz verirken, Türk zeytinyağına yüzde 12,5 ilave vergi geliyor. Bu nasıl ortaklık? Bu nasıl işbirliği?” diye sordu.

Türkiye’nin ABD ile yaptığı ticari anlaşmalarda kendi üreticisinin çıkarlarını koruması gerektiğini vurgulayan Bakırlıoğlu, “Biz Türkiye’nin aleyhine olacak anlaşmalara imza atarken karşılığında Türk çiftçisi, Türk zeytincisi bedel ödememeli” dedi.

“Ticaret Bakanlığı derhal harekete geçmeli”

Bakırlıoğlu, Ticaret Bakanlığı’na çağrıda bulunarak, Türk zeytinyağına uygulanan yüzde 12,5’lik ilave verginin kaldırılması için derhal girişim başlatılmasını istedi.

“Bu konuda daha fazla zaman kaybedemeyiz” diyen Bakırlıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu verginin faturası ihracatçıya, üreticiye ve nihayetinde Türk zeytincisine çıkacak. Türkiye’nin çok önemli bir pazarını kaybetme riski var. Ticaret Bakanlığı derhal adım atmalı, Türk zeytinyağının rekabet gücünü korumalıdır. Çünkü bu mesele sadece ihracatçının değil, tarlasındaki ağacına alın terini döken binlerce zeytin üreticisinin meselesidir.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Trump’tan Türk zeytinyağına vergi darbesi! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 09:49:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/ahmet-vehbi-bakirlioglu-trumptan-turk-zeytinyagina-vergi-darbesi-130157-20260816.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/ahmet-vehbi-bakirlioglu-trumptan-turk-zeytinyagina-vergi-darbesi-130157-20260816.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/ahmet-vehbi-bakirlioglu-trumptan-turk-zeytinyagina-vergi-darbesi-130157-20260816.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millete Verdiğimiz Sözleri Tutmanın Gururuyla Buradayız]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-cumhurbaskani-erdogan-millete-verdigimiz-sozleri-tutmanin-gururuyla-buradayiz-36370.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-cumhurbaskani-erdogan-millete-verdigimiz-sozleri-tutmanin-gururuyla-buradayiz-36370.html</link>
                    <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “AK Parti 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı”na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

u tarihî günde, bu anlamlı buluşmada partilileri en kalbi duygularla, hürmetle, muhabbetle selamladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, cennet vatanın dört bir yanındaki tüm vatandaşları selamladı.



Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı coğrafyalarında milleti temsil eden tüm vatandaşlara da muhabbetlerini gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gönül ve kültür coğrafyasının dört bir yanında şu anda kalbi kendileriyle atan tüm dostlarına selamlarını iletti.



Ülkenin ve dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın partilerine, kendisine ve hareketlerine muhabbet duyan herkese selamlarını ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu akşam gönlü kendileriyle atan, bu yolda beraber yürüdükleri Cumhur İttifakı ortakları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye partisi ve tüm arkadaşları adına selamlarını gönderdi.







“BUGÜN TARİHÎ BİR GÜN”



Türkiye'nin 81 ilinden gelip Başkent Millet Bahçesi'ni dolduran partililere şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aşkınız için, dayanışmanız için, ahde vefanız için, en çok da görenleri kıskandıran şu muhabbetiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Rabbim, kardeşliğimizi daim kılsın. Dostluğumuz, yol arkadaşlığımız inşallah ebedî olsun, daim kalsın" dedi.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün çok özel, tarihî bir gün. Bugün 25'inci yılımızı büyük bir gururla idrak ediyoruz. AK kadrolar olarak çeyrek asrı devirmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz" ifadelerini kullandı.



Kendilerine bugünleri gösteren, bu güzelliği yaşatan Allah'a sonsuz şükrettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "25'inci yaş günümüz, 25'inci doğum günümüz kutlu olsun" diye konuştu.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Ağustos 2001'den bu yana AK Parti çatısı altında farklı kademelerde görev yapan her bir parti mensubuna ayrı ayrı teşekkür etti.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisiyle mesaide bulunan ve ailesi programa katılan Abdülmecit Yücel'in, hareketlerindeki gönlünü ortaya koyuşunu unutmalarının mümkün olmadığını dile getirdi.



Bakanlardan milletvekillerine, il, ilçe, belde başkanlarından belediye başkanlarına, meclis üyelerinden mahalle-köy temsilcilerine, sandık müşahitlerinden üyelere kadar yol ve dava arkadaşlarının tamamına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurulduğu ilk günden itibaren bu hareketi samimiyetle bağrına basan kadınlara, AK Parti Kadın Kolları'nın tüm mensuplarına, partiye renk, dinamizm katan gençlere teşekkürlerini iletti.



Sandık her kurulduğunda, sabahın erken saatlerinden itibaren bir bayram havasında sandıkları şenlendiren seçmenlere de gönülden teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugüne kadar oyunu alamadığımız ama tercihlerine saygıyla yaklaştığımız vatandaşlarımıza ise demokrasimize yaptıkları katkılardan ötürü teşekkür ediyorum" dedi.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurdukları Cumhur İttifakı bünyesinde, Türkiye'nin bekası, milletin istikbali uğrunda birlikte yol yürüdükleri ittifak ortaklarına da dayanışmaları için teşekkür etti.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, kutlama programına gönderdiği çiçek dolayısıyla MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, kendilerini telefonla arayarak veya mesajla partisinin kuruluş yıl dönümünü kutlayan diğer siyasi parti genel başkanlarına teşekkürlerini iletti.



25 yıl içinde pek çok parti mensubunu fani dünyadan ebedî âleme uğurladıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dava ve yol arkadaşlarından ahirete irtihal edenlere, Allah'tan rahmet diledi.



“TÜRKİYE'NİN ÖZ GÜVENİNİ YÜKSELTTİK”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "AK Parti, bundan 25 sene önce milletimizin umudu olarak doğdu. Bu partiyi millet kurdu, sizler kurdunuz, kumaşını millet dokudu, hamurunu millet yoğurdu. Siyasetin sıkıştığı, ekonominin ağır kriz yaşadığı, Türkiye'nin önünü göremediği bir dönemde 'Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' şiarıyla yola revan olduk. 'Sorunlar çözümsüz değildir' dedik. 'Çözümler imkânsız değildir' dedik. 'Buradan bir çıkış yolu var' dedik. 'Bizim reçetemiz var, bizim çözüm önerilerimiz var, bizim umudumuz, heyecanımız, gayretimiz var' dedik. 14 Ağustos 2001'de AK Parti'yi kurduk ve kurarken de tüm Türkiye'ye 'Karanlığa kapalı, aydınlığa açık' dedik. 'Yeter, söz de, karar da milletindir' dedik."



Partiyi kurduktan sadece 15 ay sonra, 3 Kasım 2002'de seçime girdiklerini ve milletin teveccühüyle tek başına iktidara geldiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Ne dediler? 'Yapamazlar' dediler, yaptık, hem de en güzelini yaptık. Türkiye'yi rahatlattık. Umudu çoğalttık. En başta Türkiye'nin öz güvenini, milletin öz güvenini yükselttik. AK Parti olarak, siyasetteki temsil açığına millet iradesiyle, istikrar açığına güçlü ve öngörülebilir yönetimle, icraat açığına eser ve hizmet siyasetimizle, kalkınma açığına yatırım ve girişimcilikle, öz güven açığına Türkiye merkezli bir gelecek tasavvuruyla çözüm ürettik. Ekonomide, sağlıkta, eğitimde, ulaştırmada Türkiye'ye tarihinin en büyük yatırımlarını, en büyük projelerini kazandırdık. Milletten aldığımız yetkiyi de topladığımız kaynakları da yine milletimiz için, ülkemizi büyütmek, kalkındırmak, güçlendirmek için kullandık."



“SAVUNMA SANAYİİNDE DESTAN YAZDIK”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptıklarının tamamını anlatmanın mümkün olmadığını, bu tarihî günde kısa bir muhasebe yapmakta fayda gördüğünü söyledi.



25 yıllık icraat karnesini vatandaşlarla paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğitime 37 trilyon lira, sağlığa 14 trilyon lira, gençlik ve spora 5 trilyon lira, sosyal yardımlara 12 trilyon lira, adalete 4 trilyon lira, içişlerine 3 trilyon lira, AFAD bünyesinde olmak üzere toplam 5 trilyon lira harcama yaptık. Çalışma ve sosyal güvenliğe 7 trilyon lira, ulaştırmaya 15 trilyon lira, çevre ve şehirciliğe 19 trilyon lira, kültür ve turizme 11 trilyon lira, tarım ve ormana 7 trilyon lira, enerjiye 8 trilyon lira, savunma sanayiine 374 milyar dolar, sanayi ve teknolojiye 2 trilyon liralık kaynak kullandık" diye konuştu.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşviklerle 19 trilyon liralık 129 bin yatırımın ve 4 milyon 128 bin nitelikli istihdamın önünü açtıklarına işaret ederek, şöyle devam etti: "36 milyar dolar olan yıllık ihracatımız, haziran ayında 278 milyar dolara çıktı. Millî gelirimiz 240 milyar dolardan, 1 trilyon 600 milyar dolara ulaştı. Dünyanın 21'inci büyük ekonomisi olan Türkiye, 2025 yılı itibarıyla dünyada 16'ncı, Avrupa'da 6'ncı sıraya yükseldi. Dışişlerimiz, Türkiye'yi bölgesinde ve dünyada "sözü güçlü, gücü tesirli" bir ülke konumuna getirdi."



Savunma sanayiinde kelimenin tam anlamıyla "destan" yazdıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Piyade tüfeğini bile dışarıdan alan bir ülkeyi kendi savaş gemisini, insansız uçağını, helikopterini, tankını, füzesini, denizaltısını yapar hâle getirdik. Yıllık 10 milyar doları aşan ihracat rakamıyla bugün dünyanın 185 ülkesinde Türk savunma sanayii ürünleri kullanılıyor" dedi.



“2028'E KADAR 27 ŞEHRİMİZİ HIZLI TREN AĞIYLA BİRBİRİNE BAĞLAYACAĞIZ”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaştırma alanında Türkiye'ye çağ atlattıklarına işaret ederek, şöyle konuştu: "Tam 24 bin kilometre yeni bölünmüş yol yaptık. Otoyol uzunluğumuzu iki kat artırdık. İki kıtayı Marmaray ve Avrasya Tüneli ile yer altından Yavuz Sultan Selim ve 1915 Çanakkale Köprüsü ile yer üstünden birbirine bağladık. 26 olan havalimanı sayımız, 58'e çıktı. Yapımı devam edenler hizmete girdiğinde, bu sayı 60 olacak. Türkiye'yi hızlı trenin konforuyla tanıştırmak bizlere nasip oldu. Sıfırdan 2 bin 251 kilometre hızlı tren hattı inşa ettik. Sizler için, halkımız için bunu biz başardık. 2028'e kadar 27 şehrimizi hızlı tren ağıyla birbirine bağlayacağız. 2053 yılında, 48 saatte tüm Türkiye hızlı trenle gezilebilecek."



Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde, nicelik ve nitelik olarak Türkiye'nin standartlarını yükselttiklerine işaret ederek, 422 bin yeni derslik inşa ettiklerini, toplam 836 bin yeni öğretmen ataması yaptıklarını söyledi.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "'Başörtüsü yasağına son vereceğiz' dedik, üniversitede, okulda, kamuda son verdik. 'Üniversiteye girişte katsayı adaletsizliğini kaldıracağız' dedik, kaldırdık. 'Harçları kaldıracağız, ders kitaplarını ücretsiz dağıtacağız' dedik, sözümüzü tuttuk. Yükseköğrenim yurt yatak kapasitemizi 182 binden 983 bine yükselttik."



Sağlıkta, vatandaşları birinci sınıf sağlık hizmetleriyle tanıştırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sayısı 27'ye çıkan şehir hastaneleriyle bu alanda âdeta devrim yaptıklarını belirtti.



“KARADENİZ'DEKİ KEŞFİMİZ SAYESİNDE BUGÜN MİLYONLARCA EVDE KENDİ DOĞAL GAZIMIZ KULLANILIYOR”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet bahçeleriyle şehirlerin çehresini değiştirdiklerini işaret ederek, 323 millet bahçesini hizmete açtıklarını, 239 tanesinin yapımının devam ettiğini bildirdi.



TOKİ'yle 1 milyon 766 bin konut ürettiklerini, 369 bin konutun inşasının sürdüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "6 Şubat asrın felaketinde 455 bin konutu ve iş yerini, 3 yıl gibi rekor sürede depremzedelerimize teslim ettik. Deprem turistleri istismar peşinde, fırsatçılık peşinde koşarken biz yaraları sarmak için tam 91,5 milyar dolarlık kaynak kullandık. 500 bin sosyal konut projemizle çok önemli bir ihtiyacı gideriyoruz. Şurası da çok mühim. Eskiden terörün kol gezdiği Gabar'da günlük 83 bin varil petrol üretiyoruz. Karadeniz'deki keşfimiz sayesinde bugün milyonlarca evde kendi doğal gazımız kullanılıyor."



“SADECE YATIRIMLARDA DEĞİL, HAK VE ÖZGÜRLÜKLER ALANINDA DA SESSİZ BİR DEVRİME İMZA ATTIK”



Artık başkalarının ürettiği araçlara gıptayla bakmadıklarını, Türkiye'nin otomobili TOGG'u yollarda gördükçe herkesin gurur duyduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece yatırımlarda değil, hak ve özgürlükler alanında da aynı şekilde sessiz bir devrime imza attık. 'OHAL'i kaldıracağız' dedik, kaldırdık. 'Farklı dil ve lehçelerde yayınları serbestleştireceğiz' dedik, TRT Kurdi'yi kurduk, özel yayınları serbest bıraktık" diye konuştu.



Gençlerin siyasette önünü açarak seçilme yaşını 30'dan 25'e, sonra 18'e indirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'yle, ülkemizin en kronik sorunlarından olan yönetimde istikrar meselesini çözüme kavuşturduk. 'Ayasofya'nın kapısına vurulan zincirleri kıracağız' dedik, Fatih'in emaneti Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ni yeniden ibadete açtık. Daha burada tek tek sayamayacağımız nice reformu, hizmeti, eseri, projeyi ülkemize kazandırdık" ifadelerini kullandı.



Parti programlarında ve seçim beyannamelerinde millete ne taahhüt edildiyse bunları yüzde 90 oranında gerçekleştirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu da burada ifade etmek istiyorum. Gelecek 25 yılı da planladık, gelecek 50 yılı da planladık. Bugün paylaştığımız 25'inci yıl vizyon belgemizin rehberliğinde hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürmeye devam edeceğiz" açıklamasını yaptı.



“MİLLETE VERDİĞİMİZ SÖZLERİ TUTMANIN GURURUYLA BURADAYIZ”



Bu 25 yıl boyunca dikensiz bir gül bahçesinde yürümediklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Bizi yolumuzdan çevirmek için her yolu denediler. Darbe senaryoları yazdılar. Muhtıra vermeye kalkıştılar. Partimizi kapatmaya kalktılar. Danıştayda, Gezi'de, terör eylemleriyle provokasyonlar yaptılar. 17-25 Aralık'ta yargı darbesi yapmaya yeltendiler. 15 Temmuz'da haince silahlı darbe girişiminde bulundular. İçerideki aparatlarıyla, dışarıdaki ağababalarıyla üzerimize geldiler. Allah'a hamdolsun, hepsini tek tek püskürttük. 25 yıl sonra işte buradayız. Sapasağlam burada, milletin huzurundayız. İlk günkü heyecanımızla buradayız. İlk günkü enerjimizle buradayız. İlk günkü aşkımızla, ilk günkü kararlılığımızla yine Ankara Millet Bahçesi'ndeyiz. Millete verdiğimiz sözleri tutmanın gururuyla buradayız. Milletin emanetine sahip çıkmanın izzetiyle buradayız. Türkiye'yi her alanda büyütmenin kıvancıyla buradayız. Size mahcup olmamanın, sizi mahcup etmemenin, sizin umutlarınızı boşa çıkarmamanın bahtiyarlığıyla buradayız."



25 yıl boyunca milletin gönlünde olduklarını, bugün de milletin gönlünde en müstesna yerde bulunduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Allah'a hamdolsun, çeyrek asırda büyük işler başardık ama bitmedi, hiçbir zaman bitmeyecek. Kimse bizden yorulma beklemesin. 25 yıl boyunca her sabah yeniden başladık. Her sabah ilk günkü gibi işimize sarıldık" ifadelerini kullandı.



“DAHA YAPACAK ÇOK İŞİMİZ VAR”



Bundan sonra da her günün kendileri için yeni bir gün olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Partimizi kurduktan sonraki ilk sabah, 15 Ağustos sabahı nasılsa bugün de yarın da her sabah 15 Ağustos sabahı gibi olacak. Daha yeni başlıyoruz. Türkiye'yi işte bu hareket, bu kadro kadınıyla, erkeğiyle, genciyle ve bu gençler, onların çocukları, torunları inşallah önce 2053'e, sonra da 2071'e taşıyacak. Türkiye'nin son 25 yılına olduğu gibi geleceğine de işte bu hareket damga vuracak. Daha yapacak çok işimiz var. Türkiye'yi ellerinden tuttuk, ayağa kaldırdık, küllerinden yeniden inşa ettik, doğrulduk, büyük işler başardık ama durmayacak, dinlenmeyecek, ara vermeyecek, istikbali de inşa edecek, imar edeceğiz. Hani diyor ya Yunus 'Biz, sevdik aşık olduk, sevildik, maşuk olduk, her dem yeniden doğarız bizden kim usanası'. Evet, her gün yeniden doğacağız. Her sabah yeniden başlayacağız. 'Bugün unutmayın yeni bir gündür' diyeceğiz. 'Şimdi yeni şeyler söylemek lazım' diyeceğiz, her dem taze kalacağız."



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, 1970'lerden itibaren, sinsi sinsi büyüyen FETÖ sorunu olduğunu hatırlatarak, "1970'lerden itibaren hiçbir hükûmet bunların önünü kesemedi. 1980'de, 1997'de, iki kez darbe yapıldı bu ülkede. FETÖ'ye dokunmadılar, tam tersine önünü açtılar. Biz ülkeyi yönetme görevini devraldığımızda virüs vücuda yayılmış, bünyeyi âdeta felç etmişti" ifadelerini kullandı.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ'ye karşı sabırla, akılla ve dikkatle yürüdüklerine dikkati çekerek, "O meşum gecede, o hain darbe girişiminde, Allah onlara fırsat vermedi" dedi.



“BU ÜLKEYİ KARDEŞLİK BÜYÜTECEK”



Terör meselesinin de 1984'ten bu yana can yaktığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Evlatlarımız tek tek toprağa düşüyordu. Türkiye'nin gençleri de birikimi de morali de hayalleri de terörle, hain terör eylemleriyle her gün solup gidiyordu. Ne dedik? 'Biz çözeceğiz' dedik. 'Türkiye'yi 40 yıllık bu sıkıntıdan kurtaracağız' dedik. Elhamdülillah, işte onu da Cumhur İttifakı olarak çözüyoruz ve çözdük. Gazi Meclisimizin desteğiyle, aziz milletimizin hayır duasıyla çözüyoruz. Şehitlerimizin kahramanlığıyla, gazilerimizin fedakârlıklarıyla çözüyoruz. 86 milyon olarak el birliği, gönül birliği, hedef birliği yaparak çözüyoruz. Farklı kesimlerin bir araya geldiği Türkiye mutabakatını tesis ederek çözüyoruz. Şunu unutmayacağız, bizim en büyük sermayemiz kardeşliğimizdir. Kardeşliği korursak bu ülkeye hiç kimse kem gözle bakamaz. Bizi var eden, bizi bin yıldır dimdik ayakta tutan, bizi bu coğrafyaya hâkim kılan, Müslümanlık'tan gelen kardeşliğimizdir."



Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu topraklarda ezan sesi susarsa, bu topraklarda Kur'an'ın sesi kısılırsa, bu topraklarda Müslümanlık zayıflarsa, kardeşliğin de zayıflayacağını belirterek, "Kardeşliğimiz zayıfladığında, ülkemiz de zayıflamıştır. Biz en başından itibaren işte bu duyguyla hareket ediyoruz. Bu ülkeyi kardeşlik büyütecek. Bu ülkeyi kardeşlik güçlendirecek. 21'inci yüzyılı, inşallah kardeşlik 'Türkiye Yüzyılı' yapacak. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Ne yapıyorsak, ülkemiz ve milletimiz için yapıyoruz. Ne yapıyorsak, gelecek nesillerin selameti, refahı, aydınlık yarınları için yapıyoruz. Ne yapıyorsak, bu meseleyi tamamen çözerek, evlatlarımıza terörsüz bir Türkiye, terörsüz bir bölge bırakmak için yapıyoruz" diye konuştu.



“TÜRKİYE, İŞTE ŞİMDİ ŞAHA KALKIYOR”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi birileri suyu bulandırmaya, zihinleri kurcalamaya çalışıyor. Milleti korkutup, sorunları çözümsüz bırakmak istiyorlar. Niye? Çünkü işsiz kalacaklar. Terör parantezi kapandığında, istismar edecekleri bataklık da kuruyacak, işte bundan korkuyorlar. Bakın biz, sadece terör sorununu bitirmiyoruz. İnşallah terörle birlikte, Türkiye'nin içini karıştıran, o emperyalist planı da altüst ediyoruz. Terörün bitmesine kim üzülür? Türkiye üzerine hesabı olanlar üzülür. Bu yaranın, bir 40 sene daha kanamasından çıkar sağlayanlar üzülür. Siyaseti ve toplumu terör üzerinden yıllardır dizayn etmeye alışanlar üzülür. Varsın, üzülsünler. Bu ülkede anneler artık ağlamayacak, gençler toprağa düşmeyecek, çocuklar yetim, eşler dul kalmayacak, ülkenin enerjisi heba olmayacak. Türkiye, işte şimdi şaha kalkıyor. Türkiye Yüzyılı'nın şafağı, işte şimdi söküyor. Kardeşliğimiz yeniden anlam kazanıyor, gücümüze güç katılıyor, tarih yeniden yazılıyor, açın yolları, büyük Türkiye Cumhuriyeti geliyor."



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır'a, Suriçi'ne Türkiye'nin her şehrinden, dünyadan turist akacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Şimdi Tunceli'nin dağlarında barut değil, mis gibi çiçek kokacak, çimen kokacak. Şimdi Cilo dağlarında halaylar çekilecek. Dicle'nin, Fırat'ın, Munzur'un suları bundan sonra daha berrak, daha coşkun akacak. Tekrar kucaklaşacağız. Mardin'in camilerinde aynı namazda saf tutacağız. Şanlıurfa'da aynı ezanı birlikte dinleyeceğiz. Dili ne olursa olsun, aynı duyguların türkülerini birlikte söyleyeceğiz. Birlik içinde, bütünlük içinde, kardeşlik içinde geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğiz. Samimiyiz, hasbiyiz, kararlıyız ve Allah'ın izniyle, milletimizin hayır duasıyla bu sefer menzili maksudumuza inşallah ulaşacağız."



“BU HAREKET GÖNÜL HAREKETİDİR”



"25'inci yılımızda şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak istiyorum, bu hareket, gönül hareketidir, gönüllere girme hareketidir" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletle doğrudan, göz göze, ruberu, gönül gönüle irtibat kurarak bugünlere geldiklerini söyledi.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilata, kapı kapı dolaşarak şimdiye kadar ne yaptıklarını ve bundan sonra ne yapacaklarını anlatması tavsiyesinde bulundu.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şunu da unutmayın kardeşlerim. Bu hareket, bu dava, sadece bizimle kaim değildir. Bu hareketin, bu davanın dünü vardı, yarını da olacak. Bu, uzun soluklu bir yürüyüştür. Bu, maziden atiye giden kutlu bir yolculuktur. Önemli olan, sen yaşarken bu dava için ne yaptın? Sana bırakılan mirası nereden aldın, nereye taşıdın? Bizim meselemiz işte budur. Bayrağı devraldık, onu zirvedeki burçlara diktik, gelecek nesillere de o bayrağı inşallah emanet edeceğiz, onlar da hakkıyla taşıyacak. Burada şunu da açık yüreklilikle ifade etmek isterim. Tayyip Erdoğan olarak, siyasette 50 yılı geride bıraktım. Ortak eserimiz AK Parti, bugün çeyrek asrı geride bırakıyor. Allah ömür ve sağlık verirse, daha nice yıllar Türkiye'ye hizmet mücadelesi içinde olacağım. Aziz milletimin duası ve teveccühüyle, inşallah bu ülkeye aşkla çalışmayı sürdüreceğim. Yuvam olarak, evim olarak gördüğüm AK Parti'nin bir neferi olmaya, bu hareketin başarısı için en ön safta koşturmaya devam edeceğim. Bu can bu tende olduğu müddetçe, bu sevdamız dinmeyecek. Ancak bugün içim rahat, gönlüm ferah. Arkamızdan çok çok farklı, bambaşka bir gençlik geliyor. Dil bilen, dünyayı iyi okuyan, Türkiye'yi tanıyan, ecdadını, tarihini, mirasını idrak eden, imanlı, vatansever, en önemlisi de öz güveni yüksek bir gençlik geliyor. 'İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.' İşte en büyük eserim, işte bu gençliğin yetişeceği iklimi inşa etmek olmuştur."



“TÜRKİYE'Yİ KALAN BÜTÜN HEDEFLERİNE KAVUŞTURMAK İÇİN AZİMLE YOL ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ”



Kaygılı ve karamsar olmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu gençlik, inanıyorum ki vakti geldiğinde, emaneti bizden devralacak, çok daha yükseklere çıkaracaktır. İşte onun için Türkiye'nin ufku aydınlıktır. Türkiye, bu gençlik sayesinde eski karanlık günlerine asla dönmeyecektir. Türkiye, bu gençlik sayesinde geriye değil, hep daha ileriye gidecektir. 25 yılda böyle bir gençliği, böyle bir nesil yetiştirme şerefini bize bahşeden Allah'a sonsuz hamdüsenalar olsun. Türkiye'yi kalan bütün özlemlerine, hayallerine, hedeflerine kavuşturmak için azimle, sabırla, heyecanla yol almaya devam edeceğiz. Bu kadroyu, bu teşkilatı, siz değerli arkadaşlarımı, Türkiye aşkınızdan, Türkiye'ye kazandırdıklarınızdan dolayı bir kez daha tebrik ediyorum. Türkiye'ye, Cumhuriyet tarihinin altın yıllarını yaşattığınız için her birinizi ayrı ayrı kutluyorum. Bu kardeşinize 25 yıl boyunca yoldaşlık ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Ebediyete uğurladığımız kardeşlerimizi rahmetle, şükranla yâd ediyorum. Birazdan AK Parti ailesine katılacak milletvekillerimize ve belediye başkanlarımıza hoş geldiniz diyorum. Rabb'im dayanışmamızı, muhabbetimizi daim eylesin, diyorum.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millete Verdiğimiz Sözleri Tutmanın Gururuyla Buradayız - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 08:08:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/cumhurbaskani-erdogan-millete-verdigimiz-sozleri-tutmanin-gururuyla-buradayiz-113953-20260816.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/cumhurbaskani-erdogan-millete-verdigimiz-sozleri-tutmanin-gururuyla-buradayiz-113953-20260816.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/cumhurbaskani-erdogan-millete-verdigimiz-sozleri-tutmanin-gururuyla-buradayiz-113953-20260816.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ömer Fethi Gürer’den Reel Sektör Alarmı: Konkordato Sayısı İlk 7 Ayda Rekor Kırdı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-omer-fethi-gurerden-reel-sektor-alarmi-konkordato-sayisi-ilk-7-ayda-rekor-kirdi-36365.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-omer-fethi-gurerden-reel-sektor-alarmi-konkordato-sayisi-ilk-7-ayda-rekor-kirdi-36365.html</link>
                    <description><![CDATA[Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılının ilk 7 ayında alınan 3 bin 529 konkordato kararının, 2024 yılının tamamında alınan 3 bin 497 kararı geride bıraktığına dikkat çekerek, “İşletmeler artan maliyetler, daralan piyasa, yüksek faiz ve finansmana erişim sorunları nedeniyle borçlarını çevirmekte zorlanıyor. Her kapanan işyeri, üretimin azalması ve işsizliğin artması demektir”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de işletmelerin karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunların konkordato ve iflas kararlarına yansıdığını belirterek, son yıllardaki verilerin reel sektörde yaşanan sıkıntının boyutunu ortaya koyduğunu söyledi.



Konkordatoyu, “Bir şirket, firma, işyeri ya da şahsın borçlarını ödeyemediği için mahkeme denetimi altında alacaklılarla anlaşarak borç yapılandırması talebinde bulunması” olarak tanımlayan Gürer, mahkemeler tarafından son 8 yıllık süreçte toplam 25 bin 753 konkordato başvurusunun sonuçlandırıldığını belirtti.



Şahıs başvuruları dışında doğrudan şirketleri ilgilendiren konkordato kararlarının 15 bin 297’ye ulaştığını ifade eden Gürer, özellikle 2026 yılına ilişkin rakamların dikkat çekici olduğunu söyledi.



Gürer, “2026 yılının ilk 7 ayında 3 bin 529 konkordato kararı alındı. Bu sayı, 2024 yılının tamamında alınan 3 bin 497 kararı daha yılın ilk 7 ayında geride bıraktı” dedi.



7 AYDAKİ KONKORDATO SAYISI ÖNCEKİ YILLARIN TAMAMINI GERİDE BIRAKIYOR



2026 yılının ilk 7 ayında 1167 geçici mühlet, 918 kesin mühlet, 1146 red, 171 iflas ve 127 tasdik kararı olmak üzere toplam 3 bin 529 konkordato kararı alındığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılının henüz ilk 7 ayında alınan kararların önceki yılların tamamıyla kıyaslandığında tablo daha net görülüyor. 2026 yılının ilk 7 ayında alınan 3 bin 529 konkordato kararı, 2024 yılının 12 ayının tamamında alınan 3 bin 497 kararı geride bıraktı.”



Gürer, 2026 yılındaki rakamların 2022 ve 2023 yıllarıyla karşılaştırıldığında da ciddi bir artış yaşandığını belirterek, “2026 yılının ilk 7 ayında ulaşılan konkordato başvuru rakamı, 2022 yılında 1.587, 2023 yılında 1.516 olan konkordato kararlarının iki katından fazla” ifadelerini kullandı.



İFLAS KARARLARI DA ARTIYOR



CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, konkordato başvurularındaki artışın yanı sıra iflas kararlarının da dikkat çekici boyuta ulaştığını belirterek, “2024 yılının ilk 7 ayında 55 olan iflas kararı, 2025’in aynı döneminde 126’ya, 2026 yılının ilk 7 ayında ise 171’e ulaştı” dedi.



Gürer, konkordato taleplerinin reddedilme oranındaki artışa da dikkat çekerek, “2026 yılında konkordato başvurularının reddedilme oranında artış var. Toplam kararların yüzde 32,4’ünün, yani 1.146 kararın, konkordato talebi reddedildi” diye konuştu.



Bu durumun borçlarını çevirmekte zorlanan şirketler açısından kaygıları artırdığını ifade eden Gürer, konkordatonun yalnızca başvuru yapan firmayı değil, o firmayla ticari ilişki içerisinde bulunan diğer işletmeleri de etkilediğini söyledi.



“Konkordato ilan eden her ana firma, kendisine mal ve hizmet sağlayan diğer KOBİ’lerin ve alt yüklenicilerin de bu süreçten etkilenmesine yol açıyor” diyen Gürer, zincirleme bir ekonomik sorun oluşabileceği uyarısında bulundu.



