Ankara’da Siyasi Zirve: Dervişoğlu–Yavaş Görüşmesi, Yavaş: Operasyon Yapılacaksa Kime Yapılacağı Bellidir
Ankara’da Siyasi Zirve: Dervişoğlu–Yavaş Görüşmesi, Yavaş: Operasyon Yapılacaksa Kime Yapılacağı Bellidir
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile görüşmesinin ardından operasyon iddialarına ilişkin “Ankara’da operasyon yapılacaksa kime yapılacağı bellidir” dedi. Yavaş, belediyede şeffaflık vurgusu yaparken, Dervişoğlu ise İYİ Parti’nin herhangi bir partiyle ittifak görüşmesi yürütmediğini açıkladı.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’la bir araya geldi. İYİ Parti Genel Merkezi’ndeki görüşmede İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İYİ Parti Yerel Politikalar Başkanı ve Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz ile İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan yer aldı. Dervişoğlu ve Yüksel, görüşme ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı’nda yeniden göreve gelmesinden dolayı Yavaş’ın tebrik ziyaretinde bulunduğuna işaret eden Dervişoğlu, “Kendisini ve heyetini ağırlamaktan büyük gurur duyduğumu ifade etmek isterim. Kendisi Ankara'ya olan hizmetleriyle anılan bir belediye başkanımızdır. Bütün siyasilerle olduğu gibi kendisiyle de maziye dayalı özel bir hukukumuz bulunmaktadır. Bu kapsam içerisinde kendisiyle sohbet ederken hem ülkenin temel meseleleri üzerinde görüş alışverişinde bulunduk hem de Ankara'nın sorunlarıyla ilgili lütfedip bizleri bilgilendirdiler. Kendilerine bu nazik ziyaretleri için şükranlarımı sunuyorum” dedi.
Dervişoğlu ve Yavaş açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
“İYİ Parti'nin olmadığı bir denklem gündeme gelmiyor”
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın ittifak çıkışı sorulan Dervişoğlu, “İYİParti olarak şu ana kadar, özellikle seçimlerden sonra başka siyasi partilerle yapmış olduğumuz bir ittifak görüşmesi yok. Ama bu ittifak görüşmelerinin tamamına İYİParti dahil ediliyor. Bizim bilgimiz dışında partimizin adının zikredilmesinden doğrusunu isterseniz bir rahatsızlık duymuyoruz. Çünkübu kabil tartışmalar; İYİParti'nin olmadığı bir denklem artık Türk siyasetinde gündeme dahi getirilemiyordur sonucunu çıkarıyor. Bu soruların hep şahsen muhatap oluyorum. İYİ Parti kurumsal kimliği ve varlığıyla da Türk siyasetinde önemli bir yer işgal etmektedir. Dolayısıyla bu kabil kararlar, siyasi partilerin genel başkanlarının tek başına alacağı kararlar değildir. Dolayısıyla tekraren ifade ediyorum ki;İYİParti'nin herhangi bir siyasi partiyle yapmış olduğu bir ittifak görüşmesi mevcut değildir. Böyle bir görüşme söz konusu olursa kamuoyuna açık bir biçimde, yine milletimizle paylaşılarak gerçekleştirilir. Bunun kararı da sadece genel başkanın inisiyatifine bırakılmaz. İYİ Parti Genel İdare Kurulu’nda görüşülür, İYİ Parti Başkanlık Divanı’nda değerlendirilir. Buraya ziyaret için gelen herkesle ilgili söylediklerim vardır. Bizi ziyaret edenlerin iyi taraflarına iltifat ederim. Eğer bir olumsuzluk söz konusuysa eleştirimi kamuoyuna açık bir şekilde ifade ederim. Spekülasyon diye tanımlanacak hususlar üzerinden tartışma yapılmasını doğru bulmuyorum. Ama bir memnuniyetim var. Kim bir siyasi denklemden bahsediyorsa, o denklemin içinde mutlaka İYİParti'nin ismini zikrediyor. Bu da İYİParti'nin artık Türk siyasetinde vazgeçilmez ve tartışılmaz bir siyasi güç olduğugerçeğin ortaya çıkarıyor” ifadelerini kullandı.
