Hüseyin Baş, Meclis Fikirlerin Değil, Yumrukların Yarıştığı Bir Yer Oldu
Hüseyin Baş, Meclis Fikirlerin Değil, Yumrukların Yarıştığı Bir Yer Oldu
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın, TBMM’deki şiddet olaylarından kabine değişikliklerine ve geçmiş seçim döneminde Kemal Kılıçdaroğlu ile yaşadığı "söz tutulmadı
Hüseyin Baş, Bir söz vardır, 'Fikirlerimiz savaşsın isterdim ama sanırım silahsızsınız bayım' diye. Biz o Meclis'e milletvekillerini fikirlerini ortaya koyması için millet olarak gönderiyoruz. İdeolojilerin, söylemlerin, geleceğe dair tasavvurların tartışıldığı bir yer olsun diye o vekiller Meclis'e gönderiliyor. Toplumun kahir ekseriyetinin hayal dahi edemeyeceği maaşlarla, imkanlarla orada zaman geçiriyorlar. Ama günün sonunda fikirler değil düşünceler değil yumruklar havada uçuşuyor. Bu Türkiye adına kabul edilemez bir durum, utanç verici bir durum.
“Kabinedeki değişiklikler seçim olmayacağını gösteriyor”
Şu tablo (Gökçek'in boksörlü paylaşımı) bu atamaların dövmeye gelen bir atama olduğu sonucunu çıkarır. Seçim için bu kabine değişikliklerinin yapıldığı yazılıp çiziliyor. Ben bu değişiklikleri seçime giden bir Türkiye olarak değil, bilakis seçime gitmeyen bir Türkiye'nin kabine değişiklikleri olarak görüyorum, çünkü böyle seçime gidemezsiniz. Şu anda yapılan her şeyin iktidara zarar verdiğini iktidar mensupları ve Sayın Cumhurbaşkanı çok iyi biliyor. Bunlar oy getirmiyor. Bunlar oy götürüyor ama buna rağmen yapılıyor.
“Kemal Kılıçdaroğlu bize verdiği sözü tutmadı”
Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizden destek talep ettiler. Ben de açıkça kendisine, 'Biz Türkiye'de değişimin olması gerektiğini düşünüyor ve sizi destekleyeceğimizi buradan ifade ediyoruz. Fakat Bağımsız Türkiye Partisi'nin fikirlerinin, düşüncelerinin, söylemlerinin, ki nitekim bu söylemler ve düşünceler Atatürk çizgisinde, Cumhuriyet ve bağımsızlık fikrini savunan düşünce ve söylemler, bu düşüncenin Meclis'te temsil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi ile birlikte hareket edebiliriz' dedim. Bunlar karşılıksız bırakıldı. 39 milletvekili biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi sıralarından Meclis'e sokuldu, hatta bunlardan birisi Sadullah Ergin’di.
-Size verilen söz tutulmadı mı orada? Doğru mu anlıyoruz? - Evet, doğru anlıyorsunuz. Öyle oldu! -Kemal Kılıçdaroğlu size verdiği sözü tutmadı- Evet, sözünü tutmadı! O zaman CHP'nin teşkilat başkanı olan Oğuz Kaan Salıcı'ya, 'Bu konuyu halledelim' dedi. Atatürk ve Cumhuriyet ortak paydasında buluştuğumuz halde biz Meclis'te o zaman var olamadık. Yaşandı bitti saygısızca mı denir? Meral Hanımla da o dönemde çok yakın ilişkilerimiz vardı. Geçti gitti. Önümüzdeki seçimlere bakacağız.
“Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır”
Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır. Bağımsız Türkiye Partisi Türkiye'ye çok şey söyleyecektir. Önümüzdeki süreçte de, seçim döneminde de bunları göstereceğiz, anlatacağız, yaşayacağız. Ben şunu iddia ediyorum; Türkiye'de farklı sesi olan tek siyasi yapılanma biziz. Bugün vergi oranlarındaki veya maaşlardaki ufak tefek farklılıklar haricinde ne iktidarın, ne muhalefetin, ne ana muhalefetin hiçbir farkı yoktur. Çünkü dünyaya ve Türkiye'ye aynı gözle, aynı sistematik bakış açısıyla bakarlar. Bağımsız Türkiye Partisi bu noktada tamamen ayrışır. Yine baktığınızda terörsüz Türkiye diye bir süreç işliyor. Bugün Meclis muhalefetiyle, iktidarıyla bu sürecin destekçisi.
“Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir”
Atatürk'ün laiklik yaklaşımı olmasaydı bugün ben inandığım dini yaşayamazdım. Laiklik dinsizlik değildir. Bunu ben muhafazakar ve mütedeyyin seçmen kardeşlerime söylüyorum. Bilakis laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir. Laiklik olmasaydı bu ülkede Hüseyin, Ahmet'in dayattığı dini yaşayacaktı! Bugün laiklik olduğu için Hüseyin kendi inancını yaşayabiliyor. Laiklik dinin emniyet supabıdır benim gözümde. Neden? Çünkü hiç kimse kimseye bir din dayatamaz, bir inanç yaşatamaz ama laiklik kimsenin dinini yaşamasının önünde bir engel değildir. İsteyen istediği gibi dinini yaşayabilir. Türkiye'de cumhuriyete karşı, Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı, laik düzene karşı hangi kurum veya kuruluş varsa bu milletin, bu devletin aleyhine çalışıyordur. Bu hangi kurum veya kuruluşsa… Bu bahsettiğimiz tarikat ve cemaatler de bunların aleyhine çalışıyor, Türkiye'nin kurucu değerlerinin, Atatürk ilke ve inkılaplarının, cumhuriyet değerlerinin aleyhine çalışıyor. Bu milletin aleyhinedir. Bu milleti bölmekten, parçalamaktan ve sömürülen bir toplum yapmaktan başka hiçbir yere itmeyecektir.
Bülent Arınç'a dindarlık ve ahlaki çöküntü cevabı
(Sunucu: Bülent Arınç toplumda dindarlık ve ahlaki değerler konusunda ciddi bir gerileme yaşandığını söylüyor…)
-Arınç Türkiye'nin son 25 yıllık dönüşümünün ana aktörlerinden biri. Türkiye son 25 yılda bu kadar yozlaştı Bir toplumda ekonomi ne kadar kötüye gidiyorsa ahlak o kadar bozuluyor. O zaman sorumlular bellidir ve çözümün nasıl ve nereden başlatılacağı da bellidir. Dolayısıyla söylenenler doğru ama bunun sorumlularının bence önce öz eleştiri yapması lazım.
“Viyana'da 11. Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirdik”
Viyana'da 11. Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirmiş olduk. Viyana'nın seçilmesindeki en temel faktörlerden biri şu; Viyana Avrupa'nın bilim, entellektüelite ve kültür anlamında, eğitim anlamında başkenti sayılabilecek birkaç lokasyondan birisi. Kongre Viyana Teknik Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleşti. 21 farklı ülkeden 50'den fazla akademisyenin katıldığı bir kongreden bahsediyoruz. Milli Ekonomi Modeli, babamın yazdığı model. Fransa'dan, Hollanda'dan, Portekiz'den, Avusturya'dan, Endonezya'dan, Özbekistan'dan yani dünyanın bambaşka coğrafyalarından gelen akademisyenler şunu söylediler; Bu tez, değişen dünyada bütün dünyanın ihtiyacı olan bir tez!
“Hiçbir partinin parti programı bu kadar farklı ve geniş akademik çevreden onay almış değil”
Şimdi buradaki en önemli şey şu; Milli Ekonomi Modeli Bağımsız Türkiye Partisi'nin parti programı. Sonuçta bizim parti programımız bir ekonomi programı. Bir ekonomi programı içeriyor ve dünyanın farklı coğrafyalarından onlarca akademisyenin onayladığı bir parti programından bahsediyoruz. Türkiye'de ben inanıyorum ki başka hiçbir siyasi parti olmasın ki bu kadar farklı çevrelerden ve akademik camiadan onay almış ve kabul almış olsun. Bu, Bağımsız Türkiye Partisi'nin de, programının ve yapmak istediklerinin ne kadar güçlü unsurlar ihtiva ettiğinin bir başka göstergesidir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