İNŞAAT, TEKSTİL VE İMALAT SEKTÖRLERİ ÖNE ÇIKIYOR



Konkordato başvurularında inşaat, tekstil, giyim, imalat ve sanayi sektörlerinin öne çıktığını belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Verilere göre 564 firma ve şahısla inşaat sektörü konkordato listesinin başında yer alıyor. Tekstil sektöründe 419, giyim sektöründe ise 92 firma konkordato sürecinde bulunuyor. Metal ürün imalatında 166, mobilyada 126, plastik sanayisinde 94, makine üretiminde 90, alüminyum sektöründe 80 ve ambalaj sektöründe 79 firmanın konkordato başvurusunda bulundu” şeklinde konuştu.



Tarım, gıda ve lojistik sektörlerinde de sorunların bulunduğuna dikkat çeken Gürer, “Gıda sektöründe 139, tarımda 119, nakliyede 94, akaryakıt istasyonlarında 94 ve sebze-meyve toptancılığında 68 firmanın konkordato başvurusunda bulunduğu görülüyor” dedi.



Gürer, yapı malzemelerinde 87, elektronik cihazlarda 85, inşaat malzemeleri satışında 85, otelcilikte 80 ve enerji sektöründe 78 firmanın konkordato başvurusunda bulunduğunu da belirtti.



SORUN SADECE BÜYÜKŞEHİRLERDE YAŞANMIYOR



Konkordato başvurularının yalnızca büyükşehirlerle sınırlı olmadığını vurgulayan Gürer, üretimin yoğun olduğu farklı illerde de ciddi sorunlar yaşandığını ifade etti.



Gürer, “Konkordato başvuruları yalnızca büyükşehirlerde değil, üretim olan farklı illerde de sorunlara neden oluyor” dedi.



Verilere göre İstanbul’un 1.616 başvuruyla ilk sırada yer aldığını belirten Gürer, İstanbul’u 678 başvuruyla Ankara, 304 başvuruyla İzmir, 280 ile Kocaeli ve 254 ile Bursa’nın takip ettiğini söyledi.



Gürer, diğer illerdeki rakamları ise şöyle sıraladı:



“Tekirdağ’da 165, Antalya’da 169, Denizli’de 141, Konya’da 133, Balıkesir’de 107, Mersin’de 94, Gaziantep’te 93, Adana’da 88, Hatay’da 86, Muğla’da 76, Manisa’da 75, Sakarya’da 73, Eskişehir’de 68, Afyon’da 64 ve Isparta’da 51 firmanın konkordato talebi dikkat çekiyor.”



HER KAPANAN İŞYERİ, ÜRETİM VE İSTİHDAM KAYBI DEMEKTİR



Reel sektörün yaşadığı sorunların çözümü için yeni adımlar atılması gerektiğini belirten Gürer, işletmelerin borçlarını çevirebilmesinin ve üretimin sürdürülebilmesinin önemine dikkat çekti.



Gürer, “İşletmelerin borçlarını çevirebilmesi, üretimin sürdürülebilmesi ve istihdam kayıplarının önlenebilmesi için başta borç yapılandırması ve sicil affı olmak üzere, reel sektörün finansmana erişimini kolaylaştıracak yeni düzenlemeler de yapılmalıdır” dedi.



“Her kapanan işyeri hem üretim azalması hem de işsizliğin artması demektir” diyen Gürer, ekonomik sorunların yalnızca şirket sahiplerini değil, çalışanlardan tedarikçilere kadar geniş bir kesimi etkilediğini vurguladı.



Gürer, Türkiye’deki işletmelerin korunmasının ekonomik bağımsızlık açısından da önemli olduğunu belirterek, “Özellikle yabancılara satılan şirketler ile ülke markalarının dünya markası olmasının önü kesilmektedir” ifadelerini kullandı.



HER İŞYERİ BU ÜLKE İÇİN BİR AŞ, İŞ, EKMEK KAPISIDIR



CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, işletmelerin yalnızca ticari kuruluşlar olarak görülmemesi gerektiğini belirterek&nbsp; “Şirketler, firmalar, işyerleri ve her dükkân bu ülke için bir aş, iş, ekmek kapısıdır. Her kapıda sorun, herkesin yaşamını bir şekilde olumsuz etkiliyorsa, genele yansıyacak sorunları aşmanın yolu çözüm yaratmaktan geçmektedir.” diye konuştu.



Ekonomide yaşanan sorunların giderek daha geniş bir kesimi etkilediğini belirten Gürer, çözüm üretme sorumluluğunun ülkeyi yönetenlerde olduğunu söyledi.



Gürer, “Bu bağlamda ülke yönetenlerin sorumluluğu çözümü üretmekten geçmektedir. Uygulanan ekonomik modelin beklenen çözümü yaratamadığı görülüp farklı arayışlarla çare üretimine yönelinmelidir” dedi.



Gürer, konkordato ve iflas rakamlarının yalnızca ekonomik tabloda yer alan sayılar olmadığını, her bir rakamın arkasında çalışanlar, aileler, üreticiler, tedarikçiler ve işletmeler bulunduğunu belirterek, reel sektörün daha fazla yara almaması için acil ve kapsamlı ekonomik tedbirlerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Ömer Fethi Gürer’den Reel Sektör Alarmı: Konkordato Sayısı İlk 7 Ayda Rekor Kırdı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 12:26:52 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/omer-fethi-gurerden-reel-sektor-alarmi-konkordato-sayisi-ilk-7-ayda-rekor-kirdi-152939-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/omer-fethi-gurerden-reel-sektor-alarmi-konkordato-sayisi-ilk-7-ayda-rekor-kirdi-152939-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/omer-fethi-gurerden-reel-sektor-alarmi-konkordato-sayisi-ilk-7-ayda-rekor-kirdi-152939-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gürer: 1 Milyon 302 Bin Hane Kömür Yardımıyla Isınıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-gurer-1-milyon-302-bin-hane-komur-yardimiyla-isiniyor-36355.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-gurer-1-milyon-302-bin-hane-komur-yardimiyla-isiniyor-36355.html</link>
                    <description><![CDATA[Gürer, 2024-2025 döneminde aşevi ve barınma yardımlarından yararlananların sayısındaki artışa dikkat çekerek, “Sosyal yardımlara muhtaç yurttaş sayısındaki artış, uygulanan ekonomik politikaların sonucudur. Kamu yanı sıra belediye ve hayırsever yurttaşların yardımları da dikkate alındığında nüfusun önemli kesimi sosyal yardım ile ayakta durmaya çalışmaktadır.”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Aşevi yardımlarındaki artışa dikkat çeken&nbsp; Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2014 yılında 34 bin 911 kişinin yararlandığı aşevi yardımından 2024 yılında 65 bin 414 kişinin faydalandığını belirtti. Gürer, 2025 yılında ise bu sayının 75 bin 589’a yükseldiğini ifade etti.



Gürer, “2014’ten 2024’e kadar aşevi yardımından yararlanan kişi sayısı yüzde 87 arttı. Ancak asıl dikkat çekici artış son bir yılda yaşandı. 2024 yılında 65 bin 414 olan sayı, 2025 yılında 10 bin 175 kişi artarak 75 bin 589’a çıktı. Bu, yalnızca bir yılda yüzde 15,5’lik artış anlamına geliyor” dedi.



Ömer Fethi Gürer, “Aşevi desteği, yaşlı, engelli ve kimsesiz vatandaşlarımız için önemli bir sosyal destek olmakla birlikte, bugün ekonomik koşullar nedeniyle daha geniş kesimler için zorunlu hale geliyor. Türkiye’de vatandaşın geliri insanca yaşamaya yetmiyorsa, sosyal yardım rakamlarının artması bir başarı değil, yoksulluğun büyüdüğünün göstergesidir” diye konuştu.



BARINMA YARDIMI ALAN HANE SAYISI DA ARTIYOR



Türkiye’de barınma sorununa da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, barınma yardımı alanların sayısındaki artış &nbsp;olduğunu da belirtti.



Gürer, 2024 yılında 21 bin 380 kişinin ya da hanenin barınma yardımından yararlandığını, 2025 yılında ise bu sayının 23 bin 544’e yükseldiğini belirterek, “Bir yılda 2 bin 164 artış yaşanmıştır. Bu da yüzde 10,1’lik bir artış demektir. Vatandaş, yaşadığı evin bakımını ve onarımını dahi kendi imkânlarıyla karşılayamaz hale gelmiştir” dedi.



Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ısınma desteği verilerinin de de , 2025 kömür döneminde 899 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla 1 milyon 302 bin 353 haneye 1 milyon 143 bin 869 ton kömür dağıtılmasının onaylandığını belirtti.



Gürer, “1 milyon 300 binden fazla hanenin ısınma ihtiyacını sosyal yardım yoluyla karşılamak zorunda kalması, ekonomik tablonun geldiği noktayı göstermektedir” diye konuştu.



717 BİN 773 HANE DOĞALGAZ YARDIMINA MUHTAÇ



Doğalgaz yardımı verilerine de dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yardım şartları arasında hanedeki kişi başına düşen gelirin net asgari ücretin üçte birinden az olması kriterinin bulunduğunu belirtti.



Gürer, “Bu şartı sağlayarak doğalgaz yardımından yararlanan hane sayısı 717 bin 773’tür. Yani yüz binlerce hanede kişi başına düşen gelir, net asgari ücretin üçte birinin altındadır. Bu rakam, vatandaşın gelir kaybının ve yoksulluğun ulaştığı boyutu açıkça göstermektedir” ifadelerini kullandı.



SOSYAL YARDIM RAKAMLARININ ARTMASI BAŞARI DEĞİL, YOKSULLUĞUN GÖSTERGESİDİR



Türkiye’de sosyal yardım alan vatandaşların sayısındaki artışın ekonomik politikaların sonucu olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, “Bir ülkede aşevi yardımı alanların sayısı bir yılda yüzde 15,5, barınma yardımı alanların sayısı yüzde 10,1 artıyorsa, milyonlarca hane ısınma yardımı almak zorunda kalıyorsa üzerinde durulması gereken tablo var. Üretimin artması, işsizliğin azalması, dar ve sabit gelirlinin durumunun iyileştirilmesi, sosyal yardım alana iş olanağı yaratılması sağlanmalıdır .



Vatandaşın yoksullaştığı, gelirinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediği bir ortamda sosyal yardım rakamlarının artmasıyla övünülemez. Asıl başarı, insanları yardıma muhtaç hale getirmemektir. Vatandaşa insanca yaşayabileceği gelir sağlamak, barınma ve ısınma hakkını güvence altına almak siyasi iktidarın görevidir. Türkiye’nin ihtiyacı, yoksulluğu yönetmek değil, yoksulluğu ortadan kaldıracak ekonomik politikaları hayata geçirmektir


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Gürer: 1 Milyon 302 Bin Hane Kömür Yardımıyla Isınıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 10:20:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-1-milyon-302-bin-hane-komur-yardimiyla-isiniyor-132630-20260812.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-1-milyon-302-bin-hane-komur-yardimiyla-isiniyor-132630-20260812.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-1-milyon-302-bin-hane-komur-yardimiyla-isiniyor-132630-20260812.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gürer’den TBMM’de Taşeron Çıkışı: Kamuda Taşeron Sistemi Tamamen Bitmeli!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-gurerden-tbmmde-taseron-cikisi-kamuda-taseron-sistemi-tamamen-bitmeli-36348.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-gurerden-tbmmde-taseron-cikisi-kamuda-taseron-sistemi-tamamen-bitmeli-36348.html</link>
                    <description><![CDATA[ Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada kamuda taşeron olarak çalışan binlerce işçinin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, “Kamuda taşeron bitmeli” çağrısında bulundu. Gürer, belediye şirketlerinde çalışan işçilerin de kadroya alınmasını istedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gürer, taşeron işçilerin yaşadığı sorunların çözülmesi gerektiğini vurgulayarak, “696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle ülkemizde taşeronun biteceği açıklanmıştı, geçen süreçte taşeronun bitmediği görülüyor” dedi.

BİNLERCE KİŞİ HÂLÂ TAŞERONDA ÇALIŞIYOR

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hizmet alım sözleşmesi nedeniyle çok sayıda çalışanın kadro dışında bırakıldığını ifade ederek, “Hizmet alım sözleşmesine takılanlar nedeniyle binlerce kişi hâlâ taşeronda çalışmak durumunda kalıyor” diye konuştu.

Taşeron sisteminin çalışanlar açısından ciddi hak kayıplarına yol açtığını belirten Gürer, “Taşeron, modern kölelik, tayin hakkı yok, yeterli ücret verilmiyor ve bir türlü sömürü gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.

KAMUDA TAŞERON BİTMELİ

Kamuda taşeron uygulamasının sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kamuda taşeron bitmeli” dedi.

Taşeron sisteminin yalnızca belirli kurumlarla sınırlı olmadığını belirten Gürer, farklı kamu kurumlarında yıllardır taşeron statüsünde çalışan işçilerin bulunduğunu söyledi.

Gürer, özellikle şehir hastanelerinde uzun süredir çalışan taşeron işçilerin durumuna dikkat çekerek, “Şehir hastanelerinde 2017 yılından bu yana çalışan taşeronda olanlar var” ifadelerini kullandı.

SOSYAL TESİSLERDE, YEMEKHANELERDE, KARAYOLLARINDA, PTT’DE ÇALIŞANLAR VAR

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, taşeron çalışanların farklı alanlarda görev yaptığını “Sosyal tesislerde çalışanlar var, yemekhanede çalışanlar var, Karayollarında, PTT'de, farklı kurumlarda çalışanlar var. Gerek KİT'te gerekse kamuda taşeron bir an önce bitirilmeli.” dedi.

BELEDİYE ŞİRKET İŞÇİLERİNİN TAMAMI KADROYA ALINMALI

Gürer, konuşmasında belediye şirketlerinde çalışan işçilerin durumuna da dikkat çekerek, “Belediye şirket işçilerinin tamamı da belediye şirket kadrolarına alınmalı çünkü buralarda ciddi bir hak kaybı oluşuyor, işçiler arasındaki ücret farklılığı da olumsuz biçimde yansıyor.” diye konuştu.

&nbsp;

İKTİDAR BU SORUNLARA DUYARLI OLMALI

Taşeron işçilerin ve belediye şirket işçilerinin yaşadığı sorunların daha fazla geciktirilmeden çözülmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, iktidara duyarlılık çağrısında bulundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Gürer’den TBMM’de Taşeron Çıkışı: Kamuda Taşeron Sistemi Tamamen Bitmeli! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:53:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurerden-tbmmde-taseron-cikisi-kamuda-taseron-sistemi-tamamen-bitmeli-125951-20260811.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurerden-tbmmde-taseron-cikisi-kamuda-taseron-sistemi-tamamen-bitmeli-125951-20260811.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurerden-tbmmde-taseron-cikisi-kamuda-taseron-sistemi-tamamen-bitmeli-125951-20260811.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Turhan Çömez'den Çerçeve Yasa Tepkisi: Açıkça Anayasa’ya Aykırı İşlem Yapıyorsunuz]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-turhan-comezden-cerceve-yasa-tepkisi-acikca-anayasaya-aykiri-islem-yapiyorsunuz-36343.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-turhan-comezden-cerceve-yasa-tepkisi-acikca-anayasaya-aykiri-islem-yapiyorsunuz-36343.html</link>
                    <description><![CDATA[İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, 10 Ağustos 2026'da TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Çömez, teklifin hazırlanış ve Meclis gündemine getiriliş biçimine tepki gösterirken, düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu. Çömez ayrıca teklifin Sevr Antlaşması'nın imzalandığı 10 Ağustos tarihine denk getirilmesini de eleştirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TBMM Genel Kurulu'nda söz alan Turhan Çömez, kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak anılan teklifin 10 Ağustos'ta görüşülmesinin kendileri açısından önemli bir sembolik anlam taşıdığını belirtti.

Çömez, 10 Ağustos'un Sevr Antlaşması'nın imzalandığı tarih olduğunu hatırlatarak, böylesine önemli bir düzenlemenin Meclis gündemine getirilmesinde tarih seçiminin daha dikkatli yapılması gerektiğini savundu. TBMM'nin resmi tutanaklarında da Çömez'in konuşmasında Sevr tarihine yönelik bu eleştirinin yer aldığı görülüyor.

İYİ Parti Grup Başkanvekili, Türkiye'nin terörden tamamen arındırılması konusunda partisinin tavrının açık olduğunu belirtirken, bu hedefe ulaşmak için atılacak adımların Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerleri ve Anayasa çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

“TÜRKİYE TERÖRSÜZ VE TERÖRİSTSİZ OLMALIDIR”

Çömez'in konuşmasının temel başlıklarından biri terörle mücadele oldu.

Türkiye'nin terörden ve terör örgütlerinden tamamen arındırılması gerektiğini belirten Çömez, terörün arkasında duran ve terörle arasına mesafe koymayan anlayışları eleştirdi.

Çömez, “barış” kavramının bazı çevreler tarafından farklı amaçlarla kullanılmasına yönelik eleştirilerde bulunurken, Türkiye'nin gerçek anlamda huzur ve güven ortamına kavuşmasının önemine dikkat çekti. Güncel haberlerde de Çömez'in Türkiye'nin “terörsüz ve teröristsiz” olması gerektiğini vurguladığı ve terörün arkasında duranları eleştirdiği aktarılıyor.

“TEKLİFİ GÖRMEDEN İMZA ATTILAR” İDDİASI

Çömez'in konuşmasında öne çıkan bir diğer başlık ise kanun teklifinin hazırlanma süreci oldu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili, bazı AK Parti milletvekillerinin teklifin nihai metnini görmeden imza attığını öne sürdü. Teklifin TBMM Adalet Komisyonunda aceleyle görüşüldüğünü savunan Çömez, sürecin yeterli istişare yapılmadan yürütüldüğünü dile getirdi.

Çömez, teklifin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek Meclis'te açık biçimde Anayasa'ya aykırı işlem yapıldığı iddiasında bulundu. Bu değerlendirme, 10 Ağustos tarihli Genel Kurul görüşmelerine ilişkin haberlerde de Çömez'in açıklamaları arasında yer aldı.

“AÇIKÇA ANAYASA'YA AYKIRI İŞLEM YAPIYORSUNUZ”

Turhan Çömez, teklifin hukuki yönüne ilişkin eleştirilerini sertleştirerek, düzenlemenin Anayasa'ya aykırılığı konusunda İYİ Parti'nin itirazının bulunduğunu ifade etti.

İYİ Parti'nin Genel Kurul gündeminde teklifin Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkin grup önerisi de görüşüldü. Çömez, teklifin yalnızca siyasi açıdan değil, hukuki açıdan da ciddi sorunlar taşıdığını savundu.

Bu yaklaşım, İYİ Parti'nin “Terörsüz Türkiye” hedefinin kendisine değil, bu hedef doğrultusunda hazırlanıp Meclis'e getirilen düzenlemenin yöntemine ve içeriğine yönelik itirazını ortaya koydu.

“BARIŞ” VE “TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞME” TARTIŞMASI

Çömez'in konuşmasında “toplumsal bütünleşme” kavramı da önemli bir yer tuttu.

İYİ Parti cephesinden verilen mesaj, Türkiye'de herkesin eşit vatandaşlık temelinde, huzur ve güven içerisinde yaşamasının desteklenmesi gerektiği yönünde oldu.

Ancak Çömez, toplumsal barış ve bütünleşme hedefinin terörle mücadelede taviz anlamına gelmemesi gerektiği görüşünü savundu.

Bu çerçevede İYİ Parti'nin temel yaklaşımının, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünün korunması ve terörün tamamen sona erdirilmesi olduğu mesajı öne çıktı.

“HERKESİN KARDEŞÇE YAŞAYABİLECEĞİ BİR ATMOSFER”

Çömez'in açıklamalarında dikkat çeken bir diğer nokta ise Türkiye'deki farklı toplumsal kesimlerin birlikte yaşamasına ilişkin mesajları oldu.

TBMM tutanaklarında yer alan konuşmasının ilerleyen bölümünde Çömez, Türkiye'nin bütün vatandaşlarının dostça ve kardeşçe yaşayabileceği bir atmosferin oluşturulması için İYİ Parti'nin çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.

Bu mesaj, İYİ Parti'nin terörle mücadele konusundaki sert tutumuyla toplumsal huzur ve kardeşlik vurgusunu birlikte ele aldığını gösterdi.

İYİ PARTİ’DEN TEKLİFE TEMEL İTİRAZ

Çömez'in konuşmasının genel çerçevesinde İYİ Parti'nin itirazları üç ana başlıkta toplandı:

Birinci başlık: Teklifin hazırlanma ve Meclis'e getirilme sürecinin yeterince şeffaf ve katılımcı olmadığı iddiası.

İkinci başlık: Düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğu yönündeki itiraz.

Üçüncü başlık: Türkiye'nin terörden arındırılması hedefinin desteklenmesine rağmen bunun devletin temel nitelikleri, milli birlik ve hukuk devleti ilkeleri korunarak gerçekleştirilmesi gerektiği görüşü.

MECLİS’TE SERT TARTIŞMALAR YAŞANDI

Kanun teklifinin görüşmeleri sırasında Genel Kurul'da siyasi partiler arasında da sert tartışmalar yaşandı.

İYİ Parti'nin itirazlarına karşı iktidar ve diğer muhalefet partilerinden farklı değerlendirmeler geldi. CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, CHP'nin silahların ve şiddetin sona erdirilmesine yönelik adımları desteklediğini belirtirken, teklifin toplumsal bütünleşme ve demokratik siyasetin güçlendirilmesi açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

DEM Parti de düzenlemeyi Cumhuriyet'in ikinci yüzyılı açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi.

Böylece Genel Kurul görüşmelerinde teklif konusunda siyasi partiler arasındaki yaklaşım farklılıkları da belirginleşti. Güncel haber kaynaklarına göre AK Parti, MHP, DEM Parti ve CHP teklif lehinde tutum alırken, İYİ Parti karşı çıktı.

ÇÖMEZ’İN MESAJI: “TERÖR BİTSİN AMA HUKUK ÇİĞNENMESİN”

Turhan Çömez'in konuşmasının temel mesajı, Türkiye'nin terör sorunundan kalıcı olarak kurtulması gerektiği ancak bunun yapılırken hukuk devleti ve Anayasa ilkelerinden taviz verilmemesi gerektiği şeklinde özetlendi.

Çömez, İYİ Parti'nin Türkiye'nin terörden tamamen temizlenmesini istediğini ancak bunun hangi yöntemlerle yapılacağı konusunda ciddi çekinceleri bulunduğunu ortaya koydu.

İYİ Parti açısından mesele yalnızca güvenlik politikası olarak değil, aynı zamanda Türkiye'nin anayasal düzeni, milli birlik ve devlet yapısının korunması çerçevesinde ele alındı.

TARİHİ OTURUMDA İYİ PARTİ’NİN TAVRI

10 Ağustos 2026'daki Genel Kurul görüşmeleri, “Terörsüz Türkiye” sürecinin hukuki zemine taşınması açısından kritik bir aşama olarak değerlendirildi.

İYİ Parti ise bu süreçte diğer partilerden ayrışarak teklifin mevcut haliyle kabul edilmesine karşı çıktı.

Çömez'in Genel Kurul kürsüsündeki konuşması, İYİ Parti'nin “terörsüz Türkiye” hedefine karşı olmadığını ancak bunun Anayasa'ya, hukuk devletine ve Türkiye'nin üniter yapısına zarar verecek bir yöntemle gerçekleştirilmesine karşı olduğunu ortaya koyan bir çerçeve çizdi.

SONUÇ: “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” TARTIŞMASINDA İYİ PARTİ’NİN KIRMIZI ÇİZGİLERİ

Turhan Çömez'in 10 Ağustos konuşması, İYİ Parti'nin kanun teklifine yönelik temel itirazlarını Meclis kürsüsünden ortaya koyduğu açıklamalardan biri oldu.

Çömez, Türkiye'nin terör belasından kurtulması gerektiğini vurgularken, toplumsal barış ve bütünleşmenin de milli birlik, hukuk devleti ve Anayasal düzen çerçevesinde sağlanması gerektiğini savundu.

Konuşmada özellikle 10 Ağustos tarihinin seçilmesi, teklifin hazırlanış biçimi, Anayasa'ya aykırılık iddiası, terörle arasına mesafe koymayanlara yönelik eleştiriler ve Türkiye'de herkesin kardeşçe yaşayabileceği bir ortamın oluşturulması başlıkları öne çıktı.

TBMM'deki görüşmelerin ardından teklif Genel Kurul'da kabul edilirken, İYİ Parti'nin karşıt tutumu ve Turhan Çömez'in eleştirileri, düzenlemenin Meclis'teki en belirgin muhalefet başlıklarından biri oldu. Güncel sonuçlara göre teklif Genel Kurul'da kabul edildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Turhan Çömez'den Çerçeve Yasa Tepkisi: Açıkça Anayasa’ya Aykırı İşlem Yapıyorsunuz - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 06:57:04 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/turhan-comezden-cerceve-yasa-tepkisi-acikca-anayasaya-aykiri-islem-yapiyorsunuz-100715-20260811.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/turhan-comezden-cerceve-yasa-tepkisi-acikca-anayasaya-aykiri-islem-yapiyorsunuz-100715-20260811.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/turhan-comezden-cerceve-yasa-tepkisi-acikca-anayasaya-aykiri-islem-yapiyorsunuz-100715-20260811.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gülcan Kış’tan Cumhurbaşkanı Kararına İsyan: Belediyelerin Gelirine El Konuldu!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-gulcan-kistan-cumhurbaskani-kararina-isyan-belediyelerin-gelirine-el-konuldu-36340.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-gulcan-kistan-cumhurbaskani-kararina-isyan-belediyelerin-gelirine-el-konuldu-36340.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin Milletvekili Gülcan Kış, belediyelerin genel aydınlatma giderlerindeki fiilî yükünün Cumhurbaşkanı Kararı’yla üç katına çıkarılmasına sert tepki gösterdi. Kış, “Sandıkta teslim alamadıkları belediyeleri şimdi mali abluka altına alıyorlar. Aydınlatma bahanesiyle belediyelerin gelirine el koyuyor, 31 Mart’ın intikamını doğrudan halktan alıyorlar.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mersin Milletvekili Gülcan Kış, 9 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11573 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın belediyelere yönelik ağır bir mali müdahale olduğunu belirtti.

Kararla, büyükşehir belediyesi sınırlarındaki genel aydınlatma giderleri için uygulanan kesinti yüzde 20’den yüzde 60’a, diğer belediyelerde ise yüzde 10’dan yüzde 30’a çıkarıldı. Böylece belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri payından yapılan fiilî kesintiler bir gecede üç katına yükseltildi.

“Mecliste uyardık, iktidar bildiğini okudu”

Düzenlemenin altyapısının 631 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle hazırlandığını hatırlatan Kış, teklif görüşmelerinde ortaya koydukları bütün itirazların iktidar tarafından bilinçli şekilde yok sayıldığını söyledi:

“631 sıra sayılı Kanun Teklifi görüşülürken bu düzenlemenin nasıl bir mali yıkım yaratacağını açıkça anlattık. ‘Bu yetki belediyelerin boğazını sıkmak için kullanılacak.’ dedik. İktidar bildiğini okudu ve uyardığımız vahim tablo Resmî Gazete’de aynen gerçekleşti.”

“Önce oranları artırdılar, ardından yetkiyi tavandan kullandılar”

Artışın iki aşamada gerçekleştirildiğini belirten Kış, Cumhurbaşkanının kendisine tanınan yetkiyi doğrudan en yüksek seviyeden kullanmasına dikkat çekti:

“Önce kanundaki kesinti oranlarını üç katına çıkardılar. Ardından Cumhurbaşkanı, yeni oranları iki katına kadar artırma yetkisini hiç tereddüt etmeden tavandan kullandı. Sonuçta belediyelerin sırtındaki fiilî yükü üçe katladılar; yüzde 20’yi yüzde 60’a, yüzde 10’u yüzde 30’a çıkardılar.”

Kış, “Neden kademeli bir artış yapılmadı? Belediyelerin mali yapısı neden dikkate alınmadı? Neden doğrudan en ağır oran seçildi?” diye sorarak kararın siyasi niteliğine işaret etti.

“Bu kararın adı aydınlatma değil, siyasi cezalandırmadır”

Kararın enerji maliyetlerini paylaşmaya yönelik teknik bir düzenleme olarak sunulamayacağını ifade eden Kış, şunları kaydetti:

“Bu kararın adı aydınlatma giderlerinin paylaşılması değildir; halkın oyuyla seçilmiş belediyelerin siyasi olarak cezalandırılmasıdır. İktidar, 31 Mart’ta sandıkta kaybettiği belediyeleri hizmet üretemez hâle getirmek istiyor. Elektrik şirketlerinin alacağını garanti altına alırken faturayı belediyelere, asıl bedeli ise vatandaşa ödetiyor.”

“Ağustosta karar çıkarıp ocak ayından itibaren fatura kesiyorlar”

Kararın yayımlandığı tarihten sekiz ay öncesine götürülmesine de tepki gösteren Kış, geriye dönük uygulamanın belediye bütçelerinde ağır tahribat yaratacağını söyledi:

“Kararı ağustos ayında çıkarıyor, 1 Ocak’tan itibaren geçerli sayıyorsunuz. Belediyelere sekiz aylık geriye dönük fatura çıkarıyorsunuz. Bu hukuk değildir, bütçe yönetimi değildir; bu, belediyelerin kasasına planlı bir baskındır.”

“Belediyeden kesilen her lira halkın sofrasından alınacak”

Kesintilerin doğrudan belediye hizmetlerine yansıyacağını vurgulayan Kış, şöyle devam etti:

“Belediyeden kesilen para Sarayın parası değildir; milletin parasıdır. O para çocuğun kreşi, öğrencinin yurdu, emeklinin sosyal desteği, dar gelirlinin halk ekmeği, çiftçinin üretim desteğidir. Belediyelerin gelirine el koymak, doğrudan halkın ekmeğine ve hizmet hakkına el uzatmaktır.”

“Sandıktan çıkmayan irade kararnameyle dayatılıyor”

Yerel seçimlerin ardından belediyeler üzerindeki mali ve idari baskının sistematik hâle geldiğini belirten Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Sandıkta kazanamadılar; borç baskısıyla, kredi engeliyle, gelir kesintisiyle ve müfettiş kuşatmasıyla belediyeleri teslim almaya çalışıyorlar. Milletin iradesini hazmedemeyenler, sandıktan çıkmayan iktidarlarını kararnameyle belediyelere dayatıyor.

Bu tasarruf değildir; yerel demokrasiye karşı yürütülen mali operasyondur. Bu karar, 31 Mart yenilgisinin halkın belediyelerinden alınmaya çalışılan intikamıdır. Sokakların aydınlatma bedelini belediyelere yükleyen Saray, Türkiye’nin demokrasisini karartmaktadır.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Gülcan Kış’tan Cumhurbaşkanı Kararına İsyan: Belediyelerin Gelirine El Konuldu! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 08:15:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gulcan-kistan-cumhurbaskani-kararina-isyan-belediyelerin-gelirine-el-konuldu-112300-20260810.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gulcan-kistan-cumhurbaskani-kararina-isyan-belediyelerin-gelirine-el-konuldu-112300-20260810.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gulcan-kistan-cumhurbaskani-kararina-isyan-belediyelerin-gelirine-el-konuldu-112300-20260810.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Deprem Bitti Vahşet Bitmedi: Hatay Maden Sahasına Mı Dönüştürülüyor?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-deprem-bitti-vahset-bitmedi-hatay-maden-sahasina-mi-donusturuluyor-36333.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-deprem-bitti-vahset-bitmedi-hatay-maden-sahasina-mi-donusturuluyor-36333.html</link>
                    <description><![CDATA[CHP Hatay Milletvekili Yıldırım Kara, Yayladağı ve Yukarıokçular’da "ihtiyaç var" bahanesiyle ÇED’siz işletilen taş ocakları, beton santralleri ve vahşi madenciliğin Hatay'da ciddi bir çevre ve halk sağlığı felaketine yol açtığını söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hatay’da taş ve maden ocaklarının, beton santrallerinin ‘İhtiyaç var’ denilerek, denetimden yoksun biçimde çalışmasına izin verilmesi, gözümüzün önünde bir halk sağlığı felaketine yol açıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ÇED duyuru veri tabanında Yayladağı sınırlarında 75 tane tesisin projesi hazırlandığı görülüyor; bunların 34’ünde ise ya ÇED aranmamış ya da ÇED gerekli olmadığına karar verilmiş. Yayladağı’nın Yukarıokçular mahallesi ise, kendi başına ele alınması gereken bir çevre tahribatına örnek teşkil ediyor.