“Raporda Türk milleti kavramından bahsedilmemiş”
Süreç komisyonunda ortak raporun kabul edilmesine dair görüşleri sorulan Dervişoğlu, “Komisyona hangi saikle karşı çıktığımı defalarca ifade ettiğimi biliyorsunuz. Gerekçesinin ne olduğunu biliyorsunuz. Kapsamlı bir rapor yazıldığı söyleniyor. Orada İYİParti’yi ilgilendiren taraf şu;sankiTürkiye'deki bütün siyasi partiler ittifak halinde ve o raporun hazırlanmasına katkı sağlamışlar gibi birtakım ifadelere yer veriliyor. İYİParti'den bahsederken de ‘Komisyona daha önceden katılmayacağını belirten parti’ diye bahsediyor. Raporun hiçbir yerinde İYİParti'den eser yok. Bu yönüyle baktığınızda raporu hazırlayanların niyetleri de ortaya çıkıyor. Raporla ilgili değerlendirmemiz sürüyor. Böyle kapsamlı konularda derin yorumlar yapabilmekpek tabiidir ki mümkün değil. O komisyona katılan siyasi partilerin şerhlerini de inceleyerek, üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışacağız. Ayrıca dikkatimi çeken bir şey var.Raporu birkaç kez okudum. Raporda bir kere bile Türk milleti kavramından bahsedilmiş. Bu durum netice itibariyle Cumhuriyeti kuran iradeden bahsedilmemesi demektir. Ayrıca Türk, Kürt, Arap gibi 3 ayrı unsura atıfta bulunarak, bu alanlara vurgu yapılarak; sanki devletin milleti farklı bir biçimde tanımlayacakmış gibi bir hissiyat oluşturuyor.Rapor bir yönüyle de İmralı'daki cani başı Öcalan ve PKK'ya meşruiyet kazandırma niteliği taşıyor. PKK’ya münhasır özel bir yasanın hazırlanacağına dair de birtakım işaretlemeleri içinde barındırıyor.Son derece muğlak, somut tarafı olmayan ve sorumluluğu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üzerine bırakan birtakım saptamaları da içinde barındırıyor. Bu konuyla alakalı olarak hem arkadaşlarımız çalışıyorlar hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki parti grubumuz hem de şahsen ben çalışıyorum” şeklinde konuştu.
Dervişoğlu, kapsamlı açıklamayı 20 Şubat Cuma günü saat 14.00’te genel merkezde yapacağını söyledi.
“Mansur Yavaş’a mazisi kefildir”
Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon iddiaları sorusu üzerine Dervişoğlu, “Sizlerle gayet iyi uyum sağlayabiliyoruz ama sosyal medyada kendisini gazeteci ilan eden arkadaşlar var. Aşağılamak için söylemiyorum ama onlar bizim yaptıklarımız ve yapamadıklarımız üzerinden değerlendirme yapıyorlar. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımıza, o soruşturmayla ilgili yöneltilmiş ithamların başında benim kurduğum bir cümle var. Mansur Yavaş'ın karakteri,başkasının kefaletinemani bir karakterdir. Çünkü mazisi kendisine kefil bir siyasetçi, başka bir kefalet yoluna başvurmaz. Bu yönüyle baktığımızda kendisiyle olan hukukumuzdan da iftihar ederiz.” dedi.
“Halk seçim isterse iktidar kaçamaz”
Erken seçim tartışmaları sorulan Dervişoğlu, “Erken seçim bu kadar sıklıkla zikrediliyorsa bilin ki böyle bir ihtiyaç vardır ama seçim yapmanın şartları bellidir. O şartların nasıl oluşacağı da bellidir. Bu ülkeyi yönetenlere dönüp sorduğunuzda,2028’deki muhtemel seçimin 3 ay öncesindeki seçim bile erken seçim olarak değerlendirilebiliyor. Bu yönüyle bakıldığında gerçekten erken bir seçim isteniyorsa bu seçimin takviminin iktidara bırakılmaması gerekliliği de ortaya çıkıyor. Ama neresinden bakarsanız bakın, içinde iktidarın olmadığı bir nitelikli çoğunluğun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden seçim kararını çıkarması pek mümkün değil. Halk seçim isterse iktidar kaçamaz.Halk üzerine düşeni yapacaktır diye umut ediyorum.” şeklinde konuştu.
Emekliye bayram ikramiyesi teklifi
Emekliye verilecek bayram ikramiyesinin asgari ücretin en az yarısı kadar olması yönündeki çağrısı hatırlatılan Dervişoğlu, “Emekli aylıkları belirlenirken ve en düşük emekli aylığı 20.000 lirayla sabitlenirken, o zaman bunun herhangi bir ihtiyacı karşılamadığını ifade etmiştik ama maalesef ülkeyi yönetenlerin kanaatlerini değiştiremedik. Şimdi üzerinde tartışma yapılan bir alan var. O da emekli ikramiyeleri ile alakalı. Senede 2 defa verilen bir ikramiye türü. Bayram ikramiyeleri olarak tarif ediliyor. Bunun yöneticilerin keyfine bırakılmaması gerektiğine işaret ederek, bir usule bağlanmasını talep ettik. Emekli ikramiyelerinin ilk ortaya çıktığı 2018 yılındaki 1000 liralık ikramiye 250 dolara tekabül ediyordu. O yönüyle baktığınızda bugün bu rakam en az 11.000 TL olarak karşımıza çıkıyor. Şayet asgari ücret üzerinden bir değerlendirme yaparsanız 17.000 TL’lik bir emekli bayram ikramiyesinden bahsedebilmek söz konusu oluyor. Sadece yöneticilerin inisiyatifine bırakılmamasını temin etmek ve işi dediğim gibi kurala bağlamış olmak bakımından da emekli bayram ikramiyelerinin asgari ücretin en az yarısı kadar sabitlenmesini önerdik. Yani asgari ücret 28.000 TL isebu ülkeyi yönetenler bilsin ki; bayramda asgari ücretin yarısı kadar ikramiye verecek. O da 14.000 TL’ye tekabül ediyor. İki ikramiye yıllık bir maaş ediyor. Bir ihtiyacı karşılamış olmasa bile bayramda emeklilerimizin nefeslenmesine vesile olacaktır diye düşünüyorum. Diler ve umarım ki bu teklifimizi nazarı itibare alırlar. Konunun şahıslarının inisiyatifinde olmadığını anlarlar. Bir hukuki temele oturtmak için de çaba sarf ederler” dedi.