Bu mahallede, söz konusu veri tabanına göre, ÇED onayı aranmamış 9 kirletici tesis faaliyet gösteriyor. Bu tesislerin de Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına ve belediyelere ait olduğu görülüyor.Proje planlarına bakıldığında, var olan tesislerdeki kapasite atışları da dahil edildiğinde, her yıl kümülatif olarak yaklaşık 10 milyon ton cevher ve pasa çıkartılacağı hesaplanmış. Üstelik bazı tesislerin onlarca yıl çalışması öngörülüyor. Bu ölçekte bir üretimin bu kadar sınırlı bir alanda gerçekleştirilmesi hiçbir yetkiliyi endişelendirmiyor mu? Tek bir mahallede milyonlarca ton cevher çıkarmanın yan etkileri, çevreye ve insan sağlığına zararı hakkında ilgililer herhangi bir kaygı duymuyor mu, merak ediyoruz. Geçim kaynaklarımızın, topraklarımızın, meralarımızın, mahallelerimizin, geleceğimizin milyonlarca ton madenin altına gömülmesine göz yummayacağız.

YILDIRIM KARA:DEPREM VAHŞİ MADENCİLİK İÇİN BAHANE OLDU

Bize ulaşan yurttaşlarımız kirletici tesis sayısının daha fazla olduğundan, binlerce küçükbaş hayvan beslenen bölgede bugün bu sayının ancak yüzlerle ifade edilebilecek kadar azaldığından, zeytin ağaçlarından mahsulalınamadığından, solunum yolu hastalıklarının tehlikeli biçimde arttığından şikayetçi. Üç yıldır şehrimizin her yanındaki taş ve maden ocaklarının yol açtığı hava kirliliğinden, trafik yükünden, dinamit kullanımından kaynaklanan sarsıntılardan kaynaklanan sorunlar için her mecrayı kullandık. Yetkililere sesimizi duyurmak için bu bölgenin bir hastalık merkezi olması mı yoksa ölümlerin ya da yaralanmaların, kazaların mı yaşanması mı gerekiyor? Bu tesislerin açılması, yeniden inşa sürecinde ihtiyaç duyulduğu gerekçesiyle meşrulaştırılıyordu. Yukarıokçular çevresindeki bazı tesisler için 15 yıl, 28 yıl gibi çok uzun faaliyet süreleri belirlenmiş. Depremin akut dönemi geride kaldığına, konutlar büyük ölçüde tamamlandığına göre bu madenlerin ve beton santrallerinin faaliyetleri daha ne kadar devam edecek? Deprem bahanesiyle şehrimizin bir madensahasına dönüştürülmesi mi düşünülüyor? Deprem, vahşi madencilik için bir bahane oldu. İlgili kurum ve kuruluşlar, bu vahşi madenciliği denetlemek, gerekiyorsa durdurmak için bir an önce harekete geçmelidir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Deprem Bitti Vahşet Bitmedi: Hatay Maden Sahasına Mı Dönüştürülüyor? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:26:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/deprem-bitti-vahset-bitmedi-hatay-maden-sahasina-mi-donusturuluyor-123314-20260808.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/deprem-bitti-vahset-bitmedi-hatay-maden-sahasina-mi-donusturuluyor-123314-20260808.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/deprem-bitti-vahset-bitmedi-hatay-maden-sahasina-mi-donusturuluyor-123314-20260808.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[250 Lira Üreticiye Şok Oldu: Fındık Fiyatı En Az 370 Lira Olmalı!  ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-250-lira-ureticiye-sok-oldu-findik-fiyati-en-az-370-lira-olmali-36332.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-250-lira-ureticiye-sok-oldu-findik-fiyati-en-az-370-lira-olmali-36332.html</link>
                    <description><![CDATA[Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada açıklanan fındık alım fiyatına tepki gösterdi. Açıklanan 250 liralık fiyatın üreticiler için büyük bir hayal kırıklığı olduğunu belirten Gürer, fındığın geleceğinin korunabilmesi için alım fiyatının girdi maliyetleri ve makul kâr dikkate alınarak en az 370 lira olarak yeniden belirlenmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın açıkladığı fındık alım fiyatını eleştirerek, "İktidar fındık alım fiyatını açıkladı, üreticiler için büyük bir şok oldu." dedi.



Açıklanan rakamın üreticilerin beklentilerinin çok uzağında kaldığını belirten Gürer, fiyatın üreticiyi memnun etmediğini ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından ciddi endişeler yarattığını ifade etti.







370 LİRALIK FİYAT TALEP ETMİŞTİK



Fiyatın belirlenmesi sürecinde yaptıkları çalışmayı anlatan CHP’li Gürer, "Tarım Komisyonu üyesi olarak Bölge Milletvekilimiz Mustafa Adıgüzel'le birlikte yaptığımız bir çalışmada girdi maliyetlerini dikkate alarak kilo fiyatının 370 lira olarak açıklanmasını talep etmiştik." diye konuştu.



Hazırladıkları çalışmanın üretim maliyetlerine dayandığını vurgulayan Gürer, buna rağmen iktidarın üreticinin beklentisini karşılamayan bir fiyat açıkladığını söyledi.



250 LİRA ENFLASYONUN DA ALTINDA KALDI



Açıklanan fiyatın ekonomik gerçeklerle bağdaşmadığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Verilen 250 liralık fiyat enflasyonun da altında bir fiyat oldu." ifadelerini kullandı.



Üreticinin gübre, mazot, ilaç, işçilik ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet artışlarıyla mücadele ettiğini belirten Gürer, bu şartlarda üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını dile getirdi.



YABANCI TEKELLER KAZANIYOR, ÜRETİCİ KAYBEDİYOR



Türkiye'nin dünya fındık pazarındaki önemine dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Yüzde 80'i ihraç edilen fındığın sonunu getirmek adına yapılabilecek uygulama ne derseniz, bu olmalı." sözleriyle açıklanan fiyatın yanlışlığını dile getirdi.



Üreticinin giderek ağırlaşan maliyet yükü altında ezildiğini ifade eden Gürer, "Üreticinin girdi maliyeti artıyor, üreticiden çıkan üründen para kazanan yabancı tekeller var ama ülkemizin üreticisi bu bağlamda boğuluyor." dedi.



Türkiye'nin dünya markası haline gelmiş fındıkta asıl kazancı üreticinin değil, uluslararası şirketlerin elde ettiğini belirten Gürer, mevcut fiyat politikasının devam etmesi halinde üretimin zarar göreceği uyarısında bulundu.





Hazelnut on the branch, Black sea region



FİYAT MUTLAKA YENİDEN GÜNCELLENMELİ



Fındık üretiminin devamı için üreticinin korunması gerektiğini vurgulayan Gürer, "Onun için mutlaka fiyat yeniden güncellenmeli, girdi maliyeti artı makul kâr üzerinden belirlenmeli ve 370 liralık bir kilo alım fiyatı açıklanmalıdır." çağrısında bulundu.



Fiyatın maliyetlerin altında kalmasının üreticiyi üretimden uzaklaştıracağını belirten Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için üreticinin kazanacağı bir fiyat politikasının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.



FINDIĞIN GELECEĞİ KARANLIĞA SÜRÜKLENMEMELİ



Konuşmasının sonunda iktidara bir kez daha çağrıda bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Yoksa fındığın, dünya markası olan ürünün geleceği karanlıktır diyorum." sözleriyle uyarısını yineledi.



Gürer, Türkiye'nin dünya fındık üretimindeki lider konumunun korunabilmesi için üreticinin desteklenmesi, alım fiyatının girdi maliyetleri ve makul kâr esas alınarak yeniden belirlenmesi gerektiğini vurguladı.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[250 Lira Üreticiye Şok Oldu: Fındık Fiyatı En Az 370 Lira Olmalı!   - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:11:46 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/250-lira-ureticiye-sok-oldu-findik-fiyati-en-az-370-lira-olmali-122108-20260808.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/250-lira-ureticiye-sok-oldu-findik-fiyati-en-az-370-lira-olmali-122108-20260808.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/250-lira-ureticiye-sok-oldu-findik-fiyati-en-az-370-lira-olmali-122108-20260808.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mersin Körfezi’nde Mikroplastik Tehdidi TBMM Gündeminde!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-mersin-korfezinde-mikroplastik-tehdidi-tbmm-gundeminde-36330.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-mersin-korfezinde-mikroplastik-tehdidi-tbmm-gundeminde-36330.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Mersin Körfezi’ndeki plastik ve mikroplastik kirliliğini gündeme taşıdı. Bir yıl önce verdiği soru önergesine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının “izliyoruz, denetliyoruz, takip ediyoruz” yanıtını verdiğini hatırlatan Kış, “Bir yıldır neyi izliyorsunuz? Denetliyorsanız bu kirlilik nasıl bu noktaya geldi? Önlem aldıysanız Mersin sahilleri neden bu hâlde?” diye sordu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı gündem dışı konuşmada Mersin Körfezi’ndeki çevre kirliliği, plastik atık ithalatı ve mikroplastik tehdidine dikkat çekti.



Mersin’in 321 kilometrelik sahili, eşsiz koyları ve bereketli deniziyle Akdeniz’in en önemli kentlerinden biri olduğunu belirten Kış, kentin doğal varlıklarının ciddi bir kirlilik tehdidi altında olduğunu söyledi.



“BİR YILDIR NEYİ İZLİYORSUNUZ?”



Kış, 3 Haziran 2025 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına verdiği soru önergesini hatırlatarak deniz suyundaki bozulma, sanayi ve tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan kirlilik, halk sağlığına yönelik riskler ve Seyhan Nehri’nin Mersin Körfezi’ne taşıdığı kirletici yük konusunda Bakanlığı uyardığını söyledi.



Bakanlığın önergesine verdiği yanıtı “İzliyoruz, denetliyoruz, takip ediyoruz.” sözleriyle özetleyen Kış, aradan geçen bir yılda tablonun daha da ağırlaştığını vurguladı.



Kış, şöyle konuştu:



“Aradan tam bir yıl geçti. Mersin’in sahillerine baktığımızda plastik atıklar kıyılarımıza vuruyor, mikroplastikler denizimize yayılıyor, vatandaşlarımız plastik atıkların arasında yüzmek zorunda kalıyor. O hâlde soruyorum: Bir yıldır neyi izliyorsunuz? Denetliyorsanız bu kirlilik nasıl bu noktaya geldi? Önlem aldıysanız sonucu nerede, Mersin sahilleri neden bu hâlde?”



“SORUNU BİLİYORSUNUZ AMA ÇÖZÜM PLANINIZ YOK”



Bakanlığın verdiği resmî yanıtta Mersin Körfezi’ndeki çevresel bozulmayı durdurmaya ve geri çevirmeye yönelik herhangi bir ekosistem restorasyon planının bulunmadığının belirtildiğine dikkat çeken Kış, “Yani sorunu biliyorsunuz ama çözüm planınız yok.” dedi.



Mersin Körfezi’ndeki tablonun birkaç plastik şişe veya poşetten ibaret olmadığını vurgulayan Kış, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunun sistematik bir çevre problemine dönüştüğünü ifade etti.



PLASTİK ATIK İTHALATI 437 BİN TONDAN 1 MİLYON 290 BİN TONA ÇIKTI



Çin’in plastik atık ithalatını büyük ölçüde yasaklamasının ardından Avrupa’nın plastik atıklarının rotasının Türkiye’ye çevrildiğini belirten Kış, plastik atık ithalatındaki artışa dikkat çekti.



Kış, “Türkiye, Avrupa’nın başlıca plastik atık varış noktalarından biri hâline geldi. 2018 yılında 437 bin ton olan plastik atık ithalatı, 2024 yılında yaklaşık 1 milyon 290 bin tona ulaştı.” ifadelerini kullandı.



Kış, Türkiye’ye getirilen plastik atıkların ülkeye girişinden sonraki sürecin şeffaf biçimde takip edilmesi gerektiğini belirterek şu soruyu yöneltti:



“Bu atıklar ülkeye girdikten sonra ne oluyor?”



“SAATTE 5,3 MİLYARDAN FAZLA MİKROPLASTİK SU SİSTEMLERİNE KARIŞABİLİYOR”



Mersin ve Adana’nın ithal plastiklerin işlendiği önemli merkezler hâline geldiğini söyleyen Kış, bilimsel araştırmalardaki çarpıcı sonuçları da Meclis kürsüsünden paylaştı.



Geri dönüşüm tesislerinin aşağısındaki sulama kanallarında mikroplastik yoğunluğunun yukarıdaki noktalara kıyasla 132 kat artabildiğini, su sistemlerine ise saatte 5,3 milyardan fazla mikroplastik parçacığının karışabildiğini belirten Kış, bu kirliliğin yalnızca ortaya çıktığı bölgede kalmadığını söyledi.



Kış, plastik ve mikroplastiklerin drenaj kanallarına ve tarımsal sulama sistemlerine, oradan Seyhan Nehri’ne, ardından Akdeniz’e ve Mersin Körfezi’ne taşınabildiğine dikkat çekti.



“PLASTİĞİ DENİZE ULAŞTIKTAN SONRA TOPLAMAK ÇÖZÜM DEĞİL”



Mersin Körfezi’ndeki mikroplastik kirliliğinin tamamını tek bir kaynağa bağlamadıklarını özellikle vurgulayan Kış; liman, tarım, balıkçılık ve sera faaliyetlerinin de kirlilik üzerinde etkisi bulunduğunu söyledi.



Ancak araştırılması, denetlenmesi ve kaynağında engellenmesi gereken ciddi bir karasal kirlilik yükünün bulunduğunu belirten Kış, sorumluluğun kamu kurumlarında olduğunu ifade etti:



“Denize ulaştıktan sonra plastik toplamak çözüm değildir. O plastiğin denize ulaşmasını engellemek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının asli görevidir.”



Kış; Devlet Su İşleri sorumluluğundaki kanalların ve geri dönüşüm tesislerinin denetlenmesi, filtre ve arıtma sistemlerinin çalışıp çalışmadığının kontrol edilmesi, mevzuatı ihlal edenlere caydırıcı yaptırımlar uygulanması ve ithal edilen plastik atıkların ülkeye girdikten sonraki sürecinin kayıt altına alınması gerektiğini söyledi.



“TEHDİT MERSİN’LE SINIRLI DEĞİL”



Sorunun yalnızca Mersin Körfezi üzerinden değerlendirilemeyeceğini ifade eden Kış, Adana’dan Mersin’e, Alanya’dan Antalya’ya kadar Akdeniz kıyılarının aynı tehditle karşı karşıya olduğunu belirtti.



Akdeniz kıyılarının Türkiye turizminin vitrini olduğuna dikkat çeken Kış, deniz kirliliğinin çevresel sonuçlarının yanında Türkiye açısından ciddi bir ekonomik maliyet yaratabileceğini söyledi.



“Milyonlarca insan bu kıyılara geliyor, yüz binlerce insan geçimini bu denizden ve turizmden sağlıyor. Türkiye milyarlarca dolarlık turizm geliri için dünyayla rekabet ederken sahillerimizin plastik atık görüntüleriyle dünya basınına taşınmasının ekonomik bedelini hesaplıyor musunuz? Bir taraftan turist gelsin diye milyonlar harcayarak diğer taraftan o turistin yüzdüğü denizi koruyamayacaksınız. Böyle turizm politikası da olmaz, çevre politikası da olmaz.”



KIŞ’TAN BAKANLIĞA 4 KRİTİK SORU



Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının artık “izliyoruz” açıklamasıyla yetinemeyeceğini belirten Kış, yanıtlanması gereken soruları Meclis kürsüsünden sıraladı:



“Mersin Körfezi için somut önlemler alındı mı? Seyhan Nehri ve drenaj kanallarındaki mikroplastik yükü ölçüldü mü? Kaç geri dönüşüm tesisi denetlendi, kaçında uygunsuzluk tespit edildi? Güncel mikroplastik analizleri nerede?”



Bu verilerin bir an önce kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyleyen Kış, plastik atık ithalatının da yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.



“AVRUPA KENDİ ÇÖPÜNDEN KURTULACAK DİYE TÜRKİYE’NİN DENİZLERİNİ FEDA EDEMEZSİNİZ”



Akdeniz için bölgesel bir eylem planının acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan CHP’li Kış, konuşmasını sert sözlerle tamamladı:



“Avrupa kendi çöpünden kurtulacak diye Türkiye’nin denizlerini, toprağını ve suyunu feda edemezsiniz. Akdeniz’in cennet koylarını kaderine terk edemezsiniz. Artık izlemeyi bırakıp somut adımlar atmalısınız. Mersin Körfezi plastik ve mikroplastik kirliliğinden kurtulmalı; Akdeniz’in doğası, halk sağlığı ve gelecek kuşakların yaşam hakkı korunmalıdır.”


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Mersin Körfezi’nde Mikroplastik Tehdidi TBMM Gündeminde! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 08:48:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/mersin-korfezinde-mikroplastik-tehdidi-tbmm-gundeminde-115330-20260808.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/mersin-korfezinde-mikroplastik-tehdidi-tbmm-gundeminde-115330-20260808.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/mersin-korfezinde-mikroplastik-tehdidi-tbmm-gundeminde-115330-20260808.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeni Parti İzmir Milletvekili Deniz Yücel: Kindar Nesil Anlayışıyla Çocuk Sürüklenişi Engellenemez!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-yeni-parti-izmir-milletvekili-deniz-yucel-kindar-nesil-anlayisiyla-cocuk-suruklenisi-engellenemez-36329.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-yeni-parti-izmir-milletvekili-deniz-yucel-kindar-nesil-anlayisiyla-cocuk-suruklenisi-engellenemez-36329.html</link>
                    <description><![CDATA[YENİ Parti İzmir Milletvekili Deniz Yücel, Çocuk Koruma Kanunu görüşmelerinde çocuk cinayetlerinin politik olduğunu vurgulayarak, ağır cezaların tek başına çözüm olmadığını ve suça sürükleyen düzenin değişmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ YENİ Parti İzmir Milletvekili Deniz Yücel, Çocuk Koruma Kanunu'nun ikinci bölümü üzerine yaptığı konuşmada, “Bu ülkede aklınıza gelen iyi ya da kötü olayların tamamı politiktir, dolayısıyla çocuk cinayetleri de politiktir. Bugün 15 yaşındaki bir çocuğun elinde bıçak görüyoruz. Peki, o bıçağı eline alana kadar görmediğimiz yılları ne yapacağız? Çocukların eline bıçak geçtikten sonra cezayı artırmak onları o bıçağın karşısına çıkaran düzeni değiştirmiyor. Bizim sormamız gereken ‘Kaç yıl hapis cezası vereceğiz?’ değil, ‘Bu çocukların eline o bıçaklar ulaşmadan neden müdahale etmedik?’ sorusudur. Ahmet'i de Atlası da adını sayamadığımız diğer çocuklarımızı da geri getiremeyiz ama onların ölümünü yalnızca daha ağır cezaların gerekçesi hâline getirirsek yarın başka bir çocuğumuzun adını da bu kürsüde anmak zorunda kalırız” dedi.

BU YASA GEÇMİŞTEKİ ÇOCUK CİNAYETLERİNİ ÖNLEYEBİLECEK MİYDİ?

Çocuk cinayetlerinin, AKP'nin politik tercihlerinin bir sonucu olduğunu söyleyen Yücel, sözlerine şöyle devam etti:

“Bir önceki Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç güzel bir şey söylemişti "Asıl suçlu olan suça sürükleyen nedenlerdir." demişti. Bu kanun daha önce çıkmış olsaydı 16 yaşında "Yan baktın." diye bıçaklanan Atlas Çağlayan'ı, kaykay malzemesi almaya giden 15 yaşındaki Ahmet Minguzi'yi yaşatacak mıydı? Bu yasa yüreğimizi dağlayan geçmişteki diğer çocuk cinayetlerini önleyebilecek miydi? Suça sürüklenen çocukların sürüklenme evresine müdahil olmazsanız, çocukları kullanan örgütleri çökertmezseniz, kısacası, çocuğun suça sürüklenmesine mahal vermeyecek, hukuka dayalı refah içerisinde bir toplumsal düzeni tesis etmezseniz çocukları koruyamazsınız ancak böyle eksik düzenlemelerle günü kurtardığınızı zannedersiniz.”

KİNDAR NESİL SÖYLEMİ ÜZERİNE YAPIŞAN İKTİDAR, SAKAT BİR ANLAYIŞLA BU SORUNU ÇÖZEMEZ

“Yoksulluğun en dramatik hâllerini gördüğümüz ülkemizde üstünkörü bir yaklaşımla çocukları koruyamazsınız” şeklinde konuşan Yücel, sözlerine şöyle devam etti:

“Kindar nesil söyleminin üzerine yapıştığı bir iktidar bu sorunu hiç ama hiç çözemez çünkü bugün yaşadığımız sorunun temeli AKP iktidarının çocukları bile ötekileştirmekten çekinmeyen sakat anlayışıdır. Oysa, sosyal devlet doğduğu andan itibaren çocuğu koruyan, ona herkesle eşit koşullarda yaşam hakkı sağlayan devlettir. Siz sosyal devlet kavramının da içini boşalttığınız için bugün çocuklar çok küçük yaşta yoksullukla ve yoksunlukla mücadele etmek zorunda. Bir çocuk için tehlike çanları çok küçük yaşta çalarken uyuyan, kulağının üzerine yatan iktidar bugün yaşananlardan sorumludur.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Yeni Parti İzmir Milletvekili Deniz Yücel: Kindar Nesil Anlayışıyla Çocuk Sürüklenişi Engellenemez! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 08:29:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/yeni-parti-izmir-milletvekili-deniz-yucel-kindar-nesil-anlayisiyla-cocuk-suruklenisi-engellenemez-113500-20260808.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/yeni-parti-izmir-milletvekili-deniz-yucel-kindar-nesil-anlayisiyla-cocuk-suruklenisi-engellenemez-113500-20260808.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/yeni-parti-izmir-milletvekili-deniz-yucel-kindar-nesil-anlayisiyla-cocuk-suruklenisi-engellenemez-113500-20260808.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Meclis'te Süreç Yasası Gerilimi: İYİ Parti Masayı Terk Etmedi, Eleştirilerini Peş Peşe Sıraladı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-mecliste-surec-yasasi-gerilimi-iyi-parti-masayi-terk-etmedi-elestirilerini-pes-pese-siraladi-36328.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-mecliste-surec-yasasi-gerilimi-iyi-parti-masayi-terk-etmedi-elestirilerini-pes-pese-siraladi-36328.html</link>
                    <description><![CDATA[Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen süreç kapsamında TBMM gündemine gelen çerçeve yasa teklifinin komisyon görüşmeleri İYİ Parti'nin sert muhalefeti ile başladı. Komisyon Başkanı’nın açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye teşekkür ettiğine işaret eden İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Antalya Milletvekili Uğur Poyraz, “Terör hükümlüsü Öcalan'a teşekkürü eksik bıraktınız" ifadeleri kullandı. MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız’ın “Bekliyorlar ki, evlatlarımızın bayrağı sarılı tabutları omuzlarda taşınsın” sözleri başka bir tartışmanın fitilini ateşledi. İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, “Bu sözler birinci ihanet sürecinde size söyleniyordu” dedi.DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’a “Sayın” diyerek teşekkür etmesi ise salonda tansiyonu yükselten başka bir an oldu. Koçyiğit’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da teşekkür ettiğine işaret eden İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin cumhurbaşkanı ile bebek katili eşitlenemez” şeklinde konuştu. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TBMM Adalet Komisyonu, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ni görüşmek üzere toplandı. Görüşmeler öncesi toplantının yapılacağı komisyon salonunun kapılarının geç açılması gerginlik yarattı. Kapı önünde yoğunluk yaşanması üzerine İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, “Tek bir yetkili bulamıyoruz. Kapıları açan yok” diyerek duruma tepki gösterdi.

&nbsp;

Komisyonda “küçük salon” krizi

&nbsp;

Toplantının başında ise salon krizi çıktı. Komisyon Başkanı’nın konuşması sırasında salonun fiziki şartlarının yetersiz olduğuna işaret eden İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın ve İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı tepkilerini dile getirdi. İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş’ın “Millet kalp krizi geçirecek” şeklinde ifadeleri dikkat çekti. İYİ Parti milletvekilleri görüşmelerin başka bir salonda yapılmasını talep etti.

&nbsp;

“Terör hükümlüsüne teşekkürü eksik bıraktınız”

&nbsp;

Komisyon Başkanı’nın açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye teşekkür ettiğine işaret edenİYİ Parti Grup Başkanvekili ve Antalya Milletvekili Uğur Poyraz ise “İmralı'daki terör hükümlüsü Abdullah Öcalan'a reçetesi ve yöntemi açısından teşekkürü eksik bıraktınız" ifadelerini kullandı.

&nbsp;

MHP’li Fethi Yıldız’ın sözleri gerginlik yarattı 

&nbsp;

Yaşananlar ardından Komisyon Başkanı, ilk imzacılara söz verdi. O isimlerden olan MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız’ın “Bekliyorlar ki, evlatlarımızın bayrağı sarılı tabutları omuzlarda taşınsın” sözleri başka bir tartışmanın fitilini ateşledi. Türkeş Taş başta olmak üzere Türkoğlu ve Taşçı ile İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat bu sözlere sert çıktı.Sunat, “Bu sözler birinci ihanet sürecinde size söyleniyordu” dedi.

&nbsp;

DEM Partili Koçyiğit’in “Sayın Öcalan” sözlerine tepki

&nbsp;

DEM Parti Grup BaşkanvekiliGülistan Kılıç Koçyiğit’in terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’a “Sayın” diyerek teşekkür etmesi salonda tansiyonu yükselten bir başka an oldu. İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, “Burada terör kutsanıyor” derken Türkoğlu ise “Bebek katili” diyerek duruma tepki gösterdi. Koçyiğit’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da teşekkür ettiğine işaret eden Türkeş Taş, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin cumhurbaşkanı ile bebek katili eşitlenemez” dedi. “Yazıklar olsun” diye ekleyen Toktaş, “Meclis çatısı altında şu söylenenlere bakın. Öcalan ve terör kutsanıyor ama sizler sessizce bakıyorsunuz” ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Meclis'te Süreç Yasası Gerilimi: İYİ Parti Masayı Terk Etmedi, Eleştirilerini Peş Peşe Sıraladı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 08:02:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/mecliste-surec-yasasi-gerilimi-iyi-parti-masayi-terk-etmedi-elestirilerini-pes-pese-siraladi-112542-20260808.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/mecliste-surec-yasasi-gerilimi-iyi-parti-masayi-terk-etmedi-elestirilerini-pes-pese-siraladi-112542-20260808.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/mecliste-surec-yasasi-gerilimi-iyi-parti-masayi-terk-etmedi-elestirilerini-pes-pese-siraladi-112542-20260808.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[6,7 Trilyonluk Borç Yükü Meclis'e Taşındı: İktidardan Vatandaşın Feryadına Kırmızı Işık!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-67-trilyonluk-borc-yuku-meclise-tasindi-iktidardan-vatandasin-feryadina-kirmizi-isik-36323.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-67-trilyonluk-borc-yuku-meclise-tasindi-iktidardan-vatandasin-feryadina-kirmizi-isik-36323.html</link>
                    <description><![CDATA[Gülcan Kış’ın vatandaşın 6,7 trilyon liraya ulaşan borç yükünün araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğu öneri, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Kış, “Vatandaşın borcu da feryadı da AKP ve MHP’nin umurunda değil. Bir kez daha bankaların yanında, milletin karşısında durdular.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mersin Milletvekili Gülcan Kış, kredi kartı ve bireysel kredi borçlarındaki artışın nedenlerinin, yüksek faiz politikalarının vatandaş üzerindeki etkilerinin ve bankacılık uygulamalarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna araştırma önergesi sundu.

Milyonlarca yurttaşın borç ve faiz sarmalına sürüklendiğine dikkat çeken Kış’ın önergesi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Karara sert tepki gösteren Kış, “Milyonlar borç batağında, iktidar araştırılmasına bile tahammül edemiyor. Vatandaşın mutfağındaki yangını, icra kapısındaki çaresizliğini ve bankalara ödediği ağır faizleri görmezden gelen AKP ve MHP, bir kez daha bankaların yanında, milletin karşısında saf tuttu.” ifadelerini kullandı.

“ÜRETİMİ DEĞİL BORCU, REFAHI DEĞİL FAİZİ BÜYÜTTÜLER”

AKP’nin 23 yıllık ekonomi politikasının Türkiye’yi borçla ayakta kalmaya çalışan bir ülkeye dönüştürdüğünü belirten Kış, şunları söyledi:

“AKP iktidarı üretimi değil borcu, refahı değil faizi, vatandaşın gelirini değil kredi limitlerini büyüttü. Türkiye’nin en büyük ekonomik sorunlarından biri artık borçlanarak yaşamak zorunda bırakılan milyonlardır. Maaşlar eriyor, hayat pahalılığı büyüyor, borçlar katlanıyor. Vatandaş temel ihtiyaçlarını dahi geliriyle karşılayamaz hâle getirildi.”

VATANDAŞIN BORCU 6 TRİLYON 677 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun son verilerini paylaşan Kış, tüketici kredileri ile bireysel kredi kartı borçlarının toplamda 6 trilyon 677 milyar liraya ulaştığını açıkladı.

Bu borcun 3 trilyon 279 milyar lirasını bireysel kredi kartı borçlarının oluşturduğunu belirten Kış, 2 trilyon 44 milyar liralık taksitsiz kredi kartı borcuna dikkat çekti.

Kış, “Bu rakamlar vatandaşın artık yatırım yapmak veya dayanıklı tüketim malı almak için değil, hayatta kalabilmek için borçlandığını gösteriyor. İnsanlar kredi kartıyla market alışverişi yapıyor, elektrik faturasını ödüyor, eczaneden ilacını alıyor. Eskiden otomobil ve beyaz eşya taksitlendirilirdi; şimdi sebze ve meyve beş taksitle alınıyor. Pazar alışverişinin kredi kartına taksitlendirildiği bir ülke yarattılar.” dedi.

MAAŞ BİTİYOR, VATANDAŞ EKSİ HESABA SIĞINIYOR

İhtiyaç kredilerinin 2 trilyon 544 milyar liraya, vatandaşın “eksi hesap” olarak bildiği kredili mevduat hesabı borçlarının ise 910 milyar liraya ulaştığını kaydeden Kış, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatandaşın maaşı daha hesabına yatmadan borçlara gidiyor. Ay sonunu getiremeyen milyonlar, kredi kartından eksi hesaba, eksi hesaptan ihtiyaç kredisine savruluyor. İnsanlar borçlarını ödemek için yeniden borçlanıyor; kazandıkları parayı anaparaya değil, faize yatırıyor. Bu artık ekonomik tercih değil, açık bir hayatta kalma mücadelesidir.”

337 MİLYAR LİRALIK BORÇ YASAL TAKİPTE

Kredi kartlarında yasal takibe düşen borç miktarının 178 milyar 800 milyon liraya ulaştığını belirten Kış, takipteki bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının toplamının ise 337 milyar lirayı bulduğunu söyledi.

Bu tutarların yalnızca banka bilançolarındaki rakamlardan ibaret olmadığını vurgulayan Kış, “Bu rakamların arkasında icra kapısındaki aileler, haciz korkusuyla yaşayan yurttaşlar ve çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayamadığı için geceleri uyuyamayan anne babalar var. Bir tarafta tarihî kârlar açıklayan bankalar, diğer tarafta borcunun faizini ödemek için yeniden borçlanan milyonlar bulunuyor.” ifadelerini kullandı.

“İKTİDAR DA FAİZE ÇALIŞIYOR, FATURAYI MİLLETE KESİYOR”

İktidarın 2026 yılı bütçesinde 2 trilyon 508 milyar lira açık ve 2 trilyon 800 milyar lira faiz gideri öngördüğünü hatırlatan Kış, “AKP’nin yönettiği ekonomide devlet de faize çalışıyor. Ancak bu faizin faturası vergi, zam, hayat pahalılığı ve yoksulluk olarak vatandaşa kesiliyor. Sarayın yanlış ekonomi politikalarının bedelini yine millet ödüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“FAİZLER SİLİNSİN, VATANDAŞ YALNIZCA ANAPARAYI ÖDESİN”

Sorunun çözümüne yönelik kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduğunu belirten Kış, kredi kartı ve bireysel kredi borçlarında işlemiş faizlerin silinmesini, vatandaşın yalnızca anapara borcunu faizsiz şekilde ödeyebilmesini istedi.

Kış, “Amacımız vatandaşı bankaların faiz sarmalına mahkûm etmek değil, borç yükünün altında ezilen milyonlarca insanımıza nefes aldırmaktır. Borçlar vatandaşın ödeme gücüne göre yapılandırılmalı, işlemiş faizler silinmeli ve yurttaş yalnızca anaparayı ödemelidir.” dedi.

“VATANDAŞIN FERYADI AKP VE MHP’NİN UMURUNDA DEĞİL”

Araştırma önergesinin AKP ve MHP oylarıyla reddedilmesine tepki gösteren Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Biz, milyonlarca vatandaşın neden kredi kartıyla yaşamak zorunda bırakıldığının araştırılmasını istedik. AKP ve MHP ise ‘Araştırmayalım.’ dedi. Demek ki vatandaşın borcu da faizi de icra dosyası da onların umurunda değil. Sorun kredi kartı değil; vatandaşı kredi kartına mahkûm eden bu iktidarın ekonomi anlayışıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi bankaların değil, milletin yanında durmalıdır. AKP ve MHP bugün bu sorumluluktan bir kez daha kaçmıştır. Ancak biz vatandaşımızı bu borç ve faiz düzenine teslim etmeyeceğiz.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[6,7 Trilyonluk Borç Yükü Meclis'e Taşındı: İktidardan Vatandaşın Feryadına Kırmızı Işık! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:53:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/67-trilyonluk-borc-yuku-meclise-tasindi-iktidardan-vatandasin-feryadina-kirmizi-isik-130435-20260807.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/67-trilyonluk-borc-yuku-meclise-tasindi-iktidardan-vatandasin-feryadina-kirmizi-isik-130435-20260807.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/67-trilyonluk-borc-yuku-meclise-tasindi-iktidardan-vatandasin-feryadina-kirmizi-isik-130435-20260807.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gürer TBMM'de Çocukların Suça Sürüklenmesi Hukuki Değil Toplumsal Bir Sorundur!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-gurer-tbmmde-cocuklarin-suca-suruklenmesi-hukuki-degil-toplumsal-bir-sorundur-36322.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-gurer-tbmmde-cocuklarin-suca-suruklenmesi-hukuki-degil-toplumsal-bir-sorundur-36322.html</link>
                    <description><![CDATA[Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülen çocuklarla ilgili kanun teklifi üzerine yaptığı konuşmada, çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca hukuki bir mesele olarak ele alınamayacağını belirterek, sorunun ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

2024-2025 yıllarında 1 milyon 222 bin 610 çocuğun suça karıştığına dikkat çeken Gürer, ortaya çıkan tablonun son derece düşündürücü olduğunu ifade etti.



Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Çocuklarla ilgili önemli bir kanun teklifini görüşüyoruz. Ancak bugün yalnızca sonuçları değil, bu sonuçları ortaya çıkaran nedenleri de konuşmak zorundayız. 2024-2025 yıllarında 1 milyon 222 bin 610 çocuğun suça karışmış olması son derece vahim bir tablodur. Asıl sorgulamamız gereken konu ise çocukları suça sürükleyen nedenlerdir." dedi.



Kırsal bölgelerden kentlere yaşanan göçün ve ekonomik sorunların çocukların yaşamlarını doğrudan etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Kırsalda yaşayan insanları kentlere yönlendirdiniz, onları yoksulluk içinde yaşamaya mahkûm ettiniz. Bunun çocuklar üzerindeki etkisini yeterince değerlendirdik mi? Bir yanda çocuğunu Amerika'da dünyaya getirenler, diğer yanda tarlada doğum yapan aileler var. Bu eşitsizliğin ortaya çıkardığı sonuçları görmezden gelemeyiz." ifadelerini kullandı.



Özelleştirme politikalarının da toplumsal yapıyı olumsuz etkilediğini savunan Gürer, "Bir dönem binlerce insana iş sağlayan fabrikaların kapısına kilit vuruldu. İşsizliğin artması, yoksulluğun derinleşmesi ve sosyal sorunların çoğalması birbirinden bağımsız düşünülemez." diye konuştu.



EZBERCİ EĞİTİM ANLAYIŞI ÇOCUKLARI YALNIZLAŞTIRIYOR



Eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çocukların sosyal gelişimlerini destekleyen uygulamaların giderek ortadan kaldırıldığını söyledi.



Gürer, "Müzik, beden eğitimi, tiyatro, sinema, münazara, el işi ve tarım gibi derslerin geri plana itilmesi çocukların gelişimini olumsuz etkiledi. Ezberci bir anlayışla yetiştirilen çocukların toplumsal hayata daha güçlü biçimde katılması mümkün değildir. Bugün 10 yaşındaki çocukların madde bağımlısı hâline gelmesine göz yuman anlayışın da sorumluluğu vardır." dedi.



ŞİDDET İÇERİKLİ YAYINLAR ÇOCUKLARI OLUMSUZ ETKİLİYOR



Televizyon yayınlarının çocuklar üzerindeki etkisine de değinen Gürer, uzun yıllardır bu konuda uyarılarda bulunduğunu ifade etti.



Milletvekili Ömer FethiGürer, "Yıllardır televizyonlarda silahın, şiddetin ve suçun özendirildiğini söylüyorum. Çocuklar sürekli cinayet, gasp, adam kaçırma ve silah sahneleriyle karşı karşıya kalıyor. Böyle bir ortamda yetişen çocukların bilinçaltında oluşan etkileri görmezden gelemeyiz." diye konuştu.



Televizyon yayıncılığında toplumsal sorunlara çözüm üreten içeriklerin artırılması gerektiğini belirten Gürer, gençlerin sanata, spora ve kültürel faaliyetlere yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti.



BAKANLIĞA SORU ÖNERGESİ



Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer,çocukların suça sürüklenmesiyle ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına soru önergesi verdiğini ve çocukların suç işlemesine yol açan nedenlerin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini belirterek, "Çocukların suça sürüklenmesinin nedenleri araştırılıyor mu? Bu çocukların aileleriyle görüşülüyor mu? Ailelerin gelir düzeyi inceleniyor mu? Ekonomik koşulların çocuklar üzerindeki etkileri değerlendiriliyor mu? Kaç çocuğa psikolojik destek verildi? Bu soruların yanıtlarını arıyoruz." ifadelerini kullandı.



ÇOCUKLARI CEZALANDIRMAK YERİNE KORUYACAK BİR DÜZEN KURMALIYIZ



Ömer Fethi Gürer, sorunun yalnızca cezaları ağırlaştırarak çözülemeyeceğini belirterek, "Çocukları suç işledikten sonra cezalandırmayı değil, onların suça sürüklenmesini önlemeyi hedeflemeliyiz. Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan eğitim anlayışı çocukların yeteneklerini geliştirmeye, birlikte yaşama kültürünü güçlendirmeye dayanıyordu. Bugün yeniden o anlayışa ihtiyaç duyuyoruz." dedi.



Türkiye'de milyonlarca insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığına işaret eden Gürer, "Bugün 4,5 milyon insan devlet yardımlarıyla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Çocukların yaşadığı sorunları toplumun genelinden bağımsız değerlendiremeyiz. Çocukları cezalandıracak düzenlemeler yapmak yerine, onların suç işlemesini önleyecek sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı oluşturmak zorundayız


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Gürer TBMM'de Çocukların Suça Sürüklenmesi Hukuki Değil Toplumsal Bir Sorundur! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 07:39:56 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-tbmmde-cocuklarin-suca-suruklenmesi-hukuki-degil-toplumsal-bir-sorundur-104949-20260807.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-tbmmde-cocuklarin-suca-suruklenmesi-hukuki-degil-toplumsal-bir-sorundur-104949-20260807.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-tbmmde-cocuklarin-suca-suruklenmesi-hukuki-degil-toplumsal-bir-sorundur-104949-20260807.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Şevkin’den TBMM’de Tarihi Çıkış: Ezidi Halkının Acısı Araştırılsın!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-sevkinden-tbmmde-tarihi-cikis-ezidi-halkinin-acisi-arastirilsin-36319.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-sevkinden-tbmmde-tarihi-cikis-ezidi-halkinin-acisi-arastirilsin-36319.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, IŞİD terör örgütü tarafından Şengal’de Ezidi halkına yönelik gerçekleştirilen katliamın tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla TBMM'de kurulması istenen araştırma komisyonu görüşmelerinde parti grubu adına söz aldı. Kürsüden insan hakları, adalet ve vicdan vurgusu yapan Şevkin, yaşanan büyük insanlık dramının karanlıkta kalmaması ve Meclis çatısı altında detaylıca incelenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

İnsanlık tarihinin masumların kanıyla yazılan acılarla dolu olduğunu vurgulayan Dr. Şevkin, 3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal’de yaşanan IŞİD saldırısının yalnızca Ezidilerin değil, tüm insanlığın ortak yarası olduğunu söyledi.



“İnsanlık tarihi ne yazık ki dinmeyen ağıtları bırakan acılarla doludur” diyen Dr. Şevkin, geçmişten bugüne yaşanan katliamlara dikkat çekerek, Srebrenitsa’dan Nazi kamplarına, Hocalı’dan Gazze’ye kadar insanlığın ağır sınavlardan geçtiğini ifade etti.



ŞENGAL’DE İNSANLIK SUSTU



3 Ağustos 2014 tarihinde Irak’ta adeta zamanın durduğunu ve insanlığın sustuğunu belirten Dr. Şevkin, IŞİD’in Ezidi halkına yönelik vahşetini şu sözlerle anlattı:



“‘IŞİD’ denilen karanlık zihniyet binlerce Ezidi’yi acımasızca katletti. Binlerce anne kundağındaki bebeğiyle açlıktan can verdi. 5 binden fazla masum kadın ve günahsız çocuk birer eşya gibi köle pazarlarında satıldı, inançları zorla ellerinden alındı, bedenleri ve ruhları ağır saldırılarla paramparça edildi.”



IŞİD saldırılarının ardından hayatta kalan Ezidilerin büyük bölümünün Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldığını belirten Dr. Şevkin, Türkiye’ye sığınan Ezidilerin hukuki statü sorunlarına da dikkat çekti.



Dr. Şevkin, Birleşmiş Milletler ve uluslararası örgütler tarafından soykırım olarak tanımlanan bu vahşetin yalnızca geçmişte yaşanmış bir trajedi olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Bu nedenle meseleye yalnızca geçmişte yaşanmış bir trajedi olarak bakamayız” dedi.



“EŞİT YURTTAŞLIK İLKESİNE İNANIYORUZ”



Ortadoğu’da kalıcı barış ve iş birliğinin tesis edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Şevkin, komşu ülkelerle barış içinde yaşamanın temel koşullarından birinin Ortadoğu Barış ve İş Birliği Teşkilatı’nın kurulması olduğunu söyledi.



Dr. Şevkin, “Biz bütün komşularımızla barış içinde yaşamanın ilk koşulunun Ortadoğu Barış ve İş Birliği Teşkilatı’nın kurulması olduğunu ifade ediyoruz” dedi.



Farklı inanç, kimlik, dil ve kültürlerin ayrıştırıcı değil, toplumun zenginliği olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Dr. Şevkin, eşit yurttaşlık vurgusu yaptı.



“Bizler hangi inançtan, hangi kimlikten, hangi dilden, hangi kültürden olursa olsun eşit yurttaşlık ilkesine inanıyoruz” diyen Dr. Şevkin, farklılıkların ülkenin zenginliği olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti.



“HERKESİN HUZURU HEPİMİZİN HUZURUDUR”



yalnızca belirli bir kesimin değil, bütün toplumların haklarını savunduğunu dile getiren Dr. Şevkin, Suriye’de Arap Alevi toplumuna yönelik sistematik işkence ve katliamlara karşı gösterdikleri tepkinin aynı şekilde Ezidilerin, Kürtlerin, Türklerin, Arapların, Alevilerin ve Sünnilerin hakları için de sürdürüleceğini ifade etti.



Dr. Şevkin, “Nasıl Suriye’de Arap Alevi toplumuna yapılan sistematik işkence ve katliamlara karşı ses yükselttiysek Kürt’ün, Türk’ün, Arap’ın, Alevi’nin, Sünni’nin, Ezidi’nin de haklarını savunacağız ve savunmalıyız” diye konuştu.



Bu topraklarda yaşayan herkesin huzurunun ortak sorumluluk olduğunu vurgulayan Dr. Şevkin, “Bu topraklarda yaşayan herkesin huzuru hepimizin huzurudur” ifadelerini kullandı.
ÖNERGE REDDEDİLDİ!



Görüşmelerin ardından DEM Parti’nin IŞİD'in 2014 yılında Şengal'de Ezidilere yönelik saldırılarının ve soykırımın insani, hukuki ve Türkiye'ye uzanan boyutlarının araştırılması amacıyla sunduğu araştırma önergesi TBMM Genel Kurulu’ndaki oylamada reddedildi.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Şevkin’den TBMM’de Tarihi Çıkış: Ezidi Halkının Acısı Araştırılsın! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 06:55:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/sevkinden-tbmmde-tarihi-cikis-ezidi-halkinin-acisi-arastirilsin-100149-20260807.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/sevkinden-tbmmde-tarihi-cikis-ezidi-halkinin-acisi-arastirilsin-100149-20260807.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/sevkinden-tbmmde-tarihi-cikis-ezidi-halkinin-acisi-arastirilsin-100149-20260807.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yolcu Garantisi Var, Emekçiye İş Yok: 100 Çalışan Neden Sokağa Atıldı?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-yolcu-garantisi-var-emekciye-is-yok-100-calisan-neden-sokaga-atildi-36308.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-yolcu-garantisi-var-emekciye-is-yok-100-calisan-neden-sokaga-atildi-36308.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Çukurova Bölgesel Havalimanı’nda yaşanan işten çıkarmaları TBMM Genel Kurulu gündemine taşıdı
Yolcu garantisi verilen havalimanında 100 emekçi neden işten çıkarılıyor?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye’nin ve bölgenin önemli ulaşım merkezlerinden biri olan Adana Şakirpaşa Havalimanı’nın kapatılarak yerine Çukurova Bölgesel Havalimanı’nın faaliyete geçirilmesinin ardından yaşanan gelişmeleri TBMM Genel Kurulu’nda gündeme getirdi.

Adana Şakirpaşa Havalimanı’nın yıllık 5 milyondan fazla yolcuya hizmet verdiğini ve Türkiye’de kâr eden havalimanlarından biri olduğunu belirten Dr. Şevkin, Çukurova Bölgesel Havalimanı’nın ise 9 milyon yolcu kapasitesi iddiasıyla hizmete başladığını hatırlattı. Yeni havalimanının ilk yılında 5,1 milyon yolcu taşıdığını ifade eden Dr. Şevkin, bölge ekonomisine ve istihdama önemli katkı sağlayacağı belirtilerek hayata geçirilen havalimanında yaklaşık 100 emekçinin işine son verildiğine dikkat çekti.

“YOLCU GARANTİSİ VERİLEN HAVALİMANINDA NEDEN İŞTEN ÇIKARMALAR YAŞANIYOR?”

Dr. Şevkin, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada şu soruları yöneltti:

“Dünyanın en stratejik havalimanlarından ve Türkiye’de kâr eden 9 havalimanından biri olan Adana Şakirpaşa Havalimanı, yıllık 5 milyondan fazla yolcuya hizmet verirken yerine Çukurova Bölgesel Havalimanı açıldı ve 9 milyon yolcu kapasitesiyle hizmete başladı. İlk yılında 5,1 milyon yolcu taşıdı.

Ancak bugün, bölge ekonomisine ve istihdama katkı sağlayacağı savunulan havalimanında 100 emekçinin işine son verildiği, işten çıkarmaların devam edeceği belirtiliyor.

-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yap-işlet-devret modeli kapsamında yolcu garantisinin verildiği bir havalimanında neden işten çıkarmalar yaşanıyor?

-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu işte bir terslik var. Yoksa hedefler mi şaşmıştır? İşten çıkarmaların gerekçesi nedir?

-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Emekçiler işsiz bırakılmamalı, kamuoyuna derhâl açıklama yapılmalıdır.”

“İSTİHDAM VAADİYLE YAPILAN YATIRIMDA İŞTEN ÇIKARMALAR KABUL EDİLEMEZ”

Dr. Şevkin, Çukurova Bölgesel Havalimanı’nın bölgeye ekonomik hareketlilik ve istihdam kazandıracağı yönündeki açıklamaların aksine, havalimanında emekçilerin işlerini kaybetmesinin ciddi soru işaretleri yarattığını vurguladı.

Havalimanının yapım ve işletme modeline, yolcu garantisine ve bölgeye yönelik ekonomik hedeflere ilişkin kamuoyunun açık ve anlaşılır biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini belirten Dr. Şevkin, işten çıkarmaların gerekçesinin de kamuoyuna açıklanmasını istedi.

“İŞTEN ÇIKARMALARIN GEREKÇESİ DERHAL AÇIKLANMALI”

Havalimanında çalışan emekçilerin iş güvencesinin korunması gerektiğini ifade eden Dr. Şevkin, kamu kaynaklarının kullanıldığı ve yolcu garantisinin verildiği bir projede istihdam kayıplarının yaşanmasının izaha muhtaç olduğunu kaydetti.

Dr. Şevkin, “Bölge ekonomisine ve istihdama katkı sağlayacağı savunulan bir yatırımda emekçilerin işsiz bırakılması kabul edilemez. Yap-işlet-devret modeli kapsamında yolcu garantisi verilen bir havalimanında işten çıkarmaların yaşanmasının gerekçesi kamuoyuna derhal açıklanmalıdır” dedi.

Çukurova Bölgesel Havalimanı’nın hedeflerinin, yolcu sayılarının, verilen garantilerin ve işletme sürecinin şeffaf biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dr. Şevkin, emekçilerin mağdur edilmemesi çağrısında bulundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Yolcu Garantisi Var, Emekçiye İş Yok: 100 Çalışan Neden Sokağa Atıldı? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 07:08:26 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/yolcu-garantisi-var-emekciye-is-yok-100-calisan-neden-sokaga-atildi-101229-20260806.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/yolcu-garantisi-var-emekciye-is-yok-100-calisan-neden-sokaga-atildi-101229-20260806.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/yolcu-garantisi-var-emekciye-is-yok-100-calisan-neden-sokaga-atildi-101229-20260806.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Masada Değil Mutfakda Yangın Var: Emekliler Yoksulluğa Mahkûm Edilemez!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-masada-degil-mutfakda-yangin-var-emekliler-yoksulluga-mahkum-edilemez-36306.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-masada-degil-mutfakda-yangin-var-emekliler-yoksulluga-mahkum-edilemez-36306.html</link>
                    <description><![CDATA[Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara, artan borç yüküne ve derinleşen yoksulluğa dikkat çekti. Gürer, emekli maaşlarının asgari ücret seviyesine çıkarılması ve tüm emeklilere seyyanen 10 bin lira zam yapılması gerektiğini söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Emeklilerin yüzleri gülmüyor. Emekliler için yapılan iyileştirme daha cebe girmeden gelen zamlarla geri alındı. Emeklilerin mutlaka ücretleri asgari ücret düzeyine çıkarılmalı, bunun yanında tüm emeklilere seyyanen 10 bin lira zam yapılmalıdır." dedi.

&nbsp;

BORÇ YÜKÜ REKOR SEVİYEYE ULAŞTI

&nbsp;

Ekonomik krizin yalnızca emeklileri değil toplumun tüm kesimlerini etkilediğini belirten Gürer, vatandaşların giderek artan borç yükü altında yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.

&nbsp;Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Bugün yurttaşların banka ve finans kuruluşlarına olan kredi borcu 7 trilyon 146 milyar liraya ulaşmış durumda. Yalnızca tarım kesiminin kredi borcu ise 1 trilyon 459 milyar lirayı buldu. Borçlar ödenemeyince haciz kapıya dayanıyor, icra geliyor. Türkiye'de derdest icra dosyası sayısı 25 milyon 793 bine ulaştı. Bu tablo ekonomik krizin vatandaşın yaşamına nasıl yansıdığını açıkça gösteriyor." ifadelerini kullandı.

&nbsp;

İCRA DOSYALARI KATLANIYOR

&nbsp;

Borçlarını ödeyemeyen vatandaşların haciz ve icra tehdidiyle karşı karşıya kaldığını belirten Gürer, milyonlarca dosyanın adliyelerde beklediğini ifade ederek mevcut ekonomik tablonun sosyal sorunları da derinleştirdiğini söyledi.

&nbsp;

50 MİLYON KİŞİ YOKSULLUKLA MÜCADELE EDİYOR

&nbsp;

Yoksulluğun her geçen gün daha da derinleştiğini vurgulayan&nbsp; Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer Gürer, milyonlarca yurttaşın insanca yaşam koşullarından uzaklaştığını belirterek, "Ülkede yaklaşık 50 milyon insan açlık ve yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşamaya mahkûm bırakılmış durumda. Bu kabul edilemez. Emekliler, çalışanlar, çiftçiler ve dar gelirli vatandaşlarımız her geçen gün daha fazla geçim sıkıntısı yaşıyor. Bu nedenle emekliler için mutlaka yeni bir düzenleme yapılmalı; emekli maaşları asgari ücret düzeyine çıkarılmalı ve seyyanen zamla alım güçleri artırılmalıdır."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Masada Değil Mutfakda Yangın Var: Emekliler Yoksulluğa Mahkûm Edilemez! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 11:02:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/masada-degil-mutfakda-yangin-var-emekliler-yoksulluga-mahkum-edilemez-141440-20260805.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/masada-degil-mutfakda-yangin-var-emekliler-yoksulluga-mahkum-edilemez-141440-20260805.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/masada-degil-mutfakda-yangin-var-emekliler-yoksulluga-mahkum-edilemez-141440-20260805.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Müsavat Dervişoğlu'ndan Tarihi Çıkış: Bu Resmen İhanettir!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-musavat-dervisoglundan-tarihi-cikis-bu-resmen-ihanettir-36297.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-musavat-dervisoglundan-tarihi-cikis-bu-resmen-ihanettir-36297.html</link>
                    <description><![CDATA[İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen süreçteki
eksen kaymasına işaret ederek “Mesele silah bırakma ve örgütün kendini feshinden çıktı.
Devlete ‘Siz önce yasayı çıkarın. Biz silah bırakacak ya da örgütü feshedeceksek buna
sonra karar vereceğiz’ dediler. Bu durum 50 bin kişinin katili terör örgütüne tanınmış
utanç verici bir imtiyazdır. Bu durum yüreğim yanarak söylüyorum ki; bu örgütü
yönetenlere ‘Türkiye Cumhuriyet Devleti’ni önümüzde diz çöktürdük’ hissiyatı oluşturan
gafleti aşan bir ihanettir”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara Kent Konseyi Gençlik Meclisi ve Esnaf
Meclisi ev sahipliğinde SözOnda Deneyim Paylaşım Platformu’nun konuğu oldu.
“Terörsüz Türkiye mümkün mü?” sorusu üzerine Dervişoğlu, “Terörsüz bir Türkiye’yi elbette
arzuluyorum ama Dündar Taşer’in bir ifadesi var. ‘Biz çadırımızı sırtlanların geçiş yolu üzerine
kurmuşuz’ der. Dolayısıyla bu coğrafyada büyük devlet olma iddiası sergileyen milletlerin, bu
coğrafyanın jeopolitiğinden kaynaklı olarak çeşitli riskleri göğüsleyebilecek kudrete de sahip
olması gerekiyor. ‘Bugün yapılanlar bizi terörsüz Türkiye’ye götürür mü’ diye sorarsanız, ben
buna inanmıyorum. Çünkü terör örgütü yöneticilerinin yol göstericiliğinde tanzim edilmiş bir yol
haritası, bir çözüme değil bir felakete işaret eder. Dolayısıyla bu sürece bütünüyle karşı
çıkıyorum








Anaların ağlamasını kim ister?




İYİ Parti’nin süreçle ilgili kurulan komisyona katılmadığını hatırlatan Dervişoğlu, “Güzel bir
sloganla ortaya çıktılar. ‘Analar ağlasın mı, kan akmaya devam mı etsin’ Bu topraklarda yetişmiş
hiçbir memleket evladı bunu arzulamaz. Kim ister ki analar ağlasın. Ancak bu güzel
tanımlamaların arkasına terör örgütünün hangi amaçları muhafaza ettiğini tarif eden yok. Mesela
PKK’nın uzantısı olan siyasi partinin bazı kişileri dün İmralı’ya gitti. Abdullah Öcalan onların
eline bir yol haritası vermiş. Orada yeni bir cumhuriyetten bahsediliyor. Farklı bir demokratik
cumhuriyet tarif ediliyor. Atılan bu adımın bundan sonra atılacak adımlara öncülük edeceği
söyleniyor. Ama niyetini değiştirmeyen örgütün, o özelliğini Türk siyasetinde kimse
sorgulamıyor. Bütün siyasi partiler ‘gel’ deyince komisyona gidiyorlar, ‘imza at’ deyince imza
atıyorlar.” ifadesini kullandı.




“Bu durum 50 bin kişinin katili terör örgütüne tanınmış utanç verici bir imtiyaz”
Komisyon raporuna göre kendisini feshedecek terör örgütünün silah bırakmasından sonra
devletin yetkili kurumlarının bu durumu teyit edeceğini ve daha sonra yasal düzenlemelere
geçileceğine işaret eden Dervişoğlu, “Ancak şimdi ne oldu? Mesele silah bırakma ve örgütün
kendini feshinden çıktı. Devlete ‘Siz önce yasayı çıkarın. Biz silah bırakacaksak ya da örgütü
feshedeceksek buna sonra karar vereceğiz’ dediler. Bu durum 50 bin kişinin katili terör örgütüne
tanınmış utanç verici bir imtiyazdır. Bu durum yüreğim yanarak söylüyorum ki; bu örgütü
yönetenlere ‘Türkiye Cumhuriyet Devleti’ni önümüzde diz çöktürdük’ hissiyatı oluşturan gafleti
aşan bir ihanettir” şeklinde konuştu








Cesedimizi çiğnemeden yeni bir cumhuriyet inşa edemezler



Sürece karşı sonuna kadar mücadele vereceklerini vurgulayan Dervişoğlu, “’Abdullah Öcalan
gelsin, bu kürsüde konuşsun ve umut hakkından yararlansın’ dediler. Ne oraya gelebildi ne de
umut hakkından yararlanması konuşuluyor. Çünkü buna bizim muhalefetimiz sebep olmuştur.
‘Hukuki statü verilmesi gerekiyor’ diye çıkıp söylediler. Siyaseten devlet katından bir statü
verilmediyse bunun da müsebbibi biziz. Şimdi yeni bir demokratik cumhuriyetten bahsediyorlar.
İnanıyorlar ki numaralı yeni bir cumhuriyet inşa edecekler. Cesedimizi çiğnemeden yeni bir
cumhuriyet inşa edemezler.








“Benim yaptığım; Müsavat Dervişoğlu’nun yaptığı değil milletin istediği şeydi”
“Tandoğan Meydanı’nda verdiğiniz mesajın karşılık bulduğuna inanıyor musunuz?” sorusu
üzerine Dervişoğlu, “Yürekten inanıyorum. Böyle olacağını da en başından biliyordum. Çünkü
bayrak, bütün milli ve manevi değerlerimizi sembolize eder. Ben oraya alkış almak için
çıkmadım. Türk milletinin değerlerinin sahipsiz olmadığını ve bir gün gelir göndere çekilmeye
namzet olduğunu göstermek için çıktım. Ben bir kampanya figürü değilim. Ben sahici bir
adamım. Sevinirsem belli ederim, üzülürsem belli ederim, kızarsam belli ederim. Dolayısıyla
iletişim biliminin manevra alanında kendisine yer aramaktan da azami ölçüde uzak durmaya
gayret sarf eden biriyim. Benim orada yaptığım; Müsavat Dervişoğlu’nun yaptığı şey değil
milletin istediği şeydi. Dolayısıyla bayrağı layık olduğu yere çektim. Bayrağı oraya çektim ama
bazıları bunu anlamadı. 16 Ağustos’ta Balıkesir meydanında bir kere daha göndere çekeceğim”
yanıtını verdi.




Dervişoğlu’ndan Güneş Motel örneği



Milletvekili transferlerine değinen Dervişoğlu, “Bazen elinize fırsat gelir, faydacı ve fırsatçı bir
yaklaşımla bundan yararlanmaya kalkışabilirsiniz. Ancak emin olun ki hem meclise hem
demokrasiye hem de siyaset müessesine zarara vermiş olursunuz. İşte bundan yararlanmaya
çalışanların artan bir biçimde çoğunlukla kendini hissettirdiği bir iştigal alanına dönüştürüldü
meclis. Bütün vatandaşlarımıza utanç veren, özellikle de genç arkadaşlarımızı üzen siyasi
transferlerin kaynağı da budur. Kaynak deyince akla Güneş Motel gelir, gizli pazarlıkların
yapıldığı yer. Şimdi gizli pazarlıklar üzülerek ifade ediyorum ki külliyede yapılıyor.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Müsavat Dervişoğlu'ndan Tarihi Çıkış: Bu Resmen İhanettir! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:54:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/musavat-dervisoglundan-tarihi-cikis-bu-resmen-ihanettir-131632-20260804.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/musavat-dervisoglundan-tarihi-cikis-bu-resmen-ihanettir-131632-20260804.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/musavat-dervisoglundan-tarihi-cikis-bu-resmen-ihanettir-131632-20260804.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dışa Bağımlılık Değil Yerli Üretim: Gürer'den Hayvancılık Uyarısı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-disa-bagimlilik-degil-yerli-uretim-gurerden-hayvancilik-uyarisi-36290.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-disa-bagimlilik-degil-yerli-uretim-gurerden-hayvancilik-uyarisi-36290.html</link>
                    <description><![CDATA[Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin kırmızı et politikası ve ithalat rakamlarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Bakanlığın açıkladığı yıllık ithalat kotalarının daha ilk altı ayda aşıldığını belirten Gürer, canlı hayvan ithalatı ile hayvancılıkta sorun azalmaz artar, yerli besici desteklenmeli, yerli ırk geliştirerek çözümü  yerli kaynaklarla çözmeliyiz” dedi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın ithalatla hayvancılıkta açığı gidermek ve fiyatları düşürme düşüncesinin beklenen sonucu vermediği ifade ederek, "Tarım ve Orman Bakanlığı yılbaşında bir duyuru yaptı. ‘2026 yılı boyunca toplam 500 bin baş besilik sığır ithal edeceğiz’ dediler. Daha yılın ilk 6 ayında ithal edilen sığır sayısı 412 bin 343’e ulaştı! Bakanlığın koca bir yıl için koyduğu hedefin %80’inden fazlasını daha ilk altı ayda tüketti. Yabancı besicilerle, yabancı ülkelerin hayvancılığına sadece 6 ayda tam 736 milyon 951 bin dolar ödeme ile destek sağlandı. Yani gemiler dolusu hayvan getiriyoruz, servet harcıyoruz ama vatandaşın et yemeği için tabağı yine boş." dedi.