“Kürtler için de bir savunma hattı oluşturuyorum”
Sürecin devam ettiği bir zaman diliminde tekrar gündeme gelen yeni anayasa tartışmaları ve ittifakın sandalye sayısına dair soru üzerine Dervişoğlu, “Bu konular en başından beri zikredilen konulardır. Bir buçuk seneden beri bu tartışılıyor.En başından beri diyorum ki; bunlar neticeye taalluk edecek sonuçları elbette ki getirmeyecek ama Türkiye'nin tartışılmazlarını tartışma masasına yatıracak veTürkiye bu tartışmadan da uzun süre zarar görmeye devam edecek. Şimdi Türkiye'nin gündemine bir anayasa tartışması var. Az önce ifadelerimin arasında da söyledim. Bu raporörgütün beklentilerinin lehine bir takım yasal ve anayasal düzenlemeler yapmaya yönelik önermeler içeriyor.Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Anayasa değiştirmenin şartı bellidir. Ne kadarlık bir nitelikli çoğunluğa ihtiyaç duyulduğu, bir anayasayı referanduma götürmek için 360 milletvekili sayısına ulaşmak gerektiği, anayasayı direkt olarak meclisten çıkarabilmek adına da en az 400 milletvekilinin evet oyu vermesinin gerektiği; kamuoyunun malumu olduğu kadar, aynı zamanda da anayasal ve yasal zorunluluklar demeti. Bu yönüyle bakacağız. Türkiye'nin neyi tartışıldı bir buçuk yıl içerisinde?Milli devlet vasfı, vatandaşlık tanımı, üniter devlet tanımı, entegrasyon, terör örgütünden hüküm giymiş olanların sosyal hayata dahil edilmesi ve Abdullah Öcalan denen İmralı canisinin özgürlüğe kavuşturulması.Bütün bu tartışmalardan bu ülkede sorunu çözülmüş bir tane vatandaş olduğunu söyleyebilen varsa gelsin kendisiyle tartışmaya hazırım. Hangi sıfatı taşıyor olursa olsun. Kürt meselesi diye ele aldıkları sorun içerisinde, sorunu olan Kürtlerin hangi sorunu çözüldü gelsin bana anlatsınlar. Ben en başında söyledim. Bir siyasi partinin genel başkanı, Abdullah Öcalan'ı meclis kürsüsüne çağırdığında açıkça ifade ettim. Bu üsluptan anlaşılıyor ki, İmralı canisinin hürriyetine kavuşturulmasına dair bir adım atılmak isteniyor ve milletimiz buna karşı uyanık olsun demiştim. Dediğim noktaya geldiler. Eğer ülkenin meselesi PKK’nın ve Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü meselesiyle özdeşleşmiş; PKK eşittir Öcalan, o da eşittir Kürtler tanımını içlerine sindirebildilerse ben buna bir şey diyemem. Ama ben bu ülkede yaşayan Kürt kökenli Türk vatandaşlarının; neresinden bakarsanız bakın, adil ve uygar bir devlet arayışı içerisinde olduklarını biliyorum Onun için hep de söylüyorum. Bütün bu olup bitenlerden toplumun bir kesimi olumsuz etkilememeli. Dolayısıyla benim yaptığım işler ve dile getirdi ifadeler, aslında Kürtler içinde bir savunma hattı oluşturma anlamı taşıyor. Bu devleti yönetenler bir gün bizi anlayacak. Aslında anlamaya başladılar da anladıklarını ikrar etmiyorlar. Siyaseten bunu gerçekleştireceğimiz zaman gelecek. Ramazan ayı içerisinde Güneydoğu Anadolu'da birçok iftar programına katılarak sevdası Türkiye kaygısı Türkiye'nin geleceği olan Türk vatandaşlığını içine sindirmiş,Türk bayrağınaaşık olan vatandaşlarımızın sofrasında iftar edeceğim” dedi.
“Mesela, Öcalan'ın özgürlüğüne kavuşturulmasıysa Uzun Çarşı boydan boya”
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin böyle bir suça ortak edilmesine karşı olduğunu hatırlatan Dervişoğlu, “Eğer birisini serbest bırakmak istiyorsa, Sayın Cumhurbaşkanı’nın elinde o yetkisi var. Suç ortağı aramasına hiç gerek yok. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde böyle bir suçun aleti konumuna getirilmiş olmasının uzun vadeli sorunları da beraberinde getireceğini biliyorum. Dolayısıyla herkes niyetini açıklasın. Sayın Cumhurbaşkanı bu konuyla ilgili henüz bir şey söylemedi, ortağı konuşuyor. Ya da kendisinin televizyonlara çıkmasına onay verdiğisosyal medya trollerine benzeyen televizyon yorumcuları da var. Her alanda meramların anlatmak konusunda mahirler. Her derde deva açıklamalar yapabiliyorlar.Ama benim söylediğim; eğer mesela Abdullah Öcalan'ın özgürlüğüne kavuşturulmasıysa, uzun çarşı boydan boya, tek imzayla yapabilir bunu. Milleti bulaştırmasın
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