İLK 6 AYIN İTHALAT BİLANÇOSU: HANGİ ÜLKEDEN KAÇ SIĞIR GELDİ?

Gürer' “2026'nın ilk yarısında ithal edilen besilik sığırların ülkelere göre dağılımını da açıkladı


	
		
			
			Ülke
			
			
			İthal Edilen Sığır Sayısı (Adet)
			
		
	
	
		
			
			Brezilya
			
			
			250.983
			
		
		
			
			Uruguay
			
			
			147.866
			
		
		
			
			Avustralya
			
			
			8.572
			
		
		
			
			Azerbaycan
			
			
			2.633
			
		
		
			
			Estonya
			
			
			1.280
			
		
		
			
			Letonya
			
			
			609
			
		
		
			
			Polonya
			
			
			400
			
		
	


&nbsp;

ANTRİKOT, BONFİLE, PİRZOLA LÜKS&nbsp;

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, "Okyanusları aşıp Brezilya'dan 250 bin, Uruguay'dan 147 bin sığır getiriyorsunuz. Yetmiyor; Avustralya'dan, Estonya'dan ve Polonya'dan da hayvan taşıyorsunuz. Bu kadar hayvan ithal edilmesine rağmen sektörün sorunları neden çözülemiyor? Vatandaş uygun fiyata et yiyebiliyor mu? Dar gelirli vatandaşlar, emekliler ve asgari ücretliler et almakta zorlanıyor.

Yerli besici ise artan yem fiyatları ve ahır giderleri nedeniyle sıkıntı yaşıyor. Bir yıl boyunca baktıkları hayvanları satışa götürdüklerinde yaptıkları masrafları bile karşılayamadıklarını söylüyorlar. Ne yazık ki böyle bir dönemden geçiyoruz.

Bu gidişle yeni nesiller antrikotun, bonfilenin ve pirzolanın tadına bakamadan büyüyecek. Kendi besicisini yem maliyetleri altında ezdiren ve yeterince desteklemeyenler, başka ülkelerdeki besicileri zengin ediyor." diye konuştu.

&nbsp;

YILBAŞINDAN GÜNÜMÜZE ET FİYATLARI

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer,&nbsp;


	Dana Kıyma: Yılbaşında 690 TL bugün 850 TL’
	Dana Kuşbaşı: Yılbaşında 740 TL bugün 920 TL
	Dana Antrikot: Yılbaşında 950 TL bugün 1.495 TL
	Dana Bonfile: Yılbaşında 1.050 TL bugün 1.950 TL&nbsp;
	Kuzu Pirzola: Yılbaşında 1.050 TL bugün 1.950 TL
	Kuzu Kuşbaşı: Yılbaşında 930 TL iken bugün 1.320&nbsp;


"Bu fiyatlar, artan maliyetlerin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Besici, yem ve ahır giderlerinden dert yanıyor. Kasap ise kira, işçilik, elektrik, mazot zamları ve yükselen nakliye maliyetleri nedeniyle zor günler geçiriyor. Buna rağmen kazanan taraf yine ithalatçılar ve aracılar oluyor.

İthalat bir çözüm değildir. Ülke hayvancılığı geliştirilerek yerli üretim desteklenmeli, mera hayvancılığının yaygınlaşmasını sağlayacak düzenlemeler hayata geçirilmelidir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Dışa Bağımlılık Değil Yerli Üretim: Gürer'den Hayvancılık Uyarısı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 07:57:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/disa-bagimlilik-degil-yerli-uretim-gurerden-hayvancilik-uyarisi-110110-20260803.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/disa-bagimlilik-degil-yerli-uretim-gurerden-hayvancilik-uyarisi-110110-20260803.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/disa-bagimlilik-degil-yerli-uretim-gurerden-hayvancilik-uyarisi-110110-20260803.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Müzeyyen Şevkin, 2026 Yılında 600 Maden Sahası Daha İhaleye Çıkarılıyor, Bu Dehşet Vericidir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-muzeyyen-sevkin-2026-yilinda-600-maden-sahasi-daha-ihaleye-cikariliyor-bu-dehset-vericidir-36281.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-muzeyyen-sevkin-2026-yilinda-600-maden-sahasi-daha-ihaleye-cikariliyor-bu-dehset-vericidir-36281.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, 7554 sayılı Kanun ve madencilik politikalarına ilişkin TBMM Genel Kurulu'nda konuştu.
Dr. Şevkin, geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren 7554 sayılı kanun ile madencilik ve enerji projelerinde ruhsat, ihale, izin ve ÇED süreçlerinin yeniden düzenlendiğini hatırlatarak ormanların, zeytinliklerin, meraların, su havzalarının, yerleşimlerin ve kültürel alanların tamamen tehdit altına girdiğini vurguladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bir jeoloji mühendisi olarak yıllardır haykırıyorum. Madencilik yapılmalı, evet. Ancak insanı, doğayı, toprağı, suyu ve gelecek kuşakların yaşam hakkını yok sayarak madencilik yapılmaz, yapılamaz" diyen Dr. Şevkin, verilerle şu tehlikeye dikkat çekti:

"Cumhuriyetin ilk 80 yılında bin 186 maden sahasına ruhsat verilirken, son 25 yılda bu sayı 386 bine ulaştı. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) bir yılda bin 256 ÇED olumlu kararı vererek adeta onay makamı haline geldi. 2026 yılında 600 maden sahası daha ihaleye çıkarılıyor. Bu dehşet vericidir."

“EKOKIRIM KURUMSALLAŞTI!”

Dr. Şevkin, Ordu'da, Kazdağları'nda, Zap Havzası'nda, Cilo'nun buzullarında, Tunceli Pülümür'de ve Ovacık'ta bakır, krom, altın işletmeleri nedeniyle yaşam savunucularına ve köylülere rağmen madenciliğin sürdürüldüğünü belirtti ve "süper izin" adı verilen torba yasalarla MAPEG'e sınırsız yetki verildiğini, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin hızlandırıldığını ve acele kamulaştırmayla ekokırımın kurumsallaştırıldığını ifade etti.

"KAZANÇ ŞİRKETLERE, BEDEL VATANDAŞA YÜKLENİYOR"

Dr. Şevkin, üretilen madenlerin büyük çoğunluğunun uç ürüne dönüştürülmeden ihraç edildiğini, AKP hükümetleri döneminde uluslararası şirketlere peşkeş çeken bir yapının oluşturulduğunu söyledi.

"Bugün ülkede zeytinin, fındığın, çayın, buğdayın, elmanın önemi yok. Suyun, ormanın, turizmin önemi yok. Varsa sadece kazan-kazan" diyen Dr. Şevkin, İliç, Soma, Fatsa ve Sivas'ta yaşanan acıların unutulmadığını hatırlattı.

SAĞLIKLI GELECEK VURGUSU…

&nbsp;

Sakarya Nehri ve Porsuk Çayı'nın Ankara, İstanbul, Bursa ve Eskişehir'in gıda güvenliğini sağladığını vurgulayan Dr. Şevkin, "Susuz ve gıdasız yaşayamayız. Doğada geri dönüşü olmayan zararların bedeli parayla ödenemez. Bu nedenle doğamızı korumak, çevreyi gelecek kuşaklara yaşanılır halde bırakmak zorundayız" diyerek mecliste gündeme gelen araştırma önergesini desteklediklerini açıkladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Müzeyyen Şevkin, 2026 Yılında 600 Maden Sahası Daha İhaleye Çıkarılıyor, Bu Dehşet Vericidir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 06:57:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/muzeyyen-sevkin-2026-yilinda-600-maden-sahasi-daha-ihaleye-cikariliyor-bu-dehset-vericidir-101104-20260731.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/muzeyyen-sevkin-2026-yilinda-600-maden-sahasi-daha-ihaleye-cikariliyor-bu-dehset-vericidir-101104-20260731.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/muzeyyen-sevkin-2026-yilinda-600-maden-sahasi-daha-ihaleye-cikariliyor-bu-dehset-vericidir-101104-20260731.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gürer Rakamlarla Tarım Gerçeğini Açıklandı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-gurer-rakamlarla-tarim-gercegini-aciklandi-36279.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-gurer-rakamlarla-tarim-gercegini-aciklandi-36279.html</link>
                    <description><![CDATA[Ömer Fethi Gürer, “Bitkisel üretim, tarla, bahçe ve sebze üretimiyle ilgili bazı iktidar milletvekili arkadaşlarımız geliyor, bu dönem üretimdeki artıştan söz ediyor, bir önceki yıla göre değerlendiriyorlar. Bir önceki yıla göre değerlendirirseniz tabii üretim artışı var. 2023 yılına göre 2025 yılında yalnızca 10 milyon ton tahıl tarla ürünlerinde kayıp oluştu, meyvedeki kayıp da kayıt dışıyla beraber 10 milyon tona yakın. Bunun nedeni kuraklık ve zirai dondur. O kriterlere göre bakarsanız bu yıl üretimde artış görülür ama 2002 yılında bu ülkede 19 milyon 500 bin ton buğday yetişirken geçen yıl 17 milyon 900 bin ton yetişmişti. Öyle olunca, nüfusa göre değerlendirdiğinizde, geçen yıldan bu yıla da 22 milyon ton ilk tahmin olduğuna göre, nüfus oranı ölçüsünde buğday üretiminde artışımız yok, açığımız var.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gürer, “DİR (Dahilde İşleme Rejimi) kapsamında da her yıl buğday ithal ediyoruz. Peki, buğday üreticisine gerekli destek sağlanıyor mu? Verilen alım fiyatının düşük olduğunu defalarca dile getirdik. Bakınız, 2025 yılında 1 ton buğday satan çiftçi 287 litre mazot alıyordu. Bu yıl 1 ton buğday satan çiftçi 214 litre mazot alabiliyor. Mazot da üretimdeki en önemli gider kalemlerinden biri. Keza, gübrede de benzer bir durum var. 2021 yılında mazot 7 lirayken, 2026 yılında mazot 77 lira. Verilere böyle baktığımız zaman tarım kesiminin sorunlarını daha iyi fark eder, irdeleriz.” dedi.



Gürer, “Bölgelerimizdeki üreticilerle konuştuğunuzda, çiftçilerle konuştuğunuzda sıkıntıları sizlere anlatıyorlardır. En örgütsüz kesimlerden biri tarım kesimi. Bireysel anlamda kredisini alıyor, borçlanıyor, üretim yapıyor, sonra da ödeyemediği zaman kapıya icra geliyor. Yalnızca bu ay için 77 traktör, 5.400 tarlaya icra yine gelmiş. Öyle olunca, bu rakamsal artışları da gözlediğinizde her yıl kırsalda bu işi yapanın sayısı azalıyor. Veriler doğru kullanılmadı mı sorun yok gibi görünür ama sorun var.” dedi.



MISIRDA SORUN VAR



Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mısır üretiminde Türkiye'nin üretim açığı olmayabilir ama her yıl mısırda 3-4 milyon ton açığımız var. Niye var? Çünkü ithalatı kolaylıyoruz. Oradaki fiyat dengesini Türkiye'deki üretimle paçal yapıp fiyat düşürme yolunda bir çalışma gerçekleştiriyorsunuz. Bunu yapacağınıza, çiftçi için ürünlerde girdi maliyetlerinde, gübrede yüzde 50 sübvansiyon desteği sağlansa, mazotta ÖTV, KDV kaldırılsa, Ziraat Bankası kredilerinde çiftçiyi koruyan bir anlayış geliştirilse, bu bağlamda borçların ötelenmesi yoluna gidilip faizleri silinse bu meselelerde üretici korunur. Üreticinin korunmasıyla üretim açığı kapatılabilir. 21 üründe arz açığı var. Bu benim belirlediğim bir arz açığı değil; verileri bakanlığın, TÜİK'in verilerinin dışında veri kullanmam ama TÜİK mayıs ayında bitkisel üretimi açıklıyor, bir de aralık ayında açıklıyor. İkisi arasında geçen yıl bazı ürünlerde 2 milyon tona yakın sapma var. Bu ülkenin tarımını ayağa kaldırmak için doğru politikalara ihtiyaç var.” dedi.



TARIMDA SORUNLAR DERİNLEŞİYOR



Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM'de yaptığı konuşmada tarımdaki sorunların derinleştiğini de söyledi. Gürer, “Ülkemizde Toprak Mahsulleri Ofisinin önemli bir işlevi var. 1938 yılında Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kurulmuş, çiftçinin kara gün dostuydu, sonradan yapısal değişikliklere uğradı. 2006 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarları döneminde Toprak Mahsulleri Ofisinin depoları satıldı, bölgelerden çekildi, serbest piyasa ekonomisi mantığıyla ofis neredeyse tükenme noktasına geliyordu. Sonra baktılar ki üretilen ürün var, üretici ürettiği ürünü satacak nokta arıyor, yeniden TMO'nun işlevini değiştirdiler, günümüze kadar gelen farklı yapılanmalar oluştu. Burada ortaya çıkan en önemli sorun, kamunun alım fiyatı adı altında belirlediği fiyatı tüccarın beklemesi, onun altında fiyatla da piyasaya girmesi oluyor. Taban fiyat uygulaması olmadığı için TMO'nun açıkladığı fiyat bir alım fiyatı ama TMO'ya ürün teslim etmenin şartları ağır. 'Randevu sistemi' diyor, ödemede problem var, 'Ayağıma getir, belirlediğim yerde olsun.' diyor çünkü her yerde alım yapmıyor. Her yerde alım yapmadığı zaman borçlu çiftçi, tarlaya gelen tüccara ürününü vermek durumunda kalıyor ve üründen para kazanamıyor.” dedi.



TMO ALIM FİYATINI DÜŞÜK TUTUYOR



Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “TMO'nun açıkladığı fiyatları da eleştirdi. Gürer, 'Genelde TMO alım fiyatı düşük oluyor. Bu yıl buğdayın tonunda 16.500 lira fiyat açıkladı. Çukurova'daki verimliliğe göre 20 bin lira civarında bir maliyet fiyatı varken, İç Anadolu'da kıraç arazideki verime göre de 24 bin lira civarında bir maliyeti var ton olarak. Onun için bölgesel olarak da sorunun oluşumuna yol açıyor.'” diye konuştu.



FINDIK ALIM FİYATI KİLOSU 370 LİRA OLMALI



TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, fındık alım fiyatıyla ilgili çağrıda bulundu.



Gürer, “Bugünlerde fındıkla ilgili alım fiyatı açıklanacak. Toprak Mahsulleri Ofisinin açıklayacağı bu fiyat, ülkemiz fındığı için de önemli. Cumhuriyet Halk Partisi olarak önerimiz, çiftçi refahını sağlayacak kiloda 370 liralık bir fiyat. Nedenine gelince, stratejik bir ürün fındık. Fındığın yüzde 80'ini ihraç ediyoruz, katma değerli ürüne dönüştürüyoruz ama Türkiye'de fındık üreticisinin yanında durmayan bir kamu var. Tekelleşmiş yabancı şirketlere fındığımız neredeyse peşkeş çekilip farklı ülkelerde Türkiye'den götürülen fındıkla pazar yaratıp, üretim alanı yaratıp Türkiye fındığının da önü kesilmek isteniyor. Oysa fındıkta dünya markasıyız. Fındık üreticisinin yapısı da genelde büyük kentlerde olup fındığına bakım yapar, gelir, orada hasadını yapar, tekrar dönüş sağlar. Böyle giderse fındıkta da sorunlar oluşacak. Son yıllardaki yanlış politikalar fındığı da sorunlu kıldı. Çayda sorun, fındıkta sorun, buğday mevsimsel yıllık değişimlere uğradığında sorun, mısırda sorun; mercimekte ürettiğimizin iki katını ithal eder duruma geldik. Mercimek ülkesiyken 21 üründe arz açığı devam ediyor. Yanlış tarım politikası ve uygulamalarıyla ortaya çıkan sorunlar, tarımda Türkiye'yi bir kaosa doğru sürüklüyor.” dedi.



İTHAL ÜRÜNÜ İŞLEYİP İHRAÇ ETMEK YERİNE ÇİFTÇİMİZ ÜRETSİN



Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuşmasında, “Ne deniliyor? 'Tarımsal üretim ihracatında yükseldik.' Yurt dışından, yabancı ülkelerden getirdiğin ürünü Türkiye'de işliyorsun, dâhilde işleme rejimi kapsamında yurt dışına satıyorsun, onunla övünüyorsun. Önemli olan kendi üreticini desteklemek, kendi üreticinin refahını sağlamak, ürettiğin ürünün değer bulmasına yol açmak, girdi maliyetlerini düşürmek ve tüketicinin de uygun fiyatlarla ürün alacağı bir sistemi oluşturmak. Bu sistem oluşmazsa ülke için sorunlar oluşur.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Gürer Rakamlarla Tarım Gerçeğini Açıklandı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 06:26:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-rakamlarla-tarim-gercegini-aciklandi-093226-20260731.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-rakamlarla-tarim-gercegini-aciklandi-093226-20260731.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-rakamlarla-tarim-gercegini-aciklandi-093226-20260731.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Peynirdeki Mikrobiyolojik İhlal Meclis'te Yankı Uyandırdı: Gürer Gıda Hattı İhbarını Paylaştı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-peynirdeki-mikrobiyolojik-ihlal-mecliste-yanki-uyandirdi-gurer-gida-hatti-ihbarini-paylasti-36274.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-peynirdeki-mikrobiyolojik-ihlal-mecliste-yanki-uyandirdi-gurer-gida-hatti-ihbarini-paylasti-36274.html</link>
                    <description><![CDATA[CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada gıda güvenliği ve denetim yetersizliğine dikkat çekerek, vatandaş sağlığının ciddi risk altında olduğunu söyledi. Gürer, Türkiye'nin köklü gıda markalarından birine ait peynirde, Alo 174 Gıda Hattı'na yapılan vatandaş ihbarı sonrasında gerçekleştirilen denetimde Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği'ne aykırılık tespit edilmesinin denetim sistemindeki eksiklikleri gözler önüne serdiğini ifade etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Ömer Fethi Gürer, gıda ürünlerinde yaşanan denetim sorunlarının halk sağlığını tehdit ettiğini belirterek, Ne yediğimizi ne içtiğimizi bilmiyoruz. Sağlığımız ciddi risk altında. dedi.



Gürer, yıllardır tükettiği ve Türkiye'nin önemli gıda markalarından biri olarak bilinen bir peynirde, Alo 174 Gıda Hattı'na yapılan vatandaş ihbarı üzerine gerçekleştirilen denetimde ürünün Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği'ne uygun olmadığının ortaya çıktığını anımsattı.



Bu durumun sıradan ya da merdiven altı bir üretim tesisinde değil, ülke genelinde tanınan bir markada yaşanmasının düşündürücü olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, "Merdiven altı üretimde böyle bir tabloyla karşılaşılması eleştirilebilir ancak ülkemizin marka olmuş ürünlerinden birinde bile bu durumun yaşanması, denetim mekanizmasının yeterince etkin işlemediğini gösteriyor." ifadelerini kullandı.



VATANDAŞ İHBAR ETMESE O ÜRÜN TÜKETİLMEYE DEVAM EDECEKTİ



Tarım ve Orman Bakanlığının olayın ardından "Denetimleri artıracağız." açıklaması yaptığını hatırlatan Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, esas sorunun denetimlerin ihbar üzerine değil, düzenli ve etkin şekilde yürütülmesi gerektiği belirterek, "Eğer vatandaş Alo 174'e ihbarda bulunmasaydı, o peyniri tüketmeye devam edecektik. Gıda güvenliği vatandaşın şikâyetine bırakılmamalıdır. Denetimler sürekli, yaygın ve etkin şekilde yapılmalıdır." diye konuştu.



BELEDİYELERE YENİDEN YETKİ ÇAĞRISI



Gıda denetimlerinin güçlendirilmesi için belediyelerin yeniden sürece dahil edilmesi gerektiğini belirten Gürer, belediyelerin denetim yetkilerinin geri verilmesi ve belediye laboratuvarlarının yeniden faaliyete geçirilmesinin önem taşıdığını ifade etti.



Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ayrıca, denetimlerin etkinliği için yeterli sayıda gıda denetim personelinin istihdam edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Bu konuda daha fazla denetim elemanına ihtiyaç olduğu açıkça görülüyor. Gıdada yaşanan denetim eksiklikleri yalnızca mevzuat sorunu değil, doğrudan toplum sağlığını etkileyen ciddi bir halk sağlığı meselesidir." değerlendirmesinde bulundu.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Peynirdeki Mikrobiyolojik İhlal Meclis'te Yankı Uyandırdı: Gürer Gıda Hattı İhbarını Paylaştı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 09:31:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/peynirdeki-mikrobiyolojik-ihlal-mecliste-yanki-uyandirdi-gurer-gida-hatti-ihbarini-paylasti-124158-20260730.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/peynirdeki-mikrobiyolojik-ihlal-mecliste-yanki-uyandirdi-gurer-gida-hatti-ihbarini-paylasti-124158-20260730.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/peynirdeki-mikrobiyolojik-ihlal-mecliste-yanki-uyandirdi-gurer-gida-hatti-ihbarini-paylasti-124158-20260730.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeni Parti:  2 Trilyon 740 Milyar TL Faize Gidiyor! Meclis’te Bütçe ve Yoksulluk Resti!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-yeni-parti-2-trilyon-740-milyar-tl-faize-gidiyor-mecliste-butce-ve-yoksulluk-resti-36269.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-yeni-parti-2-trilyon-740-milyar-tl-faize-gidiyor-mecliste-butce-ve-yoksulluk-resti-36269.html</link>
                    <description><![CDATA[YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, partinin kuruluşunun ardından TBMM Genel Kurulu'ndaki ilk yasama haftasında gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Lozan Antlaşması'nın 103. yıl dönümünde kurulan YENİ Parti'nin ilke ve devrimlere bağlılığını vurgulayan Günaydın; asgari ücret, işsizlik, gıda enflasyonu ve eğitim sistemindeki sorunlar üzerinden iktidarı sert sözlerle eleştirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gökhan Günaydın: Kurucu 91 milletvekili arkadaşımla beraber kurmuş bulunduğumuz YENİ Parti'nin Grup Başkanvekili olarak ilk yasama haftasında topluma ve milletimize hitap etmenin heyecanını yaşıyorum. YENİ Parti büyük bir yenilikle ve heyecanla Türkiye'de milletimizin dertlerine derman olmaya geliyor. Öncelikle bunu ifade edeyim. 24 Temmuz 2026 tarihinde kurduk YENİ Parti'yi. Yani Lozan'ın 103. kuruluş yıl dönümünde kurduk. Mustafa Kemal Atatürk'ün, Gazi'nin izlediği yolu izleyerek kurduk. Önce Hacı Bayram Veli Camii'ne gittik. Oradan 1. Meclis'e yürüdük. Oradan Anadolu Kulübü'ne geçtik ve milletin kurduğu partiyi yasallaştırdık. Evet, artık Türkiye'de siyasi tarihimizde yeni bir parti var. Ancak bu parti müktesebatı itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş, ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya bağlıdır.

103 yıl evvel Lozan Antlaşması imzalandı. Ancak Lozan'ı anlayabilmek için önce Sevr'i, Kurtuluş Savaşı'nı, İzmir İktisat Kongresi'ni ve arkasından Lozan'ı çok iyi bilmek gerekir. Üzülerek söylüyorum ki Lozan'ın üzerinden 103. yıl dönümünde yalnızca 4 gün geçti ve ilk kez ben burada bir grup başkanvekili olarak Lozan'ı dile getiriyorum. Neydi Lozan? Evet söyleyelim: Osmanlı bir emperyal hevesle Dünya Savaşı'na sokulduğunda, köylülerin kanları dört bir tarafa adeta emperyal heveslerle döküldüğünde geride bir şey kalmamıştı ve bununla da yetinilmedi. Damat Ferit başkanlığındaki İstanbul hükümeti Sevr Antlaşması'nı imzaladı. Tarih 1920. Ordular dağıtılmıştı. Adeta iktisadi, siyasi tüm bağımsızlık elimizden alınmıştı ve orada bir Kurtuluş Savaşı başlatıldı. Kürt'üyle, Türk'üyle, Laz'ıyla, Çerkes'iyle bu memleketi oluşturan 13 milyon insan bütün olanaklarını seferber ederek bir Kurtuluş Savaşı başlattı. O Kurtuluş Savaşı memleketi düşmandan temizledi. Arkasından Lozan'a davet edildi. İsmet Paşa önderliğinde oraya gidildi ve 2,5 ay sonrasında emperyal devletlerin bu tavizleri vermeye yanaşmaması, kapitülasyonları kaldırmayı istememesi ve işgal ettiği topraklardan çekilmeyi reddetmesi üzerine 2,5 ay sonra kesildi o görüşmeler.

Heyet Ankara'ya geri döndü ve bakın iradeye bakın ki 10 gün sonra İzmir İktisat Kongresi toplandı. Bu kongrede Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğunda tarım nasıl idare edilecektir, ticarette ne yapılacaktır, sanayide ne yapılacaktır; bunların tamamının adeta dünyaya meydan okuması gerçekleştirildi. Ve hemen arkasından yeniden toplanan Lozan Görüşmeleri sonucunda imzalanan antlaşmada kapitülasyonlar kaldırıldı, Türkiye'nin sınırları belirlendi ve hep beraber kurduğumuz Cumhuriyeti 13 milyonla birlikte, hep birlikte ilan ettik. İşte bugün de o hep birlikte olmanın heyecanını yaşıyoruz. Hep birlikte olmanın heyecanını yaşamak ne demek? Üzerinden 103 yıl geçmiş; bu memlekette barış içinde yaşamak demek, bu memlekette demokrasi içinde, refah içinde yaşamak demek.

Peki karşı karşıya bulunduğumuz tablo nedir? Bakın var olanı tekrar etmekten çoktan vazgeçtik. Sadece birkaç saptama: Görece yoksulluğun 17 milyon 361 bin kişiyi etkilediğini söylüyor TÜİK. TÜİK her zamanki gibi yalan söylüyor. Çünkü bu memlekette 10 milyon insan asgari ücret alıyor. 28.000 TL asgari ücrete mahkûm 10 milyon insan var. Ve biz biliyoruz ki açlık sınırı 35.000 TL. Yani 10 milyon insan açlık sınırının altında ve siz onlara diyorsunuz ki yılbaşından yıl sonuna kadar böyle devam edeceksiniz, size 5 kuruş para vermeyeceğiz. Bununla da yetinmiyorsunuz; diyorsunuz ki asgari ücret Türkiye genelinde çok pahalı, bölgesel asgari ücret bulalım, bazı bölgelerde sömürüyü daha da derinleştirelim, insanlar 28.000 lira da alamasınlar. İşte ortaya koyduğunuz vizyon bundan ibarettir: Sömürüyü derinleştirmekten.

En düşük emekli aylığı alan 5 milyon insan var. 20.000 liradan 23.552 liraya yükselttiniz, öyle mi? Bunun için mi açık tutuyorsunuz bu Meclis'i? Bunun için mi bu turuncu koltuklarda oturuyorsunuz? İşsiz sayısı 12 milyon arkadaşlar, 12 milyon. Türkiye'nin en klasik sektörü olan tekstili bu memlekette tutamadınız. Tekstil Mısır'a kaçtı. Mısır'a giden insanlar ürettiğine, üreteceğine bin pişman oldular. Yoksulluk almış başını gidiyor. Dünyada tarımın başladığı topraklar bütün tarım ürünlerinde dışarıya net bağımlı. Çiftçinin yaşı 58, çiftçi iflas ediyor. Gıda enflasyonunda memleketi dünyanın 5. ülkesi haline getirdiniz. Mutfakta çorba kaynamıyor. Peki bütün bunlara karşılık ne yapıyorsunuz? 2 trilyon 740 milyar TL'yi gözünüzü kırpmadan faize veriyorsunuz.

Eğitim ortadan kalkmış. LGS sonuçları gösteriyor ki çocuklar matematik, fen ve Türkçe okuryazarlığında bütün OECD ülkelerinin en arkasına gerilemişler. Milli Eğitim Bakanı olarak oraya oturttuğunuz adamın ideolojiden başka, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihine adeta küfretmeye kadar varan hakaretlerinden başka yapabildiği hiçbir şey yok. Üstelik bundan da gurur duyuyor.

Arkadaşlar bugün gazetede diyor ki adam: "Aylık gelirim 3 milyon lira. Benden internetten sipariş alıyorlar ya da sipariş gelirse adam öldürüyorum. Ayda 3 milyon lira para kazanıyorum" diyor. Çetelere bu memleketi mahkûm ettiniz. 305 bin kapasitesi olan cezaevlerine 420 bin insanı tıktınız. İçeriye koyduğunuz adamlara yatacak yatak bile veremiyorsunuz. Bunları artırmak mümkün. Bakın bunlar bu memleketin kaderi değildir. Bu Meclis'te birbirimize bağıra bağıra siyaset yaparak bir adım atamadık. Şimdi artık çözüm zamanı. Burada asla çözüm üretemeyeceğiniz yasa maddeleriyle bizleri oyalamaktan vazgeçin. Hadi hep beraber sahaya çıkalım. Vatandaş sizi bekliyor sahada. Kimisinin yakasına yapışmak için, kimisinin de sırtını sıvazlamak için vatandaş sahada bekliyor. Şunu söyleyeyim: YENİ Parti olarak sahaya çıkacağız. Kim bizimle beraber?
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Yeni Parti:  2 Trilyon 740 Milyar TL Faize Gidiyor! Meclis’te Bütçe ve Yoksulluk Resti! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 11:46:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/yeni-parti-2-trilyon-740-milyar-tl-faize-gidiyor-mecliste-butce-ve-yoksulluk-resti-145626-20260729.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/yeni-parti-2-trilyon-740-milyar-tl-faize-gidiyor-mecliste-butce-ve-yoksulluk-resti-145626-20260729.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/yeni-parti-2-trilyon-740-milyar-tl-faize-gidiyor-mecliste-butce-ve-yoksulluk-resti-145626-20260729.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dervişoğlu, Siyaset Krizde, Vatandaş Mutfaktaki Yangınla Baş Başa!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-dervisoglu-siyaset-krizde-vatandas-mutfaktaki-yanginla-bas-basa-36268.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-dervisoglu-siyaset-krizde-vatandas-mutfaktaki-yanginla-bas-basa-36268.html</link>
                    <description><![CDATA[İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, çerçeve yasa tartışmalarına değinerek "Bu kanunu TBMM mi yapacaktır yoksa Meclis, İmralı ile Kandil arasında kurulmuş siyasi takvimi kanunlaştırmak için mi kullanılacaktır? Meclis'ten saklanan bir kanun teklifinin, İmralı’daki bir terör hükümlüsünün olur ve onayına sunulması hangi devlet aklının ürünüdür?" diye sordu. "Cumhuriyet diz çökmeyecek" diyen Dervişoğlu, "Demokrasi diye özerklik zehrini, iç cephe diye hanedan zehrini, kardeşlik diye feodallik zehrini bize yutturamayacaksınız. Cumhuriyete diz çöktüremeyeceksiniz! Tarih de milletimiz de şahit olsun ki diz çöken siz olacaksınız!" ifadesini kullandı. Süreç komisyonu üzerinden dikkat çeken mesajlar veren Dervişoğlu, "Komisyona katıldınız, ne partinize yönelik müdahaleler sona erdi ne belediyelerinize yönelik operasyonlar. Bir kez daha uyarıyorum! Bu yeni aşamada vereceğiniz destek de sizi kurtarmayacaktır" şeklinde konuştu. Partimizin grup toplantısında kürsüye çıkan Dervişoğlu'nun "Türk milletinin kanununu İmralı yazamaz" vurgusu dikkat çekti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Temmuz ayının son grup toplantısında kürsüye çıkan Dervişoğlu; iktidarın ekonomi ve dış politikadaki çöküşünü hedef alırken, ana muhalefet partisinde yaşanan hukuki ve tüzüksel kilitlenmelere değinerek Türk siyasetinin tıkandığı noktada İYİ Parti’nin yegâne "makul ve milli merkez" olduğunu vurguladı.

"Siyaset Kurumu Kendi İç Krizlerine Batmışken Vatandaş Mutfaktaki Yangınla Baş Başa!"

Konuşmasına Temmuz ayı enflasyon rakamları ve ağırlaşan yaşam maliyetleriyle başlayan Müsavat Dervişoğlu, Meclis’in ve siyasetin halkın gerçek gündeminden koparıldığını ifade etti:


"Milletimiz yüksek enflasyonun, fahiş kiraların ve açlık sınırının altına gerileyen emekli maaşlarının altında ezilirken; Ankara siyaseti ne yazık ki kişisel ikbal kavgalarının, mahkeme koridorlarına düşmüş parti tüzüklerinin ve 'mutlak butlan' tartışmalarının esiri edilmiştir. Pazar tezgâhında fileler boş, mutfakta tencere kaynamıyor; ama ülkeyi yönetenler saray tırça saraylarında tatil planları yapıyor, muhalefet iddiasındakiler ise kendi meşruiyetlerini mahkeme ilamlarında arıyor. İYİ Parti olarak ilan ediyoruz: Türk milletini bu iki çıkmaz sokağa da mahkûm etmeyeceğiz!"


"Devlet Ciddiyeti Mahkeme İlamlarıyla Değil, Millet İradesiyle Sağlanır"

Siyasette yaşanan hukuki krizlere ve iktidarın yargıyı bir sopa olarak kullanma arzusuna değinen Dervişoğlu, sert bir meşruiyet eleştirisi getirdi:


"Bir yanda seçimsizliği tüzük kılıfıyla meşrulaştırmaya çalışanlar, diğer yanda siyasi partilerin iç işlerini yargı marifetiyle dizayn etme sevdasına düşen bir saray vesayeti var. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir; ancak hukuk, siyasi rakipleri tasfiye etmenin ya da koltuğu bırakmamanın kalkanı yapılamaz. Meşruiyetini delegesinden, üyesinden ve en önemlisi Türk milletinden almayan hiçbir yapının bu ülkeye vaat edebileceği tek bir gelecek yoktur. Herkes aklını başına almalı, millete ve sandığa saygı duymalıdır."


"Sarayın 'Terörsüz Türkiye' Masalları ve Ağırlaşan Dış Politika Faturası"

Dış politikadaki savrulmalar ve iktidarın terörle mücadele konseptindeki tutarsızlıkları hakkında ihtarını tekrarlayan İYİ Parti Lideri, şu ifadeleri kullandı:


	
	Tavizsiz Kırmızı Çizgiler: "Geçtiğimiz haftalarda da uyardık; silah bırakmayı yasal zemine bağlama kurnazlığı, terör örgütüyle örtülü bir müzakere zeminidir. TBMM, terör örgütlerinin beklentilerine göre yasa çıkaracak bir mercii değildir, olamaz!"
	
	
	NATO ve Sığınmacı Yükü: "Ankara'da gerçekleşen NATO Zirvesi'nin ardından Doğu Akdeniz ve Ege'de atılan geri adımlar, milletimizin basiretinden kaçmamıştır. Kendi vatandaşını esnafını yollara döküp mağdur edenler, uluslararası masalarda milletin hakkını korumaktan aciz kalmıştır."
	


"Çare Ne Sarayın İnsafı Ne De Kriz Yönetemeyen Muhalefettir: Çare İYİ Parti'dir!"

Grup konuşmasının son bölümünde partililere ve millete birlik çağrısında bulunan Müsavat Dervişoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:


"Biz İYİ Parti olarak; ne iktidarın milleti yok sayan dayatmalarına ne de muhalefetin kendi iç kargaşasına teslim olacağız. Tandoğan’da yaktığımız çoban ateşi büyümektedir. Eğitimi nitelikli, gençliği hür, esnafı borçsuz, emeklisi gururlu bir Türkiye’yi inşa edecek kadro buradadır, bu salondadır. Bizim kavgamız makam kavgası değil; memleket, adalet ve hürriyet kavgasıdır. Yolumuz açık, menzilimiz iktidardır!

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Dervişoğlu, Siyaset Krizde, Vatandaş Mutfaktaki Yangınla Baş Başa! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 08:54:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/dervisoglu-siyaset-krizde-vatandas-mutfaktaki-yanginla-bas-basa-115842-20260729.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/dervisoglu-siyaset-krizde-vatandas-mutfaktaki-yanginla-bas-basa-115842-20260729.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/dervisoglu-siyaset-krizde-vatandas-mutfaktaki-yanginla-bas-basa-115842-20260729.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gürer’den Yükseköğretim Kanun Teklifine Sert Eleştiri: Türkiye’nin İhtiyacı Torba Yasa Değil!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-gurerden-yuksekogretim-kanun-teklifine-sert-elestiri-turkiyenin-ihtiyaci-torba-yasa-degil-36266.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-gurerden-yuksekogretim-kanun-teklifine-sert-elestiri-turkiyenin-ihtiyaci-torba-yasa-degil-36266.html</link>
                    <description><![CDATA[Gürer, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Yükseköğretim Kanunu'nda değişiklik öngören kanun teklifini eleştirerek, teklifin üniversitelerin kronikleşen sorunlarına çözüm üretmediğini söyledi. Akademik özerklikten bilimsel bağımsızlığa, akademisyenlerin özlük haklarından öğrencilerin burs, kredi ve barınma sorunlarına kadar yükseköğretimin temel meselelerinin düzenlemede yer almadığını belirten Gürer, "Türkiye'nin ihtiyacı torba yasalar değil, yükseköğretimi çağın gereklerine uygun hâle getirecek köklü bir reformdur.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 1981 yılında yürürlüğe giren 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun bugüne kadar birçok kez değiştirildiğini hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yapılan değişikliklerin hiçbirinin yükseköğretim sistemini bütüncül şekilde ele almadığını söyledi.

Gürer, "12 Eylül döneminin ürünü olan bu kanun yıllardır küçük değişikliklerle ayakta tutulmaya çalışılıyor. Oysa Türkiye'nin ihtiyacı günü kurtaran torba yasalar değil; üniversitelerin sorunlarını çözecek, akademik özgürlüğü güçlendirecek ve çağdaş yükseköğretim sistemini oluşturacak kapsamlı bir reformdur." ifadelerini kullandı.

TEKLİF ÜNİVERSİTELERİN GERÇEK SORUNLARINA DOKUNMUYOR

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinin sağlık personelinin döner sermaye ödemelerinden disiplin hükümlerine, teknoloji transfer ofislerinden üniversite isim değişikliklerine kadar birçok farklı konuyu aynı metinde topladığına, buna rağmen yükseköğretimin temel ihtiyaçlarının yine göz ardı edildiğini söyledi

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Bilimsel bağımsızlığı güvence altına alacak bir yaklaşım yok. Akademisyenlerin iş güvencesini güçlendirecek düzenlemeler yok. Ekonomik koşullar her geçen gün ağırlaşırken öğretim üyelerinin özlük haklarını ve mali imkanlarını iyileştirecek tek bir adım dahi göremiyoruz" dedi.

CUMHURBAŞKANLIĞINA YENİ YETKİLER VERİLİYOR

Kanun teklifinin üniversitelerin yetki alanını daralttığını savunan CHP’li Ömer Fethi Gürer, özellikle yurt dışında akademik birim ve program açılmasına ilişkin karar süreçlerinde üniversite senatoları ile YÖK'ün devre dışı bırakılarak yetkinin doğrudan Cumhurbaşkanlığına verilmesini eleştirdi.

Üniversitelerin akademik ve idari kararlarını özgürce alabilmesinin bilimsel üretimin temel şartı olduğunu belirten Gürer, yükseköğretimde merkeziyetçiliğin artırılmasının doğru olmadığını söyledi.

ÖĞRENCİLER EKONOMİK NEDENLERLE EĞİTİMLERİNDEN VAZGEÇİYOR

Konuşmasının önemli bölümünü öğrencilerin yaşadığı ekonomik sorunlara ayıran CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, burs ve kredi miktarlarının günümüz yaşam koşullarının çok gerisinde kaldığını,&nbsp; artan hayat pahalılığı, yüksek kira bedelleri ve yaşam maliyetleri nedeniyle çok sayıda öğrencinin eğitimine ara vermek zorunda kaldığını belirterek, "Gençler yalnızca derslerine odaklanmak isterken geçim derdiyle mücadele ediyor. Barınma sorunu büyüyor, kira fiyatları öğrencilerin eğitim hakkını tehdit ediyor. Birçok öğrenci temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kalıyor, bazıları ise ekonomik nedenlerle üniversiteyi bırakıyor. Bu tablo karşısında bursların ve kredilerin artırılması artık bir tercih değil zorunluluktur." diye konuştu.

BARINMA SORUNU KALICI BİÇİMDE ÇÖZÜLMELİ

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer,&nbsp; üniversite öğrencilerinin en önemli sorunlarından birinin yurt ve barınma olduğunu ve kanun teklifinde bu konuda da herhangi bir kalıcı çözüm bulunmadığını söyledi.

Gençlerin eğitim hakkını güvence altına almanın yalnızca okul açmakla mümkün olmayacağını ifade eden Gürer, öğrencilerin insanca yaşayabilecekleri ekonomik ve sosyal koşulların oluşturulması gerektiğini dile getirdi.

ÖĞRENCİ AFFINI&nbsp; DESTEKLİYORUZ

Daha önce öğrenci affına ilişkin çok sayıda kanun teklifi, soru önergesi ve Meclis araştırmasını TBMM Başkanlığına sunduğunu hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mevcut teklifte öğrenci affına yer verilmesini olumlu bulduklarını ancak kapsamının genişletilmesi gerektiğini söyledi.

Ömer Fethi Gürer, ekonomik sıkıntılar, ailevi nedenler, sağlık sorunları ve psikolojik sebeplerle eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan çok sayıda öğrencinin bulunduğunu ve yeniden eğitime dönmelerinin yolu açılması olumlu olduğunu söyledi.

Gürer, "İnsanlar özellikle gençlik dönemlerinde hatalar yapabilir. Hayat boyunca aynı düşüncede kalmayabilir. Öğrenci affı ayrım yapılmaksızın tüm öğrencileri kapsamalıdır." dedi.

DİPLOMALI İŞSİZ SAYISI ARTIYOR

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'deki eğitim sisteminin yalnızca üniversitelerin değil, ilkokuldan başlayarak bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini, eğitim ile istihdam arasındaki kopukluğun her geçen yıl büyüdüğünü söyledi.

Gürer, birçok mezunun eğitimini aldığı alan dışında çalışmak zorunda kaldığını belirterek, "Eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasında sağlıklı bir planlama yapılmadığı sürece diplomalı işsiz sayısı artmaya devam edecektir. Gençler yıllarca emek veriyor ancak mezun olduklarında kendi mesleklerini yapamıyor." dedi.

KAMUSAL VE BİLİMSEL EĞİTİM ANLAYIŞINI HAYATA GEÇİRECEĞİZ

Konuşmasının sonunda Cumhuriyet Halk Partisi'nin yükseköğretim vizyonunu da paylaşan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, CHP iktidarında üniversitelerin akademik ve idari özerkliğinin güçlendirileceğini, bilimsel özgürlüğün güvence altına alınacağını söyledi.

Vakıf üniversitelerinde insanca çalışma koşullarının sağlanacağını belirten Gürer, kamusal ve nitelikli eğitim anlayışının hâkim olacağını ifade etti.

Gürer, "Öğrencilerin burs ve kredi sorunlarını çözeceğiz. Yurt sorununu ortadan kaldıracağız. Eğitim kalitesini yükselteceğiz. Gençlerin mezun olmadan önce istihdama hazırlanacağı bir sistemi kuracağız. Türkiye'yi bilim ve teknoloji üreten, Endüstri 5.0 hedeflerine ulaşan bir ülke hâline getirecek insan kaynağını yetiştirecek eğitim modelini oluşturacağız." diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Gürer’den Yükseköğretim Kanun Teklifine Sert Eleştiri: Türkiye’nin İhtiyacı Torba Yasa Değil! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 07:31:26 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurerden-yuksekogretim-kanun-teklifine-sert-elestiri-turkiyenin-ihtiyaci-torba-yasa-degil-104028-20260729.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurerden-yuksekogretim-kanun-teklifine-sert-elestiri-turkiyenin-ihtiyaci-torba-yasa-degil-104028-20260729.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurerden-yuksekogretim-kanun-teklifine-sert-elestiri-turkiyenin-ihtiyaci-torba-yasa-degil-104028-20260729.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çukobirlik Ayçiçeği Alım Fiyatını 35,5 TL Olarak Açıkladı: Gürer Üreticinin Emeğine Dikkat Çekti!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-cukobirlik-aycicegi-alim-fiyatini-355-tl-olarak-acikladi-gurer-ureticinin-emegine-dikkat-cekti-36262.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-cukobirlik-aycicegi-alim-fiyatini-355-tl-olarak-acikladi-gurer-ureticinin-emegine-dikkat-cekti-36262.html</link>
                    <description><![CDATA[Ömer Fethi Gürer, Çukurova'da kıraç arazilerde devam eden ayçiçeği hasadıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Çukobirlik'in yüzde 44 randımanlı ayçiçeği için kilogram alım fiyatını 35,5 lira olarak açıkladığını belirten Gürer, üretimin sürdürülebilirliği için üreticinin emeğinin karşılığını almasının zorunlu olduğunu vurguladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Geçen yıl Eylül ayında aynı ürün için açıklanan alım fiyatının 33 lira olduğunu hatırlatan Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre bu yıl ayçiçeği üretiminde bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 16'lık artış beklendiğini belirtti. Ancak üretimde beklenen artışa rağmen Türkiye'nin ayçiçeğinde yaklaşık yüzde 30 oranındaki arz açığının sürdüğüne dikkat çekti.

ÜRETİCİ DESTEKLENMEDEN İTHALAT SORUNU ÇÖZÜLEMEZ

Türkiye'nin ayçiçeği ve ayçiçek yağı ihtiyacının önemli bir bölümünü ithalatla karşıladığına işaret eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu tablonun değişmesi için üreticinin doğru politikalarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Gürer, "Ülkemizde ayçiçeğinde yaklaşık yüzde 30'luk açık devam ediyor. Bu açığın kapatılabilmesi için üreticiye doğru, zamanında ve gerçekçi destekler verilmelidir. Ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağı ithalatının önüne geçmenin yolu, üreticiyi üretimde tutacak destekleri sağlamaktan geçmektedir." dedi.

ÇİFTÇİ KAZANAMAZSA ÜRÜN DESENİ DEĞİŞİYOR

Tarımsal üretimin devamlılığı için çiftçinin ürettiği üründen gelir elde etmesinin hayati önem taşıdığını belirten Gürer, "Sürekli üretim artışını sağlamak için üreticinin ürettiği üründen para kazanabilmesi gerekiyor. Çiftçi kazanamadığı zaman ürün desenini değiştiriyor. Her ürün desenindeki değişiklik ise yeni ithalat kapılarının açılmasına neden oluyor. Bu durum ülkemiz tarımına önemli ölçüde zarar veriyor." ifadelerini kullandı.

TARIMSAL ÜRETİMİN GÜVENCESİ ÜRETİCİDİR

CHP'li Ömer Fethi Gürer, tarımda ithalata bağımlılığın azaltılması ve üretimin artırılması için üreticinin maliyetlerini karşılayabilecek, sürdürülebilir üretimi teşvik edecek destekleme politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, "Türkiye'nin gıda güvencesini sağlamasının yolu, ithalatı artırmaktan değil, üreticiyi üretimde tutmaktan geçmektedir. Çiftçinin kazandığı, üretimin arttığı bir tarım politikası hem ithalatı azaltacak hem de ülkemizin tarımsal geleceğini güvence altına alacaktır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Çukobirlik Ayçiçeği Alım Fiyatını 35,5 TL Olarak Açıkladı: Gürer Üreticinin Emeğine Dikkat Çekti! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 06:21:31 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/cukobirlik-aycicegi-alim-fiyatini-355-tl-olarak-acikladi-gurer-ureticinin-emegine-dikkat-cekti-092827-20260729.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/cukobirlik-aycicegi-alim-fiyatini-355-tl-olarak-acikladi-gurer-ureticinin-emegine-dikkat-cekti-092827-20260729.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/cukobirlik-aycicegi-alim-fiyatini-355-tl-olarak-acikladi-gurer-ureticinin-emegine-dikkat-cekti-092827-20260729.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mecliste Maymuncuk! Benzetmesi: TÜİK İle Emeklinin Cebinden 11 Bin TL Çaldılar!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-mecliste-maymuncuk-benzetmesi-tuik-ile-emeklinin-cebinden-11-bin-tl-caldilar-36240.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-mecliste-maymuncuk-benzetmesi-tuik-ile-emeklinin-cebinden-11-bin-tl-caldilar-36240.html</link>
                    <description><![CDATA[TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi
Bakırlıoğlu, TBMM Genel Kurulunda görüşülen torba kanunda yer alan en düşük emekli aylığı düzenlemesine sert tepki gösterdi. İktidarı emeklileri yoksulluğa mahkûm etmekle suçlayan Bakırlıoğlu, Emeklimizin evine her ay bir hırsız gibi girdiler. Kapıyı açarken ellerindeki maymuncuk TÜİK oldu. Emeklinin cebinden her ay 11 bin lirayı çaldılar.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

TBMM Genel Kurulu'nda torba kanunun en çok tartışılan maddesinin en düşük emekli
aylığını 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkaran düzenleme olduğunu belirten Bakırlıoğlu,
yapılan artışın emeklilerin yaşadığı geçim krizini çözmekten çok uzak olduğunu söyledi.
Türkiye'de açlık sınırının 36 bin lirayı geçtiğini hatırlatan Bakırlıoğlu, yapılacak
düzenlemeyle en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya çıkacağını, ortalama emekli
maaşının ise yaklaşık 27 bin 500 liraya ulaşacağını ifade etti. Bu rakamın ne olacağını Plan ve
Bütçe Komisyonu'nda hükümete sorduklarını ancak cevap alamadıklarını belirten Bakırlıoğlu,
emeklinin yaşadığı tabloyu hazırladıkları sembolik takvim üzerinden anlattı.




Ortalama 27 bin 500 lira maaş alan bir emekli, maaşını aldığı ilk gün ortalama 21 bin 179
liralık ev kirasını ödüyor. İkinci gün elektrik, su, doğal gaz ve haberleşme giderlerinden
oluşan ortalama 2 bin 233 liralık faturalarını yatırıyor. Üçüncü gün cebinde yalnızca 1 lira
kalıyor. Dördüncü gün ise 'Ben bu ay boyunca ne yiyeceğim?' diye kara kara düşünmeye
başlıyor. Bugün milyonlarca emeklinin gerçeği budur.




Emekliler Refahta Değil, Fakirlikte Eşitleniyor




Son yedi yılda en düşük emekli aylığı için tam 12 kez yasal düzenleme yapıldığına dikkat
çeken Bakırlıoğlu, bunun emekliler arasındaki gelir adaletini bozduğunu söyledi.
"2019 yılında ortalama emekli maaşı en düşük emekli maaşının yaklaşık iki katıydı. Bugün
aradaki fark yalnızca yüzde 16'ya düştü. Bu düzenlemeler emeklileri refahta değil, fakirlikte
eşitliyor. Yaklaşık 17 milyon emeklinin bulunduğu Türkiye'de 5,1 milyon kişinin en düşük
emekli aylığını alması sistemde çok ciddi bir bozulmanın göstergesidir.




Emekli Sayısı Arttı, Milli Gelirden Aldığı Pay Azaldı




Emekli sayısı artmasına rağmen emeklilere ayrılan milli gelir payının düştüğünü belirten
Bakırlıoğlu, bunun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını söyledi.
"2020 yılında emekliler nüfusun yüzde 14,9'unu oluşturuyordu ve milli gelirden aldıkları pay
yüzde 6,7 idi. EYT sonrasında emekli oranı yüzde 18,8'e yükseldi. Normal şartlarda
emeklilerin milli gelirden aldığı payın da artması gerekirdi. Ancak tam tersine yüzde 5,9'a
düştü. Aynı oranda artsaydı bugün bu pay yüzde 8,3 olacaktı."
Bu durumu seçim bölgesinde emeklilere anlattığını aktaran Bakırlıoğlu, bir emeklinin verdiği
örneği de Genel Kurul'da paylaştı.



"Bir emekli vatandaşımız bana, 'Biz kahvede dört emekliyiz ve 100'er lira maaş alıyoruz. Bir
emekli daha sisteme girerse cebimizden 20'şer lira mı çıkacak, hepimiz 80'er lira mı alacağız?'
diye sordu. Bugünkü sistem maalesef tam da bunu yapıyor. Emeklinin maaşını yine emekliye
ödetiyor.




Emeklinin Cebinden Her Ay 11 Bin Lira Eksiliyor




Bakırlıoğlu, emeklilerin milli gelirden hak ettikleri payı alabilmeleri durumunda maaşlarının
bugün yaklaşık yüzde 40 daha yüksek olması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bugün ortalama emekli maaşı yaklaşık 27 bin 500 lira. Eğer emekli nüfusundaki artış kadar
milli gelirden pay verilmiş olsaydı ortalama emekli maaşı yaklaşık 38 bin 500 lira olacaktı.
Arada her ay yaklaşık 11 bin liralık kayıp var.




Konuşmasının sonunda iktidara sert sözlerle yüklenen Bakırlıoğlu, şu ifadeleri kullandı:
Birileri emeklilerimizin cebinden her ay 11 bin lirayı çaldı. Bunun sorumlusu AKP
iktidarıdır. Emeklimizin evine her ay bir hırsız gibi girdiler. O kapıyı açarken kullandıkları
maymuncuk ise TÜİK oldu. Gerçek enflasyonu gizleyen verilerle emeklinin alın teri ve yaşam
hakkı elinden alındı.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Mecliste Maymuncuk! Benzetmesi: TÜİK İle Emeklinin Cebinden 11 Bin TL Çaldılar! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 07:25:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/mecliste-maymuncuk-benzetmesi-tuik-ile-emeklinin-cebinden-11-bin-tl-caldilar-104927-20260723.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/mecliste-maymuncuk-benzetmesi-tuik-ile-emeklinin-cebinden-11-bin-tl-caldilar-104927-20260723.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/mecliste-maymuncuk-benzetmesi-tuik-ile-emeklinin-cebinden-11-bin-tl-caldilar-104927-20260723.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Genel Kurul'da Emekli Çıkışı: Gülcan Kış Emeklilerin Ağır Geçim Mücadelesini Gündeme Taşıdı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-genel-kurulda-emekli-cikisi-gulcan-kis-emeklilerin-agir-gecim-mucadelesini-gundeme-tasidi-36237.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-genel-kurulda-emekli-cikisi-gulcan-kis-emeklilerin-agir-gecim-mucadelesini-gundeme-tasidi-36237.html</link>
                    <description><![CDATA[CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen torba kanun teklifinde en düşük emekli aylığına ilişkin düzenlemeyi sert sözlerle eleştirdi. Emeklilerin yıllardır ağır bir geçim mücadelesi verdiğini belirten Kış, iktidarın yaptığı artışın emeklilerin sorunlarını çözmekten uzak olduğunu söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaklaşık 17 milyon emeklinin yıllarca çalışarak bu ülkeye değer kattığını hatırlatan Kış, “AKP iktidarı emeklilerimizi hayatlarının en huzurlu olması gereken döneminde geçim hesabı yapmak zorunda bıraktı. Geçtiğimiz hafta Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, bu hafta da Genel Kurul’da emeklilerimizin sesi olduk. Amacımız birkaç rakamı değiştirmek değil, emekliliği yeniden hak ettiği değere kavuşturmaktır.” dedi.

&nbsp;

“EMEKLİNİN MAAŞI DEĞİL, HAZİNE DESTEĞİ ARTIRILIYOR”

En düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya çıkarılmasının gerçek bir iyileştirme olmadığını vurgulayan Kış, “AKP yıllardır ekonomiyi pembe tablolarla anlatıyor. Saraydan bakınca belki her şey yolunda görünüyor. Ama en düşük emekli aylığını 23 bin 552 liraya çıkarmak, yoksulluğun güncellenmiş tarifesidir. Çünkü emeklinin kök maaşı değişmiyor. Sadece Hazine desteği artırılıyor. Emeklinin gerçek maaşı yükseltilmiyor; yalnızca açlık sınırının altında yaşayacağı yeni rakam ilan ediliyor.” ifadelerini kullandı.

AKP’nin emekliliği bir hak olmaktan çıkarıp sosyal yardıma dönüştürdüğünü söyleyen Kış, mevcut sistemin hem emeklileri hem de sosyal güvenlik düzenini zedelediğini belirtti.

&nbsp;

“EMEKLİ DAHA AYIN İLK GÜNÜNDE 12 BİN 772 LİRA EKSİDE BAŞLIYOR”

BİSAM verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 36 bin 324 lira, yoksulluk sınırının ise 119 bin 330 liraya ulaştığını hatırlatan Kış, sağlıklı beslenmenin günlük maliyetinin 1.211 liraya çıktığını ifade etti.

“İktidar emekliyi daha ayın ilk gününde 12 bin 772 liralık bir açıkla baş başa bırakıyor.” diyen Kış, “Üstelik bu hesabın içinde kira, elektrik, doğal gaz, ulaşım ve ilaç yok. Sadece mutfak var. Bir ailenin yalnızca sofrasını kurmanın günlük maliyeti 1.211 liraya ulaşmış durumda. Emekliye verilen günlük artış ise yaklaşık 118 lira. Hayat emekliye bir günde 1.211 lira harcatıyor, iktidar ise günlük 118 lirayı müjde diye anlatıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

&nbsp;

“EMEKLİYİ ENFLASYONA DEĞİL, YOKSULLUĞA MAHKÛM ETTİNİZ”

Hükümetin “Emeklimizi enflasyona ezdirmedik.” söylemini de eleştiren Kış, “36 bin liralık açlık sınırının altında maaş verip ‘Kimseyi enflasyona ezdirmedik.’ demek milletin aklıyla alay etmektir. Siz emekliyi enflasyona değil, yoksulluğa mahkûm ettiniz.” dedi.

&nbsp;

“PRİMLE MAAŞ ARASINDAKİ BAĞ KOPUYOR”

Yapılan düzenlemenin sosyal güvenlik sistemini de bozduğunu ifade eden Kış, yıllarca daha fazla prim ödeyenlerle daha az prim ödeyenler arasındaki maaş farkının giderek kapandığını söyledi.

“Primle maaş arasındaki bağ kopuyor. İnsanlar artık ‘Ne kadar prim ödersem ödeyeyim, sonunda aynı maaşı alacağım.’ diye düşünüyor. Eskiden insanlar emekli olunca rahat edeceğini hayal ederdi. Bugün ise emekli olmaktan korkuyor. Bu, sosyal güvenlik sistemine vurulmuş en büyük darbelerden biridir.” diye konuştu.

&nbsp;

“SARAY BİR SAATTE 83 EMEKLİNİN MAAŞINI HARCIYOR”

Cumhurbaşkanlığı harcamalarına da dikkat çeken Kış, “Bir tarafta Saray, bir saatte yaklaşık 83 emeklinin bir aylık maaşını harcıyor. Diğer tarafta milyonlarca emekliye 3 bin 552 liralık artış reva görülüyor. Tasarruf emekliye gelince var, Saray söz konusu olunca yok.” ifadelerini kullandı.

Komisyon görüşmeleri sırasında en düşük emekli aylığının en az asgari ücret seviyesine çıkarılmasını önerdiklerini ancak AKP ve MHP oylarıyla teklifin reddedildiğini belirten Kış, sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz emeklilerimizin sadaka istemediğini biliyoruz. Onlar yıllarca çalıştı, primini günü gününe ödedi, bu ülkeye değer kattı. Hak ettikleri tek şey insan onuruna yakışır bir emeklilik hayatıdır. Emekli lütuf istemiyor; alın terinin karşılığını ve hakkını istiyor.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Genel Kurul'da Emekli Çıkışı: Gülcan Kış Emeklilerin Ağır Geçim Mücadelesini Gündeme Taşıdı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 06:31:56 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/genel-kurulda-emekli-cikisi-gulcan-kis-emeklilerin-agir-gecim-mucadelesini-gundeme-tasidi-095030-20260723.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/genel-kurulda-emekli-cikisi-gulcan-kis-emeklilerin-agir-gecim-mucadelesini-gundeme-tasidi-095030-20260723.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/genel-kurulda-emekli-cikisi-gulcan-kis-emeklilerin-agir-gecim-mucadelesini-gundeme-tasidi-095030-20260723.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Müzeyyen Şevkin, Emeklilerle Görüştükten Sonra Mecliste Haykırdı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-muzeyyen-sevkin-emeklilerle-gorustukten-sonra-mecliste-haykirdi-36235.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-muzeyyen-sevkin-emeklilerle-gorustukten-sonra-mecliste-haykirdi-36235.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntıları gündeme getirdi. Emeklilerin taleplerini Meclis kürsüsünden dile getiren Dr. Şevkin, emekli aylıkları ve bayram ikramiyelerinin yetersizliğine dikkat çekti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 



Adana'da emeklilerle bir araya geldikten sonra mecliste ilk iş olarak emeklilerin haykırışlarını yansıtan Dr. Şevkin, “Emeklilerin ortak mesajı çok net! Bu maaşla yaşanmaz” diye konuştu.


https://youtube.com/shorts/jLBvfpHSsfg?si=x8ORqrS_smQB74WS


Yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş insanların bugün pazara çıkamadığını, torununa meyve alamadığını, tatil yapmayı bırakın temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadığını belirten Dr. Şevkin, "Emeklilerimiz sadaka değil alın terlerinin karşılığını istiyor" dedi.


Dr. Şevkin, "Talepleri açık. En düşük emekli aylığı en az 40 bin lira olmalı, bayram ikramiyeleri ise en az asgari ücret seviyesinde olmalı" ifadelerini kullandı.


"BU MECLİS EMEKLİNİN HAYKIRIŞINI DUYMAK ZORUNDADIR"


Rakamların hayatın çok gerisinde kaldığını kaydeden Dr. Şevkin, "Kira, pazar, ilaç, fatura ortada, yüzde 17,76'lık artış enflasyonun altında eziliyor. Bu komik zam emeklinin yoksulluğunu kalıcı hâle getiriyor" diye konuştu.


Emeklilerin taleplerini yineleyen Dr. Şevkin, "Emekli sadaka değil, insanca bir yaşam istiyor, intibak istiyor, sağlık desteği istiyor. Bu Meclis emeklinin haykırışını duymak zorundadır" dedi.




 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Müzeyyen Şevkin, Emeklilerle Görüştükten Sonra Mecliste Haykırdı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 11:48:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/muzeyyen-sevkin-emeklilerle-gorustukten-sonra-mecliste-haykirdi-145247-20260722.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/muzeyyen-sevkin-emeklilerle-gorustukten-sonra-mecliste-haykirdi-145247-20260722.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/muzeyyen-sevkin-emeklilerle-gorustukten-sonra-mecliste-haykirdi-145247-20260722.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Özgür Özel İsmet İnönü Örneğiyle Siyasete Damga Vurdu!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-ozgur-ozel-ismet-inonu-ornegiyle-siyasete-damga-vurdu-36230.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-ozgur-ozel-ismet-inonu-ornegiyle-siyasete-damga-vurdu-36230.html</link>
                    <description><![CDATA[CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, 21 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen ve atmosferi adeta bir tarihi yol ayrımını andıran TBMM CHP Grup Toplantısı’nda konuştu. Salonda bulunan 74 il başkanı, belediye başkanları, sendika ve meslek örgütü temsilcilerine seslenen Özel; cezaevlerindeki tutuklu gazeteci, avukat ve sivil toplum temsilcilerinden Parti Meclisi krizine, kurultay tartışmalarından İsmet İnönü ve Bülent Ecevit mirasından ilham alan değişim mücadelesine kadar tarihi bir konuşmaya imza attı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Konuşmasının başında "vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak" kürsüye çıktığını belirten Özel, salonda yükselen "İktidar!" tezahüratları üzerine konuşmasını ilk seçimin zafer gecesine emanet etti.



"Yüzün Üzerinde Dostumuz Haksız Yere İçeride: Onların Masumiyetinin Kefiliyiz"



Konuşmasına, yakın dönemde NATO Zirvesi öncesi yapılan gözaltılar, Gezi davası tutukluları ve parti kadrolarına yönelik operasyonlarda tutuklanan isimleri selamlayarak başlayan Özel, yargı baskısına sert tepki gösterdi:




	Sivil Toplum ve Hak Savunucuları: "NATO toplantısı öncesi önleyici tutuklama adı altında yüzün üzerinde arkadaşımız; TEMA gönüllüleri, ÇYDD, Halkevleri, SES üyeleri ve Çağdaş Hukukçular haksız yere hapse atıldı. Toplantı bitti ama arkadaşlarımız hâlâ içeride."
	
	Gezi Tutukluları ve Sürgün Mahkumiyetler: "Bakırköy’de Mine Özerden, Çiğdem Mater; Silivri’de Tayfun Kahraman, Osman Kavala, Can Atalay... Taksim’i, İstanbul’u korudukları için, 3 kez beraat ettikleri halde birilerinin 'darbe yapacaklardı' saplantısına kurban edildiler. Ali A. İzmir Şakran’a, Mehmet Murat Çalık ve Fatih Keleş gibi isimler Buca ve Kandıra’ya sürgün edildi. Tutsak edilen arkadaşlarımızın masumiyetinin kefiliyiz!"
	
	Siyasi Operasyonla Tutuklananlar: "Partimizde liyakatle görev yapan TÜRMOB Eski Genel Başkanı Emre Kartaloğlu ve Ekrem Başkanımızın savunmasına katkı sağladığı için hedef seçilen avukat Ece Üner sadece siyasi duruşları nedeniyle tutuklandılar. Hepsine selam gönderiyoruz."
	




"Tarihi Bir Kavşaktayız: Zalimi Zalim, Mazlumu Mazlum Olarak Yazacağız"



Siyasi tarihin ve millet hafızasının kumpasları unutmayacağını vurgulayan Özgür Özel, yaşanan tüm hukuksuzluklara karşı tarihe şu nota düştü:




"Bugün bu kürsüye belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım. Ama tarihi konuşmayı ilk seçimin akşamında yapmak üzere tarihe emanet ediyorum! Size söz veriyorum; her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Zalimi zalim, mazlumu mazlum, sinip kaçanı korkak, sorumluluk alanı kahraman olarak anacağız. Rüzgar alır, sel alır diye kimse düşünmesin. Tarih herkesi bugün nerede ve nasıl duruyorsa öyle yazacak!"




14-28 Mayıs Yenilgisinden 31 Mart Zaferine Değişim Hikayesi



14-28 Mayıs 2023 seçim yenilgisinin ardından partide başlayan değişim ve öz eleştiri sürecini anlatan Özel, sokağın sesini dinleyerek kırk yedi yıl sonra gelen birinciliğin reçetesini açıkladı:




"Seçim yenilgisinden sonra bu karamsar düzenin süreceği görüldüğünde 'tıpış tıpış oy verecekler' anlayışına itiraz ettik. Örgütünü, il başkanını, sokağını dinleyen yeni bir yönetim anlayışını getirdik. Birileri 'Bu partiyi size vermezler, pazarlık yapın' dedi. Biz reddettik. Karşılığında ne oldu? Sadece 4 ayda yapılan doğru adaylaşmayla, kadınlara ve gençlere verilen değerle, ölçme değerlendirmeyle Türkiye’nin %65’ini kazandık! 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye'nin 1. partisi yaptık."




"İki Sınav Geçilemedi: Erdoğan ve Gecikmiş Vedalar"



31 Mart seçimlerinin ardından siyasi tablonun iki büyük sınavı geçemediğini vurgulayan Özgür Özel, İsmet İnönü’nün 1950’deki tarihi duruşunu örnek gösterdi:




	
		
			Sınav Geçemeyenler
			Tarihi Karşılaştırma &amp; Eleştiri
		
	
	
		
			Recep Tayyip Erdoğan
			"1950'de seçimi kaybettiğinde 'Kişisel olarak en büyük yenilgim, Türk demokrasisinin en büyük zaferidir' diyerek yönetimi devreden İsmet Paşa'nın aksine; kaybettiği ilk seçimde milli iradeyi al aşağı etmeye çalışan Erdoğan demokratlık sınavından sınıfta kalmıştır."
		
		
			Siyasette Gecikmiş Vedalar
			"İsmet Paşa 1970'lerde kenara çekilmeyi bilerek Ecevit'in ve partinin önünü açmıştı. Seçimi kaybettiğinde emaneti teslim edip huzur bulmasını bilmek büyük bir gururdur. Gecikmiş vedaların partinin iktidar yürüyüşüne engel olmaması gerekirdi."
		
	




"Bizi Bütünden Koparamazlar, Bu Partiyi Bölemezler!"



Son dönemde parti Meclisi üyelerinin istifası, BAM kararları ve Butlan iddiaları üzerinden CHP'yi bölme girişimlerine meydan okuyan Özel, sözlerini şöyle tamamladı:




"Tüm haklılardan, tüm haksızlıklar adına Genel Başkanınız olarak ben özür diliyorum. Ama şunu bilsinler: Bu partiyi bölemezler! Logosunu, adını tartışmaya açsalar da ayrı düşenleri birleştiririz ama bu 103 yıllık bütünü asla bozdurmayız. Karpuz gibi ikiye böldürmeyiz. Yolumuz açık, hedefimiz iktidardır!




&nbsp;


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Özgür Özel İsmet İnönü Örneğiyle Siyasete Damga Vurdu! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:57:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/ozgur-ozel-ismet-inonu-ornegiyle-siyasete-damga-vurdu-152311-20260721.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/ozgur-ozel-ismet-inonu-ornegiyle-siyasete-damga-vurdu-152311-20260721.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/ozgur-ozel-ismet-inonu-ornegiyle-siyasete-damga-vurdu-152311-20260721.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Emekliler, en düşük emekli aylığının 40 bin lira olmasını istiyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-emekliler-en-dusuk-emekli-ayliginin-40-bin-lira-olmasini-istiyor-36229.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-emekliler-en-dusuk-emekli-ayliginin-40-bin-lira-olmasini-istiyor-36229.html</link>
                    <description><![CDATA[CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Adana Şubesi ile Seyhan Şubesi’nde emeklilerle bir araya geldi. Dr. Şevkin, en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 500 liraya çıkarılmasının yeterli olmadığını belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Emeklilerin derdiyle dertlenen Dr. Şevkin, TÜED Adana Şube Başkanı Ali Vuranay, Seyhan Şube Başkanı Yaşar Tekin ve Adanalı emeklilerle bir araya geldi. Dr. Şevkin, emekli aylıklarına yapılması planlanan 3 bin 500 liralık artışın yetersiz olduğunu belirterek, ocak ayından bu yana aylıkların alım gücünün eridiğini ifade etti.

Dr. Şevkin, emeklilerin yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, "30-35 yıl bu ülkeye hizmet etmiş ve emekliliğinde rahat etmesi gereken emekli büyüklerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Meclis'e emeklilerle ilgili zam konusu gelecek ve ne yazık ki 20 bin lira olan en düşük emekli maaşının 23 bin 500 liraya çıkarılması planlanıyor. Ocak ayından bugüne kadar aslında kaybetmiş olduğu değeri bile karşılamayan bu 3 bin 500 liranın yeterli olup olmadığını değerli büyüklerimizle paylaşmak istiyoruz” dedi.
“EMEKLİ AYLIĞI AÇLIK SINIRI ÜZERİNDE OLMALIDIR”

Emeklilerin en azından açlık sınırı üzerinde aylık almasının yanı sıra bayram ikramiyelerinin en az bir asgari ücret seviyesinde olması gerektiğini kaydeden Dr. Şevkin, “Emeklilerimiz torunlarına harçlık verebileceği, küçük bir tatil yapabileceği, hayatlarını rahatlıkla idame ettirebilecekleri bir ortamın yaratılmasını çok önemsiyoruz. Mücadelemiz emeklilerimizin bu haklarını elde etmesiyle ilgili olacak” diye konuştu.

"EMEKLİ AYLIĞI EN AZ 40 BİN LİRA OLMALI"

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Adana Şube Başkanı Ali Vuranay ise en düşük emekli aylığının en az 40 bin lira olması gerektiğini söyledi. TÜED Adana Şube Başkanı Vuranay da planlanan artışın yeterli olmadığını, emeklilerin geçim sıkıntısı yaşadığını anlattı. Vuranay, şunları söyledi:

"Bu ülkeyi kalkındırmak için yıllarca çalışıp vergi ödeyen, sonunda 'emekli olurum, rahat ederim' diye düşünen insanlarımız maalesef şu anda 23 bin 500 lirayla geçinemezler. İnsanlarımızı görüyoruz, pazara çıkamıyorlar. Pazarda bize dert yanıyorlar. 'Pazara çıkamıyoruz veya alışveriş yapamıyoruz. Yapmış olduğumuz alışverişlerde torunlarımıza bir şeyler, bir meyve yediremiyoruz. Torunlarımıza meyve yedirmekten ziyade kendi evimizde artık istediğimiz gibi beslenemiyoruz' diyorlar. Bu anlamda 23 bin 500 lira hiçbir şey değil. İntibak yasasının getirilmesini istiyoruz. Bayram harçlığının artırılması ve promosyon çalışmalarında hükümetimizin bize yardımcı olması gerekiyor."

En düşük emekli aylığının 40 bin lira olması gerektiğini söyleyen Vuranay, "İnsanlarımızın rahat geçinebilmesi, bir nefes alabilmesi için en az 40 bin lira olması gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

"NE BAYRAM İKRAMİYELERİMİZ ZAMLANDI NE DE ENFLASYON FARKININ DIŞINDA ZAM YAPILDI"

65 yaşındaki emekli Şükran Hallaçoğlu ise emeklilerin yalnızca enflasyon farkıyla değil, seyyanen zamla desteklenmesi gerektiğini belirterek, "İnsanca yaşayabileceğimiz düzgün bir fiyat, iyi bir rakam istiyoruz. Ne bayram ikramiyelerimiz zamlandı ne de enflasyon farkının dışında bir zam yapıldı. Bunun artırılmasını istiyorum" diye konuştu.
“SADAKA GİBİ PARA İSTEMİYORUZ”

Bir başka emekli 70 yaşındaki Mustafa Sarıkaya da “Torunlarımla herhangi bir tatile gidemiyorum. Emeklilerle dalga geçer gibi hareket edilmesine, rencide edilmesine karşıyız. Emekliye sadaka gibi para verilmesini, dalga geçilmesini hayatta istemiyoruz” dedi.

“SEYYANEN ZAM İSTİYORUZ, EK ZAM ŞART!”

TÜED Adana Seyhan Şube Başkanı Yaşar Tekin ise “Her alanda emek vermiş insanlarız. Primlerimizi ödemişiz. En düşük emekli maaşının 23 bin 552 liraya yükseltilmesi planlanıyor. Hakikaten çok zor durumdayız. Daha önce emekliler çoluk çocuğuna yardım ederken şu anda yardıma muhtaç hale geldi. 23 bin 552 lira alan bir emeklinin evi de kiraysa Allah yardımcısı olsun. Geçinmek çok zor. Emeklilerimize seyyanen zam istiyoruz. Ek zam şart” diye konuştu.

“2005’TE 1.5 ASGARİ ÜCRET MAAŞIM VARDI”

68 yaşındaki emekli Ahmet Arslan da “Bizleri bu duruma düşürenler gerçekten yazık etti. 2005’te emekli olduğumda asgari ücretin 1.5 katı maaş alıyordum. 7 adet çeyrek altın alabiliyordum. Çıkarılan yasayla emeklilerin aylık bağlama oran payını yüzde 70’ten yüzde 30’a düşürdüler. Tüm emekli kardeşlerimin buna tepki göstermeleri lazım” ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Emekliler, en düşük emekli aylığının 40 bin lira olmasını istiyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 08:06:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/emekliler-en-dusuk-emekli-ayliginin-40-bin-lira-olmasini-istiyor-111123-20260721.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/emekliler-en-dusuk-emekli-ayliginin-40-bin-lira-olmasini-istiyor-111123-20260721.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/emekliler-en-dusuk-emekli-ayliginin-40-bin-lira-olmasini-istiyor-111123-20260721.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gürer, Böyle Giderse Tüketici Soğan, Patates Dahi Alamaz!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-gurer-boyle-giderse-tuketici-sogan-patates-dahi-alamaz-36220.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-gurer-boyle-giderse-tuketici-sogan-patates-dahi-alamaz-36220.html</link>
                    <description><![CDATA[CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üretim planlaması yapılmadığı için hem üreticinin hem de tüketicinin mağdur olduğunu belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığının son üç yıldır sürekli üretim planlamasıyla ilgili çalışmalar yürüttüğünü açıkladığını hatırlatan Ömer Fethi Gürer, “Ancak ortadaki duruma baktığımızda böyle bir planlamanın hâlihazırda gerçekleşmediği görülüyor. Bunun en somut göstergesi de patates ve soğanda yaşanan markette fiyat artışı, üretici kazanmadığı yerde aracı ve ithalatçı büyük kazanç sağlıyor. Olan tüketiciye de oluyor. Soğan, patates dahi alamaz duruma düşüyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üretim planlaması yapılmadığı için hem üreticinin hem de tüketicinin mağdur olduğunu belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığının son üç yıldır sürekli üretim planlamasıyla ilgili çalışmalar yürüttüğünü açıkladığını hatırlatan Ömer Fethi Gürer, “Ancak ortadaki duruma baktığımızda böyle bir planlamanın hâlihazırda gerçekleşmediği görülüyor. Bunun en somut göstergesi de patates ve soğanda yaşanan markette fiyat artışı, üretici kazanmadığı yerde aracı ve ithalatçı büyük kazanç sağlıyor. Olan tüketiciye de oluyor. Soğan, patates dahi alamaz duruma düşüyor” dedi.

ÜRETİCİ PARA KAZANAMADI, ÜRETİMİ AZALTTI

Tüketicinin bugün soğan ve patates fiyatlarındaki artıştan şikâyet ettiğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu ürünleri üreten çiftçilerin ise geçen yıl para kazanamadıkları için üretimi önemli ölçüde azaltmak zorunda kaldığını söyledi.

Gürer, “Geçtiğimiz yıl yaklaşık 2 milyon 800 bin ton soğan üretildi. Ancak bu üretimin bir bölümü tarlada kaldı. Türkiye, yurt dışı pazar aramak yerine geçen yıl da bu yıl da soğanı ithal ederek üreticinin belini büktü. Üretim planlamadığınız zaman bu olayların yaşanması kaçınılmazdır” diye konuştu.

Üretim planlamasının yalnızca tarlaya ne kadar ürün ekileceğini belirlemekten ibaret olmadığını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, üretilen ürünün korunması ve bir sonraki dönemde de değerlendirilebilmesi gerektiğini belirterek, “Planlama dediğimiz olay, üretilen üründen saklanabilir koşullara sahip olanların bir yıl sonrasında da değerlendirilmesini, tarlada bırakılmamasını sağlamaktır” dedi.

Gürer ayrıca, Türkiye’de ise ürünün bir yıl fazla üretilip tarlada veya depoda kaldığını, sonraki yıl ise üretimin azalması nedeniyle fiyatların yükseldiğini ve ithalata başvurulduğunu söyledi.

YALNIZCA NİĞDE’DE 200 BİN TONA YAKIN PATATES ÇÖP OLDU

Patateste yaşanan israfa dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, üreticinin geçen yıl ürününü çok düşük fiyatlarla satmak zorunda kaldığını belirtti.

Gürer, “Patates geçen yıl tarlada 3 liradan alıcı bulmadı. Daha sonra depolandı. Mayıs ayına kadar depoda bekleyen ürünün yalnızca Niğde’de 200 bin tona yakını çöp oldu. Hayvan yemi oldu, sokağa döküldü” dedi.

Bu kaybın kaçınılmaz olmadığını belirten Gürer, uygun depolama ve koruma koşulları oluşturulmuş olsaydı söz konusu patateslerin bugün hâlâ ekonomik değer taşıyabileceğini ifade etti.

“Eğer bu ürünlerin korunma şartları daha iyi oluşturulsaydı, o patates bugün çürümemiş, hâlâ saklama alanlarında değer bulma noktasına gelmiş olacaktı” diyen Gürer, üreticinin emeğinin ve ülkenin tarımsal kaynaklarının plansızlık nedeniyle heba edildiğini söyledi.

BİR YIL ÜRÜN ÇOK, BİR YIL ÜRÜN AZ

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de üretimin piyasa ihtiyacına göre planlanmadığını belirterek, farklı bölgelerde aynı dönemde piyasaya giren ürünlerin de fiyat dengesini bozduğunu ifade ederek, “Turfanda patates çıktı. Adana’nın, Hatay’ın patatesleri piyasaya verildi. Niğde’de de şu anda Turfanda patates, yani yazlık patatesin sökümü başladı. Üretici ürettiği üründen para kazanamıyor. Artan girdi maliyetleri üreticiyi sıkıntıya sokuyor” dedi.

Üreticinin bir yıl zarar ettiği ürünü bir sonraki yıl ekmediğini belirten Gürer, “Bir yıl ürün çoksa ve üretici para kazanamıyorsa, o yıl ürün çok olduğu için üretici gelecek yıl aynı ürünü ekmiyor. Bunu planlaması gereken Tarım ve Orman Bakanlığıdır. İhtiyaca göre üretim yapılması ve üretim sonucunda ortaya çıkan ürünün de değer bulmasının sağlanması gerekir” ifadelerini kullandı.

ÜRETİCİ KAZANAMIYOR, TÜKETİCİ PAHALIYA ALIYOR

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üretim planlamasının yapılmamasının hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını, tüketicinin ise aynı ürünü daha yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kaldığını belirterek, “Bu sağlanmadığı sürece tüketici daha pahalı ürün alıyor, üretici ürettiğinden kazanamıyor. Aracılar bu işte piyasayı belirliyor. Onların belirlediği piyasada da vatandaş soğanda, patateste dahi sıkıntı yaşıyor” dedi.

Bugün patates ve soğan fiyatlarında yaşanan artışların arkasında üretim planlamasının bulunmadığını belirten Gürer, “Bir yıl ürünün çok olup çöp olması, bir yıl ürünün az olup fiyatların artması, ithalata yönelinmesi ve üreticinin belinin bükülmesi… Yaşanan tablo budur” diye konuştu.

ÜRETİM PLANLAMASI VARSA ÜRÜN NEDEN ÇÜRÜYOR?

Tarım ve Orman Bakanlığının üretim planlaması yaptığını açıklamasına rağmen sahadaki tablonun bu söylemlerle örtüşmediğini ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Eğer ortada gerçekten bir üretim planlaması varsa bu ürün niye üretildikten sonra çürüyor? Niye üretici zarar ediyor? Üretim planlaması varsa neden bir yıl ürün fazlalığı nedeniyle üretici ürününü satamıyor, sonraki yıl ise aynı ürünün fiyatı yükseliyor?” diye sordu.

Kamu eliyle üretilen ürünlere alım garantisi getirilmesi gerektiğini belirten Gürer, üreticinin ürününü satamaması ve ürünlerin çöp olmasının önüne geçilmesi gerektiğini söyledi.

KAMU ELİYLE ALIM GARANTİSİ GETİRİLMELİ

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gittiği köylerde hayvan yemi hâline gelen veya sokağa dökülen patatesleri gördüğünü, yaşanan israfın doğru politikalarla önlenebileceğini belirterek, “Gittiğim köylerde gördüğüm hayvan yemi olmuş patatesler bugün eğer saklanabilseydi, korunabilseydi ya da çiftçiden ederine alınması sağlansaydı patates ve soğanda sorun yaşanmazdı. İşin başı, bu konudaki yürütücü aklın piyasayı tüccara ve ithalatçıya bırakmış olmasıdır. Gerekli önlemler ve planlama sağlanmamıştır” dedi.

BİR YIL ÖNCEDEN NE KADAR ÜRETİLECEĞİ BELİRLENMELİ

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gerçek bir üretim planlamasının nasıl yapılması gerektiğini ve planlamanın üretimden çok daha önce başlaması gerektiğini belirterek, Planlama dediğiniz şey, bir yıl önceden nerede, ne kadar, hangi ürünün ekileceğinin veya dikileceğinin belirlenmesidir. Bunun üzerinden alım garantisi getirilecek. Alım garantisi kapsamında çiftçiye, ‘Girdi maliyetlerine göre sen zarar etmeyeceksin, makul bir kârla ürününü alacağım’ denilecek” ifadelerini kullandı.

Üretim maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini de vurgulayan Gürer, özellikle gübre başta olmak üzere temel tarımsal girdilerin sübvanse edilmesi gerektiğini söyledi.

Gürer, “Üreticinin maliyetini düşürmek için gübre başta olmak üzere temel girdiler sübvanse edilmelidir. Çiftçi ne üreteceğini, ürününü kime ve hangi koşullarda satacağını bilmelidir. Üretici ürettiği üründen kazanmalı, tüketici de ürünü uygun fiyata alabilmelidir” dedi.

Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarım politikalarının tüccar ve ithalatçı merkezli olmaktan çıkarılarak üretici merkezli hâle getirilmesi gerektiğini belirterek, gerçek anlamda üretim planlaması, alım garantisi, uygun depolama imkânı ve girdi maliyetlerini düşürecek destekler hayata geçirilmeden patates ve soğan başta olmak üzere tarımsal ürünlerde yaşanan sorunların çözülemeyeceğini ifade etti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Gürer, Böyle Giderse Tüketici Soğan, Patates Dahi Alamaz! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 06:37:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-boyle-giderse-tuketici-sogan-patates-dahi-alamaz-100744-20260720.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-boyle-giderse-tuketici-sogan-patates-dahi-alamaz-100744-20260720.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/gurer-boyle-giderse-tuketici-sogan-patates-dahi-alamaz-100744-20260720.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Er Gazileri İçin Kanun Teklifi Geliyor! Dervişoğlu Talimatı Verdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-er-gazileri-icin-kanun-teklifi-geliyor-dervisoglu-talimati-verdi-36213.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-er-gazileri-icin-kanun-teklifi-geliyor-dervisoglu-talimati-verdi-36213.html</link>
                    <description><![CDATA[İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, emsal özlük hakları için Güvenpark’ta eylem
yapan er şehit ailelerini ve er gazilerini ziyaret etti. İYİ Parti TBMM Grubuna talimat
verdiğini söyleyen Dervişoğlu, problemlerin çözümü için kanun teklifi hazırlayacaklarını
açıkladı. “Teröristlere tanınmak istenen imtiyazları; kendi şehidinden, kendi gazisinden ve
onların ailesinden esirgeyen devlete, devlet denmez” diyen Dervişoğlu, terörle mücadele
sırasında bacağını kaybeden bir gaziye seslenirken duygusal anlar yaşadı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Güvenpark'ta hak arayışlarına devam eden er şehit
ailelerine ve gazilerine destek ziyaretinde bulundu.




Yaşadıkları problemleri anlatan Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu Genel Başkanı Erdem
Çerçioğlu, “Er şehit ailelerinin ve er gazilerinin emsal özlük haklarıyla ilgili sıkıntıları olduğu
için böyle bir platform kurduk. İki kişi düşünün; bir tanesi teğmen diğeri er olarak asker. Aynı
çatışmada aynı terörist kurşunuyla yaralanan iki kişi. Teğmen olan emsal özlük hakkı aldığı için
albaylığa kadar yükselebiliyor ve bütün özlük hakları o şekilde devam ediyor. Er olan gazimiz
ise Emekli Sandığı’na bağlı emekli olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına devroluyor.
Milli Savunma Bakanlığı hiçbir şekilde bizi kabul etmiyor. Kullanılıp atılmış bir mendil gibi bir
kenara atılabiliyoruz. Bizim maddiyatla işimiz yok ancak bu bize bir statü de getirmiyor” dedi.
“Er gazilerin protezi kırıldığında yıllarca bekliyorlar








Er gaziler ile rütbeli gazi askerlerin sağlık hizmetlerinden yararlanmasındaki farklara değinen
Çerçioğlu, “Engelli duruma düşmüş rütbeli bir asker sağlık hizmetlerinden sonuna kadar
faydalanabiliyor. Protezi kırılırsa hemen değiştiriyor ya da yurt dışında tedavi hakları var. Ama
er gazi olanın bir protezi kırıldığında, 5 yıl beklemek zorunda” ifadelerini kullandı.
“Er şehit anneleri sosyal tesisin kapısından içeri alınmıyor”
Sosyal tesislerin kullanılmasına dair haklardaki farklılıklara işaret eden Çerçioğlu, “Bir er şehit
anası, çay içmeyi bırakın lavabosunu kullanmak için sosyal tesislere gitse, rütbeye binaen
alındığı için kapıdan içeri bile giremiyor. Böyle bir rezilliği dünyanın başka hiçbir yerinde
göremezsiniz” şeklinde konuştu.








“Bu ülke 5000 vatan evladına bakamıyorsa, herkesin düşünmesi gerekir”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki kez söz vermesine ve Milli Savunma
Komisyonu’nun defalarca toplanmasına rağmen sorunlarının çözülmediğini aktaran Çerçioğlu,
“Toplasanız 1200 er şehit ailesi, 3800 er gazimiz var. 85 milyonluk ülke 5000 vatan evladına
bakamıyorsa, herkesin elini vicdanına koyup düşünmesi gerekir” diye ekledi.
Dervişoğlu açıkladı: İYİ Parti kanun teklifi verecek




Yaşanan problemlere dair bilgi sahibi olduğunu belirten İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat
Dervişoğlu ise “Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde parlamento grubuna talimat verdim. Konuyla
ilgili bir kanun teklifi hazırlanıyor. Ankara milletvekillerimiz, diğer milletvekilleriyle birlikte bu
sorunun peşinde. “Tarihin üzerime yüklediği sorumluluğun icabını yerine getireceğim”
“Şimdi bir hak arayışı var. Haklıyken haksız duruma düşmemek gerekir” diyen Dervişoğlu,
“Dolayısıyla önce problemin çözülmesine yönelik adımları doğru bir biçimde atmaya muvaffak
olabilmeliyiz. Benim burada bulunmam herhangi bir derdi çözmüyor. Ben sizin dertlerinizle
zaten en başından bu yana hemderdim. Benim burada bulunmam sesinizin uzaklara gitmesini ve
daha geniş toplum kesimlerinin haberdar olmasına vesile oluyor. Ben tarihin üzerime yüklediği
sorumluluğun icabını yerine getireceğim. Bundan emin olabilirsiniz.” ifadelerini kullandı.
“Kurşun nasıl adres olmuyorsa, gazilik de şehitlik de ayrılamaz








Gaziliğin önemli bir rütbe şehitliğin ise en yüce mertebe olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, “Acı
olan; bunun beşeri sıfatlamalarla birbirinden ayrılmasıdır. Gazilik kalıcı bir rütbedir. Şehitlik
büyük bir mertebedir. Ere göre ayrı şehitlik, subaya göre ayrı şehitlik olmaz. Çoğu insanımız
uzuvlarını terörle mücadelede kaybetti. Kurşun nasıl adres olmuyorsa; gazilik de şehitlik de rütbe
olarak ayrılamaz ve farklı farklı adreslere yönlendirilemez. Ben bu hususu TBMM kapanmadan
dile getireceğim. Bu son gelişim de değil. Bu problem çözülünceye kadar siz burada olacaksanız
ben de burada olacağım” şeklinde konuştu.








“Allah'ın huzurunda size söz veriyorum…”
Dervişoğlu, “Biz isteriz ki devlet görev ve sorumluluğunu yerine getirsin. Görev ve
sorumluluğunu yerine getiremeyenler varsa Allah'ın huzurunda size söz veriyorum; biz o
sorumluluğu yerine getireceğiz ve ne gerekirse de yapacağız. Hamasi şeyler söylemek
istemiyorum. Buradaki tabloyu da siyasallaştırmak istemiyorum. Burada bulunuşum sadece
farkındalığı arttırmak üzeredir. Ama asıl yerine getirdiğim insani sorumluluğumuzdur.
Dolayısıyla buradaki insanların pozisyonundan kaynaklanarak herkese insani bir sorumluluk
düşer. Ankara halkını da bu sorumluluğu yerine getirmeye davet ediyorum. Gazilerimiz, gazi ve
şehit ailelerimiz yalnız değildir. Türk milleti onların yanındadır. Ankara onların yanındadır.
Müsavat Dervişoğlu ve arkadaşları da onların yanındadır. Teröristlere tanınmak istenen
imtiyazları; kendi şehidinden, kendi gazisinden ve onların ailesinden esirgeyen devlete devlet
denmez” diye ekledi.




Dervişoğlu’nun duygusal anları
Konuşmasının sonunda terörle mücadele sırasında bacağını kaybeden bir gaziye “Senin ayağına
kurban olayım ben” diyen Dervişoğlu, duygusal anlar yaşadı.



&nbsp;




 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Er Gazileri İçin Kanun Teklifi Geliyor! Dervişoğlu Talimatı Verdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 07:39:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/er-gazileri-icin-kanun-teklifi-geliyor-dervisoglu-talimati-verdi-110029-20260718.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/er-gazileri-icin-kanun-teklifi-geliyor-dervisoglu-talimati-verdi-110029-20260718.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/er-gazileri-icin-kanun-teklifi-geliyor-dervisoglu-talimati-verdi-110029-20260718.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında, Türkiye Küresel Hesapları Bozuyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.newsfindy.com/haber-devlet-bahceli-tbmm-grup-toplantisinda-turkiye-kuresel-hesaplari-bozuyor-36197.html</guid>
                    <link>https://www.newsfindy.com/haber-devlet-bahceli-tbmm-grup-toplantisinda-turkiye-kuresel-hesaplari-bozuyor-36197.html</link>
                    <description><![CDATA[Devlet Bahçeli  TBMM Grup Toplantısında Tarihi şanlı direnişlerle dolu olan Ankara, ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi ile küresel diplomasi ve güvenliğin yeni merkezi olduğunu kanıtlarken; savunma sanayiinden Mavi Vatan hassasiyetlerine kadar kritik konuların masaya yatırıldığı zirve, Türkiye’nin küresel denklemleri kuran ve koruyan stratejik gücünü bir kez daha dünyaya gösterdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu mümtaz çatısı altında, sizlerle bir kez daha bir araya gelmekten bahtiyarlık duyuyor; her birinizi en derin kardeşlik duygularımla ve muhabbetle kucaklıyorum.&nbsp;

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Tarihin bazı perdeleri vardır; sadece geçmişte olup biteni göstermekle kalmaz, içinde yaşadığımız zamana da çarpıcı bir şekilde ayna olur.

Henüz görünmeyenin işaretlerini, bilinmeyenin haberini ve geleceğin muhtemel istikametlerini de aynı anda sezdirir.

Bazı meclisler vardır ki yüzeyde yalnızca devlet başkanlarının teşekküllerinden ibaret görünse de derinlerdeki niyetleri, milletlerin karakterlerini, saklı kalmış güç merkezlerini ve zamanın henüz duyulmayan ayak seslerini tek bir mekânda düğümler.

Bazı şehirler vardır ki ev sahipliği yaptıkları hadiseyle değil, hadisenin ruhuna kazandırdıkları mana ve tarihin akışına attıkları imzayla hüviyetlerini tasdik eder.

İşte Ankara böyledir.

Polatlı bozkırlarından yankılanan top seslerine rağmen adımlarını geriye kaçırmayan, Sakarya’nın kanla yoğrulmuş siperlerinde milletimizin varlık-yokluk imtihanına şahitlik eden, Ulus’ta duaların, tekbirlerin ve istiklal yeminlerinin birbirine karıştığı büyük direniş iradesinin ilk Meclis’in duvarlarına sindiği Ankara; dün esarete geçit vermeyen milli mücadelenin karargâhı, bugün ise dünya liderlerini ağırlayarak küresel siyasetin rotasını çizen pusuladır.

Ankara, işgal kapıya dayandığında geri çekilmeyen iradenin; yokluk içinde devletimizi küllerinden yeniden doğuran, ateşten gömlek giyip milletine istiklal biçen ferasetin adıdır.

Bir zamanlar direnişin karargahı olan bu aziz şehir, bugün küresel güvenlik mimarisinin tartışıldığı uluslararası platformlara ev sahipliği yaparken; yeni dönemin stratejik tartışmalarına istikamet kazandıran bir merkez olduğunu göstermiştir.

Bu sebeple Ankara’da toplanan NATO Zirvesi’ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır.

Ankara’da, yetmiş yılı aşan ittifak hukukunun muhasebesi yapılmış; Soğuk Savaş yıllarının hayalet cephe hatlarından bugünün çok katmanlı güvenlik bunalımlarına uzanan uzun yolun hesabı görülmüştür.

Ankara’da; 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna’ya verilen askeri desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa’nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran’ın nükleer programından Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye’de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerimize kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır.

Ankara’da, müttefikliğin yalnızca kameraların parlak ışıkları altında verilen pozlardan, kriz günlerinde yayımlanan yavan kınama mesajlarından, kürsülerde cilalanmış cümleleri birbiri ardına sıralamaktan ibaret olmadığı; hakiki müttefikliğin hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine bina edileceği açıkça anlaşılmıştır.

Zira devletler de ittifaklar da kürsülerden haykırılan süslü beyanların geçici cazibesiyle değil; badire anlarında sınanan sadakatlerin, yük omuzlara çöktüğünde gözlerin çevrildiği adaletin, gecesini gündüzüne katarak çalışan iradenin gösterdiği sebatla ayakta durur.&nbsp;

Kadim Türk devlet mirası, bu hakikati zamanın aşındıramadığı bir mutlak esas olarak akıllarımıza nakşetmiştir.

Bilge Tonyukuk’un bin yılı aşkın zaman önce “Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım” derken anlattığı şey ne kadar yorulduğu değil; devleti kurmanın, devleti yaşatmanın ve milleti felaketten sakınmanın bedelinin ne denli ağır olduğudur.

Bugün de karşımızdaki resim aynı duruma işaret etmektedir.&nbsp;

Şimdi size soruyorum: Zamanın akışını kim okuyacaktır?

Görünürdeki sükunetin altında kaynayan kazanların ateşini kim teşhis edecektir?

Müttefiklik sözlerinin arkasındaki samimiyet derecesini kim ölçecektir?

Dostluk beyanlarının satır aralarında saklanan menfaat hesaplarını kim fark edecektir?

Krizlerin gölgesinde kurulan yeni denklemleri, diplomatik tebessümlerin gerisindeki soğuk hesapları kim görecektir?

Kim sabretmeyi bildiği kadar set çekmeyi, müzakere etmeyi bildiği kadar hakkını müdafaa etmeyi gösterecektir?

Cevap bellidir. O da Türkiye’dir.

Türkiye, NATO’da yalnızca jeostratejik konumuyla değil; tarihi birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve milli kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin eriştiği siyasi ve stratejik seviye, Ankara Zirvesi’nde bir kez daha tebarüz etmiştir.

Bugün NATO yeni bir devrin şafağındadır.

Bu devir, yalnızca savunma bütçelerinin sağına sıfırların eklenip rakamca büyütüldüğü bir devir değildir. Bu devir; kağıttaki taahhüdün fabrikada üretime, üretimin sahada kabiliyete, kabiliyetin caydırıcılığa, caydırıcılığın da barışın teminatına dönüşeceği yeni bir merhaledir.

Böylesi bir çağda güvenlik; yalnızca bütçenin büyüklüğüyle değil, o bütçeyi kabiliyete çevirecek üretim sürekliliğiyle ölçülecektir.

Bugün NATO’nun önündeki mevzu aslında budur.

İttifak, bu yeni güvenlik çağının idrakine varmış mıdır?

Külfet ve yük paylaşımını gerçek bir adalet zeminine oturtacak mıdır?

Savunma sanayiini birkaç ülkenin imtiyazlı alanı gibi görmekten vazgeçecek midir?

Müttefikleri arasında örtülü ambargo, lisans kısıtlaması, siyasi blokaj ve tedarik engeli gibi ittifak hukukunu yaralayan çelişkileri ortadan kaldırabilecek midir?

Ankara Zirvesi, işte bu soruları NATO’nun önüne koymuştur.

Sayın Cumhurbaşkanımızın savunma sanayii kısıtlamalarının sona erdirilmesine dair çağrısı, Ankara Zirvesi’nin başlıca ikazlarından biridir.

CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 sürecinin yeniden ele alınması yönünde beliren irade önemlidir; ancak üzerinde durmamız gereken husus, Türkiye’nin yıllardır karşı karşıya bırakıldığı haksız muamelenin ittifak düzeninde meydana getirdiği itimat aşınmasını gidermektir.

Zira Türkiye’nin sahadaki fedakârlığını kabul edip savunma kabiliyetini siyasi hesapların konusu yapmak, akıl karı değildir.

Şayet bugün şanlı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harp envanterinde yerli ve milli üretim oranımız yüzde seksenleri aşıp muazzam bir şahlanışa dönüşmüşse; bu görkemli tablo, milletimize dayatılan esaret cenderesinin nasıl parçalandığının resmidir.

Bu sebeple Türkiye namına bu saatten sonra atılacak her olumlu adım, bir lütuf değil, geç de olsa güç de olsa hakkaniyet ve hakikat ibresinin yerini bulmasıdır.

Değerli Milletvekilleri,

Yeni güvenlik çağının en dikkat çekici taraflarından biri de uzay, veri ve istihbarat boyutunun artık savunmanın ayrılmaz parçası haline gelmesidir.

Bu bakımdan İMECE başlığı son derece anlamlıdır.

İMECE’nin NATO’nun uzay ufkunda yeni bir kabiliyet olarak gündeme gelmesi, Türkiye’nin savunmayı yalnızca karada, denizde ve havada değil, uzayda da düşünen bir devlet aklına ulaştığını göstermektedir.&nbsp;

İMECE, Türk mühendisinin mavi gökleri aşan kabiliyeti, semaların ötesini görüp feza karanlığını al bayrağımızla aydınlatmayı düşleyen milli teknoloji hamlesidir.

Uzayın zifiri karanlığını delip geçen İMECE, gök kubbeyi yırtan KAAN’ın çelik kanatlarında kendini gösteren irade, yerli ve milli savunma davamızın insansız muharebe sahasındaki öncüsü KIZILELMA, göklerdeki yeni nizamın habercisi olan AKINCI ve AKSUNGUR, Mavi Vatan’ın engin sularında tüm heybetiyle süzülen TCG ANADOLU ve MİLGEM şaheserleri, karada düşmanın yüreğine korku salan ALTAY tankımız, tehditleri berhava eden Tayfun ve Bora füzelerimiz, Vatan sathını uçtan uca saran çelik kubbemizin kilit taşları mesabesindeki Siper ve Hisar sistemlerimiz; karada, denizde, havada ve uzayda hükümranlık haklarımızın tavizsiz muhafızlarıdır.

Böylesi devasa bir envantere elbette kolay ulaşmadık.

Can Azerbaycan Türkü merhum şair Hüseyin Cavid’in dizelerinde ifade ettiği gibi: “Her karanlıkta çırpınır bir nur, her hakikatte bir hayal uyur.”

Karşımızdaki bu muzaffer tablo; karanlıkta çırpınan nurun seher vaktine kavuşmasının, sabırla büyüyen hayallerin çelikten hakikatlere dönüşmesinin adıdır.

“Türk’e imkânsız de sonra da otur izle” dediğimiz noktada yedi düvele seyrettirdiğimiz nihai utkudur.

Yıllarca ilmek ilmek dokunan o vakur sabrın, ambargoların paslı prangalarını söküp atan Türk mühendislerimizin keskin zekalarının, savunma sanayinde ter döken işçilerimizin emeklerinin bereketli mahsulüdür.

Atalarımızın dediği gibi kimi komşular, insanı mal sahibi yapar.

Savunma sanayiindeki bu emsalsiz şahlanışın kökleri, doğrudan doğruya maruz kaldığımız tarihi dayatmaların o çetin tecrübelerinde aranmalıdır.&nbsp;

Kıbrıs Barış Harekatı’nın hemen ardından boynumuza dolanmak istenen ambargo kementleri, terörle mücadelede sahnelenen o ikiyüzlü diplomasi, F-35 dehlizlerinde kurulan sinsi tuzaklar ve CAATSA yaptırımlarıyla örülen suni duvarlar, asil milletimize kendi göbeğini kesmekten başka hiçbir yol bırakmamıştır.&nbsp;

Ram olmayı elinin tersiyle iten Türk devleti, asil fıtratının gereğini layıkıyla yerine getirmiş, kendi öz cevherine rücu ederek etrafındaki muhasara çemberini paramparça etmiştir.&nbsp;

Asırlar evvel otağını bizzat kuran, kılıcını kendi örsünde döven, sancağını en ön safta göğüsleyen o kudretli ruh; çağımızda yerli ve milli savunma sanayimizle yeniden hayat bulmuştur.

Şunu çok iyi biliyoruz ki; semaları titreten füzelerimizin, ufukları Türk milletinin hasımlarına dar eden savaş uçaklarımızın ve deryaları yaran gemilerimizin asıl kudreti, o çeliğe can veren Türk ordusunun şanından neşet etmektedir.

Bu muazzam gurur, merhum şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın o muazzam dizelerinden bizlere seslenmektedir:

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi,

Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi,

Ta ki, yükselen ezanlarla müeyyed namın

Galib et, çünkü bu son ordusudur İslamın.”

Değerli Dava Arkadaşlarım,

NATO Ankara Zirvesi müzakereleri devam ederken, dünyanın dikkati bir anda Ankara ile Hürmüz Boğazı arasında bölünmüştür.

Zirve devam ederken Trump mutabakat sürecinin kendisi için bittiğini ifade etmiştir. Bu gelişme yalnızca Vaşington – Tahran hattında yoğunlaşan gerilim ile nükleer program başlığı altında sarmala dönen ihtilafın ifadesi değildir.

Daha iki hafta önce bu kürsüden mutabakat sözlerine ilişkin duyduğumuz memnuniyeti ve fakat temkinli yaklaştığımızı söylemiş, verilen sözün nihayete ulaşmasının önemini ifade etmiştik.

Devletler arasında tesis edilen mutabakatın itibar ve bağlayıcılığına vurgu yapmıştık.

Diplomasinin barışa susamış insanlığın ağzına bir parmak bal çalmak için kullanılan geçici bir aldatmaca mı, yoksa savaşın yolunu kapatacak samimi ve kalıcı bir çözüm iradesi mi diye sormuştuk.

Henüz kısa bir süre önce bölgeye umut veren, çatışmanın ateşini kesen ve nihai anlaşmaya ulaşılması için bir takvim ortaya koyan mutabakatın, daha bir ay geçmeden etkisizleştirilmesi, ardından İran topraklarının yeniden bombalanması, barış ihtimaline duyulan güveni sarsmıştır.

Burada hadiselerin sırasını tersine çevirmemek lazımdır.

İran, mutabakatın tarafıyken saldırıya uğramıştır.

İran şehirleri bombalanmış, İran vatandaşları hayatlarını kaybetmiş, ülkenin egemenlik sahası askeri müdahalenin hedefi olmuştur.

Bu gerçek görmezden gelinerek Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazını kapatma yönünde daha sonra aldığı kararları, öncesinde hiçbir gelişme yaşanmamış gibi müstakil bir saldırganlık başlığı altında değerlendirmek doğru, hakkaniyetli ve vicdanlı bir yaklaşım olmayacaktır.

Sebebi sonuç, sonucu sebep gibi göstermek; hakikati baş aşağı çevirmekten başka bir anlama gelmeyecektir.

İran’ın ülkesine yönelen saldırılar karşısında güvenliğini koruma, egemenlik haklarını müdafaa etme ve milletinin can emniyetini sağlama hakkı vardır.

Hiçbir devlet, imza attığı mutabakatın kendisini koruyacağına inanırken ansızın bombalanmayı sineye çekmek mecburiyetinde değildir.

Hiçbir millet, topraklarına düşen bombaları sükûnet telkinleriyle karşılamak zorunda değildir.

İran’dan itidal bekleyenlerin, öncelikle İran’ı hedef alan askeri müdahalenin hangi meşru gerekçeyle bağdaştığını izah etmeleri gerekmektedir.

ABD’nin İran’ın nükleer programı, bölgedeki askeri faaliyetleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemilerin emniyetiyle ilgili kaygılarının olması da elbette tabiidir.

Bu kaygıların müzakere masasında ele alınması, denetlenebilir hükümlere bağlanması ve karşılıklı güvencelerle giderilmesi mümkündür.

Nitekim varılan mutabakatın maksadı da budur.

Ancak güvenlik kaygısı, bölgemizde daha büyük bir kriz ve kaos meydana getirmenin gerekçesi yapılamaz.

Devletler arası münasebetler, bir gün geçerli sayılıp ertesi gün keyfe keder gerekçelerle hükümsüz ilan edilen şahsi tasarruflarla değil; ahde vefa ilkesiyle yürütülür.

ABD Başkanı’nın “mutabakat benim için bitti” açıklaması bu nedenle sorunludur.

Mutabakat bir şahsın değil, devletlerin taahhüdüdür.

İran’la bugün varılan mutabakatın yarın kolaylıkla terk edilmesi, yalnız Tahran’ın değil, gelecekte Vaşington’la masaya oturacak bütün başkentlerin zihninde aynı soruyu doğuracaktır:

Buhran kazanı ne zaman yeniden kaynamaya başlayacaktır?

Kargaşanın fitili hangi bahaneyle tekrar ateşlenecektir?

Müzakere masasının altına döşenen saatli bomba ne zaman infilak edecektir?

Barış ümidi hangi hesap uğruna bir kez daha kursaklarda bırakılacaktır?

Bu sorular cevapsız bırakılamaz.

Üstelik söz konusu açıklamanın NATO Zirvesi sırasında yapılması da başlı başına düşündürücüdür.

NATO’nun caydırıcılığı yalnız askeri envanterinin büyüklüğüne, savunma harcamalarının miktarına veya harekât kabiliyetinin genişliğine dayanmaz.

İttifakın gerçek kuvveti, üyelerinin sözüne duyulan güven, alınan kararların öngörülebilirliği ve müttefiklik hukukunun muhafazasıdır.

Uluslararası bir mutabakatın süratle terk edildiği, askeri müdahalenin müzakerenin önüne geçtiği bir vasatta; aynı anda ittifak hukukundan, karşılıklı güvenceden ve müşterek güvenlikten söz etmek ciddi bir çelişki doğuracaktır.

Bir taraftan müttefiklere uzun vadeli taahhütler verilirken, diğer taraftan birkaç hafta önce imzalanan bir mutabakatın sona erdiğinin açıklanması, kaçınılmaz olarak güvenilirlik meselesini gündeme taşıyacaktır.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılması da işte bu kopuşun ardından meydana gelmiştir.

Hürmüz’de oluşan tabloyu, İran’ın sebepsiz ve keyfî bir tasarrufu gibi takdim etmek gerçeklerin yalnızca yarısını anlatmaktır.

Hürmüz; dünya ekonomisinin, enerji arzının, deniz ticaretinin ve milyonlarca insanın geçim şartlarının birbirine bağlandığı stratejik bir geçittir.

Burada yaşanan her kesinti, petrol ve doğal gaz taşıyan gemilerden başlayarak üretim maliyetlerine, ulaşım giderlerine, gıda fiyatlarına ve nihayet vatandaşların sofrasına kadar uzanacaktır.

Hürmüz’deki kilitlenmenin anahtarı da kaynağı da mutabakatın bozulduğu yerde aranmalıdır.

Müzakere masasının hükmü korunup askerî yöntemlere müracaat edilmeseydi bugün Hürmüz Boğazı’nın kapanmasını değil, nihai anlaşmanın hangi esaslar üzerinde yükseleceğini konuşuyor olacaktık.

Bu nedenle öncelikle saldırılar durdurulmalı, mutabakatın ihlal edilen hükümleri yeniden işler hale getirilmeli, taraflar karşılıklı yükümlülüklerine riayet etmelidir.

Barış kapısı kısa süre önce aralanmıştır.

Bu kapıyı yeniden kapatan gelişmelerin üzerine soğukkanlılıkla gidilmelidir.

Barışın önüne düşen gölgeyi kaldırma sorumluluğu, mutabakatın taraflarına aittir.

ABD, askeri müdahalenin müzakereyle bağdaşmayan sonuçlarını görmeli ve verdiği taahhütlerin gereğine dönmelidir.

İran da Hürmüz’deki geçişlerin yeniden emniyet içinde yürütülmesini sağlamalıdır.

Hürmüz’den yükselen gerilim, daha büyük bir felakete dönüşmeden durdurulmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da barıştan yana tavizsiz tavrını kararlılıkla sürdürecek ve bölgesel istikrarın korunması adına üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam etmelidir.

Unutmayalım ki savaşın kazananı olmadığı gibi, verilen söze sadakatin kaybedeni de olmayacaktır.

Değerli Milletvekilleri,

Ankara Zirvesi’nin ardından Avrupa başkentlerinde yeniden ele alınması şart olacak, Brüksel koridorlarında tekrar gündeme oturacak en mühim başlıklardan biri, Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakere sürecidir.

Avrupa’nın stratejik geleceği yeniden masaya yatırılmalı ve hakkaniyetli bir gelecek planı oluşturulmalıdır.

Çünkü bugün Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu sorunlar, artık eski ezberlerle yönetilemeyecek kadar ağırlaşmıştır.

Enerji arz güvenliğinden düzensiz göçe,

Savunma kapasitesinden demografik daralmaya,

Tedarik zincirlerinden ekonomik rekabete kadar uzanan geniş bir alanda Avrupa yeni bir yol ayrımına gelmiştir.

Bu yol ayrımında görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir hakikat vardır:

O hakikatin adı da Türkiye’dir!

Ukrayna sahasından Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Ortadoğu’ya kadar uzanan geniş jeopolitik kuşakta Türkiye’nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi kalıcı olamayacaktır.

Türkiye’nin hesaba katılmadığı hiçbir enerji koridoru sürdürülebilir olmayacaktır.

Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı hiçbir bölgesel istikrar projesi başarıya ulaşamayacaktır.

Bu durum bir temenni değil, değişen dünyanın ortaya çıkardığı stratejik bir gerçektir.

Ne var ki Avrupa Birliği, uzun yıllardır bu gerçeği görmek yerine günü kurtaran siyasi reflekslerle hareket etmeyi tercih etmiştir.

Türkiye’nin üyelik süreci teknik kriterlerden çok siyasi ön yargılarla değerlendirilmiştir.

Açılması gereken fasıllar bloke edilmiş,

Yerine getirilmesi gereken yükümlülükler ertelenmiş,

Verilen sözler tutulmamış,

Türkiye’nin haklı beklentileri sürekli başka gündemlerin gölgesinde bırakılmıştır.

Bu yaklaşım yalnızca Türkiye’ye değil Avrupa’ya da zarar vermiştir.

Çünkü Avrupa Birliği, Türkiye’yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır.

Türkiye’yi dışarıda bırakarak Avrupa’nın daha güçlü olacağını düşünenler, bugün karşı karşıya kaldıkları güvenlik ve istikrar sorunlarına dönüp bakmalıdır.

Sorulması gereken sorular şunlardır:

Türkiye’nin dışlandığı yıllar Avrupa’ya ne kazandırmıştır?

Göç krizleri mi çözülmüştür?

Enerji güvenliği mi sağlanmıştır?

Savunma kapasitesi mi güçlenmiştir?

Jeopolitik kırılganlıklar mı ortadan kalkmıştır?

Bunların hiçbirisi gerçekleşmemiştir.

Aksine Avrupa, her geçen gün daha fazla stratejik belirsizlikle karşı karşıya kalmıştır.

Bu nedenle Türkiye’nin Avrupa Birliği süreci artık yalnızca üyelik müzakereleri başlığı altında ele alınabilecek bir mesele olmaktan çıkmıştır.

Mesele, Avrupa’nın kendi geleceğini nasıl tasavvur ettiğidir.

Mesele, Avrupa’nın jeopolitik gerçeklerle yüzleşip yüzleşmeyeceğidir.

Mesele, Avrupa’nın stratejik aklı ile ideolojik önyargıları arasında hangi tercihi yapacağıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak görüşümüz açıktır:

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkileri karşılıklı saygı, egemen eşitlik ve hakkaniyet temelinde ilerlemelidir.

Türkiye ne bir yükümlülükten kaçmaktadır ne de bir ayrıcalık talep etmektedir.

Türkiye yalnızca kendisine karşı dürüst olunmasını istemektedir.

Türkiye yalnızca çifte standartların son bulmasını istemektedir.

Türkiye yalnızca ortaklık hukukunun gereğinin yerine getirilmesini istemektedir.

Elbette Gümrük Birliği’nin güncellenmesi önemlidir.

Elbette vize serbestisi sürecinin tamamlanması önemlidir.

Elbette ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi önemlidir.

Ancak bunlardan daha önemli olan husus, Avrupa’nın Türkiye’yi artık geçici ihtiyaçların hatırlandığı, kriz zamanlarında kapısı çalınan, işler normale döndüğünde ise yeniden ötelenen bir ülke gibi görme alışkanlığından vazgeçmesidir.

Türkiye’nin yeri Avrupa’nın bekleme salonu değildir!

Türkiye’nin yeri stratejik kararların şekillendiği masalarda hak ettiği ağırlıkla bulunmaktır.

Bu çerçevede son günlerde Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Türkiye’nin Avrupa güvenlik mekanizmalarındaki rolünü Adalar Denizi’ndeki ihtilaflara bağlayan açıklamaları son derece vahimdir.

Avrupa’nın güvenliğini Atina’nın dar siyasi hesaplarına mahkûm etmek ne akılcıdır ne de sürdürülebilirdir.

Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkiler üçüncü ülkelerin ön yargılarına, seçim hesaplarına veya tarihi korkularına rehin bırakılamaz.

Hiçbir ülke kendi ikili sorunlarını Avrupa’nın müşterek güvenlik gündemi gibi sunma hakkına sahip değildir.

Hiçbir başkent Türkiye’nin meşru hak ve menfaatlerini tartışma konusu yapamaz.

Türkiye’nin milli hakları müzakere masalarında pazarlık unsuru değildir.

Türkiye’nin egemenlik hakları herhangi bir siyasi şantajın konusu olamaz.

Bu hususta tavrımızın değişmesi söz konusu dahi olamaz.

Ancak burada altını özellikle çizmek istediğim konu, bu tartışmayı yalnızca Yunanistan veya belirli ihtilaflar düzeyine indirgememektir.

Çünkü burada yatan niyet, söze dökülenden daha büyüktür.

Ve Avrupa’nın yeni dünya düzeninde nasıl bir konum alacağı bu niyete ortak olup olunmadığının sınanmasıdır.

Avrupa Türkiye ile birlikte mi hareket edecek, yoksa eski önyargıların esiri olarak mı kalacak?

Önümüzdeki yıllar bu sorunun cevabını verecektir.

Fakat hangi şart altında olursa olsun değişmeyecek bir gerçek varsa o da şudur:

Türkiye Avrupa için bir seçenek değil, içine düştüğü kuyuya uzanan güvenli halattır!

Türkiye Avrupa’nın güvenliği, istikrarı, enerji arzı, ticaret yolları ve jeopolitik dengesi bakımından vazgeçilmez bir stratejik gerçekliktir.

Bu gerçeği kabul edenler kazanacaktır.

Görmezden gelenler ise değişen dünyanın setlerine er ya da geç çarpıp dağılacaktır.

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Yarın, Türk milletinin istiklal ve istikbal iradesine yöneltilen en hain saldırılardan birinin bertaraf edilişinin onuncu yıl dönümünü idrak edeceğiz.

Yarın, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün onuncu sene-i devriyesidir.

Aradan geçen on yılın ardından görüyoruz ki, 15 Temmuz yalnızca bir gecenin, yalnızca bir kalkışmanın, yalnızca bir darbe teşebbüsünün adı değildir.

15 Temmuz, Türk milletinin tarih boyunca verdiği bağımsızlık mücadelesinin son halkalarından biridir.

15 Temmuz, yalnızca tankların sokağa çıktığı, savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığı, silahların milletimize çevrildiği bir ihanet gecesi değildir.

15 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin içeriden çökertilmek, milli egemenliğin gasp edilmek ve Türk milletinin iradesinin zincire vurulmak istendiği çok katmanlı bir işgal teşebbüsüdür.

Bu nedenle 15 Temmuz’u doğru okumak, yalnızca geçmişi anlamak bakımından değil, geleceği korumak bakımından da milli bir mecburiyettir.

Çünkü 15 Temmuz’u sadece bir darbe olarak tarif edemeyiz.

15 Temmuz’u yalnızca FETÖ’nün kalkışması olarak değerlendirmek yetersizdir.

15 Temmuz, Çanakkale’yi geçemeyenlerin başka yollar aramasıdır.

15 Temmuz, Milli Mücadele’de dize getiremediklerini içeriden çözme teşebbüsüdür.

15 Temmuz, Sevr’i kabul ettiremeyenlerin farklı yöntemlerle aynı hedefe ulaşma arayışıdır.

15 Temmuz, Türk milletinin bağımsız yaşama iradesine karşı yürütülen uzun ve karanlık mücadelenin yeni bir cephesidir.

FETÖ denilen ihanet yapısı ise bu karanlık hesabın yalnızca taşeronu ve sahaya sürülmüş kirli bir maşasıdır.

Bu habis örgüt yıllarca eğitim kisvesi altında büyümüştür.

Hizmet söylemi altında kadrolaşmıştır.

İnanç istismarıyla taraftar devşirmiştir.

Hayır görüntüsü altında hıyanet biriktirmiştir.

Milletimizin temiz duygularını sömürmüş, devletimizin imkânlarını kullanmış, kurumlarımızın içine sızmış ve nihayet fırsatını bulduğunu düşündüğü anda Türk devletine silah doğrultmuştur.

Ne acıdır ki, Türk askerinin şerefli üniformasını gasp etmişlerdir.

Türk polisinin makamını istismar etmişlerdir.

Türk yargısının kürsülerini kirletmişlerdir.

Türk bürokrasisinin emanetini kötüye kullanmışlardır.

Fakat hesap edemedikleri bir şey vardı:

O da Türk milletinin karakteriydi,

Türk milletinin bağımsızlık aşkıydı,

Türk milletinin devletine olan sadakatiydi.

15 Temmuz gecesi milletimiz yalnızca bir darbeyi durdurmamıştır.

Her biri vicdanının sesini dinlemiştir.

Her biri millet olmanın şuuruyla davranmıştır.

Her biri vatan söz konusu olduğunda gerisinin teferruat olduğunu göstermiştir.

Tankın karşısına çıkan bu şuurdur.

Kurşunların üzerine yürüyen bu şuurdur.

Bombalanan Gazi Meclis’i terk etmeyen bu şuurdur.

Meydanları dolduran bu şuurdur.

Şehadeti göze alan bu şuurdur.

Türk milleti o gece bir kez daha tarih yazmıştır.

Ve tarihe şu notu düşmüştür:

Bu millet esir yaşamaz.

Bu millet teslim olmaz.

Bu millet iradesini vesayet odaklarına bırakmaz.

Bu millet devletini terör örgütlerine teslim etmez.

Muhterem Dava Arkadaşlarım,

Onuncu yıl dönümünde üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir diğer husus daha vardır.

FETÖ ile mücadele geçmişte kalmış bir mesele değildir.

FETÖ tehdidinin tamamen ortadan kalktığını düşünmek ciddi bir yanılgıdır.

İhanetin yöntem değiştirmesi, ihanetin sona erdiği anlamına gelmez.

Tehdidin görünmez hale gelmesi, tehdidin yok olduğu anlamına gelmez.

Dün himmet adı altında örgütlenenler vardı.

Bugün başka maskelerle ortaya çıkmak isteyenler olabilir.

Dün eğitim kisvesi kullananlar vardı.

Bugün farklı alanlarda benzer yöntemlere başvuranlar olabilir.

Dün devletin mahrem yapılarına sızmaya çalışanlar vardı.

Yarın başka yollar deneyenler olabilir.

Bu sebeple devlet hafızasının diri tutulması, kurumsal tedbirlerin tavizsiz sürdürülmesi ve milli şuurun canlı tutulması hayati önemdedir.

Unutulmamalıdır ki, millet hafızasını kaybettiği gün tehditler yeniden güç kazanır.

Tarih şuuru zayıfladığı gün fitne odakları yeniden cesaret bulur.

Milli birlik duygusu aşındığı gün Türkiye’nin karşısındaki hesaplar yeniden hareketlenir.

Bu sebeple 15 Temmuz’un hatırasını yaşatmak yalnızca geçmişe saygı değildir.

Aynı zamanda geleceğe karşı sorumluluktur.

Aynı zamanda devletimize karşı görevdir.

Aynı zamanda milletimize karşı vefadır.

Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,

15 Temmuz’un bize verdiği derslerden biri de şudur:

Türkiye’nin bekası günlük siyasi hesapların üzerindedir.

Devletin varlığı geçici tartışmaların üzerindedir.

Milli güvenlik, partiler üstü bir konudur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı her türlü görüş ayrılığının üzerindedir.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin yarım asrı aşan siyasi mücadelesi de işte bu anlayış üzerine kurulmuştur.

Bizim için devlet ebed müddet ülküsü bir slogan değildir.

Bizim için milli birlik ve kardeşlik yalnızca siyasi bir söylem değildir.

Bizim için Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası günlük hesaplara kurban edilemeyecek kadar büyük bir emanettir.

Dün olduğu gibi bugün de aynı yerdeyiz.

Vatanımız için buradayız!

Milletimizin yanındayız!

Cumhuriyetimizin zırhıyız!

Demokrasimizin kalkanıyız!

Türk bayrağının sancaktarıyız!

Ve Allah’ın izniyle yarın da aynı yerde olmaya devam edeceğiz.

Bu vesileyle 15 Temmuz gecesi şehadet mertebesine ulaşan bütün kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyorum.

Terörle mücadelede hayatlarını feda eden bütün şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Gazilerimize sağlık, afiyet ve uzun ömürler niyaz ediyorum.

Rabbim milletimizi her türlü fitneden, devrimizi her türlü ihanetten, devletimizi her türlü saldırıdan muhafaza buyursun.

Türk milleti bir oldukça,

Türk devleti güçlü oldukça,

Milli birlik ve kardeşlik ruhu yaşadıkça,

Hiçbir karanlık odağın,

Hiçbir ihanet şebekesinin,

Hiçbir emperyal projenin,

Türkiye üzerinde başarı şansı olmayacaktır.

Çünkü başka Türkiye yoktur!

Sözlerime son verirken,&nbsp;

Okçuluk Dünya Kupası’nın Madrid ayağında altın madalyaya uzanarak ay yıldızlı bayrağımızı bir kez daha zirveye taşıyan milli gururumuz Mete Gazoz evladımızı yürekten tebrik ediyor, Türk sporuna kazandırılan başarılarımızın artarak devamını diliyorum.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.newsfindy.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında, Türkiye Küresel Hesapları Bozuyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 07:36:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.newsfindy.com/images/haber/devlet-bahceli-tbmm-grup-toplantisinda-turkiye-kuresel-hesaplari-bozuyor-104959-20260715.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.newsfindy.com/images/haber/devlet-bahceli-tbmm-grup-toplantisinda-turkiye-kuresel-hesaplari-bozuyor-104959-20260715.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.newsfindy.com/images/haber/devlet-bahceli-tbmm-grup-toplantisinda-turkiye-kuresel-hesaplari-bozuyor-104959-20260715.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>